Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 76630 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« : Ağustos 06, 2016, 12:12:30 ÖS »
FELSEFE EKİBİ forum sitesinde ağırlıklı olarak Özel Görelilik teorisi konusunda yazmaktaydım. Fakat, bu site kapandığı için tam bir sonuca bağlamamıştım. Aslında en etkili argümanımı sona saklamıştım; çünkü diğer katılımcı ve ilgililerin bu konudaki görüşlerini merak etmekteydim. Dünya çapında ve ülkemizde de bazı akademisyenlerle bu konuda temaslarım oldu. Genelde teorinin arkasında duruyorlardı. Bir kaç tane itirazlara hak verene rastladım. Onlar da nedense (?) fazla kurcalamaya istekli değillerdi. Felsefe ekibinde bu konuyu izleyenlerin bazıları bu siteye katılmışlar (selamlıyorum) ve bende tamamlayıcı sunumu yapma isteği oluştu.

 
Değerli akademisyen/amatör bilim insanları,

Özel görelilik teorisi, doğanın müthiş bir sırrını ortaya çıkardığı kanaatiyle hayranlık duyulan insanlık idolü bir teori haline gelmiştir. 100 üncü yılı tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır.

Ne ki bu teoriyi gerek ve yeter düzeyde anlayan olmayabilir. Genelde dışrak bilgi (ezber) ve genel kabul hatırına benimseniyor. Elbette gizem düşkünlüğümüze parlak rüşvetler verdiğini de unutmayalım.

Bu teoriyi iyi anlamak için aktif öğrenme yöntemi uygulanmalıdır. Yani birey önce kendi başına ışığın hareketini çözümlemek için bir miktar çaba harcamalı, bir fikri olmalı; sonra irdelemeci sorgulayıcı tutum ile teoriyi ele almalı. Kuşkusuz bu özel bir ilgiyi gerektirir; herkes niye bu zahmete girsin? Ben sizin yerinize bu işlemi gerçekleştirdim; ipuçlarını paylaşıyorum.

Dikkatli bir beyin, teorinin aslında kendi kendini çürüttüğünü de fark edebilir: Çünkü teori çözümlemelerinde, ışık kaynağı ile paralel ve aynı yönde giden ışık analiz edilmiştir. Diğer yönleri ele almamıştır; yalnızca dikey doğrultuda giden ışığın izdüşüm sebebiyle etkisiz olacağı kaydedilmiştir. Oysa paralel ışık, zaman yavaşlamasına sebep oluyorsa, dikey ışık sıfır etki yapıyorsa rölatif sistemdeki saatin aynı anda iki farklı tempoda çalışması gibi nedenselliğe aykırı bir sonuç çıkar ki teori, bu noktada çaresiz kalır.

Özel görelilik teorisinin yanılgılarını anlamak için -lise düzeyinde- temel fizik bilgisi yeterlidir. Aslında “bağıllık” kavramında yoğunlaşıldığında idrak epeyce kolaylaşmaktadır. Felsefeekibi forumunda dilin düşünceye yön verdiği konusunda bir tartışma vardı ve ben aksi görüşteydim; yanılmış olabilirim. Çünkü batı dillerinde “görelilik-bağıllık” sözcükleri tek kelime “relativity” ile kodlanmış. Aradaki nüans, tek kelimenin sınırlaması sebebiyle -özellikle okuyucu bakışından- algıdan gizlenebiliyor; ayırtına varmak, zihinsel özel çaba gerektiriyor olabilir. “Bağıllık çeşitleri” başlığı sizlere uygun ipuçlarını sunacaktır.

Bilgi çağında bu teorinin hala benimseniyor olması, insan aklının küçümsenme nedenidir ve kitlelerin kolay manuple edileceğinin kanıtıdır.



İngilizce Makale: Methodological Defects in Relativity Theories…


http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6600


Türkçe Versiyonu: Görelilik Teorilerinde Yöntembilimsel kusurlar…

http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6601
 
Kuşkusuz bir teoriyi çürütmek yerine, işlevsel yeni teoriyi sunmak daha saygın olmalıdır:

Light kinematics to analyze space-time
« Son Düzenleme: Ağustos 06, 2016, 12:14:51 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #1 : Ağustos 06, 2016, 04:17:46 ÖS »

BU link açılabiliyor:

Light kinematics to analyze space-time

http://adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E
« Son Düzenleme: Ağustos 11, 2016, 02:34:10 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #2 : Eylül 06, 2016, 07:11:10 ÖS »
Makalemi tekrar okuduğumda akademisyen ya da fizikçi olmayanlar için "Galilei görelilik ilkesi" için daha açıklayıcı örnekleme ihtiyacını farkettim. Bu konuyu biraz açayım:

Sabit hızla giden bir gemi düşünelim. Direğin tepesindeki gözlemci, bir taş parçasını serbestçe bıraksın. Bu çakıl direğin dibine düşecektir. Çünkü çakıl, bırakılma anındaki geminin hızını yatay vektör olarak olarak muhafaza edecektir ve direğin dibine düşecektir. Yani gemi duruyor halindeki sonuç. gemi sabit hızla ve doğrusal izlekte gittiğinde (düzgün hareket = uniform motion halinde) eylemsiz çerçeve gibi varsayılabilir.

Fakat gemi hızlanıyor ya da yavaşlıyorsa, çakıl bırakılma anındaki hız değerindeki yatay bileşenine sahip olduğundan direğin dibine göre farklı bir noktaya düşecektir. Çakılın güverteye ulaşması için geçen sürede gemi -farklı hızı nedeniyle- az ya da çok yol alacağından çakıl direğinden dibinden farklı bir noktaya düşer. Yani gemi ivmeleniyorsa eylemsiz çerçeve rolü verilemez.

Özel görelilik teorisini ve yanılgılarını idrak edebilmek için Galilei görelilik ilkesini bihakkın özümsemek gereklidir. Bu nedenle akademik anlatımdan farklı açılım ihtiyacını gidermek istedim.

Galilei görelilik ilkesine -körü körüne- sadakat gösterenlerin argümanı uzay koşullarında bağıllıktır.

Bu yüzden uzay koşullarında bağıllığı da açımlamak ihtiyacı vardır: Bir uzay mekiği ve dışındaki astronotu düşünelim. astronot ayakları ile mekiği ittiğinde bir hız değeri kazanır. Diğer taraftan mekik de aksi yönde bir miktar hız edinecektir (kütleleri oranında). Mekik ile astronot arasındaki mesafenin değişim hızı, astronotun mekiğe göre olan bağıl hız değeridir. Mekik ve astronot kütleli olduğundan (yani cisim olduklarından) bir sıkıntı yok. Fakat bu düşünsel deneyde astronot yerine ışık ya da daha isabetli olarak FOTON konulduğunda, fotonun salınma anından sonraki anlarda mekiğin kendi öz hareketi nedeniyle mekik ile foton arasındaki mesafe   c +/- V hızıyla değişeceğinden özel görelilik teorisi bu noktada fotonun kütleli cisim gibi davranacağı yanılgısındadır. Kanaatimce bilim adamları bu yanılgının kurbanı oluyorlar: Uzay koşullarında cisimler arası bağıllıkta ara mesafenin değişim hızı ile bağıl hız eşit olmasına karşın; deney fotonu  ile cisim arasındaki bağıllıkta ara mesafenin değişim hızı c +/- V dir (Bu pozisyonda ışık hızı ölçümü gene c değeri vermesine rağmen). Bu yanılgının aşılması için deney fotonunun salınma noktasını uzay boşluğunda işaretlemek yararlı olabilir. Cisim, işte bu sanal noktadan V hızıyla, foton da  c hızıyla uzaklaşacaktır.
« Son Düzenleme: Aralık 21, 2016, 01:50:21 ÖS Gönderen: zgnrsn »

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 232
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #3 : Eylül 27, 2016, 09:14:10 ÖS »
Hoş geldin ersan, tekrar seni-sizi okumak güzel, henüz "ısınamadım, sindiremedim" yazdıklarını, uzun zamandır fizik-üzerine okumuyordum da, anlamak  ve size soru sormak için bi çok şeyi yeni baştan ele alamam gerekiyor, fiziksel-bilimsel yanımıza katkı sunduğun için teşekkürler, görüşmek dileğiyle...

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #4 : Eylül 28, 2016, 01:33:15 ÖS »
Hoş geldin ersan, tekrar seni-sizi okumak güzel, henüz "ısınamadım, sindiremedim" yazdıklarını, uzun zamandır fizik-üzerine okumuyordum da, anlamak  ve size soru sormak için bi çok şeyi yeni baştan ele alamam gerekiyor, fiziksel-bilimsel yanımıza katkı sunduğun için teşekkürler, görüşmek dileğiyle...

Hoş buldum.

"Herkese Bilim Teknoloji" dergisinin bu haftaki 26. sayısında "Einstein'ın görelilik kuramının gerçek hayattaki yansımaları" başlıklı bir yazı var. Bu yazının ilk maddesinde (sanırım en önemli etki olarak sunuluyor) GPS sistemlerinde özel görelilikten ileri gelen düzeltmeler yapıldığı belirtiliyor. Oysa yapılan düzeltmenin sebebi, tamamen ışık hızı değerinin sınırlı/sonlu olmasıdır (ya da sonsuz olamayaşıdır); ışık, ya da mikrodalga uydu ile dünya arasında gidip gelirken geçen sürede  ölçüm yapılan nokta bir miktar yer değiştirir. Diğer maddelerden bahsetmek gereği duymam bile. Çünkü "civanın sıvı olması" nı görelilik teorisine bağlayan bir mantık nasıl ciddiye alınabilir? Maalesef çoğu yayınlarda benzer ilgisiz yakıştırmalara rastlıyorum. Teorinin doğru anlaşılmadığının bir kanıtıdır bu durum. Aynı yazıda "Aslında kuramın mantığı aldatıcı biçimde çok basit görünüyor" cümlesi de yer alıyor. Evet, kuramın özü çok basit de kim doğru algılayıp anlayabiliyor???. Halen üniversitelerde okutuluyor olmasını çok ilginç buluyorum. Kuşkusuz "Özel görelilik teorisi" bilim ilgisini kışkırtan, "zaman yolculuğu" köpürtmesiyle gizem zaafını besleyen bir konu. Popüler bilim dergilerinin yayınları bu anlamda anlaşılabilir. Fakat işte özünü irdelemekten de uzak duruyorlar.

Teorinin özü "ışık hızını, kaynağına ve her şeye bağıl saymaktan ibarettir. Bu bir postula (ön kabul) dır. Oysa ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir (kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçmiştir). Bu nüans idrak edilmeden teori yanılgıları ve hayranlığı sürecektir.


 Felsefenin temel sorusu olan "Her şey niye böyledir?" in yanıtı için bilim disiplini izlemek durumundayız. Fakat işte özel görelilik teorisindeki yanılgıları farkedemeyen, üstelik gizem düşkünlüğü eşliğinde kucaklayan bir paradigma ile felsefede patinaj yapmak günümüzün gerçeği.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #5 : Eylül 28, 2016, 03:56:32 ÖS »
Alıntı
ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir

zgnrsn anlamadım. ışık hızı  kaynağından bağımsız, "boşlukta"sabit ve "evrensel hız limiti" değil mi? yani,uzay boşluğundaki salınma noktasının/kaynağın hızı her halükarda ışığa göre tanımlanmak durumunda değil mi? ışık hızının bağıl olduğunu söylediğinizde kastınız ne?
« Son Düzenleme: Eylül 28, 2016, 03:58:07 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #6 : Eylül 28, 2016, 07:10:39 ÖS »
Alıntı
ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir

zgnrsn anlamadım. ışık hızı  kaynağından bağımsız, "boşlukta"sabit ve "evrensel hız limiti" değil mi? yani,uzay boşluğundaki salınma noktasının/kaynağın hızı her halükarda ışığa göre tanımlanmak durumunda değil mi? ışık hızının bağıl olduğunu söylediğinizde kastınız ne?


ışık hızı  kaynağından bağımsız, "boşlukta"sabit ve "evrensel hız limiti"


Evet, bunlar benim için de doğru. Işık hızı kaynağından bağımsızdır. Hızlı hareket halindeki bir uzay mekiğinden ileri doğru bir top ya da bir cisim fırlattığımızda "topun dış gözlemciye göre olan hızı = uzay mekiğinin hızı + fırlatma hızı" dır. Diğer taraftan gene aynı uzay aracından flaş çakması marifetiyle bir foton paketi gönderdiğimizde foton paketinin dış gözlemciye göre olan hızı ışık hızı ( c ) değeri olarak kalmaya devam edecektir; ışığın hızı kaynağının hızından + / - bir ilave almaz.

Teori de aynen böyle diyor. Fakat bir şey daha söylüyor: Söz konusu bu foton paketi, hareket halinde olan uzay mekiğinden de c  değerindeki hız ile uzaklaşır. Kanıt olarak da uzay aracı üzerindeki düzenek ile ışık hızını ölçtüğünde c değerini elde ettiğini söylüyor (aslında teorinin deneyinin tren içinde ve peronda aynı ışık kullanılarak yapıldığı farzediliyor).


ışık hızının bağıl olduğunu söylediğinizde kastınız ne?

Bir fotonun salınma anından sonraki anlarda da kaynağından c değerindeki hızla uzaklaştığı kabulü, fotonun hızının kaynağına bağıllığı anlamındadır (bağıllık, hızın kıyas/kerteriz makamına göredir). Bir otomobilin hızı, yola bağıl değerdir; çünkü otomobil yola kuvvet uygulayarak sürtünme marifetiyle kendini iter ve hız edinir. Otomobil hızı yola bağıldır; yol olmasa otomobil hız edinemez.

Teori ışık hızının her şeye göre bağıl değerde olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, aslında ışık hızının kaynağından bağımsızlığı bilgisine aykırıdır.

Otomobil hızı bağıllığı örneğinde olduğu gibi ışık hızının bağıllığı için bir kıyas/kerteriz makamı aranacak olursa, bu "uzay boşluğu" dur. Foton salınma anında yalnızca uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasından c hız değeri ile uzaklaşır. Ne var ki uzay boşluğunda elle tutulur somut bir nokta işaretlemek mümkün değil (kağıt üzerindeki analizlerde bu yoksunluğu aşabiliyoruz). Bu da ışığın bize bir hediyesi.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #7 : Eylül 28, 2016, 07:50:29 ÖS »
Alıntı
Teori ışık hızının her şeye göre bağıl değerde olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, aslında ışık hızının kaynağından bağımsızlığı bilgisine aykırıdır.
ışık hızı her şeye göre bağıldır demek ile  ışık hızı kaynağından bağımsızdır demek arasında bir fark yok ki. yani bunlar birbiri ile çelişen ifadeler değil aksine birbirinin sonucu olan ifadeler : ışık hızı her şeye göre C 'dir öyleyse teoriye göre , ışığın hızını kaynağına göre ölçersek de hız C olur, "hareketli" ya da "hareketsiz" herhangi başka bir cisme göre ölçersek de C olur.
bu noktada aslında ışık hızı diğer her şeyin hızının kendisine göre belirlendiği bir sabiteye dönüşmüş oluyor,  ışığın her şeye bağıl olması demek ışığın aslında kendisinin bağıl olmaması demektir. bu da zaten, ışığın hızının kaynağıdan bağımsız olması demektir. öyle değil mi?
« Son Düzenleme: Eylül 28, 2016, 07:50:57 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #8 : Eylül 29, 2016, 01:40:53 ÖS »
Alıntı
Teori ışık hızının her şeye göre bağıl değerde olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, aslında ışık hızının kaynağından bağımsızlığı bilgisine aykırıdır.
ışık hızı her şeye göre bağıldır demek ile  ışık hızı kaynağından bağımsızdır demek arasında bir fark yok ki. yani bunlar birbiri ile çelişen ifadeler değil aksine birbirinin sonucu olan ifadeler : ışık hızı her şeye göre C 'dir öyleyse teoriye göre , ışığın hızını kaynağına göre ölçersek de hız C olur, "hareketli" ya da "hareketsiz" herhangi başka bir cisme göre ölçersek de C olur.
bu noktada aslında ışık hızı diğer her şeyin hızının kendisine göre belirlendiği bir sabiteye dönüşmüş oluyor,  ışığın her şeye bağıl olması demek ışığın aslında kendisinin bağıl olmaması demektir. bu da zaten, ışığın hızının kaynağıdan bağımsız olması demektir. öyle değil mi?


Yalnız değilsiniz. Neredeyse tüm dünya böyle düşünüyor. Benim akıl yürütmem ise şöyle:

"Işık hızı her şeye göre c hızıyla gider" kanaati, ışık hızı ölçüm deneyinin uzantısıdır. Bu da mekanik yani cisimlere ait fizik alışkanlığından kaynaklanır. Mekanikteki hız ölçümleri daima cismin mevcut ortama göre olan bağıl hızını verir. Yanılgı, bu tanım şablonunu ışık için de -sorgulamadan-  kullanıvermekten ileri gelir. Mekanikte bir otomobilin hızını ölçmek istediğimizde bu otomobilin T1 ve T2 anlarında bulunduğu noktalar arasındaki mesafe, t (= T2 - T1) süresine bölünür ve birim zamanda alınan yol miktarı (yani hızı) bulunur. Oysa ışık hızı ölçüm düzeneği farklı bir sistemdir. Bir defa ışık, tek foton olarak tanımlanıp belirlenmez. Fakat tek fotonun hızı ölçülmüş zannedilir. Oysa, başlangıç noktasından yola çıkan foton ile aynadan yansıyıp tekrar çıkış noktasına dönen aynı foton değildir (bu husus garanti edilemez). Yola çıkan kırmızı araba, varış noktasına ulaşan mavi araba iken hız ölçümü neyi verir? Işık hızı ölçüm düzeneği, ışığın yerel ortam ya da kaynağına göre olan hızını değil, yalnızca ve yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızını vermektedir. Bu değeri, kaynağından ve diğer referans çerçevelerden de uzaklaşma hızı olarak etiketlemek yerellik ya da mekanik alışkanlığıdır; insanidir. Işık hızı ölçümleri, doğrultuya göre değişmez, yönden bağımsızdır; bu da deneysel bir sonuçtur ve bu sonucu, "her yerde ölçülen, ışığın uzay boşluğuna göre olan hızıdır" şeklinde okumak mümkündür.

Aynı yanılgı Michelson- Morley deneyinde de söz konusudur; orada da ışık, flaş çakması gibi noktasal değil süreklidir. Girişim ekranına gelen ışık yarılarının aynı ışık paketinin yarıları olduğunu tartışılmaz yargı gibi kabullenmiş olan beyinler bu deneyi yüksek presizyon eşliğinde -beyhude yere- binlerce defa tekrarlamak durumunda kalmışlardır. Oysa ay ışığı ile çok daha uzak bir yıldızın ışığı giriştirilse girişim saçakları sayısı değişmeyecektir: Çünkü, ışık gözlemciye daima ışık hızı ile ulaşır.


Felsefe ekibi forum sitesinde "oe" ve "haber" nikli katılımcılar görelilikte ışığın sabit tutulmasını önermişlerdi. Bu bir sezgi ya da yargı ne olursa olsun ciddiye alınması gerekir. Çünkü referans çerçeve adayları özellikleri dikkate alındığında IŞIK ya da (ışık hızının bağıl olduğu) UZAY BOŞLUĞU açık ara öne geçer:

. Işık evrensel bir gerçekliktir.
. Işık hızı sabittir.
. Foton izleği doğrusaldır.  (BU son ikisi, aynı zamanda Galileo görelilik ilkesinin referans/kerteriz olma koşullarıdır)
. Işık, kaynağından bağımsızdır.
. vb

Bu durumda ışık kinematiği paradigmasını ışığı/uzay boşluğunu referans  yaparak ele almak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Benim yaptığım da budur (uygulamalı olarak).

  "Güneş dünya etrafında dönüyor" yerleşik bir kanaat idi; görsel deneysel sonuç idi, tartışılması dahi söz konusu değildi. Galileo'nun iddiası toplumsal düzene tehdit olarak algılandı ve yargılandı. Galileo olayında dünya, aslında rölatif pozisyonda olduğu halde, üzerinde bulunmamız sebebiyle dünyaya referans çerçeve rolü vermemiz sebebiyle güneş-dünya ilişkisini yanlış algılamaktayız. Uzaydan bakıyor olsa idik bu yanılgıya düşmeyecektik.

Galileo olayından çıkarmamız gereken ders şu olmalıdır: İşlem aktörlerinin ilişkisini analiz ederken referans ve rölatif rollerin isabetli tanımlanması önemlidir. Mümkünse, tüm aktörleri kapsayan ardışık bir dış/ortak referans çerçeveye göre analiz gerçekleştirilmelidir.

Işığın hareket özelliklerini analiz etmek için bu dış sistem Uzay boşluğu (ya da LCS: Light coordinate system) olmaktadır.
 
« Son Düzenleme: Eylül 29, 2016, 02:13:13 ÖS Gönderen: zgnrsn »

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #9 : Eylül 29, 2016, 09:00:51 ÖS »
makalenizi ancak  okuyabildim, alanım fizik değil sadece "amatör merakım" var.
ilk dikkatimi çeken K’ sisteminde yer alan saatin, bu farklı tempoları aynı anda yaşaması olanaksızdır." ifadesi oldu. burada "eş zamanlılığın göreliliğini" de hesaba katmak gerekmez mi? grafik, K' nın hareket halinde olduğunu görebilen bir gözlem çerçevesini gösteriyor.  yani burada söz konusu gözlem çerçevesine göre aynı anda olan olaylardan bahsediyoruz oysa sahiden K' ya göre düşünürsek P1,p2,p3,.... farklı zamanlarda meydana gelen olaylardır. yani grafiğin gözlem çevçevesi ile sahiden K'ya ait gözlem çevçevesini eş zamanlılığın göreliliğine göre düşünmek gerekiyor. "K'nın dışından" bakan grafik Knın hareket halinde olduğunu görüyor, oysa özel görelik K'nın üzerinden p1, p2 , p3 ü değerlendirmek durumunda, dolayısıyla, K' sistemine göre bir saat kurarsak p1,p2 ve p3 eş zamanlığın göreliliğinden dolayı farklı zamanlarda meydana gelir. K'nın dışından bakarsak -grafikteki gibi- , zaten özel görelik de bunun geçerli bir gözlem çerçevesi olmadığını anlatmaya çalışmıyor mu?
« Son Düzenleme: Eylül 29, 2016, 09:03:36 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #10 : Eylül 30, 2016, 02:05:13 ÖS »
makalenizi ancak  okuyabildim, alanım fizik değil sadece "amatör merakım" var.
ilk dikkatimi çeken K’ sisteminde yer alan saatin, bu farklı tempoları aynı anda yaşaması olanaksızdır." ifadesi oldu. burada "eş zamanlılığın göreliliğini" de hesaba katmak gerekmez mi? grafik, K' nın hareket halinde olduğunu görebilen bir gözlem çerçevesini gösteriyor.  yani burada söz konusu gözlem çerçevesine göre aynı anda olan olaylardan bahsediyoruz oysa sahiden K' ya göre düşünürsek P1,p2,p3,.... farklı zamanlarda meydana gelen olaylardır. yani grafiğin gözlem çevçevesi ile sahiden K'ya ait gözlem çevçevesini eş zamanlılığın göreliliğine göre düşünmek gerekiyor. "K'nın dışından" bakan grafik Knın hareket halinde olduğunu görüyor, oysa özel görelik K'nın üzerinden p1, p2 , p3 ü değerlendirmek durumunda, dolayısıyla, K' sistemine göre bir saat kurarsak p1,p2 ve p3 eş zamanlığın göreliliğinden dolayı farklı zamanlarda meydana gelir. K'nın dışından bakarsak -grafikteki gibi- , zaten özel görelik de bunun geçerli bir gözlem çerçevesi olmadığını anlatmaya çalışmıyor mu?

Zaman ve uzunluk boyutu değişimi fikrini ilk ortaya atan Fitzgerald idi. Daha sonra Lorentz ve Poincaré konuyu inceledi. Bilimsel makale yayınlayarak sahiplenen ise Einstein oldu. Einstein 1916 yılında teorisinin kolay anlaşılması için yayınladığı kendi kitabına Lorentz dönüşümlerini de almış ve kitabın sonunda da bu denklemlerin başka bir yöntemle çıkarılışını işlemiştir. Bu analizlerden görüleceği gibi P1, P2, P3,...Pi noktalarındaki fotonların o noktalarda bulunma anları aynıdır, her iki sistemde de eşzamanlıdırlar.
Şöyle düşünmek daha yararlı olabilir mi? Pi fotonu somut varlığı nedeniyle "tek" dir. Uzay koordinatlarında bulunduğu nokta varlığına bağlı olarak tekdir. Bilim diliyle ifade edersek örneğin P1 fotonunun her iki sisteme göre koordinatları (x ; t) ve (x' ; t') aynı noktayı tanımlamaktadır. P3 için (x ; t) ve (x''' ; t''') koordinatlarıdır. Dış gözlemci (biz), KP1 = KP3 olduğunu bilmektedir ve t' ile t''' değerlerindeki farklı zaman temposunu paradoks olarak algılamaktadır. Teori 180 derece zıt yöndeki fotonu analiz etmeyerek bu paradoksu gizlemiştir.

Onların bu çıkarımında baz alınan c değerinin sabitliğidir. Denklemlerin çıkarılışı izlendiğinde, örneğin P1 fotonunun K sisteminde c sabit hızıyla gitmesi için KP1 = c.t olmalıdır. Teori, aynı fotonun K' noktasına göre de hızının c değişmezi olarak kabul ettiği için
K'P1 = c.t' = c.t - v.t bağıntısındaki t' parametresinin birimiyle oynamak zorunda kalmaktadır; fakat bu yetmiyor ve uzunluk boyutu ile de oynamak zorunda kalıyor. Dış gözlemci Pi noktalarına birer alıcı/reseptör koysa kendi saatine göre fotonların aynı anda bu noktalara ulaştığını tespit edecektir. Pi fotonlarının o noktalarda bulunma anı tekdir, eşzamanlıdır. Fakat K' sistemindeki deneyci, P1 fotonu için benim saatim yavaş çalışıyor; P2 ve P3 fotonları için benim saatim hızlı çalışıyor demek durumunda kalır ki böyle bir lüksü yoktur; nedenselliğe aykırıdır.

Teori ve 110 yıldır taraftarları, bu kuramın yalnızca tek yönde analiz yaptığını göz ardı ediyorlar. Oysa bilimde bir hipotez tüm diğer pozisyonlarda da aynı sonucu verdiğinde geçerli olur. Teorinin indirgenmiş/yalıtılmış koşullarda bir netice elde etmesi illüzyonistlerin taktiklerini hatırlatıyor; onlar da bizim düşünsel referanslarımızla oynamayı becerdikleri için hayranlık kazanıyorlar.
« Son Düzenleme: Eylül 30, 2016, 02:14:52 ÖS Gönderen: zgnrsn »

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #11 : Eylül 30, 2016, 03:57:55 ÖS »
bildiğim kadarı ile kurama göre şöyle bir durum söz konusu:  K da patlayan flaşa K dan bakılırsa fotonlar orijine eşit mesafede olacaktır, çünkü K hareket halinde olduğunu bilmez. ("dünyada iken,  sadece dünyaya bakarak onun hareket halinde olduğunu bilemeyiz" ) yani grafikteki K'(yani K nın hareketi), süreci  Kdan izleyen bir gözlemci için anlamsızdır, burada dolayısıyla K orijinde kaldığı için p1,p2,p3 K'ya göre aynı anda gerçekleşir.
eğer, grafikteki gibi "K nın dışından"  süreci betimliyorsak, yani K nın hareketini gözlemleyebileceğimiz bir perspektife sahipsek, süreci K'   ya göre düşündüğümüzde p1,p2,p3 ün farklı zamanlarda gerçekleşmesi gerekir.
sanki, grafiğin yorumunda iki gözlem çevçevesi birbibirine girmiş olduğu için nedenselliğin ihlali ("K’ sisteminde yer alan saatin, farklı tempoları aynı anda yaşaması")  ortaya çıkıyormuş gibi geliyor?
« Son Düzenleme: Eylül 30, 2016, 04:00:19 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #12 : Ekim 01, 2016, 12:29:19 ÖS »
bildiğim kadarı ile kurama göre şöyle bir durum söz konusu:  K da patlayan flaşa K dan bakılırsa fotonlar orijine eşit mesafede olacaktır, çünkü K hareket halinde olduğunu bilmez. ("dünyada iken,  sadece dünyaya bakarak onun hareket halinde olduğunu bilemeyiz" ) yani grafikteki K'(yani K nın hareketi), süreci  Kdan izleyen bir gözlemci için anlamsızdır, burada dolayısıyla K orijinde kaldığı için p1,p2,p3 K'ya göre aynı anda gerçekleşir.
eğer, grafikteki gibi "K nın dışından"  süreci betimliyorsak, yani K nın hareketini gözlemleyebileceğimiz bir perspektife sahipsek, süreci K'   ya göre düşündüğümüzde p1,p2,p3 ün farklı zamanlarda gerçekleşmesi gerekir.
sanki, grafiğin yorumunda iki gözlem çevçevesi birbibirine girmiş olduğu için nedenselliğin ihlali ("K’ sisteminde yer alan saatin, farklı tempoları aynı anda yaşaması")  ortaya çıkıyormuş gibi geliyor?

Tekrar ediyor gibi olacağım, fakat, şunu kesin olarak belirlemek gerekir: Tanımlı bir cisim ya da foton varlıksal olarak tekdir ve uzayda bulunduğu konum dört boyutta belirgindir (x; y; z; t). Bu konumu değişik (örneğin K, K', K''...) sistemlere göre tanımladığımızda farklı sayısal değerler ortaya çıkması kaçınılmazdır. Fakat her birinin tanımladığı nokta tek ve aynıdır. Fakat işte zaman temposunun aynı saat üzerinde farklılaşması kabul edilemez.

Mantık yanılmalarımız seçtiğimiz kerteriz/koordinat (K, K' veya....Ki) sistemlerinin -sizin de dünya için belirttiğiniz gibi farkında olmasak bile- hareketli olmasından ileri geliyor. Bir de mekanikteki alışkanlığımızdan referans sistem olarak somut (görülür/elle tutulur) bir cisme ihtiyaç duymamız etkili oluyor.

Bu durumda benim teklifim: Madem ki teori de ışık hızını her ortam ve aktör için aynı ve sabit değer olarak kabul ediyor; o halde analizi, mümkün olan en dış sistemde (dünya, güneş sistemi, samanyolu galaksisi, yerel küme, süper küme, evrenin bütünü... çok hücreli evrenler sistemi.... bunların tümünü kapsayan) yani uzay boşluğunda düzenlediğimizde ışık hızı uzay boşluğuna göre de ' c ' değerinde olacaktır. Uzay boşluğu, ışık kaynağı ya da dünya ortamı referans çerçeveleri gibi hareketli değil; sabit bir ortam. Eğer bir foton ile onu üreten kaynağı ya da bir gözlemci arasındaki hareket ilişkisini çözümleyecek isek bunu uzay boşluğunu baz/referans alarak yapmak mümkün. Bu analizde kaynak ya da gözlemci gibi diğer aktörlerin hızlarını da uzay boşluğuna göre belirlemek gereklidir. Fakat fotonun hızı ile bu aktörlerin hızlarının aynı/ortak referans çerçeveye göre değerleri kullanıldığında bilimsel bütünlük sürdürülmüş olacaktır. Evet, kaynağın ya da gözlemcinin uzay boşluğuna göre hızlarını sayısal değer olarak bilemeyebiliriz; fakat parametrik analiz mümkündür.

Teorinin cisimlerin yerel hızlarını denklemlerinde kullanması uygunsuzdur.
« Son Düzenleme: Ekim 01, 2016, 06:13:15 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #13 : Ekim 01, 2016, 06:39:09 ÖS »



Yarıda kesmek zorunda kalmıştım; devam edeyim:

Teori denklemlerinde cisimlerin yerel hızlarını ( v )  kullanılması uygunsuzdur.

Çünkü örneğin trenin hızı, raylara/dünyaya göredir. Işığın hızının ise trene göre ve perona göre aynı olması iddiadır/varsayımdır. Her yerde aynı ölçüyorum diyor. İddiasının doğru olması için ölçtüğünün trene ve diğer çerçevelere göre bağıl hız olduğundan emin olmalıdır. Oysa ölçüm düzeneği ışığın trene göre hızını değil, uzay boşluğuna göre hızını ölçebilmektedir. Buna da iddia derseniz; en azından uzay boşluğundaki ışık hızının ' c ' değerinde olduğundan kesinkes eminiz. trenin hızını da dünyanın güneş sistemine göre, güneşin galaksiye göre, galaksinin yerel kümeye göre..... göreli hızlarını vektörel olarak ekleyip uzay boşluğuna göre olan hızını tepit edersek ( V )  c ile V yi aynı denklem içinde  ve klasik (galilei) görelilik hesap yöntemlerini kullanarak analiz gerçekleştirebiliriz.


Teoride, üniform/düzgün hareket eden bir cisim (örneğin tren) baz (K' eylemsiz çerçevesi olarak) alındığında P1 fotonunun K' sistemine göre c bağıl ve sabit hızıyla  gitmesi için zaman temposu yavaşlamalıdır. Bu tren raylara/dünyaya göre v hızıyla gitmektedir. Aynı trenin güneş sistemine göre olan hızı = dünyanın yörüngedeki hızı + trenin dünyadaki yerel hızı dır. Bu hız da sabittir fakat trenin yerel  v hızından farklı değerdir. Aynı fotonu güneş sistemine göre teori analizine tabi tuttuğumuzda bu defa gene K' sistemindeki saate aynı anda farklı zaman tempoları yakıştırmak zorunda kalacağız ki; bu da olanaksızdır.

Güneş sistemi yerine galaksi, yerel küme, süper küme, görünen evren.....koyduğumuzda farklı tempolar gerekecektir.


zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #14 : Ekim 04, 2016, 11:00:19 ÖÖ »
Dikkatli bir beyin, teorinin aslında kendi kendini çürüttüğünü de fark edebilir: Çünkü teori çözümlemelerinde, ışık kaynağı ile paralel ve aynı yönde giden ışık analiz edilmiştir. Diğer yönleri ele almamıştır; yalnızca dikey doğrultuda giden ışığın izdüşüm sebebiyle etkisiz olacağı kaydedilmiştir. Oysa paralel ışık, zaman yavaşlamasına sebep oluyorsa, dikey ışık sıfır etki yapıyorsa rölatif sistemdeki saatin aynı anda iki farklı tempoda çalışması gibi nedenselliğe aykırı bir sonuç çıkar ki teori, bu noktada çaresiz kalır.