Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 76626 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #315 : Temmuz 28, 2022, 10:07:50 ÖÖ »
Bu başlıktaki son iletileri izleyenlerden aklı karışanlar var ise lütfen şunu zihinlerinde işlesinler:

Bir fotoğraf makinesi flaşı çakıp foton paketi saldığında; bu foton paketi bir engele rastlamadığı takdirde sonsuza kadar c hızıyla gider.

Kamera ve flaşı ise çakış anından sonra başka bir doğrultu ve yönde taşınabilir/gidebilir.

Saldığı foton paketini izlemek zorunda değildir; yani ışık kaynağı olan flaş ile foton paketi arasındaki mesafe, -flaş çakma anından sonraki anlarda artık- c +/- Vu hızıyla değişir. Lorentz, Poincare, Einstein, günümüz fizik akademisyenleri ve çoğu ilgili bunu dikkate almıyor/alamıyor. Oysa gerçek işleyiş budur.

Fizik bilimini evrenselliğe terfi ettirdiği iddia edilen özel görelilik teorisinin yerel bir objeye referans çerçeve rolü vermesi ve dört boyutlu analiz yapmanın gereğini işaret edip, foton salınma anından sonraki anlarda olayı hesaba katmamak akıllara ziyan; bilimsel disipline aykırıdır.
« Son Düzenleme: Temmuz 28, 2022, 10:46:22 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #316 : Temmuz 29, 2022, 11:54:10 ÖÖ »
Özel Görelilik Teorisi analizleri neden çocukça:

"çocukça" kanaati ve ifade edilmesi "irite edici" ve negatif karşılanır; bunun farkındayım. Tv de iddialı konuşan şifacılar gibi pozisyona sokuyorum kendimi.

Ne var ki, teori mentalitesini kavradıkça oluşan bir kanaat. Örneğin:

Latin dillerinde, özellikle ingilizcede pek çok anlam nüansı başka bir sözcük ile kodlanmışken "bağıllık" tek sözcük ile işaret edilmiştir: "relativity".

Forumda dil üzerine olan paylaşımlarda dil işleyiş sistemlerinin düşünceyi yönlendirdiği ifade edilmişti. Ben soyut düşünme ve sonrasında sözcüklere aktarma süreci yaşadığım için bu tanımı yadırgamıştım. Zamanla bazılarının, özellikle avrupalıların korteks ağırlıklı bu tarz (sözcükler eşliğinde) düşünmeyi yaygın olarak kullandıklarını öğrendim.

Türkçede "bağıl", "göreli", "itibari göreli" sözcüklerinden yararlanabiliyoruz.

SR üzerinde ilk çalışanlar bu "relativity" tek sözcüğünün sınırlamalarına maruz kalmış mı diye düşündüğüm olmuştur. Çünkü, Işık hızı ölçüm deneyinde çıkan c sonucunu, fotonun "kaynağından uzaklaşma hızı" olarak tanımlıyor ve o manada kullanıyorlar; yani tam bağıl anlamında (foton, kaynağın katkısıyla bu hız değerini ediniyor anlamında) etiketliyor.

Bu mentaliteyi, foton salınma anından sonraki anlar için irdeleyelim. İlerleyen zamanın herhangi bir anında foton ile kaynağı arasındaki mesafenin bu mentalite uzantısında c.t (hız x süre) olabilmesi için ışık kaynağının bu fotonu takip etmesi gerekir (lütfen bu anlatıma odaklanınız).

Fakat doğal işleyişte ışık kaynağı (örneğin bir fotoğraf makinesi flaşı) foton paketini takip etmek zorunda değil, tamamen zıt yönde de gidebilir; fotonun izleğine dik yönde de gidebilir.  Ya da foton, kaynağın gidiş doğrultusuna dik olarak da gidebilir.

"DİK YÖN de giden foton " analizi bile teoriyi çürütebilir. Bence Einstein, 1916 da yayınladığı kitabını yazarken bu dik yönde giden fotonun  teori mentalitesi ile çeliştiğini sezmiş olabilir. Fakat, sezse bile artık geri dönüş yapamayacak kadar tanınmıştı. Kitabında bu konuyu yalnızca bir cümle ile "dik yönde giden foton hızı izdüşümde sıfır olacağından etkisizdir" diyerek geçiştirmiştir.

Einstein'ın geçiştiriverdiği bu analizi biz ilerletelim:

sürecek...

61238



« Son Düzenleme: Temmuz 29, 2022, 11:59:32 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: DİK yön fotonu
« Yanıtla #317 : Temmuz 29, 2022, 02:07:33 ÖS »



T0 foton salınma anında sağ tarafa bir foton ve dik yönde bir foton salınmış olsun. T1 anında ışık kaynağı olan flaş A noktasına yatay giden foton B noktasına dik yönde giden foton D noktasına (şekil, büyük yer kaplamasın diye ölçeksiz düzenlendi) ulaşsın.

Teori yalnızca sağ tarafa yatay doğrultuda giden fotonu analiz etmiştir ve hem OB hem de AB mesafelerinin c hızıyla katedildiği kanaati ile işlemi ilerletmiştir (kanaatin sebebi hem O noktasındaki deneycinin, hem de A noktasındaki deneycinin ışık hızını ölçtüklerinde aynı c değerini bulacakları gerçeğidir  *).

* Çünkü teori, ışığın uzay boşluğuna göre olan evrensel hızı yerine kaynağından uzaklaşma hızını ölçtüğünü sanıyor.

Dik doğrultuda salınan foton ise  T1 anında D noktasına ulaşır (Teori de bu konuda hemfikirdir; çünkü izdüşümde hız vektörü sıfır olur diyor). Yani dik doğrultuda giden fotonun hız sabitliği gereği, zaman temposu yavaşlamasına ve boyut büzülmesine sebep olmaz diyor. İyi güzel de rölatif sistemdeki saat, yatay giden foton için yavaşlarken dik giden foton için nasıl normal temposunda çalışacak? Yani aynı saat, iki farklı tempoyu eşzamanlı olarak nasıl gösterecek? Bu nedenselliğe aykırıdır.

Ayrıca teorinin bu akıl yürütüşü karteziyen (XYZ) koordinat sisteminin kısıtlaması gölgesindedir. (Karteziyen/haritalama sistemi geometrik/matematiksel dil/tanımlama kolaylığı için kullanılır ve yöntem, doğal işleyişin önüne geçemez. Nitekim, polar koordinat sisteminde olayı ele aldığımızda, yatay giden fotonun yolu AB ise (yani kaynak flaş ile fotonu birleştiren doğru parçası ise) dik giden foton için de AD doğru parçasıdır. Teori bu seçeneğin/disiplinin farkında değildir. Bu analizde de her iki fotonun sebep olacağı zaman yavaşlaması  farklı olacağından gene nedenselliğe aykırı bir durum ortaya çıkmaktadır.

Görüldüğü gibi özel görelilik teorisi analizi oldukça yüzeysel olarak ele alınmış.



« Son Düzenleme: Temmuz 29, 2022, 02:36:49 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 232
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #318 : Temmuz 29, 2022, 07:51:29 ÖS »
Kafamı karıştıran ve takip etmekte zorlandığım pek çok nokta var ama özellikle şu noktayı düşünüyor olmak beni yoruyor ve sizi takip etmekte zorlanıyorum. Şimdi bir yanda klasik newton fiziği ve onun hareket yasaları veya açıklamaları var diğer yanda da kuantum fiziği ve onun genelde harekete özelde de ışığın hareketine-hızına, ivmesine dair açıklamaları var.. Yukarıda kullandığınız iki temel kavram/durum var. 1. cisi ışığın "uzay boşuluğundaki" mutlak-sabit hareketi diğeri de boşluk olmayan, kütlesel alandaki hareketi.. Şimdi, hem özne-gözleyen hem de nesne-gözlenen açısından alındığında, boşluk-olmayan alanda sorun yok. Sorun yok çünkü bu noktada özne-nesne ayrışması ve ayrışmanın netliği-fazlalığı durumu net hale getiriyor. Fakat ışık veya parçacıklar dünyasında işler karmaşık hale gelmeye başlıyor, çünkü bu noktada gözlenen, gözlemcinin gözlem olanaklarını oldukça fazla biçimde aşıyor ve özneyi zorlamaya başlıyor. Neyse bunlar ayrı da şu nokta kafamı karıştırıyor, ışığın "uzay-boşluğundaki" hareketi  gözlemlenebilmiş bir durum mudur yoksa "somut-algısal" dünyadaki hareketi açıklayabilmek adına temel alınan "teorik" bir referans noktası mıdır sadece? Umarım soruyu sorabilmişimdir. Emeğiniz, çabanız ve bunun sonucunda düşündürdükleriniz için teşekkürler, sağlıcakla kalın..

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #319 : Temmuz 29, 2022, 07:59:22 ÖS »
Sorunun aklıma getirdikleri.

İlk cevap. Evet güneş ışıkları boşluktan geçip dünyaya geliyor.
Ama o boşluk mudur? Boşluk diye birşey yok ki, çok kısık ateşte kaynayan bir çorba var.

Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
Camda onu etkileyen elektrik, manyetik alanlar mı var? Atomların elektron ve protonlarıyla mı etkileşiyor.
Etkileşse girdiği gibi çıkamazdı, ve ışık saçılırdı olasılıkla. Ama camdan etkilenmeden çıkıyor.

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 232
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #320 : Temmuz 30, 2022, 06:42:12 ÖÖ »
Sorunun aklıma getirdikleri.İlk cevap. Evet güneş ışıkları boşluktan geçip dünyaya geliyor.
Ama o boşluk mudur? Boşluk diye birşey yok ki, çok kısık ateşte kaynayan bir çorba var.
Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
Camda onu etkileyen elektrik, manyetik alanlar mı var? Atomların elektron ve protonlarıyla mı etkileşiyor.
Etkileşse girdiği gibi çıkamazdı, ve ışık saçılırdı olasılıkla. Ama camdan etkilenmeden çıkıyor.

Sorularla ortaya koyduğun sorunlar ve onlara verdiğin cevaplar o  kadar zihin açıcı ve çağrıştırıcı ki oe, bunun için teşekkür ederim. Senin deyiminle, yazdıklarının ilk aklıma getirdiği şu oldu (ki bu şimşek çakması gibi gerçekleşti zihnimde, bir anlık aydınlanma) aslında sorun "parçacık mı" "dalga hareketi mi"  veya her ikisi mi şeklinde tartışmalar var ya işte onunla ilgili...  Parçacık ve dalga, kütle ve enerji, enerji demek de doğru değil aslında, kütle ve eleoktromanyetik "alan"... İşin kırılma noktası işte burası. Foton dalgaya niye/nasıl dönüşüyor ve/veya dalga fotona nasıl niye dönüşüyor ve tam da bu noktada "gözlemcinin" konumu ne... Klasik fizik gözlemcinin nesneye etkisi yokmuş ve aslında fotonlar orada kendi hallerinde, kendinde şeyler olarak devinip duruyorlar ve özne/insan gözlemci de "nesnel" bir konumda olup-biteni açığa çıkarıyormuş anlayışına sahipti... Oysa durumun hiç  de öyle olmadığı anlaşıldı.  Peki bu üç nokta arasındaki ilişki ne ve nasıl deyip sorunu kayıt altına alayım... (Parçacık/kütle, dalga/alan  ve bunları "gözleyen")

Şimdi tam da bu noktada özgenin göreliliğe yönelik eleştirileri açısından alındığında;
1- bu durumda "gözleyenden" etkilenen parçacığın/alanın bu etkisini ihmal etmiş olmuyor muyuz?
2-gözleyenin gözlediğine etkisi "nesnel" olarak ortaya konabilir mi, eş deyişle bu "bilimselleştirilebilir mi?
3-bu etkiyi gözlemlemek için başka bir gözlemciye (tanrısal "göz") ihtiyaç yok mu?
4-parçacık/dalga ilişkisinde, gidiş-gelişinde "ruh/madde" değişim dönüşümünden söz edilebilir mi? (Oyanatmaya az kaldı doktorumu hazır tutun bir yerde.. :)
5-... :) Şimdi b u evren denilen alanda, parçacık amcalarla dalgasal teyzeler birlikte mi salınıyorlar, yani evrende bu amcalarla teyzeler ayrı ayrı mı var yoksa teyzeler çeşitli nedenlerle bazen amca  kılığına mı girip bize amca olarak görünüyorlar..
6- şimdilik birer amca olan bizler amcalık konumundan teyze konumuna geçebilseydik acaba amcaları görebilir miydik? yani parçacık dalgayı görebilir de dalga noktasına geçildiğinde (parçacıklık/kütle/uzam kaybolduğuna göre) dalga dalgayı ve parçacığı nasıl görecek..
7-bu bağlamda aslında gözleyen konumunda olmak "parçacık-boyutunda" olmayı zorunlu kılmıyor mu? Ve eğer (ki burası sen ve ezoterikçiler açısından çok "KRİTİK" bir eşik) parçacıklığı/kütleselliği taşımak zorunda olan gözlemci, bu parçacıklığından kurtulum "elektromanyetik daşga" gibi hareket edebilseydi bu durumda maddesellikten ruhsallığa trans olmaz mıydı? (Çok ilginç, madde dışında olduğu söylenen inanılan bu "sprütüel" varlıkların hareketleri "dalgasaldır", yani hayalet (varsa) "süzülerek" haareket etmek zorunda ... Yine bu da şu çağrışımı/sorunu beraberinde getirdi... NASIL OLUYOR DA aslında birer parçacık/nokta olanları "hareket-ediyor MUŞ" gibi algılıyabilioruz veya algılayabiliyor muyuz veya algıladığımızı algılayan var mı veya ( doktoru yaklaştırın, hazırda tutun ..:) "algılayabildiğimizi" iddia edecek kadar nasıl "küstahlaşabilioruz" ve aynı şekilde, kabalıkta ben bu soruyu nasıl sorabiliyorum... (Sahiden yoruldum)

Özgen, oe   ve samsa, hepinize teşekkür ederim, inanılmaz şeyler yaşadım, yaşattınız, "zihinsel" (veya her neysel ise işte, yani zihinsel olan örneğin "dalgasal mıdır" veya dalga ile parçacığın dışında 3. bir bağlam olabilir mi... Yeteer, iyi ki varsınız, teşekkürler...

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Işık hızı
« Yanıtla #321 : Temmuz 30, 2022, 02:33:41 ÖS »


Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
 

Işık kinematiği ile fazlaca ilgilenmiş biri olarak bu sorunun en az reddedilen yanıtı şöyledir: Işığın hızı vakum ortamında ' c ' dir. Madde içeren ortamlarda (hava, su, yağ, eriyikler, cam, kuvars, elmas vb.) ışık hızı azalır; çünkü ortam molekülleri tarafından emilir ve tekrar yayınlanır. Azalmış değeri de ortam boyunca sabit kalır; ortamı terk ettiğinde normal hızına döner.
« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2022, 02:34:16 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #322 : Temmuz 30, 2022, 03:51:35 ÖS »
burada temel problem uzamı nasıl düşündüğümüzle ilgili. uzamı varlıkların içinde  ya da üzerinde bulunduğu  bir şey olarak düşünürsek platon, aristoteles ve öklit geometrisi ile temellendirilebilen  newtoncu bir fizik kurabiliriz. ama bu durumda inceleyeceğimiz hareket  de  kütlesi olan bir cismin hareketi olacaktır. gezegenlerin hareketlerini de bu bağlamda analiz edebiliriz. sonuçta iki bilardo topunun, iki arabanın, iki gezegenin hareketini newton fiziği ile inceleyebiliriz.


ama kırılmaz cama çarpan bir araba ile aynı cama "çarpan" ışığı ise aynı şekilde  uzama referansla ele alamayız.  demek istediğim şu : ışığın hızını "uzama" göre belirlemek ile ışığın cama "çarptıktan" sonra araba gibi davrandığını iddia etmekle eşdeğer ve bu iddia doğru olmazdı. ışığın vakuma geri döndüğünde C hız limitine geri dönmesi onun hareketinin "uzama" bağlı olmadığını ( ki "uzam" dediğimizde bu aslında ışık kaynağının kendisini de kapsar) gösteriyor. bunun için uzama referansla yapılacak ışık analizleri problemli oluyor ve  birbirinden yalıtılmış uzay ve zaman kavramlarının yerini uzay-zaman'ın alması bu minvalde önem kazanıyor.
« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2022, 04:43:44 ÖS Gönderen: samsa »

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #323 : Temmuz 31, 2022, 09:49:49 ÖÖ »
Işığın camdan çıktıktan sonra aynı hızına dönmesi epey ilginç. Alışıldık, normal bir nesneyle karşı karşıya olmadığımızı gösteriyor.
Saçılmaması da, "emiliyor, tekrar yayınlanıyor" düşüncesini pek doyurucu bulmamama sebep oluyor. Bana kalırsa hani flojiston muydu neydi, o seviyede bir açıklama gibi.

Belki de ışık camın içinde de aslında aynı hızdadır, ama camın içinde daha çok uzam vardır. Hint felsefesinde varlıklar, denizde oluşan çırpıntılar/dalgalardır. Bir an için yükselir, bir varlık formuna bürünür, sonra denize geri döner ve 'yokolurlar'. Denizin forma bürünmesi. Veya yatak örtüsü üzerindeki kırışıklıklar. Veya Einstein'ın uzayın bükülmesi şeklindeki gösterdiği yüzeydeki eğrilikler.

Işık aynı hızdadır, ve uzam aslında bir çeşit yoğun olmayan (madde-öncesi) materyaldir, yoğunlaştıkça maddeye dönüşür.


zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #324 : Temmuz 31, 2022, 12:13:01 ÖS »


İlgi artmışken yeni bir şeyler söyleyeyim ("Sahte Bilim" adlı kitabımdan)

Özel görelilik teorisinin ışık kinematiğini çözümlemeyi hedeflemediğini daha önce belirtmiştim. Döneminde genç fizikçiler arasında Fitzgerald büzülüşünü deneyle kanıtlayanın NOBEL kazanacağı şehir efsanesiydi. Einstein, patent ofisinde çalışıyordu ve pek çok uçuk fikir elinden geçiyordu. Zaten çocukluğunda pusulanın iradi davranış göstermesinden büyülenmişti ve bilimde masalsı hipotezlere açıktı; hatta özellikle ilgileniyordu. Lorentz ve Poincare de konuyla ilgiliydiler ve teoriyi geliştirmiş ve denklemlerini ortaya koymuşlardı. Einstein potansiyeli sezdi ve teoriyi sahiplendi; makale haline getirdi. Beklenen ilgi gerçekleşmeyince basın devreye girdi/sokuldu. Dünya çapında idol haline geldi ve ilgili ilgisiz hemen her konu Einstein'a gönderme yapılarak desteklenmek istendi (Bilimsel makale alanında yeni ve kabulü zor olan tezler için Galilei olayı klasik argüman olarak sıkça kullanılır; klasik olmuştur).

Evet, özel görelilik teorisinin yanılgılarına Einstein'ın Tren+peron düşünsel deneyinden devam edelim:

Şekilde T0 anında K ve K' sistemleri O noktasındadır. T0 anında trenin arka noktasındaki flaş çakması ile bir foton paketi salınır. T1 anında sönük flaş A noktasına, foton ise B noktasına ulaşmıştır. K  Peron/referans sistemdeki ve K'/tren rölatif sistemdeki deneyciler aynı aynalı düzenek ile ışık hızını ölçtüklerinde  ' c ' değerini elde ederler.  Trendeki deneycinin trenin hareketini  (uzay gemisi örneği) farketmediği ön şart olarak alınır. Bu durumda tren deneycisi, fotonun aldığı yolu AB olarak belirler. Hız = yol /süre bağıntısını sağlamalıdır. Bu sağlamayı perondaki Einstein * üstlenir.  Bu bağıntının gerçekleşmesi için payda teriminin sayısal olarak küçülmesi, pay teriminin de rakamsal olarak büyümesi gerekmektedir (Lorentz döüşüm denklemleri). Yani "mesafe birimi" büzülerek küçülmeli ki ölçü aletini ardışık yatırarak ölçtüğümüzde AB yolu rakamsal olarak büyük değer olsun (Fitzgerald büzülüşü kanıtlanmış oluyor).


Şimdi sıkı durunuz: Trenin AB boyu da aynı göreli V hızı nedeniyle -teori mentalitesi gereğince- aynı oranda büzülmüş olacağından bu metre çubuğunu ardışık yatırarak uzunluğu ölçmekle farklı bir sonuç elde edilir mi?

Eintein'ın gözünü - OA yolunu dikkate almadığı ve trenin boyunun da büzüleceğini hesap etmediği için- "Fitzgerald büzülüşü + gizem" bürümüş olabilir mi?

*  Trendeki deneycinin fotonun daha önce geçtiği OA yolunu da taradığını göz ardı ederek
« Son Düzenleme: Ağustos 24, 2022, 11:08:36 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #325 : Ağustos 01, 2022, 10:39:24 ÖÖ »
Şimdi sıkı durunuz: Trenin AB boyu da aynı göreli V hızı nedeniyle -teori mentalitesi gereğince- aynı oranda büzülmüş olacağından bu metre çubuğunu ardışık yatırarak uzunluğu ölçmekle farklı bir sonuç elde edilir mi?

Kendi içinde çelişkili.
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #326 : Ağustos 01, 2022, 03:26:43 ÖS »
Göreliliğin lafzına göre birşeyin kendi boyu küçülmüyor zaten. Bir referansa göre küçülüyor. Yani hiçbir şeyin boyu kendine göre (referans kendisi) küçülmüyor. Başka referansa göre küçülüyor. Metreyle ölçmeye kalktığınızda onun referansına dahil olacağınızdan boyunda değişiklik olmayacaktı.

Hatırlarsanız göreliliğe göre konuşurken hep referans vererek konuşmak gerekliliği üzerine daha önce konuşmuştuk. Siz hız, konum zaman vs birimleri referanssız/mutlak şekilde veriyordunuz, ben de bunun göreliliğe uygun olmadığını söylemiştim. Yani göreliliğe göre analiz ederken hep referans sözkonusu olması gerekiyor.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #327 : Ağustos 01, 2022, 03:46:39 ÖS »
1- Göreliliğin lafzına göre birşeyin kendi boyu küçülmüyor zaten. Bir referansa göre küçülüyor. Yani hiçbir şeyin boyu kendine göre (referans kendisi) küçülmüyor. Başka referansa göre küçülüyor. Metreyle ölçmeye kalktığınızda onun referansına dahil olacağınızdan boyunda değişiklik olmayacaktı.

2- Hatırlarsanız göreliliğe göre konuşurken hep referans vererek konuşmak gerekliliği üzerine daha önce konuşmuştuk. Siz hız, konum zaman vs birimleri referanssız/mutlak şekilde veriyordunuz, ben de bunun göreliliğe uygun olmadığını söylemiştim. Yani göreliliğe göre analiz ederken hep referans sözkonusu olması gerekiyor.

1- YANLIŞ. Özel görelilik teorisinde, cismin gidiş doğrultusundaki uzunluğu kısalır iddiası vardır. Teori, bu kısalmanın gerçekten oluştuğuna emindir (MM deneyi esir/ether hipotezini desteklemeyince Fitzgerald, uzunluk boyutunun kısalması halinde deneyin ether düşüncesini reddedemiyeceği "kurtarıcı kehanetini" ileri sürmüş ve bu seçenek dönemin genç fizikçilerini insani düşünsel performansı anlamında büyülemiştir) . Aynı şekilde zaman temposunun yavaşladığı konusunda da şüphesi yoktur. Bazıları uzunluk boyutu büzülmesinin görsel algı yanılması gibi oluştuğu akla uydurmasını yapar; ki, bu da - LCS mentalitesine yaklaşan- bir akıl karışıklığıdır.

2- DOĞRU. Bir kanaat ya da yargı, düşünsel referansı ile bir bütündür. Ne var ki günlük yaşantımızda referanslar belirtilmeden iddia ileri sürülür ve örneklerle desteklenmeye çalışılır. "Düşünsel referansların yönetilmesi" konusu henüz yöntem biliminde yerini almamıştır. Tv deki söyleşi ve tartışmalarda karikatürize mizansenler oluyor. Katılımcılar daha yüksek kapsama kapasiteli düşünsel referanslardan destek almanın bilincinde olmayabiliyorlar. "Karga bir kuştur" kanaatinden "Bütün kuşlar kargadır" iddiasını öne sürebiliyorlar. Oysa referansların hiyerarşik sıralaması var ve gerçek.
« Son Düzenleme: Ağustos 01, 2022, 05:21:07 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #328 : Ağustos 01, 2022, 09:53:30 ÖS »
Yazdığım şey iki ayrı şey değil. Dolayısı ile aynı şeyi ortadan ikiye bölüp, hem yanlış hem doğru demiş oluyorsunuz.

Birşeyin nasıl ki kendine göre hızı hep sıfır ise, kendine göre boyu da hep aynıdır. Kısalan boy başka birşeye göre boyu. Zaman yavaşlaması olayında da ikizlerden biri zamanın hızlı hızlı aktığını deneyimlemiyor. Herbiri 'kendi zamanını' normal hızda akarken deneyimliyor. Ancak tekrar bir araya geldiklerinde biri öbüründen (yani diğer referansa göre) yaşlı olmuş oluyor.

Bu arada 'daha kapsayan referans' tanımlaması bu işi kurtaramaz gibi. Çünkü bu tanımlamayı da 'daha kapsayıcı bir referansa göre' yapmak zorundasınız. 'Tanrı bilgisi/gözü' lazım yani.

"Dünya güneşin etrafında döner" ile "Güneş dünyanın etrafında döner" ikisi de doğrudur. Sadece birinin formülasyonu daha karışıktır. "Ben biliyorum bu daha kapsayıcı referans" pek işleyecek bir sistem değil. Ki bu işlese bile 'a noktasına göre b nin hızı şu', 'b noktasına/referansına göre a'nın hızı bu' sorunlu bir izah tarzı değil. Yani sorun bundan kaynaklanmıyor. Bu 'hızlar' için zaten sürekli kullandığımız bir sistemdi, Newton fiziğinde. Sorunlu olsa orada da sorunlu olurdu.

'Sorun' sınır hızı aşma durumunda sistemin üreteceği cevaba göre şekilleniyor, referans göreliliğine göre değil. Yani bu üretilen 'görelilik senaryolarının' hepsi yanlış veya anlamsız olsa dahi, 'sınır hız' problemi kendi başına ayakta durmaya devam ediyor. Ve benim anladığım, önce çözüm doğmuş (kareköklü fomüller), sonra o çözüme göre senaryolar uydurulmuş gibi. Yani görelilik formülleri doğru, bu işleyen bir sistem ve söylediğinizden çok daha fazla yerde işliyor. GPS'de çürüttüm diyorsunuz da aslında tam tersi, özel göreliliği dikkate almadan yapacağınız bir GPS çalışmayacak. Hatta sadece özel görelilik ile uğraşmaya çalışıyorsunuz ama genel görelilik de zaten kapsayıcı konuşmuyor mu? Yani o da olamamalı değil mi? Ama o da çalışıyor. Yani hem hıza, hem de çekim gücüne göre uzay/zaman bükülüyor. Siz olayın yarısını (özel göreliliği) sadece muhatap alıp inceliyorsunuz/itiraz ediyorsunuz, oysa olayın tamamını karşınıza alsanız, aynı şeyi zaten genel görelilik içinde söylemeniz gerekecek (kendi mantığınıza göre). Ve o da işliyor. Yani olayın diğer yarısını da zaten gözden kaçırarak işe başlamış oluyorsunuz.


oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #329 : Ağustos 01, 2022, 10:17:13 ÖS »
'Daha kapsayıcı referans' için 'Tanrı gözü/bilgisi' lazım demiştim. Şöyle bir örnek vereyim.

Eğer bir evrende sadece dünya ve güneş olsaydı, hangisinin hangisi etrafında döndüğüne karar veremezdiniz. Sadece "iki şey 'birbiri etrafında' dönüyor" denebilirdi, başka da birşey denemezdi.

Güneşin de etrafında döndüğü bir galaksi merkezi olduğu için "dünya güneşin etrafında dönüyor" demek kolaylaşıyor. Yani salt kendi başına güneş, kendi üst referanslığını ilan edemiyor. Ancak onun abisine/ebeveynine/parent'ına bakmamız lazım.

Şimdi sistemi devam ettirdiğinizi düşünün. Öyle bir sistem yaratabilirsiniz ki, 1-2 yukarı çıkışta dünya hala child node olarak kalabilir. Ama sonraki bir yukarı çıkışta dünya parent node olarak karşınıza çıkabilir.

Yani şöyle birşey. Dünya güneş etrafında dönüyor 'gözüküyor'. Güneş galaksi etrafında dönüyor 'gözüküyor'. Galaksi merkezindeki kara delik de başka bir merkezin (A diyelim o merkeze) etrafında dönüyor gözükebilir. Peki ya kalkıp bu A merkezi, tekrar dünyanın etrefında dönüyor gözükürse ne olur? Çünkü bu A merkezi şu an bağımsız en dış merkez konumunda. 'İstediği şeyin etrafında dönmeye özgür'. Kalkıp bizim dünyamızın etrafında dönerse, bir ağaç yapısı değil, bir cycle/döngü ortaya çıkar. O zaman da 'daha kapsayıcı referans tanımı'nın bir anlamı kalmaz.

Yani bu 'daha kapsayıcı referans' tanımı ancak 'sonlu adım ötesini görebileceğimiz' bir referans sistemi. Daha sonrasını garanti edebilmek için 'tanrısal göz' lazım.