Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 76622 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #300 : Temmuz 22, 2022, 04:58:25 ÖS »
bu arada ben zamanı içkin ve evrensel bir şekilde düşünmenin felsefi olarak mümkün olabileceği kanaatini taşıyorum ancak bu evrensellik  tasavvurumuzu radikal olarak değiştirmeyi de gerektiriyor.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #301 : Temmuz 22, 2022, 05:34:28 ÖS »
sanıyorum burada şöyle bir durum var: 1. postulatı "UZAY BOŞLUĞUNA GÖRE OLAN HIZINI ölçer" ile ikame ediyorsunuz. yani aslında siz böylece  1. postulatı değiştirmiş oluyorsunuz. buna bağlı olarak referans sistemlerini birbirine karıştırıp teorinin çelişkili olduğu (mesela zaman genişlemesi bağlamında) sonucuna varıyorsunuz oysa siz zaten en başta 1. postulatı yok sayarak işe başlamış oluyorsunuz. aslında sizin postulatınız ile zaten özel göreliliğinki farklı olduğu için teorinin içinden bir eleştiri de getirmiş olmuyorsunuz. referans sistemlerini birbirine karıştırdığınız için çelişki buluyor, çelişkinin teoriden kaynaklandığını düşünüyor ve bunun için newtoncu fiziğe geri dönüp uzay boşluğuna göre ölçümü ya da LCS'yi öne sürüyorsunuz. buradan yola çıkarak her şeyin nesnel bir zaman temposu olduğunu söylüyor, bu evrensel zamana dair yanılsamaların (yavaşlama) evrenin yapısına dair olduğu gibi yanlış bir kanaate yol açtığını savunuyorsunuz.

peki, nesnel zamanı nasıl belirleyebileceğimizi açıklar mısınız?
bu aynı zamanda yöntemsel bir soruna işaret ediyor: LCS'ye bakan  göz kime aittir ?

yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla LCS 'de temel olarak felsefi bir yöntem sorunu var. diyebilirsiniz ki, ben felsefi bir kuram ortaya koymuyorum zaten LCD ile. öte yandan defalarca vurguladığınız üzere felsefe forumunda paylaşım yaptığınıza göre bunu dile getirme cüretini kendimde görebilirim: LCS ile ortaya koyduğunuz düşünceler evrene dışarıdan bakan bir tanrının teorik bakışını varsayıyor. uzaya dışarıdan bakan tanrı, nesnel zamanı da böylece kendine referansla kurmuş oluyor.  bu başlığın 1. ve 2. sayfalarında da işaret etmeye çalıştığım buydu.

Evet, siz de teoriye dokunulmazlık vermişsiniz. Zaten, tüm dünyada dokunulmazlık verildiği, hatta idol haline getirildiği için yanılgılarının sergilenmesi önem kazanıyor.


Yöntem biliminde analizler ortak bir referans çerçevesinde yürütülür. Evet görelilik hesap yöntemi de vardır; ancak öncelenmez ve çıkarımları ortak çerçevede sağlamaya muhtaçtır. Benim LCS (ışık koordinat Sistemi) yöntemi bunu yapıyor. Yani Işık kinematiğinin sorunlarını çözen alternatif teoridir. Bu yöntemde tanımlı foton salınma noktası LCS de işaretlenir (bir A4 kağıt yüzeyi bu analiz için işlevseldir). Işık kaynağı bu salınma noktasından Vu hızı ile uzaklaşır; tanımlı foton da bu salınma noktasından c değerindeki hızıyla uzaklaşır. Foton salınma anından sonraki anlarda ışık kaynağı ile tanımlı foton arasındaki mesafe vektörel c +/- Vu hızıyla değişir; fakat mevcut düzenek ile ölçüldüğünde sonuç c olarak bulunur (çünkü düzenek, ara mesafenin değişim hızını değil  ışığın evrensel ölçekteki öz hızını ölçebiliyor; yerelden uzaklaşma hızını değil).

Işık kinematiğini bu LCS yöntemiyle ele aldığımızda sizin de dediğiniz gibi teorinin bir ana postulası değiştirilmiş oluyor. Galilei görelilik ilkesini esas alan (eylemsiz çerçeve koşulu için) diğer postulası da kusurlu. Çünkü bu ilke cisim+cisim birlikteliğinde geçerlidir. Cisim+ışık birlikteliğinde geçerli değildir. Örneğin gemi gözetleme direğinden serbestçe bırakılan çakıl taşı, -geminin üniform hareketi halinde- direk dibine düşer gemiye eylemsiz çerçeve rolü verilebilir); fakat direk tepesinden güverteye doğru salınan foton, -gemi düz ve sabit hızla gitse dahi- direk dibini işaret etmez; çünkü ışık kaynağının hızından bir ekleme almaz (çakıl, kütlesel aktarım sebebiyle gemi hızını yatay vektör olarak ilk hız edinir; ışıkta bu yok; gemiye trene ya da sabit hızla düz giden bir objeye ışık hareketi için eylemsiz çerçeve rolü verilemez; bunları idrak edebilmek için şekil çizmek yardımcı olabilir). Teori de ışığın kaynağının hızından ekleme almayacağını söyler. Nitekim genel görelilik teorisinin asansör kabini düşünsel deneyinde de bu şekilde kullanmıştır.

Teori, kaynak ve foton yalnızca sağ tarafa giderken ( + x yönünde ) giderken analiz etmiştir. Yöntem biliminde hipotezin çeşitli koşullarda tanıtlanması esastır.  Bunu ve ayrıca tren düşünsel deneyinde irdelediğimizde teorinin diğer uygunsuzlukları ortaya çıkar.

Sürecek...
« Son Düzenleme: Temmuz 22, 2022, 06:19:07 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #302 : Temmuz 22, 2022, 05:52:52 ÖS »
bu arada ben zamanı içkin ve evrensel bir şekilde düşünmenin felsefi olarak mümkün olabileceği kanaatini taşıyorum ancak bu evrensellik  tasavvurumuzu radikal olarak değiştirmeyi de gerektiriyor.

Zaman konusunda ben de metafizik anlamında bir sorun yaşamıyorum. Nesnel bakışta ölçülebilir olması fiziksel parametre olarak dikkate alınmasını gerektirir. İnsan zihni analiz yaparken zaman boyutunu da katarak dört boyutlu düşünmekte zorlanır. Fakat mümkündür. Bilimde "indirgeme yöntemi" rutin olarak kullanılır. Örneğin okullarda ayın yörüngesi çember olarak anlatılır/öğretilir. Sonra öz muhakemesini kullanabilen biri (okul hademesi idi) çıkar, dünyanın güneş etrafında döndüğünü dikkate alarak, ayın yörüngesinin aslında ana ekseni elips olan ezilmiş yay gibi olduğunu iddia ederek tv. haber programında konu olur. Güneşin galaksi içindeki hareketini dikkate alan bir diğeri gezegenlerin yörüngelerinin helezonlar formunda olduğunu keşfeder ve hazırladığı animasyonu instagramda paylaşır. Yani, ilginçtir biz indirgemeci tutumla gezegenlerin aynı yörünge düzleminde yol aldığını sanıyoruz; ama öyle değil. Lütfen zihninizi zorlayıp yörüngesel dönüş sürelerinin farklı olduğunu da dikkate alarak alegori yapmaya çalışın; çok ilginç.

Felsefi analizlerimiz için de enerji başta olmak üzere zaman boyutunu katmamız gerekir görüşünüze katılıyorum. Bilim bunu tam beceremiyor ve anlık dengeler üzerinden çıkarımlar yapıyor. Tıp biliminde bir miktar yeni sürpriz faktörlerin analize dahil edilmesiyle bir miktar dördüncü boyut denenebiliyor (örneğin Dr. Hause dizisindeki tanı serüvenleri : zayıflayan bir hastanın karın yağlarında depolanmış toksinlerin aktive olması gibi)
« Son Düzenleme: Temmuz 22, 2022, 05:57:32 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #303 : Temmuz 22, 2022, 07:12:48 ÖS »
teoriye dokunulmazlık vermiyorum. öncelikle ben fizikçi değilim ama elimizde hali hazırda çalışan ve pek çok alanda kullanılan bir bilimsel teori var. sizin söylediklerinizin teknik işlerliği hakkında ise bir fikrim yok. (sonuçta newton fiziği de çalışıyor ama mesele bu değil.) sanıyorum siz de söylediklerinizin teknik-teknolojik uygulaması ile ilgili pek bir şey söyleyemezsiniz zira şikayet ettiğiniz üzere bilimsel camiada  genel kabul gören paradigma bu değil ve dolayısıyla teknik olarak da kullanılmıyor.  şimdi, bunları bir tarafa bırakalım.


görelilik teorisinin -bilimsel doğruluk ya da yanlışlığı bir yana- yöntemsel olarak bilim tarihinde darwin'in biyolojide yaptığına benzer bir şey yaptığını düşünüyorum: tanrısal bakıştan vazgeçmek, "nesnesine" öteden yönelen bakışı men edip onu bu dünyaya dahil etmek. sizin söylediklerinize doğru ya da yanlış olması bakımından değil, bu temel yöntemsel fark dolayısıyla itiraz ettim. burada yöntemsel fark derken kastettiğim içkinlik düzleminde yapılan bilimsel faaliyet ile aşkınlık metafiziği üzerinden yapılan bilim arasındaki önemli ayrım.


"nesnel zamanı" nasıl ve nereden ölçtünüz?" sorusu felsefi olarak dikkate alınması gereken bir soru ve  yukarıda değindiğim bağlamda modern bilimin(sadece özel göreliğin değil...) genel yönelimleri (içkinlik) ile  sizin teoriniz  arasındaki yöntemsel farka dair de bir soru.


bu meseleyi newton ile leibniz arasındaki tartışmaya dek götürebiliriz.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #304 : Temmuz 22, 2022, 08:19:23 ÖS »
teoriye dokunulmazlık vermiyorum. öncelikle ben fizikçi değilim ama (1-elimizde hali hazırda çalışan ve pek çok alanda kullanılan bir bilimsel teori var)(2- sizin söylediklerinizin teknik işlerliği hakkında ise bir fikrim yok). (sonuçta newton fiziği de çalışıyor ama mesele bu değil.) sanıyorum  (3- siz de söylediklerinizin teknik-teknolojik uygulaması ile ilgili pek bir şey söyleyemezsiniz)  zira şikayet ettiğiniz üzere bilimsel camiada  genel kabul gören paradigma bu değil ve dolayısıyla teknik olarak da kullanılmıyor.  şimdi, bunları bir tarafa bırakalım.


görelilik teorisinin -bilimsel doğruluk ya da yanlışlığı bir yana- yöntemsel olarak bilim tarihinde darwin'in biyolojide yaptığına benzer bir şey yaptığını düşünüyorum: tanrısal bakıştan vazgeçmek, "nesnesine" öteden yönelen bakışı men edip onu bu dünyaya dahil etmek. sizin söylediklerinize doğru ya da yanlış olması bakımından değil, bu temel yöntemsel fark dolayısıyla itiraz ettim. burada yöntemsel fark derken kastettiğim içkinlik düzleminde yapılan bilimsel faaliyet ile aşkınlık metafiziği üzerinden yapılan bilim arasındaki önemli ayrım.


"nesnel zamanı" nasıl ve nereden ölçtünüz?" sorusu felsefi olarak dikkate alınması gereken bir soru ve  yukarıda değindiğim bağlamda modern bilimin(sadece özel göreliğin değil...) genel yönelimleri (içkinlik) ile  sizin teoriniz  arasındaki yöntemsel farka dair de bir soru.


bu meseleyi newton ile leibniz arasındaki tartışmaya dek götürebiliriz.

Katkınız için teşekkür ederim.

1- Özel görelilik teorisi benim bildiğim sadece gök cisimlerinin Z kırmızıya kayma değerlerini radyal hıza dönüştürmede kullanılıyor. Diğer kullanma alanları içinde GPS düzeltmeleri parlatılır (onu da önceki iletilerimde çürütmüştüm; GPS resmi toleransı 70 cm iken özel görelilikten sebebiyle oluştuğu iddia edilen fark o.o2 milimetre; benim bu çözümlememe  -yabancı forumlarda- birikim olduğunda anlamlı olacağı söylendi; fakat ne var ki GPS düzeltmeleri sürekli olarak anlık yapılıyor; birikmesine izin verilmiyor) .  Görelilik teorisinin çalışırlığı şehir efsanesi düzeyinde. Dünyada şovenist tutum eşliğinde sopa /havuç uygulaması ile korunmaya çalışılıyor. Oysa gemi gözlem direği kolayca postulalardan birini çürütüyor. Aynalı düzeneğin ışığın yalnızca uzay boşluğundaki hızını ölçtüğü seçeneği ve görelilik çeşitleri mevcudiyeti reddedilemez. Fakat çoğunluk SR ile önceden enfekte olduğu için kendi öz muhakemesini aktive etmekten geri duruyor. Bunlar anlaşılmaz şeyler değil ki. Hadi gelin gemiden çakıl olayını beraber açımlayalım. 

2- LCS yöntemi anlaşılması kolay olan yani insan bilişsel kapasitesi içindedir.

3- Aksine uygulamasını yaptım. Bu yöntem kozmolojik analize izin veriyor ( https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E/abstract )

Evet, evrim teorisi etkisini yapmıştır.

Aslında geçen 115 sene süresince yöntem bilimi gelişmiştir; fakat teori korunuyor ve teori bir tedavi yöntemi benzeri işlevselliği olmadığı için sınanamıyor.
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #305 : Temmuz 22, 2022, 09:44:01 ÖS »
Alıntı
görelilik teorisinin -bilimsel doğruluk ya da yanlışlığı bir yana- yöntemsel olarak bilim tarihinde darwin'in biyolojide yaptığına benzer bir şey yaptığını düşünüyorum: tanrısal bakıştan vazgeçmek, "nesnesine" öteden yönelen bakışı men edip onu bu dünyaya dahil etmek. sizin söylediklerinize doğru ya da yanlış olması bakımından değil, bu temel yöntemsel fark dolayısıyla itiraz ettim. burada yöntemsel fark derken kastettiğim içkinlik düzleminde yapılan bilimsel faaliyet ile aşkınlık metafiziği üzerinden yapılan bilim arasındaki önemli ayrım.[/size]"nesnel zamanı" nasıl ve nereden ölçtünüz?" sorusu felsefi olarak dikkate alınması gereken bir soru ve  yukarıda değindiğim bağlamda modern bilimin(sadece özel göreliğin değil...) genel yönelimleri (içkinlik) ile  sizin teoriniz  arasındaki yöntemsel farka dair de bir soru.bu meseleyi newton ile leibniz arasındaki tartışmaya dek götürebiliriz../samsa
Alıntı
peki, nesnel zamanı nasıl belirleyebileceğimizi açıklar mısınız?bu aynı zamanda yöntemsel bir soruna işaret ediyor: LCS'ye bakan  göz kime aittir ? / samsa



diyalogu sürmesine hizmet edebilecek sorular şunlar:

LCS  analizini yapan bakış nereden bakıyor? koordinat sistemi hangi referans sistemine ait?
"nesnel zaman" hangi konumdan ve nasıl ölçülebilir?


diğer yazdıklarınız teknik hususlar ve ben o konuda  zaten "şimdi bunları bir kenara bırakalım" dedim ve dikkat ederseniz başından beri meseleyi felsefi bir düzlemde ele almak çabasındayım. tabii, diyebilirsiniz ki beni bu ilgilendirmiyor, benim derdim sadece teknik bağlamda SR ile. bu da makul bir cevap olurdu.
« Son Düzenleme: Temmuz 22, 2022, 09:56:54 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #306 : Temmuz 22, 2022, 10:39:20 ÖS »



diyalogu sürmesine hizmet edebilecek sorular şunlar:

1- LCS  analizini yapan bakış nereden bakıyor? koordinat sistemi hangi referans sistemine ait?
2- "nesnel zaman" hangi konumdan ve nasıl ölçülebilir?


3- diğer yazdıklarınız teknik hususlar ve ben o konuda  zaten "şimdi bunları bir kenara bırakalım" dedim ve dikkat ederseniz başından beri meseleyi felsefi bir düzlemde ele almak çabasındayım. tabii, diyebilirsiniz ki beni bu ilgilendirmiyor, benim derdim sadece teknik bağlamda SR ile. bu da makul bir cevap olurdu.

1- LCS yöntemi, mümkün olan en dış referans sistemi yani UZAY BOŞLUĞU nu kullanır. Evrendeki her şey uzay boşluğunda yer alır. Ana fikir şöyle: iki obje arasında kıyaslama yani göreli ilişki tanımlanacak ise kapsama kapasitesi daha fazla olana referans rol verilmelidir (Güneş dünya dönüş ilişkisinde  dünyaya referans rolü verildiği için algı yanılması oluşmaktadır; ay dünya dönüş ilişkisinde referans ve rölatif roller isabetlidir). Işık evrensel bir gerçekliktir, kaynağı ise daha yerel kalıyor. Işığın hareketini, kaynağını eylemsiz çerçeve yapıp incelemek bu kuralı ihlal ediyor. Kuşkusuz, SR dünya merkezcil tutumun uzantısında kendiliğindenlik eşliğinde olaya bakmıştır; bilinçli ya da bir inceleme sonucu olarak değil. Evrende referans ve rölatif çerçeveler hiyerarşik sıralamaya tabidir. Mikro çerçeveler, Ay, Dünya Güneş, Samanyolu galaksisi, yerel küme, süper küme, evren,... çoklu evren, uzay boşluğu. Galileo'nun yargılanmasına neden olan dogmanın çürütülmesi kapasitesi daha yüksek olana referans rolü vermeyi öğretmiştir (*). Mİ? Halen öğrenememişler çoğunlukta.   

Bu kurala göre, Işık ve kaynağı ilişkisinde  " IŞIK " referans rolünü üstlenmelidir (Bunun uygulamaya yansıyan işlevsel çözümü, "Işık koordinat Sistemi: LCS" dir. Uzay boşluğu, -köhne-  ether hipotezi ile karıştırılmasın diye LCS adını verdim. Kuşkusuz SR gene kendiliğindenlik eşliğinde elle tutulur olanı (ışık kaynağını ya da yerel ortamı) tercih etmiştir; bilinçli bir seçim/karar değildir. Işığın referans rol üstlenmesi gereği aklına bile gelmemiştir.

Işık hızının uzay boşluğuna göre c değerinde olması SR için de bir sorun değildir.

2- Nesnel zaman nasıl ölçülür? Diğer boyutları ölçtüğümüz gibi bir birim üzerinde uzlaşılır; örneğin metre ya da kilogram birimi etalon ile saptanıp koruma altına alınmıştır. Zamanın ölçümü için dünyanın ekseni etrafında bir dönüşü "GÜN" olarak, güneş etrafındaki bir yörüngesel dönüşü "YIL" olarak tanımlanmış ve kolay kullanım için parçalar tanımlanmıştır; takvim, saat, kronometre icat edilmiştir. Sarkaçlı saatlerin temposu  sabittir; gene de arada ayar gerektirir. Atom saatlerinin presizyonu sanıldığının aksine  kütlesel çekim, sıcaklık vb. etkiler sebebiyle temposu hızlanır ya da yavaşlar (özel görelilik yalnızca yavaşlamayı öngörür; bunu hatırlamak önemli).

3- Aksine bende felsefe açısından başladım ve önemsiyorum. Teknik açılım yapmak zorunlu; aksi takdirde kuru iddia olur ve  argümansız  iddia hafife alınır. (*) Diğer taraftan "düşünsel referansların yönetilmesi konusu teknik konularda olduğundan daha fazla felsefe ve diğer sosyal bilimlerde en önde gelen bir kural olmalıdır (şöyle; kapsama kapasitesi düşük olan bir olgu ya da olaya kıyasen ileri sürülen bir tez, daha kapsamlı referansa göreli olarak çürütülebilir; dolayısıyla mümkün olan dış ya da kapsamlı çerçeveden konuyu ele almak kalıcı sonuçlara götürecektir).  Görelilik teorisinin bu forumda konu edilmesi, bilim felsefesi ile doğrudan ilişkilidir (Karl Popper, "Bilimsel Araştırmanın Mantığı" adlı kitabında tüm doğru olarak tanımladığı yöntemlere örnek olarak sık sık "Özel Görelilik Teorisi" ne göndermeler yapmıştır. Ne talihsizlik!). Stephen Hawking de son kitabında felsefenin bilime artık katkı yapamayacağını kibirle ifade etmiştir. Oysa daha dünya merkezcil/insanmerkezcil tutum sürdürülebiliyor. Resmin bütünü ihmal edilebiliyor. Bağlantısal bütünlük bakışı yenice filizleniyor.

Kuşkusuz bir de -haddim olmaksızın- felsefi arayışın hertürlü özeni hakettiği kanaatim sebebiyle özel görelilik teorisi yanılgılarını içselleştirebilenlerin felsefe alanında daha başarılı olabileceği, aceleci yargılara, gizemli  tasarımlara kapılmayacağı inancım var.

« Son Düzenleme: Temmuz 22, 2022, 11:15:52 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #307 : Temmuz 23, 2022, 10:29:59 ÖÖ »

diğer yazdıklarınız teknik hususlar ve ben o konuda  zaten "şimdi bunları bir kenara bırakalım" dedim ve dikkat ederseniz başından beri meseleyi felsefi bir düzlemde ele almak çabasındayım. tabii, diyebilirsiniz ki beni bu ilgilendirmiyor, benim derdim sadece teknik bağlamda SR ile. bu da makul bir cevap olurdu.

Teknik hususlardan uzak durma yaygındır; bunu anlıyorum ve bu nedenle en kolay, en basit anlatımları seçiyorum. Genelde teorinin bazı tutarsızlıklarını keşfedenler, yüksek matematik becerisi gerektiren denklemler eşliğinde anlatırlar (bknz http://www.mrelativity.net ). Teoriyi olumlayanların tercih ettiği bir anlatım bir anlatım; soyuta boğuyorlar. Heisenberg belirsizliği ve Schrödinger'in kedisi de muğlak anlatımlara boğulmuşlardır (fizikçilerin edebiyat becerisi sıfır gibi; ya da anlatıma kuru bilimsel kılıf katmak için özellikle böyle yapıyor da olabilirler) . Her iki konu özünde çok çok basit ve hatta çocukça.

Bir kaç ileti öncesinde özel görelilik teorisinin ana temasını şekil eşliğinde özetlemiştim. Teorinin özü genelde pas geçilip, çıkarımlarına odaklanılır.  Bu şekilli anlatımda aslında ana yanılgı da berrak olarak kendini sunuyor; bilişsel özgüven eşliğinde irdeleyici/sorgulayıcı bir tutuma sahip olanlar görebilirler.



Bakınız bu şekilde en dış gözlemci (Einstein), deneğimiz olan fotonun gerçekte OB yolunu t sürede katettiğini görüyor. Olan biten bundan ibaret. Aynı şekilde K' rölatif sistemdeki (trendeki) gözlemcinin bu fotonun t sürede aldığı yolu AB olarak belirleyeceğini anlıyor; yani trendeki gözlemcinin hatasının, "fotonun OA yolunu da geçtiğinin farkında olmadığını" dış gözlemci biliyor. Hal böyleyken Einstein, -sırf ışık hızını c olarak ölçtü diye- trendeki deneycinin akıl yürütüşü ve çözümüne niye yardımcı oluyor? BÖYLE BİR LÜKSÜ YOK!

Fotonun gerçekte katettiği yolun OB olduğunu bile bile AB miktarı üzerinden analiz yapmak çocukça değil mi? Einstein'ın zeki olduğunu biliyoruz (Enerji madde ilişkisini ve Bose Einstein yoğunluğunun yüksek önemini kavrayabilen bir zeka). Bile bile yapmak, ancak gizem düşkünlüğü ile açıklanabilir. TEORİNİN YANLIŞI ve YANILGISI BU KADAR BASİT ve KOLAY ANLAŞILIR. Lütfen bu noktaya odaklanınız ve içselleştiriniz; zihninizde bu nokta için bir dosya açınız; ödül büyük: İnsanlığı büyüleyen bir nevi bilim kılıfında sihirbazlık numarasının püf noktasını öğrenmek. Bu başlıkta serbestçe tezgaha konulmuştur.

Fotonun yolu, bizzat her noktasından geçtiği miktardır. Kaynağı ve fotonu aynı (+ x)  yönde analiz etmek bunu gizliyor. Kaynak veya K' sistemi, -x yönünde gittiğinde bu gereklilik daha belirgin olarak kendini sunuyor. Bir sonraki iletide şekillendireceğim.
« Son Düzenleme: Ağustos 10, 2022, 05:43:24 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #308 : Temmuz 23, 2022, 11:17:04 ÖÖ »


Bakınız, bu şekil ile özel görelilik teorisinin yapması gereken -ama yapmadığı- analizi biz yapıyoruz: Tanımlı foton + x (sağ) yöne giderken Kaynağı (yada rölatif sistem K' ) -x yöne giderse ne olur?

1- Foton OB yolunu Tı - To = t sürede kateder. OB / t = c dir.
2- Trendeki ya da K' sistemindeki rölatif hareket halindeki deneyci, fotonun bu defa DB yolunu t sürede aldığı kanaatine varacak. DB yolu gerçek miktar olan OB den büyük olduğu için  DB /t = c  olabilmesi için bu defa sürenin rakamsal değerini daha büyük olarak belirlemesi gerekir.
3- Ne var ki aynı yön ve zıt yön deneyini eşzamanlı olarak düzenlediğimizde trendeki deneycinin kronometresinin iki farklı süreyi göstermesi mümkün değildir. Buradan öncelikle zaman temposu değişiminin doğal gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ortaya çıkar. Yani saatlerin tempo değişiminin fiilen gerçekleşmeyeceği çok açık. Nedenselliği ihlal eder.
4- FOTON, OB YOLUNUN HER NOKTASINDAN BİZZAT GEÇMİŞTİR. FAKAT DO YOL MİKTARINI TARAMAMIŞTIR. DOLAYISI İLE "FOTONUN ALDIĞI YOL MİKTARI DB DİR" DENİLENEZ.
5- Trendeki deneyci ışığın hızını bilinen düzenekle ölçtüğünde gene c değerini bulacaktır.

Zıt yön analizinde teori mentalitesi açıkça tökezliyor.

Burada sunulan açıklamalar, zihinsel performansı zorlamaz. Daha kolay bir anlatım yok kanaatindeyim.
« Son Düzenleme: Temmuz 23, 2022, 11:53:27 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #309 : Temmuz 23, 2022, 08:17:23 ÖS »
Eleştirinizi önce bir özetleyeyim, anlamadığımı düşündüğünüz bir şey varsa düzeltin lütfen. Maddelerin altına  “evet” ya da  “hayır, çünkü….” yazmanızı rica edeceğim.

1-SR ve LCS ‘ye göre ışığın hızı C’dir ve sabittir. LCS’de farklı olarak bu sabit olan hız ışığın “uzay boşluğuna” göre olan hızıdır. (LCS  ether’i kabul etmiyor, ki SR ‘de öyle.)

2- LCS burada bağıl hız  ve göreli hız  arasında bir ayrıma gidiyor. Bağıl hız kütlesi olan cisimlerin  hızlarını ölçmek üzere kullanılır.  (arabanın hızının yere bağıl olması demişsiniz, gayet açık.)
 Göreli hız ise yine  kütlesi olan hareketli iki cismin hızını belirlemek için kullanılabilir ancak  1.sinde arabanın hareketi fiziksel olarak yere bağımlı iken ikincisinde A arabasının hızı B arabasının hızına fiziksel olarak, etki-tepki bağlamında müdahil olmaz. Bunun için göreli hızı ölçerken iki cisim arasındaki “mesafenin değişim hızını” ölçeriz.

3. LCS’ye göre SR “bağıl hız” ile “göreli hızı” birbirine karıştırmakta, bu ayrımı yapmaktaki yetersizliği üzerine bina olunmaktadır. Çünkü ışık hızını ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak ölçer. böylece, iddianıza göre SR ışığa yolda giden araba ile aynı şekilde yaklaşır ancak arabanın hızından farklı olarak  ışık hızı sabittir ve  C’dir.

4. SR hem ışık hızını sabit tuttuğu hem de onu sadece “bağıl hız” olarak ölçtüğü için zamanın ve nesnelerinin ölçüm değerleriyle oynamak zorunda kalır ve yanılsama üretir. Oysa, LCS göreli hız ile bu yanılsamaları ifşa eder: 
Öncelikle ışık herhangi bir cisim değildir, onun hızı da herhangi bir cismin hızı ile benzer değildir. Dolayısıyla onun analizini yaparken bağıl hızı kullanamazsınız. Tıpkı iki arabanın hızını ölçerken yaptığımız gibi –çünkü bunların hareketler tıpkı ışık ve kaynağın hareketlerinin birbirinden bağımsız olması gibidir-  göreli hızı kullanmalıyız. Dolayısıyla ışığın bağıl hızı C, ancak itibari hızı 2C üst limitidir. LCS’nin ulaştığı sonuçlar bakımından  SR’den farklarından biri bağıl ve göreli hız ayrımlarından çıkan 2C ışık hızı üst limitidir. Bu üst limit “mesafenin değişim hızını” ölçmek için kullanılır.
“Mesafenin değişim hızı”  2C üst limit ışık hızı  ile çalıştığı için SR’deki zaman ve nesneye dair oynamalara gerek kalmaz.

5. nasıl aynı yol üzerinde giden 2 arabanın ortak referans çerçevesi yol(uzam) ise ışık ve ışık kaynağının ortak referans çerçevesi LCS, yani “uzamdır”, “uzay boşluğudur.”  LCS’nin yoldan farkı LCS’nin en dış referans çerçevesi olmasıdır. Çünkü ışık arabadan farklı olarak evrensel sabit hızdır ve bunun için en dış referans olan LCSde tanımlanır. LCS’nin avantajı hem ışığı hem de arabayı(kaynağı) ortak referans sistemi içinde analiz edebilmesidir. Yani, 2C üst hız limiti aşılamaz çünkü 2 ışık fotonunun hızlarını ölçerken de bağıl değil göreli hız tanımını kullanarak iş görürüz. Zira fotonlar tıpkı iki arabada olduğu gibi birbirlerinin hızlarına bağıl etkide bulunmazlar, fotonlar arasındaki “mesafenin değişim hızını” ise 2C üst hız limitinde ölçebiliriz.
Kaynak ve ışık ilişkisine gelirsek, bunların hareket yönüne göre C -+V işlemi 2C üst hız limiti içinde gerçekleştiği için problem oluşturmaz.  Zaten bunun için SR çocukçadır, gizem düşkünlüğüdür.(zaman ve nesne değerleri ile oynar, oynamak zorunda kalır.)

6.LCS ortak referans sistemi olarak işler çünkü  araba, yol, şehir, ülke, dünya, samanyolu ve onun dışı, her şey LCS’de tanımlanabilir. Aynı zamanda LCS Işık hızı uzay boşluğuna göre bağıl sabit C olduğu için hali hazırda eylemsiz referans çerçevesidir. Yani, tüm fizik yasalarını LCS’de işleme alabilirsiniz.

7.her hareketli cismin nesnel ve doğru referans çerçevesi onun bir dışındaki uzamda tanımlıdır. Bunun için en genel ve doğru referans çerçevesi LCS olur.
« Son Düzenleme: Temmuz 23, 2022, 08:19:18 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #310 : Temmuz 24, 2022, 09:51:27 ÖÖ »
Eleştirinizi önce bir özetleyeyim, anlamadığımı düşündüğünüz bir şey varsa düzeltin lütfen. Maddelerin altına  “evet” ya da  “hayır, çünkü….” yazmanızı rica edeceğim.

1-SR ve LCS ‘ye göre ışığın hızı C’dir ve sabittir. LCS’de farklı olarak bu sabit olan hız ışığın “uzay boşluğuna” göre olan hızıdır. (LCS  ether’i kabul etmiyor, ki SR ‘de öyle *.) Evet

2- LCS burada bağıl hız  ve itibari göreli hız  arasında bir ayrıma gidiyor. Bağıl hız, kütlesi olan cisimlerin  hızlarını ölçmek üzere kullanılırbir objenin diğer objenin varlığından faydalanarak edinilen hızdır. Fotonu kaynağı fırlatmaz, foton kaynağını itmez; foton uzay boşluğunda elektro-manyetik çevrim eşliğinde yol alır; dolayısıyla bağıllık koşulu yalnızca uzay boşluğunda yerine geliyor. Bir oyuncu topu fırlattığında topun hızı oyuncuya bağıldır; oyuncu koşarak gelip topa vurursa top, oyuncunun hızından ek hız edinir. fakat bu hızlar, "anlık bağıl" dır; fırlatma anından sonraki anlarda top ve oyuncu kendi yollarında giderler ve aramesafenin değişimi hızı takibedeb anlarda Vtop +/- Voyuncu hızı ile değişir; oyuncunun başka yönlere gidebilmesi SR nin bir kusurunu açıklamaya yardımcı olur.  (arabanın hızının yere bağıl olması demişsiniz, gayet açık.)

İtibari göreli hız ise yine  kütlesi olan hareketli iki cismin hızını belirlemek için kullanılabilir ancak  1.sinde arabanın hareketi fiziksel olarak yere bağımlı iken ikincisinde A arabasının hızı B arabasının hızına fiziksel olarak, etki-tepki bağlamında müdahil olmaz. Bunun için itibari göreli hızı ölçerken (radar ile ölçülebilir) iki cisim arasındaki “mesafenin değişim hızını” ölçeriz. Doğrudur.

3. LCS’ye göre SR “bağıl hız” ile “göreli hızı” birbirine karıştırmakta (bence karıştırmıyor; ölçülen tüm hızları "bağıl anlamında etiketliyor ve kullanıyor. Latin dillerinde bu konuda tek sözcük "relativity" var), bu ayrımı yapmaktaki yetersizliği üzerine bina olunmaktadır (SR görelilik çeşitlerinden bihaberdir ve ışığa hangisinin uygun olduğunu irdelememiştir; bilimsel karar süreci işletilmemiştir ). Çünkü ışık hızını ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak ölçer (niyeti böyle olduğu için sonucu da böyle kabul ediyor; niyeti ışığın evrensel ya da uzay boşluğuna göre bağıl olan hızını ölçmek olsaydı, sonucu da öyle kullanacaktı). böylece, iddianıza göre SR ışığa yolda giden araba ile aynı şekilde yaklaşır ancak arabanın hızından farklı olarak  ışık hızı sabittir ve  C’dir ( yani "evet" ama bu ifade başka anlamlara çekilme potansiyeli taşıyor; bence şöyle ifade edilebilir; "Foton salınma noktası uzay boşluğunda -kaynağından bağımsız- olarak işaratenir; tanımlı denek foton bu noktadan sonsuza kadar c hızıyla uzaklaşır; kaynak da bu salınma noktasından uzay boşluğuna göre itibari göreli karakterdeki Vu hızıyla uzaklaşır. Foton ile kaynağı arasındaki mesafe vektörel anlamda c +/- Vu değerindeki  hız ile değişir. Ancak kaynak cisim yanındaki deneyci ışık hızını aynalı düzenek ile ölçerse yalnızca c değerini bulacaktır. Çünkü aynalı düzenek ışığın yalnızca evrensel hızını ölçebilmektedir)   

4. SR hem ışık hızını sabit tuttuğu hem de onu sadece “bağıl hız” olarak ölçtüğü için zamanın ve nesnelerinin ölçüm değerleriyle oynamak zorunda kalır ve yanılsama üretir. Oysa, LCS göreli hız ile bu yanılsamaları ifşa eder: 
Öncelikle ışık herhangi bir cisim değildir, onun hızı da herhangi bir cismin hızı ile benzer değildir. Dolayısıyla onun analizini yaparken bağıl hızı kullanamazsınız. Tıpkı iki arabanın (birbirine göre olan itibari göreli) hızını ölçerken yaptığımız gibi –çünkü bunların hareketler tıpkı ışık ve kaynağın hareketlerinin birbirinden bağımsız olması gibidir-  itibari göreli hızı kullanmalıyız (Aynen). Dolayısıyla ışığın bağıl öz evrensel hızı üst limiti C, ancak itibari göreli hızı 2C üst limitidir. LCS’nin ulaştığı sonuçlar bakımından  SR’den farklarından biri bağıl ve göreli hız ayrımlarından çıkan 2C ışık hızı üst limitidir. Bu üst limit “mesafenin değişim hızını” ölçmek için kullanılır.
“Mesafenin değişim hızı”  2C üst limit ışık hızı  ile çalıştığı için SR’deki zaman ve nesneye dair oynamalara gerek kalmaz. (DOĞRUDUR; fakat SR de fotonun  gerçekte üzerinden geçtiği -şekilde OA arasındaki- noktaların,  trendeki deneyci tarafından dikkate alınmaması söz konusudur; ayrıca, dış gözlemci bu gerçeği ve trendekinin yanılgısını fark ettiği halde kendini trendeki deneyci yerine koyarak ölçüm sonucu olan c değerine bağıl hız anlamı yükleyerek buna bir çözüm üretmeye çalışıyor. Zıt yön irdelemesinde foton DO yolundaki noktalardan geçmediği halde SR deneycisi fotonun katettiği yolu DB sanıyor; böyle bir lüksü yok; tamamen insani yanılgı)

5. nasıl aynı yol üzerinde giden 2 arabanın ortak referans çerçevesi yol(uzam) ise ışık ve ışık kaynağının ortak referans çerçevesi LCS, yani “uzamdır”, “uzay boşluğudur.” Evet  LCS’nin yoldan farkı LCS’nin en dış referans çerçevesi olmasıdır. Çünkü ışık arabadan farklı olarak evrensel sabit hızdır ve bunun için en dış referans olan LCSde tanımlanır. LCS’nin avantajı hem ışığı hem de arabayı(kaynağı) - Vu hız değeriyle- ortak referans sistemi içinde analiz edebilmesidir. Yani, 2C üst hız limiti aşılamaz çünkü 2 ışık fotonunun hızlarını ölçerken de bağıl değil itibari göreli hız tanımını kullanarak iş görürüz. Zira fotonlar tıpkı iki arabada olduğu gibi birbirlerinin hızlarına bağıl etkide bulunmazlar, fotonlar arasındaki “mesafenin değişim hızını” ise 2C üst hız limitinde ölçebiliriz.

Kaynak ve ışık ilişkisine gelirsek, bunların hareket yönüne göre C -+Vu işlemi 2C üst hız limiti içinde gerçekleştiği için problem oluşturmaz.  Zaten bunun için SR çocukçadır, gizem düşkünlüğüdür.(zaman ve nesne değerleri uzunluk boyutu ile oynar, oynamak zorunda kalır.) SR analizinin yalnızca iki postula özelinde ele alınması yanılgılı sonuçlar üretir. Işık kinematiği en az on faktör eşliğinde analiz edilmelidir. İllüzyonistler -ve avukatlar ya da herkes-  bazı faktörleri gizlerler; bazılarını vurgularlar Yani düşünsel referansları kendi hedefleri doğrultusunda yönetirler. Einstein özel göreliliği, parlak Fitzgerald büzülüşü kehanetine bilimsel altyapı kurmak amacıyla sahiplenmiştir; onun hedefi ışık kinematiği değildi. Gizem düşkünlüğü kanaatim buradan geliyor. 

6.LCS ortak referans sistemi olarak işler çünkü  araba, yol, şehir, ülke, dünya, samanyolu ve onun dışı, her şey LCS’de tanımlanabilir. Aynı zamanda LCS Işık hızı uzay boşluğuna göre bağıl sabit C olduğu için hali hazırda eylemsiz referans çerçevesidir. Yani, tüm fizik yasalarını LCS’de işleme alabilirsiniz. (EVET; şöyle Einsein, "fizik yasaları evrenin her yerinde geçerlidir" derken -zihninde- ölçüm düzeneğinin fotonun kaynağına bağıl hızını ölçtüğü dogması vardı; ifadenin doğrusu: "aynalı ölçüm sistemi, her referans çerçevede ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını verir" şeklinde olmalıdır. SR, her çerçevede  "c ölçülür" yalın yargısını "foton, her çerçeveden c hızıyla uzaklaşır" anlamına ilerletiyor; anlam ihlalinin /nüansın anlaşılması önemlidir. Einstein ve Lorentz'in analizini tren-peron çerçeveleri dışına taşıdığımızda yani örneğin güneşi ana çerçeve yaptığımızda bu defa trenin hızına dünyanın güneşe göre olan hızını da eklememiz gerekir (Vg). Fotonun yerel v hızı sebebiyle zaman örneğin % 12 yavaşlarken, güneş foton ilişkisine göre  Vg hız değeri için zaman temposu örneğin % 26 yavaşlayacak SR nin mentalitesine göre diğer daha dış çerçevelere göre de farklı yüzdelerde zaman temposu yavaşlayacak. Nedenselliğe aykırı.

7.her hareketli cismin nesnel ve doğru referans çerçevesi onun bir dışındaki uzamda tanımlıdır. Bunun için en genel ve doğru referans çerçevesi LCS olur. EVET, en dış çerçeveden edinilen kanaatler, daha tutarlıdır ve yerel yargıları çürütebilirler.

Çabanıza sağlık; iletilerimi gerek ve yeter anlamda algılamışsınız. Özet ortaya konulduğuna göre, takıldığınız noktalara geçelim. Bir yargıyı çürütmek yerine alternatifini ortaya koymak daha muteberdir. Özetlemenizi bu anlayışla karşılaştırmalı -ve polemiğe girmeden- yapmanız saygıdeğer.  LCS mentalitesine itirazlarınız var ise bu açıklamalar sonrasında beklerim.

*    SR, makalesinin ya da kitabının  önsözünde Maxwell'in ışık yayılım hipotezini kabul ettiğini ifade eder. Fakat SR analizinin sonucu, -ether hipotezini ihya eden- Fitzgerald büzülüşü kehanetini doğrulayan bir teori inşa etmek olmuştur ?!? ilginçtir.
« Son Düzenleme: Temmuz 24, 2022, 01:38:39 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #311 : Temmuz 25, 2022, 12:50:10 ÖS »
Eleştirinizi önce bir özetleyeyim, anlamadığımı düşündüğünüz bir şey varsa düzeltin lütfen. Maddelerin altına  “evet” ya da  “hayır, çünkü….” yazmanızı rica edeceğim.

1-SR ve LCS ‘ye göre ışığın hızı C’dir ve sabittir. LCS’de farklı olarak bu sabit olan hız ışığın “uzay boşluğuna” göre olan hızıdır. (LCS  ether’i kabul etmiyor, ki SR ‘de öyle *.) Evet

2- LCS burada bağıl hız  ve itibari göreli hız  arasında bir ayrıma gidiyor. Bağıl hız, kütlesi olan cisimlerin  hızlarını ölçmek üzere kullanılırbir objenin diğer objenin varlığından faydalanarak edinilen hızdır. Fotonu kaynağı fırlatmaz, foton kaynağını itmez; foton uzay boşluğunda elektro-manyetik çevrim eşliğinde yol alır; dolayısıyla bağıllık koşulu yalnızca uzay boşluğunda yerine geliyor. Bir oyuncu topu fırlattığında topun hızı oyuncuya bağıldır; oyuncu koşarak gelip topa vurursa top, oyuncunun hızından ek hız edinir. fakat bu hızlar, "anlık bağıl" dır; fırlatma anından sonraki anlarda top ve oyuncu kendi yollarında giderler ve aramesafenin değişimi hızı takibedeb anlarda Vtop +/- Voyuncu hızı ile değişir; oyuncunun başka yönlere gidebilmesi SR nin bir kusurunu açıklamaya yardımcı olur.  (arabanın hızının yere bağıl olması demişsiniz, gayet açık.)

İtibari göreli hız ise yine  kütlesi olan hareketli iki cismin hızını belirlemek için kullanılabilir ancak  1.sinde arabanın hareketi fiziksel olarak yere bağımlı iken ikincisinde A arabasının hızı B arabasının hızına fiziksel olarak, etki-tepki bağlamında müdahil olmaz. Bunun için itibari göreli hızı ölçerken (radar ile ölçülebilir) iki cisim arasındaki “mesafenin değişim hızını” ölçeriz. Doğrudur.

3. LCS’ye göre SR “bağıl hız” ile “göreli hızı” birbirine karıştırmakta (bence karıştırmıyor; ölçülen tüm hızları "bağıl anlamında etiketliyor ve kullanıyor. Latin dillerinde bu konuda tek sözcük "relativity" var), bu ayrımı yapmaktaki yetersizliği üzerine bina olunmaktadır (SR görelilik çeşitlerinden bihaberdir ve ışığa hangisinin uygun olduğunu irdelememiştir; bilimsel karar süreci işletilmemiştir ). Çünkü ışık hızını ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak ölçer (niyeti böyle olduğu için sonucu da böyle kabul ediyor; niyeti ışığın evrensel ya da uzay boşluğuna göre bağıl olan hızını ölçmek olsaydı, sonucu da öyle kullanacaktı). böylece, iddianıza göre SR ışığa yolda giden araba ile aynı şekilde yaklaşır ancak arabanın hızından farklı olarak  ışık hızı sabittir ve  C’dir ( yani "evet" ama bu ifade başka anlamlara çekilme potansiyeli taşıyor; bence şöyle ifade edilebilir; "Foton salınma noktası uzay boşluğunda -kaynağından bağımsız- olarak işaratenir; tanımlı denek foton bu noktadan sonsuza kadar c hızıyla uzaklaşır; kaynak da bu salınma noktasından uzay boşluğuna göre itibari göreli karakterdeki Vu hızıyla uzaklaşır. Foton ile kaynağı arasındaki mesafe vektörel anlamda c +/- Vu değerindeki  hız ile değişir. Ancak kaynak cisim yanındaki deneyci ışık hızını aynalı düzenek ile ölçerse yalnızca c değerini bulacaktır. Çünkü aynalı düzenek ışığın yalnızca evrensel hızını ölçebilmektedir)   

4. SR hem ışık hızını sabit tuttuğu hem de onu sadece “bağıl hız” olarak ölçtüğü için zamanın ve nesnelerinin ölçüm değerleriyle oynamak zorunda kalır ve yanılsama üretir. Oysa, LCS göreli hız ile bu yanılsamaları ifşa eder: 
Öncelikle ışık herhangi bir cisim değildir, onun hızı da herhangi bir cismin hızı ile benzer değildir. Dolayısıyla onun analizini yaparken bağıl hızı kullanamazsınız. Tıpkı iki arabanın (birbirine göre olan itibari göreli) hızını ölçerken yaptığımız gibi –çünkü bunların hareketler tıpkı ışık ve kaynağın hareketlerinin birbirinden bağımsız olması gibidir-  itibari göreli hızı kullanmalıyız (Aynen). Dolayısıyla ışığın bağıl öz evrensel hızı üst limiti C, ancak itibari göreli hızı 2C üst limitidir. LCS’nin ulaştığı sonuçlar bakımından  SR’den farklarından biri bağıl ve göreli hız ayrımlarından çıkan 2C ışık hızı üst limitidir. Bu üst limit “mesafenin değişim hızını” ölçmek için kullanılır.
“Mesafenin değişim hızı”  2C üst limit ışık hızı  ile çalıştığı için SR’deki zaman ve nesneye dair oynamalara gerek kalmaz. (DOĞRUDUR; fakat SR de fotonun  gerçekte üzerinden geçtiği -şekilde OA arasındaki- noktaların,  trendeki deneyci tarafından dikkate alınmaması söz konusudur; ayrıca, dış gözlemci bu gerçeği ve trendekinin yanılgısını fark ettiği halde kendini trendeki deneyci yerine koyarak ölçüm sonucu olan c değerine bağıl hız anlamı yükleyerek buna bir çözüm üretmeye çalışıyor. Zıt yön irdelemesinde foton DO yolundaki noktalardan geçmediği halde SR deneycisi fotonun katettiği yolu DB sanıyor; böyle bir lüksü yok; tamamen insani yanılgı)

5. nasıl aynı yol üzerinde giden 2 arabanın ortak referans çerçevesi yol(uzam) ise ışık ve ışık kaynağının ortak referans çerçevesi LCS, yani “uzamdır”, “uzay boşluğudur.” Evet  LCS’nin yoldan farkı LCS’nin en dış referans çerçevesi olmasıdır. Çünkü ışık arabadan farklı olarak evrensel sabit hızdır ve bunun için en dış referans olan LCSde tanımlanır. LCS’nin avantajı hem ışığı hem de arabayı(kaynağı) - Vu hız değeriyle- ortak referans sistemi içinde analiz edebilmesidir. Yani, 2C üst hız limiti aşılamaz çünkü 2 ışık fotonunun hızlarını ölçerken de bağıl değil itibari göreli hız tanımını kullanarak iş görürüz. Zira fotonlar tıpkı iki arabada olduğu gibi birbirlerinin hızlarına bağıl etkide bulunmazlar, fotonlar arasındaki “mesafenin değişim hızını” ise 2C üst hız limitinde ölçebiliriz.

Kaynak ve ışık ilişkisine gelirsek, bunların hareket yönüne göre C -+Vu işlemi 2C üst hız limiti içinde gerçekleştiği için problem oluşturmaz.  Zaten bunun için SR çocukçadır, gizem düşkünlüğüdür.(zaman ve nesne değerleri uzunluk boyutu ile oynar, oynamak zorunda kalır.) SR analizinin yalnızca iki postula özelinde ele alınması yanılgılı sonuçlar üretir. Işık kinematiği en az on faktör eşliğinde analiz edilmelidir. İllüzyonistler -ve avukatlar ya da herkes-  bazı faktörleri gizlerler; bazılarını vurgularlar Yani düşünsel referansları kendi hedefleri doğrultusunda yönetirler. Einstein özel göreliliği, parlak Fitzgerald büzülüşü kehanetine bilimsel altyapı kurmak amacıyla sahiplenmiştir; onun hedefi ışık kinematiği değildi. Gizem düşkünlüğü kanaatim buradan geliyor. 

6.LCS ortak referans sistemi olarak işler çünkü  araba, yol, şehir, ülke, dünya, samanyolu ve onun dışı, her şey LCS’de tanımlanabilir. Aynı zamanda LCS Işık hızı uzay boşluğuna göre bağıl sabit C olduğu için hali hazırda eylemsiz referans çerçevesidir. Yani, tüm fizik yasalarını LCS’de işleme alabilirsiniz. (EVET; şöyle Einsein, "fizik yasaları evrenin her yerinde geçerlidir" derken -zihninde- ölçüm düzeneğinin fotonun kaynağına bağıl hızını ölçtüğü dogması vardı; ifadenin doğrusu: "aynalı ölçüm sistemi, her referans çerçevede ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını verir" şeklinde olmalıdır. SR, her çerçevede  "c ölçülür" yalın yargısını "foton, her çerçeveden c hızıyla uzaklaşır" anlamına ilerletiyor; anlam ihlalinin /nüansın anlaşılması önemlidir. Einstein ve Lorentz'in analizini tren-peron çerçeveleri dışına taşıdığımızda yani örneğin güneşi ana çerçeve yaptığımızda bu defa trenin hızına dünyanın güneşe göre olan hızını da eklememiz gerekir (Vg). Fotonun yerel v hızı sebebiyle zaman örneğin % 12 yavaşlarken, güneş foton ilişkisine göre  Vg hız değeri için zaman temposu örneğin % 26 yavaşlayacak SR nin mentalitesine göre diğer daha dış çerçevelere göre de farklı yüzdelerde zaman temposu yavaşlayacak. Nedenselliğe aykırı.

7.her hareketli cismin nesnel ve doğru referans çerçevesi onun bir dışındaki uzamda tanımlıdır. Bunun için en genel ve doğru referans çerçevesi LCS olur. EVET, en dış çerçeveden edinilen kanaatler, daha tutarlıdır ve yerel yargıları çürütebilirler.

Çabanıza sağlık; iletilerimi gerek ve yeter anlamda algılamışsınız. Özet ortaya konulduğuna göre, takıldığınız noktalara geçelim. Bir yargıyı çürütmek yerine alternatifini ortaya koymak daha muteberdir. Özetlemenizi bu anlayışla karşılaştırmalı -ve polemiğe girmeden- yapmanız saygıdeğer.  LCS mentalitesine itirazlarınız var ise bu açıklamalar sonrasında beklerim.

*    SR, makalesinin ya da kitabının  önsözünde Maxwell'in ışık yayılım hipotezini kabul ettiğini ifade eder. Fakat SR analizinin sonucu, -ether hipotezini ihya eden- Fitzgerald büzülüşü kehanetini doğrulayan bir teori inşa etmek olmuştur ?!? ilginçtir.
bağıl  hız ve itibari göreli hız arasında LCD’de yapılan ayrım işin temelinde yer alıyor. Dediğiniz gibi iki arabanın hareketi(hızı) etki-tepki bağlamında birbirinden bağımsızdır ve tek arabanın hızı ise yere bağıldır, araç hareketini yere bağlı bir şekilde alır. Burada unutulmaması gereken iki araba da olsa, tek araba da olsa burada ölçülen hız her zaman ama her zaman yere bağıldır, yani 1, 2, 3 araba her zaman yolu iterek gider. yani aracın "etheri" yoldur. bu noktada LCD’nin itibari göreli hıza atfettiği önem meseleyi doğru yerden yakalamıyor zira iki arabanın birbirine göre itibari göreli hızı dediğimizde de iki arabanın hareketi yine yere bağıldır ve bu yüzden “mesafenin değişim hızını” ölçeriz. zaten “mesafe” dediğimiz şey de yere bağıllığı anlatıyor. arabaların birbirine göre hızlarını ölçmek ile bir arabanın yola göre hızını ölçmek  arasında, her arabanın her zaman ama her zaman yola bağlı bir şekilde hareket etmek zorunda olması bakımından fark yok. buna karşın, ışık hızı bir araba gibi yere bağıl değildir. ether diye bir şey yok ise tek arabanın yola göre hızını ışık hızına analoji için kullanmak doğru olmayacağı gibi (ki LCD anlatımında bu yok, ama başka bir sebeple) iki arabanın birbirine göre hızı ile ışık hızını birbirine bu bağlamda analoji yaparak kullanmak(ki LCD’nin temeli bu) da doğru olmaz. Bu analoji problemli zira, araba ışık değildir, arabanın hızı da ışığın hızı değil: ışık hızı ile araba hızı arasında  kategorik bir ayrım yapmak gerekiyor. Işık hızı bir şeyin hızı değil,  evrende enformasyonun iletim hızı ise ışık hızına ekleme yapmak anlamsız olur çünkü yapacağımız ekleme hiçbir zaman ışık hızından daha hızlı davranamıyor. İletim hız limiti C ise iletim hızından daha hızlı bir işlem mümkün olmaz.
 
Zaten ether diye bir şeyin olmaması ışığın bir araba gibi bir şey olmaması demek. LCD iki arabanın birbirine göre itibari göreli hızını ışık hızı ile analojiye soktuğunda aslında etheri varsaymış oluyor , ışığın tıpkı araba gibi yolda/uzamda(LCD’de) gittiğini öne sürmüş oluyor, yani uzamı kendinde bir entite olarak düşünüyor ve ışık da onun üzerinde yol alan bir şey haline geliyor.  oysa, evrensel hız limiti düşüncesini ortaya çıkaran şey tam da ether diye bir şeyin olmaması, yani ışığın arabadan başka kipte bir “şey” olması.
 
LCD itibari göreli hız kavramını öne sürdüğünde ışığın araba olmadığı ve dolayısıyla onun bağıl değil itibari göreli olduğunu söylüyor ama itibari göreli hız dediğimiz şey aslında EN TEMELDE arabanın yere bağıl hızından ibaret. Yani, LCD’de ışık hızı ve araba hızı aynı türden hızlarmış gibi yapmış oluyor “mesafenin değişim hızı” dediğinde.

Aynı eleştiri top ve oyuncu analojisine de uygulanabilir. Işığın kaynaktan çıkması ile topun oyuncunun ayağından çıkması analojiye alınamaz.  Çünkü ışık kaynaktan çıktığında bir “uzamda” değil,  aksine  "uzamın kendisinin" kurulumunu “biz” ışık ile biliyoruz, yani enformasyonun hızını ışık “belirliyor” 

Tüm bunlara bağlı olarak biz  insanlar  LCD’yi meşru bir şekilde, yani bu dünyada kalarak içkinlikte  tasavvur edemeyiz, çünkü biz LCD analizi yaptığımızda kendimizi her zaman LCD’nin dışından bir konumdan şeylere bakarken  buluyoruz. oysa, bizler ne ışığız ne de ışık hızını aşabiliyoruz. Yani, LCD olmayan bir konumdan şeylere bakan bir göz gibi ya da başka ifadeyle söylenirse kendi kendini doğrudan gören göz gibi olmayan bir konuma yerleşerek şeyleri analiz etmiş oluyor.  LCD ile ışığın durduğu bir evrenin analizi yapabilir ancak ışığın durduğu evrende olduğumuzu söylemek için analizin ışığın gözünden yapılabiliyor olması gerekir. Yani, LCD ancak analizci ışığın kendisinin konumuna yerleştiğinde  anlamlı olabilir ki böyle bir konum yok.  zaten bu durumda analize de gerek kalmazdı, çünkü zaten analiz edilecek bir hareket olmazdı.
« Son Düzenleme: Temmuz 25, 2022, 01:10:45 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #312 : Temmuz 26, 2022, 11:46:08 ÖÖ »
Öz muhakemenizi aktive ettiğiniz için sizi olumluyorum.

Diğer taraftan -yanıtta kopukluk olmaması için- ortak bir yargı üzerinden yanıt vermek isterim; aradım ve evet “enformasyon hızı c dir”. Başka bir ifade ile foton göze c değerindeki hız ile ulaşır. Alt beyinde sezgisel idrakte olan bu konuyu sözcüklere aktarmak zordur. Bunu uzay şartlarında anlatayım.



Bu şekilde  T1 anında yıldız ve gözlemci mavi pozisyonlarında iken T2 anında kırmızı konumlarına gelmişlerdir; tam bu T2 anında, -T1 anında yola  çıkmış olan- foton gözlemci gözü ile buluşur. Foton yolunu  c hızıyla katetmiştir; başka bir şansı yok. Fakat bu durumda bile foton ve ile gözlemcinin başlangıç konumları arasındaki mesafe S1E1 dir (ya da izdüşümsel olarak S1E1’ dür); yani gözlemci ile fotonumuz arasındaki mesafe aslında  vektörel ya da izdüşümsel c +/- VU hızıyla ortaklaşa alınmıştır. Bu benim için açık ve nettir. Fakat yabancı bir forumda (sanırım Hypography idi) bunu izah etmeyi başardığımda  muhatabım mühendis c den büyük hız konusunda aymıştı. Elbette dört boyutlu düşünme doğal düşünce sistemimize yabancıdır; biraz çaba gerektiriyor.

Analojileri (benzetmeleri) anlamaya yardımcı olarak ele almak gerekir % 100 örtüşme beklenmemelidir. Oyuncu-top analojisinde oyuncu ışık kaynağı, top tanımlı foton, çim saha ortak referans çerçevesi olarak alınmalıdır.  Benim daha isabetli başka bir benzetmem daha var; onu paylaşayım: GÖL YÜZEYİ DENEYİ



Bu şekilde sakin ütülü çarşaf gibi göl yüzeyi ve içine uzanan bir iskele var. Deneyci iskele üzerinde ayakta durur halde bir çakıl taşını serbestçe düşüşe bıraktığında, çakıl taşı göl yüzeyinde bir halka dalga oluşturur; halka dalganın yarıçapının büyüme hızı vardır. Deneyci aynı eylemi yürürken ya da koşarken yaparsa halka dalga yarıçapının büyüme hızı değişmez, aynı kalır. Çakıl taşını durur halde ya da koşar halde bıraksak halka dalganın büyüme hızı deneycinin hızından bir ekleme almaz. Bu analojide göl yüzeyi ortak işlem çerçevesi, deneyci ışık kaynağı, halka dalga üzerindeki noktalar fotonlar olarak dikkate alındığında şunu da görebilmeliyiz: Halka dalga üzerindeki bir noktayı tanımlı fotonumuz olarak seçelim; deneyci (ışık kaynağı) ile foton arasındaki mesafe c +/- VU hız değeri ile değişecektir; fakat halka dalganın hızı ışık kaynağından bağımsız olarak c olarak kalır. Ayrıca, iskelenin uç noktasında bulunan gözlemci halka dalganın merkezine doğru yaklaşır iken ara mesafe değişim hızı c + V olacaktır; fakat foton ya da halka gözlemciye daima c hızıyla gelmiş olacaktır.

Teorinin yanılgısı, fotonun gözlemci gözüne c hızıyla ulaşmasını  öncelemesi, doğal işleyiş olarak analize katmasıdır. Gözlemcinin ışığın hızının sonsuz olmaması sebebiyle oluşan algılama kısıtlamasını doğal işleyiş kabul etmesidir. Görsel algı, doğal işleyişi veremiyor. Fizik biliminde mesafe almış birinin bu gerçeği dışlaması gibi bir lüksü olamaz. Bu nedenle ışık kinematiğine mümkün olan en dış referans çerçeveden -uzay boşluğu dışından- bakmak gerekir.
« Son Düzenleme: Temmuz 26, 2022, 02:17:56 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #313 : Temmuz 27, 2022, 01:50:21 ÖS »
aslında daha önce söylediklerimden farklı şeyler söylemedim. sadece daha öncekileri detaylandırdım ve LCD terminolojisini kullanarak yeniden ifade ettim.

yolda giden iki araba, top ve oyuncu ya da göl ile taş analojilerinde uzam(ether) hareketi ölçmek için kullanılıyorbu analojiler birbirlerini açıklamak için kabul edilebilirler ancak ışık hızını açıklayamazlar : 1. analojide arabanın etheri yol, 2. analojide topun etheri saha, 3. analojide ise ether göl yüzeyidir. Oysa ışığın ether’i yok.  Zaten ışığın evrende enformasyon hız limiti olarak ortaya konmasının sebebi de onun herhangi bir cisim gibi bir uzamda hareket etmemesi , ether = uzam.   Bunu göz önüne almayan bir modern fizikten bahsedilemez. LCS muhayyel bir ether olarak işlev görüyor. “Uzay boşluğunun dışı” ifadesi de bunun sonucu.
Alıntı
Tüm bunlara bağlı olarak biz  insanlar  LCD’yi meşru bir şekilde, yani bu dünyada kalarak içkinlikte tasavvur edemeyiz, çünkü biz LCD analizi yaptığımızda kendimizi her zaman LCD’nin dışından bir konumdan şeylere bakarken  buluyoruz. oysa, bizler ne ışığız ne de ışık hızını aşabiliyoruz. Yani, LCD olmayan bir konumdan şeylere bakan bir göz gibi ya da başka ifadeyle söylenirse kendi kendini doğrudan gören göz gibi olmayan bir konuma yerleşerek şeyleri analiz etmiş oluyor.  LCD ile ışığın durduğu bir evrenin analizi yapabilir ancak ışığın durduğu evrende olduğumuzu söylemek için analizin ışığın gözünden yapılabiliyor olması gerekir. Yani, LCD ancak analizci ışığın kendisinin konumuna yerleştiğinde anlamlı olabilir ki böyle bir konum yok.  zaten bu durumda analize de gerek kalmazdı, çünkü zaten analiz edilecek bir hareket olmazdı./samsa
Alıntı
yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla LCS 'de temel olarak felsefi bir yöntem sorunu var. diyebilirsiniz ki, ben felsefi bir kuram ortaya koymuyorum zaten LCD ile. öte yandan defalarca vurguladığınız üzere felsefe forumunda paylaşım yaptığınıza göre bunu dile getirme cüretini kendimde görebilirim: LCS ile ortaya koyduğunuz düşünceler evrene dışarıdan bakan bir tanrının teorik bakışını varsayıyor. uzaya dışarıdan bakan tanrı, nesnel zamanı da böylece kendine referansla kurmuş oluyor.  bu başlığın 1. ve 2. sayfalarında da işaret etmeye çalıştığım buydu./ samsa
« Son Düzenleme: Temmuz 27, 2022, 01:58:45 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #314 : Temmuz 27, 2022, 06:39:40 ÖS »


  LCS muhayyel bir ether olarak işlev görüyor. “Uzay boşluğunun dışı” ifadesi de bunun sonucu.
 

Uzay boşluğu tanımlanmıştır; vardır. Maxwell'in ışık yayılım tanımı (elektro-manyetik çevrim) uzay boşluğunu esas alır. Dolayısıyla uzay boşluğu ışığın bağıllığını ilişkilendiren ilk referans çerçevesidir. Ether ile karıştırılmaması için LCS (Light Coordinate System) olarak adlandırıyorum. Çünkü ethere başka anlamlar da yüklenebiliyor; genelde içeriğinde sesin yayılımı benzeri maddi ortam düşünülerek ether hipotezi geliştirilmiştir. LCS nin ethere benzetilmesinden hoşnut değilim. Işık koordinat sistemi daha yakışıyor. Uzay boşluğu ya da LCS elle tutulur kerteriz değildir. Doğa insanların işini kolaylaştırmayı hedeflemez. Ancak, LCS ya da uzay boşluğu soyut da değildir. Bir kağıt yüzeyi LCS olarak işlevseldir. Işıkevrensel bir gerçeklik olduğundan yerel objelerin referans çerçeve olarak atanması, ve gerek /yeter sayıda etkenlerin dikkate alınmaması  analizi yanlış/fantezi çıkarımlara götürür; bakınız: SR).

Gök cisimlerinin hareketini uzay boşluğuna göre yapıyoruz da fotonun hareket analizini mi yapamayacağız? 
« Son Düzenleme: Temmuz 27, 2022, 06:50:05 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.