Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 72575 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt:PÜF noktası
« Yanıtla #345 : Ağustos 11, 2022, 10:21:46 ÖÖ »
PÜF noktası

Bu başlıkta 23 forum sayfası doldurmuşuz. Kafa karıştırıcı bir durum. Bu konu ile yeni/eski ilgilenenler varsa teori yanılgılarının temel sebebini yani PÜF noktasını bir iki cümlede özetleyivereyim dedim:

Işık hızını aynalı gidiş dönüşlü özel bir düzenek ile ölçüyoruz ve c = ~300 000 km/saniye buluyoruz ya, işte Lorentz, Poincare, Einstein ve geçen 117 yıl boyunca akademisyenler ve çoğunluk, bu değeri fotonun ışık kaynağından uzaklaşma hızı olarak varsaydılar. Teori tümüyle bunun üzerine kuruldu.

Oysa bu düzenek, fotonun yalnızca uzay boşluğundaki hızını ölçebiliyordu; kaynağı ile arasındaki mesafenin değişim hızını değil.

Bu seçenek mevcut ve ne yazık ki gerçek de bu.  23 sayfa okumadan bir tek bu İPUCU ile teorinin yanılgılarını anlayabilirsiniz.

Başka bir ifade: Foton salınma noktası uzay boşluğunda -sanal olarak- işaretlenir. Foton bu noktadan c hızıyla uzaklaşır. Işık kaynağı,  fotonu salma anında bu noktadan geçmiştir. Foton ile ışık kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızıyla değişir; fakat mevcut aynalı düzenek ile bu ışığın hızı ölçüldüğünde gene c  değeri bulunur.

Yalnızca bu püf noktasını bilmek, içselleştirmek bile teorik fizik alanında sizi bir üst lige taşıyacaktır.
« Son Düzenleme: Ağustos 18, 2022, 05:30:33 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #346 : Ağustos 24, 2022, 11:07:26 ÖÖ »
Bu başlığın ilgilenenleri için ilginç bir şey paylaşayım:

Bilindiği gibi Einstein Özel görelilik teorisini, foton ve ışık kaynağının yalnızca tek yönde ve paralel hareketi halinde analiz etmiştir. Diğer yönler ihmal edilmiştir. Sadece kaynağın yoluna dik doğrultuda giden foton için "izdüşüm sebebiyle etkisiz" demiştir.



Şekilden hatırlayalım: Paralel foton hareketi için SR mentalitesini; dik foton hareketi için LCS mentalitesini kullanmış. Yani foton salınma noktası ( O ) dış referans çerçevede işaretleniyor; kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçiyor.

Einstein, farkında olmadan LCS yöntemini ONAYLAMIŞ.

Ne diyeyim asıl gerçeği ıskalamış; gizem yüklü çıkarımlar sunan hipotezi öncelemiş.
« Son Düzenleme: Ağustos 24, 2022, 01:29:13 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

P_zar

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 51
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #347 : Ağustos 27, 2022, 06:04:29 ÖS »
NASA Bilim Adamları Karanlık Enerjiyi Araştırıyor - Albert Einstein'ın Yerçekimi Teorisini Yeniden Çalışma Zamanı mı? (NASA Scientists Probe Dark Energy – Time To Rework Albert Einstein’s Theory of Gravity?)

https://scitechdaily.com/nasa-scientists-probe-dark-energy-time-to-rework-albert-einsteins-theory-of-gravity/

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #348 : Eylül 04, 2022, 10:51:06 ÖÖ »
PÜF NOKTASI na ek açıklama

Özel görelilik teorisi fotonun, ışık kaynağından (örneğin bir flaştan) daima c değerindeki hız ile uzaklaştığını iddia ediyor ya; foton salındıktan sonra örneğin sağ tarafa giderken flaş sol tarafa giderse (ki, herhangi bir engel yok) bu durumda flaş ile foton arasındaki mesafenin c hızıyla artması için kaynak flaş, -kendi hızı kadar- fotonu geri çekmesi gerekir; bu nedensellik ihlali çok açık ve net (aynı yönde gittiklerinde flaşın kendi hızı kadar fotona ilk hız eklemesi yapması gerekir; ki fotonun kaynağının hızından bir ekleme almadığını da biliyoruz).  Flaş ve foton paketi aynı yönde giderse zihin bu uygunsuzluğu netleştiremiyebilir ve tolere edebilir. Hatta diyebilirsiniz ki flaş ve foton aynı yönde gittiğinde özel görelilik teorisi uzunluk boyutunu kısaltıyor; bu kısalma olayı açıklayabilir; iyi de flaşın hızı sebebiyle fotonun henüz gitmediği yolunun kısalması nasıl olacak? Hepten saçma.

Zıt yön analizi, uygunsuzluğu reddedilemeyecek kalıpta sunuyor. Zıt yönde flaş/ışık kaynağı fotonu flaşın hızı kadar geriye mi çekecek? Saçma ötesi.


İşte SR nin ÇOCUKÇA mentalitesi. Bilim kılıfındaki bir masalın yüzyıldan fazla süredir insanlığı büyülüyor olması çpk ilginç. Bilim bu uygunsuzluğu sahiplenmekten vazgeçmelidir artık. Derslerde "tuzak bilim" teması olarak anlatılabilir.
« Son Düzenleme: Eylül 05, 2022, 11:00:36 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

P_zar

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 51
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #349 : Eylül 08, 2022, 04:10:27 ÖS »
Sayın Özgen Hocam ( https://www.youtube.com/watch?v=ev9zrt__lec&list=PLkyBCj4JhHt_pz8HUG7rbMeKFsStae10k&index=1 ) "Albert Einstein’ın İzafiyet Teorisi" videosunu izlerseniz, göreliliğin anlatıldığı videonun neresinde teorik hata var?
Zamanınız olursa yanıtlayabilir misiniz?
Saygılarımla...

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #350 : Eylül 08, 2022, 05:56:13 ÖS »
Sayın Özgen Hocam ( https://www.youtube.com/watch?v=ev9zrt__lec&list=PLkyBCj4JhHt_pz8HUG7rbMeKFsStae10k&index=1 ) "Albert Einstein’ın İzafiyet Teorisi" videosunu izlerseniz, göreliliğin anlatıldığı videonun neresinde teorik hata var?
Zamanınız olursa yanıtlayabilir misiniz?
Saygılarımla...

Bana daha somut açıklama yapmak için bu fırsatı verdiğinizden teşekkür ederim P_zar.

1-Gece karanlık, otogarda bir otobüsün içindeyim. Birden, hareket ettiğimiz zehabına (?!?) kapılıyorum; bakıyorum şoför yok. Evet iki objeyi evrenin kalanından izole ettiğimizde hangisinin hareket halinde olduğunu çözmemiz zor olmakla birlikte evrende duran hiçbir şey olmadığını bildiğimizden kendimize ya da kerteriz partner objeye referans rolü vermek algıda yanılmaya neden olabiliyor.

2- Gerçi, ivmelenme halinde içinde bulunduğumuz aracın hareket halinde olduğunu anlarız ataletimiz bizi geriye iter; ya da aracın yavaşlaması halinde öne doğru eğiliriz.

3- Videoyu çeken kişi özel görelilik teorisinin birinci postulasını, (sanırım ikizler paradoksunu dikkate alarak *) yanlış belirlemiş. Teorinin birinci postulası (ön kabulü) "sabit hızla lineer giden bir cismin eylemsiz çerçeve olarak işleme alınabileceği" ilkesidir. Bu ilke "Galilei görelilik ilkesi olarak bilinir. Teorinin "ÖZEL" sıfatı bu ilkeden gelir. Bu postulanın SR için kullanılması YANLIŞTIR. Çünkü, bu ilke yalnızca cisimler arasında ve kütlesel aktarım halinde geçerlidir. Örneğin, sabit hızla ve lineer giden bir geminin gözlem direğinin tepesinden bir çakıl taşını serbestçe bıraktığımızda çakıl direğin dibine düser. Gemi hızlanır ya da yavaşlarsa ya da dönüş yaparsa çakıl taşı, direğin açığına düşer; ilkenin açılımı/özü budur, yani gemi hareketsizmiş gibi netice verir; çünkü çakıl geminin hızından yatay bir ilk hız bileşeni edinmiştir. Işık ya da foton geminin hızından bir ilk hız edinmediğinden Einstein ve diğerlerinin eylemsiz çerçeve kanaati isabetli değildir. Çakıl taşı yerine flaş çakması (foton paketi) koyduğumuzda, ışık geminin hızından bir ekleme almayacağından -foton, direk boyu mesafesini katetmesi için gereken sürede gemi de bir miktar yol alacağından- foton gemi direği dibinin gerisini işaret eder. Nitekim, Einsten, hem özel görelilik teorisinde dik izlekte giden ışık için hem de genel görelilik teorisinde (asansör kabini düşünsel deneyinde) kabin duvarına dik giden foton için bu ilkeyi analiz dışı bırakmıştır (bu nokta çok ilginçtir; acaba, aymış da anlaşılmayacağına mı güvenmiştir; yoksa, kendi kendini de mi aldatmıştır?) .

4- Özel görelilik teorisi ile ilk tanışanlar ya da daha önce kendisi bir fikir yürütmemiş olanlar teorinin yönlendirmesine maruz kalıyorlar. Video da roketten salınan lazer ışığının düşey izleği pilot için referans zaman temposu olarak belirlenmiş. Dünya üzerindeki gözlemcinin bu lazer ışığını diyagonal izlekte daha uzun kattetiği söyleniyor. İşte tam bu noktada bir illüzyonist numarası var: Roketten salınan lazer ışığı düşey değil açılı ya da diyagonal salınmış gibi (lütfen tekrar izleyiniz)(**). Yöntem bilimine göre analiz, tek ve tanımlı foton ya da foton paketi ile ve delikli plaka filtre ile düşey doğrultu verilmiş foton marifeti ile yapılmalıydı. Bu anlatım düşünsel deney formatında olduğundan ve lazer ışığı süreklilik halinde işleme alındığından başlangıç noktası ile aynaya ulaştığı nokta zihnimizde birleştiriliyor ve izlek, diyagonal oluyor. Bu diyagonal gidiş kanaatine sebep olan çapraz çizgi üzerindeki her nokta -aslında- başka bir zaman anında salınan fotonlardan oluşuyor. To anında flaş gibi  tek kaynaktan salınan tek foton delikli filtre ile düşey doğrultuda gider. Başka bir şansı yoktur. Zihnimizin algı yanılmasını gidermek için tek foton ve filtre kullanmak gerekiyor.

5- Teorinin ikinci postulası "ışık hızı, her gözlemciye göre aynıdır". Bu muğlak bir ifadedir (fizikçilerin dil beceriksizliği). İfadenin doğrusu, "her gözlemci ışık hızını c değeri olarak ölçer" dir. İkisi arasında anlam bakımından dağlar kadar fark var. Ayrıca neyi ölçüyor? sorusu neticelendirilmeden bir yargı oluşturuluyor. Bakınız (bu  başlığı izleyenler lütfen gerekirse birkaç kez okuyunuz ve içselleştirmeye çalışınız; insanlık ve halen akademisyenler nasıl yanılıyor; görün) Her nerede ölçersek ölçelim ışık hızını c = 300 000 km/sn buluyoruz. Bu deneysel sonuç olarak doğru; reddedilemez. Fakat bu bu deney neye göre olan hızı ölçebiliyor? Teori, Lormar, Lorentz, Poincare, Einstein ve neredeyse tüm fizik akademisyenleri fotonun, kaynağından ya da ölçüm ortamından uzaklaşma hızını ölçüldüğünü zannediyor. Başka ifade ile kaynak ile foton arasındaki mesafenin c değeri ile arttığını kabul ediyor. "Kabul ediyor" diyorum ama üzerinde düşünerek bir karar süreci işleterek değil; adeta, matematikteki "aksiyom" gibi kanıtlanması gerekmeyen başlangıç kurgusu muamalesi yapıyor. Mekanik alışkanlıklarından bu kanaate damgalanmışlar; başka bir seçenek akıllarına bile gelmiyor. Diğer seçenek: PÜF NOKTASI: Aynalı ve sürekli foton akımı eşliğinde ölçülen ışık hızı yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel ışık hızıdır. Ölçümlerin yönden bağımsız olması bu sonucun kanıtıdır. Sadece bu hususu idrak etmek bile özel görelilik teorisini ve türev çıkarımlarını çökertir. Bilim adamları akıl edebilseydi bu teori olmayacaktı.

6- Teori foton salındıktan sonraki anları ihmal ediyor ve flaşın/ışık kaynağının özgürce başka yönlere gidebileceğini göz ardı ediyor. Buna dayanak olarak  ölçümde bulunan c değerini gösteriyor.



 (*) İkizlerin ikisi de rokette ve zıt yönde gidiyor olsunlar; uzun eliptik bir yörüngeden tekrar buluştuklarında -teoriye göre- biri diğerine göre genç kalacak; ama ikisi de hareketli olunca birine (A'ya) referans rolü verdiğinizde diğeri genç kalır. Eğer B' ye referans rolü verirseniz -teoriye göre- bu defa A genç kalmalıdır. Nedenselliğe aykırıdır. ikisi de birbirini aynı yaşta görecektir. Yani "paradoksun paradoksu"; yanlış teorinin uzantısı katmerli yanlış oluyor.

(**) Delikli plaka filtre koşuluna katılmayan varsa şunu söyleyeyim. Hareket halindeki roketten yere dik gönderilen lazer ışığı dış gözlemci tarafından diyagonal izlek algılaması sebebiyle roketin zamanının yavaşlayacağına inanıyorsa, roketten tanjant (açı) = v/c açısıyla gönderilen ışığın rokete düşey gidip geleceğini ve bu temponun -tıpkı mantıkla- zaman temposunu hızlandıracağını dikkate almalıdır.

SONUÇ: Teori, ışık hızının kaynağının hızından hem ekleme almadığını kabul ediyor ve hem de fotonun -tıpkı arabadan ileriye fırlatılan bir taş gibi taşın arabadan ilerleyen anlarda da taş hızıyla- c hızıyla uzaklaşacağını iddia ediyor. Hem ekleme almaz diyor; hemde ekleme alıyormuş gibi muamele yapıyor. Argümanı da ölçme sonucu; yani c +/- V beklerken  daima c bulması. Işığın evrensel hızını ölçtüğünü akıl edememesi.

Yani; BÜYÜKLERE MASALLAR.


« Son Düzenleme: Eylül 08, 2022, 09:31:42 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Genel görelilik
« Yanıtla #351 : Eylül 11, 2022, 01:15:57 ÖS »
Genel görellikte ışık izleğinin eğrilmesi (çekimsel mercek)



Bir önceki iletide videodaki çapraz/diyagonal foton izleği konusundaki sözel açıklamayı anlamak zor olabilir diye şekil ile açıklamak istedim.

Aslında bu düşünsel deney, taban ve tavanı ayna kaplı tren vagonu içinde düzenlenerek Lorentz'in zaman birimi genleşmesi / zaman yavaşlaması denklemi çıkarımında da kullanılır. Einstein da aynı kurguyu Genel görelilik teorisindeki ışık izleğinin eğrilmesi hipotezini açıklamak için asansör kabini düşünsel deneyinde kullanmıştır. Yukarıda verilen şekil hem Lorentz hem de genel görelilik mentalitesinin yanlışlığını net olarak sergilemektedir.

1- Asansör kabini duvarındaki bir delikten her saniye bir tek foton yatay olarak salınmaktadır (P1, P2, P3,.....)
2- Asansör kabini her saniye bir miktar yukarı doğru yer değiştirmektedir.
3- P1 fotonu 4 birim sürede kabinin karşı duvarında bir noktayı işaretler. Bu nokta ışık kaynağının yeni konumundan, asansörün 4 birim sürede aldığı yol miktarı kadar aşağı pozisyondadır.
4- Einstein T4 anında çektiği fotoğraf üzerinden Kaynak ile P1 fotonunun ulaştığı bu noktayı birleştirip foton izleğinin diyagonal doğru (ivmeli halde eğri) olduğunu iddia ediyorl. Oysa P1 fotonunun izleği saniye saniye ya da adım adım takip edildiğinde (dört boyutlu ya da film gibi izlendiğinde) yatay bir doğrudur. Zihnimiz yanlış olarak P4 fotonunun salındığı nokta ile P1 fotonunun karşı duvarda ulaştığı noktayı birleştiriveriyor. Oysa dışarıdaki gözlemci kaynağın geçen sürede yer değiştirdiğini idrak edebiliyor. Kabin içindeki deneyci kabin hareketinin farkında olmadığında foton izleğinin eğilmesini yanlış yorumluyor.
5- Bu şekildeki açıklama, genel görelilikte ivme eşliğinde foton yolunun eğrildiği şeklinde neticelendirilmiştir. ben burada asansör kabininin ivmesiz, yani sabit hızla yükselme halinde ele aldım. Einstein'ın genel görelilikteki çekimsel mercek öngörüsü aslında ivmelenme olmadan da gerçekleşiyormuş gibi (bu defa diyagonal izlek sebebiyle). Bu sonuç da ivmelenmeyi kütle çekimi  ile eşleştirmeye gerek bırakmıyor (genel görelilik teorisi ivme ile kütle çekimini özdeşleştirmek için epeyce sayfa ayırmış). Yani ışık izleğinin eğrilmesi doğrudan kütle çekimi ile bağlantılı.

Lorentz'in zaman yavaşlaması için tren içi aynalı düşünsel deneyinde de -yukarıdaki resimde olduğu gibi- film kareleri gibi adım adım düşündüğümüzde/izlendiğimizde başlangıç fotonu ile bitiş fotonlarının aynı olmayacağını idrak edebiliriz. Zihin kestirmecilik yaparken yanlış kanıya varıyor.

Einstein ve diğer konuyu inceleyenler bu şekildeki gibi adım adım izleme yapsalardı zihnin kestirmeciliğik özelliğinin kurbanı olmayacaklardı; özel ve genel görelilik teorileri olmayacaktı.

« Son Düzenleme: Eylül 28, 2022, 11:32:36 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #352 : Eylül 30, 2022, 04:26:09 ÖS »
Yabancı forum ve tartışma/irdeleme (discussion) sitelerinde yeni fikirler öne sürüldüğünde (örneğin evrensel/universal saat modeli) bilim insanları "tamam fikir güzel" de gene de özel görelilik teorisi eşliğinde bu fikri ele alalım türü bir şeyler söylüyorlar.

Einstein'ın hayatı incelendiğinde özel görelilik teorisinin eşi Mileva'nın katkılarıyla oluşturulduğu dillendiriliyor. Yani eşiyle müzakere irdeleme yapılmış olduğu kaydediliyor. Teorinin üstünkörülüklerini idrak ettiğim için bu kayıtlara (içselleştirildiği iddialarına) katılmamakla birlikte günümüz bilim insanlarının Einstein'ın yaptığı söylenen analizi bizzat yapmadıklarına inanıyorum. Oysa "günümüz bilimsel analiz performansı daha yetkindir" diye düşünüyorum ve yeniden ilk defa ele alıyormuş gibi analiz yapılmasını önemsiyorum. Özel görelilik analizini bizzat yapan yetkin bilim insanı (ki bu bilişsel özgüvene sahip lise öğrencisi dahi olabilir) ışık hareketi konusunun yalnızca iki postuladan daha fazla faktör gerektirdiğini akıl edebilir. Teorinin yaklaşımında olan mantık kusurlarını keşfedebilir (örneğin, ışık hızının kendi kaynağının hızından bir ekleme almadığı açıkça ifade edildiği halde bir fotonun kaynağının hızına rağmen -sanki kaynağından bir ilk hız edinmişçesine- kaynağından daima c hızıyla uzaklaşacağı mentalitesindeki uygunsuzluğu sezebilir. Ya da mantığı tam bu noktada çözüme ulaşamadığı için düz okuma ya da ezber ile yetinebilir). Mevcut durumda olan biten budur. Çoğunluğun mazuriyeti bu mantık tıkanması. Peki niye ışık hızı ölçümünde c değeri elde edilmesine başka bir açıklama seçeneği aramıyorlar? Bu çok önemli; önce başka seçenekleri ortaya koyun, bakalım. Lorentz, Poincare, Einstein bir başka seçenek aramamışlar ve Lorentz ile Poincare bu tutarsızlık nedeniyle bulgularını fazla force etmemişler; köpürtme yapmamışlar. Einstein bu noktayı gizem tutkusu ve arayışı eşliğinde rasyonalize etmiş; akla uydurmuş ve fantezi çıkarımlar yapmış.

Özel görelilik teorisinin ilk oluşturulma sürecini bizzat tekrarlamak isteyen günümüz amatör ya da profesyonel bilim insanları bu analiz sırasında teorinin ana postulalarının -içerikleri incelendiğinde- yanlış olduğunu görebilir/görebilmelidir.

Sorarsanız, bu açılımı beraberce yapabiliriz.
« Son Düzenleme: Ekim 01, 2022, 04:21:42 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #353 : Ekim 03, 2022, 11:03:04 ÖÖ »
  Peki niye ışık hızı ölçümünde c değeri elde edilmesine başka bir açıklama seçeneği aramıyorlar? Bu çok önemli; önce başka seçenekleri ortaya koyun, bakalım. Lorentz, Poincare, Einstein bir başka seçenek aramamışlar 

Özel görelilik teorisinin ilk oluşturulma sürecini bizzat tekrarlamak isteyen günümüz amatör ya da profesyonel bilim insanları bu analiz sırasında teorinin ana postulalarının -içerikleri incelendiğinde- yanlış olduğunu görebilir/görebilmelidir.

Sorarsanız, bu açılımı beraberce yapabiliriz.


Einstein'ın sağlığında (ve halen) deneylerin başlangıç niyeti dışında başka hangi hipotezleri desteklediği henüz araştırılmıyordu; böyle bir bilinç ve protokol yoktu; deney sonucu, başlangıç niyeti doğrultusunda yorumlanıyordu. Işık hızı ölçüm deneyinde başlangıç niyeti "kaynağından uzaklaşma hızı” olarak bir nevi gizli postula gibi işlev görmüştü.

Ölçülen tüm hızları ölçüm ortamından uzaklaşma hızı olarak etiketlemek ve kullanmak mekanik alışkanlıklarımızın bir uzantısıdır. Işık gibi evrensel konularda yerel postulaların içerikleri ya da geldisi özellikle araştırılıp bilimsel karar süreci işletilmelidir. Özel görelilik teorisinin şöhreti ve parlak (beyin kamaştırıcı) çıkarımları bu özeni hakeder.

Kandırılmaya izin vermeyiniz.
 
« Son Düzenleme: Ekim 03, 2022, 11:08:16 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #354 : Ekim 23, 2022, 12:54:04 ÖS »
Suda yaşayan canlılar, örneğin bir balık su ortamının tutsağıdır. Hayat alanı sınırlıdır ve zihinsel etkinlikler edinse bile düşünsel referansları bu su ortamının etkisinden kurtulması kolay değildir. İnsanların da benzer yaşam alanı var: Dünya. Doğal interaktif etkileşimler insanın organizmal yapısını dünya ortamına uyumlu hale getirmiştir. Biz insanlar, dünya dışında uçsuz bucaksız bir evren olduğunun farkındayız. Ne var ki evrene dünyadan bakıyoruz. Evrenin dışından bakma ya da resmin bütününü görme imkanımız yok. Böyle olunca ancak zihnimizde canlandırabiliriz, ki bu da donanım ve sistematik düşünme gerektirir. Elimizde bilim var; bilimin isabetli ve verimli kullanılması için yöntem bilimi de var.

Yüz sene öncenin bilimsel çerçevedeki yaklaşımları ile bugünün yaklaşımları farklıdır. Özel görelilik teorisi de 117 yıl öncenin bir çalışmasıdır ve hayat örsünden muaf olduğundan (örneğin bir tedavi yöntemi önerisi değil) hiç değişmeden kalmıştır. Teori mentalitesini içselleştirme adımı da ihmal edilip yüzeysel okuma ile yetinilince çoğunluk, genel kabulden destek alarak fantezi çıkarımlarının gizem düşkünlüğümüze sunduğu rüşvetler eşliğinde teoriyi idol haline getirmiştir. Kuşkusuz şovenist akla uydurma içerikli bilim kılıfındaki makaleler (Muon ömrü, hafele-keating deneyi, GPS düzeltmesi iddiası vb.) de insanları ilk yaklaşımda yanıltmaya hizmet ediyor.

Hepsi iyi de akademisyenler, teori mentalitesini bizzat adım adım incelemeden (Postulaların içeriğinden emin olmadan*) hala teoriye övgüler düzüyorlar. İnsanlığın bilimdeki yüksek başarıları yanında bu tablo çok asimetrik kalıyor.

(*) Bu iletiyi okuyan bir akademisyen var ise lütfen şu açıklamayı dikkate alsın: 1- Eylemsiz çerçeve koşulu olan sabit hızla doğrusal hareket (Galilei görelilik İlkesi) şartı yalnızca cisimler (kütleli objeler) arasında geçerlidir. 2- Işık hızı ölçüm deneyi, ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçebiliyor; kaynağından uzaklaşma hızını değil (bu seçenek mevcut ve her yönde aynı değerin bulunması bir deneysel kanıttır).
« Son Düzenleme: Ekim 23, 2022, 05:47:33 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

P_zar

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 51
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #355 : Ekim 29, 2022, 11:29:40 ÖÖ »
bizden tam terse yönü doğru uzaklaşan ışığın (A yönüne giden ışık) bir kısmı her yöne (birazı da bize doğru, B yönü) geliyor. Biz sadece bize gelen ışığı (bir kısmı da B Yönüne yani bize doğru gelen fotonların) ölçüyoruz, ancak,  A yönüne giden ışığı ise dikkate almıyoruz/ölçmüyoruz mu diyorsunuz?

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #356 : Ekim 29, 2022, 12:44:37 ÖS »
bizden tam terse yönü doğru uzaklaşan ışığın (A yönüne giden ışık) bir kısmı her yöne (birazı da bize doğru, B yönü) geliyor. Biz sadece bize gelen ışığı (bir kısmı da B Yönüne yani bize doğru gelen fotonların) ölçüyoruz, ancak,  A yönüne giden ışığı ise dikkate almıyoruz/ölçmüyoruz mu diyorsunuz?

Sorunuzu tam anlamadım. Genel bir yanıt vereyim.

Işık hareketi konularında ilk yaklaşımlar özneyi "ışık" olarak kullanmıştır. Yöntem bilimine göre -berrak ve akıl karıştırmayan bir analiz için-  tek ve tanımlı foton kullanılmalıdır; ayrıca delikli plaka ile doğrultu ve yön verilmelidir; Dediğiniz gibi bir yıldızdan salınan fotonlar, 41253 küresel derece ve kesirlerindeki doğrultu ve yönlerde gidebilirler. Özel görelilik teorisi bunlardan sadece kaynağın gidiş doğrultusunda olanı analiz etmiştir ve çıkarımlar yapmıştır (Bununla beraber, dik giden ışık için izdüşüm sebebiyle birim deformasyonu olmayacağını bir cümle not etmiştir). Açılımda,  "kaynağına paralel giden fotonun hız sabitliğini korumak için zamanın yavaşlayacağını iddia ederken, dik giden fotonun hız sabitliği için zaman temposunun değişmesine gerek olmadığını" söylüyor. 41253 derecedeki diğer fotonların değişik oranlarda zaman temposunu yavaşlatacağını gözlerden gizliyor. Rölatif hareket halindeki saat ne yapsın? Aynı anda, değişik tempoları gösteremez ki. Bir de kalkıp atomik saatler marifetiyle (Hafele - Keating deneyi) özel görelilik zaman bozulmasını kanıtladık diye makale yazıp akademik derece alıyorlar. Bu sahte değil "karikatür bilim" olur (teorik altyapısı çürük bir hipotezi kanıtlamışlar).

NOT: Gözümüze gelen her foton, c hızıyla gelmiştir. Elimizdeki bir ışık kaynağından çıkan bir foton ile elimiz arasındaki mesafe c +/- Vu hızıyla değişir (fakat mevcut aynalı sistem ile ölçtüğümüzde bu değeri değeri değil c değerini buluruz).
« Son Düzenleme: Kasım 06, 2022, 11:18:52 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Üstünkörülük
« Yanıtla #357 : Kasım 05, 2022, 04:58:02 ÖS »
Alıntı yapılan: alıntı
Işık hızı ölçüm deneyinde başlangıç niyeti, "ışığın, kaynağından ya da deney ortamından uzaklaşma hızını ölçmek" olduğunda elde edilen sonuç da bu niyet doğrultusunda/çerçevesinde tanımlanır. Gerçekte "hangi hızın ölçüleceği" bilinç eşliğinde belirlenmiş değildir. Bu nokta "flu" dur; diğer objelerin özellikle cisimlerin hız ölçümlerinden öykünür (yerel hız gibi ele alınır).  Deney tasarlanırken ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçmeye niyet edilseydi, sonuç -aynı insani tutumla- "ışığın evrensel hızı" olarak tanımlanacaktı.

Işık hızı ölçüm sonucu, halen "foton ile kaynağı arasındaki mesafenin büyüme hızı" olarak etiketlenip kullanılıyor. Biri de çıkıp "ışığın hangi hızını ölçüyoruz? (*)" demez mi? Bunu akıl etmek için şeytanın avukatı olmaya gerek yok. Bir defa ölçüm deneyi ya da düzeneği tamamen ışığa özgü ve özel. Yani "bu deney hangi hızı ölçebilir?" kararı bilimsel inceleme sürecini gerektirir ve insan bilişsel kapasitesi içindedir. Fizik akademisyenleri bu üstünkörülüğü aşabildiklerinde özel görelilik teorisine sadakatleri bitecek ve yeni üst vizyona terfi edeceklerdir.


(*) Bu inceleme sürecini biz gerçekleştirdiğimizde fotonun uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebildiğimizi idrak ediyoruz. Bu aynalı düzenek ışığın kaynağından uzaklaşma hızını ölçemez. Kaynağına göre ya da kaynağından uzaklaşma hızını ölçmek için tek fotonun yalnızca gidişi halinde hızını ölçmek gerekir (Link: https://vixra.org/abs/2006.0223 )
« Son Düzenleme: Kasım 06, 2022, 11:25:48 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 559
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #358 : Kasım 06, 2022, 12:06:38 ÖS »
Siz 'yönlü' gözlem/deney/düşünce ürettiklerini söylüyorsunuz ya, aslında siz de bütünlükle ilgili noktaları gözardı ettiğiniz için (enerjinin korunumu, sınır hızda neler olur vs), başkaları tarafından aynı şekilde görülebilirsiniz. Yani siz de kendi düşüncenize yakın şeylerle ilgileniyorsunuz.

Aklıma gelen bazı sorular var.

Işığın her yönde aynı ölçülmesini onun 'evrensel hızını' ölçtüğümüze dair bir kanıt olarak görüyorsunuz. Oysa biz ne zaman birşeyin 'evrensel hızını' ölçebildik ki? Ölçüm denen şey hep bir referansa göredir. Burada da ölçmenin yapıldığı ortam referans oluyor. Yani bu bir yorum, kanıt değil.

Diğer yorumlama şeklini de Einstein yaptı ve görelilik ortaya çıktı zaten. Üstelik onun yorumlamasında "her nesnenin göreli hızını ölçüyoruz ama ışığın mutlak hızını ölçebiliyoruz" gibi bir istisna yok. Biz hiçbir zaman mutlak hız ölçemedik.

---

Diğer nokta. Işığı ölçme düzeneklerinin onu gerçekten ölçemediğini düşünüyorsunuz. Buna sebep olarak tekli foton ve aynalı gel-git düzeneklerinin buna engel olduğu söylüyorsunuz. Oysa tekli foton çok da önemli değil. İlk çıkan foton zaten ilk varacaktır. Yani ilk saptanan foton ilk fotondur, ve ölçüm tekli gibi görülebilir.

Aynalı düzenekle ilgili de şöyle bir sıkıntı var, sizin düşüncenizle sanırım çelişiyor. Sonuçta gerçek hızını ölçselerdi, "bir yönde c+v, diğer yönde c-v olacaktı, ortalamayı alınca da c çıkıyor bu sayede" diyorsunuz. Oysa sizin sisteminizde c'nin üstünde bir gerçek hız olamaz. Dolayısıyla bir yönde c-v diğer yönde ancak c olabilecekti. Ortalaması da bu durumda c - v/2 olurdu. Yani c çıkmazdı.


zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 539
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #359 : Kasım 06, 2022, 01:59:56 ÖS »

1- Işığın her yönde aynı ölçülmesini onun 'evrensel hızını' ölçtüğümüze dair bir kanıt olarak görüyorsunuz. Oysa biz ne zaman birşeyin 'evrensel hızını' ölçebildik ki? Ölçüm denen şey hep bir referansa göredir. Burada da ölçmenin yapıldığı ortam referans oluyor. Yani bu bir yorum, kanıt değil.

2.1- Diğer yorumlama şeklini de Einstein yaptı ve görelilik ortaya çıktı zaten. Üstelik onun yorumlamasında "her nesnenin göreli hızını ölçüyoruz ama ışığın mutlak hızını ölçebiliyoruz" gibi bir istisna yok.
2.2-Biz hiçbir zaman mutlak hız ölçemedik.

3- Diğer nokta. Işığı ölçme düzeneklerinin onu gerçekten ölçemediğini düşünüyorsunuz. Buna sebep olarak tekli foton ve aynalı gel-git düzeneklerinin buna engel olduğu söylüyorsunuz. Oysa tekli foton çok da önemli değil. İlk çıkan foton zaten ilk varacaktır. Yani ilk saptanan foton ilk fotondur, ve ölçüm tekli gibi görülebilir.

4- Aynalı düzenekle ilgili de şöyle bir sıkıntı var, sizin düşüncenizle sanırım çelişiyor. Sonuçta gerçek hızını ölçselerdi, "bir yönde c+v, diğer yönde c-v olacaktı, ortalamayı alınca da c çıkıyor bu sayede" diyorsunuz. Oysa sizin sisteminizde c'nin üstünde bir gerçek hız olamaz. Dolayısıyla bir yönde c-v diğer yönde ancak c olabilecekti. Ortalaması da bu durumda c - v/2 olurdu. Yani c çıkmazdı.

1- Aynalı sistem ile ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebiliyoruz (Buna mutlak hız demek çok doğru değil; çünkü LCS yöntemi ile incelendiğinde bir miktar noksan ölçüldüğü ortaya çıkıyor), Mekanikte yani cisimler özne/denek olduğunda yerel ortam referans çerçevedir. Mekanikteki bu alışkanlığın ışık hareketine doğrudan uygulanması sorunludur; buna izin vermek için bilimsel inceleme ve karar süreci gerekir. Işık hızı için uzay boşluğu referans çerçeve alındığında ve kaynağın hızı için de uzay boşluğuna göre olan değer dikkate alındığında bunlar arasında işlem yapılabilir.

2.1- Evet, Lorentz, Poincaré ve Einstein ile fizik akademisyenleri hepsi bu aynalı düzenekle yapılan ölçüm sonucunu fotonun kaynağından uzaklaşma hızı olarak kabul ettiler ve bu kabul özel görelilik teorisinin özü (gizli postulası) oldu. Mekanikten gelen damgalanma hız çeşidi olarak başka seçenek düşünmeye izin vermiyordu. Ya da onlar da konuyu yüzeysel ele aldılar.

2.2- Işığın evrensel hızını ölçebiliyoruz; ölçüm düzeneğimiz yerel hızını ölçmemize izin vermiyor. Ölçüm işlemi başlangıç niyetimiz, ışığın evrensel hızı olsaydı, gene aynı düzeneği kullanacak ve sonucu bu defa -aynı tutumla- evrensel hız olarak etiketleyip kullanacaktık. Neyin ölçüldüğü bilimsel karar süreci gerektirir; özel görelilik teorisi bu belirlemeyi ihmal etmiştir.

3- Işık ile ilgili deneylerde ışığın kesintisiz kullanılması ışığın doğasından ve yüksek hızından kaynaklanıyor. Tek fotonun izole/kontrol edilememesi doğanın umurunda değil. Michelson Morley deneyinde de aynı sorun var: Yorumcular başlangıçtaki foton paketinin ikiye bölündüğü ve bunların farklı uzunluktaki yol miktarını katedip girişim ekranına geldiği peşin hükmü dışına çıkamadılar ve bu deney aşırı presizyon koşullarında -boşu boşuna- binlerce kez tekrarlandı. Oysa, girişim ekranında buluşan foton paketi yarıları farklı anlarda salınan  fotonların yarılarıydı. Bu seçenek insan düşünsel performansı dahilindedir ve gerçek de budur. Işık hızı ölçüm deneyinde döner çark ya da döner ayna sisteminin ışık hızını ölçen devir sayısı belirlendikten ve sabitlendikten sonra kaynak, fotonu saldıktan hemen sonra ışık kaynağı söndürülürse, bu ilk fotonun deneyi tamamlayamadığı görülür. Ayrıca ilk çıkan fotonun izole edilmesi mümkün değildir; bu yüzden deneyi tamamlayan fotonun, başlatan fotondan -dünyanın evrensel hareketine bağlı olarak- önce/sonra olması da mümkündür.

4- Düz aritmetik ile hesaplanmıyor; çünkü  dünyanın evrensel ölçekte (uzay boşluğuna göre olan) hareketi anlık değişken olduğu için foton giderken yolu uzuyorsa, gelirken yolu kısalabilir ya da cosinüs etkisiyle değişik değerler alabilir. Tam olarak dengeleme söz konusu değildir. v/2 tahmini çok uzak.
« Son Düzenleme: Kasım 07, 2022, 11:15:20 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.