Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: oe_ Ekim 21, 2020, 11:27:04 ÖS »
Olasılıkla hala topu taca attığımı düşünüyor olabilirsiniz. Söylediğimi biraz detaylandırayım. Ki Newton fiziği ile düşününce, görelilik fiziğinin doğrudan saçma ve çelişkili olacağı ortaya çıksın.

Şimdi ben Newton fiziğine göre belli bir konumda, hızda, kiloda ve boydayım. Diyelim kilom k, boyum b olsun. Hızım da h.
İyi de hızım nasıl h. Aslında bir varlığın kendisine göre hızı hep sıfırdır. Dursam da, koşsam da benim bana göre (referansım ben) hızım sıfırdır, çünkü aramızda boşluk (ben ve ben arasında) oluşmuyor.

Hemen ortaya çıkıyor ki, 10 km/saat hızdayım dediğimde, aslında kendime göre hızımı vermiyorum, dünyada bulunduğum noktaya (referans dünya ve dünyanın belli bir noktası) göre hızımı veriyorum.

İşte görelilik diyor ki, aslında senin kilon, boyun ve zamanının akış hızı da aslında göreli. Yani sen dünyanın 'bu noktasına' göre k kilosunda, b boyundasın. Yoksa çekimin daha fazla olduğu bir yerde bulunsan, gene dünyanın bulunduğun noktasına göre kütlen artardı. Veya daha yüksek bir hıza çıksan (süpermenin uçtuğu gibi yatayda uçsam), boyum hızım arttıkça kısalırdı (nereye göre, kendime göre değil, dünyadaki sabit pozisyondan bakan birine göre).

İşte gariplikler burada başlıyor. Newton fiziği daha bu noktada, "olmaz öyle şey" der ve kestirir, atar. Yani sizin girdiğiniz örnek incelemelerine hiç gerek yok ki, daha bu noktada Newton fiziği iflas ediyor veya onun kabullenmesi imkansız olduğu şeye rastlamış oluyor bile.

Siz diyorsunuz ki OA mesafesi şudur. İyi de kime göre? O'daki gözlemci duruyor ve mesafe ona göre farklı, A daki referans hareketli ve OA mesafesi ona göre de farklı. Yani referansı vermezsek hepsi muallakta kalır.

Aslında çok garip şeyler sözkonusu. Benim kendime göre hızım sıfır. Peki kütlem kaç? Kendime göre boyum kaç? Ben kütlemi ve boyumu dünyaya göre biliyorum. Sabit bir kütlem ve boyum yok. Kendinde değerleri nedir bilmiyorum. Son derece garip değil mi? Siz kalkıp bu garipliği Newton fiziği ile analiz etmeye çalışıyorsunuz. Analize gerek yok ki, saçmalık daha en başta gözüküyor, o mantıkla bakınca. Siz sadece saçma olanı (o mantığa göre) evirip çevirip, türlü türlü farklı saçmalık ve çelişki buluyorsunuz. Ama o bakışla saçma ve çelişkili olması dışında alternatifi yok zaten. Bakışı değiştirmedikçe bu mümkün değil.

Özel göreliliğe göre hız ana aktör (bunda sadece hızı ele almış). Hız arttıkça; zaman yavaşlıyor, mesafe kısalıyor, kütle artıyor.

Genel göreliliğe göre çekim ana aktör (bunda ise ivmeli hareketi, kuvveti/çekimi de hesaba katmış. Çekim zaten kuvvet demek, kuvvet de ivme demek (eğer hareket edebilseydi), ivme de hız artışı demek (yine eğer hareket edebilseydi). Tabii hareket edemediği için ivme ve hız değişmiyor, demek ki çekim aslında 'hareketsiz hız artışı/hareketsiz hız' demek. Ki zaten zaman, mesafe ve kütle üzerindeki etkileri hız artışı ile aynı). Çekim arttıkça; zaman yavaşlıyor, mesafe kısalıyor, kütle artıyor.

Yani siz bu sistemi Newton fiziğine göre analiz edip çelişkiler bulmakta haklısınız, ama Newton fiziğine göre analiz etmek de haksızsınız.

Görelilik fiziğinin testleri, ancak dünyadaki işleyişle anlaşılabilirdi; zaman yavaşlaması, çekimden dolayı uzayın eğrilmesi, hızlandırıcılarda çok fazla enerji gerekmesi gibi ve daha sayamayacağımız kadar çok deneyle ispatlanmış. Doğu batı uçağı olayının bile en az 5 çeşit tekrarlanan deneyi var, demek ki zamanında kimsenin kafasına yatmamış. Hatta Einstein'a Nobel ödülünü bile görelilikten değil, fotoelektrik etki olayından veriyorlar. Onun da kabul ettirmesi zor olmuş. Zor çünkü düz/Newton mantığı ile anlaşılabilecek birşey değil.


2
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: oe_ Ekim 21, 2020, 10:06:19 ÖS »
Topu taca atmadım. Sorunuza cevap verdim. "Mesafe şu", "hız şu" vb diyemezsiniz, referansı söylemeden mutlak birimler gibi konuşamazsınız. Bütün incelemenizi her seferinde referansı vererek tekrar düzenlemeniz gerek.

Yoksa göreliliğe göre bir analiz olmaz, sadece görelilik fiziğine ilişkin bir örneği, Newton fiziği ile çözme ve anlama girişimi olur. Ve inanın Newton'un kendisi gelse bile bunda başarılı olamaz, çünkü görelilik fiziğini Newton fiziği ile incelerseniz sonuçlar saçma ya da çelişkili olur. Sizin bulduğunuzu düşündüğünüz çelişkiler de bu sebeple ortaya çıkıyor zaten.

Yoksa topu taca atma girişimi yok. Veya ille var diyecekseniz, topu siz taca atıyorsunuz, çünkü örneği incelerken referansları vermiyor ve mutlak bir pozisyon/referans üzerindenmiş gibi konuşuyorsunuz.

3
Metafizik / Ynt: Ayıplı bilim
« Son İleti Gönderen: zgnrsn-R Ekim 21, 2020, 09:44:13 ÖS »
Yol-araba bağıllığı noktasından topu taca atmaya geçtik. Bağıllık konusuna yanıt verseydiniz ben de SR yanlılarının tutundukları bir opsiyonu  ve o seçeneğin hatasını anlatacaktım. Gerek kalmadı.

Kayda değer deneyleri irdelemiştik. Karşıt görüş argümanları havada kaldı.

Elbette bir noktada siz de genel/yaygın kabul argümanına itibar edebilirsiniz. Bu güçlü bir seçenektir.

Gizem tutkusu çok güçlü bunu kalben biliyorum ve bazı idollerin yara alması katlanılmaz olabiliyor. Hele ki varoluş etkinliği çerçevesinde bir rolü varsa daha da etkili olur.

Yaygın kabul savunması deyince, "Güneşin dünya etrafında döndüğü" yargısı görsel deneyime dayanıyordu ve irdelenmesi söz konusu bile değildi. Aksinin iddia edilmesi toplumsal düzene tehdit olarak algılandı ve Galileo yargılandı. Bu olayın özündeki bilimsel tanım, kapsama kapasitesi düşük olan objeden daha kapsayıcı ardışık dış çerçeveye bakışın algı yanılmasına sebep olacağıdır; yani yerel objeye referans rolü verilmesi yanlış. İnsanlık bu kıymetli deneyimi yaşadı fakat Özel görelilik teorisinde aynı hataya düştü.

İkinci Copernicus-Galilei olayı, özel görelilik teorisi yanılgılarıdır. Felsefe ile ilgilenenler bu olaya birinci elden tanıklık etme fırsatını ıskalamamalı ve öz muhakemelerini aktive etmeyi denemeliler kanaatindeyim.

İnternette bu konuda çok sayıda bilimsel makale mevcut. Bana en son gelen bir tanesinin linki:

https://www.researchgate.net/publication/298786831_The_core_mathematical_error_of_Einstein's_Special_Relativity_Theory



 
4
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: oe_ Ekim 21, 2020, 09:02:27 ÖS »
Sizin Einstein (ve o dönemdekiler) düşünememiş, anlamamış dediğiniz şeyler klasik Newton fiziği. Newton fiziğini anlamayan birinin görelilik fiziğini inşa etmiş olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Sizin söyledikleriniz üzerine hiç düşünmedi, hiç tartışmadı sanıyorsanız, bence olayı çok hafife alıyorsunuz demektir.

O bütün bunları görerek bu teoriyi ortaya attı ve deneylerini de yapmış. Ve 100 küsur yıl türlü çeşit şekillerde test edilmiş. Siz teoriyi olumlayanlar ödüllendiriliyor diyorsunuz ya, tam tersi teorinin hatasını bulan ve ispat eden biri çok daha ünlü ve saygın olurdu.

Ama sizin anlatımınızdaki gibi, hala şunu anlamamış, görememiş tarzında düşünürseniz, pek ilerleme kaydedemezsiniz. Çünkü anlattığınız klasik Newton fiziği. Yanlış noktalardan giriyorsunuz. Sizin düşündüğünüzü düşünememiş olma ihtimali hiç yok. Neyi atlıyorum diye düşünmeniz lazım bence. Teoriye önce nüfuz etmeli, anlamalı, sonra varsa hatasını bulmalısınız. Siz teoriye nüfuz etmiş görünmüyorsunuz, çünkü doğru olmasına hiçbir zaman ihtimal vermemişsiniz. Sadece yanlış aramış ve Newton fiziği bakış açısının dışına da hiç adım atmamışsınız.

Çünkü "mesafe şu" vs derken hala neye/kime göre olduğunu söylemiyor ve herkese göre aynı olan mutlak bir mesafe/zaman/hız/kütle vs var zannediyorsunuz.

5
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: zgnrsn-R Ekim 21, 2020, 06:53:43 ÖS »

 

Yani bir temel/mutlak referans sistemi yok. Dolayısı ile siz öncüllerden birini alıp, diğerini almayarak melez bir sistem ortaya koyuyorsunuz. Yani onlar, gözden kaçırdıkları birşey olduğundan değil, doğrusunun bu olduğunu düşündükleri için sistemi böyle ortaya koydular.

Siz ise göreli hız/konum/zaman olmasını imkansız bulduğunuz için, sistemi bu şekilde eğip bükmeye çalışıyorsunuz. Sizin anlatınızı biliyoruz zaten. Bence burada incelememiz gereken orijinal anlatı. Belki onu incelerken kafanıza yatmayan yerlere açıklama bulabiliriz.

Yani şöyle: Evet, elle tutulur ya da cismani mutlak referans çerçevesi yok. Ya da ışık-madde hareketi analizi için en uygun çerçeveyi ararsak bu bence (evet bence) ışığın ta kendisidir. SR nin temel postulası da olan sabit hız doğrusal hareket şartını da ışık sağlar. Felsefe ekibi forum sitesinde "ışığı duruyor varsaysak" demiştiniz. Ben de bu soyut düşünce eserini olumlamıştım. Fizikte 115 sene öncenin köhne yargılarını sorgulamalıyız diyorum. Elbette siz birilerinin yargılarına itibar etme iradesini sürdürebilirsiniz.

Ben ışığı veya uzay boşluğunu referans çerçeve alıyorum ve tanımlı fotonun salınma noktasını uzay boşluğunda işaretliyorum. Bu kabuller kozmolojik analize izin veriyor.

Özel görelilik konusuna dönersek, bu sorunu devre dışı bırakmak için sunduğum şekildeki K referans sistemi mutlak sabit olmasın, dış gözlemci çerçevesi diyelim; benim analizim ve SR nin yanılgısı aynı kalır. Sistem hiç eğilip bükülmüyor. Zaman mekanı deforme eden eğip büken, özel görelilik teorisidir (AB mesafesi fotonun gerçek yol miktarı olan OB den küçük olduğu için c nin  yol/zaman = hız = c eşitliğinde zaman parametresinin sayısal değeri küçülmelidir; bunun için bizim normalimiz olan saniye süresini büyütüyor; fakat bu yetmiyor, pat teriminde yer olan yol miktarının sayısal değerini büyütmek gerekiyor, bunu temin için standart metre boyunu kısaltıyor ki yatırarak ölçme halinde metre sayısı yüksek çıksın). K' deki deneycinin bu yanılgısının vardığı çıkarımlar ve bunların benimsenmesi günümüz biliminin büyük ayıbıdır.

İzleyenler mutlak çerçeve konusunu dışarıda bırakarak K' sistemindeki deneycinin farkında olamadığı ve tuhaf çıkarımlara giden yanılsamasına odaklanmalıdır.





 
6
Metafizik / Ynt: Meditasyon
« Son İleti Gönderen: oe_ Ekim 21, 2020, 05:14:38 ÖS »
Evet nedense kötünün yayılması/etkilemesi çok daha güçlü, iyinin yayılması/etkilemesinden.

Tersi olsaydı belki kötü doğamazdı bile veya süremezdi.

Çünkü iyi, her varlığın özgür olmasına öncelik tanıyor. Böylece kötüye bile izin veriyor.
Kötü ise bunu o kadar da takmıyor, hatta diğerlerinin özgürlüklerini azaltıyor imkan buldukça.

Dolayısı ile iyi kötüye izin verdikçe kötü güçlenir, izin vermese iyi kötüye dönüşmeye başlar.
Kötü ise özgürlükten çaldıkça iyiliği/iyileri azaltır.

Yani herbirinin doğal eylemi/varoluşu bu tip bir asimetriye izin veriyor.
İyi iyi oldukça, bu kötüye avantaj sağlar.
Kötü kötü oldukça da, bu gene kendisine avantaj sağlar.

Zaten bu dengeye bakınca eğer bir üst akıl/güç vs yok ise, iyi olmanın da mantıksal/rasyonel bir açıklaması olamaz.
Ama şunu da düşünmek gerek, gerçekten bir üst akıl/güç yoksa, dünya/evren çoktan tümüyle kötü olmuş olurdu.
Birşey kendini açığa çıkarmadan dengeyi gözetiyor olmalı. En azından kötü olmak istemeyenler için.

7
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: oe_ Ekim 21, 2020, 05:02:02 ÖS »
"K sistemi uzay boşluğu ya da LCS de yer alıyor (Mutlak sabit). Foton ve K' rölatif sistemi (tren), T0 anında O noktasından hareket ediyorlar. T1 anında tren/ K' A noktasına, foton ise B noktasına ulaşıyor. AB mesafesi  ct - Vt = (c - V)(T1 - T2) dir.

Fakat, trendeki deneyci (Einstein) trenin hareketinin farkında olmadığı için ve ölçtüğünde c değerini elde ediyor ve AB mesafesinin c hızıyla alındığını zannediyor. Deneyci Einstein, trenin OA mesafesini katettiğinin farkında değil: YEREL BAKIŞ."

Bu sizin anlatımınız. Zaten görelilik fiziği öncesi bilinen birşey. Ama görelilik fiziği mutlak referans, referanslar üstü referans, LCS veya uzayın dokusu gibi birşey kabul etmiyor.

Görelilik fiziğinin ortaya koyduğu öncüllere bakarsak;

--------------------------------------------------------------------------------------------------
Postulates of the Special Theory of Relativity:

Einstein built his special theory on two postulates.

First postulate:
   The laws of physics are the same in all inertial frames and there is no preferred frame of reference.
Second postulate:
   Light travels through space at the constant velocity, c, independent of the speed of the source or observers.
--------------------------------------------------------------------------------------------------

Yani bir temel/mutlak referans sistemi yok. Dolayısı ile siz öncüllerden birini alıp, diğerini almayarak melez bir sistem ortaya koyuyorsunuz. Yani onlar, gözden kaçırdıkları birşey olduğundan değil, doğrusunun bu olduğunu düşündükleri için sistemi böyle ortaya koydular.

Siz ise göreli hız/konum/zaman olmasını imkansız bulduğunuz için, sistemi bu şekilde eğip bükmeye çalışıyorsunuz. Sizin anlatınızı biliyoruz zaten. Bence burada incelememiz gereken orijinal anlatı. Belki onu incelerken kafanıza yatmayan yerlere açıklama bulabiliriz.
8
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: zgnrsn-R Ekim 21, 2020, 03:39:54 ÖS »
Peki. Siz böyle söyleyince tekrar düşünmeye başlıyorum. İnceleyelim.

Şimdi 1. tren duruyor olsun.
Yanındaki 2. tren saatte 50 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.
Yanındaki 3. tren de saatte 100 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.

Eğer sizin söylediğiniz şekilde olsa idi, 1. trenden sağa doğru tutulan ışığın hızı c iken, 2. trendeki sağa doğru tutulan ışık c+50, 3. trendeki ise c+100 ölçülmesi gerekmez miydi?

Burada herbir tren kendi gönderdiği ışığın hızını c olarak ölçüyor. Ancak herbir tren diğer trenlerin ışıklarının hızlarını ölçerse gene c olarak ölçüyor. Hesaplar buradan doğuyor (göreli zaman yavaşlaması vs).

 

Foton ya da ışık kaynağının hızından ekleme almaz (Tren penceresinden bir top ya da çakıl fırlatırsak trenin hızı eklenir). Cisim cisime etkileşme vardır ve bunun üst limiti de sizin de kabul ettiğiniz gibi c değeridir. 

Aslında sizin örneğinizde (yani kaynak ve foton sağ tarafa giderse) çıkarma söz konusu olmalıdır. Yani birinci trene göre foton ile kaynağının arası c - 50 km/s hız değeri ile değişir; fakat bu fotonun hızını ölçerseniz c bulursunuz; çünkü mevcut ölçme sistemi/düzeneği yalnızca uzay boşluğuna göre olan yani ışığın öz hızını ölçebiliyor. Bu ölçme sistemi (gidiş dönüş çift izlek ve sürekli foton akımı vs) foton ile kaynak arasındaki mesafenin değişimi hızını ölçemiyor. 

Ekli şekli inceleyelim.



K sistemi uzay boşluğu ya da LCS de yer alıyor (Mutlak sabit). Foton ve K' rölatif sistemi (tren), T0 anında O noktasından hareket ediyorlar. T1 anında tren/ K' A noktasına, foton ise B noktasına ulaşıyor. AB mesafesi  ct - Vt = (c - V)(T1 - T2) dir.

Fakat, trendeki deneyci (Einstein) trenin hareketinin farkında olmadığı için ve ölçtüğünde c değerini elde ediyor ve AB mesafesinin c hızıyla alındığını zannediyor. Deneyci Einstein, trenin OA mesafesini katettiğinin farkında değil: YEREL BAKIŞ.

Biz ise K sisteminin de dışından bakarak ne olup bittiğini net olarak algılayabiliyoruz. Trendeki deneycinin algı yanılsamasını da net olarak idrak edebiliyoruz.

Einstein, ışık hızı ölçme düzeneğinin yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızı ölçebildiğini ayırt edebilseydi ve K sistemi dışından bakabilseydi özel görelilik teorisi OLMAYACAKTI.
9
Metafizik / Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Son İleti Gönderen: oe_ Ekim 21, 2020, 02:52:47 ÖS »
Peki. Siz böyle söyleyince tekrar düşünmeye başlıyorum. İnceleyelim.

Şimdi 1. tren duruyor olsun.
Yanındaki 2. tren saatte 50 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.
Yanındaki 3. tren de saatte 100 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.

Eğer sizin söylediğiniz şekilde olsa idi, 1. trenden sağa doğru tutulan ışığın hızı c iken, 2. trendeki sağa doğru tutulan ışık c+50, 3. trendeki ise c+100 ölçülmesi gerekmez miydi?

Burada herbir tren kendi gönderdiği ışığın hızını c olarak ölçüyor. Ancak herbir tren diğer trenlerin ışıklarının hızlarını ölçerse gene c olarak ölçüyor. Hesaplar buradan doğuyor (göreli zaman yavaşlaması vs).

Yani aslında ışığın trenin hızından etkilenmemesi açısından futbolcu-top örneğine benziyorlar. Çünkü top futbolcunun hızından etkilenmiyor. Aslında bu örnek de yanlış, çünkü top futbolcunun ona vurduğu andaki hızından etkilenir. Futbolcu tüm cüssesiyle vuruyor, yani duran adam topu aynı hıza çıkarmak istiyorsa daha güçlü vurmalı koşan adamdan. Neyse.

Ancak bu noktadan sonra işler karışıyor. Çünkü o noktadan sonra herbir hesap ve gözlem için "şu trene göre" sözünü eklemezsek, sonuç yanıltıcı olur. Örneğin diyorsunuz ki; "Kaynağı nereye giderse gitsin foton ile arasındaki mesafe c hızıyla artacaktır, iddiasıdır". Bunu kim, hangi gözlemci, hangi tren söylüyor? Mesafe c ile artacak, ama kime göre? Çünkü hız göreli, zaman göreli olduğu gibi, mesafe de göreli. Herbir cümlenin/hesabın başına "şu trene/kaynağa/fotona göre" gibi bir ibare koymazsak "sanki mesafe hepsi için artıyor azalıyor" gibi olur, o zaman da saçma bir sonuçla karşılaştığımızı düşünürüz, çünkü tüm bu 'farklı' mesafelerin hepsinin aynı anda doğru olamayacağı sonucuna varırız. Oysa herbir referansa göre mesafenin yorumu da (tıpkı zaman, kütle, hız vs gibi) değişmektedir.

Belki o tren örneği üzerinden gidebiliriz, daha fazla analiz etmek için.

10
Metafizik / Ynt: Bir iyi yüz kötüyü iyilleştirir
« Son İleti Gönderen: zgnrsn-R Ekim 21, 2020, 11:43:16 ÖÖ »
Bir kötü yüz iyiyi kötü yapar.

Meditasyon derin düşünce; transandantal meditasyon (TM) ise düşünceyi aşma anlamındadır.

TM, üst beyin ya da korteksin (mantra, müzik, keyifli seyirlik, tespih, dua, vb.) oyalanarak alt beynin bedensel işlevlerini yerine getirmesine izin veren bir teknik olarak tanımlanabilir.

TM pazarlamacıları ileri aşamalarda, tüm dünya nüfusunun % 1 inin TM yaparak kendini geliştirmesi halinde -bir iyinin yüz kötüyü mayalayacağı hesabıyla- dünyanın daha yaşanılır/pozitif bir hale geçeceğini söylerler.

Uygulamada bunun tamamen tersi gerçekleşir; yani, bir kötü yüz iyiyi bozar.

Kahvaltıda bal üzerine yaptığımız sohbette: "Kaliteli bal üret, maliyeti neyse üzerine kârını koy sat" sonucuna vardık; ama öyle olmuyor işte. Bir tanesi açgözlü ve açıkgöz davranıp öne çıkınca diğerleri de giderek bu negatifliğe bulaşıyorlar.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10