forumfelsefe

Felsefi Disiplinler => Metafizik => Konuyu başlatan: zgnrsn - Ağustos 06, 2016, 12:12:30 ÖS

Başlık: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ağustos 06, 2016, 12:12:30 ÖS
FELSEFE EKİBİ forum sitesinde ağırlıklı olarak Özel Görelilik teorisi konusunda yazmaktaydım. Fakat, bu site kapandığı için tam bir sonuca bağlamamıştım. Aslında en etkili argümanımı sona saklamıştım; çünkü diğer katılımcı ve ilgililerin bu konudaki görüşlerini merak etmekteydim. Dünya çapında ve ülkemizde de bazı akademisyenlerle bu konuda temaslarım oldu. Genelde teorinin arkasında duruyorlardı. Bir kaç tane itirazlara hak verene rastladım. Onlar da nedense (?) fazla kurcalamaya istekli değillerdi. Felsefe ekibinde bu konuyu izleyenlerin bazıları bu siteye katılmışlar (selamlıyorum) ve bende tamamlayıcı sunumu yapma isteği oluştu.

 
Değerli akademisyen/amatör bilim insanları,

Özel görelilik teorisi, doğanın müthiş bir sırrını ortaya çıkardığı kanaatiyle hayranlık duyulan insanlık idolü bir teori haline gelmiştir. 100 üncü yılı tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır.

Ne ki bu teoriyi gerek ve yeter düzeyde anlayan olmayabilir. Genelde dışrak bilgi (ezber) ve genel kabul hatırına benimseniyor. Elbette gizem düşkünlüğümüze parlak rüşvetler verdiğini de unutmayalım.

Bu teoriyi iyi anlamak için aktif öğrenme yöntemi uygulanmalıdır. Yani birey önce kendi başına ışığın hareketini çözümlemek için bir miktar çaba harcamalı, bir fikri olmalı; sonra irdelemeci sorgulayıcı tutum ile teoriyi ele almalı. Kuşkusuz bu özel bir ilgiyi gerektirir; herkes niye bu zahmete girsin? Ben sizin yerinize bu işlemi gerçekleştirdim; ipuçlarını paylaşıyorum.

Dikkatli bir beyin, teorinin aslında kendi kendini çürüttüğünü de fark edebilir: Çünkü teori çözümlemelerinde, ışık kaynağı ile paralel ve aynı yönde giden ışık analiz edilmiştir. Diğer yönleri ele almamıştır; yalnızca dikey doğrultuda giden ışığın izdüşüm sebebiyle etkisiz olacağı kaydedilmiştir. Oysa paralel ışık, zaman yavaşlamasına sebep oluyorsa, dikey ışık sıfır etki yapıyorsa rölatif sistemdeki saatin aynı anda iki farklı tempoda çalışması gibi nedenselliğe aykırı bir sonuç çıkar ki teori, bu noktada çaresiz kalır.

Özel görelilik teorisinin yanılgılarını anlamak için -lise düzeyinde- temel fizik bilgisi yeterlidir. Aslında “bağıllık” kavramında yoğunlaşıldığında idrak epeyce kolaylaşmaktadır. Felsefeekibi forumunda dilin düşünceye yön verdiği konusunda bir tartışma vardı ve ben aksi görüşteydim; yanılmış olabilirim. Çünkü batı dillerinde “görelilik-bağıllık” sözcükleri tek kelime “relativity” ile kodlanmış. Aradaki nüans, tek kelimenin sınırlaması sebebiyle -özellikle okuyucu bakışından- algıdan gizlenebiliyor; ayırtına varmak, zihinsel özel çaba gerektiriyor olabilir. “Bağıllık çeşitleri” başlığı sizlere uygun ipuçlarını sunacaktır.

Bilgi çağında bu teorinin hala benimseniyor olması, insan aklının küçümsenme nedenidir ve kitlelerin kolay manuple edileceğinin kanıtıdır.



İngilizce Makale: Methodological Defects in Relativity Theories…


 http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6600 (http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6600)


Türkçe Versiyonu: Görelilik Teorilerinde Yöntembilimsel kusurlar…

http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6601 (http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6601)
 
Kuşkusuz bir teoriyi çürütmek yerine, işlevsel yeni teoriyi sunmak daha saygın olmalıdır:

Light kinematics to analyze space-time (http://Light kinematics to analyze space-time)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ağustos 06, 2016, 04:17:46 ÖS

BU link açılabiliyor:

Light kinematics to analyze space-time

http://adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E (http://adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Eylül 06, 2016, 07:11:10 ÖS
Makalemi tekrar okuduğumda akademisyen ya da fizikçi olmayanlar için "Galilei görelilik ilkesi" için daha açıklayıcı örnekleme ihtiyacını farkettim. Bu konuyu biraz açayım:

Sabit hızla giden bir gemi düşünelim. Direğin tepesindeki gözlemci, bir taş parçasını serbestçe bıraksın. Bu çakıl direğin dibine düşecektir. Çünkü çakıl, bırakılma anındaki geminin hızını yatay vektör olarak olarak muhafaza edecektir ve direğin dibine düşecektir. Yani gemi duruyor halindeki sonuç. gemi sabit hızla ve doğrusal izlekte gittiğinde (düzgün hareket = uniform motion halinde) eylemsiz çerçeve gibi varsayılabilir.

Fakat gemi hızlanıyor ya da yavaşlıyorsa, çakıl bırakılma anındaki hız değerindeki yatay bileşenine sahip olduğundan direğin dibine göre farklı bir noktaya düşecektir. Çakılın güverteye ulaşması için geçen sürede gemi -farklı hızı nedeniyle- az ya da çok yol alacağından çakıl direğinden dibinden farklı bir noktaya düşer. Yani gemi ivmeleniyorsa eylemsiz çerçeve rolü verilemez.

Özel görelilik teorisini ve yanılgılarını idrak edebilmek için Galilei görelilik ilkesini bihakkın özümsemek gereklidir. Bu nedenle akademik anlatımdan farklı açılım ihtiyacını gidermek istedim.

Galilei görelilik ilkesine -körü körüne- sadakat gösterenlerin argümanı uzay koşullarında bağıllıktır.

Bu yüzden uzay koşullarında bağıllığı da açımlamak ihtiyacı vardır: Bir uzay mekiği ve dışındaki astronotu düşünelim. astronot ayakları ile mekiği ittiğinde bir hız değeri kazanır. Diğer taraftan mekik de aksi yönde bir miktar hız edinecektir (kütleleri oranında). Mekik ile astronot arasındaki mesafenin değişim hızı, astronotun mekiğe göre olan bağıl hız değeridir. Mekik ve astronot kütleli olduğundan (yani cisim olduklarından) bir sıkıntı yok. Fakat bu düşünsel deneyde astronot yerine ışık ya da daha isabetli olarak FOTON konulduğunda, fotonun salınma anından sonraki anlarda mekiğin kendi öz hareketi nedeniyle mekik ile foton arasındaki mesafe   c +/- V hızıyla değişeceğinden özel görelilik teorisi bu noktada fotonun kütleli cisim gibi davranacağı yanılgısındadır. Kanaatimce bilim adamları bu yanılgının kurbanı oluyorlar: Uzay koşullarında cisimler arası bağıllıkta ara mesafenin değişim hızı ile bağıl hız eşit olmasına karşın; deney fotonu  ile cisim arasındaki bağıllıkta ara mesafenin değişim hızı c +/- V dir (Bu pozisyonda ışık hızı ölçümü gene c değeri vermesine rağmen). Bu yanılgının aşılması için deney fotonunun salınma noktasını uzay boşluğunda işaretlemek yararlı olabilir. Cisim, işte bu sanal noktadan V hızıyla, foton da  c hızıyla uzaklaşacaktır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Eylül 27, 2016, 09:14:10 ÖS
Hoş geldin ersan, tekrar seni-sizi okumak güzel, henüz "ısınamadım, sindiremedim" yazdıklarını, uzun zamandır fizik-üzerine okumuyordum da, anlamak  ve size soru sormak için bi çok şeyi yeni baştan ele alamam gerekiyor, fiziksel-bilimsel yanımıza katkı sunduğun için teşekkürler, görüşmek dileğiyle...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Eylül 28, 2016, 01:33:15 ÖS
Hoş geldin ersan, tekrar seni-sizi okumak güzel, henüz "ısınamadım, sindiremedim" yazdıklarını, uzun zamandır fizik-üzerine okumuyordum da, anlamak  ve size soru sormak için bi çok şeyi yeni baştan ele alamam gerekiyor, fiziksel-bilimsel yanımıza katkı sunduğun için teşekkürler, görüşmek dileğiyle...

Hoş buldum.

"Herkese Bilim Teknoloji" dergisinin bu haftaki 26. sayısında "Einstein'ın görelilik kuramının gerçek hayattaki yansımaları" başlıklı bir yazı var. Bu yazının ilk maddesinde (sanırım en önemli etki olarak sunuluyor) GPS sistemlerinde özel görelilikten ileri gelen düzeltmeler yapıldığı belirtiliyor. Oysa yapılan düzeltmenin sebebi, tamamen ışık hızı değerinin sınırlı/sonlu olmasıdır (ya da sonsuz olamayaşıdır); ışık, ya da mikrodalga uydu ile dünya arasında gidip gelirken geçen sürede  ölçüm yapılan nokta bir miktar yer değiştirir. Diğer maddelerden bahsetmek gereği duymam bile. Çünkü "civanın sıvı olması" nı görelilik teorisine bağlayan bir mantık nasıl ciddiye alınabilir? Maalesef çoğu yayınlarda benzer ilgisiz yakıştırmalara rastlıyorum. Teorinin doğru anlaşılmadığının bir kanıtıdır bu durum. Aynı yazıda "Aslında kuramın mantığı aldatıcı biçimde çok basit görünüyor" cümlesi de yer alıyor. Evet, kuramın özü çok basit de kim doğru algılayıp anlayabiliyor???. Halen üniversitelerde okutuluyor olmasını çok ilginç buluyorum. Kuşkusuz "Özel görelilik teorisi" bilim ilgisini kışkırtan, "zaman yolculuğu" köpürtmesiyle gizem zaafını besleyen bir konu. Popüler bilim dergilerinin yayınları bu anlamda anlaşılabilir. Fakat işte özünü irdelemekten de uzak duruyorlar.

Teorinin özü "ışık hızını, kaynağına ve her şeye bağıl saymaktan ibarettir. Bu bir postula (ön kabul) dır. Oysa ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir (kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçmiştir). Bu nüans idrak edilmeden teori yanılgıları ve hayranlığı sürecektir.


 Felsefenin temel sorusu olan "Her şey niye böyledir?" in yanıtı için bilim disiplini izlemek durumundayız. Fakat işte özel görelilik teorisindeki yanılgıları farkedemeyen, üstelik gizem düşkünlüğü eşliğinde kucaklayan bir paradigma ile felsefede patinaj yapmak günümüzün gerçeği.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Eylül 28, 2016, 03:56:32 ÖS
Alıntı
ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir

zgnrsn anlamadım. ışık hızı  kaynağından bağımsız, "boşlukta"sabit ve "evrensel hız limiti" değil mi? yani,uzay boşluğundaki salınma noktasının/kaynağın hızı her halükarda ışığa göre tanımlanmak durumunda değil mi? ışık hızının bağıl olduğunu söylediğinizde kastınız ne?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Eylül 28, 2016, 07:10:39 ÖS
Alıntı
ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir

zgnrsn anlamadım. ışık hızı  kaynağından bağımsız, "boşlukta"sabit ve "evrensel hız limiti" değil mi? yani,uzay boşluğundaki salınma noktasının/kaynağın hızı her halükarda ışığa göre tanımlanmak durumunda değil mi? ışık hızının bağıl olduğunu söylediğinizde kastınız ne?


ışık hızı  kaynağından bağımsız, "boşlukta"sabit ve "evrensel hız limiti"


Evet, bunlar benim için de doğru. Işık hızı kaynağından bağımsızdır. Hızlı hareket halindeki bir uzay mekiğinden ileri doğru bir top ya da bir cisim fırlattığımızda "topun dış gözlemciye göre olan hızı = uzay mekiğinin hızı + fırlatma hızı" dır. Diğer taraftan gene aynı uzay aracından flaş çakması marifetiyle bir foton paketi gönderdiğimizde foton paketinin dış gözlemciye göre olan hızı ışık hızı ( c ) değeri olarak kalmaya devam edecektir; ışığın hızı kaynağının hızından + / - bir ilave almaz.

Teori de aynen böyle diyor. Fakat bir şey daha söylüyor: Söz konusu bu foton paketi, hareket halinde olan uzay mekiğinden de c  değerindeki hız ile uzaklaşır. Kanıt olarak da uzay aracı üzerindeki düzenek ile ışık hızını ölçtüğünde c değerini elde ettiğini söylüyor (aslında teorinin deneyinin tren içinde ve peronda aynı ışık kullanılarak yapıldığı farzediliyor).


ışık hızının bağıl olduğunu söylediğinizde kastınız ne?

Bir fotonun salınma anından sonraki anlarda da kaynağından c değerindeki hızla uzaklaştığı kabulü, fotonun hızının kaynağına bağıllığı anlamındadır (bağıllık, hızın kıyas/kerteriz makamına göredir). Bir otomobilin hızı, yola bağıl değerdir; çünkü otomobil yola kuvvet uygulayarak sürtünme marifetiyle kendini iter ve hız edinir. Otomobil hızı yola bağıldır; yol olmasa otomobil hız edinemez.

Teori ışık hızının her şeye göre bağıl değerde olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, aslında ışık hızının kaynağından bağımsızlığı bilgisine aykırıdır.

Otomobil hızı bağıllığı örneğinde olduğu gibi ışık hızının bağıllığı için bir kıyas/kerteriz makamı aranacak olursa, bu "uzay boşluğu" dur. Foton salınma anında yalnızca uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasından c hız değeri ile uzaklaşır. Ne var ki uzay boşluğunda elle tutulur somut bir nokta işaretlemek mümkün değil (kağıt üzerindeki analizlerde bu yoksunluğu aşabiliyoruz). Bu da ışığın bize bir hediyesi.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Eylül 28, 2016, 07:50:29 ÖS
Alıntı
Teori ışık hızının her şeye göre bağıl değerde olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, aslında ışık hızının kaynağından bağımsızlığı bilgisine aykırıdır.
ışık hızı her şeye göre bağıldır demek ile  ışık hızı kaynağından bağımsızdır demek arasında bir fark yok ki. yani bunlar birbiri ile çelişen ifadeler değil aksine birbirinin sonucu olan ifadeler : ışık hızı her şeye göre C 'dir öyleyse teoriye göre , ışığın hızını kaynağına göre ölçersek de hız C olur, "hareketli" ya da "hareketsiz" herhangi başka bir cisme göre ölçersek de C olur.
bu noktada aslında ışık hızı diğer her şeyin hızının kendisine göre belirlendiği bir sabiteye dönüşmüş oluyor,  ışığın her şeye bağıl olması demek ışığın aslında kendisinin bağıl olmaması demektir. bu da zaten, ışığın hızının kaynağıdan bağımsız olması demektir. öyle değil mi?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Eylül 29, 2016, 01:40:53 ÖS
Alıntı
Teori ışık hızının her şeye göre bağıl değerde olduğunu iddia ediyor. Bu iddia, aslında ışık hızının kaynağından bağımsızlığı bilgisine aykırıdır.
ışık hızı her şeye göre bağıldır demek ile  ışık hızı kaynağından bağımsızdır demek arasında bir fark yok ki. yani bunlar birbiri ile çelişen ifadeler değil aksine birbirinin sonucu olan ifadeler : ışık hızı her şeye göre C 'dir öyleyse teoriye göre , ışığın hızını kaynağına göre ölçersek de hız C olur, "hareketli" ya da "hareketsiz" herhangi başka bir cisme göre ölçersek de C olur.
bu noktada aslında ışık hızı diğer her şeyin hızının kendisine göre belirlendiği bir sabiteye dönüşmüş oluyor,  ışığın her şeye bağıl olması demek ışığın aslında kendisinin bağıl olmaması demektir. bu da zaten, ışığın hızının kaynağıdan bağımsız olması demektir. öyle değil mi?


Yalnız değilsiniz. Neredeyse tüm dünya böyle düşünüyor. Benim akıl yürütmem ise şöyle:

"Işık hızı her şeye göre c hızıyla gider" kanaati, ışık hızı ölçüm deneyinin uzantısıdır. Bu da mekanik yani cisimlere ait fizik alışkanlığından kaynaklanır. Mekanikteki hız ölçümleri daima cismin mevcut ortama göre olan bağıl hızını verir. Yanılgı, bu tanım şablonunu ışık için de -sorgulamadan-  kullanıvermekten ileri gelir. Mekanikte bir otomobilin hızını ölçmek istediğimizde bu otomobilin T1 ve T2 anlarında bulunduğu noktalar arasındaki mesafe, t (= T2 - T1) süresine bölünür ve birim zamanda alınan yol miktarı (yani hızı) bulunur. Oysa ışık hızı ölçüm düzeneği farklı bir sistemdir. Bir defa ışık, tek foton olarak tanımlanıp belirlenmez. Fakat tek fotonun hızı ölçülmüş zannedilir. Oysa, başlangıç noktasından yola çıkan foton ile aynadan yansıyıp tekrar çıkış noktasına dönen aynı foton değildir (bu husus garanti edilemez). Yola çıkan kırmızı araba, varış noktasına ulaşan mavi araba iken hız ölçümü neyi verir? Işık hızı ölçüm düzeneği, ışığın yerel ortam ya da kaynağına göre olan hızını değil, yalnızca ve yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızını vermektedir. Bu değeri, kaynağından ve diğer referans çerçevelerden de uzaklaşma hızı olarak etiketlemek yerellik ya da mekanik alışkanlığıdır; insanidir. Işık hızı ölçümleri, doğrultuya göre değişmez, yönden bağımsızdır; bu da deneysel bir sonuçtur ve bu sonucu, "her yerde ölçülen, ışığın uzay boşluğuna göre olan hızıdır" şeklinde okumak mümkündür.

Aynı yanılgı Michelson- Morley deneyinde de söz konusudur; orada da ışık, flaş çakması gibi noktasal değil süreklidir. Girişim ekranına gelen ışık yarılarının aynı ışık paketinin yarıları olduğunu tartışılmaz yargı gibi kabullenmiş olan beyinler bu deneyi yüksek presizyon eşliğinde -beyhude yere- binlerce defa tekrarlamak durumunda kalmışlardır. Oysa ay ışığı ile çok daha uzak bir yıldızın ışığı giriştirilse girişim saçakları sayısı değişmeyecektir: Çünkü, ışık gözlemciye daima ışık hızı ile ulaşır.


Felsefe ekibi forum sitesinde "oe" ve "haber" nikli katılımcılar görelilikte ışığın sabit tutulmasını önermişlerdi. Bu bir sezgi ya da yargı ne olursa olsun ciddiye alınması gerekir. Çünkü referans çerçeve adayları özellikleri dikkate alındığında IŞIK ya da (ışık hızının bağıl olduğu) UZAY BOŞLUĞU açık ara öne geçer:

. Işık evrensel bir gerçekliktir.
. Işık hızı sabittir.
. Foton izleği doğrusaldır.  (BU son ikisi, aynı zamanda Galileo görelilik ilkesinin referans/kerteriz olma koşullarıdır)
. Işık, kaynağından bağımsızdır.
. vb

Bu durumda ışık kinematiği paradigmasını ışığı/uzay boşluğunu referans  yaparak ele almak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Benim yaptığım da budur (uygulamalı olarak).

  "Güneş dünya etrafında dönüyor" yerleşik bir kanaat idi; görsel deneysel sonuç idi, tartışılması dahi söz konusu değildi. Galileo'nun iddiası toplumsal düzene tehdit olarak algılandı ve yargılandı. Galileo olayında dünya, aslında rölatif pozisyonda olduğu halde, üzerinde bulunmamız sebebiyle dünyaya referans çerçeve rolü vermemiz sebebiyle güneş-dünya ilişkisini yanlış algılamaktayız. Uzaydan bakıyor olsa idik bu yanılgıya düşmeyecektik.

Galileo olayından çıkarmamız gereken ders şu olmalıdır: İşlem aktörlerinin ilişkisini analiz ederken referans ve rölatif rollerin isabetli tanımlanması önemlidir. Mümkünse, tüm aktörleri kapsayan ardışık bir dış/ortak referans çerçeveye göre analiz gerçekleştirilmelidir.

Işığın hareket özelliklerini analiz etmek için bu dış sistem Uzay boşluğu (ya da LCS: Light coordinate system) olmaktadır.
 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Eylül 29, 2016, 09:00:51 ÖS
makalenizi ancak  okuyabildim, alanım fizik değil sadece "amatör merakım" var.
ilk dikkatimi çeken K’ sisteminde yer alan saatin, bu farklı tempoları aynı anda yaşaması olanaksızdır." ifadesi oldu. burada "eş zamanlılığın göreliliğini" de hesaba katmak gerekmez mi? grafik, K' nın hareket halinde olduğunu görebilen bir gözlem çerçevesini gösteriyor.  yani burada söz konusu gözlem çerçevesine göre aynı anda olan olaylardan bahsediyoruz oysa sahiden K' ya göre düşünürsek P1,p2,p3,.... farklı zamanlarda meydana gelen olaylardır. yani grafiğin gözlem çevçevesi ile sahiden K'ya ait gözlem çevçevesini eş zamanlılığın göreliliğine göre düşünmek gerekiyor. "K'nın dışından" bakan grafik Knın hareket halinde olduğunu görüyor, oysa özel görelik K'nın üzerinden p1, p2 , p3 ü değerlendirmek durumunda, dolayısıyla, K' sistemine göre bir saat kurarsak p1,p2 ve p3 eş zamanlığın göreliliğinden dolayı farklı zamanlarda meydana gelir. K'nın dışından bakarsak -grafikteki gibi- , zaten özel görelik de bunun geçerli bir gözlem çerçevesi olmadığını anlatmaya çalışmıyor mu?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Eylül 30, 2016, 02:05:13 ÖS
makalenizi ancak  okuyabildim, alanım fizik değil sadece "amatör merakım" var.
ilk dikkatimi çeken K’ sisteminde yer alan saatin, bu farklı tempoları aynı anda yaşaması olanaksızdır." ifadesi oldu. burada "eş zamanlılığın göreliliğini" de hesaba katmak gerekmez mi? grafik, K' nın hareket halinde olduğunu görebilen bir gözlem çerçevesini gösteriyor.  yani burada söz konusu gözlem çerçevesine göre aynı anda olan olaylardan bahsediyoruz oysa sahiden K' ya göre düşünürsek P1,p2,p3,.... farklı zamanlarda meydana gelen olaylardır. yani grafiğin gözlem çevçevesi ile sahiden K'ya ait gözlem çevçevesini eş zamanlılığın göreliliğine göre düşünmek gerekiyor. "K'nın dışından" bakan grafik Knın hareket halinde olduğunu görüyor, oysa özel görelik K'nın üzerinden p1, p2 , p3 ü değerlendirmek durumunda, dolayısıyla, K' sistemine göre bir saat kurarsak p1,p2 ve p3 eş zamanlığın göreliliğinden dolayı farklı zamanlarda meydana gelir. K'nın dışından bakarsak -grafikteki gibi- , zaten özel görelik de bunun geçerli bir gözlem çerçevesi olmadığını anlatmaya çalışmıyor mu?

Zaman ve uzunluk boyutu değişimi fikrini ilk ortaya atan Fitzgerald idi. Daha sonra Lorentz ve Poincaré konuyu inceledi. Bilimsel makale yayınlayarak sahiplenen ise Einstein oldu. Einstein 1916 yılında teorisinin kolay anlaşılması için yayınladığı kendi kitabına Lorentz dönüşümlerini de almış ve kitabın sonunda da bu denklemlerin başka bir yöntemle çıkarılışını işlemiştir. Bu analizlerden görüleceği gibi P1, P2, P3,...Pi noktalarındaki fotonların o noktalarda bulunma anları aynıdır, her iki sistemde de eşzamanlıdırlar.
Şöyle düşünmek daha yararlı olabilir mi? Pi fotonu somut varlığı nedeniyle "tek" dir. Uzay koordinatlarında bulunduğu nokta varlığına bağlı olarak tekdir. Bilim diliyle ifade edersek örneğin P1 fotonunun her iki sisteme göre koordinatları (x ; t) ve (x' ; t') aynı noktayı tanımlamaktadır. P3 için (x ; t) ve (x''' ; t''') koordinatlarıdır. Dış gözlemci (biz), KP1 = KP3 olduğunu bilmektedir ve t' ile t''' değerlerindeki farklı zaman temposunu paradoks olarak algılamaktadır. Teori 180 derece zıt yöndeki fotonu analiz etmeyerek bu paradoksu gizlemiştir.

Onların bu çıkarımında baz alınan c değerinin sabitliğidir. Denklemlerin çıkarılışı izlendiğinde, örneğin P1 fotonunun K sisteminde c sabit hızıyla gitmesi için KP1 = c.t olmalıdır. Teori, aynı fotonun K' noktasına göre de hızının c değişmezi olarak kabul ettiği için
K'P1 = c.t' = c.t - v.t bağıntısındaki t' parametresinin birimiyle oynamak zorunda kalmaktadır; fakat bu yetmiyor ve uzunluk boyutu ile de oynamak zorunda kalıyor. Dış gözlemci Pi noktalarına birer alıcı/reseptör koysa kendi saatine göre fotonların aynı anda bu noktalara ulaştığını tespit edecektir. Pi fotonlarının o noktalarda bulunma anı tekdir, eşzamanlıdır. Fakat K' sistemindeki deneyci, P1 fotonu için benim saatim yavaş çalışıyor; P2 ve P3 fotonları için benim saatim hızlı çalışıyor demek durumunda kalır ki böyle bir lüksü yoktur; nedenselliğe aykırıdır.

Teori ve 110 yıldır taraftarları, bu kuramın yalnızca tek yönde analiz yaptığını göz ardı ediyorlar. Oysa bilimde bir hipotez tüm diğer pozisyonlarda da aynı sonucu verdiğinde geçerli olur. Teorinin indirgenmiş/yalıtılmış koşullarda bir netice elde etmesi illüzyonistlerin taktiklerini hatırlatıyor; onlar da bizim düşünsel referanslarımızla oynamayı becerdikleri için hayranlık kazanıyorlar.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Eylül 30, 2016, 03:57:55 ÖS
bildiğim kadarı ile kurama göre şöyle bir durum söz konusu:  K da patlayan flaşa K dan bakılırsa fotonlar orijine eşit mesafede olacaktır, çünkü K hareket halinde olduğunu bilmez. ("dünyada iken,  sadece dünyaya bakarak onun hareket halinde olduğunu bilemeyiz" ) yani grafikteki K'(yani K nın hareketi), süreci  Kdan izleyen bir gözlemci için anlamsızdır, burada dolayısıyla K orijinde kaldığı için p1,p2,p3 K'ya göre aynı anda gerçekleşir.
eğer, grafikteki gibi "K nın dışından"  süreci betimliyorsak, yani K nın hareketini gözlemleyebileceğimiz bir perspektife sahipsek, süreci K'   ya göre düşündüğümüzde p1,p2,p3 ün farklı zamanlarda gerçekleşmesi gerekir.
sanki, grafiğin yorumunda iki gözlem çevçevesi birbibirine girmiş olduğu için nedenselliğin ihlali ("K’ sisteminde yer alan saatin, farklı tempoları aynı anda yaşaması")  ortaya çıkıyormuş gibi geliyor?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ekim 01, 2016, 12:29:19 ÖS
bildiğim kadarı ile kurama göre şöyle bir durum söz konusu:  K da patlayan flaşa K dan bakılırsa fotonlar orijine eşit mesafede olacaktır, çünkü K hareket halinde olduğunu bilmez. ("dünyada iken,  sadece dünyaya bakarak onun hareket halinde olduğunu bilemeyiz" ) yani grafikteki K'(yani K nın hareketi), süreci  Kdan izleyen bir gözlemci için anlamsızdır, burada dolayısıyla K orijinde kaldığı için p1,p2,p3 K'ya göre aynı anda gerçekleşir.
eğer, grafikteki gibi "K nın dışından"  süreci betimliyorsak, yani K nın hareketini gözlemleyebileceğimiz bir perspektife sahipsek, süreci K'   ya göre düşündüğümüzde p1,p2,p3 ün farklı zamanlarda gerçekleşmesi gerekir.
sanki, grafiğin yorumunda iki gözlem çevçevesi birbibirine girmiş olduğu için nedenselliğin ihlali ("K’ sisteminde yer alan saatin, farklı tempoları aynı anda yaşaması")  ortaya çıkıyormuş gibi geliyor?

Tekrar ediyor gibi olacağım, fakat, şunu kesin olarak belirlemek gerekir: Tanımlı bir cisim ya da foton varlıksal olarak tekdir ve uzayda bulunduğu konum dört boyutta belirgindir (x; y; z; t). Bu konumu değişik (örneğin K, K', K''...) sistemlere göre tanımladığımızda farklı sayısal değerler ortaya çıkması kaçınılmazdır. Fakat her birinin tanımladığı nokta tek ve aynıdır. Fakat işte zaman temposunun aynı saat üzerinde farklılaşması kabul edilemez.

Mantık yanılmalarımız seçtiğimiz kerteriz/koordinat (K, K' veya....Ki) sistemlerinin -sizin de dünya için belirttiğiniz gibi farkında olmasak bile- hareketli olmasından ileri geliyor. Bir de mekanikteki alışkanlığımızdan referans sistem olarak somut (görülür/elle tutulur) bir cisme ihtiyaç duymamız etkili oluyor.

Bu durumda benim teklifim: Madem ki teori de ışık hızını her ortam ve aktör için aynı ve sabit değer olarak kabul ediyor; o halde analizi, mümkün olan en dış sistemde (dünya, güneş sistemi, samanyolu galaksisi, yerel küme, süper küme, evrenin bütünü... çok hücreli evrenler sistemi.... bunların tümünü kapsayan) yani uzay boşluğunda düzenlediğimizde ışık hızı uzay boşluğuna göre de ' c ' değerinde olacaktır. Uzay boşluğu, ışık kaynağı ya da dünya ortamı referans çerçeveleri gibi hareketli değil; sabit bir ortam. Eğer bir foton ile onu üreten kaynağı ya da bir gözlemci arasındaki hareket ilişkisini çözümleyecek isek bunu uzay boşluğunu baz/referans alarak yapmak mümkün. Bu analizde kaynak ya da gözlemci gibi diğer aktörlerin hızlarını da uzay boşluğuna göre belirlemek gereklidir. Fakat fotonun hızı ile bu aktörlerin hızlarının aynı/ortak referans çerçeveye göre değerleri kullanıldığında bilimsel bütünlük sürdürülmüş olacaktır. Evet, kaynağın ya da gözlemcinin uzay boşluğuna göre hızlarını sayısal değer olarak bilemeyebiliriz; fakat parametrik analiz mümkündür.

Teorinin cisimlerin yerel hızlarını denklemlerinde kullanması uygunsuzdur.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ekim 01, 2016, 06:39:09 ÖS



Yarıda kesmek zorunda kalmıştım; devam edeyim:

Teori denklemlerinde cisimlerin yerel hızlarını ( v )  kullanılması uygunsuzdur.

Çünkü örneğin trenin hızı, raylara/dünyaya göredir. Işığın hızının ise trene göre ve perona göre aynı olması iddiadır/varsayımdır. Her yerde aynı ölçüyorum diyor. İddiasının doğru olması için ölçtüğünün trene ve diğer çerçevelere göre bağıl hız olduğundan emin olmalıdır. Oysa ölçüm düzeneği ışığın trene göre hızını değil, uzay boşluğuna göre hızını ölçebilmektedir. Buna da iddia derseniz; en azından uzay boşluğundaki ışık hızının ' c ' değerinde olduğundan kesinkes eminiz. trenin hızını da dünyanın güneş sistemine göre, güneşin galaksiye göre, galaksinin yerel kümeye göre..... göreli hızlarını vektörel olarak ekleyip uzay boşluğuna göre olan hızını tepit edersek ( V )  c ile V yi aynı denklem içinde  ve klasik (galilei) görelilik hesap yöntemlerini kullanarak analiz gerçekleştirebiliriz.


Teoride, üniform/düzgün hareket eden bir cisim (örneğin tren) baz (K' eylemsiz çerçevesi olarak) alındığında P1 fotonunun K' sistemine göre c bağıl ve sabit hızıyla  gitmesi için zaman temposu yavaşlamalıdır. Bu tren raylara/dünyaya göre v hızıyla gitmektedir. Aynı trenin güneş sistemine göre olan hızı = dünyanın yörüngedeki hızı + trenin dünyadaki yerel hızı dır. Bu hız da sabittir fakat trenin yerel  v hızından farklı değerdir. Aynı fotonu güneş sistemine göre teori analizine tabi tuttuğumuzda bu defa gene K' sistemindeki saate aynı anda farklı zaman tempoları yakıştırmak zorunda kalacağız ki; bu da olanaksızdır.

Güneş sistemi yerine galaksi, yerel küme, süper küme, görünen evren.....koyduğumuzda farklı tempolar gerekecektir.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ekim 04, 2016, 11:00:19 ÖÖ
Dikkatli bir beyin, teorinin aslında kendi kendini çürüttüğünü de fark edebilir: Çünkü teori çözümlemelerinde, ışık kaynağı ile paralel ve aynı yönde giden ışık analiz edilmiştir. Diğer yönleri ele almamıştır; yalnızca dikey doğrultuda giden ışığın izdüşüm sebebiyle etkisiz olacağı kaydedilmiştir. Oysa paralel ışık, zaman yavaşlamasına sebep oluyorsa, dikey ışık sıfır etki yapıyorsa rölatif sistemdeki saatin aynı anda iki farklı tempoda çalışması gibi nedenselliğe aykırı bir sonuç çıkar ki teori, bu noktada çaresiz kalır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Ekim 23, 2016, 08:49:11 ÖÖ
Alıntı
Teoride, üniform/düzgün hareket eden bir cisim (örneğin tren) baz (K' eylemsiz çerçevesi olarak) alındığında P1 fotonunun K' sistemine göre c bağıl ve sabit hızıyla  gitmesi için zaman temposu yavaşlamalıdır. Bu tren raylara/dünyaya göre v hızıyla gitmektedir. Aynı trenin güneş sistemine göre olan hızı = dünyanın yörüngedeki hızı + trenin dünyadaki yerel hızı dır. Bu hız da sabittir fakat trenin yerel  v hızından farklı değerdir. Aynı fotonu güneş sistemine göre teori analizine tabi tuttuğumuzda bu defa gene K' sistemindeki saate aynı anda farklı zaman tempoları yakıştırmak zorunda kalacağız ki; bu da olanaksızdır.

Güneş sistemi yerine galaksi, yerel küme, süper küme, görünen evren.....koyduğumuzda farklı tempolar gerekecektir.

ilk gözlem çerçevesi dünyadan olayı gözlemliyor. ikincisi ise dünyanın dışından(güneş sistemine göre) gözlemliyor. burada iki farklı gözlemci mevcut, dolayısıyla iki farklı gözlemci için iki farklı zaman temposu var. yani bu zaman tempoları "aynı" saate göre belirlenmiyor. teori, tam da dünyadaki gözlemciye göre aynı anda olan zaman akışının, güneş sistemine göre farklı olduğunu anlatıyor. yani, sizin "aynı an" dediğinizin aynı olmadığı, "aynı anda olmaklığın" gözlemci hesaba katılmaksızın anlamsız olacağını çünkü uzay ve zamanın ayrı düşünülemeyeceğini, tahayyül etmemiz gerekenin uzay-zaman olduğunu anlatıyor.

grafik üzerinden anlatırsak sanırım şöyle demeliyiz:  K' ve K ya göre zaman farklıdır. çünkü K ve K' aslında iki farklı gözlemcinin grafikte gösterilmesidir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ekim 25, 2016, 02:33:52 ÖS


ilk gözlem çerçevesi dünyadan olayı gözlemliyor. ikincisi ise dünyanın dışından(güneş sistemine göre) gözlemliyor. burada iki farklı gözlemci mevcut, dolayısıyla iki farklı gözlemci için iki farklı zaman temposu var. yani bu zaman tempoları "aynı" saate göre belirlenmiyor. teori, tam da dünyadaki gözlemciye göre aynı anda olan zaman akışının, güneş sistemine göre farklı olduğunu anlatıyor. yani, sizin "aynı an" dediğinizin aynı olmadığı, "aynı anda olmaklığın" gözlemci hesaba katılmaksızın anlamsız olacağını çünkü uzay ve zamanın ayrı düşünülemeyeceğini, tahayyül etmemiz gerekenin uzay-zaman olduğunu anlatıyor.

grafik üzerinden anlatırsak sanırım şöyle demeliyiz:  K' ve K ya göre zaman farklıdır. çünkü K ve K' aslında iki farklı gözlemcinin grafikte gösterilmesidir.

Evet, doğrudur; dış gözlemcilerin, konumu (referans ya da rölatif pozisyonda olması) sebebiyle olayı farklı algılaması normaldir; bizler dünyada rölatif pozisyonda olduğumuz için "güneşi dünya etrafında dönüyor" olarak algılıyoruz ve görsel/deneysel sonuç diye 600 yıl önceye kadar dogma muamelesi yaptık.  Bu yanılgıyı AY için yaşamıyoruz; çünkü ay için dünya zaten referans rolünde.

Sizin tariflediğiniz mantıksal sonuç gözlemcilerin olayın birer aktörü olduğu durumda geçerlidir. Şöyle açıklayabiliriz: Hem dünyadaki hem de güneş sistemindeki gözlemciler, güçlü teleskopları ile K' deki saati gözlemleseler göreli uzaklaşma hızı ile doğru orantılı olarak saatin daha yavaş tempoda çalıştığını gözlemleyeceklerdir. Tersinir koşulda K' sistemi gözlemciye yaklaşır durumda ise bu saatin daha hızlı tempoda çalıştığı gözlenir. Uzaklaşma ve yaklaşma hallerinin her ikisinde de saat aslında normal temposunda çalışmaktadır. Işık hızı sonsuz değerde olmadığı için eşzamanlı görme olanağı olmadığı için bu gözlemciler farklı tempolar görmek durumunda kalıyorlar. Bu sonuç görsel bir yanılmadan ibarettir. Bazı bilimciler (Bir miktar teori üzerine kafa yormuş olanlar), teori çıkarımlarının görsel yanılgı olduğunu ifade etmişlerdir).

Fakat teori, bunu söylemiyor: İkizler olayında hızlı gidenin daha yavaş yaşlanacağı iddiası var. Metabolik olarak ve kimyasal olarak (mum ömrü ya da muon ömrü gibi) zamanın yavaşladığı iddiası var.

İşte zaman temposunun (saat yerine "zaman akışı" ifadesini de kullanabiliriz)  gerçekten oluştuğu iddiası karşısında benim verdiğim örnekteki K' çerçevesinin  -Lorentz denklemlerinde kullanılan v hızı- dünya, güneş sistemi...vb. referans çerçevelere göre farklı değerlerdir ve K' deki saat bu farklı hızların her birine göre farklı tempoda çalışacak gibi bir sonuçla karşılaşırız.

Sonuç olarak nasıl ki AY için dünya isabetli referans çerçeve ise, IŞIK hareketi analizi için isabetli olan referans çerçevesi evrende mümkün olabilecek en dış (her şeyi, evreni, çoklu evrenleri, ışığı da  kapsayan) uzay boşluğudur  (LCS dir).  Işık uzay boşluğuna göre de sabit  c  değerindedir. Diğer aktörlerin hızlarının da -yerel değerleri yerine- uzay boşluğuna göre değerleri analizlerde kullanılırsa işlemler bilimsel bütünlük içinde ilerler. Böyle bir analiz tarafımdan gerçekleştirilmiştir (Physics Essays Vol 26.1).

Daha kestirme bir anlatım ile:

Özel görelilik teorisi, ışığın hareketini yerel aktörleri/cisimleri referans alarak analiz ediyor.

Yeni teklif edilen yöntem, ışığın ve diğer aktörlerin hareketini uzay boşluğunu referans alarak analiz ediyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ekim 27, 2016, 10:16:16 ÖS
Tersinir koşulda K' sistemi gözlemciye yaklaşır durumda ise bu saatin daha hızlı tempoda çalıştığı gözlenir.

Bu önemli; çünkü,  teori içeriğinde zaman temposu hızlanması yoktur. Bu hususu önceki iletide vurgulamam gerekirdi.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Ocak 24, 2017, 08:40:25 ÖS
Işık hızı, ışık hareketli sistemle + yönde iken c-v, - yönde iken c+v dir. Einstein bu kabulle yola çıkıp, zamanın akışını ve uzunlukları değiştirerek, denklem sonuçlarının c olarak bulunmasını sağlıyor. Fakat zaman, ışığın yönüne göre farklı akıyor denklemlerde. Işıkla zıt yönde daha hızlı akıyor. Fazla kafa yormaya da gerek yok. Sayısal değerlerle her iki yönde de çözülünce denklemler, gayet net olarak gözüküyor. Tartışılacak yanı yok bile.
x=3 v=1 t=1 vererek dönüşüm denklemlerini çözdüğümüzde, ışık, sistemle zıt yöne olduğunda, zaman akış hızı artı yöndekinin iki katı. Teori kendi kendini çürütüyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 04, 2017, 11:42:23 ÖÖ
Işık hızı, ışık hareketli sistemle + yönde iken c-v, - yönde iken c+v dir. Einstein bu kabulle yola çıkıp, zamanın akışını ve uzunlukları değiştirerek, denklem sonuçlarının c olarak bulunmasını sağlıyor. Fakat zaman, ışığın yönüne göre farklı akıyor denklemlerde. Işıkla zıt yönde daha hızlı akıyor. Fazla kafa yormaya da gerek yok. Sayısal değerlerle her iki yönde de çözülünce denklemler, gayet net olarak gözüküyor. Tartışılacak yanı yok bile.
x=3 v=1 t=1 vererek dönüşüm denklemlerini çözdüğümüzde, ışık, sistemle zıt yöne olduğunda, zaman akış hızı artı yöndekinin iki katı. Teori kendi kendini çürütüyor.

Özel görelilik teorisinin yanılgılarını idrak etmek bu kadar kolaydır (Daha karmaşık/matematiksel yanılgıları da var). Bunun için gizem zaafından arınmış yalın bir zihin yeterlidir. Fakat, teori çıkarımları ile enfekte olmuş olanlar, doğanın bir sırrını keşfettiğini sanan ve hayranlık geliştirenler –mecazen- at gözlükleri (blinker) sebebiyle bu olanağı kendilerine yasaklamış oluyorlar. Çeşitli akla uydurma başarılarıyla benimsemelerini devam ettiriyorlar.


Metodoloji (yöntem bilimi), analizlerde tüm seçeneklerin ele alınmasını ve bunlarda da hipotezin geçerli olup olmadığının sınanmasını gerektirir (bir nevi sağlama). Araştırmacı bunu yapmamışsa, bilimsel dergi hakemi onu uyarır ve yaptırır. Fakat özel görelilik teorisinin orijinal makalesinde bu adım ıskalanmıştır. Daha ötesinde bilimsel araştırmanın altyapısı konusunda yetkin olduğu kabul edilmiş olan -ve ünlü “yanlışlanabilirlik” kuralını ortaya atan- Karl Popper’ın kitabında bu teori örnek analiz olarak işlenmektedir; yorumlarda sık sık atıf yapılmaktadır. Zavallı insanlık, zavallı bilim. Bir kez daha okuyucu bireyin öz muhakemesinin ne kadar değerli olduğu noktasına geliyoruz. Felsefede de aktif öğrenme yöntemini izlemeli ve öz muhakememizi sürekli işlemde tutmalıyız.


Kuşkusuz, özel görelilik teorisini benimseyenlerin büyük çoğunlukta olması, bu benimsemenin mekanizması üzerine düşünmemizi gerektirir. “Güneşin dünya etrafında döndüğü” yargısı da genel kabul kalıbında, hatta tartışılmaz gerçek kategorisinde idi; her gün tekrarlanan görsel/deneysel kanıta sahipti. Özel görelilikte de insanları fetheden benzer bir durum var: Tren içinde yürüyen bir kişinin kendi ürettiği “öz” hızı  (v) trene göre olan bağıl hızıdır; bu kişinin raylara göre olan hızı (V +/- v) ise “itibari göreli” hızıdır (kişi, bu hızı kendisi üretmez). Kişi yerine ışığı dikkate aldığımızda, ışığın öz hızı ile itibari göreli hızı aynı değerdedir (?); çünkü ölçtüğümüzde hep aynı değeri buluyoruz; “ölçüm”, deneysel/bilimsel kanıttır.  İşte bu sonuç (öz hız ile itibari göreli hız değerlerinin aynı olması) akademisyenlere ve bilim insanlarına yeterli geliyor kanaatindeyim. Bu noktanın ötesine geçemiyorlar ve fantezi çıkarımların büyüleyiciliği/ilginçliği de devreye girince far tutulmuş tavşan gibi kalakalıyorlar. Üstelik, “doğanın çözülmesi zor bir sırrını yakaladık” zannı ile ego şişmesi eşliğinde dokunulmazlık atfediyorlar; psikolojik yönden de damgalanıyorlar.


 Einstein sağ olsaydı sunduğumuz -zıt yön analizi ile- o da ikna olurdu. Fakat Einstein bu ispatı -ismini gizleyerek- akademik dergilere sunsaydı büyük olasılıkla reddedilirdi. Kendi sebep olduğu damgalanmanın ya da enfeksiyonun kurbanı olurdu. Akademisyenlerin çoğu bu konuda öz muhakeme yürütmüyorlar; okuma düzeyinde kalmışlar ve teorinin genel kabul görmüşlüğüne güvenerek o yönde davranıyorlar. Tezgahta açık ve net olarak sergilenen argümanlara itibar etmiyorlar. Oysa bilim adamının bilişsel özgüveni olmalı değil mi? Tutarsızlığı belirten argümanları sunduğunuzda topu taca atarlar; ilgisiz bir şeyler söylerler. Popüler bilim dergilerinin okur köşelerine yapılan itirazlar da böyle geçiştirilir.
 
Diğer taraftan görelilik teorisi hakkında kafa yormuş akademisyenlerin de takıldıkları noktalar olabiliyor. Böyle bir akademisyen ile yaptığım müzakerede ışığın kaynağına bağıllığı (yani, ışık kaynağı ile denek foton arasındaki mesafenin c hız değeri ile büyüyeceği) konusunda ısrarlıydı. Ve bu ısrarını muhtemelen uzay koşullarında bağıllığa dayandırıyordu. Yani, şöyle: Dünya üzerinde bir futbol oyuncusu topa vuruş yaptığında top bir hız kazanır. Top hızının bağıllığının oyuncuya göre olduğu iddia edilemez; çünkü ilerleyen zamanda oyuncu yer değiştirebilir ve top ile oyuncu arasındaki mesafe bu hız değeri ile hesabedilemez. Top yerine ışığı koyduğumuzda özel görelilik teorisinin temel hipotezi (ışık hızının kaynağına bağıllığı) çöker; çünkü, ışık kaynağı da fotonu saldıktan sonra tıpkı oyuncu gibi özgürce yer değiştirebilir. İşte bu noktada teoriyi benimsemiş akademisyenler yeni ve güçlü bir argüman daha öne sürebilirler: Uzay koşulları. Evet, uzay koşullarında -boşlukta yüzerken- , oyuncu topa vurduğunda top bir hız kazanır, oyuncu da etki tepki sebebiyle zıt yönde bir miktar (kütleleri oranında) hız edinir. Ara mesafenin değişim hızı bu hızların toplamıdır ve topun hızı oyuncuya bağıl olarak belirir. Bu akıl yürütme doğrudur ve Einstein’ ciler bir mevzi daha kazanmış olurlar. Oysa bu noktada demir atmaya izinli olamazlar. Top yerine ışığı koyduğumuzda, topun hızı oyuncu ve topun kütleleri işbirliği sebebiyle oluştuğu halde ışığın hızı, ışık kaynağı ve foton işbirliği ile oluşmaz, kaynak, fotonu sadece serbest bırakır. Foton, enerjisi sebebiyle elektro-manyetik çevrime başlar; ışığın hızı, aslında elektro-manyetik çevrimin hızıdır. Uzayda foton ile kaynağının arasındaki eşzamanlı uzaklık, V +/- c hız değeriyle hesaplanmalıdır. Teoriyi benimseyenler, değişik seviyelerde ışığın oyununa gelebiliyorlar; zavallı insanlık.

Bir flaş çakması düşünelim. To anında salınan fotonlar yarıçapı c hızıyla büyüyen bir ışık küresi oluştururlar, bu ışık küresinin çapı KAÇINILMAZ OLARAK  2c hızıyla büyüyecektir. Bu da her tür hız için “ışık hızı üst limittir” yargısını öne süreceklere “kapak”olsun.


 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Şubat 05, 2017, 03:47:21 ÖÖ
Bana göre, ışık hızının değişmezliğinin tek mantıklı açıklaması, uzay-zamanın, hareketli sistem ile birlikte hareket etmesidir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 06, 2017, 11:54:49 ÖÖ
Bana göre, ışık hızının değişmezliğinin tek mantıklı açıklaması, uzay-zamanın, hareketli sistem ile birlikte hareket etmesidir.
 
ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİNİN HAYATİ YANLIŞLIĞI

Bir belgeselde izlemiştim: Afrika’da bir kabilenin üyesine “kaç çocuğun var?” diye sorulunca “çok” yanıtı alınıyor. “İyi çok da kaç tane” deyince; adam “bir, iki, üç, çok işte” diyor. Yani üçten sonrasını sayamıyor; parmaklarını dahi bu sayma işlemi için kullanamıyor; ihtiyaç da duymuyor.


Gelelim bize; bilim yaparken -özellikle fen bilimlerinde daha belirgin olarak algılayabiliriz- anlık dengeler üzerinden analiz yapıyoruz. Yani olayı durduruyoruz; o andaki dengeleri çözümleyerek sonuç üretmeye çalışıyoruz (*). Formüller o ana ait oluyor. Bu tutum, malûm “3 boyutta analiz” dir. Zaman boyutu devreye alındığında olayın akışı söz konusu olur ve yöntem bilimi ile formüle etme yöntemlerimiz zorlanır. Akış halinde analiz ancak ardışık anların tek tek analizi ve sonrasında süperpozesi ile mümkün olur. Parametreler arasında “zaman” varsa, şimdilik basit (konum belirleme gibi) çıkarımlar ile yetinmek durumundayız.


Karmaşık hallerin dört boyutta analizi, formüle edilmesi, işlenmesi henüz protokol haline gelmemiştir. Kaldı ki doğa olgu ve olayları 4 boyuttan ibaret değildir (11 e kadar farklı boyut tanımlanmıştır). Burada konuyla ilgisi olan bir tanesinden bahsedeyim: Referans sistemi seçimi. Basit açıklama şöyle olabilir: “Ay dünya etrafında döner” yargısında dünya referans sistemidir; ay ise göreli konumdadır. Gerçekte de ay dünyanın uydusu olduğu için burada referans sistemi seçimi gerçek ile örtüşmektedir. Fakat “güneş dünya etrafında döner” yargısında dünya -hata olarak- referans sistem olarak seçildiğinden görsel kanıta karşın sonuç çıkarım, olayın gerçek hali (büyük resim) ile örtüşmez. Güneş dünya ilişkisinde insanlar rölatif konuma, referans yetkisi yakıştırdıkları için algı yanılsamasına maruz kalıyorlar. Demek ki, analizlerde olay aktörlerinin hangisinin referans, hangisinin göreli olduğunu baştan ayırt etmek de analizin olmazsa olmaz koşullarından/ boyutlarından bir tanesidir.


İşte, özel görelilik teorisi, bu beşinci boyutu dikkate almamıştır. Işık ile cisim (gözlemci ya da ışık kaynağı) ilişkisinde referans adaylığı en zayıf olan yerel bir cismi (ışık kaynağını) ve onun da hız parametresinin yerel değerini işleme alarak bu kurala aykırı davranmış ve fantezi bir çıkarıma neden olmuştur. Işık ve enerji evrensel gerçekliklerdir. Işığın referans özelliği benim açımdan tartışılmaz bile. Özetle fotonun ışık kaynağına göre hareketini analiz etmek –tıpkı dünyaya göre güneşin hareketini analiz etmek gibi – yanlıştır. Işığı referans olarak atayıp, gözlemci ve kaynağın hareketini ışık koordinat sistemine göre analiz etmek gerekir. Einstein yanlış analiz yapmıştır; fakat özel görelilik teorisi boşuna ya da sıfır değerinde değildir; netice olarak asıl doğrunun tayini konusunda basamak görevi yapmış olmaktadır (şimdilik sadece benim için; Einstein'ciler için üzgünüm, bu sonucu öz muhakeme eşliğinde idrak etmenizi tercih etmekteyim).



(*) Özel görelilik teorisinde de -dört boyutta analiz gerekliliği vurgulandığı halde- formülleri ve Lorentz dönüşümleri, Tı anında çekilen fotoğraftaki foton ve ışık kaynağı konumları üzerinden analiz ve çıkarım yapılmıştır.   Aktif öğrenme yöntemi uygulandığında Galileo göreliliğinin kullanıldığı da algılanabilir.


NOT: Bilindiği gibi fen bilimleri, yöntem bilimi açısından daha yararlı çıkarımlar sunar ve bunlar sosyal bilimler için de kullanılır. Karl Popper'ın "yanlışlanabilirlik ilkesi"  sosyal bilimlerde "KEHANET" leri engellemek hedefinde anlam kazanmaktadır. Fen bilimlerinde zaten "sağlama" yapmak olanakları mevcut.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım beşinci boyut (referans sistemin isabetli seçimi) de forumun ana konusu olan felsefe ve diğer sosyal bilimler açısından da yol göstericidir: DÜŞÜNSEL REFERANSLARIN YÖNETİMİ
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Şubat 07, 2017, 05:21:11 ÖÖ
Einstein, Galile dönüşümlerini kullandığını baştan beyan ediyor zaten. Burada tereddüt yok ki. Galile Dönüşümleri ile ışık hızının değişmezliğini bağdaştırmaya çalışıyor teori, Lorentz dünüşümlerini kullanarak. Ama başarılı olamadığı gayet açık.


Işığın referans alınması,hızların göreliliği durumunu ortadan kaldırmaz. Duran referans sisteminin hızı c olur, diğer parametreler de ona göre değişir. Denklemlere uygulandığında farklı bir sonuç çıkmaz ki. Sorun, Lorentz dünüşümlerinde.


Işığın foton veya dalga olarak alınması da deneyin kurgusunu değiştirmez. İkisi ayılmaz bir bütün.
Algılama konusundaki asıl hata, teorinin, ışık hızının değişmezliğini ispat ettiği  zannı gibi geliyor bana. c nin değişmezliği, Michelson-Morley deneyiyle ispat edilmiş durumda zaten. Einstein, nasıl olup da değişmediğini açıklama iddiasında.


Fakat, ışığın sınır hız olduğu konusu doğru bana göre. Ama şu şekilde: Elektomanyetik alandaki sınır hız. Eğer alan, referans sistemi ile birlikte hareket ediyorsa, kaynağa göre hız 2c bile olabilir. Ama sisteme göre hız daima sabit kalacaktır. Hız sadece frekansı etkiler ki, bunun böyle olduğu deneyle sabit zaten. (Doppler etkisi)


Zamanın göreceli olduğu da, deneyle ispatlanmış bir konu. Fakat teori bu konuya açıklık getiremiyor. Uzunlukların hareket yününde büzüştüğü konusu da havada kalıyor bu durumda.
 
Şunu da önceki açıklamalarıma eklemem gerekiyor: Dönüşüm denklemleri çözüldüğünde, aynı olay süresince, aynı koordinat sistemi üzerinde iki farklı t' zamanı ölçülmüş oluyor. Teorinin öngörüsüne göre, zaman akışını etkileyen sadece koordinat sisteminin hızıdır; ışığın yönü değil.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 07, 2017, 02:12:34 ÖS


1 -  Işığın foton veya dalga olarak alınması da deneyin kurgusunu değiştirmez. İkisi ayılmaz bir bütün.
Algılama konusundaki asıl hata, teorinin, ışık hızının değişmezliğini ispat ettiği  zannı gibi geliyor bana. c nin değişmezliği, Michelson-Morley deneyiyle ispat edilmiş durumda zaten. Einstein, nasıl olup da değişmediğini açıklama iddiasında.


 


2 - Zamanın göreceli olduğu da, deneyle ispatlanmış bir konu. Fakat teori bu konuya açıklık getiremiyor. Uzunlukların hareket yününde büzüştüğü konusu da havada kalıyor bu durumda.
 
 

1-   Evet bu doğrudur. Özel görelilik teorisinin kökeninde/toprağında Fitzgerald büzülüşü vardır: Michelson – Morley deneyi, ışığın ses yayılımı benzeri bir maddi ortam içinde yol aldığı hipotezinin aksine sonuç verince (yani yönden bağımsız) "esir" yanlısı Fitzgerald, bu deney sonucunu da içeren –"esir hipotezi" ni kurtaran- uzunluk boyutu büzülmesi fikrini ortaya attı. Bu kurtarıcı fikir, bilimsel altyapısı olmayan, yani tamamen önceki damgalanmayı sürdürme amaçlı bir “KEHANET” idi. Genç bilim meraklıları bu parlak fikri dünya üzerinde ispatlayacak kişinin “NOBEL” alacağı geyiği yaptılar. Einstein’ı motive eden de buydu. Aslında özel görelilik teorisi sırasıyla Fitzgerald, Lorentz ve Poincaré ‘ aittir. Fakat teorinin döneminde bu bilim adamlarına ait olduğu bilinmesine rağmen, makale olarak yayınlayan Einstein’a yazılmıştır.

2-   Zamanın göreceli olduğu nasıl/hangi deneyle kanıtlanmış? Bunu biraz açıklar mısınız?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Şubat 07, 2017, 02:43:27 ÖS

2-   Zamanın göreceli olduğu nasıl/hangi deneyle kanıtlanmış? Bunu biraz açıklar mısınız?


Kendimi bir an sınavda gibi hissettim ya, neyse... :)  Harekeli veya daha yüksek konumdaki atomik saatlerin daha yavaş çalıştığı yıllardır biliniyor. Tabii bu, Özel Göreliliği doğrulamış olmuyor, sanıldığı gibi...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 08, 2017, 03:44:48 ÖS

2-   Zamanın göreceli olduğu nasıl/hangi deneyle kanıtlanmış? Bunu biraz açıklar mısınız?


Kendimi bir an sınavda gibi hissettim ya, neyse... :)  Harekeli veya daha yüksek konumdaki atomik saatlerin daha yavaş çalıştığı yıllardır biliniyor. Tabii bu, Özel Göreliliği doğrulamış olmuyor, sanıldığı gibi...


Ben muon deneyi veya ışık saatinden bahsettiğinizi sanmıştım; akademisyenler itirazlar karşısında sıkıştıklarında daha çok bunlara sığınırlar. Ancak her ikisi de çok basit olarak çürütülebiliyor. Atom saatinin özel görelilikle ilgisi olmadığını zaten siz söylemişsiniz.

Bu tür deneyler ya da tasarlamalar, başlangıç niyeti doğrultusunda yorumlandığı için yöntem bilimi açısından kusurludur ve gerçeğe yaklaşması beklenmemelidir. Muon deneyi ile ilgili bilimsel makalenin sonuç bölümünde gecikmenin Einstein formülleri ile uyumlu olduğu söylenmiş (sadece söylenmiş; gösterilmemiş) tir. Bu işlemi bizzat yapmaya kalktığınızda denek muon ile referans muon arasında anlamlı bir hız farkı bile bulamıyorsunuz.

Dünya hileyle dönüyor. Temiz bir yer yok mu …..?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 08, 2017, 06:58:50 ÖS
Özel görelilik teorisi ile ilgili hemen bütün deneylerde (Michelson-morley deneyi, Işık hızı ölçüm deneyi, muon ömrü deneyi vb.) düşünsel referansların yönetimi konusunda insanî kusurlar söz konusudur. Bu başlığı izleyenler için bunları paylaşmak istiyorum:


1-   Michelson –Morley girişim ölçer deneyinde Işık, düz doğrultuda yol alırken, ışığın bir kolu, yolu üzerindeki 45 derece eğik olan bir yarı saydam ayna marifeti ile dik doğrultuya yöneltilir ve bu iki ayrı ışık kolu, başka aynalar düzeneği ile bir ekran üzerinde girişim yaptırılır. Deney kurgusunda, Burada oluşan girişim saçakları sayısının yöne göre farklı olacağı beklenmekteydi (Her ışık kolunun katettiği yol miktarının farklı olacağı beklentisiyle). Fakat hep aynı sayı elde edilmiştir. Bu deney, ısrarla ve çeşitli presizyon (hassaslık) olanaklarıyla binlerce kez tekrarlanmış ve fakat sonuç değişmemiştir.  Deneyi binlerce kez tekrarlayanlar şu basit sebebi/farklı seçeneği düşünememişler ve dile getirmemişlerdir (Benim dışımda paylaşana rastlamadım): Deneyde ışık kaynağı sürekli açık kalmaktadır ve bugüne kadar bu deneyi yapanlar, girişim ekranına ulaşan ışık kollarının aynı T(i) anında salınan ışığın yarıları olduğu damgalanmasını aşamamışlardı; oysa, çok açık ve net ki (siz de gözlerinizi kapatarak düşünebilirsiniz): Girişim ekranına ulaşan ışık kollarından biri T(i) diğeri T(ii) anında salınmış olması mümkündür. Deneyde girişim olabilmesi için ışığın sürekli açık olması gereklidir ve söz konusu gereklilik bu seçeneği mümkün kılar. Ve aynen böyle olmaktadır; zavallı bilim. Deneyin teorik/düşünsel kurgusunda aynı anda tek kaynaktan salınan ışık paketinin iki ayrı kola ayrıldığı planlandığı için sonuç da buna göre yorumlanıyor. Halbuki, girişim ekranına ulaşan ışık kollarının her birinin kat ettiği yol uzunluğu farklıdır ve bu uzunlukların ışık hızına bölümünden  elde edilen süreler kadar önce ışık kaynağından farklı anlarda salınmışlardır. Yani salınma anları farklı ışık paketleri söz konusudur. Her iki ışık da ekran ya da göze aynı anda ulaşmışlardır; ortak yanları sadece budur. Dünya üzerinde biri 5 km diğeri 1 km mesafedeki  iki ışık kaynağından gelen ışıklar giriştirildiklerinde girişim saçağı sayısı  bu mesafeler değiştirildiğinde de aynı kalır. Bu deney, ekrana/algılayıcıya/gözlemciye  gelen ışıkların hep c hızıyla geldiğini kanıtlar.


2-   Işık hızı ölçümümde de aynı düşünsel hataya düşülmektedir: Bu deneyde tek bir fotonun  gidiş dönüş yol toplamını katettiği sanılır. Oysa yola çıkan (x) no.lu foton iken geri dönüp gelen foton (y) no.ludur. Döner çark ya da ayna da süre belirleyen ışık ya da fotonlar tek bir anda salınanlar değildir. Gidiş dönüşlü ışık hızı ölçüm sistemi ışığın yerel sisteme göre olan rölatif hızını ölçememektedir; öz hızını ölçebilmektedir. Dünyanın ışık izleğine paralel evrensel hız bileşeni arttıkça y - x değeri artar. Eğer ölçüm sistemi LCS (ışık koordinat sistemi)nde konumlandırılabilseydi y = x olacaktı ve ancak o zaman tek anda salınmış foton ile ölçüm yapılabilecekti.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Şubat 09, 2017, 05:46:30 ÖÖ
Özel görelilik teorisi ile ilgili hemen bütün deneylerde (Michelson-morley deneyi, Işık hızı ölçüm deneyi, muon ömrü deneyi vb.) düşünsel referansların yönetimi konusunda insanî kusurlar söz konusudur. Bu başlığı izleyenler için bunları paylaşmak istiyorum:


1-   Michelson –Morley girişim ölçer deneyinde Işık, düz doğrultuda yol alırken, ışığın bir kolu, yolu üzerindeki 45 derece eğik olan bir yarı saydam ayna marifeti ile dik doğrultuya yöneltilir ve bu iki ayrı ışık kolu, başka aynalar düzeneği ile bir ekran üzerinde girişim yaptırılır. Deney kurgusunda, Burada oluşan girişim saçakları sayısının yöne göre farklı olacağı beklenmekteydi (Her ışık kolunun katettiği yol miktarının farklı olacağı beklentisiyle). Fakat hep aynı sayı elde edilmiştir. Bu deney, ısrarla ve çeşitli presizyon (hassaslık) olanaklarıyla binlerce kez tekrarlanmış ve fakat sonuç değişmemiştir.  Deneyi binlerce kez tekrarlayanlar şu basit sebebi/farklı seçeneği düşünememişler ve dile getirmemişlerdir (Benim dışımda paylaşana rastlamadım): Deneyde ışık kaynağı sürekli açık kalmaktadır ve bugüne kadar bu deneyi yapanlar, girişim ekranına ulaşan ışık kollarının aynı T(i) anında salınan ışığın yarıları olduğu damgalanmasını aşamamışlardı; oysa, çok açık ve net ki (siz de gözlerinizi kapatarak düşünebilirsiniz): Girişim ekranına ulaşan ışık kollarından biri T(i) diğeri T(ii) anında salınmış olması mümkündür. Deneyde girişim olabilmesi için ışığın sürekli açık olması gereklidir ve söz konusu gereklilik bu seçeneği mümkün kılar. Ve aynen böyle olmaktadır; zavallı bilim. Deneyin teorik/düşünsel kurgusunda aynı anda tek kaynaktan salınan ışık paketinin iki ayrı kola ayrıldığı planlandığı için sonuç da buna göre yorumlanıyor. Halbuki, girişim ekranına ulaşan ışık kollarının her birinin kat ettiği yol uzunluğu farklıdır ve bu uzunlukların ışık hızına bölümünden  elde edilen süreler kadar önce ışık kaynağından farklı anlarda salınmışlardır. Yani salınma anları farklı ışık paketleri söz konusudur. Her iki ışık da ekran ya da göze aynı anda ulaşmışlardır; ortak yanları sadece budur. Dünya üzerinde biri 5 km diğeri 1 km mesafedeki  iki ışık kaynağından gelen ışıklar giriştirildiklerinde girişim saçağı sayısı  bu mesafeler değiştirildiğinde de aynı kalır. Bu deney, ekrana/algılayıcıya/gözlemciye  gelen ışıkların hep c hızıyla geldiğini kanıtlar.


2-   Işık hızı ölçümümde de aynı düşünsel hataya düşülmektedir: Bu deneyde tek bir fotonun  gidiş dönüş yol toplamını katettiği sanılır. Oysa yola çıkan (x) no.lu foton iken geri dönüp gelen foton (y) no.ludur. Döner çark ya da ayna da süre belirleyen ışık ya da fotonlar tek bir anda salınanlar değildir. Gidiş dönüşlü ışık hızı ölçüm sistemi ışığın yerel sisteme göre olan rölatif hızını ölçememektedir; öz hızını ölçebilmektedir. Dünyanın ışık izleğine paralel evrensel hız bileşeni arttıkça y - x değeri artar. Eğer ölçüm sistemi LCS (ışık koordinat sistemi)nde konumlandırılabilseydi y = x olacaktı ve ancak o zaman tek anda salınmış foton ile ölçüm yapılabilecekti.

1- Deneyin amacı, her iki koldan gelen ışığın ekrana farklı hızlarda mı geldiğini belirlemek ki, aynı hızla geldikleri kesin. Aksi halde girişim sonucu farklı olacaktı. Kaynağın bir rolü yok ki. Kaynaktan farklı anlarda çıkan fotonlar bile olsa, sonuç, ışık hızının değişmezliğini doğrular.

"Dünya üzerinde biri 5 km diğeri 1 km mesafedeki  iki ışık kaynağından gelen ışıklar giriştirildiklerinde girişim saçağı sayısı  bu mesafeler değiştirildiğinde de aynı kalır. Bu deney, ekrana/algılayıcıya/gözlemciye  gelen ışıkların hep c hızıyla geldiğini kanıtlar. "

Neden, esirin de dünya ile birlikte döndüğü konusunda fikir oluşmamış bilim çevrelerinde, merak ediyorum.

2- Ölçümde, ışığın kaynaktan çıkış anının belirlenmiş olduğu muhakkak. Yani, fotonların kaynaktan çıkış ve aynaya dönüş anı kesin.

Teorinin hatalı olduğu konusunda hemfikiriz de, sizin karşıt görüşünüz nedir ışık hızı konusunda anlamış değilim. "Rölatif hız" ile neyi kast ediyorsunuz? Değişiyor mu yani ışık hızı, ses hızı gibi. Işığın "öz hızı" nedir?


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 09, 2017, 08:51:20 ÖS



 

1 "

Neden, esirin de dünya ile birlikte döndüğü konusunda fikir oluşmamış bilim çevrelerinde, merak ediyorum.

2- 

Teorinin hatalı olduğu konusunda hemfikiriz de, sizin karşıt görüşünüz nedir ışık hızı konusunda anlamış değilim. "Rölatif hız" ile neyi kast ediyorsunuz? Değişiyor mu yani ışık hızı, ses hızı gibi. Işığın "öz hızı" nedir?

1-   Deneyin başlangıç kurgusunda (esir ortamı anlayışı eşliğinde) dünyanın evrensel ölçekteki hareketi sebebiyle bu harekete dik giden fotonların dünya hızından ekleme almayacağı, paralel giden fotonların dünya hızından +/- ekleme alacağı öngörülüyor. Dünyanın evrensel hareketinin doğrultusu bilinmediğinden/bilinemeyeceğinden bu deney  düzeneğinin bir civa havuzunda yüzdürülmesiyle değişik doğrultularda tekrarlanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Doğrultu değiştiğinde ölçüm sonucunun değişeceği beklentisi vardı.

Bu forum felsefe forumu olduğu için bilimsel analiz sürecindeki mantıksal kusurları sergilemeyi özellikle önemsiyorum. Yani, bilimde bu tür yanlışlıkları aşamayan bir zihin düzeninin felsefede de başarıdan uzak olacağını söylemek istiyorum. Bence özel görelilikteki yanılgıları içrek bilgi haline getiremeyenin felsefede fazla şansı olamaz. Bu M-M deneyindeki kusur, girişim ekranına ulaşan fotonların aynı anda salınan ışığa ait olduğunu sanmaktır ve deneyi presizyonu artırarak binlerce kez tekrarlamak zorunda kalmışlardır. Oysa değişik ışık kaynaklarından (Farklı YILDIZLARDAN) gözlemciye gelen fotonlar aynı anda salınmamışlardır. Uzay-zaman karmaşası ya da eşzamansızlığı budur zaten (Malûm;  bilimsel analizler eşzamanlı dengeler üzerinden yapılır).

 Mevcut bilimsel paradigma, esir ortamı olmadığı kanaatinde. Esir diye bir şey yok ki dünya etrafında dönsün. Işığın yayılımı için maddi bir ortama ihtiyacı yoktur. Bana göre ışık hızı için bir bağıllık makamı (referans sistemi) aranacaksa bu uzay boşluğudur (ya da ışık koordinat sistemi).


2-   Bir arabanın yola bağıl hızı öz hızıdır; bu hızı yolu iterek kazanır. Aynı yol üzerindeki iki arabanın arasındaki mesafe bu arabaların hızlarının vektörel toplamıdır; arabalardan birine referans rolü verildiğinde diğerinin hızı, bu ara mesafe değişim olarak varsayılır (Galilei göreliliği). Arabalardan rölatif rol verilen gerçekte bu hız ile yol alması söz konusu değildir; hesap kolaylığı için yapılan bir yakıştırmadır. Buna “itibari göreli hız” diyebiliriz. Işığın öz hızı, uzay boşluğundaki hızıdır. Işık kaynağı, foton salınma anından sonra  –x yönüne giderse +x yönüne giden foton ile ışık kaynağı arasındaki mesafe “c+V” hızı ile büyür. Işık hızı değişmiyor; kaynağı ile arasındaki mesafenin değişim hızı artıyor ya da azalıyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Şubat 10, 2017, 01:56:37 ÖS

1-   Deneyin başlangıç kurgusunda (esir ortamı anlayışı eşliğinde) dünyanın evrensel ölçekteki hareketi sebebiyle bu harekete dik giden fotonların dünya hızından ekleme almayacağı, paralel giden fotonların dünya hızından +/- ekleme alacağı öngörülüyor. Dünyanın evrensel hareketinin doğrultusu bilinmediğinden/bilinemeyeceğinden bu deney  düzeneğinin bir civa havuzunda yüzdürülmesiyle değişik doğrultularda tekrarlanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Doğrultu değiştiğinde ölçüm sonucunun değişeceği beklentisi vardı.

Bu forum felsefe forumu olduğu için bilimsel analiz sürecindeki mantıksal kusurları sergilemeyi özellikle önemsiyorum. Yani, bilimde bu tür yanlışlıkları aşamayan bir zihin düzeninin felsefede de başarıdan uzak olacağını söylemek istiyorum. Bence özel görelilikteki yanılgıları içrek bilgi haline getiremeyenin felsefede fazla şansı olamaz. Bu M-M deneyindeki kusur, girişim ekranına ulaşan fotonların aynı anda salınan ışığa ait olduğunu sanmaktır ve deneyi presizyonu artırarak binlerce kez tekrarlamak zorunda kalmışlardır. Oysa değişik ışık kaynaklarından (Farklı YILDIZLARDAN) gözlemciye gelen fotonlar aynı anda salınmamışlardır. Uzay-zaman karmaşası ya da eşzamansızlığı budur zaten (Malûm;  bilimsel analizler eşzamanlı dengeler üzerinden yapılır).

 Mevcut bilimsel paradigma, esir ortamı olmadığı kanaatinde. Esir diye bir şey yok ki dünya etrafında dönsün. Işığın yayılımı için maddi bir ortama ihtiyacı yoktur. Bana göre ışık hızı için bir bağıllık makamı (referans sistemi) aranacaksa bu uzay boşluğudur (ya da ışık koordinat sistemi).


2-   Bir arabanın yola bağıl hızı öz hızıdır; bu hızı yolu iterek kazanır. Aynı yol üzerindeki iki arabanın arasındaki mesafe bu arabaların hızlarının vektörel toplamıdır; arabalardan birine referans rolü verildiğinde diğerinin hızı, bu ara mesafe değişim olarak varsayılır (Galilei göreliliği). Arabalardan rölatif rol verilen gerçekte bu hız ile yol alması söz konusu değildir; hesap kolaylığı için yapılan bir yakıştırmadır. Buna “itibari göreli hız” diyebiliriz. Işığın öz hızı, uzay boşluğundaki hızıdır. Işık kaynağı, foton salınma anından sonra  –x yönüne giderse +x yönüne giden foton ile ışık kaynağı arasındaki mesafe “c+V” hızı ile büyür. Işık hızı değişmiyor; kaynağı ile arasındaki mesafenin değişim hızı artıyor ya da azalıyor.

1- Deneyde hata yoktur. Sonuç, ışığın boşluktaki hızının hızının sabit olduğunu doğrular. Kaynaktan çıkış anı hızı etikilemez.

"Mevcut bilimsel paradigma" nın, "esir ortamı olmadığı kanaatinde." olduğunu biliyorum herhalde. "Esir" ile, uzay-zamanı kast ediyorum. Daha önce söz ettiğim bir konu.

2- Işığın boşlukta c hızı ile yayıldığı ve düzgün doğrusal sistemlere göre hızının Galile dönüşümlerine uygun olduğu kabulü ile yola çıkıyor Einstein. Değişmeyen, denklemlerden çıkan sonuçlardır sadece, ki onlar da yanlıştır. Ölçüm sonuçları değişmiyor; ışığın "bağıl hızı" değil. "Işık hızı görecelidir". Bu göreceli hızın nasıl olup da hep c olarak "ölçüldüğünü" açıklamaya çalışıyor teori. Ve de başaramıyor.

Daha önce de belirttiğim gibi ışık hızı ölçümlerinin sabit kalması, hareketli referans sitemi ile birlikte  hareket eden uzay-zamanda mümkün olabilir ancak. Bir koza içinde yayılan sesin, hızının değişmeyip, sadece frekansının değişmesi gibi. Trenin içinde sesin yayılması olayı...  Işığın da görünmez bir koza iie birlikte hareket ettiğini düşünüyorum.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 10, 2017, 02:24:22 ÖS


1- Deneyde hata yoktur. Sonuç, ışığın boşluktaki hızının hızının sabit olduğunu doğrular. Kaynaktan çıkış anı hızı etikilemez.

"Mevcut bilimsel paradigma" nın, "esir ortamı olmadığı kanaatinde." olduğunu biliyorum herhalde. "Esir" ile, uzay-zamanı kast ediyorum. Daha önce söz ettiğim bir konu.

2- Işığın boşlukta c hızı ile yayıldığı ve düzgün doğrusal sistemlere göre hızının Galile dönüşümlerine uygun olduğu kabulü ile yola çıkıyor Einstein. Değişmeyen, denklemlerden çıkan sonuçlardır sadece, ki onlar da yanlıştır. Ölçüm sonuçları değişmiyor; ışığın "bağıl hızı" değil. "Işık hızı görecelidir". Bu göreceli hızın nasıl olup da hep c olarak "ölçüldüğünü" açıklamaya çalışıyor teori. Ve de başaramıyor.

Daha önce de belirttiğim gibi ışık hızı ölçümlerinin sabit kalması, hareketli referans sitemi ile birlikte  hareket eden uzay-zamanda mümkün olabilir ancak. Bir koza içinde yayılan sesin, hızının değişmeyip, sadece frekansının değişmesi gibi. Trenin içinde sesin yayılması olayı...  Işığın da görünmez bir koza iie birlikte hareket ettiğini düşünüyorum.

1- Sorun yok. "Uzay-zaman" daha isabetli tanım. Esir kodlaması terkedilen anlayışı çağrıştırıyor.

2- Evet, ışık hızı sabit ve ayrıca bu hız değerini  ivmelenmeden ediniyor. Fakat ışığın hareket analizinde hız değerinin sabit olma özelliğine kıyasla sonlu/sınırlı olma özelliği daha etkili oluyor kanaatindeyim. Diğer taraftan görelilik partnerlerinin karakter birliği üzerinde de durmak faydalı olabilir. Örneğin hareket eden tren içindeki kişinin zihin çalışma hızı da bir hızdır ve hızı var diye zihinsel çalışmamızı tren hızı ile aynı işleme almaya izinli miyiz? Benzer olarak, "hızı var diye ışığı (ki, ışık enerji türevidir), tren/kaynak  hızı ile işleme almaya izinli miyiz?" sormamız gerekir.

İletilere şekil ekleme konusunu öğrendiğimde "büyük resmi" açıklayan bir şekil paylaşacağım. Söz konusu şekil şu linkte (Figure 3) görülebilir:

http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6601 (http://gsjournal.net/Science-Journals/Research%20Papers-Relativity%20Theory/Download/6601)

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Şubat 10, 2017, 02:47:59 ÖS
Teorinin hatalı olduğu apaçık. Üzerinde konuşulacak daha başka bir şey yok aslında.

Bilimin, an itibariyle Görelilikten başka bir açıklaması yoktur.

Işık hızı ölçümleri ve M-M deneyi doğrudur. Tartışılacak bir yanı yok.



Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 10, 2017, 08:42:00 ÖS
Teorinin hatalı olduğu apaçık. 

Bilişsel öz güveniniz ve öz muhakemenizi aktive ettiğiniz için sizi kutluyorum.

Ne var ki bırakın izleyenleri, fizik akademisyenleri dahi bu yargıya katılmıyorlar; üniversitelerde halen okutuluyor; popüler bilim dergilerinde sıkça konu ediliyor. Hele tv de yerli yersiz bir çok şeyi özel göreliliğe bağlayanlar dahi var.

İnsanlığın genel zihinsel performansı konusunda ne dersiniz?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 27, 2017, 11:52:32 ÖS
Işık hızı ölçüm düzeneği, ışığın uzay boşluğuna göre bağıl olan hızını ölçebiliyor. Özel görelilik teorisi de bu yargıyı kabul etmekle birlikte, bu düzeneğin yerel ölçüm ortamına (kaynağına) göre olan bağıl hızını da ölçtüğünü iddia ediyor.


Benim kişisel görüşüme göre bu ölçüm düzeneğinde ışık kaynağı sürekli açık; yani sürekli foton salıyor. Bu durumda harekete başlayan foton ile uzaktaki aynadan yansıyıp geri gelen fotonun aynı olduğu net olarak belirgin değildir. Salınan fotonlara numara verilirse (x ve y diyelim) dünyanın uzay boşluğuna göre olan hareketinin deney fotonu doğrultusundaki hız bileşeni arttıkça y – x değeri artacaktır. x = y hali, yalnızca dünyanın uzay boşluğuna göre hızı sıfır olduğunda mümkün olabilir.


TEK ve TANIMLI deney fotonu ile ışık hızı ölçümü için TEKLİF :


 


Dünya üzerinde hassasiyet için gerek ve yeter uzaklıkta bulunan iki noktayı belirleyelim. Bu noktaların her ikisine sinema için kullanılan analog tıpkı kameralar kuralım. Bu iki noktaya eşit uzaklıkta bulunan üçüncü bir kontrol noktası tesis edelim ve bu nokta ile ilk iki nokta arasına kablolu kumanda kuralım. Kameralar deney öncesi çalıştırılsın. Kontrol noktasındaki buton marifeti ile birinci noktadaki flaşı çaktığımız anda ikinci noktadaki flaş da çaksın ve yanındaki filme bir işaret koysun. İlk noktadaki flaştan salınan fotonlar da ikinci noktadaki film üzerinde bir çizgi halinde işaret koyacaktır. Filmin sarılış yönüne göre bu ışık çizgilerinin ilk noktaları -deneyin amacı olan- ışığın tek gidiş izleğindeki katetme süresini verecektir. Bu sayede tek foton ölçüm deneği olarak kullanılmış olur. İkinci noktada çakan flaşın fotonları için de birinci noktadaki filmden süre tespiti yapılabilir. Kumanda kabloları eşit uzunlukta olmalıdır ve deney presizyonu, ışık hızının yüksekliği sebebiyle denetim altında olmalıdır. Bu düzenek ile -değişik doğrultularda ölçüm yapmak için- değişik günlerde saptanan süreler (ve ara mesafe bu sürelere bölünerek elde edilen hız değerleri) bir grafiğe işlenip sonuçlar değerlendirilir. Bu deneyle ölçülen ışık hızı -dünyanın evrensel ölçekteki- hızı ( V ) nedeniyle c +/- V değerinde olacaktır.


Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Mart 01, 2017, 10:08:16 ÖS
Işık hızı ölçüm düzeneği, ışığın uzay boşluğuna göre bağıl olan hızını ölçebiliyor. Özel görelilik teorisi de bu yargıyı kabul etmekle birlikte, bu düzeneğin yerel ölçüm ortamına (kaynağına) göre olan bağıl hızını da ölçtüğünü iddia ediyor.


Benim kişisel görüşüme göre bu ölçüm düzeneğinde ışık kaynağı sürekli açık; yani sürekli foton salıyor. Bu durumda harekete başlayan foton ile uzaktaki aynadan yansıyıp geri gelen fotonun aynı olduğu net olarak belirgin değildir. Salınan fotonlara numara verilirse (x ve y diyelim) dünyanın uzay boşluğuna göre olan hareketinin deney fotonu doğrultusundaki hız bileşeni arttıkça y – x değeri artacaktır. x = y hali, yalnızca dünyanın uzay boşluğuna göre hızı sıfır olduğunda mümkün olabilir.


TEK ve TANIMLI deney fotonu ile ışık hızı ölçümü için TEKLİF :


 


Dünya üzerinde hassasiyet için gerek ve yeter uzaklıkta bulunan iki noktayı belirleyelim. Bu noktaların her ikisine sinema için kullanılan analog tıpkı kameralar kuralım. Bu iki noktaya eşit uzaklıkta bulunan üçüncü bir kontrol noktası tesis edelim ve bu nokta ile ilk iki nokta arasına kablolu kumanda kuralım. Kameralar deney öncesi çalıştırılsın. Kontrol noktasındaki buton marifeti ile birinci noktadaki flaşı çaktığımız anda ikinci noktadaki flaş da çaksın ve yanındaki filme bir işaret koysun. İlk noktadaki flaştan salınan fotonlar da ikinci noktadaki film üzerinde bir çizgi halinde işaret koyacaktır. Filmin sarılış yönüne göre bu ışık çizgilerinin ilk noktaları -deneyin amacı olan- ışığın tek gidiş izleğindeki katetme süresini verecektir. Bu sayede tek foton ölçüm deneği olarak kullanılmış olur. İkinci noktada çakan flaşın fotonları için de birinci noktadaki filmden süre tespiti yapılabilir. Kumanda kabloları eşit uzunlukta olmalıdır ve deney presizyonu, ışık hızının yüksekliği sebebiyle denetim altında olmalıdır. Bu düzenek ile -değişik doğrultularda ölçüm yapmak için- değişik günlerde saptanan süreler (ve ara mesafe bu sürelere bölünerek elde edilen hız değerleri) bir grafiğe işlenip sonuçlar değerlendirilir. Bu deneyle ölçülen ışık hızı -dünyanın evrensel ölçekteki- hızı ( V ) nedeniyle c +/- V değerinde olacaktır.


Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
Kusura bakma ama. teoriyi doğru anlamamışsın.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 19, 2017, 05:00:21 ÖS
Flojiston – Psikanaliz vb. İlk tanımlama çabaları üzerinden özel görelilik yorumu

İnsan adı verilen organizmanın bazı olgu ve olayları tanımlama çabası ilk ele alışta isabetli sonuca ulaşmayabiliyor. İlk yaklaşımdaki kaba tahmin (hipotez), gözlemler ve deneylerle doğrulanmaya çalışılırken ortaya çıkan yeni bilgiler doğrultusunda revize edilir ve geliştirilir. Bu süreç bazı olgular için uzun ve sancılı da alabilir; örneğin “Flojiston”:


“Ateş” insan için tanımlanması kolay olmayan, ele avuca sığmayan bir olgu idi. 1700 lü yıllarda Stahl adlı bilim adamı, ateşi tanımlamak istedi. Odun gibi yanan bir cisim çıtırdama, sesleri çıkararak yanarken miktarı azalıyor, malzeme bitince yanma olayı da sona eriyordu. Azaldığına göre içinden bir şey çıkıyordu ve çıkarken küçük patlamalar çıtırtı seslerine sebep oluyordu. Stahl bu çıkan şeye flojiston adını verdi. Yanan cismin üzeri kapatıldığında, ya da su atıldığında bu flojistonun çıkmasına mani olunuyor ve ateş de sönüyordu. Bu tanım uzun süre geçerliliğini korudu; zaten başka bir tanım da yoktu; bu tanım gözlemlerle uyumluydu. Hatta, hidrojen gazı tanımlandığında “işte flojiston” denilip tanım pekişti. Ta ki metal tozunun yakıldığında ağırlığının arttığı saptanıncaya kadar. Bu deney, flojiston tanımını sarsmıştı; fakat Stahl’ınki makul bir tanımlama gibi de duruyordu. Bu tablo karşısında Stahl, flojiston adını verdiği maddenin “negatif ağırlıkta olduğunu” ileri sürerek kurtarıcı savunma yaptı. Bu yeni kanaat de Lovaisier’in "oksijeni ve oksitlenmeyi" tanımlanmasına kadar benimsenmişti. Bu flojistonun negatif ağırlıkta iddiası iyi bir “AD-HOC” örneğidir (Ad-hoc: İsabetsiz/hatalı bir tanımlamayı desteklemek amacıyla ileri sürülen tümdengelim kaynaklı yeni iddia/varsayım).


H-isteri, çoklukla kadınların bilinç altına ittiği cinsel kökenli sorun ve travmaların bedene ve davranışlara yansıması olarak tanımlanan bir hastalıktır. Freud döneminde moda gibi yaygın ve çözüm aranan hastalıklar arasında liste başı idi. Freud, Charcot ve Breuer, çözüm için “psikanaliz” adı verilen bir yöntem üzerinde ilk çalışmaları yaptılar ve Anna O. Kod adlı bir kadın deneğin tedavisini   makalelerinde işlediler. Bu süreçte Freud’un öne sürdüğü bazı hipotez ve açıklamaları günümüzde geçerliliğini yitirmiştir ve daha isabetli, çok etkenli tanımlamalar için bir basamak olmuştur (Alıntı: Psikiatrist Alper Hasanoğlu).


Işık ile ilgili ilk tanımlamalarda ışığın kırılma ve yansıma özellikleri kolayca tanımlanmışsa da ışığın dalga mı yoksa tanecik mi olduğu konusu uzun yıllar bilim adamlarını sıcak tartışmalarla oyalamıştır. Işık da ateş gibi “ENERJİ” bazlı bir olaydır ve bazı özelliklerini ele vermekte nazlanmaktadır (ışık, insan ölçeği dışında bir kulvarda yer almaktadır) . Işığın hareket özellikleri için, başlangıçta “ses” olayından ilham alınarak hipotezler ortaya konulmuşsa da tıpkı flojiston öyküsünde olduğu gibi bir deney (M-M interferometre deneyi) esir/ether ortamı varsayımını çürüten bir sonuç ortaya koymuştur ve Fitzgerald benimsenmiş ether ortamı tezini kurtarmak için “Fitzgerald büzülüşü” (*) olarak anılan kurtarıcı iddiasını ortaya atmıştır. Bu iddia, tıpkı flojistonun negatif ağırlığı iddiası benzeri -tümdengelim- bir “KEHANET” idi. Fakat, bu kehanet çok zekiceydi; kolay akla gelmeyecek, parlak, büyüleyici bir fikirdi. Özellikle rüştünü ispat ihtiyacındaki heyecanlı genç bilimciler için ufuk açıcı bir rol oynadı. İşte ışığa atfedilen insan kapasitesinin üstündeki bu özellik, özel görelilik teorisi için bir “sempati” kapısı araladı. Teorinin, insana özgü gizem tutkusuna verdiği “zaman yolculuğu” gibi fantastik rüşvetlere rağmen “Özel Görelilik Teorisi” nin orijinal makalesi beklenen ilgiyi alamadı; "ortodoks bilim" direnç gösterdi ve medya marifetiyle pompalanmak yoluna gidildi. Günümüzde popüler bilim dergilerinde yeni nesillerin bilim ilgisini kışkırtmak niyetiyle çokça kullanılmaktadır.


Özel Görelilik teorisi, akademik alanda kült bir konumda kalmıştır. Bunun sebebi, “gerçek ihtiyaç” kategorisinde olmayışıdır; yani, teori hayatımızda hiç olmasa idi, fazla bir şey değişmezdi. Yeni bir cerrahi tedavi yöntemi gibi “hayat örsü” nün etkin olduğu bir alan değildi; böylece sorgulama/irdeleme/deneylemelerden muaf kalmıştır; nitekim yüzüncü yılında tüm dünyada kutsanmıştır.


Bu kadar lafı söyledikten sonra teorinin temel yanılgısını tekrar vurgulamam gerekiyor. Bilindiği gibi Galileo olayında dünya, gerçekte rölatif pozisyonda olduğu halde üzerinde yaşayan insan tarafından dünyaya referans rol verilince güneşin hareketi “güneş, dünya etrafında dönüyor” olarak algılanmıştı. Bu deneyimden çıkarılacak ders (yani, kapsama kapasitesi daha büyük olan olay partnerine referans rolü verme gereği) dikkate alınmadan üretilen özel görelilik teorisi de bilim ortamını enfekte ederek işgal etmiştir. Yerel bir nesne olan ışık kaynağını (ya da moving body) referans alıp, ışığa rölatif rol vermek bir düşünsel zavallılık olmaktadır. (**)


(*) Einstein, özel görelilik teorisi için yazdığı makale ve kitabına, ışığın yayılımı için Maxwell'in elektromagnetik çevrim tanımını kabul ettiğini belirterek başlamış bu metinlerin sonunda -aslında çürütülmüş olan- esir ortamı anlayışını destekleyen Fitzgerald büzülüşüne bir nevi denklemsel doğrulama sağlayarak kendi içinde çelişmiştir.


(**) Einstein özel görelilik teorisinde sabit hızla  ve doğrusal hareket eden bir cisme referans rol verilebileceğini belirtmiştir. Bu doğrudur ve "Galilei görelilik ilkesi" olarak anılır (Çok basit olan bu ilkeyi şöyle açıklamak mümkündür: Bir gemi sabit hızla giderken gözetleme direği tepesinden serbest bırakılan bir cisim, direğin dibine düşer; eğer gemi ivmeleniyorsa cisim, direk dibinden farklı noktaya düşer; sabit hız halinde direk dibi referans olabiliyor; yani cisim serbest düşüş yerine eğik atışla fırlatılırsa hareketi, direk dibi referans alınarak, bilinen formüllerle analiz edilebilir).  Işık ve bir cisim (ışık kaynağı ya da gözlemci) söz konusu olduğunda hızı daima sabit olan ve üstelik doğrusal hareket eden faktör "IŞIK" tır. Bu gerçek dikkate alındığında --evren ölçeğindeki  kinetik konularında ışığın (ya da ışık koordinat sisteminin LCS nin) referans sistem olarak atanması akla gelmelidir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 20, 2017, 10:40:14 ÖÖ

 
Kusura bakma ama. teoriyi doğru anlamamışsın.

Sn. Tolga,

İlginiz ve katkılarınız için teşekkür ederim. Argümanlarınızı paylaşmadığınız için yanıt veremedim.  Polemik alanından uzak durmayı tercih ediyorum.  :)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Mart 23, 2017, 08:28:59 ÖS

 
Kusura bakma ama. teoriyi doğru anlamamışsın.

Sn. Tolga,

İlginiz ve katkılarınız için teşekkür ederim. Argümanlarınızı paylaşmadığınız için yanıt veremedim.  Polemik alanından uzak durmayı tercih ediyorum.  :)
Tezlerimi paylaştığımda tutarlı bir yanıt alamadığımdan, böyle bir yorum yapmak zorunda kaldım. Polemiği hiç sevmem. Böyle ciddi bir konuda ise, asla... :)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 25, 2017, 10:32:16 ÖÖ

 
Kusura bakma ama. teoriyi doğru anlamamışsın.

Sn. Tolga,

İlginiz ve katkılarınız için teşekkür ederim. Argümanlarınızı paylaşmadığınız için yanıt veremedim.  Polemik alanından uzak durmayı tercih ediyorum.  :)
Tezlerimi paylaştığımda tutarlı bir yanıt alamadığımdan, böyle bir yorum yapmak zorunda kaldım. Polemiği hiç sevmem. Böyle ciddi bir konuda ise, asla... :)

Özel görelilik teorisindeki yanılgıları çözümlemeden felsefede ilerleyemeyeceğimizi zaman zaman ifade etmişimdir. Konuları, aktif öğrenme yöntemiyle ele alma ve içrek bilgi haline getirme, öz muhakemeyi kullanma, bilişsel yetkinliği güncelleme vb de önemli elbette.

Özel görelilik konusunda kitap ve bilimsel makale yayınlamış biri olarak yanıt vermemek gibi bir lüksüm olamaz. Soruyu ya da itiraz noktasını iyi algılamamış olabilirim; özür diliyorum. İstemeden, farkında olmadan daha önce yazıştığım bazı akademisyenlerin bana karşı uyguladığı tavrı yinelemiş gibi olmuşum galiba.

Felsefe forumunda "hakikati aramak" erdemi olumlanmalıdır (*). Bu eksende iletileri baştan okuyup yanıt vermeye çalışacağım.

İsterseniz siz de net olarak ya da maddeler halinde ifade edebilirsiniz. Özel görelilik teorisinin özüne ilişkin her türlü soruya aklım ve birikimim el verdiğince katkı vermek isterim.





(*) Günlük yaşantımızda çoğu yerde "çıkar aramak" kalıbında konuşuluyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 27, 2017, 02:27:54 ÖS
Bana göre, ışık hızının değişmezliğinin tek mantıklı açıklaması, uzay-zamanın, hareketli sistem ile birlikte hareket etmesidir.


 
 Işık hızı sabittir ve bu hız değeri, elekto-magnetik çevrim hızı ile aynı değerdir. Ayrıca bu yüksek hız değerine ulaşmak için ışığın ivmelenmesi gerekmemektedir. Işığın ölçülebilen bir kütlesi olmadığı için cisimler gibi davranması beklenmemelidir. Cisimlere özgü olan mekanikteki kanaatlerimiz ve sesin maddi ortamda yayılımına ilişkin koşullanmalarımız sebebiyle ışığın hareketi ve yayılımı için de benzer hipotezlerin peşine düşmemiz normaldir (*).


Bunlar iyi güzel, normal; de eğer mekanikteki deneyimlerimiz doğrultusunda düşünce üreteceksek, aynı titizliği deney objesi (denek)nin tanımlanması için de uygulamamız gerekmez mi? Özel görelilik teorisinde ve baz aldığı deneylerde ışık, deney objesi olarak tek ve tanımlı (örneğin numaralı) foton olmalıdır. Bu gereklilik temin edilmediği gibi analizlerde de vurgulanmıyor ve “ışık” kodlamasıyla kaba ya da muğlak düzeyde düşünme moduna geçiliyor; ardışık olarak salınan fotonların tek obje gibi analize alınması akıl karıştırıcı, zihinsel yeteneklerimizin kapasitesinin üstünde olduğu için beynimiz yuvarlama yapıveriyor.


 Işık ve kaynağı ilişkisini futbol oyunu analojisi (oyuncu = ışık kaynağı; top = tanımlı tek foton) daha iyi açıklayabilir: Oyuncu, topa vurduktan sonra –özel görelilik teorisinde olduğu gibi- sabit hızla topun peşinden gitse ilerleyen zamanın Ti anında oyuncu ile top arasındaki mesafe top hızı ile hesaplanmak istense (ki özel görelilik tıpkı böyle yapıyor) futbol oyununda da zaman ve uzunluk boyutlarını –top hızının sabitliğini sağlamak uğruna- manüple etmek zorunda kalırız. Ki bu sonuç nedenselliğe aykırıdır. Topun hızı sadece şut vurma noktasına göre bağıldır. Bu nokta stadyum zemini üzerinde işaretlenilerek kullanılır. Topun hareketine neden olan oyuncunun olagelen yeni pozisyonları, mesafeleri, topun hızı için referans olamaz. Özel görelilik mantığı, futbol oyunu analojisinde bile tökezler.

(*)

Işığın yayılımı için maddi ortam gerekmediğini biliyoruz. Fakat ışık maddi ortamda da yayılabiliyor; ışığın görünen türleri, su ve cam gibi saydam cisimler içinde de yayılır fakat hızı azalır (çünkü yolu üzerindeki her atom/molekül tarafından soğurulup tekrar yayınlanır; güneş merkezinde üretilen fotonların milyonlarca yılda yüzeye ulaştığı söylenir).

Işık boşlukta yayılabilmektedir. Işığın boşlukta yayılımı ve bizim ölçüm düzeneğimizin doğrudan ve yalnızca ışığın boşluktaki hız değerini ölçebilmesi seçeneği yeterlidir . Işığın izleğinin, ışık kaynağı ile birlikte hareket ettiği tezi bana göre uygun değil. Yani uzay-zaman dünya ile birlikte hareket etmiyor. Evet, esir ortamında ısrar edenler mutlak boşluk olmadığı yönünde tezler ileri sürüyorlar; bu fikri ben de destekliyorum ve uzay boşluğu, "foton çorbası"dır diyorum.  

 Fakat bence uzay boşluğu, ışığın hareketi için en isabetli ve sabit referans sistemidir. Bu baz üzerinden yapılan klasik analizler sonuç veriyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Mart 28, 2017, 11:35:10 ÖS

Işık hızı sabittir ve bu hız değeri, elekto-magnetik çevrim hızı ile aynı değerdir. Ayrıca bu yüksek hız değerine ulaşmak için ışığın ivmelenmesi gerekmemektedir. Işığın ölçülebilen bir kütlesi olmadığı için cisimler gibi davranması beklenmemelidir. Cisimlere özgü olan mekanikteki kanaatlerimiz ve sesin maddi ortamda yayılımına ilişkin koşullanmalarımız sebebiyle ışığın hareketi ve yayılımı için de benzer hipotezlerin peşine düşmemiz normaldir (*).


Bunlar iyi güzel, normal; de eğer mekanikteki deneyimlerimiz doğrultusunda düşünce üreteceksek, aynı titizliği deney objesi (denek)nin tanımlanması için de uygulamamız gerekmez mi? Özel görelilik teorisinde ve baz aldığı deneylerde ışık, deney objesi olarak tek ve tanımlı (örneğin numaralı) foton olmalıdır. Bu gereklilik temin edilmediği gibi analizlerde de vurgulanmıyor ve “ışık” kodlamasıyla kaba ya da muğlak düzeyde düşünme moduna geçiliyor; ardışık olarak salınan fotonların tek obje gibi analize alınması akıl karıştırıcı, zihinsel yeteneklerimizin kapasitesinin üstünde olduğu için beynimiz yuvarlama yapıveriyor.


 Işık ve kaynağı ilişkisini futbol oyunu analojisi (oyuncu = ışık kaynağı; top = tanımlı tek foton) daha iyi açıklayabilir: Oyuncu, topa vurduktan sonra –özel görelilik teorisinde olduğu gibi- sabit hızla topun peşinden gitse ilerleyen zamanın Ti anında oyuncu ile top arasındaki mesafe top hızı ile hesaplanmak istense (ki özel görelilik tıpkı böyle yapıyor) futbol oyununda da zaman ve uzunluk boyutlarını –top hızının sabitliğini sağlamak uğruna- manüple etmek zorunda kalırız. Ki bu sonuç nedenselliğe aykırıdır. Topun hızı sadece şut vurma noktasına göre bağıldır. Bu nokta stadyum zemini üzerinde işaretlenilerek kullanılır. Topun hareketine neden olan oyuncunun olagelen yeni pozisyonları, mesafeleri, topun hızı için referans olamaz. Özel görelilik mantığı, futbol oyunu analojisinde bile tökezler.

(*)

Işığın yayılımı için maddi ortam gerekmediğini biliyoruz. Fakat ışık maddi ortamda da yayılabiliyor; ışığın görünen türleri, su ve cam gibi saydam cisimler içinde de yayılır fakat hızı azalır (çünkü yolu üzerindeki her atom/molekül tarafından soğurulup tekrar yayınlanır; güneş merkezinde üretilen fotonların milyonlarca yılda yüzeye ulaştığı söylenir).

Işık boşlukta yayılabilmektedir. Işığın boşlukta yayılımı ve bizim ölçüm düzeneğimizin doğrudan ve yalnızca ışığın boşluktaki hız değerini ölçebilmesi seçeneği yeterlidir . Işığın izleğinin, ışık kaynağı ile birlikte hareket ettiği tezi bana göre uygun değil. Yani uzay-zaman dünya ile birlikte hareket etmiyor. Evet, esir ortamında ısrar edenler mutlak boşluk olmadığı yönünde tezler ileri sürüyorlar; bu fikri ben de destekliyorum ve uzay boşluğu, "foton çorbası"dır diyorum.  

 Fakat bence uzay boşluğu, ışığın hareketi için en isabetli ve sabit referans sistemidir. Bu baz üzerinden yapılan klasik analizler sonuç veriyor.
Işık hızının, kaynağın hızı ile bir bağlantısı yok ki. Neden ısrarla bu konuya takılıyorsunuz? Tek foton da olsa, ardışık fotonlar da olsa, dalga da olsa hız c dir.

Işığın dalga veya foton olması neyi değiştirir? c hızıyla yol alan, hareket/titreşim sadece. Elektromanyetik alanın titreşimi.

Uzay boşluğunun referans alınması? Referans alınan sistemin de, c ile ilgisi yok ki. Uzay boşluğu durağan kabul ediliyor zaten.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 29, 2017, 11:22:37 ÖÖ

1- Işık hızının, kaynağın hızı ile bir bağlantısı yok ki. Neden ısrarla bu konuya takılıyorsunuz? Tek foton da olsa, ardışık fotonlar da olsa, dalga da olsa hız c dir.

Işığın dalga veya foton olması neyi değiştirir? c hızıyla yol alan, hareket/titreşim sadece. Elektromanyetik alanın titreşimi.

2- Uzay boşluğunun referans alınması? Referans alınan sistemin de, c ile ilgisi yok ki. Uzay boşluğu durağan kabul ediliyor zaten.

1- Işık hareketi analizlerinin ve deneylerinin tek ve tanımlı foton deneği ile yapılması gereğini önemsiyorum/vurguluyorum. Bu yöntembilim gereğidir.

2- Mekanikte dünya ya da laboratuvar ortamı doğal referans çerçevesi olarak kendiliğinden devrededir. Işığın hareket özelliklerini analiz etmek  için de aynı ortamı kullanmak insanmerkezcil ve geleneksel bir anlayıştır; irdelenmeden alışkanlıkla kullanılıvermiştir [Özel görelilik teorisi, fotonun  hem trenden hem de perondan c hızıyla uzaklaştığı kabulüyle oluşturulmuştur (trenin  v sabit hızıyla ve doğrusal hareket yaptığı da ön kabuller arasında)]. Özel görelilik teorisinde ışığın hareketi, tren ve peron referans çerçevelerine göre analiz edilmektedir.

Konuyu, evrensel ölçekte  (mümkün olan en dış çerçeveye göre) ele almak daha isabetli olabilir.


 Ben de alternatif teklif olarak  "peron da dünyanın evrensel ölçekteki hareketi sebebiyle bir hıza sahip olduğundan duran bir şey (kerteriz) olarak uzay boşluğunu kullanalım" diyorum. Ben uzay boşluğuna ışık koordinat sistemi (LCS) adını veriyorum . Işık (foton), LCS de salındığı noktadan c hızıyla uzaklaşmaktadır. Işık kaynağı da bu noktadan V hızıyla uzaklaşmaktadır (*). Bu analiz kağıt üzerinde kolayca yapılabilmektedir. Dikkat edilirse v ile V farklı değerlerdir; bu sebeple karşılıklılıktan söz edilemez; yani,  evrensel ölçekteki analizin sonuçları farklıdır.

Uzay boşluğunu durağan kabul etmek üzerine mutabıkız. Karşıtlamalarınız, bu başlığı izleyenlerin konuyu irdelemesine yardımcı olmaktadır; teşekkür ediyorum ve izleyenlerden de soru beklentimi ifade ediyorum.

(*) Uygun tanım şöyle ifade edilebilir: Işık kaynağı, foton salınma anında salınma noktasından geçmiştir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Haziran 12, 2017, 12:00:14 ÖS
Okunma sayısından konuya ilginin sürdüğünü değerlendiriyorum.

Özel görelilik teorisinin yanılgılarını aşağıdaki linkte işlemeye devam etmekteyim:

https://www.thenakedscientists.com/forum/index.php?topic=16413.0 (https://www.thenakedscientists.com/forum/index.php?topic=16413.0)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Haziran 22, 2017, 12:47:13 ÖS
Yabancı forumdaki interaktif söyleşinin sonucunda oluşan özeti –farklı anlatım- manasında burada da paylaşmak istedim:

Bilimde indirgeme / izolasyon, analizleri basitleştirmek için kullanılan  bir yöntemdir; birkaç ana faktör izole edilir ve yöntem başka aktörler için de tekrarlanır. Bazı çıkarsamalar üretildiğinde, birleştirme (superpose) aşamasına geçilir.

Elbette bu yöntem için de gerek ve yeter (optimum)  ölçü önemlidir. İndirgeme yöntemini abartırsak, sonuçlar illüzyonist gösterileri gibi fantastik / şaşırtıcı olabilir (K. Popper bu konuyu incelemiş mi, kehanet ve spekülasyon konusunda ihtiyatlı davranıyordu). Illusionistler zihinsel referanslarımızı yönlendirmede başarılıdırlar.

Özel görelilik (SR) teorisinde aşırı indirgemeci tutum ve dahası ihmal edilen süperpoze süreci vardır.

Kısaca hatırlayabiliriz:

. SR, tüm evreni / doğayı hareketli bir cisim ve bu cisimden salınan hayali ışığa indirgemektedir; O kadar ki, bir dış referans çerçevesi, bu cismin hızından dolayı - lütfen-  devreye girmektedir.

. SR, analizi yalnızca tek yönde ele almıştır.  Cisim ve ışık aynı yönde giderken.

. SR yalnızca bir tek görelilik /bağıllık tipi dikkate almıştır. Işık ile kaynağı arasındaki ilişki, bir araba ile yolun ilişkisindeki gibi düşünülür. Oysa aynı yol üzerinde giden iki aracın birbirine göre itibari görelilik ilişkisi de söz konusudur ve ışık ile hareketli cisim arasında da itibari görelilik ilişkisi bazında analiz yapıldığında tutarlı sonuçlar elde edilebilmektedir.

. SR, akan zamanın bir anında fotoğraf çekerek zamanı dondurur. Bu kolaylaştırma, aynı yönde analiz halinde  akla uydurulabiliyorsa da  zıt yönlü analizde fotonun her saniyede geçtiği noktalar -film akışı gibi-  izlendiğinde teori  mantığının yanılgısını net olarak ortaya koymaktadır. Foton salındığı noktaya (O)  göre sağ tarafa (+ x yönüne), kaynak sol tarafa (- x yönüne) gittiğinde bu fotonun sadece + x apsisi üzerindeki noktaların üzerinden geçtiği çok açıktır; yani ilerleyen zamanın bir anında oluşan -kaynak ile foton arasındaki- mesafeyi fotonun bizzat katetmediği net bir bilgidir.


Özel görelilik teorisinin yöntembilimsel kusurları bunlarla sınırlı değildir:


. SR, ölçülen ışığı yerele bağıl hız gibi doğrudan varsayar ve etiketler. Hangi tür hızı ölçtüğünü asla irdelemez; doğrudan ya da dogmatic varsayım kalıbında “yerele bağıllık” öngörüsünü kullanır. Ölçüm deneyleri sonucundan destek aldığı söylenebilir; fakat  ölçümün her yerde (trende ve peronda) aynı değer çıkması,  -mevcut ölçüm düzeneği ile-  ışığın yalnızca evrensel ölçekteki hızının ölçülebildiği gibi farklı bir seçeneği/yorumu da içerir. Yani biz ışığın evrensel ölçekteki hızını ölçmek isteseydik bu mevcut deneyi/düzeneği kullanacaktık ve sonucu da niyetimiz doğrultusunda yorumlayacaktık.


.  SR, indirgeme yöntemini aşırı ölçüde kullanma, sağlama yapmama ve superpose işlemini umursamama gibi uygunsuzlukları yapıyor ve bunların üstüne asıl gerekli olanı (bilimin olmazsa olmazı  “tanımlı denek tayini” ni) ıskalıyor: “Numaralandırılmış foton” yerine  “ışık” terimini kullanıyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tolga - Ağustos 19, 2017, 12:13:31 ÖÖ

1- Işık hızının, kaynağın hızı ile bir bağlantısı yok ki. Neden ısrarla bu konuya takılıyorsunuz? Tek foton da olsa, ardışık fotonlar da olsa, dalga da olsa hız c dir.

Işığın dalga veya foton olması neyi değiştirir? c hızıyla yol alan, hareket/titreşim sadece. Elektromanyetik alanın titreşimi.

2- Uzay boşluğunun referans alınması? Referans alınan sistemin de, c ile ilgisi yok ki. Uzay boşluğu durağan kabul ediliyor zaten.

1- Işık hareketi analizlerinin ve deneylerinin tek ve tanımlı foton deneği ile yapılması gereğini önemsiyorum/vurguluyorum. Bu yöntembilim gereğidir.

2- Mekanikte dünya ya da laboratuvar ortamı doğal referans çerçevesi olarak kendiliğinden devrededir. Işığın hareket özelliklerini analiz etmek  için de aynı ortamı kullanmak insanmerkezcil ve geleneksel bir anlayıştır; irdelenmeden alışkanlıkla kullanılıvermiştir [Özel görelilik teorisi, fotonun  hem trenden hem de perondan c hızıyla uzaklaştığı kabulüyle oluşturulmuştur (trenin  v sabit hızıyla ve doğrusal hareket yaptığı da ön kabuller arasında)]. Özel görelilik teorisinde ışığın hareketi, tren ve peron referans çerçevelerine göre analiz edilmektedir.

Konuyu, evrensel ölçekte  (mümkün olan en dış çerçeveye göre) ele almak daha isabetli olabilir.


 Ben de alternatif teklif olarak  "peron da dünyanın evrensel ölçekteki hareketi sebebiyle bir hıza sahip olduğundan duran bir şey (kerteriz) olarak uzay boşluğunu kullanalım" diyorum. Ben uzay boşluğuna ışık koordinat sistemi (LCS) adını veriyorum . Işık (foton), LCS de salındığı noktadan c hızıyla uzaklaşmaktadır. Işık kaynağı da bu noktadan V hızıyla uzaklaşmaktadır (*). Bu analiz kağıt üzerinde kolayca yapılabilmektedir. Dikkat edilirse v ile V farklı değerlerdir; bu sebeple karşılıklılıktan söz edilemez; yani,  evrensel ölçekteki analizin sonuçları farklıdır.

Uzay boşluğunu durağan kabul etmek üzerine mutabıkız. Karşıtlamalarınız, bu başlığı izleyenlerin konuyu irdelemesine yardımcı olmaktadır; teşekkür ediyorum ve izleyenlerden de soru beklentimi ifade ediyorum.

(*) Uygun tanım şöyle ifade edilebilir: Işık kaynağı, foton salınma anında salınma noktasından geçmiştir.
"Işık (foton), LCS de salındığı noktadan c hızıyla uzaklaşmaktadır. Işık kaynağı da bu noktadan V hızıyla uzaklaşmaktadır "
Işık kaynağı sabittir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ağustos 21, 2017, 10:54:20 ÖÖ
Alıntı yapılan: tolga

"Işık (foton), LCS de salındığı noktadan c hızıyla uzaklaşmaktadır. Işık kaynağı da bu noktadan V hızıyla uzaklaşmaktadır "
Işık kaynağı sabittir.  ????
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ağustos 21, 2017, 11:33:46 ÖÖ
İnsana akıl eklemlenmesi sürecinde eşlik eden okült/bilimdışı etiketlemeler günümüzde de blinker (at gözlüğü) işlevini sürdürebiliyor. Bunun nedenleri çok çeşitli elbette; bu nedenlerden biri dönemin itibarlı kanaat önderlerinin söylemleri olabiliyor. Örneğin  Aristo'nun (Büyük İskender'in akıl hocası olarak siyasi güç eşliğinde) söylemleri/değerlendirmeleri/etiketlemeleri daha fazla itibar görmüştür. Aristo, beynin işlevi için kanın soğutulma organı tanımını yapmıştır ve bu tanım 1600- 1700 lü yıllara kadar (~2000 yıl) protokol muamelesi görmüştür. Oysa, çağdaşı Hipokrat beynin işlevi için daha tutarlı tanım yapmıştı; fakat çoğunluk itibar etmedi.

Diğer taraftan Galilei olayını bu çerçevede değerlendirdiğimizde (Galilei de döneminde itibarlı bir kanaat önderi idi) çoğunlukta aksi bir tutum görüyoruz. Güneşin dünya etrafında döndüğü görsel/deneysel bir kanıta dayanıyordu, bu konuda tartışma açmak dahi söz konusu değildi. Oysa teknik gerekçe (argüman) yani dünyanın eksenel dönüşü de aynı görsel sonucu verebilirdi ve veriyordu; asıl gerçek buydu. Yanılgının bilimsel özü, rölatif konumu, referans konum yapmaktan ibaret idi.

Günümüzde de -benzer tutumla- bilimdeki pek çok sır tanımlamaları Einstein'a ve görelilik teorisine atfedilir. Hadi bilim insanı olmayıp, genel kültür düzeyindeki bir insan için bu kolaycılık tolere edilebilir diyelim. Fakat tv tartışma programlarında ve belgesellerde akademisyenlerin de çok alakasız şeyleri özel görelilikle ilişkilendirmelerine ne demeli? Örneğin E = mc^2 bağıntısı nın özel görelilikle ilişkisi nedir? Biri bana açıklayabilir mi? Einstein bile bu ikisi arasında bir bağıntı tanımlamamış, ayrı ayrı makaleler düzenlemiş. Fakat işte bilgilenmeden fikir sahibi olup, muhatapların aklını küçümsemek (kendindeki yüzeyselliği yansıtıyor ve çoğunluklukla tepki almadığı için problem de olmadığından düzeltme gerçekleşmiyor) bu tür karikatürlere neden olabiliyor.

Geçenlerde bir tv programında ağaç oyma ustası, laf arasında " Einstein'ın dediği gibi iyi insan, kötü insan var..." dedi. İyi/kötü ayrımını dahi Einstein'a malederek tam / ilginç bir metafor yapmış oldu.

Özel görelilik teorisi de tıpkı "güneşin dünya etrafında döndüğü kanaati" gibi yerel konumu ya da kaynağı (gerçekte kendisi rölatif çerçevedir; evrensel skalada kapsama kapasitesi en düşük olandır) analiz için yetkili referans çerçevesi olarak dikkate almak yanılgısından (insanmerkezcil tutum) üretilmiştir; ışık kaynağı referans çerçeve olarak tayin edilip, ışığa rölatif rol verilmiştir. Oysa Işık ya da LCS asıl ve ortak referans çerçevesi yapılıp diğer aktörlerin (kaynak, gözlemci vb) hareketi, bu çerçeveye göre analiz edilmeliydi; bu mümkün ve klasik fizik kuralları eşliğinde netice de veriyor. Fakat işte bu neticeler bir heyecan sunmuyor.

Felsefe ekibi ve bilim.org ve yabancı teknik forumlardaki muhatapların tutumlarının, teknik argümanları kendi öz muhakemeleri ile değerlendirmek ve büyük ödülü (katarsisi) edinmek yerine genel kanaat doğrultusunda akla uydurmalarla oyalanma kalıbını aşamadığını gördüm/görüyorum. Bu forumda Tolga nickli katılımcı çevre etkisinden yalıtık, özgün/rafine bilişsel özgüven ortaya koyabildi (Sn. Nilüfer Tekin'i de anmalıyım; çünkü kendisi Tübitak Bilim Teknik dergisinde çok yıllar önce "Einsten'ı aşmak" başlıklı bir makale paylaşmıştı ve benim (Sahte Bilim adlı)  kitabımı da her sayfasını notlarla dolduracak kadar ciddiyetle değerlendirmişti)

Gelecekteki nesiller, -zihinsel etkinlikleri otoban konforu ve işlevselliğine yükselirse- günümüz insanlığının bu oyalanmalarını, blinkerlerini (at gözlüklerini) bilim tarihi sayfalarında örnek olarak işleyeceklerdir kanaatindeyim.

 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ekim 07, 2017, 06:02:45 ÖS
Mekanikte hareket problemlerini analiz ederken, dünya ya da bulunduğumuz yer, genel olarak bir "yol" ortak referans çerçevesi olur. hani iki kentten birbirine doğru gelen iki araç gibi ortaokul problemleri vardır ya onun gibi. Bu iki araç problemi klasik yöntemle çözülebilir; fakat, öğrencilere alternatif bir çözüm yöntemi olarak "görelilik metodu" da öğretilir. Yani araçlardan biri duruyor farzedilir ve hareket özellikleri rölatif rol verilen diğerine yüklenir; ara mesafe iki aracın hızları toplamına bölünerek bu araçların karşılaşma zamanı belirlenir. Fakat bu yöntemde  buluşma noktası, durduğu varsayılan -yani referans rol verilen- cisim olarak görünür; kafa karıştırır. Elbette bu görelilik hesap yöntemi uzay koşullarında sabit bir kerteriz/referans objesi bulunamadığı için önerilmiştir.

ORTAK REFERANS ÇERÇEVESİ kullanılması   -altın standart- asıl yöntemdir. Uzay koşullarında ortak referans çerçevesi ya da kerteriz objesi bulunmaz.

Işığın uzaydaki hareketlerini nasıl çözümleyeceğiz. İşte özel görelilik teorisi bu soruya cevap için ele alınmıştır ve sonuçta gök cisimlerinin eşzamanlı fiziksel büyüklükleri belirlenemeyeceğinden kozmolojik analiz yapılamayacağı gibi bir hüküm sürdürülmektedir.

Oysa, bir ortak referans çerçevesi mümkündür: UZAY BOŞLUĞU ya da ışık koordinat sistemi (LCS). LCS ya da uzay boşluğunun elle tutulur/somut bir bir obje olmaması aklımızı zorlamakla birlikte bir kağıt yüzeyi teorik analiz için yeterlidir.

Bir ÖRNEK:

Dünya ile Andromeda arası mesafe 2 540 000 ışık yılıdır. Dünya ve Andromeda'dan aynı anda yola çıkan foton paketleri ne zaman karşılaşırlar?


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 15, 2017, 07:58:43 ÖS
Özel görelilik teorisi çıkarımı olarak uzunluk boyutunun büzülmesi (Fitzgerald büzülüşü) için bir deney gerçekleştirdim ( https://www.academia.edu/34982209/An_Experiment_for_Lorentz_-Fitzgerald_Contraction (https://www.academia.edu/34982209/An_Experiment_for_Lorentz_-Fitzgerald_Contraction) )

Bilindiği gibi iletkenlerin elektriksel direnci boyu ile doğru orantılı kesit alanı ile ters orantılıdır. Eğer dünyanın evrensel ölçekteki hızı sebebiyle uzunluk boyutu büzülerek kısalıyorsa, bir bakır telin direnci yöne bağlı olarak değişmesi gerekir. Standart koşullarda yapılan deneyde herhangi bir elektriksel direnç değişimi saptanaMAMIŞTIR.

Bu deneyin maliyeti çok düşüktür (~ 40 TL gibi). Bir lise öğrencisi dahi gerçekleştirebilir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Kasım 18, 2017, 04:56:21 ÖS
Benim anlamadığım/merak ettiğim birşey var.

Dünyanın hızı ışığın hızının %60 civarında nasıl oluyor.

Benim baktığım kaynaklar, dünyanın hızını saniyede 300 km düzeyinde gösteriyor gibi. Yani ışık hızına göre 1000 kat fark var.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 19, 2017, 04:17:58 ÖS
Benim anlamadığım/merak ettiğim birşey var.

Dünyanın hızı ışığın hızının %60 civarında nasıl oluyor.

Benim baktığım kaynaklar, dünyanın hızını saniyede 300 km düzeyinde gösteriyor gibi. Yani ışık hızına göre 1000 kat fark var.

İlginiz  için teşekkür ederim; makalemi okumuşsunuz.

Şöyle: Benim asıl çalışmamın özü uzay zaman karmaşasının ana sebebi olarak "ışık hızının sonlu ve sınırlı bir değer olması" nı esas almaktadır:

(http://adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E (http://adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E) )

Bu analizde "uzay boşluğu" ortak referans sistemi kabul edilip evrendeki en büyük oluşumlar (süper kümeler) denek/analiz aktörü olarak kullanılmaktadır. "Büyük patlama" ya da "Düzgün genişleme" teorisi en az reddedilen kategorisindedir. İşte bu koşullarda yapılan bir kozmolojik analizde elde edilen teorik grafiklerle mevcut gözlemsel verilerin grafiklerini örtüştüren evren genişleme hızı  yaklaşık olarak % 60 c çıkıyor.

 Hiyararşik sıralamadaki (..., ay, dünya, güneş sistemi, samanyolu galaksisi, yerel küme, süper küme, filament yapı,... görünen evren...çoklu hücreli evren...uzay boşluğu (ya da ışık koordinat sistemi: LCS)  dünyanın evrensel ölçekteki hızını tespit etmek kolay değil;  Dünyanın evrensel ölçekteki hızı olarak bu değeri aldım (bilindiği gibi dünya güneş etrafında 29-30  km/saniye hızla döner; güneş sistemi de Samanyolu galaksisi içinde 250 km/saniye gibi bir hızla dönmektedir. Sizin belirttiğiniz hız değeri sanki sadece galaksi baz alındığında yuvarlatılmış bileşke  hız değeri gibi).

Bununla beraber, ölçüm duyarlılığı yönünden şüpheye düşmeye gerek yok;  çünkü Çin malı 15- 20 liralık digital ohmmetre iletken boyunu 1-2 m. değiştirdiğinizde ya da sıcaklık 1 derece farkettiğinde dahi değişime duyarlı.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Kasım 20, 2017, 07:25:34 ÖÖ
Özgen Bey Merhaba

"Teorinin özü "ışık hızını, kaynağına ve her şeye bağıl saymaktan ibarettir. Bu bir postula (ön kabul) dır. Oysa ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir (kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçmiştir). Bu nüans idrak edilmeden teori yanılgıları ve hayranlığı sürecektir. " demişsiniz. "Oysa ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir". cümlesinden kastınız ne? ışığın hızı kaynağına göre farklı olabilir mi? kastınız, ışık her zaman sabit olmayabilir, olabilir mi?

Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 20, 2017, 11:25:40 ÖÖ

"Teorinin özü "ışık hızını, kaynağına ve her şeye bağıl saymaktan ibarettir. Bu bir postula (ön kabul) dır. Oysa ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir (kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçmiştir). Bu nüans idrak edilmeden teori yanılgıları ve hayranlığı sürecektir. [/i]" demişsiniz. "Oysa ışığın (foton bireyinin) hızı, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasına göre bağıl değerdir". cümlesinden kastınız ne? ışığın hızı kaynağına göre farklı olabilir mi? kastınız, ışık her zaman sabit olmayabilir, olabilir mi?

SLM  :).

Batı dillerinde görelilik ve bağıllık   kavramları için tek "relativity" sözcüğü kullanılıyor. Her türlü ince ayrıntıya yeni sözcük kullanan ingilizcede bile bu böyle. Teorinin özüne uygun olan adı "Özel Bağıllık Teorisi" olmalıdır. Bazı çeviriler bu nüansı dikkate alıyor; rastlamış olabilirsiniz.

İnce ayrıntıyı şöyle örnekleyebiliriz: Bir araba, hareketini -sürtünme aracılığıyla- YOLu iterek sağlar; dolayısıyla temin ettiği hız değeri YOL sayesindedir, akışta da bağlantı sürer; yani arabanın yer teması bir şekilde kaybolursa (örneğin bir uçurumda) hız müdahaleleri araca yansımaz. Aracın hızı yola bağıldır; yol sayesinde hız temin edilmektedir. Bu örnekte araç, aslında yolun altındaki büyük dünya kütlesini itmektedir. Yani kuvvet büyük kütleyi iterek hızı temin ediyor. Bağıllıkta temin edilen hız değerinin kıyas makamı, bu hız değerinin elde edilmesinde katkısı olan objedir (yol; dünya).

Diğer taraftan aynı yol üzerinde iki hareketli araba söz konusu olduğunda A aracının B ye göreli olan hızı (vektörel toplam) göreli hızdır. Türkçe, bu fiziki nüansı ayırdetme olanağı sunuyor (itibari göreli/yapay hız). B aracı, A nın hızını temin sürecine bir katkıda bulunmuyor; bu göreli hız ara mesafenin değişim hızıdır.

Işık kaynağı, ışığı (enerjiyi) serbest bırakır ve ışık elektro-magnetik çevrim sayesinde yol alır. Işık, hızını boşluk ortamı sayesinde sağlar, kaynağının ışık hızına katkısı yoktur; bağıllık kavramı/anlam yüklemesi boşluk ortamı için geçerlidir; kaynak için değil (zihnimiz yanılabiliyor). Fotonun salınma anından itibaren kaynağı ile bağı sone erer. Özel görelilik teorisinin yanılgısı, fotonun kaynağı ile bağının salınma anından sonraki anlarda da sürdüğü kanaatinden ileri geliyor. Işık kaynağı sürekli açık kaldığında zihnimiz bu yanılgının tutsaklığını aşmakta zorlanabiliyor. Fakat mesela fotoğraf makinesi flaşı gibi çakan bir ışık kaynağı düşünürsek, salınan ışık paketi + x yönüne giderken,  flaş kapandığı halde ışık -enerjisi sönümleninceye kadar- yoluna devam eder (kaynak ise dünyanın evrensel hareketi eşliğinde herhangi bir yönde konum değiştirecektir); yani ışık paketinin hareketine salınma anından sonraki zamanlarda kaynağın katkısı yoktur. Işığın kaynağı ile olan ilişkisi "bağıllık" anlamında değildir. Teori, bağıllığın sürdüğü iddiasındadır.

Teorinin akıl yürütmesinde hatalar var: Bir defa analiz objesi olarak ışığı süreklilik formunda kullanıyor. Doğru olan tutum, tek ve tanımlı foton kullanmaktır. Işığın hızı boşlukta işaretlenen salınma noktasına bağıldır; kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçip kendi yoluna gider. 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 20, 2017, 12:17:17 ÖS
Sorunuzun ikinci kısmını unutmuşum: ışığın hızı kaynağına göre farklı olabilir mi?

Teori, ışık hızı ölçümlerini baz almıştır. Işığın hızını hep c = ~300 000 km/s değerinde ölçüyoruz; ve bu deneysel bir sonuç; kesinlik içeriyor. "Hep" derken trende de peronda da açılımını da yapıyoruz.

Işık hızı ölçüm deneylerinde eylem olarak yaptığımız şey "ölçmek"tir. Ölçülen değeri, "ışığın kaynağından uzaklaşma hızı" olarak etiketlemek ise zihnimizin bir tercihidir; çünkü mekanikteki alışkanlıklarımız doğrultusunda kanaat ediniyoruz. Neyi ölçtüğümüzü sorgulamıyoruz. Çıkan sonucu, "mevcut yerel ortama göre olan hız" olarak etiketleyiveriyoruz (kronik hastalığımız insan/yerel merkezcil tutum). Bu tutum hemen tüm deneylerde vardır: Deney sonucunu, deneyin başlangıç niyeti doğrultusunda yorumlamak. Eğer, ışığın boşluktaki hızını ölçmeye niyetlense idik, gene aynı yöntemi (aynalı çift izlek, sürekli ışık, döner çarklı süre tespiti vb.) kullanacaktık ve deney sonucunu da -kronik tutumumuz eşliğinde- başlangıç niyetimizle etiketleyecektik ve bu defa doğru kanaat edinecektik. Trende de peronda da ışığın boşluktaki özgün hızını ölçüyoruz. Her yerde aynı değeri ölçmemiz bu yargının deneysel kanıtıdır.

Evet ışık salındıktan zamanın ilerleyen anlarda kaynak ile foton arasındaki mesafe V +/- c değerindedir. Fakat ölçersek gene c değeri elde ederiz; çünkü ışığı süreklilik kalıbında kullandığımız için deney başlangıcını  a numaralı foton ile deney sonunu b numaralı foton ile belirlemek durumundayız; yani tek fotonun hızı yerine iki farklı foton marifetiyle ölçüm yapıyoruz. Evrende mutlak sabit bir deney ortamı bulabilseydik deney başlangıcı ve sonu tek foton ile belirlenebilirdi.

Futbol sahasında oyuncu topu kaleye doğru v hızıyla gönderdikten sonra yeni konumuna geçer (örneğin geriye gelebilir). Topun  v hızı oyuncuya bağıl kanaatinde ısrar edersek yeni konumdaki mesafenin de v hızıyla katedildiği zanıyla futbol oyununda da zaman ve uzunluk boyutlarını eğip bükmek zorunda kalırız.

Doğa olgu ve olayları, bir organizmanın tanım çabalarını umursamaz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Kasım 20, 2017, 10:48:43 ÖS
Hiyararşik sıralamadaki (..., ay, dünya, güneş sistemi, samanyolu galaksisi, yerel küme, süper küme, filament yapı,... görünen evren...çoklu hücreli evren...uzay boşluğu (ya da ışık koordinat sistemi: LCS)  dünyanın evrensel ölçekteki hızını tespit etmek kolay değil;  Dünyanın evrensel ölçekteki hızı olarak bu değeri aldım (bilindiği gibi dünya güneş etrafında 29-30  km/saniye hızla döner; güneş sistemi de Samanyolu galaksisi içinde 250 km/saniye gibi bir hızla dönmektedir. Sizin belirttiğiniz hız değeri sanki sadece galaksi baz alındığında yuvarlatılmış bileşke  hız değeri gibi).

Bununla beraber, ölçüm duyarlılığı yönünden şüpheye düşmeye gerek yok;  çünkü Çin malı 15- 20 liralık digital ohmmetre iletken boyunu 1-2 m. değiştirdiğinizde ya da sıcaklık 1 derece farkettiğinde dahi değişime duyarlı.

Evet 0.6 c gibi birşey sözkonusu ise hassasiyet sorunu olmaz. Ama bu noktada kafama takılan iki yazı var.

https://www.scientificamerican.com/article/how-fast-is-the-earth-mov/

"In 1989, the COBE satellite was placed in orbit about the earth (again, the earth is the frame of reference!) to measure the long-diluted radiation echo of the birth of our universe. This radiation, which remains from the immensely hot and dense primordial fireball that was our early universe, is known as the cosmic microwave background radiation (CBR). The CBR presently pervades all of space. It is the equivalent of the entire universe "glowing with heat."

One of COBE's discoveries was that the earth was moving with respect to this CBR with a well-defined speed and direction. Because the CBR permeates all space, we can finally answer the original question fully, using the CBR as the frame of reference.

The earth is moving with respect to the CBR at a speed of 390 kilometers per second. We can also specify the direction relative to the CBR. It is more fun, though, to look up into the night sky and find the constellation known as Leo (the Lion). The earth is moving toward Leo at the dizzying speed of 390 kilometers per second. It is fortunate that we won't hit anything out there during any of our lifetimes!"

Burada toplam 390 km/s sonucu çıkarılmış.

---

Diğer bir yazı da

http://rasyonalist.org/yazi/evren-isik-hizindan-hizli-mi-genisliyor/

"evrenin herhangi bir anındaki genişlemesini, bir hız ile kıyaslamak hatalıdır" diyor.
Birbirine yakın nesneler arasındaki hız farkı daha az, uzak nesneler arası daha çok deniyor.
Zaten Hubble sabitininin çözümlenmesinde de bir hız birimi çıkmıyor, yüzdesel bir şey çıkıyor, bir oran.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 21, 2017, 10:52:05 ÖÖ


1- https://www.scientificamerican.com/article/how-fast-is-the-earth-mov/ (https://www.scientificamerican.com/article/how-fast-is-the-earth-mov/)

 

 The earth is moving toward Leo at the dizzying speed of 390 kilometers per second. It is fortunate that we won't hit anything out there during any of our lifetimes!"

Burada toplam 390 km/s sonucu çıkarılmış.

---

 

2- http://rasyonalist.org/yazi/evren-isik-hizindan-hizli-mi-genisliyor/ (http://rasyonalist.org/yazi/evren-isik-hizindan-hizli-mi-genisliyor/)

 

1- Gece gökyüzüne baktığımızda çıplak göz ile gördüğümüz yıldızların tamamı bizim Samanyolu galaksimizin yıldızlarıdır. Elbette bu yıldızların arasında gene yıldız görüntüsünde galaksiler de var. Bu linkte sanırım Leo takımyıldızı içinde yeralan M65 vb. galaksilere göre olan dünya hızı için bir rakam verilmiş. Bir disk gibi olan galaksimiz merkezi etrafında -güneş sisteminin bulunduğu çemberde- yaklaşık 250 km/s peculiar hızıyla dönmektedir. Leo içindeki bir galaksi referans alındığında bizim galaksimiz saat yönünde dönerken (*) sol tarafta (lütfen şekil eşliğinde düşününüz) ise yaklaşma hali, sağ tarafta ise uzaklaşma halinde olur ki referans galaksinin kendi dönüş hızı da düşünüldüğünde 390 km/s gibi verilen hız değeri izah edilebilmiş olur. Andromeda galaksisine olan yaklaşma hızımız da 50 km/s gibidir; peculiar hızlar düşünüldüğünde demek ki güneş sistemimiz Andromeda'ya göre diskin (*) sağ tarafında bulunuyor manası çıkar.

Bununla beraber dünyanın evren ölçeğindeki hızını, aslında galaksimizin içinde bulunduğu yerel kümenin evrensel ölçekteki hızı olarak ele almak daha doğrudur. Bu hız da pratik olarak düzgün genişleme ta da büyük patlama modelinde evren genişleme hızı olarak alınabilir.

2- Bu linkte gök cisimlerinin dünyaya göre uzaklaşma hızları Hubble yasasına uygun olarak uzaklığa bağlı çeşitli değerler aldığı belirtilerek tek bir genişleme hızı değeri söz konusu olamayacağı işleniyor. Bu yargı ilk yaklaşımda doğru görünüyor ve bu kanaat eşliğinde daha ileri yorumlar da yapılıyor. Ben size şekil eşliğinde bu farklı hız değerlerinin aslında tek bir evren genişleme hızının yansımaları olduğunu izah etmeye çalışayım:

devam edecek...

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 21, 2017, 12:03:59 ÖS
1997 yılında astronomi yaz okuluna katılmıştım. Sonrasında ilk bilimsel makalemi yazmıştım; aşağıdaki açıklama bu çalışmadan: (şekil eklidir; eklentileri kayıtlı üyeler görebiliyor)

Düzgün genişleme modelinde evrenin eşzamanlı formu küresel yüzey olmalıdır (kek diyenler de var; biz elementer olanı dikkate aldık).

Hubble sabiti = Uzaklaşma hızı (radial hız) / mesafe  = 2 Vu / a = 2 Vg sin (fi/2) /2 R sin (fi/2
= Vg /R

elde edilir ki genişleme hızı gözlem aralığında sabit olduğu halde A noktasında bulunan gözlemciye göre uzaklaşma hızı (ya da gözlem doğrultusundaki radyal hız) mesafe ile doğru orantılı olarak artmaktadır.

Bu oluşumu şöyle de izah etmek mümkündür: Aynı noktadan farklı doğrultularda aynı hızla uzaklaşmakta olan üç otomobil düşünelim. Başlangıçta kalarak gözlem yapsa idik her üç otomobilin de bizden  aynı sabit hızla uzaklaştığını tespit edecektik. Fakat araçlardan birinde yer aldığımızda, diğer iki otomobilin giderek bizden uzaklaştıklarını, bunun yanı sıra daha uzak olanın daha hızlı uzaklaştığını gözlemleriz; hesap yaptığımızda bu uzaklaşma hızlarının mesafelerine oranının sabit olduğunu da saptarız.

Bu analiz düzgün genişleme veya büyük patlama modelini gözlemlere dayalı olarak desteklemektedir.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Kasım 23, 2017, 03:26:00 ÖÖ
Henüz 2. noktaya ilişkin birşey söyleyemeyeceğim, biraz daha düşünmem/incelemem gerek.

Ancak kafama takılan 1. noktaya ilişkin olarak; yazının söylediği referans sistemi olarak CBR (arkaplan kozmik mikrodalga radyasyonu) alınırsa hızın 390 km/s olduğu. Leo referans sistemi değil, dünyanın bu hızının yönlendiği (towards diyor) nokta anlaşılan. Yani CBR'ye göre hız ve yön bulunmuş, hız 390 km/s, yön de yaklaşık olarak Leo tarafına imiş.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Kasım 23, 2017, 11:42:14 ÖÖ
Henüz 2. noktaya ilişkin birşey söyleyemeyeceğim, biraz daha düşünmem/incelemem gerek.

Ancak kafama takılan 1. noktaya ilişkin olarak; yazının söylediği referans sistemi olarak CBR (arkaplan kozmik mikrodalga radyasyonu) alınırsa hızın 390 km/s olduğu. Leo referans sistemi değil, dünyanın bu hızının yönlendiği (towards diyor) nokta anlaşılan. Yani CBR'ye göre hız ve yön bulunmuş, hız 390 km/s, yön de yaklaşık olarak Leo tarafına imiş.

Linkinizi tekrar okudum ve son paragraflarını paylaşıyorum:

COBE'nin keşiflerinden biri, dünyanın bu CBR'ye göre iyi tanımlanmış bir hız ve yön ile hareket etmesi idi. CBR tüm alana nüfuz ettiğinden, orijinal soruyu CBR'yi referans çerçevesi olarak kullanarak tam olarak cevaplayabiliriz.

Dünya, saniyede 390 kilometre hızla CBR'ye göre hareket ediyor. CBR'ye göre yönü de belirleyebiliriz. Gece gökyüzüne bakmak ve Leo (Aslan) olarak bilinen takımyıldızı bulmak daha eğlenceli olsa da. Dünya, saniyede 390 kilometre hızla baş döndürücü Leo'ya doğru ilerliyor. 

Gökcisimlerinin dünyaya göre hızları (radyal hız) kırmızıya kayma değerleri ile bulunuyor. Andromeda dışındaki tüm gök cisimleri kırmızıya kayma verir yani uzaklaşma tanımlar (Andromeda maviye kayma vermektedir). Ben de bu bilgi ekseninde yorumlamıştım. Uyarınız ile tekrar okuduğumda Kozmik mikrodalga arkaplanı tüm evren için ortak referans sistemi olarak kullanılıp bu çerçeveye göre hız tayini yapılabildiği ifade ediliyor. Ben de bu yöntemden haberdar olmuş oldum; detaylarını merak ediyorum.

Fakat 390 hız değeri çok düşük. Mevcutta ölçülen Hubble sabiti değerleri 80 - 54 Km/s/mpc dir (yakın cisimlerde yüksektir). Pratikte Virgo'nun değerleri (70 km/s/mpc) üzerinden evrenin yaşı hesapediliyor (yakın cisimlerde ışık hızının sonlu olmasından ileri gelen bozulmanın az olacağı kanaati ile). Bize en uzak gök cisminin uzaklığı 4000 - 4900 mpc olarak veriliyor; bu rakamlar en uzak cismin bizden uzaklaşma hızını ışık hızının büyük kesri olarak veriyor ve buna karşılık gelen evren genişleme hızı da gene ışık hızının büyük kesri oluyor.

Benim bu yeni ölçüme ilişkin birincil kanaatim, galaksimizin dönüşünden ileri gelen hız ile ölçüm yapan uydunun hızının karıştığı paçal bir değer ölçülmüş olabilir. Ayrıca dünyanın güneş sistemi ile birlikte galaksi içinde dönüşü sebebiyle dünya için evren genişlemesi anlamında bir doğrultu tanımlanması hem olanaksız gibi hem de anlamsız. Evren genişlemesi anlamında yön ve doğrultu tayini dünya gibi en iç rölatif obje için değil, görünen evrenin ardışık bir alt kümesi ya da en büyük yapılanmalar olarak galaksi kümeleri için tanımlanırsa anlamlı olacaktır. Dünya içinde bulunduğu daha büyük yapılanmalarla birlikte boşlukta yol alıyor. Bir virüs olarak bir alyuvar üzerinde konumlandığımızı varsayalım beden içinde kan ortamında karaciğere doğru gidiş doğrultu ve hızımızı tayin etmişsek bunu "evren ölçeğinde" olarak etiketlemenin isabetli olmayacağı kanaatindeyim. Büyük resmi esas almak daha doğru olacaktır.

 
4643
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Aralık 09, 2017, 04:10:55 ÖS


 

Oysa, bir ortak referans çerçevesi mümkündür: UZAY BOŞLUĞU ya da ışık koordinat sistemi (LCS). LCS ya da uzay boşluğunun elle tutulur/somut bir bir obje olmaması aklımızı zorlamakla birlikte bir kağıt yüzeyi teorik analiz için yeterlidir.

Bir ÖRNEK:

Dünya ile Andromeda arası mesafe 2 540 000 ışık yılıdır. Dünya ve Andromeda'dan aynı anda yola çıkan foton paketleri ne zaman karşılaşırlar?

Dünya ve Andromeda' dan aynı anda yola çıkan foton paketleri 1 270 000 yıl sonra karşılaşırlar. Ara mesafe 2c bileşke hızı ile katedilir.

Bu örnekteki sonuç yerine hala Einstein'a itibar eden varsa başka bir örnek sunalım:

Dünya ve Andromeda'dan -birbirine doğru- aynı anda yola çıkan  ve her birinin hızı  % 60 c olan iki uzay aracı ara mesafenin ortasında çarpışacaklardır. Bu noktada bulunan bir gözlemci çarpışmayı eşzamanlı olarak algılar. Eşzamanlı algılama, aramesafenin 1.20 c hızıyla alındığı konusunda belirleyicidir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Ocak 01, 2018, 01:03:19 ÖS
Gökcisimlerinin bizden uzaklaşma hızı ile evrenin genişleme hızı arasındaki ilişki, çember çözümlemesiyle açıklanabiliyor (şekil eklidir; eklentileri kayıtlı üyeler görebiliyor):

Düzgün genişleme modelinde evrenin eşzamanlı formu küresel yüzey olmalıdır (kek diyenler de var; biz elementer olanı dikkate aldık).

Hubble sabiti = Uzaklaşma hızı (radial hız) / mesafe  = 2 Vu / a = 2 Vg sin (fi/2) /2 R sin (fi/2)
= Vg /R

elde edilir ki genişleme hızı gözlem aralığında sabit olduğu halde A noktasında bulunan gözlemciye göre uzaklaşma hızı (ya da gözlem doğrultusundaki radyal hız) mesafe ile doğru orantılı olarak artmaktadır.

Bu oluşumu şöyle de izah etmek mümkündür: Aynı noktadan farklı doğrultularda aynı hızla uzaklaşmakta olan üç otomobil düşünelim. Başlangıçta kalarak gözlem yapsa idik her üç otomobilin de bizden  aynı sabit hızla uzaklaştığını tespit edecektik. Fakat araçlardan birinde yer aldığımızda, diğer iki otomobilin giderek bizden uzaklaştıklarını, bunun yanı sıra daha uzak olanın daha hızlı uzaklaştığını gözlemleriz; hesap yaptığımızda bu uzaklaşma hızlarının mesafelerine oranının sabit olduğunu da saptarız.
 

Sn. "oe",

 Hubble sabiti=Uzaklaşma hızı (Vu)/mesafe (d) = Evren genişleme hızı (Vg))/ evren yarıçapı (R)

Hubble sabiti,  pratikte 80 - 50 km/s/mpc arasında ölçülmektedir; bilim evrenin yaşı hesabında 70 rakamı üzerinde uzlaşmış görünüyor. Bu rakamı kullanırsak 
[Evren yarıçapı = 13 500 milyon ışıkyılı] = 13500 mly / 3.26 (ışıkyılı/parsek) = 4140 mpc     

Evren genişleme hızı = 4140 x 70 = 289 800 km/s gibi ışık hızına yakın bir hız çıkar ki bu sonuç, 70 rakamının isabetsizliğini irdelememizi gerektirir.

Işık hızının sonlu olmasını esas alarak yaptığım büyük resmin 4D geometrik analizinde (by God's eye) güncel  Hubble sabiti 43,7 km/s/mpc elde edilmiştir. 80 ile 50 arasındaki değerlerin aslında  bu tek 43,7 değerinin -çember geometrisi ve sonlu ışık hızı değerinden ileri gelen- deforme/yansıma değerleri olduğu da gösterilmiştir.

Bu rakamı dikkate aldığımızda: 4140 x 43.7 = 180 918 km/s = ~% 60 c hızını buluyoruz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 05, 2018, 02:07:05 ÖS
Özel görelilik teorisinin geçersizliği üzerine odaklanan bir site buldum. Meraklı olanlar için linkini paylaşıyorum:

http://www.mrelativity.net/ (http://www.mrelativity.net/)

Bu linkteki bazı sunumları okudum/okumaktayım.

Joseph A. Rybczyk birçok tescilli makalesini paylaşmış. Anladığım kadarıyla onun itirazları, argümanları daha çok formülasyon içeriyor -ve ağırlıkla- detaylardaki çelişkilere yönelik.

Ben de  sitenin vizitors forum bölümünde kendi argümanlarımı komprime/özet olarak paylaşıyorum. Benimkiler daha çok postula düzeyinde ve anlaşılması kolay/yalın  itirazlar; daha geniş çerçeveden bakışı davet eden, bilişsel performansı daha ileriye taşımayı gerektiren argümanlar.

Kitapçıda rastlayıp içine göz attığım " Hayatta yapılması gereken 100 şey" adlı kitapta bir madde de "özel görelilik teorisi konusunda bilgilenmek/idrak etmek" başlığı da vardı.

Elbette, bu olaya tanıklık etmenin bir önemi var. Siz de az bir çabayla bu tanıklığı yaşayabilirsiniz. İlk izleyenlerden olabilirsiniz. Pozitif ya da negatif yeni itirazlar üretebilirsiniz.
 
Özel görelilik teorisini özümsemek ve yanılgılarını keşfetmek bilişsel özgüveni geliştiriyor.  Felsefenin de ihtiyaç duyduğu geniş çerçeveden bakış konseptine geçmeyi kolaylaştırıyor. Düşünsel referansların yönetimi konusunda kişisel gelişimi destekliyor ve insan denilen canlıya  özgü bazı kelepçelerden kurtulmanın önünü açabiliyor..
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 15, 2018, 07:59:27 ÖS
Görelilik kuramlarının pratikte "GPS düzeltmesi" için kullanıldığı iddia edilir.

Bu konuyu ciddiye alıp incelediğimizde:

GPS uyduları (12 adet), yerden yaklaşık 20.000 km yükseklikte yörüngede ve yaklaşık 14.000 km / saat ( ~4 km / sec ) yörüngesel bir hıza sahip olarak dönmektedirler ( Kaynak:  http: //www.gpsports. com / gpsports_website / articles / GPS% 20-% 20What% 20is% 20it.pdf (http://http: //www.gpsports. com / gpsports_website / articles / GPS% 20-% 20What% 20is% 20it.pdf) )

Dünya, yaklaşık 1667 km / saat ( 0.463 km / s ) ekvatorda dönme hızına sahiptir (40 000 km /24 saat).


Aşağıdaki linkte "özel görelilik nedeniyle zaman sapması 20-30 nanosaniye olur" denilmektedir.  ( http://www.astronomy.ohio-state.edu/~pogge/Ast162/Unit5/gps.html (http://www.astronomy.ohio-state.edu/~pogge/Ast162/Unit5/gps.html)   )

Mikrodalganın yol uzunluğu 2 x 20.000 km = 40.000 km; ve süre 40 000/300 000 = 0.133 saniye = 133 000 mikro saniye = 133 000 000 nanosec

( ışık hızının sınırlı değeri nedeniyle konum değişikliği: 0.133 saniye x 4 km / sn = 0.532 km )


Özel görelilik teorisi nedeniyle maksimum konum değişikliği (30 nanosaniye için) :

0.000000030 saniye x 4 kmsec = 0.00000012 km = 0.012 santimetre.

 Peki; ya  GPS toleransları nedir:

 GPS yönetimleri, GPS sinyalini,% 95 ihtimalle, ≤7.8 m (25.6 ft.) olarak bildirmeyi taahhüt eder. Bu tolerans (küresel ortalama URE), 11 Mayıs 2016'da,   ≤0.715 m (2.3 ft.) oldu. ( http://www.gps.gov/systems/gps/performance/accuracy/ (http://www.gps.gov/systems/gps/performance/accuracy/) )

GPS sistemi, son yükseltmelerle ancak + / - 71,5 cm hata toleransı ile bildirimini sağlayabiliyorken özel görelilik teorisi gereği olan 0.012 cm lik etkiyi kapsayabilir mi?

Bu durumda özel görelilik sebebiyle GPS düzeltmesi anlamlı olmakta mıdır?  
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Şubat 21, 2018, 04:35:17 ÖS
Enerji evrendeki her şeyin kaynağıdır. Işık da evrensel bir olgudur ve enerjinin bir türevidir. Doğal olarak zavallı aklımız ışığın özelliklerini çözümlemek konusunda asimetrik konumda olabilir. Diğer bir deyişle ışık aklımızla dalga geçiyor alay ediyor diyebiliriz.

Einstein ve diğerleri kahramanca ya da Don kişot misali çaba gösterdiler. Fakat masalsı çıkarımlar tutarsızlık sinyali olması gerekirken, tam aksine teori, idol haline getirildi.

 
Hareketli bir tren içinde tabandan salınan ışığın izleğini analiz etmek, hem özel görelilik teorisi kusurlarını, hem ışık kinematiği yöntemini, hem de insan aklının nasıl düşük çözünürlük eşliğinde çalıştığını göstermesi açısından iyi bir örnektir.

Bu analiz, en az beş boyutta gerçekleştirilmelidir. Yöntem bilimi ve sıkı disiplin uygulanmalıdır. Aksi takdirde özel görelilik teorisi gibi fantastik sonuçlara ulaşırız.

Felsefe uğraşımızı düşünsel kapasitemizi ve yöntem bilimini geliştirerek  sürdürmeliyiz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 07, 2018, 03:11:49 ÖS
Bilindiği gibi Özel görelilik teorisi ışığı, yalnızca kaynağı ile aynı doğrultuda ve aynı yönde analiz ederek çıkarımlar yapmıştır. Çıkarımların gizem potansiyeli/rüşveti, teknik içeriğinin önüne geçmiş ve halen bilimsel paradigma tarafından himaye görmektedir; okullarda okutulmaktadır.

Teorinin şöhreti ve insanlık bilişsel performansını temsil etmesi, kusurlarının işlenmesini önemli kılmaktadır. Elbette "Einstein'ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği" söylemi mümkündür ve  bu tür kanaatleri anlayışla karşılamak durumundayım. Fakat, itirazları öz muhakeme eşliğinde irdelemenin bilişsel gelişme anlamında yararlı olduğunu kaydetmek istiyorum.

Burada bu defa Kaynağın doğrultusuna dik giden ışık için bir analiz sunmak istiyorum. "Tren içinde tabandan salınan ışık, trenin hareketi sebebiyle diyagonal yol izler" kanaati ile pisagor bağıntısı eşliğinde özel görelilik formülü çıkarımı popüler bilim dergilerinde ve internette sıkça işlenir. işte bunun eleştirisi:


https://www.academia.edu/36099126/Hareketli_Cisme_G%C3%B6re_I%C5%9F%C4%B1%C4%9F%C4%B1n_%C4%B0zle%C4%9Fi (https://www.academia.edu/36099126/Hareketli_Cisme_G%C3%B6re_I%C5%9F%C4%B1%C4%9F%C4%B1n_%C4%B0zle%C4%9Fi)

Teoride özne için hep genel ya da muğlak "ışık" sözcüğü kullanılır. Oysa yöntem biliminde test objesi tek ve tanımlı olmalıdır. Analizin sonucu bu ilke ile doğrudan ilgilidir.

Düşünsel performansta ileri adımlar yöntem bilimi eşliğinde analizden geçiyor. 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 18, 2018, 01:00:56 ÖS
 

2014 yılında yayınladığım bir makalemi tekrar okuyunca, özellikle “Göl yüzeyi analojisi” bölümünün özel görelilik teorisinin yanılgısını basitçe anlattığını fark ettim ve bu makaleyi Türkçeye çevirip paylaşma gereği duydum. Teorinin yanılgılarını daha basit açımladığım kanaatindeyim. Lise düzeyinde ya da genel kültür düzeyinde fizik bilgisi yeterli olacaktır.

https://www.academia.edu/36209143/S%C3%BCper_Referans_%C3%87er%C3%A7evesi_I%C5%9EIK (https://www.academia.edu/36209143/S%C3%BCper_Referans_%C3%87er%C3%A7evesi_I%C5%9EIK)

 

Bu teori dünya çapında hayranlıkla benimsenmiş; adeta idol haline getirilmiştir. Ne var ki yanlışlıkları postula (ön kabul) düzeyinde olduğundan A’ dan Z’ ye yanlıştır. Işık hızını hareketli kaynağına göre “bağıl” anlamında kabul etmenin uzantısıdır. Bu kabul tıpkı, futbol oyununda topun hızını, şutu atan oyuncuya göre (*) bağıl saymakla aynıdır ve bu durumda futbol oyununda da boyut deformasyonları (zaman yolculuğu) olması gerekir. Oysa biliyoruz ki topun hızı çim zemine göre değer alır; oyuncu topa vurduktan sonra pozisyonunu değiştirir; artık -ilerleyen anlarda- oyuncu ile top arasındaki mesafe  "topun hızı x süre" değildir. Fakat özel görelilik teorisi tanımlı foton ile ışık kaynağı arasındaki mesafenin daima "ışık hızı x süre" olduğunu iddia ediyor.



“Bu teknik konunun felsefe forumunda ne işi var?” denilmesi mümkündür.


Özel görelilik teorisi 100 yılı aşkın süre önceki haliyle geçerliliğini korumaktadır. Oysa yüz yıl öncenin yöntemleri ve bilgi birikimi, bugüne göre daha kaba idi; güncel söylemle “çözünürlüğü düşük” idi. Güncelde mikro-cerrahi benzeri düşünsel performans mümkündür ve eskiden kalan tezler yeniden ele alınmalıdır.

Ünlü bir teoride mantık yanılmalarını aşamayan düşünsel performans ile felsefede yol alabilmek ne kadar mümkün olabilir ki?

http://www.forumfelsefe.org/index.php/topic,128.0.html linkinde kritik düşünme olumlanıyor ki irdeyici/sorgulayıcı okumanın bilişsel özgüvenin ve öz muhakemenin işleme alınmasının önemi yadsınamaz. 

Felsefenin fen bilimleri deneyimlerinden edineceği önemli ve ciddi katkılar vardır; örneğin:  Düşünsel referansların yönetimi.

(*) Oyuncu, üniform hareketle (sabit hızla doğrusal) yer değiştirdiği halde
Başlık: Ynt: İKİZLER paradoksu
Gönderen: zgnrsn - Nisan 09, 2018, 11:13:42 ÖÖ
İKİZLER PARADOKSU

İkizler paradoksu özel görelilik teorisi çıkarımları/köpürtmeleri içinde en ilgi çekicilerinden biridir; teorinin popüler olmasına büyük katkı yapmıştır ve gizem düşkünlüğümüze verilen flaş bir rüşvettir.  Basitçe dünyadaki ikizlerden biri yüksek hızla uzaya açılsa -zaman temposu yavaşlar-;  geri dönünce dünyada kalan ikizini yaşlanmış olarak bulur. Bunu teori mentalitesi ve denklemleri eşliğinde açımlayalım:

Astronot, 32 yaşında iken ikiz kardeşini ve 12 yaşındaki oğlunu dünyada bırakarak % 80 c ile /ışık hızının yüzde 80 i hızla) uzayda 45 dünyayılı süre dolaşmış ve dünyaya dönmüş olsun. Teori denklemlerine göre astronotun zaman temposu yavaşlayacak ve yolculuk süresini 15 yıl gibi algılayacaktır. Yani dünyaya döndüğünde ikizi 77, oğlu 57 yaşında, kendisi ise 47 yaşında olacaktır deniliyor.

Ne güzel; kardeşinden, oğlundan bile daha genç kalıyor. Müthiş; adeta sihirbazlık numarası.

Üstelik -bütün dünyanın kabul ettiği- teknik/bilimsel altyapısı da var. Daha ne olsun

Bu nedenselliğe aykırı sonucu çözümleyemeyen bilişsel performans ile insanlık felsefede ne kadar ilerleyebilir?


İKİZLER PARADOKSUNUN PARADOKSU:

sürecek...



Başlık: Ynt: Paradoksun paradoksu
Gönderen: zgnrsn - Nisan 11, 2018, 11:18:56 ÖÖ
Paradoksun paradoksu

Özel görelilik teorisi,  nedenselliğe aykırı olan bu oluşumun (ikizlerin yaş farkının) mümkün olduğunu söyler. Gizem düşkünleri *   bu flaş tabloyu bilim desteği eşliğinde taç yapıp ötesine kafa yormuyorlar. Bunu beraber yapalım:

İkizler Ali ve Bora bir uzay gemisinde iken Bora, bir roketle gemiden ayrılıp yüksek hızla yolculuk yapsın.  Ali, Bora’nın yüksek hızla uzaklaştığını görecektir. Bora’da Ali’nin yüksek hızla kendisinden uzaklaştığını görür. Uzay koşullarında karşılıklılık daha belirgindir (Ya da şöyle de düşünebiliriz; Ali’nin aracı ile Bora’nın aracı birbirlerini iterek ara mesafenin artmasına neden olsunlar). Bu durumda A referans olduğunda –teoriye göre- B nin zaman temposu yavaşlar; aynı şekilde B referans olduğunda A nın zaman temposu yavaşlar. Yani buluştuklarında farklı zaman algısı söz konusu değildir.

Bu sihirbazlık numarası (ikizin genç kalması) ndaki püf noktası dünyayı mutlak referans yapmaktan ibarettir. Üzerinde bulunduğumuz için zaten kendiliğinden referans oluyor;  dünyayı duruyor varsayıyoruz; illüzyonist bu yanılgımızı kullanıyor.

Gene de bu açıklamadan ikna olmayanlar varsa; İsaac Asimov’un benzer bir deneyine bakalım:

A ve B roketleri birbirlerine paralel yörüngelerde zıt yönde dönmektedirler (her birinin hızı 0.335 c olduğunda birbirinden uzaklaşma hızı –teori hız formülüne uyarsak-  0.60 c olur (ekli şekil). Yörünge turlama süresi 10 saat ise teorinin formülüne göre zaman yavaşlamasıyla bu süre 8 saat olarak akacaktır). Bu durumda A ve B ilk karşılaşmalarında kendi saatleri 10 iken diğerininkini 8 olarak görecek ve birbirlerine “senin saatin 2 saat geri kalmış” diyeceklerdir. İkinci karşılaşmalarında “ senin saatin 4 saat geri kalmış” (üçüncüde 6 saat….) diyeceklerdir.

Nedenselliğe aykırı bir durum ortaya çıkıyor. Saatler ne yapsın?

(*)  Anlam arayışında çaresiz kalıp alternatiflerle oyalanıp yatışmak ya da ümidi sürdürmek durumunda olup metodoloji dışına çıkana çıkanlar
Başlık: Ynt: Paradoks yorumu
Gönderen: zgnrsn - Nisan 14, 2018, 11:38:07 ÖÖ
İkizler paradoksu için Yorum

Paradokslar (nedenselliğe aykırılıklar), tezin mentalitesinde bir hata olduğu yönünde sinyaldirler. Karl Popper, “Bilimsel Araştırmanın Mantığı” adlı kitabında şöyle der: “bir tez, x sayıda değişken ile oluşturulduğunda böyle sinyal veriyorsa, bu defa  x+1 sayıda değişken ile yeniden ele alınmalıdır”; zaten benim bu başlıkta yaptığım açıklamalar ve bu konudaki yayınlarım tam da budur; özel görelilik, ışığın hareketini 4 boyutta incelemişti; ben 5 boyutta inceledim.

Beşinci boyut, analizin, ortak ve dış referans sisteminde yapılması gereğidir. Özel görelilik teorisi yerel ortama veya cisme referans rolü vermişti; bu tutum, tıpkı "güneş dünya etrafında dönüyor" damgalanması gibi tutarsızlık potansiyeli içeriyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Haziran 27, 2018, 02:30:53 ÖS
Popüler bilim dergilerinde özel görelilik teorisi ve çıkarımları yayınlanmaya devam ediyor. Bilim forumlarında ise bu çıkarımlar üzerine yeni köpürtmeler yapanlar var.


Bu durumda teorinin yanılgısını daha belirgin ve özet halinde anlatmak gereğini hissediyorum:


1-   Fizikte ve mekanikte, olayın ortak bir referans çerçevede analiz edilmesi altın standarttır. Dünya kendiliğinden ya da otomatik olarak bu işlevi üstlenmektedir.

2-   Bir fotonun, bir cisim ile olan hareket ilişkisi için ortak işlem/referans çerçevesi olarak uzay boşluğu esas alınırsa klasik hesap yöntemi geçerlidir. Işığın hızı uzay boşluğuna göre  ‘ c ‘ dir. Diğer aktörün (ışık kaynağının veya gözlemcinin) hızı da uzay boşluğuna (en dış çerçeveye) göre alınırsa bilimsel bütünlük sağlanmış olur.

3-   Işık kaynağının referans alınması yanlıştır. Işık hızı ölçümünde elde edilen c değerinin kaynağından uzaklaşma hızı olarak nitelenmesi insani bir yanılgıdır. Mevcut ölçüm düzeneği ile ışığın yerele bağıl hızını değil evrensel hızını ölçebiliyoruz.


Yanlış olan teori baz alınarak yapılan ve yapılacak yeni teklifler “ad-hoc” terimi ile kodlanır.
Başlık: Ynt:Dünya kupası Einstein'ı çürütüyor
Gönderen: zgnrsn - Temmuz 08, 2018, 12:17:40 ÖÖ
Dünya kupasını seyrederken bir önceki iletimdeki temel noktaları hatırlarsanız, özel görelilik teorisinin yöntem yanlışlığını kolayca idrak edebilirsiniz:

Ne demiştik; altın standart ortak bir çerçevede analiz yapılmasıdır. Özel görelilik teorisi hareketi incelenen iki nesneden birini sabit/eylemsiz çerçeve addedip analiz yapıyor. Şimdi teorinin bu yöntemini futbol oyununa uygularsak (yani çim sahayı yok sayacağız); futbolcu topa vurup pas verdikten sonra düzgün hareket etsin (sabit hızla doğrusal gitsin) bu durumda topun oyuncuya göre olan hızının sabitliğini sağlayabilmemiz için tıpkı teorideki gibi uzunluk ve zaman boyutu ile oynamak zorunda kalırız; üstelik aktörlerden birinin  ışık olması gerekmeden. Teori mentalitesinin sakatlığı açık/aşikar.

Oysa ortak referans çerçevesi olarak çim zemin dikkate alındığında oyuncu üniform hareket etse de oyuncunun ve topun hızı zemine göre değer aldığından klasik işlem geçerlidir ve bu analiz yöntemi fantastik çıkarımlar üretmez. Topun hızının oyuncuya bağıl olamayacağı gerçeği, çim saha devreden çıkarılıp futbolcu referans çerçevesi/eylemsiz çerçeve olarak atandığında değişmemesi gerekir; teori tam bu noktada bir illüzyonist numarası sergiliyor. Ne yazık ki Einstein da bu illüzyonun kurbanı olmuş.
Başlık: Ynt: Kuantum fiziği özel göreliliğe karşı
Gönderen: zgnrsn - Ekim 30, 2018, 06:52:30 ÖS
Bilindiği gibi fizik ve diğer fen bilimleri başlangıçta "madde" yi baz almıştır. Bulgular olgu ve olaylar, maddeler arası ilişkiler incelenerek tanımlanmıştır. Özel görelilik teorisi de maddesel fiziğin baskın olduğu dönemde ileri sürülmüştür.

Fakat modern fizik "enerji" yi baz almaktadır. Madde de enerjinin bir türevi olduğundan enerjinin esas alınması daha isabetli sonuçları sunacaktır. Yani enerji, maddeye göre daha kapsayıcı olan bir dış çerçevedir. Işık da enerji türevi olduğuna göre ışık kaynağı ve gözlemci ile ışık (foton) arasındaki hareket ilişkileri ışığın referans alınması eşliğinde incelenmelidir. Ya da en dış ve en kapsamlı referans sistemine göre (uzay boşluğuna göre) analiz yapmalıdır.

Bu hiç de zor değil. Çünkü bir kağıt yaprağı uzay boşluğu olarak işleme alınabilir ve teorik analiz  ilerletilebilir.
Başlık: Ynt: özetin özeti
Gönderen: zgnrsn - Mart 02, 2019, 01:36:24 ÖS
Kitabımı ilk alanlardan biri olan Sn. N. Tekin, "en kısa anlatım" önermişti (Kendisi de Tübitak Bilim ve Teknik dergisinde "Einstein'ı aşmak" başlıklı bir metin yayınlamış). Bu öneri zihnimde bir dosya açmış ve zaman içinde işleyerek beni bir sonuca yönlendirmişti. Nihayetinde ortaya bir metin çıktı.

Bu makalede özetle, ışığın hareket analizlerinde dikkate alınması gereken 6-7 etkenden yalnızca ikisi ele alınıp bir tez geliştirilirse sonucun özel görelilik teorisi olacağı işleniyor.

Diğer ihmal edilemeyecek etkenler:

1- Görelilik türlerinden hangisinin ışığa uygun olduğunun belirlenmesi
2- Evrende mevcut ardışık referans/rölatif çerçeveler zincirinde ışığın konumunun belirlenmesi
3- Ortak referans çerçevesi kullanımının altın standart olduğu unutulmayıp, göreli analiz yönteminin sağlama ihtiyacını yerine getirme
4- İki objenin göreli analizinde hangisinin referans seçileceği konusunda ilkesel yaklaşım (Galilei olayı)
5- Bağlantısal bütünlük (büyük resme odaklanma)

olarak özetleniyor ve açılımları sunuluyor. Merak edenler için Türkçe makale: Işık kinematiği ve özel görelilik için temel faktörler
link: https://www.academia.edu/38464377/I%C5%9F%C4%B1k_kinemati%C4%9Fi_ve_%C3%B6zel_g%C3%B6relilik_i%C3%A7in_Temel_Fakt%C3%B6rler (https://www.academia.edu/38464377/I%C5%9F%C4%B1k_kinemati%C4%9Fi_ve_%C3%B6zel_g%C3%B6relilik_i%C3%A7in_Temel_Fakt%C3%B6rler)

Yanma olayı ilk ele alındığında "Flojiston teorisi" tanımı bir süre bilimsel paradigmada yer aldı. Fakat toz metallerin yakılmasında ağırlık artması saptanınca bu teoriyi benimsemiş olanlar durumu kurtarmak için "negatif ağırlık" konseptini ileri sürdüler. Bu yanılgı Lavoisier'in oksijen ve oksitlenmeyi tanımlamasına kadar devam etmiştir. Bu olayda da yanma olayının ana etkenlerinden "oksitlenme" nin ihmal edildiği görülmektedir.

Özel görelilik teorisinin felsefe forumunda konu edilmesinin nedenini tekrarlama gereği hissediyorum: Felsefeye de bütüncül bakış uygulamalıyız; "kusursuz nesnellik" eksenli analiz ve sentezlemeler bile patinaj yaparken, "anlam talepli", "ödül odaklı", "işine gelen kalıpta", "insan merkezcil", "karizma yapma/kız tavlama aracı" bakışlar gerçekliğin içini boşaltmaktan başka bir işe yaramıyor.

Özel görelilik teorisindeki yöntem bilimsel kusurları idrak edemeyen bilişsel kapasitenin felsefede üretici yol alması çok çok zor.


Bu teori yüz yılı aşkın bir süre ve halen olumlanıyor. Oysa bütüncül bakış ile teorinin zavallılığı ortaya çıkıyor.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Mart 04, 2019, 08:37:30 ÖS
En son makalemi tüm dünya bilim insanlarına açık olmak üzere aşağıdaki linke yerleştirdim:

http://vixra.org/abs/1903.0044 (http://vixra.org/abs/1903.0044)     ingilizce

Özetle bir olgu veya olay, gerek ve yeter sayıda etken yerine daha az sayıda etken dikkate alınarak analiz edilirse sonuç fantastik/fantezi/gizemli olabilir.

Işık kinematiği 6-7 boyutlu olarak ele alınması gerekirken Einstein yalnızca iki faktörü dikkate alarak analiz yürütmüş ve özel görelilik teorisini ileri sürmüştür.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Nisan 25, 2019, 12:20:39 ÖS
Einstein'ın özel görelilik teorisini postula kökünden çürüten son kompakt makalemi herkese açık internet bilimsel dergilerinde yayınlayınca yapay zeka hemen benzer çalışmaları sıraladı. Bunlardan biri:

Prof. Dr. Lutz Kayser  "Falsification of Einstein Theories of Relativity"

O da yerel ortama göre ışığın hareketini analiz etmenin yanlışlığını tespit etmiş (Doğru olan ortak bir çerçeveye ki bu, uzay boşluğudur). 

Bu çalışmanın son paragrafında diyor ki,

"Gelecekteki öğrenciler ve bilimsel gerçekler hatırına,  bu çürütmeleri tanımak ve tam bir hasar onarımı başlatmak için fizik topluluğuna yalvarıyoruz. Bunun çok fazla derinleşme gerektirdiğini ve ders kitaplarındaki ve tutumlarda değişikliklere ihtiyacı olduğunu biliyorum. Ne yazık ki, Einstein Teorileri kült hale geldiğinden, sorun tarihteki devrimlere benzer büyüklüktedir.Bazı doğa bilimi öğrencileri görelilik teorilerinden şüphe ettikleri için doktora derecesini kaybetti, hatta profesörlükleri reddedildi; neyse ki bildiğimiz kadarıyla hiçbiri Giordano Bruno gibi yakılmadı.”

İlginç tabi. Şu anda görelilik teorilerinin akademik çevrelerin himayesi altında olduğu bir gerçek; üniversitelerde ders olarak halen okutuluyor. Zihni teori çıkarımlarıyla enfekte olmamış ve gizem düşkünlüğü tuzağına düşmemiş az sayıdaki lise öğrencileri benim argümanlarımı kolayca anlıyorlar ve dünyanın bu teoriye tapmasına hayret ediyorlar. Fakat bir başkasının rehberliğine ihtiyaç duyan çoğu zihinler için bu aşama imkansız gibi (teorinin şans potu). Artık bir nevi bilişsel özgüven ve yetkinlik sınavı gibi oldu bu karşı çıkmalar.



 
 
12895
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Nisan 26, 2019, 12:45:48 ÖÖ
Siz hıza göre zaman ve mekanın göreli olmadığını, Newton fiziğinin geçerli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn - Nisan 26, 2019, 11:46:01 ÖÖ
Siz hıza göre zaman ve mekanın göreli olmadığını, Newton fiziğinin geçerli olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Güzel soru.

Tam olarak değil. Çünkü, ışık hızının sonlu sınırlı olmasından kaynaklanan görsel algı yanılmaları da var. Bir defa uzak cisimlerin geçmişteki hallerini görebiliyoruz. Zaten bir zaman bozulması var. Ayrıca gördüğümüz o cisim eşzamanda  başka bir konumda. Teori iddiasından ayrı olarak uzunluk boyutu değişmediği halde (rijit çubuk) ya da saat sabit tempoda çalıştığı halde görsel olarak boyut ya da tempo değişimi algılanabilir. Nitekim, bu görsel algıda zaman temposu hızlanması da söz konusu (yaklaşan araçtaki saat temposu hızlanıyor gibi görünür). Özel görelilik (SR) teorisinde sadece zaman yavaşlaması iddiası vardır. Doğal görsel hata (NVE) ile SR çıkarımlarını karıştırmamak lâzım.

Özel görelilik teorisinde, ışığın kaynağından uzaklaşma hızı, daima c dir -tam bağıllık- ön kabulünden çıkarımlar yapılır: Tam bağıllık: Bir araç hızını yolu iterek edinir; yola kuvvet uygular. Yol, olmazsa olmazdır; katkısı vardır ve süreklidir. Bu aracın hızı için "yola bağıl" tanımlaması yapılır. Aynı yol üzerinde giden iki araç (A, B) söz konusu olduğunda A nın B ye göre hızı ise "itibari göreli" olarak tanımlanır; bu araçlar hızları için birbirinden katkı almazlar.

1-Teoride ışık aktörü "ışık" olarak işleniyor; oysa bilimsel tutum "tanımlanmış foton" (örneğin numaralandırılmış foton) olarak ele almayı gerektirir. Bir defa kafa karışıklığına neden olan denek seçimini halletmeliyiz.
2- Bir foton salındığında hızını boşluk ortamındaki elektromagnetik çevrim sayesinde edinir (Maxwell tanımı). Yani kaynak fotona hiç kuvvet uygulamaz; foton da -hareketi için- kaynağa bir kuvvet uygulamaz. Ayrıca foton salınma anından sonra kaynak fotonu takip etmek zorunda da değildir (Futbolda oyuncu pas verdikten sonra, yeni pozisyonuna gider; artık top ile bu oyuncu arasındaki mesafenin -yalnızca- top hızıyla hesap edileceğini iddia edemeyiz. Fakat teori (SR) foton salındıktan sonraki izleyen anlarda da ara mesafenin c hızıyla değiştiğini iddia ediyor. Bu iddianın argümanı ışık hızı ölçümü. Ölçtüğümüz her hızı, ilk çerçeveye bağıl saymak, mekanikten yani yerellikten gelen alışkanlığımız; yani fazla yüzeysel bakış. Bu yüzeysel tutumla futbolda da zaman ve mekan bozulması olması gerekir.
3- SR teorisi kaynak ve ışığı izole ediyor; evrendeki diğer oluşumlardan soyutluyor ve bu sayede ışığın salınma noktasını, kaynağın varlığı ile işaretliyor. Oysa kaynak ve ışık/foton hareket ilişkileri ortak bir referans çerçeveye göre analiz edildiğinde (futbolda zemin ortak çerçevedir) olayın akışı oluşumu netleşiyor, akıl karışıklığı çözümleniyor.
4- Türkçede bağıllık ve görelilik sözcükleri var. Batı dillerinde ise yalnızca "relativity". Dil kısıtlamalarının düşünceye yön verdiğini bu noktada algılayabiliyoruz. Yabancı akademisyenlerle iletişimimde bu noktada sorunlar yaşıyorum. Onlar ve Einstein bizdeki "bağıl" açılımında (araba-yol ilişkisi gibi) anlıyorlar kaynak-foton ilişkisini (Doğa gerçeğinde fırlatma anından sonraki zaman için  kaynak-foton ilişkisi, oyuncu-top ilişkisindeki gibidir ). Bizde "göreli", "itibari göreli" gibi tanımlar da var. Aynı yol üzerinde giden iki aracın birbirlerine göre olan hızı "itibari göreli" dir. Işık ile kaynağı arasındaki hareket ilişkisi de "itibari göreli" dir. Ortak referans çerçevesi de uzay boşluğudur.

 Özel görelilik teorisi, flojiston teorisi ile benzerlik gösterir. Flojiston, Stahl'ın yanma olayına getirdiği ilk tanımdır. Buna göre, cisimdeki flojiston maddesi yanıyor deniliyordu; hatta hidrojen tanımlandığında "işte flojiston" denildi. Fakat metal tozlarının yakılmasında ağırlık artışı saptanınca bu teori çöktü ve Stahl, flojistonun negatif ağırlıkta olduğunu ileri sürdü. Lavoisier oksijeni ve oksidasyonu tanımlayınca olay saydamlaştı.

Işık kinematiği 7- 8 vazgeçilemez faktörle analiz edilmelidir. Bunlardan yalnızca ikisi dikkate alınarak analiz yapıldığında Özel görelilik teorisi gibi şaşırtıcı çıkarımları olan hipotezler üretilir. Olay bundan ibarettir. Oksidasyon ihmal edilince flojiston teorisi, görelilik/bağıllık çeşitleri ihmal edilince özel görelilik teorisi üretilmiş oluyor.

Netice olarak evet, saatin temposu hızla değişmez. Hızından dolayı uzunluklar kısalmaz. Bu bir inanç değil; argümanlar ortada ve açıkça paylaşılıyor.

Işık ya da enerji aklımızla oyun oynamıştır.

Bütün bu derin analizlere ihtiyaç duymadan kozmolojik analiz yapmak mümkündür. Kestirme yöntem şu:

SR teorisi ışık hızının her çerçeveye göre 'c' değerinde olduğunu kabul ediyor. O halde doğada mümkün olan en dış çerçeveyi "uzay boşluğu" nu ortak çerçeve olarak atayalım. Işığın hızı zaten 'c'; kaynağın ya da gözlemcinin hızı da  yerel 'v' yerine 'Vu' (Kaynağın dünyaya göre hızına, dünyanın güneş etrafındaki hızı, galaksizimizin hızı ve diğer birbiriyle bağlantılı oluşumların hızlarının vektörel toplamı olan bileşke hız) kullanılarak kağıt üzerinde analiz mümkündür. Evet bu koşullarla Galilean görelilik ya da Newton fiziği rahatça kullanılabilir (İtibari görelilikte hız üst limiti 2c alınacaktır). Fayda da temin ediliyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 27, 2019, 01:26:49 ÖS
İngilizce forumlardaki paylaşımlarımda katılımcılar genelde ışık hızı ölçümüne takılı kalıyorlar.

Elbette bu nokta tüm insanlığa özgü ve önemli.

Yerel deneyimlerimizde ölçtüğümüz hızı mevcut ortamdan birim zamanda uzaklaşma miktarı olarak olarak etiketleYİVERİriz ve bir sorun yaşamayız; neyi ölçüğümüzü önceden flu olarak da olsa bildiğimiz için tekrar sorgulamaya gerek duymaksızın (bu aşamayı atlayarak) kullanırız. Tanımlama aşamasını kanıksamışızdır; sorgulamayız ve ışık için ölçtüğümüz hızı da doğrudan kaynağından uzaklaşma hızı olarak tanımlayıvermek bize çok da yabancı gelmeyebilir.

Einstein ve ezber kalıbını sürdürenler de aynen böyle yapmışlardır; yapmaktadırlar.

Işık, evrensel bir olgudur ve evren ölçeğinde bütüncül yapıyı dikkate alarak bakmak bilincine gelebiliriz; insanlık olarak artık uzaya açılmış durumdayız. Dış uzaya gönderdiğimiz araçların hızlarını dünyaya göre tanımlamak yerine diğer gök cisimleri ile ortak bir referans çerçevesine göre tanımlamak ihtiyacını idrak edebiliriz.

Işığın hangi hızını (yerel mi; evrensel mi) ölçtüğümüzü sorgulayabilmeliyiz.

Diğer taraftan, uzay ortamını düşünmeden de "hangi hız?" sorgulamasını gerektirecek yerel olay ve olgular da vardır: Örneğin futbol oyununda oyuncu şut uyguladığında topun hızının zemine göre olduğunu biliriz. Şut anından sonraki bir anda oyuncunun yeni konumuyla ile topun yeni konumu arasındaki mesafenin yalnızca top hızı ile hesap edemeyeceğimizi biliriz; çünkü oyuncu topa vurduktan sonra yeni pozisyonuna geçer. Fakat işte özel görelilik teorisi bu futbol örneklemesini görmezden gelip fotonun kaynağından daima c hızıyla uzaklaştığını esas alıyor. YANLIŞ olan önkabul, işte bu.

 Işık kaynağı ile foton ilişkisi, oyuncu ve top ilişkisi gibidir; topun hızı, ortak çerçeve olan zemine göredir; oyuncuya göre değil.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 07, 2019, 03:43:23 ÖS
Özel göreliliğin en kolay anlatımı

Evrende her şey göreli olduğundan ve özel görelilik teorisi de felsefi anlam arayışımıza mistik metafizik ümitler sunduğu için bu başlığı işliyorum. Ayrıca özel görelilik teorisinin yanılgılarını içselleştirenlerin felsefenin çetin yollarında daha yetkin olacakları sezgimi yineliyorum.

Görelilik teorisinin kolay anlaşılmadığı üzerine epeyce söylem ve anekdot var. Özünden; teknik anlatımından -sanki matematik antipatisi benzeri- uzak durulabiliyor. Kuşkusuz teorinin ilk bilimsel makale olarak metni çok muğlak. Bir defa, hareketli bir cisim üzerindeki hayali bir ışık kaynağından çıkan hayali ışık ele alınıyor. Ayrıca, özne olarak “ışık” kelimesi kullanılıyor (ki, yöntem bilimi, tanımlı tek bir fotonun denek olmasını gerektirir; “ışık” denilince, mantığın takıldığı noktalarda “sürekli ışık” haline geçiş yapılıp kendince akla uydurmalar yapılabiliyor).

Einstein dahi teorisinin kolay anlaşılmadığı kanaatindeydi ve bu sebeple “lise düzeyindekiler için” diye tanımladığı bir kitap yayınlamıştır (1916). Türkçede “İzafiyet Teorisi” ismiyle ve G. Aktaş çevirisiyle Say yayınları tarafından yayınlanmıştır. Bu kitaptaki anlatımı paylaşmak istiyorum (Adım adım sistematik anlatımla teori özünün daha kolay kavranacağını umuyorum):

Devam edecek…
Başlık: Ynt: Kolay anlatım (Özel görelilik)
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 08, 2019, 01:25:07 ÖS
K                               K’                                             Pı
L…………………………………L…………………………………………………….o
O                               A                                             B

Tanımlar:

K:  Sabit (Referans) sistem

K': Hareketli (rölatif) sistem (v hızıyla + x yönünde doğrusal hareket ediyor)

Pı : Tanımlanmış foton

Olayların akışı:

To anında K' ve Pı O noktasından hareketlerine başlıyorlar.

Tı anında K' A noktasına, Pı fotonu B noktasına ulaşıyor.

Pı fotonunun koordinatları:

K sistemine göre : (x ; t)   

K' sistemine göre: (x' ; t')

Bir objenin herhangi bir sisteme göre olan koordinatları, bir rutin tanım yöntemidir. İhtiyaca göre başka noktalar da referans sistem olarak seçilebilir.

Buraya kadar her şey alışılmış / normal ya da klasik fizik.

Özel Görelilik teorisinin devreye girdiği aşama:
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 09, 2019, 10:29:40 ÖÖ
Einstein'ın devreye girdiği aşama:


K                              K’                                               Pı
L…………………………………L…………………………………………………….o
O                              A                                               B

Einstein diyor ki "K sistemindeki kişi ışığın hızını ölçtüğünde ' c ' değerini bulacaktır; yani  x / t = OA / t = c olur.

Benzer olarak rölatif K' sistemindeki kişi de ışığın hızını ölçtüğünde gene ' c ' değerini bulur; yani  x' / t' = AB / t' = c dir.


Bu son eşitliğin sağlanması için hem AB mesafesi hem de t' süresi öyle değerler almalı ki bunlar bölündüğünde sonuç  ' c ' çıksın. Bundan sonrası matematik olarak çözümlenip Lorentz  dönüşümleri olarak belirlenir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 10, 2019, 11:19:01 ÖÖ
İşte, özel görelilik teorisinin teknik özü, mentalitesi bu kadar. Hepsi bu. Uzun uzun anlamaya çalışmaya gerek yok yani.

Teorinin orijinal makalesinde düzgün (sabit hızla ve doğrusal) hareket eden bir cismin üzerinde bir ışık kaynağı olsaydı bu ışık kaynağından salındığı varsayılan bir fotonun bu objeden uzaklaşma hızının ' c ' değeri olacağı dikkate alınır. Fakat bu anlatım muğlak ve zihnimizin işini, canlandırma  / alegori yapmasını kolaylaştırmaz.

K referans sisteminde  x / t = c olması mantığımız için bir sorun üretmez. Foton, OB mesafesini t sürede kateder.

K' rölatif sisteminde x' / t' = c olması için foton AB mesafesini, t den daha az bir sürede alması lazım çünkü AB mesafesi OB den kısa.  Fakat süreyi rakam olarak azaltmak yetmiyor; işlem olarak mesafeyi de bir miktar artırmak gerekiyor; bölümde  c sonucunu temin etmek için. Sürenin rakam olarak azalmasını temin için zaman temposunun yavaşlaması (saniye biriminin büyümesi); mesafe miktarının sayı olarak artması için de birim metrenin daha kısa olması gerekiyor. Lorentz dönüşümleri işte bu birimleri değiştiriyor.

Hepsi iyi, güzel de bu kurguda mantık ve nedenselliğe aykırı noktalar var: Onlar da basit ve kolay anlatılabilir.

devam edecek...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 12, 2019, 11:18:37 ÖÖ
Teorinin bu anlatımında dikkate alınması gereken iki önemli husus var; onları kaydedeyim:

1- Fotonun -varlığından kaynaklanan- tekliği: Denek olarak kullandığımız foton evrende tektir ve aynı bir insan gibi varlığı ve bulunduğu konum tektir. Bu konuda Einstein, Lorentz, Poincaré dahil herkes hemfikirdir.

2- K' sistemindeki kişi v hızıyla hareket ettiğinin farkında değildir. Nasıl ki dünya -güneş etrafındaki yörüngesinde- saatte 108 000 km hızla gitmektedir ve biz bu hareketin farkında değiliz; K' sistemi de benzer şekilde düşünülmelidir. Hani, Einsten kolay açıklama için peron (K) -tren (K')  örneklemesini yapıyor ya; trenin hareketini farketmememiz olası değil, bu tren-peron örneklemesi yanıltıcı olmasın.


K                              K’                                               Pı
L…………………………………L…………………………………………………….o
O                              A                                               B

Olan biteni tekrar hatırladığımızda: To anında K' ve Pı fotonu O noktasından yola çıkarlar t süre sonra Tı anında K'sistemi, A noktasına ulaşır; Pı fotonu da B noktasına ulaşmıştır.

Biz K sisteminin dışında olarak her şeyi açık olarak görebiliyoruz.

Fakat Einstein diyor ki: K' sistemindeki kişi, kendini hareketsiz olarak kabul ediyor ve ışığın hızını ölçtüğünde bulduğu c değerini, fotonun kendinden uzaklaşma hızı olarak etiketliyor ve o manada kullanıyor. Yani Tı anında fotonun almış olduğu yolu ölçse (ki bu mesafe AB olacaktır) AB mesafesinin Tı - To kadar sürede c hızıyla alınması gerektiğini düşünecektir. Bunu (x' / t' = c  eşitliğni) temin için x' ve t' yü eğip bükmek zorunda kalacaktır.

Biz K sisteminin de dışından bakma olanağımız sayesinde olan biten her şeyi, açık ve net olarak görebiliyoruz: Foton Pı aslında Tı - To sürede OB yolunu katetmiştir; bir fevkaladelik yoktur.

K' sistemindeki kişi farkında olmadığı gerçeği kendince yorumlamaya kalkıyor. Tıpkı "Güneş, dünya etrafında dönmektedir" kanaati gibi benzer bir yargı ediniyor (iç sistemden bütüne bakış tutarlı olmayabiliyor).

Olan bitenin hepsi bundan ibarettir, rölatif sistem (K' ) algısı yanlıştır (iç sistemden bütüne bakış tutarlı olmayabiliyor) .

Bu yanlış algıya ve sonrasındaki köpürtmelere neden olan başlangıç ya da kök önkabul (postula): Her ölçülen hızı, mevcut yerel ortama bağıl olarak etiketlemektir. Bu tutum, mekanikteki deneyimlerimizden kaynaklanan bir damgalanmadır.

Halbuki, K' deki kişi ya da Lorentz, Einstein ve diğerleri, her nerede ölçüyor olsalar da aslında ışığın yalnızca ve hep üniversal (yani uzay boşluğuna göre olan) hızını ölçebildiklerini bilseler ya da bu seçeneği akıl edebilip araştırıp bir karara bağlayabilseler bu algı yanılmasına maruz kalmayacaklardı. (*)  Delil dahi mevcut iken bu seçeneğin ihmal edilmesi ilginçtir.

Birileri (Kopernik/Galilei), "ya, aslında dünya güneş etrafında dönüyor; fakat biz dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünden kaynaklanan görseli yanlış yorumluyoruz" dese onları yargılayabiliyoruz.

(*) Bu açıklama ne kadar şeffaf olursa olsun, hala özel görelilik teorisinin gizem yüklü potansiyeli hatırına bu damgalanmayı sürdürenler olacaktır. 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 13, 2019, 11:16:14 ÖÖ
Bir önceki iletide ölçülen ışık hızı değerinin aslında uzay boşluğuna göre bir değer olduğunu belirtmiştim. Bunun deneysel kanıtı vardır: Her doğrultu ve yöndeki ölçümler aynı sonucu verir.

Einstein ve teori yanlıları ölçüm başlangıcında sonucun c +/- v  çıkması beklentisi içindeydiler, yani kaynağa göre hızını ölçme niyetindeydiler ve fakat sonucu daima c olarak tespit edince aynı niyetle kullandılar: Kaynaktan uzaklaşma hızı olarak.

Oysa daha önce belirttiğim gibi dünya üzerindeki doğal akışta da örneği olan bir başka seçenek mevcut: futbol oyununda oyuncu topa vurduktan sonra yeni stratejik pozisyonuna geçer; topun hızı -sonraki anlarda- artık oyuncuya göre değildir; zemine göredir. Yani ortak referans çerçeveye göre bir değerdir. Bu kurguda oyuncu ışık kaynağı yerine, top foton yerine, zemin de uzay boşluğu olarak düşünülürse ışık kinematiğinde tutarlı olan yargıya ulaşırız:

1- Fotonun ve ışık kaynağının hareketi ortak bir çerçevede analiz edilir. Bu çerçeve uzay boşluğudur.
2- Fotonun yola çıkış noktası uzay boşluğunda işaretlenir.
3- Kaynağın hız değeri de uzay boşluğuna göre adapte edilir.

Uzay boşluğu elle tutulur kerteriz olanağı sağlamaz; evet bu durum doğanın umurunda değildir. Fakat analiz yaptığımız kağıt yüzeyi bu anlamda işlevseldir.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Şubat 01, 2020, 05:17:11 ÖS
NEDEN IŞIKTAN HIZLI GİDEMEYİZ? (https://khosann.com/neden-isiktan-hizli-gidemeyiz/)


Kozan Demircan'ın aşağıda küçük bir bölümüne yer verilen yazısı var. Adeta, Göreliliği anlama kılavuzu gibi yazı olmuş. İlgileneler...

bu evrendeki nihai referans çerçevesi evrenin kendisidir. Evrendeki bütün hızlar evrene göredir. Oysa evrenin içinde olduğu daha büyük bir uzay yok. Evren hiçliğin içinde yer alıyor. Bu nedenle evren bir yere gitmiyor veya bir yerde bulunmuyor. Dolayısıyla evren, görelilik açısından mutlak sabit referans çerçevesi oluyor




Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda-2 - Şubat 01, 2020, 07:54:47 ÖS
https://odatv.com/yine-hakli-cikti--01022025_m.html

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 03, 2020, 12:54:15 ÖS
NEDEN IŞIKTAN HIZLI GİDEMEYİZ? (https://khosann.com/neden-isiktan-hizli-gidemeyiz/)


Kozan Demircan'ın aşağıda küçük bir bölümüne yer verilen yazısı var. Adeta, Göreliliği anlama kılavuzu gibi yazı olmuş. İlgileneler...

bu evrendeki nihai referans çerçevesi evrenin kendisidir. Evrendeki bütün hızlar evrene göredir. Oysa evrenin içinde olduğu daha büyük bir uzay yok. Evren hiçliğin içinde yer alıyor. Bu nedenle evren bir yere gitmiyor veya bir yerde bulunmuyor. Dolayısıyla evren, görelilik açısından mutlak sabit referans çerçevesi oluyor

Evrendeki bütün hızlar evrene göredir.

Dolayısıyla evren, görelilik açısından mutlak sabit referans çerçevesi oluyor

İşte tam da bu.

Özel görelilik teorisinin temel hatası yerel objeye referans rolü vermektir. Yani ışık kaynağını referans çerçevesi yapıp, ışığa rölatif rol vererek hareket analizi yapmıştır.

Bilindiği gibi temel fizikte altın standart analizin ortak bir referans çerçeveye göre yapılmasıdır. Görelilik kurallarıyla yapılan analiz ikincil niteliktedir ve sağlama yapmaya muhtaçtır (ortaokuldaki iki ayrı şehirden birbirine doğru gelen iki otomobil problemlerini hatırlayalım).

Işığın hızı uzay boşluğuna göre c dir. Eğer bir ışık kaynağı (örneğin bir yıldız) ile ışığının hareket ilişkisini incelemek istersek -bilimsel bütünlük gereği olarak-  yıldızın da uzay boşluğuna göre olan hız değerini dikkate almak zorundayız. Özel görelilik teorisi ve Lorentz dönüşmleri ise c ile yerel v değerini aynı denklemde kullanıyor ve bu yanlış 115 yıldır sürüyor; teori halen üniversitelerde okutuluyor; popüler bilim dergileri sürekli teori için pozitif ayrımcılık yapıyor. İnsanlığın zavallı bilişsel yeteneği (lineer düşünce kalıbı).

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 03, 2020, 01:02:02 ÖS
https://odatv.com/yine-hakli-cikti--01022025_m.html

İlginize teşekkürler.

İnsanlık genel bilişsel düzeyine göre düzenlenmiş bir haber. İçyüzünü anlatmak istiyorum:

Bilindiği gibi özel görelilik teorisi, cismin doğrusal ve sabit hızla hareketi halinde geçerlidir. Einstein bu kısıtlamayı aşmak için Genel görelilik teorisini eklemiştir. Kütle çekimi ve ivmelenme olgularını özdeşleyerek her durumda zaman ve boyut deformasyonu olacağını iddia etmiştir.

Işığın kütle çekimi ya da ivmelenme ile büküleceği çıkarımına (güneş tutulması sırasında çekimsel mercek oluştuğu tespit edilerek ispatlanmıştır) Einstein'ın argümanı zayıftır. Say yayınlarından Türkçesi bulunan Einstein'ın bizzat yazdığı "İzafiyet teorisi" adlı kitabında şöyle anlatılmış (Sayfa 73 ikinci paragraf): "...ışık ışınının izlediği yolun  ivmelendirilmiş kutuya göre artık düz çizgi olmadığı kolaylıkla gösterilebilir."

Yani, Einstein ışığın bükülmesini ivmelenmeye (dolaylı olarak özdeşlediği kütle çekimine) bağlamıştır. Oysa ekte sunduğum şekilde Soldan üçüncü) görüleceği gibi ivmelenme olmadan da -Einstein mentalitesi ile- bükülme söz konusudur.

Aslında ışık hareket sebebiyle bükülmez; doğal gerçeklik en sağdaki şekildeki gibidir; yani ışık delikli plaka filtre sebebiyle yatay izlekte karşı duvara ulaşır. Fakat bizim insanlık olarak lineer mantığımız, ışık kaynağı ile karşı duvarda işaretlediği noktayı (S ve P noktalarını) -sorgulamadan- birleştiriveriyor ve Einstein'e göre eğri şeklinde bükülerek, kutu sabit hızlı ise (yani ivme sıfır ise) diyagonal izlekte gittiğini sanabiliyor.

Hep dediğim gibi bu mantık zavallığı ile yapılan felsefe  labirentlerde oyalanır.

Not: şekli indirmek için üye girişi gerekmektedir.

Başlık: Ynt: Özel göreliliğin en zayıf noktası
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 05, 2020, 07:48:26 ÖS
 #77 den itibaren yazmaya başladığım iletileri makale haline getirmeye karar vermiştim ve tamamlayınca ekte paylaşıyorum.

https://www.academia.edu/s/cc07393e33 (https://www.academia.edu/s/cc07393e33)

İngilizce versiyon : https://vixra.org/pdf/2002.0424v1.pdf (https://vixra.org/pdf/2002.0424v1.pdf)

Bu makale ile teori hakkındaki itirazlarımı tamamen özlü hale getirdiğim kanaatindeyim ve artık bir yenisini yazmaya ihtiyaç duymayacağım.

Bu özlü açıklamalar karşısında teorinin üniversitelerde okutulmaya devam edilmesi insanlık bilişsel yetenekleriyle alay etmek gibi olacaktır. Tıpkı "Güneş dünya etrafında dönüyor" dogmatik kanaati pozisyonuna düşecektir.

Yabancı forumlarda muhataplarım öze ilişkin olarak karşıtlama yapmak yerine teoriyi doğrulayan deneyleri ileri sürmüşlerdi. Bu deneylerin de falsolu taraflarını açıklamakla beraber şimdi geliştirdiğim bir metaforu paylaşmak istiyorum: antik Mısır ' da Zoser adlı firavunun basamaklı piramidi için yaş tespiti deneyleri yapılsa ve üçüncü basamağın önceki  platformlardan  daha yaşlı çıkması karşısında  bu üçüncü basamağın ilk önce inşa edildiği gibi bir yorum yapılsaydı; işte Özel Görelilik Teorisini doğruladığı ileri sürülen deneyler tam da böyle pozisyondadır.

 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Mayıs 19, 2020, 03:45:25 ÖS
Bütün kara deliklerin merkezinde yerçekiminin Einstein’ın görelilik teorisine göre sonsuza ulaştığı; ama kuantum fiziği uyarınca çok güçlü olmakla birlikte, maksimum Planck enerjisine eriştiği sonlu bir tekillik var.

Ancak, tekillikler fizik kanunlarının işlemez hale geldiği bir sınır ve olay ufkundan sonra matematikte çöküyor.

Discovery’nın bilim kanalında Evrenin İşleyişi (Büyük patlama konulu bir yeni nesil bir belgeselde) belgeselde, bazı bilim (Max Tegmark gibi) insanları, görelilik teorisinin olay ufkundan sonra çöktüğünü ve bu yüzden yeni bir Einstein’a ve yeni bir fiziğe ihtiyaç olduğunu söylüyorlar.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mayıs 23, 2020, 12:59:59 ÖS
Bütün kara deliklerin merkezinde yerçekiminin Einstein’ın görelilik teorisine göre sonsuza ulaştığı; ama kuantum fiziği uyarınca çok güçlü olmakla birlikte, maksimum Planck enerjisine eriştiği sonlu bir tekillik var.

Ancak, tekillikler fizik kanunlarının işlemez hale geldiği bir sınır ve olay ufkundan sonra matematikte çöküyor.

Discovery’nın bilim kanalında Evrenin İşleyişi (Büyük patlama konulu bir yeni nesil bir belgeselde) belgeselde, bazı bilim (Max Tegmark gibi) insanları, görelilik teorisinin olay ufkundan sonra çöktüğünü ve bu yüzden yeni bir Einstein’a ve yeni bir fiziğe ihtiyaç olduğunu söylüyorlar.



Katkınıza teşekkür ederim.

Görelilik teorisi konusunda ciddi ve yaygın benimseme var. Ben de hep yanlış olduğunu söylüyorum ya. Bu vesile ile kolay anlaşılır bir açıklama daha yapmak isterim.

İlginç olan, yanlışlığın özünün BASİT olması. Yani teorinin anlaşılma sorunları olduğu malum da, yanlışlığının özü de o kadar basit ve hatta -şöhretini düşününce- gülünç:

FİZİK ÖĞRENİMİNİZ OLMASA BİLE TANIKLIK EDEBİLİRSİNİZ. Şöyle:

1- Bir araç, yola kuvvet uygulayarak hız edinir; aracın hızı için yolun katkısı "olmazsa olmaz" etkinliktedir. Aracın bu hızına "bağıl hız" ya da "tam göreli" diyelim. Başlangıç noktası ile araç arasındaki mesafe bu hız değeri ile değişir.
2- Aynı yol üzerinde hareket eden iki araç düşünelim. Bu araçlar kendi hızlarını yol sayesinde kazanırlar. Bunlardan birine referans, diğerine rölatif rol verdiğimizde, rölatif olanın hızı (ki Va +/- Vb dir) olur. Bu hız değeri  diğerine "göreli" anlamda olmakla beraber bu rölatif aracın bu hızla gittiği ya da bu hızı tek başına ürettiği anlamına gelmez; nüans aşikardır, ayrımı belirtmek için bu türe "varsayımsal göreli hız" diyelim. İki araç arasındaki mesafe bu göreli hız değeri ile değişir.
3.a- Benzer olarak bir futbolcu topa vurduğunda, ona hız kazandırır. Eğer oyuncu sabit duruyorsa duruyorsa oyuncu ile top arasındaki mesafe bu bağıl hız değeri ile değişir.
3.b- Futbolcu topa vurduktan sonra yeni pozisyonuna doğru hareket eder; bu durumda top ile oyuncu arasındaki mesafe Voyuncu +/- Vtop hızıyla değişir. Yani vuruş anında "anlık bağıl" sonrasında "varsayımsal göreli" değerdir.

İşte, foton ile kaynağı arasındaki görelilik ilişkisi top ile oyuncu arasındaki ilişki gibidir (Oyuncu ya da ışık kaynağı hareketlidir; çünkü evrende sabit duran bir şey yok).

Özel görelilik teorisi ise foton ile kaynağı arasındaki ilişkiyi tamamen 1 maddede açıkladığım "bağıl / tam göreli" anlamında ele almış ve kullanmıştır.

BU KADAR BASİT OLABİLİR Mİ? diyeceksiniz. EVET, bu kadar basit. Lütfen idrak etti iseniz geri bildirim paylaşınız. Einstein'ı hatta insanlık ortalama bilişsel düzeyini bir level aşmış olacaksınız.


Yani, Zaten kuantum / enerji fiziği ile doğa olaylarını daha kapsamlı yeni bir çerçevede ele alabiliyoruz. Henüz tüm fiziksel olayları bu yeni çerçeveye göre tanımlama aşamasını tamamlamadık; ama tekillik etiketlemesi ile şimdilik ayrımı kabulleniyoruz.

Belgeselleri de sorgulama irdeleme gözlüğü ile değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum. Tahminimce gerçek fizikçiler bazı belgesellere kızıyor olabilirler.

Diğer taraftan, Einstein'ın itibarı devam edecektir. En azından "enerji-madde ilişkisi" ve "Bose-Einstein yoğunluğu" nun tüm bilgiler içinde adeta zirve konumunu idrak etmiş olması bile bunun için yeterlidir.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 26, 2020, 11:32:06 ÖÖ
Özel görelilik ile bir ilgim yoktu. 8) ;D 8) :-\

Aşkınlık felsefesi çerçevesinde evrenin yaşını bizzat hesaplamaya girişmiştim ve bilgi birikimim ile bir netice ortaya çıkarmıştım 19.3 milyar yıl)*. Astronomi yaz okulunda tanıştığım akademisyenlerle paylaştığımda benim hesap tarzımın özel görelilik teorisi ile çeliştiğini söylemişlerdi.

İşte bu noktadan itibaren özel göreliliği incelemeye başladım.

"Özel göreliliğin en zayıf noktası" makalemin en son makalem olduğu kanaatinde iken yabancı bilim forumunda bana karşı öne sürülen "Halefe - Keating" deneyini çürütünce ve o deneydeki atomik saatlerin nano saniyeleri saptayabildiğini hatırlayınca yeni bir deney zihnimde şekillendi ve bunu da makale haline getirdim. Kolay ulaşılabilmesi için Türkçe versiyonunu da herkese açık  paylaştım: "Tek yönlü ışık hızı ölçümü".

Link: https://vixra.org/pdf/2006.0223v1.pdf

Işık hızı ölçümleri ayna marifeti ile gidiş-dönüş çift izlekte düzenlenir. Bu yöntem, ışık hızının çok yüksek olması ve bu nedenle süre tespitinde yaşanan sorunları aşmak için geliştirilmişti. Şimdi atomik saat olanağı varken neden tek yönlü ışık hızı ölçümü yapılmasın? Bence bu deneylerden birini gerçekleştiren kişi Nobel ödülü adayı bile olabilir.

 * Bilindiği gibi 1/ Ho yöntemiyle elde edilen 13.7 milyar yıl tespiti şu anda en az reddedilen ya da benimsenen sonuç. Benim 19.3  hesabım daha detaylı ve gözlemsel  Ho değerlerinin neden 50-80 km/s/mpc arasında gezindiğini geometrik olarak açıklıyor.

23332
Başlık: Ynt: Ayıplı bilim
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 14, 2020, 10:49:17 ÖÖ
Tv de bir programda karizmatik profesörler Özel Görelilik teorisinden övgü ile bahsettiler; yere göğe koyamadılar.

Teorinin özündeki kusurları bilen biri olarak (Yalnız değilim; Joseph A. Rybczyk , Lutz Kayzer, Temur Kalanov, vb) ben de karşıt bir makale yazmaya motive oldum:

Ayıplı Bilim


Aristoteles (MÖ. 384 - 322), Büyük İskender’in hocası/danışmanı idi. Aristo vizyonu ile İskender’in bazı eylemlerinde etkili olmuştur. Örneğin, fethedilen topraklarda İskenderiye adlı şehirler kurulmuştur. Bunlardan Mısır’daki İskenderiye şehri, geniş caddeleri ile sanki şehir planlaması bilinci eşliğinde oluşturulmuş gibi. Daha önemli olarak, sanatçı, tüccar, bilim insanı bir araya getirilerek sinerji hedeflenmiştir. Kitaplara yüksek önem verilmiş; ticaret gemileri kitap kaçırmaya karşı aramalara tabi tutulmuştur.


Aristo, döneminin kanaat önderi olarak isim yapmış ve İskender sebebiyle de nüfuzlu bir bilge idi. Her konuda fikri ve yorumu vardı. Bunlardan biri beynin işlevi üzerineydi. Aristo, beynin fonksiyonunu kanı soğutmak olarak açıklamıştı ve bu tanım yaklaşık iki bin sene gündemde kaldı. Oysa, hemen aynı dönemde Hipokrat (MÖ. 460 - 370)beynin düşünsel işlevlerini idrak etmiş ve açıklamıştı. Ne var ki Aristo’nun tanımı benimsenmişti. Geçen iki bin yıl içinde azımsanmayacak sayıda isimsiz insan bireysel olarak beyin ile düşünsel etkinlikler arasında ilişkiler sezdi, inandı, bilgi olarak benimsedi. Fakat Aristo ilk tanımı yaparak tahtı ele geçirmişti; diğer alanlardaki başarıları nedeniyle edindiği karizması ve güven endeksi, çoğunluk için onun tezini öne çıkarıyordu.


sürecek...

25820
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 15, 2020, 11:27:46 ÖÖ
Stahl, yanma olayını ilk ele alan ve tanımlayan bir bilim adamı idi. Onun tanımına göre örneğin odun/kağıt vb. yanarken flojiston adını verdiği bir madde çıtır çıtır sesler eşliğinde patlayarak yanıp tükeniyor ve geride yanmayan diğer maddeleri bırakıyordu. Hidrojen keşfedildiğinde “işte bu saf flojiston” denildi. Yanma olayı tanım ile örtüşüyordu; deneysel olarak da doğrulanıyordu. Ne var ki metal tozunun yakıldığı deneyde ağırlık artışı olmuştu ve flojiston hipotezi darbe aldı. Stahl, benimsediği tezini kurtarmak için flojistonun negatif ağırlıkta olduğunu ileri sürdü. Sonrasında Lavoisier, oksijen ve oksitlenme tezi ile nihai isabetli tanıma ulaştı.


Bilim tarihinde, benzer durumlar olagelmiştir. Yeni fikirler, mevcut tanımlar önceden rol çaldığı için zorlanıyordu; küçümseniyordu, hele parasal etkileri de varsa N. Tesla gibi <mobbing>e maruz kalabiliyorlardı.


 Işığın gözden çıkıp nesneye gittiği ya da nesneden göze mi geldiği ile ışığın dalga mı tanecik mi tartışmaları kayıtlarda yer alacak kadar şiddetli olmuştur.

En etkili ve herkes tarafından bilinen bilim ayıpları ise “dünyanın düz olduğu” ve “güneşin dünya etrafında döndüğü” kanaatleridir. İkisi de görsel/deneysel algıya dayanan ve tartışılması dahi söz konusu olmayan bu ayıplı kanaatler de daha dış ve geniş çerçeveden bakılınca asıl gerçek yakalanabilmektedir.

sürecek...

25836
Başlık: Ynt: Günceldeki bilim ayıbı
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 15, 2020, 11:52:11 ÖS
GÜNCEL BİLİM AYIBI

Güncelde de bilim ayıpları var. Bunlardan en önemlisi ve -şöhreti sebebiyle- idrak edildiğinde “büyük olay” olarak nitelenebilecek  “ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİ” dir. Bu iddiaya hemen şimdi okuma anında hayret ediyor olabilirsiniz. Dünya ölçeğinde benimsenmiş, hayranlıkla bahsedilen, yüz yıl boyunca övgüler düzülen binlerce yayın ortada dururken ve hatta televizyona çıkan yüksek karizmalı profesörler sitayişle bahsederken böyle bir şey nasıl olabilir? Efendim, pekala olabilir; (hata kaynağı çok basit olduğu halde) kendiniz bizzat incelemediyseniz; bilim adamı olduğunuz halde aktif öğrenme yöntemi uygulamadı iseniz ve sadece okumakla yetinen milyarlarca insandan biri iseniz farketmemeniz mümkündür ve böylece yüz yıl süreyle aynı yanılgının devamı pekala olabilmiştir.

 Verilen ipucunu değerlendirebilirseniz; idrak edebilirseniz özel görelilik teorisinin yüzyılı aşkın süre olumlanmasına ve insanlık düşünsel performansının bu konudaki zavallılığına hayret edersiniz. Bu tanıklık fırsatı için kendinize izin vermelisiniz.

İşte bir ipucu: ıOksijen ve oksitlenme faktörü ihmal edildiğinde yanma olayı açıklaması nasıl noksan kalırsa,  Işık kinematiği ve özel görelilik teorisi de bağıllık/görelilik çeşitleri ihmal edildiğinde noksan kalır ve hatta yanlış çıkarımlara sebep olur. Evet bağıllık/görelilik çeşitleri vardır ve “bunlardan hangisi ışığa uyar?” sorusu irdelenip kararlaştırılmadan teorinin sonraki analizlerine geçilemez. Ne ki Lorentz ve Poincaré de bunu ihmal etmiştir. Onlardan esinlenen Einstein da bu faktörün farkında olmamıştır. Bağıllık/görelilik çeşitlerini irdeleyip birinde karar kılma gibi bir süreç yok. Hiç bir yerde söz konusu edilmemiştir. Diğer beş altı ana faktörü de ihmal etmişlerdir (Örneğin analizin ortak bir işlem çerçevesi üzerinden gerçekleştirilmesi altın standarttır).

Bilim tarihinde ilk yaklaşımlarda bu göz ardılar normaldir ve revize edilirler. Fakat, özel görelilik teorisinin gizem düşkünlüğümüze sunduğu rüşvetler ve gereğince anlaşılmaması (anlamayan çoğunluk genel kabulü dikkate almak durumunda kalmıştır) bir nevi koruma görevi yapmıştır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 16, 2020, 12:26:41 ÖS
Burada felsefe forumunda teknik bir konunun açılımını yapmak tuhaf gibi görünse de insan aklının konulara bakışının niteliği ve felsefi analizlerde yöntem bilimi eşliğinde aklın doğru kullanılması için bu örneklemeyi önemsiyorum.

BAĞILLIK/GÖRELİLİK NEDİR NASIL OLUŞUR?

1-   ÖZDE BAĞILLIK: Bir araba yolu kuvvet uygulayıp iterek hız kazanır. Arabanın bu hızı yola göre “özde bağıl” tanımındadır. Araba başlangıç noktasından bu  V hız değeri ile uzaklaşır. Görelilik partnerine kuvvet uygulaması süreklidir.
2-   SÖZDE BAĞILLIK: Aynı yol üzerinde iki araba kendi hızları ile yol aldıklarında bu iki araç arasındaki hareket ilişkisi (yani birbirine göre durumları) “sözde/itibari bağıllık” tanımındadır. Araçlar birbirlerine kuvvet uygulamaz ve diğerinin hızına herhangi bir katkı yapmazlar. Araçlar arasındaki mesafenin değişme hızı Va +/- Vb dir.
3-   ANLIK BAĞILLIK: Bir oyuncu, kuvvet uygulayıp topu fırlattığında topun hızı bu kuvvet ile bağlantılı bir değer kazanır. Fakat oyuncu, fırlatma anından sonra yeni pozisyonuna doğru gider. Oyuncu ile top arasındaki mesafe akan zamanın yeni anlarında Voyuncu +/- Vtop hızı ile değişir. Görelilik partnerine kuvvet uygulaması anlıktır. Sonraki anlarda göreli hareket ilişkisi “sözde/itibari bağıllık” tipine dönüşür.

Bilmiyorum; özel görelilik teorisinin özündeki en zayıf noktayı sezebildiniz mi? Sezemedi iseniz lütfen tekrar okuyunuz; ödül büyük; Einstein’ı aşabileceksiniz. Einstein’ dan daha disiplinli ve zeki olarak kendinizi kutlayabilirsiniz.

Özet olarak, Lorentz, Poincaré, Einstein ve çoğunluk ışık (foton) ile kaynağı arasındaki hareket ilişkisini, doğrudan ya da kendiliğinden (bilinçli bir seçim olmaksızın) “özde bağıllık” olarak tanımlamış ve o anlamda kullanmışlardır. Fantezi/fantastik çıkarımların heyecanı ve keyfini yaşamışlardır.

Bir fotonun kaynağı ile hareket ilişkisi tıpkı top ile oyuncunun ilişkisi gibidir. Kaynak ile foton arasındaki mesafe,  ‘ışık hızı +/- Kaynağın hızı*’ değerindeki hız ile değişir. Fakat bu hızı mevcut ölçüm yöntemi ile ölçtüğümüzde daima  c = Işık hızı değerini buluruz.

* Kaynağın uzay boşluğuna göre olan hızı kullanılacaktır.


 Sürecek... Sorularınız?????????
Başlık: Ynt: Kaba düşünce - İnce analiz
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 16, 2020, 05:57:42 ÖS
YÜZEYSEL/KABA DÜŞÜNCE – İNCE DÜŞÜNCE

Felsefe ekibi forum sitesinde Kemal Gülden adlı doktor katılımcı, bilincin oluşumu konusundaki kitabının tanıtımını yapmış ve bilinci soğanın katmanlarına benzetmişti.


Felsefe, bilgiler üzerine inşa edilir. Bilgiler için ince düşünce ya da özü keşfetme gereklidir. Ne var ki bilimde ilk yaklaşımlar, asıl gerçekten uzak olarak yüzeysel ya da kaba formatta tanımlar ortaya koyar. Sonrasında bu ilk tanım/tez, antitezlerle senteze doğru yol alır.

Özel görelilik (SR) teorisinde kaba yaklaşım örneği vardır; bunu açıklayayım ve zihinsel etkinliklerimiz felsefeye uygun mu siz karar verin:

SR derki “Fizik yasaları evrenin her yerinde aynıdır”. Bu argüman ile denilmek istenen şudur: Işık, evrendeki her referans sistemden aynı hızla uzaklaşır*.  Evet fizik yasaları evrenin her yerinde aynıdır; bu doğrudur; fakat bundan anlaşılması gereken şudur: “Mevcut ölçüm deneyi (aynalı gidiş-dönüş çift izlekli ve sürekli foton akımı) evrenin her yerinde c değeri sonucunu verir”. Anlam olarak SR nin anlayışına kadar uzun bir yol var; da zihin, kısa devre yapabiliyor.


Kaba yaklaşım, ölçümdeki c sonucunu referans çerçeveden uzaklaşma hızı olarak etiketleyip kullanıyor. İnce düşünce ise nüansı farkedip evrenin her yerinde aynı olanın “ölçüm eylemi” olduğunu idrak edebiliyor.


SR, baştan ya da sonradan neyi ölçtüğünü sorgulamıyor. Oysa mevcut düzenek, ışığın yalnızca evrensel (uzay boşluğuna göre olan) hızını ölçmemize izin veriyor (Kaynağından uzaklaşma hızı ancak tek gidiş halinde ölçülebilir).

İnsanlar kaba yaklaşımdaki parlak zekaya (?) övgüler düzüyor.

 Bu kafayla bu zihinsel performans ile felsefe yapılır mı? Yapılır da sonuç, kör topal kekeme olur mu?

•   Bu tezi deneye taşırsak: Işık kaynağı, trenin en arka vagonunun üstünde yer alsın. Trende ve peronda bulunan iki deneyci bu tek kaynaktan salınan ışığın hızını c olarak tespit eder.

25870
Başlık: Ynt: Bu kadar basit olabilir mi?
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 17, 2020, 01:04:07 ÖS
BU KADAR BASİT OLABİLİR Mİ?

Özel görelilik teorisi hakkındaki çalışmalarım ve makale paylaşımlarım üzerinden benimle temas kuranlar ve benim temas kurduklarım var (Örneğin "Millennium Relativity). Fakat onların çalışmaları çok aşırı formüllere boğulmuş durumda ve teorinin noktasal hatalarına odaklanmış, çoğu kişi için anlaşılması ekstra çaba gerektirir.

Benim bulgum ise postula (ön kabul) düzeyinde olduğundan bütünü kapsıyor ve bana göre çok da basit: Bağıllık/görelilik çeşitlerinin dikkate alınması ve ışık ile kaynağın hareket analizinin ortak bir çerçevede yapılması.

Özel görelilik teorisinin temel hatasını tekrarlayalım: Arabanın hızı yola göre bağıl değer olması için yola kuvvet uygulamanın sürekli olması gerekiyor. Oysa foton, kaynaktan salındıktan sonraki anlarda hızı için kaynağına herhangi bir etkinlik uygulamaz; Maxwell tanımına göre elektromagnetik çevrim marifetiyle yol alır; yani fotonun enerjisi bir elektrik alan oluşturur, elektrik alanı manyetik alan oluşturur ve foton bu yatak üzerinde hareket eder. Foton - ışık kaynağı ilişkisi oyuncu - top ilişkisi gibidir. Evet, topa ilk hareketi oyuncu verir (Kaynak, fotonu serbest bırakır). Fırlatma anından sonraki anlarda top, ortak çerçeve olan zemine göre olan bağıl hızı ile yol alır; oyuncu da  yeni pozisyonuna -gene ortak çerçeve olan zemine göre olan bağıl hızıyla yeni pozisyonuna doğru gider (Işık kaynağı, örneğin fotoğraf makinası flaşı çaktıktan sonra foton paketinden bağımsız olarak başka bir yere taşınabilir). Akan zamanın  yeni bir anında top ile oyuncu arasındaki mesafe (Vtop +/- Voyuncu) hızı ile değişir.  Bu tanım insan bilişsel yetenekleri kapsamında tutarlıdır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 18, 2020, 04:03:04 ÖS
Görelilik Teorisinin doğru olup olmadığı, Görelilik Teorisinin çıkarımları olan, madde ışık hızına yaklaştığında, uzunluk kısalması, zamanın genleşmesi, maddenin ağırlığının artması, ikizler paradoksu, kütle çekimi, ışığın kütle çekim tarafından bükülmesi, serbest düşme, madde dalgası, kara delikler, Merkür’ün Güneş etrafında dönerken yaptığı yalpalamanın Görelilik Teorisi tarafından açıklanabilmesi, evrenin genişlemesi ve benzeri çıkarımların yanlış olup olmadığı şeklinde de tartışmak gerekmez mi?
Başlık: Ynt: İkizler paradoksunun paradoksu
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 18, 2020, 11:16:11 ÖS
Görelilik Teorisinin doğru olup olmadığı, Görelilik Teorisinin çıkarımları olan, madde ışık hızına yaklaştığında, uzunluk kısalması, zamanın genleşmesi, maddenin ağırlığının artması, ikizler paradoksu, kütle çekimi, ışığın kütle çekim tarafından bükülmesi, serbest düşme, madde dalgası, kara delikler, Merkür’ün Güneş etrafında dönerken yaptığı yalpalamanın Görelilik Teorisi tarafından açıklanabilmesi, evrenin genişlemesi ve benzeri çıkarımların yanlış olup olmadığı şeklinde de tartışmak gerekmez mi?

İkizler paradoksunun paradoksu

Elbette özel görelilik ve ardından genel görelilik teorisi çıkarımlarını da analiz edebiliriz. Teoriyi destekleyen Muon ömrü ve Halefe Keating deneylerini de analiz edebilir; manüplasyonları sergileyebiliriz.

İkizler paradoksunun özünü daha önce anlatmışımdır; yeni ziyaretçiler için tekrarlayabiliriz. Bilindiği gibi SR teorisi dünyadan hızla uzaklaşan astronotun yavaş yaşlanacağını öngörür. Bu kehaneti daha ilginç hale getirmek için astronot dünyaya döndüğünde ikizinden, hatta kendi çocuğundan daha genç olacaktır dahi iddia edilir.

Bu fantezi, teknik altyapısı olmayanları avlar.

Çünkü görelilikte KARŞILIKLILIK İLKESİ vardır. Aynı yol üzerinde giden iki araç göreliliğinde araçlardan hangisine referans rolü verirseniz, rölatif hareket özellikleri diğerine yüklenerek hesap edilir. Teori yanlıları bu ilkeyi saklarlar (ya da bilmezler) ve av yerine koydukları cahillerin dünyayı duruyor sanmaları illüzyonunu da kullanırlar.

Dünyada kalan ikiz yerine, ikizleri iki ayrı uzay aracına koyalım evrende duran bir şey olmadığından bu iki aracın ara mesafesi Va + Vb hızıyla değişir yani bir tanesi duruyor varsayılsa diğerinin hızı bu değerde olacaktır. Dolayısıyla A kişisi, B ye göre yüksek hızla gidip geliyorsa; karşılık olarak B kişiside A ya göre aynı yüksek hızla gidip geliyordur. Netice olarak her iki hali birlikte düşündüğümüzde ikizler tekrar karşılaştıklarında yaş farkı algılamak mümkün olmayacaktır. Teori kendi kendini çürütüyor!

Başka soru?

devam edecek ... Tek yönlü ışık hızı ölçümü

 

Başlık: Ynt: Tek yönlü ışık hızı ölçümü
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 19, 2020, 11:21:08 ÖÖ
TEK YÖNLÜ IŞIK HIZI ÖLÇÜMÜ

Bilindiği gibi ışık hızı ölçümü, ışık kaynağından çıkan foton paketinin L mesafedeki aynadan yansıyarak geri gelmesiyle dönen çark sistemiyle saptanan süreden hesaplanarak yapılır. Maxwell'in elektomanyetik çevrim hızı bulgusuyla bu aynalı düzenekle bununan ışık hızı değeri örtüşür.

Ölçülen bu hız değeri hangi tanımdadır? 100 sene önceki ilgilenenler bu hızı fotonun kaynağından uzaklaşma hızı olarak etiketlemiş ve kullanmışlardır. Deneyi hangi niyet ile yaparsak sonucu o anlamda yorumlamak, insana özgü bir yanılgıdır; nitekim aynı ölçüm deneyini ışığın uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçmek niyeti ile yapanlar da ortaya çıkan sonucu ışığın üniversal hızı olarak iddia edebilir ve kullanabilir.

Işığın hızı insani yeteneklerin başedemeyeceği kadar yüksektir. Mecburiyetten döner ayna ya da çark yöntemi ile süre saptanabilmektedir.

Diğer taraftan, fotonun kaynağına göre bağıl hızı ya da başka ifade ile kaynağından uzaklaşma hızı, tek yönlü gidiş halinde ölçülen hız ile mümkün olabilir.

Günümüz teknolojisi imkanlarıyla atomik saatler ve film/video kayıt sistemleri sayesinde bu tek yönlü ışık hızı ölçümleri yapılabilmektedir. Fakat bu defa da deneyciler 300 000 km/sn değerini bulma beklentisine damgalandıklarından çıkan sonucları kabullenememişlerdir; çünkü 300 000 km/sn den farklı sonuçlar elde edilmektedir.

Bilimde beklenti dışındaki deneysel sonuçlar yeni ufuklar potansiyeli içerir. Toz metallerin yakılması sonucunda ortaya çıkan ağırlık artışı ilk flojiston tezine aykırıydı ve yeni oksitlenme tezi ile isabetli açıklamaya ulaşılmıştı.

Işık için yapılan bu tek yönlü deneyler başarısızlıkla sonuçlandı kabulünü aşıp yeni bir tez üretmeye çalışılabilir.

Light Coordinate System (LCS) bu aykırı sonuçları öngörmüştür ve geometrik olarak özünü açıklamıştır. Hatta bu yöntem ile evrenin anlık genişleme hızı tespit edilebilmektedir. Çeşitli zamanlarda bulunan sonuçların diyagramında minimum ve maksimum değerler bu önemli bulguyu verecektir.

Link : https://www.researchgate.net/publication/342438271_ONE_WAY_SPEED_of_LIGHT

Türkçesi : https://vixra.org/abs/2006.0223
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 20, 2020, 10:03:16 ÖÖ
Mali Müşavirlik mesleğimden izin aldığım zamanlarda, görelilik teorisini matematiksel olarak öğrenmek üzere ( http://www.khanacademy.org.tr/fen-bilimleri/fizik/bir-boyutlu-hareket/138, http://www.khanacademy.org.tr/fen-bilimleri/fizik/ozel-gorelilik/153) khanacademy'den matematik ve fizik öğrenmeye karar verdim.


Şayet görelilik teorisini matematiksel olarak öğrenebilirsem Özgen beye teşekkür edecem.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 20, 2020, 02:55:53 ÖS
Mali Müşavirlik mesleğimden izin aldığım zamanlarda, görelilik teorisini matematiksel olarak öğrenmek üzere ( http://www.khanacademy.org.tr/fen-bilimleri/fizik/bir-boyutlu-hareket/138, http://www.khanacademy.org.tr/fen-bilimleri/fizik/ozel-gorelilik/153) khanacademy'den matematik ve fizik öğrenmeye karar verdim.


Şayet görelilik teorisini matematiksel olarak öğrenebilirsem Özgen beye teşekkür edecem.

Sn. P_zar

İlginiz için teşekkür ederim.

Felsefe ile metafizik içiçe gibidir. Bazı metinlerde yazarın, adeta fizik laboratuvarları kapısında beklemiş de oradan edindiği evet/hayır/belki gibi bir byte lık bilgi ile yorum yaptığını sezebilirsiniz.

Diğer taraftan özel ve genel görelilik teorilerinin kusurlarını idrak etmeyen birinin felsefe yapmasını bir noksanlık olarak görmekteyim. Bir kitap vardı (ölmeden önce yapılacak 100 şey anlamında); bu kitapta   görelilik teorilerinin öğrenilmesi de bir insanlık başarısına tanıklık etmek manasında kaydedilmişti. Benim önerim ise bunun bir adım ötesi.

Bence teoriyi doğrudan ve  en kolay öğrenmenin yolu Einstein'ın bizzat ve katışıksız açıklamasıdır: 1916 yılında yayınladığı kitabıdır. Ben de "Özel görelilik teorisinin en zayıf noktası" adlı makalemde Einstein'ın açıklama yöntemini kullandım. Kağıt kalem alıp aktif öğrenme yöntemi ile daha kolay öğrenilir, içselleştirilir.



Bu makaleyi ekliyorum.

Kestirmeden püf noktasını söyleyeyim: Eğer Lorentz, Poincaré ve Einstein ile teoriyi benimseyenler, ışık hızı ölçümünde tespit edilen c değerinin ışığın uzay boşluğuna göre olan bağıl hızı olduğunu idrak edebilselerdi özel görelilik teorisi diye bir şey olmayacaktı. Fakat çoğu insan yerel/mekanik alışkanlıkla  c değerini fotonun kaynağından uzaklaşma hızı olarak etiketleyip kullandı.

Not: Makaleyi PDF olarak eklemiştim; sistem kabul etmedi. Vixra ya yükleyeceğim.


Şu anlatım da var : https://acikders.tuba.gov.tr/pluginfile.php/335/mod_resource/content/0/odevler/relativity2.pdf
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 20, 2020, 04:33:56 ÖS
Aşağıdaki linkleri (özellikle baştan birinci link) okuyunca, görelilik daha iyi anlaşılabiliyor. Kozan bey felsefe okumasına rağmen kendisini çok iyi yetiştirmiş. Bu makale ile (https://khosann.com/) sitesindeki makaleleri Türkiye'de çoğu fizik profesörü yazamaz.
Ancak, kötü tarafı genelde makalelerde kaynak belirtmiyor.
https://khosann.com/neden-isiktan-hizli-gidemeyiz/ (https://khosann.com/neden-isiktan-hizli-gidemeyiz/)
https://khosann.com/genel-gorelilik-nedir-ve-nasil-calisir/ (https://khosann.com/genel-gorelilik-nedir-ve-nasil-calisir/)
https://khosann.com/einstein-ve-dunyayi-degistiren-denklem-genel-gorelilik-teorisi-100-yasinda/ (https://khosann.com/einstein-ve-dunyayi-degistiren-denklem-genel-gorelilik-teorisi-100-yasinda/)
https://khosann.com/isiktan-hizli-yolculuk-ve-zamanda-seyahat-solucandelikleri-kara-delik-enformasyon-paradoksunu-cozer-mi/ (https://khosann.com/isiktan-hizli-yolculuk-ve-zamanda-seyahat-solucandelikleri-kara-delik-enformasyon-paradoksunu-cozer-mi/)
https://khosann.com/kara-delik-savaslari-4-kara-deliklerin-kusatan-ates-duvari-adli-yeni-enerji-alani-kuantum-fizigini-cokertebilir/ (https://khosann.com/kara-delik-savaslari-4-kara-deliklerin-kusatan-ates-duvari-adli-yeni-enerji-alani-kuantum-fizigini-cokertebilir/)
https://khosann.com/uzay-zamanin-kokeni-1-fizigi-tek-denklemle-aciklamak-mumkun-mu-kuantum-kutlecekim-kurami-ve-her-seyin-teorisi/ (https://khosann.com/uzay-zamanin-kokeni-1-fizigi-tek-denklemle-aciklamak-mumkun-mu-kuantum-kutlecekim-kurami-ve-her-seyin-teorisi/)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 21, 2020, 12:08:35 ÖS
Özel Görelilik Teorisinin en zayıf noktası  https://vixra.org/abs/2009.0141

En basit anlatımı yükledim. Açılan sayfada PDF ye tıklayınız. Ya da doğrudan

https://vixra.org/pdf/2009.0141v1.pdf

Özel görelilik teorisi (SR), hem ışık kaynağını, hem fotonu aynı yönde hareket halinde analiz etmiştir. Oysa foton sağ yöne kaynak sol yöne gidiş hali de mümkündür ve SR bu hali hiç dikkate almamıştır. Bu zıt yönde analiz, fotonun her saniye bizzat geçtiği (taradığı) yol miktarını net olarak göstermektedir.
Başlık: Ynt: Ayıplı bilim
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 22, 2020, 10:29:13 ÖÖ
AYIPLI BİLİM

Popüler bilim dergilerinde teoriden bahsederken bazı yöntem bilimi kuralları ihmal edilir. Bunlar bilinçli mi yapılıyor? Emin değilim; evet bir pozitif ayrımcılık uygulanıyor; bu var, yazar kendi de zihinsel kapasitesinin kurbanı olabilir; nice akademisyenler...

Anlatımda yöntem bilimi gerekleri ihmal edildiğinde konu, okuyucu için bir zeka/bilgi testi haline dönüşüyor. Basit bir örnekle açıklayalım:

sürecek...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 22, 2020, 11:39:49 ÖÖ
(https://i.hizliresim.com/72wLkj.jpg) (https://hizliresim.com/72wLkj)

SR mentalitesi

Sol şekilde tren sabit dururken foton, tavan ve taban arasındaki aynalar arasında düşey olarak gidip gelir.

Sağ üst şekilde tren v sabit hızıyla +x yönünde gitmektedir. Tren tabanından çıkan foton, düşeydeki karşılığı olan noktaya değil, farklı bir noktaya ulaşır. Dik üçgen bağıntılarından:

(v.t')2  + (c.t)2  = (c.t')2  buradan Lorentz dönüşümündeki t ve t' ilişkisi elde edilir:

 t' = t  / (1 - v2 /c2)1/2

Şimdi buradaki hileyi açıklayalım: Işık deneylerinde ışığa doğrultu vermek için delikli plaka filtre kullanılır. Hareketli tren analizinde bu delikli plaka gereği ihmal edilip/saklanıp okuyucunun yüzeysel olan algısı manüple edliliyor.

Deney analizine delikli plakayı dahil ettiğimizde sağ alt şekildeki gibi T anında salınan fotonun izleği merdiven basamakları gibi olur ve ve merdivenin rıht yükseklikleri, tren durur haldeki gibi vagon yüksekliği veya ct değerinde olur. Yani zaman yavaşlaması kanaati bir illüzyondan ibarettir.

Bu analizin bir adım ötesi daha var: LCS (Işık koordinat sistemi) yöntemi yorumu.

sürecek...
Başlık: Ynt:Yüzeysel algıdan asıl gerçeğe
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 23, 2020, 11:41:13 ÖÖ
Yüzeysel algıdan asıl gerçeğe : SEZGİDEN BİLGİYE

Doğa olgu ve olaylarından, mekanizmalarını teknik özlerini kolaylıkla sunmayanlar vardır. İnsani akıl mevcut birikim ve yetenekleriyle zorlanarak çözmeye çalışır.

Bu çözüm süreci "sezgiden bilgiye" olarak özetlenebilir.

Özel görelilik teorisi için bu süreç şöyle örneklenebilir:

1- Tren vagonu içinde durur halde düşey olarak gidip gelen ve trenin hareketi halinde diyagonal olarak gidip gelen foton analizinden Lorentz zaman yavaşlaması bağlantısı çıkarımı yapıldı. Doğanın bir sırrını ortaya çıkardık duygulanımı yüz yılı aşkın bir süre ortamlara egemen oldu. Bu ışık kinematiği için bir ilk yaklaşımdı.

2- Yöntem bilimi gereği ışığa delikli plaka filtre ile doğrultu vermeyi akıl ettiğimizde fotonların merdiven rıhtları (minik adımların integrali) gibi hareketinde toplam yolunun vagon yüksekliğine eşit olacağını keşfettik. Yani bir adım ileri/incelikli analiz, ilk kanaatimizi doğrulamadı.

3- Bu defa Galilei Galileo olayından edindiğimiz deneyim (yerel rölatif nesneden referans nesneye bakışın hatalı algıya neden olması) ile ışık hareketini dikkate alıp ışığı referans* aldığımızda olayı daha isabetli olarak çözümledik (aşağıdaki şekil):

(https://i.hizliresim.com/o6qaBG.jpg) (https://hizliresim.com/o6qaBG)



Bu şekilde fotonun salınma noktası uzay boşluğunda işaretlenmekte ve foton o noktadan itibaren aynı doğrultuda gitmektedir; vagon da kendi hareketini sürdürür. Olan biten bundan ibarettir.

Yerellik etkisiyle ve yüzeysel algıda -vagonu referans çerçeve yaptığımızda- fotonun tavanda ulaştığı nokta ile çıktığı noktayı zihnimiz birleştiriveriyor ve bu diyagonal yolun uzadığını gerçek sanıp fantastik çıkarımlar yapabiliyoruz.

4- Bir adım daha var. Onu yedekte tutuyorum.

İşte, hep söylediğim şey: Özel görelilik teorisini gerek ve yeter ölçekte çözümlemek konusundaki başarımız kadar başarılı olabiliriz felsefede de.

*  Sn. oe, felsefeekibi sitesinde ışığın durur hali seçeneğini işaret etmiş ve Sn. Haber de olumlamıştı. Sunduğum şekil, bu sezginin uygulama örneklemesidir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 24, 2020, 09:43:14 ÖÖ
 ÇÖLDE GEMİ ENKAZI

(https://i.hizliresim.com/MstmgO.jpg) (https://hizliresim.com/MstmgO)

 

Dünya üzerinde bazı ıssız çöllerde gemi enkazına rastlanmış. Çöl, denizden çok çok uzak olduğu halde bu neyin nesi.

Gizem tutkunları bu manzara karşısında ilk yaklaşımda  uzaylıların marifeti gibi düşünebilir. Diğer benzer garipliklere de tanık olmuşsa hepsini gizli güçlere maletme ve sohbetlerine malzeme yapmaya devam eder. Hatta bu konuda film çekilir.

Bu olayda, kuruyan göl açıklaması yapılana kadar gizemli yakıştırmalar yapılmıştır.

Hayatımızın akışında rast geldiğimiz ve alışık olmadığımız olgu ve olaylara ilk yaklaşım, genellikle isabetli  olmaz. Asıl gerçeği bulmak için araştırmak gerekir.

Özel görelilik teorisi de bir "ilk yaklaşım" dır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 25, 2020, 06:47:48 ÖS
Evren Nasıl İşliyor Belgeselinin “Büyük Patlama Gerçekten Oldu Mu?” bölümünde,
 
Büyük Patlama ve dolaylı olarak Görelilik kuramları içlerinde yeni nesil bilim insanlarının da (James S. Bullock, Sean Carroll, Katie Freese, Hakeem Oluseyi, Phil Plait, Mike Rowe, Paul M. Sutter, Max Tegmark, Michelle Thaller) olduğu bilimciler tarafından eksik yönleri tartışmaya açılıyor. Özel Görelilik Teorisinin tam kalbine saldırı, https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=52 bu videonun tam başında, ABD’li Astronom Michelle Thaller’den geliyor.

https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=752 şurada ise Astrofizikçi PAUL M. SUTTER, Genel Göreliliğe ÖZGEN ERSAN beyden daha fazla yükleniyor.  https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=765 burada da Genel Görelilik karadelik/tekillik bağlamında eleştiriliyor.

Videonun sonlarına doğru çoklu evrenler tartışılıyor. Yale Üniversitesi'nde Astronomi ve Fizik bölümlerinde profesör olan Priyamvada Natarajan çoklu evrenleri tutucu (https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=2489 ) fizikçilerin kabullenip kabullenemeyeceğini anlatıyor.

Burada ise https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=2612 teorik bir astrofizikçi Katherine Freese çok fazla bilgi olduğunu, bu durumun karmaşaya yol açtığını, bu nedenle yeni bir EİNSTEİN’ın şart beklediğini söylüyor. Bu saptama bana 10 yıl kadar önce felsefeekibi formundaki, "BİR EİNSTEİN BELKİ, GELİR, ANCAK BİR BACH DAHA ASLA GELMEZ" Anlamına gelen günlerce süren bir tartışmayı anımsattı. Tutucu bilim insanlarına rağmen, Bu yüzyılın yarısı dolmadan yeni bir EİNSTEİN daha gelebileceğine inanıyorum.

Doğası gereği belgeseller biraz abartılıda olsa, yeni ve ilginç bir belgesel izlemeye değer.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 26, 2020, 11:33:41 ÖÖ
Evren Nasıl İşliyor Belgeselinin “Büyük Patlama Gerçekten Oldu Mu?” bölümünde,
 
Büyük Patlama ve dolaylı olarak Görelilik kuramları içlerinde yeni nesil bilim insanlarının da (James S. Bullock, Sean Carroll, Katie Freese, Hakeem Oluseyi, Phil Plait, Mike Rowe, Paul M. Sutter, Max Tegmark, Michelle Thaller) olduğu bilimciler tarafından eksik yönleri tartışmaya açılıyor. Özel Görelilik Teorisinin tam kalbine saldırı, https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=52 bu videonun tam başında, ABD’li Astronom Michelle Thaller’den geliyor.

Özel görelilik teorisinin en zayıf noktası (tam kalbine anlamında) bağıllık çeşitlerini dikkate almamasıdır. Işığın hareketi için uygun bağıllık (itibari/varsayımsal) çeşidi seçilip uygulandığında ışık kinematiği doğru eksende tanımlanmış ve işlevsel olur (elbette özel görelilik teorisi ve tüm köpürtmeleri çöker; hatta, teorinin özünü öğrenmeksizin reddine sebep olur).


https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=752 şurada ise Astrofizikçi PAUL M. SUTTER, Genel Göreliliğe ÖZGEN ERSAN beyden daha fazla yükleniyor.  https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=765 burada da Genel Görelilik karadelik/tekillik bağlamında eleştiriliyor.

Einstein, özel görelilik teorisinin düzgün/üniform (doğrusal ve sabit hızla) hareket halinde geçerli olduğunu belirtmiştir. Elbette bu bir eksiklikti ve Einstein bu eksikliği genel görelilik teorisi ile gidermeye çalışmıştır ve çareyi kütle çekim ile ivmelenmeyi özdeşlemekte bulmuştur. Durur halde yatay olan foton izleğinin, ivmelenen bir asansör kabininde eğileceğini öngörmüştür ve bu öngörü de güneş tutulması olayında doğrulanmıştır. Bu doğrulama, özel görelilik teorisinin doğruluğu konusunda güçlü bir kanıt olarak kabul edilegelmektedir. Oysa asansör kabini sabit hızla gittiği  (yani ivme sıfır) halde de Einstein mantığı gene foton yolunun eğikleşmesini (diyagonal izlek) gerektirir. Yani, kütleçekimsel mercek olayına ivme değil, tek başına kütle çekim sebep oluyor. Zaten son olarak eklediğim şekilde görüleceği gibi foton delikli plaka ile sağlanan doğrultuda gider; fotonun ulaştığı karşı duvar ya da tavandaki nokta, yerel obje (tren ya da asansör kabini) hareket ettiği için yer değiştirmiş olur. Yerellik etkisi (deneycinin bulunduğu ortamı, kendiliğindenlikle referans çerçeve olarak kabul etmesi), Einstein gibi düşünenleri fotonun çıkış ve varış noktalarını kestirmeden birleştirmelerine neden olur; tıpkı, "güneş dünya etrafında dönmektedir" damgalanması gibi.

Videonun sonlarına doğru çoklu evrenler tartışılıyor. Yale Üniversitesi'nde Astronomi ve Fizik bölümlerinde profesör olan Priyamvada Natarajan çoklu evrenleri tutucu (https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=2489 ) fizikçilerin kabullenip kabullenemeyeceğini anlatıyor.

Çoklu evrenler sezgisi, büyük patlama teorisi çerçevesinde çok kolay bir kanıt edinir. Büyük patlama, düzgün genişleme halinde bir küresel yüzey oluşturmalıdır. Biz ya da bizim üzerinde olduğumuz yapılanma (galaksi ya da küme) da bu küresel yüzey üzerinde olduğundan bu küresel yüzeyin içi ve dışına baktığımızda boşluk görmemiz gerekirdi. Fakat, her yönde sonsuzca kozmik yapılar görüyoruz. Astronomik gözlem verileri de hipotezleri bazı gruplanmalar için doğruluyor; yani bazı veriler hipotezlere uyum göstermiyor. Bu da çok hücreli köpük (hatta içiçe geçmiş) benzeri evrenler modelini (multiverse) akla getiriyor.

Burada ise https://youtu.be/o2eZNyRE6PQ?t=2612 teorik bir astrofizikçi Katherine Freese çok fazla bilgi olduğunu, bu durumun karmaşaya yol açtığını, bu nedenle yeni bir EİNSTEİN’ın şart beklediğini söylüyor. Bu saptama bana 10 yıl kadar önce felsefeekibi formundaki, "BİR EİNSTEİN BELKİ, GELİR, ANCAK BİR BACH DAHA ASLA GELMEZ" Anlamına gelen günlerce süren bir tartışmayı anımsattı. Tutucu bilim insanlarına rağmen, Bu yüzyılın yarısı dolmadan yeni bir EİNSTEİN daha gelebileceğine inanıyorum.

Yeni bir Einstein'a gerek olmadan fizik bilimi aşama kaydetmiştir, bir level yükselmiştir. KUANTUM ya da ENERJİ FİZİĞİ ne evrilmiştir. Henüz her olgu ve olayı enerji bazında tanımlamaya çalışıyoruz. Einstein E = mc2 formülü ile kuantum fiziğinin tohumunu kendisi oluşturmasına karşın "Tanrı zar atmaz" metaforu ile enerji fiziğini idrak edemediğini açık etmiştir. Oysa ZAR ATAN ENERJİ dir. Kaplumbağa yumurtası 27 derecede erkek, 28 derecede dişi (ya da tersi miydi?)sonuç vermektedir.

Doğası gereği belgeseller biraz abartılıda olsa, yeni ve ilginç bir belgesel izlemeye değer.
Başlık: Ynt:Işık için göl yüzeyi benzetmesi
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 29, 2020, 05:01:59 ÖS
Işığın hareketi için göl yüzeyi benzetmesi

Işık kaynağının hızından ekleme almaz. Kaynağı hangi hızla giderse gitsin ışık ya da foton kendi üniversal hızıyla gider.

"Doğada benzeri var mıdır?" diye aradığımızda bir örnek bulabiliriz : Göl yüzeyi deneyi

(https://i.hizliresim.com/dyXlj8.jpg) (https://hizliresim.com/dyXlj8)

Göl içine doğru uzanan bir iskele üzerinde dururken ve koşarken bir çakıl taşını serbestçe suya bıraktığımızda oluşan halka dalganın genişleme hızı, deneycinin hızından etkilenmez.

Halka dalganın genişleme hızı göl yüzeyine göre bağıldır; deneyciye göre değil. Fotonun hızı da uzay boşluğuna göre bağıldır; ışık kaynağına göre değil. Lorentz, Poincaré, Einstein ve akademisyenler işte tam bu noktada yanılıyorlar; onlar foton hızının, yerel ışık kaynağına göre bağıl olduğu konusunda ısrarlılar; çünkü ölçtük diyorlar. Ölçtüklerinin uzay boşluğuna göre bağıl olan ışık hızı olduğunu idrak edebilselerdi özel görelilik teorisi olmayacaktı.

Bu iletiyi izleyenlerin bu özü idrak etme fırsatları vardır.

 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Eylül 29, 2020, 09:09:22 ÖS
Bizim ışık dediğimiz şey de, evrenin dokusundaki bir dalgalanma mıdır?

Dalga ilerlerken, aslında ileri doğru hareket eden birşey (doku/materyal) yoktur. Sadece yukarı aşağı doğru hareket eden birşey söz konusu. Bu ise sonsuz dişlideki gibi ileri hareket gibi algılanıyor.

O zaman "ışık aslında hareket etmez" sözü mantıklı gibi oluyor.
Başlık: Ynt: Işık forsmajör
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 30, 2020, 10:56:52 ÖÖ
Bizim ışık dediğimiz şey de, evrenin dokusundaki bir dalgalanma mıdır?

Dalga ilerlerken, aslında ileri doğru hareket eden birşey (doku/materyal) yoktur. Sadece yukarı aşağı doğru hareket eden birşey söz konusu. Bu ise sonsuz dişlideki gibi ileri hareket gibi algılanıyor.

O zaman "ışık aslında hareket etmez" sözü mantıklı gibi oluyor.

Işığın kendisi FORSMAJÖR referans çerçevedir.

Galilei olayında (Güneş, dünya etrafında dönüyor damgalanmasının tersiniri) dünya yerine kapasitesi daha geniş olan güneş referans çerçeve olarak dikkate alınınca "dünya güneş etrafında dönmektedir" asıl gerçeğine ulaşıyoruz. Işık hareketini analiz ederken de yerelde ışık kaynağı yerine daha hatta en yüksek kapsama kapasiteli ışık referans çerçevesi olarak atanırsa asıl gerçek ortaya çıkmaktadır.

Işığın referans çerçevesi olarak düşünülmesi bazı zihinler için sorun gibi gözükse de bunun çözümü mümkün: Göl yüzeyi deneyinde su sathı, hem halka dalga hem de deneyci için ortak işlem çerçevesi rolünü üsteniyor ve çözüm sunuyor; ışık hareketi analizinde de uzay boşluğu ortak işlem çerçevesi rolünü üstlenir ve analiz olanağı  sunar.

Özel görelilik teorisinin dayandığı postulalardan biri Galilei görelilik ilkesidir. Bu ilkeye göre doğrusal ve sabit hızla giden bir cisim eylemsiz çerçeve gibi kullanılabilir (Bir geminin direği üstünden bir çakıl taşı serbestçe bırakıldığında -gemi sabit hızla doğrusal gidiyorsa- çakıl taşı direğin dibine düşer; bu sonuç gemi durur haliyle aynıdır).

Dikkatli okurlar bu olayda  kütlesel etkileşim sebebiyle çakıl taşının, geminin hızını yatay bileşen olarak edindiğini ve bu sebeple direk dibine düşeceğini idrak edebilir. Taşın güverteye düşme süresi içinde gemi ivmelenirse (hızını değiştirirse), çakıl taşı direk dibinden farklı bir noktaya düşecektir.

Bu açıklamanın bir adım ilerisi var: Işık ya da foton, gemi hızından bir ekleme almayacağından bu Galilei görelilik ilkesinin özel görelilik teorisi analizinde kullanılmasının saçmalığı da ortaya çıkmış oluyor. Yani, Einstein, olaya yüzeysel bakmış, gizemli olgulara karşı heyecanı nedeniyle bizim burada yaptığımız irdelemeleri ihmal etmiştir.

Işık ve kaynağı arasındaki hareket analizinde hangisinin referans çerçeve olarak uygunluğu araştırılırsa
 ışık evrensel özellikleri nedeniyle öne çıkmaktadır. Ayrıca ışık sabit hızla ve doğrusal hareket ettiğinden SR nin postula olarak dikkate aldığı Galilei görelilik ilkesi de eylemsiz çerçeve olarak ışığı işaret etmektedir.

Ne dersiniz; asıl bilim Popper'ın dediği gibi daha sık gözlü balık ağı gibi mi olmalı?

Felsefe için de hep daha irdelemeci mi olmalıyız?


26273
Başlık: Ynt: GENEL görelilik teorisinin en zayıf noktası
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 01, 2020, 11:11:46 ÖÖ
 GENEL görelilik (GR) teorisinin en zayıf noktası

Akademik yayınlarda izlenebileceği gibi:

Özel göreliliği tam olarak benimsememiş olan bazı bilimciler genel görelilik teorisinin çekimsel mercek öngörüsünün güneş tutulması sırasında kanıtlanması ile özel göreliliğe razı olurlar.

Diğer taraftan, özel göreliliği (Newton'un üçüncü etki-tepki yasası eşliğinde) kabullenmiş olan bazı bilimciler de genel görelilik teorisine itiraz ederler.

Genel görelilik teorisinde de özel görelilik teorisinde olduğu gibi yerel objeye referans rolü verme hatası vardır.

GR ana temasında ekli şekilde görülebileceği gibi asansör kabini referans alındığında fotonun salındığı nokta ile karşı duvarda ulaştığı nokta zihinde birleştirilip ışığın bükülmesi hipotezi ortaya atılmaktadır.

(https://i.hizliresim.com/Y51o3b.jpg) (https://hizliresim.com/Y51o3b)

Bu şekilde ivmelenme olmadığı hal için de Einstein mantığına göre eğik/diyagonal izlek söz konusu olmaktadır. Yani Einstein'ın kütle çekimi, ivmelenme ile özdeşlemesini argüman olarak kullanması havada kalmaktadır. İvmelenme olmadan ( a = 0 )da zihinsel birleştirme yanılgısı ortaya çıkıyor.

Doğru mantık, en sağdaki şekilde belirtildiği gibidir. Uzay boşluğu ya da ışık referans alındığında, foton asansör kabini içinde (delikli plaka filtre sebebiyle) yatay izlekte yol alır. Asansör kabini kendi hızıyla bir miktar yükselir ve fotonun karşı duvarda ulaştığı nokta (P1), fotonun salındığı noktaya göre bir miktar yer değiştirmiş olur.

Fotonun salındığı S noktası ile fotonun ulaştığı P1 noktasının zihinde/alegorik birleştirilmesi insani bir yanılgıdır (zihin tamlaması). Doğa olaylarının umurunda olmayan bir yanılgı.

Işığın duruyor ya da referans hali asıl gerçeği izah ediyor.

26315
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 01, 2020, 04:39:03 ÖS
Şimdi, buraya kadar ki anlatıma dair vurguladığınız şeyi anladığımı düşünüyorum.

Ancak benim merak ettiğim bundan sonrası. Yani söylediğiniz şekilde ise, hangi formül/olay/davranış ne şekilde değişiyor? Hangi hesap ya da öngörü yanlış çıkıyor? İsterseniz biraz da bunlardan bahsedelim. Hem böylece konu başka yönlerden de daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Şimdi anladığım kadarıyla ışığın aşılamayan bir maksimum hızı olduğu fikri gene sabit kalıyor. O kareköklü formüller de gene kullanımda kalıyor. Enerji madde dönüşümü formülleri de gene kalıyor.

Işığın hızının kaynağının hızından bağımsız olduğu da zaten görelilik tarafından söylenen birşey. Zaten bu formüllerin hepsi bu düşüncelere dayanıyor.

Siz bir seferinde Newton formüllerinin kullanılabileceğini söylemiştiniz sanırım. Ama bir maksimum üst hız mevzu bahis olunca o formüller olduğu haliyle kullanılamaz oluyorlar, çünkü bir sınır hız varsayımına göre yapılmamışlar.

Bence bunlardan sözedersek, konuya daha fazla ışık tutabiliriz gibime geliyor.

Başlık: Ynt: Alternatif yöntem
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 02, 2020, 09:04:55 ÖÖ


Siz bir seferinde Newton formüllerinin kullanılabileceğini söylemiştiniz sanırım. Ama bir maksimum üst hız mevzu bahis olunca o formüller olduğu haliyle kullanılamaz oluyorlar, çünkü bir sınır hız varsayımına göre yapılmamışlar.

 

Bu etkili soru/yorum için teşekkürler. Elbette bir teoriyi çürütmek yerine, daha isabetli olanı ortaya koymak daha olumludur. İşin gerçeği, ben de öyle yapmışım. Asıl çalışmamın (Light kinematics to analyze space time) yan ürünü özel görelilik teorisi analizlerim.

Newton, kuvvet-hız ilişkisinde üst sınır koymamış. Einstein da tüm hızlar için ışık hızını üst limit olarak koymuş ve hatta bileşke hızların c değerini aşmaması için formül ileri sürmüştür. Teorisinin göreli hız çeşitlerini hiç dikkate almadığı bu tutumundan anlaşılmaktadır. Çünkü, tam bağıl hızlar için üst sınır c iken "itibari göreli" hızlar için üst sınır 2c dir.

2c üst sınırı çoğu kişi için zor ya da aykırı gelir; fakat, insani bilişsel yetenekler kapsamında izah edilebilir: Bir yıldızdan aynı anda salınan fotonlar, herhangi bir T anında küresel bir yüzey oluştururlar; bu küresel yüzeyin yarıçapı c hızıyla, çapı 2c hızıyla artar. Einstein'ın yanılgısı, olayın gerçek akışı yerine gözlemcinin algısına odaklanmasından ileri gelmektedir.

Işık kinematiğinde özel görelilik teorisi yerine geçecek LCS (Light Coordinate System) yönteminde fotonun kaynağı ile hareket ilişkisi klasik fizik kuralları ile analiz edilebilir (üst sınır 2c olarak). Kareköklü denklemlere/işlemlere gerek yoktur, çok basittir; ortaokul aritmetiği yeterlidir. Örneği "Tek yönlü ışık hızı ölçümü" çalışmamda görülebilir. Ortak işlem çerçevesi kullanılması bilimde altın standarttır ve üstünlüğü/kolaylaştırıcılığı bu analizde bir kez daha kanıtlanmaktadır.

Link (Türkçe): https://vixra.org/pdf/2006.0223v1.pdf

E = mc2 bağıntısı ile özel göreliliğin doğrudan bir ilgisi yok (makalelerinin aynı sene yayınlanması dışında). "Enerji büyüklüğü, madde kütlesinin miktarı ve ışık hızının karesi ile doğru orantılıdır"ı ifade eder. Sembolik/soyut matematik benzeri bir ifadedir; sezgiseldir. Fizik olgu ve olaylarına ilişkin deney gözlemleri eşliğinde formül çıkarımı süreci uygulanarak elde edilmiş bir denklem değildir. Özel görelilik teorisinin çürütülmesinden etkilenmez.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 03, 2020, 01:55:31 ÖS
O zaman 'zamanın yavaşlaması', 'uzunlukların kısalması' gibi şeyler de öngörmüyorsunuz.

Ortak referans çerçevesi, eter gibi bir doku varsayıyor olmalı. Yani aslında herşey hareket etmeyen ama titreşen etere göre gibi birşey. Şeylerin hızını 'mecburen' başka birşeye göre ölçme zorunluluğu ortadan kalkıyor gibi. Tüm hızlar aslında etere (siz LCS diyorsunuz) göre. Yani birşeyin 'kendinde hızı' ölçülebilir, illa başka bir 'şeye' göre olmak zorunda değil gibi bir durum.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 03, 2020, 04:45:51 ÖS
1- O zaman 'zamanın yavaşlaması', 'uzunlukların kısalması' gibi şeyler de öngörmüyorsunuz.

2- Ortak referans çerçevesi, eter gibi bir doku varsayıyor olmalı. Yani aslında herşey hareket etmeyen ama titreşen etere göre gibi birşey. Şeylerin hızını 'mecburen' başka birşeye göre ölçme zorunluluğu ortadan kalkıyor gibi. Tüm hızlar aslında etere (siz LCS diyorsunuz) göre. Yani birşeyin 'kendinde hızı' ölçülebilir, illa başka bir 'şeye' göre olmak zorunda değil gibi bir durum.

1- Evet, özel görelilik teorisinin iddia ettiği türde zaman yavaşlaması yok. Son verdiğim linkteki şekil 1 ve şekil 2 de teorinin yanılgısı net olarak idrak edilebilir. Dış gözlemci olan biteni, K' rölatif sistemdeki deneycinin yanılgısını net olarak görebiliyor.

Fakat, teorinin öngörmediği türde zaman yavaşlaması ve ilave olarak zaman hızlanması söz konusudur. Daha önce de açıklamıştım: Gözlemci kendisine hızla yaklaşan bir saatin temposunun hızlı olduğunu görür. Aksine durumda hızla uzaklaşan saatin temposunun yavaşladığını görür (Bütün saatler normal/nizami temposunda çalıştığı halde). Farklı algı görsel yanılgıdan ibarettir.

Benim ışık kinematiğimde uzunluk boyutu kısalması hiç yok. Zaten, bir fotonun gideceği yolu kısaltması kadar saçma bir şey olamaz. Einstein bu yalın anlatımı okuyucuların mantığından gizlemek için ışık kaynağını tren içinde düşünsel deney tasarlamıştır. Böylece, tren v hızıyla giderken boyu kısalıyor; dolaylı olarak ışığın kateettiği yol miktarı da kısalıyor "beyin tamamlaması" uyguluyoruz. İyi de uzayda bir yıldızdan salınan foton, nasıl henüz gitmediği yolu kısaltacak? İnsanlar bu oyunlara nasıl/neden düşüyorlar? Bilişsel özgüven çok önemli.

2- Kerteriz ihtiyacımızın mutlaka maddi bir cisim ya da eter olarak adlandırılan şey ile giderilmesi gerekmiyor diyorum. Uzay boşluğu ya da LCS tamamen vakum halinde veya değil, mümkün olan en dış ve evrendeki her şeyi kapsaması halinde ortak işlem çerçevesi olabilir. Bir A4 kağıt yüzeyi teorik analizler için bu anlamda işlevseldir. Eter hipotezi bana yabancı.

Mevcut ölçüm düzeneği (Aynalı gidiş dönüş izleği, sürekli foton akımı vb) ışığın kaynağına göre olan bağıl hızını değil, yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçebilmektedir. Her yön ve doğrultuda sonucun aynı çıkması bu tanımı da destekler. Lorentz, Poincaré, Einstein ve teoriyi okumakla yetinenler ölçülen hızı, -mekanikteki alışkanlıkla- kaynağından uzaklaşma hızı olarak tanımlayıp kullanmaktadırlar. Bu mantık, kaynağın -fotonu saldıktan sonra- değişik yönlere gidiş özgürlüğünü ihlal etmektedir. Einstein bunu düz okuyanların mantığından gizlemek için özne olarak "foton" yerine süreklilik anlamı içeren "ışık" sözcüğünü kullanmayı tercih etmiştir.

Evet dediğiniz gibi ışığın kendi hızını ölçebiliyoruz. Deneylerde sonucu başlangıç niyeti doğrultusunda yorumlamak yaygın bir insani eğilimdir. Ölçümde başlangıç niyetimiz, ışığın evrensel hızını ölçmek olsaydı, sonucu bu tanımda etiketleyecektik. Yeni nesil bilim adamlarının bu nüansları ayırd edeceklerini ümit edelim.

Einstein'ı  özel Görelilik teorisine motive eden Fitzgerald büzülüşünü kanıtlamak istemesiydi; çünkü döneminde Fiztgerald büzülüşünü ispat edecek bir deney bulanın Nobel alacağı genç fizikçiler arasında gündemdeydi. Einstein teorisinin giriş kısmında ışığın yayılımı için eter hipotezini reddederek ve Maxwell tanımını onaylayarak başlamış; teorisini eter hipotezini ihya eden çıkarım ve hükümlerle neticelendirmiştir.

Uzay zaman karmaşası dediğimiz olgu (Aynı kadraj içinde gördüğümüz gök cisimlerinin her biri eşzamandaki halinden farklı bir yaşında ve konumundadır) nun sebebi her birinin bize uzaklığının farklı olması ve ışık hızının sonlu/sınırlı olmasıdır.

Benim kozmolojik analizimin ana teması: En az reddedilen "düzgün genişleyen evren" teorisi dikkate alınırsa evrenin mutlak formu eşzamanlı halde küresel yüzey olmalıdır. Sürekli genişleyen bu küresel yüzey üzerinde bulunan bir gözlemci, ışık hızının sınırlı olması sebebiyle küre yerine deforme bir yapı görecektir. Analitik veya grafik çözümde bu deforme yapı  DAMLA formu olarak çıkmaktadır. Evrenin çeşitli yaşları için bu damla formundan teorik olarak deforme astronomik değişkenler hesabedilip, mevcut fiili gözlem verileri ile örtüşenleri evrenin güncel yaşını verecektir (19.28 milyar yıl). Bu çalışma, 80 ile 50 arasında değişen Hubble sabiti farklılığının sebebini net olarak ortaya koyarak model tutarlılığını da kanıtlamaktadır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Ekim 03, 2020, 07:00:43 ÖS
"özel görelilik teorisinin iddia ettiği türde zaman yavaşlaması yok." demek, ışık hızının tüm gözlemcilere göre sabit değil demekle aynı. Bu durumda, nedensellik ilkesi de ihlal ediliyor ve sonuç, nedenden önce gelmesi gibi garip durumlar ortaya çıkar.

Buna göre, önce evdeki ışık yanar, sonra biz ışık düğmesini açarız. 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 03, 2020, 07:35:33 ÖS
"özel görelilik teorisinin iddia ettiği türde zaman yavaşlaması yok." demek, ışık hızının tüm gözlemcilere göre sabit değil demekle aynı. Bu durumda, nedensellik ilkesi de ihlal ediliyor ve sonuç, nedenden önce gelmesi gibi garip durumlar ortaya çıkar.

Buna göre, önce evdeki ışık yanar, sonra biz ışık düğmesini açarız.

Anlayamadım; açar mısınız?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Ekim 03, 2020, 08:53:30 ÖS
ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİNİN İDDİA ETTİĞİ TÜRDE ZAMAN YAVAŞLAMASI YOK.  demek, “ışıktan hızlı gitmek zamanda geriye gitmek ve aynı zamanda uzayda her yeri aynı anda kaplamak demektir!  Peki siz her yeri aydınlık gördünüz mü? Fotonlar ışıktan hızlı gitseydi, 1 numaralı çelişki bir yana, uzayda her yeri aynı anda kaplardı. Bu durumda her yer aydınlık olurdu. Yok böyle bir şey.

Işıktan hızlı gitseydiniz sebepler sonuçlardan önce gelirdi; çünkü zamanda geçmişe giderdiniz; yani siz daha lambayı yakmadan önce lambayı yakmış olurdunuz ki bu da bir paradokstur. Neden derseniz: Işık hızı aslında ışık hızı değildir ki! Işık hızı evrende nedenselliğin hızıdır. Nedenlerin sonuçlara yol açma hızıdır. Nitekim elektromanyetik kuvvet gibi fizik kuvvetleri boşlukta ışık hızında gider.”  Tırnak içindeki yazı, https://khosann.com/neden-isiktan-hizli-gidemeyiz/ alınmıştır.

Konu ile ilgili diğer alıntımda ise, "Bütün bunlara ek olarak Özel Görelilik Kuramı uzay ve zamanın bir bütün olduğunu öne sürüyor. Bir olayı anlatırken nerede ve ne zaman meydana geldiğini belirtmek zorundayız. Ayrıca bu kuramdan dolaylı olarak elde ettiğimiz başka sonuçlar da var. Bunlardan biri kütle ve enerji arasındaki ilişkidir. Enerjisi artan bir cismin kütlesi de artar. Nedensellik ilkesi de kuramın öngördüğü ilkelerden biridir. Bu ilkeye göre neden sonuçtan önce gerçekleşmelidir tıpkı topu atmadan camın kırılamaması gibi. Eğer ışık hızının üstüne çıkılabilirse doğanın kanunlarının da yıkılabileceğini ve sonucun nedenden önce gerçekleşebileceğini ve böyle bir şeyin mümkün olamayacağını göz önünde bulundurursak “ışık hızı evrendeki hız limitidir ve aşılamaz” demek yerinde olacaktır." denilerek özel görelilik, ışık hızı ve nedensellik arasında korelasyon kurulmuştur.  Tırnak içindeki yazı, https://www.kozmikanafor.com/einsteinin-gorelilik-kurami-izafiyet/ alınmıştır.

Yukarıda da alıntı yapılan şahıslarında açıkladığı üzere gözlemcinin hızına göre zaman yavaşlaması olmasaydı, gözlemcinin hızının ışık hızına eklenmesi veya çıkarılması gerekirdir.

Öte yandan, Özel Görelilik Teorisi'nin Sonuçları,
“Uzay ve zaman, birbirlerinden ayrı olarak ele alınamaz. Uzay - zaman bir bütündür ve her cisim uzay - zamanda ışık hızında hareket eder. Bu nedenle uzayda hareket eden bir cisim, zamanda daha yavaş hareket eder.

B gözlemcisi, A gözlemcisine göre sabit bir hızda gidiyorsa A gözlemcisine göre B gözlemcisi için zaman daha yavaş geçiyordur. Fakat B gözlemcisine göre kendisi için değil A gözlemcisi için zaman daha yavaş geçiyordur.

Eş zamanlılık, gözlemciler arasında farklılık gösterebilir. Bir gözlemci için aynı anda gerçekleşen bir olay, başka bir gözlemci için aynı anda gerçekleşmeyebilir.

Belli bir gözlemciye göre sabit hızda giden cismin gittiği yön doğrultusunda boyu kısalır.

Kütleli cisimleri ışık hızına çıkartmak için sonsuz momentum ve enerji gerektirdiğinden asla ışık hızına ulaşamazlar. Kütlesiz cisimler ise ışık hızında gitmek zorundadırlar.

Bir cisme durağan haldeyken (bir hıza sahip değilken) enerji verirsek ışık hızının karesine bölünmüş hali kadar kütlesi artar (E=mc2E=mc^2E=mc2 ).” Gibidir.

Şayet bunlardan herhangi bir yanlışsa, nedensellik ilkesi bozulur, evren kendi üzerine çökerdi.

Son tırnak içindeki alıntı https://evrimagaci.org/ozel-gorelilik-teorisi-nedir-ozel-izafiyet-gorecelik-kurami-bize-ne-ogretir-4556#:~:text=%C3%96zel%20G%C3%B6relilik%20Teorisi'nin%20Sonu%C3%A7lar%C4%B1&text=Uzay%20ve%20zaman%2C%20birbirlerinden%20ayr%C4%B1,zamanda%20daha%20yava%C5%9F%20hareket%20eder.&text=K%C3%BCtlesiz%20cisimler%20ise%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%20h%C4%B1z%C4%B1nda%20gitmek%20zorundad%C4%B1rlar. Linkine aittir.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 04, 2020, 01:16:30 ÖÖ
Ben şöyle algılıyorum. Aslında E=mc^2 konuyla ilgili gözükmemesine rağmen bence ilgili olmasının sebebi de bu.

Bu formül maddenin enerjiye ve enerjinin maddeye dönüşümünün bir sınır hız (ışık hızı) üzerinden olduğunu söylüyor. Yani madde ışık hızına kadar hızlanırken bir noktada artık madde olarak kalamaz. Madde olarak kalırsa da hızlanamaz.

Siz bu geçiş bir anda, keskin bir şekilde olabilir gibi varsayıyorsunuz. Yani ışık hızına kadar herşey düzgün gider ve cisim eşit miktarlarda kuvvet ile eşit miktarlarda ivme kazanır. Çünkü sanırım kütle artışı da öngörmüyorsunuz.

Ama ışık hızına gelince pat diye aşılamaz bir duvara çarpar. Peki neden?

Yani böyle bir sınır hız varsa, bunun bulunması/anlaşılması zaten bütün olası denklem ve senaryo değişikliklerini davet etmiyor mu?

Kareköklü formüller sadece olayın yumuşak şekilde gerçekleşmesi için gerekli matematiği içeriyorlar. Sizin varsayımınızda olay pürüzsüz/yumuşak bir şekilde gerçekleşmiyor. Bir parçayı ışık hızına yaklaştırdıkça giderek daha fazla enerji gerekmiyor, sadece son anda, pat diye (alakasız bir şekilde) artık ne kadar enerji verseniz de, ne oluyor, hızlanamıyor mu? Neden böyle olsun ki?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 04, 2020, 11:06:35 ÖÖ
"özel görelilik teorisinin iddia ettiği türde zaman yavaşlaması yok." demek, ışık hızının tüm gözlemcilere göre sabit değil demekle aynı. Bu durumda, nedensellik ilkesi de ihlal ediliyor ve sonuç, nedenden önce gelmesi gibi garip durumlar ortaya çıkar.

Buna göre, önce evdeki ışık yanar, sonra biz ışık düğmesini açarız.

Teknik içerikli karşı çıkmalara memnun oluyorum. Bir defa ilgiyi işaret ediyor ve diğer izleyenlerin aklından geçenlere tercüman oluyor ve bana yönelik "meydanı boş buldu" ya da " Einstein'ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği" kanaatlerinin irdelenmesine yardımcı olacaktır diye umuyorum. Genelde özel görelilik teorisine karşı çıkanlar "bağcı dövme" tutumu ile karşılaşırlar.

Diğer taraftan ortaya koyduğunuz nedensellik ilkesinin ihlali kanaati, düşünsel referanslarımız uzantısında ilk yaklaşımda çoğu kişide oluşur. Böyle olmadığını adım adım saniye saniye süreci izleyerek gösterme fırsatı için de teşekkürler.

Bu sürecin özdeki teması, Komiser Columbo,  Monk/Galip Dervişvb.  dizilerinde de işlenir. başlangıçta tüm deliller bir zanlıyı işaret eder ve dosya kapatılacakken, dizi baş rolündeki karakter bir minik ipucunun izini sürerek asıl ve karmaşık ilişkiler ağını (az faktörlü çabuk analiz yerine gerek ve yeter sayıda faktör ile analiz eşliğinde isabetli sonuç) çözümler.

Columbo veya Galip Derviş analiz yöntemi, değerli uğraşımız olan felsefi arayışımıza örnek olmalı kanaatimi yineliyorum.

Çözümlemeyi sunacağım.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 04, 2020, 11:24:52 ÖÖ


Siz bu geçiş bir anda, keskin bir şekilde olabilir gibi varsayıyorsunuz. Yani ışık hızına kadar herşey düzgün gider ve cisim eşit miktarlarda kuvvet ile eşit miktarlarda ivme kazanır. Çünkü sanırım kütle artışı da öngörmüyorsunuz.

Kareköklü formüller sadece olayın yumuşak şekilde gerçekleşmesi için gerekli matematiği içeriyorlar. Sizin varsayımınızda olay pürüzsüz/yumuşak bir şekilde gerçekleşmiyor. Bir parçayı ışık hızına yaklaştırdıkça giderek daha fazla enerji gerekmiyor, sadece son anda, pat diye (alakasız bir şekilde) artık ne kadar enerji verseniz de, ne oluyor, hızlanamıyor mu? Neden böyle olsun ki?



 Kütlenin enerjiye ve enerjinin kütleye dönüşümünde mental olarak bir sıkıntı içinde değilim. Başlangıçta saf enerji vardı. Soğuyup "kütle + enerji" kompozisyonuna (içinde olduğumuz mevcut durum)dönüştü ve toplam entropinin sürekli artışı saptaması evrenin ısıl ölüme doğru evrildiğini sezdiriyor.

Bence, karaköklü denklemlere fazla takılmayalım. Bu Lorentz'in matematiksel denklemleri, K' rölatif sistemindeki deneycinin kendi evrensel hareketinin farkında olmaması sebebiyle fotonun (c sabit hızıyla) T2 - T1 sürede OB yolu yerine AB yolunu katettiğini sanması  uzantısında  çıkarılan bağıntılardır. Dış gözlemci (bizler) yanılgının farkındayız. Bu denklemlerin saçmalığını idrak edebiliriz. Ha, Lorentz bir bilim adamı olarak bu yanılgıyı görememiş mi? Lorentz ve Einstein K' rölatif  sistemdeki adamın ışık hızını ölçtüğünde c değeri tespitine odaklanmışlar. Eğer, ölçülen bu değerini, ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak etiketlemek yerine ışığın evrensel ölçekteki, yani uzay boşluğuna göre olan hızı olarak tanımlayabilselerdi (ki asıl gerçek budur) analizlerine devam etmelerine gerek kalmayacaktı ve kareköklü ifadeler ortaya çıkmayacaktı.

(https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Ekim 04, 2020, 01:53:38 ÖS
"gözlemcinin hızına göre zaman yavaşlaması olmasaydı, gözlemcinin hızının ışık hızına eklenmesi veya çıkarılması gerekir." cümlesine cevap alamamakla birlikte, sayın Özgen beye nazik bir üslupla verdiği cevaplar için çok teşekkür ederim.

Bu başlık altın son iletim bu olacak, herkese saygı ve sevgiler...




Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 04, 2020, 04:19:23 ÖS
ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİNİN İDDİA ETTİĞİ TÜRDE ZAMAN YAVAŞLAMASI YOK.  demek, “ışıktan hızlı gitmek zamanda geriye gitmek ve aynı zamanda uzayda her yeri aynı anda kaplamak demektir!  Peki siz her yeri aydınlık gördünüz mü? Fotonlar ışıktan hızlı gitseydi, 1 numaralı çelişki bir yana, uzayda her yeri aynı anda kaplardı. Bu durumda her yer aydınlık olurdu. Yok böyle bir şey.

Işıktan hızlı gitseydiniz sebepler sonuçlardan önce gelirdi; çünkü zamanda geçmişe giderdiniz; yani siz daha lambayı yakmadan önce lambayı yakmış olurdunuz ki bu da bir paradokstur. Neden derseniz: Işık hızı aslında ışık hızı değildir ki! Işık hızı evrende nedenselliğin hızıdır. Nedenlerin sonuçlara yol açma hızıdır. Nitekim elektromanyetik kuvvet gibi fizik kuvvetleri boşlukta ışık hızında gider.”  Tırnak içindeki yazı, https://khosann.com/neden-isiktan-hizli-gidemeyiz/ alınmıştır.

 Ara mesafenin c +/- VU hızıyla değişeceği ifadem, "ışığınkinden daha büyük hız olamaz" kabulüne takıldığını anlıyorum.

Aşağıdaki şekilde olayın iç yüzü net olarak görülecektir. Işıktan hızlı hareket etmek söz konusu değildir.

(https://i.hizliresim.com/r4AM53.jpg) (https://hizliresim.com/r4AM53)

(Dünyanın evrensel ölçekteki hızı % 50 c olsun. Dünya üzerindeki bir flaş çakması salındıktan 10 saniye sonra bu foton paketiyle sönük flaş arasındaki mesafe 15 c değerinde olur; yani ara mesafe 1.5 c hız değeri ile artar. Bu sonuç foton 1.5 c hızıyla yol alıyor anlamına gelmez. Dünyadan yüksek hızla (örneğin 0.70 c hızıyla) uzaklaşan bir roket olsa idi dünyadaki gözlemci bu roketin eşzamanlı halini değil, ışık hızının izin verdiği eski bir halini görebilecekti (Kitabımda bu hal saniye saniye irdelenmiştir; ihlal yok). Fakat bu da SR'nin mantığındaki zaman kısalması/yavaşlaması değildir.

Yaklaşma halinde de ara mesafe değişim hızı 1.5 c dir ve bu sonuç da foton 1.5 c hızıyla yol alıyor anlamına gelmez. 

(https://i.hizliresim.com/dqFbnr.jpg) (https://hizliresim.com/dqFbnr)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 04, 2020, 10:49:24 ÖS


Siz bu geçiş bir anda, keskin bir şekilde olabilir gibi varsayıyorsunuz. Yani ışık hızına kadar herşey düzgün gider ve cisim eşit miktarlarda kuvvet ile eşit miktarlarda ivme kazanır. Çünkü sanırım kütle artışı da öngörmüyorsunuz.

Kareköklü formüller sadece olayın yumuşak şekilde gerçekleşmesi için gerekli matematiği içeriyorlar. Sizin varsayımınızda olay pürüzsüz/yumuşak bir şekilde gerçekleşmiyor. Bir parçayı ışık hızına yaklaştırdıkça giderek daha fazla enerji gerekmiyor, sadece son anda, pat diye (alakasız bir şekilde) artık ne kadar enerji verseniz de, ne oluyor, hızlanamıyor mu? Neden böyle olsun ki?



 Kütlenin enerjiye ve enerjinin kütleye dönüşümünde mental olarak bir sıkıntı içinde değilim. Başlangıçta saf enerji vardı. Soğuyup "kütle + enerji" kompozisyonuna (içinde olduğumuz mevcut durum)dönüştü ve toplam entropinin sürekli artışı saptaması evrenin ısıl ölüme doğru evrildiğini sezdiriyor.

Bence, karaköklü denklemlere fazla takılmayalım. Bu Lorentz'in matematiksel denklemleri, K' rölatif sistemindeki deneycinin kendi evrensel hareketinin farkında olmaması sebebiyle fotonun (c sabit hızıyla) T2 - T1 sürede OB yolu yerine AB yolunu katettiğini sanması  uzantısında  çıkarılan bağıntılardır. Dış gözlemci (bizler) yanılgının farkındayız. Bu denklemlerin saçmalığını idrak edebiliriz. Ha, Lorentz bir bilim adamı olarak bu yanılgıyı görememiş mi? Lorentz ve Einstein K' rölatif  sistemdeki adamın ışık hızını ölçtüğünde c değeri tespitine odaklanmışlar. Eğer, ölçülen bu değerini, ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak etiketlemek yerine ışığın evrensel ölçekteki, yani uzay boşluğuna göre olan hızı olarak tanımlayabilselerdi (ki asıl gerçek budur) analizlerine devam etmelerine gerek kalmayacaktı ve kareköklü ifadeler ortaya çıkmayacaktı.

(https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)

Bence olaya yanlış noktadan giriyoruz. Olayın kökü kareköklü formüller değil. Olayın kökü, aşılamaz bir hız (ışık hızı).

Sizin sisteminiz aşılamaz sınır hız kavramını alıp diğer şeyleri bırakıyor. Ama o zaman bazı şeyler çok anlamlı olamıyor.

Örneğin, maddelerin ışık hızını aşamamasının anlamlı bir açıklaması var diğer sistemde. Çünkü madde hızlandıkça, aynı oranda hızlandırabilmek için giderek daha fazla enerji gerekiyor. Işık hızını aşması için ise verebileceğiniz hiçbir enerji miktarı yeterli değil. Yani olay kendi açıklamasını yapıyor.

Sizin öngördüğünüz madde ise şöyle davranıyor. Işık hızına kadar hiçbir sınır hız belirtisi vermiyor. Yani eşit kuvvete eşit oranda ivme kazanmaya devam ediyor. Ama ışık hızına gelince ne oluyor ise, ben artık daha fazlasını kaldırmayacağım diyor. Yani geçişli bir davranış göstermiyor.

Kütle artışı, zaman uzaması, uzunlukların kısalması falan (ve kareköklü formüller) hepsi, bu sabit aşılamaz sınır hız kavramından doğuyorlar. Yani asıl kök bu. Siz ise bu kökü alıyor, kabul ediyorsunuz, ama sanki havadan gelmiş veya zaten varmış gibi davranıyorsunuz.

Newton da böyle bir sınır hız kavramının farkında olsaydı olasılıkla formüllerini Einstein'ın yaptığı şekilde düzenlerdi. Çünkü maddenin davranışının bir noktaya kadar tümüyle başka, ışık hızında ise bir düğmeyi çevirmiş gibi bambaşka olması beklenemez.

Anlattığınız referans kayması olayının Einstein'ın ve diğer konuyla ilgili kişilerin o dönemde düşünmedikleri ya da düşünemeyecekleri birşey olduğunu sanmıyorum. Sizin anlattıklarınız sistemin içinde var zaten olasılıkla. Gözden kaçırılmış olduğunu sanmıyorum. Sadece siz birçok kişi gizem sevdasıyla bunları görmedi diye düşünüyorsunuz. Ama aynı körlüğü anti gizem sevdasıyla siz yaşıyor da olabilirsiniz (mesela önceki mesajıma, sanki bahsettiğim şey sadece kareköklü formüllermiş gibi davranmışsınız). Yani birşey gizemli olacak diye zorlamaya gerek yok, ama gizemli olmayacak diye de zorlamaya gerek yok. Evren gizemli bir yer de olabilir. Böyle bir olasılık da var.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 05, 2020, 05:43:57 ÖS
 Evrende kuvvet uygulanarak hızı ışık hızına yükseltilmiş bir cisim olduğunu sanmıyorum. Ancak, bilimde limit durumların analiz edilmesi olayın netleşmesine yardımcı olur. Bu anlamda sorunuzu ciddi ve önemli buluyorum. Ne var ki ben bir maddenin kuvvet uygulanarak hız kazandırılması olayı ile ilgilenmedim. Özel görelilik teorisinde zaten oluşmuş bulunan foton ile kaynağının hareket ilişkisi analiz edilir ve benim vardığım sonuç "itibari görelilik" ekseninde hız üst limiti 2.c olduğundan c hız limiti ile fazla ilgilenmedim. Aslında zaten ışık halindeki fotonu özne olarak kullanıyorum. İrdelemenizden LCS yöntemi etkilenmez.

Özde bağıl hızlar için ışık hızı c değerini üst limit olarak kabul ediyorum. Tahminim, çok yüksek hızlarda madde önce buharlaşıp plazmaya dönüşür; sonrada ışık oluşur diyebiliriz. Bu noktada özel görelilik teorisi öngörüsü olan kütlenin sonsuz değere çıkmasına itiraz etmiş oluyorum. Çünkü, hem ışık olsun, hem kütle sonsuz olsun bu mantıklı değil.

 
 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 06, 2020, 09:53:20 ÖS
Evet kuvvet uygulayarak ışık hızına çıkılamayacağını zaten formül de söylüyor. Ama o noktaya kadar ki geçişkenliğini de koruyor.

Birbirine zıt yönde hareket eden 2 foton, görelilik ortaya konduğunda düşünülemeyecek bir ayrıntı değil. Bence sistem sizin kafanızda kurguladığınız tarzda ortaya konmuş ve işliyor zaten. Yani birşey en fazla c hızında (kendinde hız olarak) olabilir. Zaten "foton salındığı ortamın hızından etkilenmez" denerek bu durum ortaya konmuş oluyor kanımca.

Görelilik deyince aslında biz çoğunlukla 'iki şeyin birbirine göre hızı' olayına daha çok odaklanıyoruz/odaklandık belki. Aslında göreli olan durum ondan çok, 'kütle ve uzunluğun aslında hıza göre olması' diye düşünülmeli belki de. Yani sistemin getirdiği asıl şey bu, olasılıkla. Yoksa iki cismin birbirine göre, göreli hızları olması eskiden beri var olan bir kavram.

Çok yüksek hızda madde önce buharlaşıp plazmaya dönüşür diye tahmin ediyorsunuz ya, işte bence burada bir zorlanma var, maddenin yıpranması var. Yani hızını 5 m/s'den 10 m/s'ye çıkaracak kuvvet miktarı ile, c-100 m/s'den, c-95 m/s'ye çıkaracak kuvvet (dikkat ederseniz c'ye değecek kadar yaklaşmamaya çalıştım örnekte, yani c'nin biraz altında kalıyorum) miktarının aynı olması da çok mantıklı değil. Çünkü o hıza kadar maddeyi, süreklilik içerisinde tereyağından kıl çeker gibi, zorlukla karşılamadan çıkarabilmemiz de çok mantıklı değil.

Ayrıca uzay boşluğunda gidiyorsa bu cisim, sürtünme/direnç yaratacak birşey yoksa, buharlaşması ve plazmaya dönüşmesi için de bir sebep yok.

Işık zaten kütlesi olan birşey değil. Fotonun durağan kütlesi sıfır. Ve kuvvet parçacıkları yer kaplamıyor, örneğin ışık odaklanabiliyor. Ama madde parçaları yer kaplıyor.

Başlık: Ynt: CERN
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 08, 2020, 12:40:45 ÖS


Görelilik deyince aslında biz çoğunlukla 'iki şeyin birbirine göre hızı' olayına daha çok odaklanıyoruz/odaklandık belki. Aslında göreli olan durum ondan çok, 'kütle ve uzunluğun aslında hıza göre olması' diye düşünülmeli belki de. Yani sistemin getirdiği asıl şey bu, olasılıkla. Yoksa iki cismin birbirine göre, göreli hızları olması eskiden beri var olan bir kavram.

 

CERN hızlandırıcısında atom altı parçacıklar ışık hızının yüksek kesirlerinde hızlandırılıyorlar.

https://khosann.com/cern-parcacik-hizlandiricisi-10-kat-hizli-calisacak/

Bu linkte protonların ışık hızının % 99, 999991 u oranında hızlandırıldıkları yazıyor?**?


Özel görelilik teorisi, bağıllık kavramının teknik açılımını dikkate almadan ve dolayısıyla ışığın/fotonun kaynağı ile olan hareket ilişkisinin -bağıllık çeşitlerinden hangisine uyduğunu irdelemeden yüzeysel yaklaşımla- "özde bağıl" kategorisinde kabul ederek analiz yapmıştır (Batı dillerinde yalnızca "relativity" sözcüğünün kullanılması bu tutuma sebep olmuş olabilir mi?) Altın standart olan ortak işlem çerçevesi yerine bir de görelilik hesap yöntemi kullanılınca asıl gerçek gizlenmiş olabiliyor.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 09, 2020, 12:50:48 ÖS
Protonların ışığın %99.999991'i kadar hızlandırılabilmelerinde bir sorun yok ki. Hala ışık hızının altında.

Aslında hızlandırıcı örneği konuyu aydınlatma potansiyeline de sahip sanırım. Eğer bir maddeyi ışık hızına çıkarana kadar giderek daha fazla enerji gerekmeseydi, yani sizin söylediğiniz gibi hep aynı miktarda enerji gerekseydi; hızlandırıcılarda kullanılan devasa büyük enerji miktarları da gerekmeyecekti.

Başlık: Ynt: Dumanlı sis
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 13, 2020, 10:55:13 ÖÖ
DUMANLI SİS

Londra'da kışın kömür yakıldığı dönemde hava kirliliği zirve yaptığında toplu kuş ölümleri görülmüştü. Dumanlı hava sis ile birleştiğinde sülfürlü gazlar sülfürik asite dönüşerek daha etkili/tehlikeli oluyordu. O zamana kadar duman için "smoke" ve sis için "Fog" sözcüklerini kullanan ingilizler dumanlı sis için "smog" sözcüğünü icat ettiler.

İngilizce de hemen her fark/nüans için yeni bir kelime sözlüklerde yer alır. Fakat bağıllık/görelilik/izafiyet için tek sözcük vardır: Relativity. Yani, bağıllık çeşitleri için farklı bir kelime/kavram yok.

Özellikle korteks ağırlıklı zihinsel etkinliklerde dil ve kısıtlamaları düşünceyi etkilemektedir. Alt beyin eşliğinde yürütülen düşüncelerde sözcükler fazla yer almaz; alegorik olarak oluşur. Kuşkusuz içselleştirme dediğimiz anlama da altbeyin ağırlıklıdır.

Özel görelilik teorisi, dil kısıtlaması ve yüzeysel korteks ağırlıklı düşüncenin ürünü olabilir mi? Çoğunluğun teoriyi benimsemesi korteks ağırlıklı düşüncenin yaygınlığı konusunda bir gösterge olabilir mi?

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 13, 2020, 11:07:45 ÖS
(https://i.hizliresim.com/72wLkj.jpg) (https://hizliresim.com/72wLkj)

SR mentalitesi

Sol şekilde tren sabit dururken foton, tavan ve taban arasındaki aynalar arasında düşey olarak gidip gelir.

Sağ üst şekilde tren v sabit hızıyla +x yönünde gitmektedir. Tren tabanından çıkan foton, düşeydeki karşılığı olan noktaya değil, farklı bir noktaya ulaşır. Dik üçgen bağıntılarından:

(v.t')2  + (c.t)2  = (c.t')2  buradan Lorentz dönüşümündeki t ve t' ilişkisi elde edilir:

 t' = t  / (1 - v2 /c2)1/2

Şimdi buradaki hileyi açıklayalım: Işık deneylerinde ışığa doğrultu vermek için delikli plaka filtre kullanılır. Hareketli tren analizinde bu delikli plaka gereği ihmal edilip/saklanıp okuyucunun yüzeysel olan algısı manüple edliliyor.

Deney analizine delikli plakayı dahil ettiğimizde sağ alt şekildeki gibi T anında salınan fotonun izleği merdiven basamakları gibi olur ve ve merdivenin rıht yükseklikleri, tren durur haldeki gibi vagon yüksekliği veya ct değerinde olur. Yani zaman yavaşlaması kanaati bir illüzyondan ibarettir.

Bu analizin bir adım ötesi daha var: LCS (Işık koordinat sistemi) yöntemi yorumu.

sürecek...

Yüzeysel algıdan asıl gerçeğe : SEZGİDEN BİLGİYE

Doğa olgu ve olaylarından, mekanizmalarını teknik özlerini kolaylıkla sunmayanlar vardır. İnsani akıl mevcut birikim ve yetenekleriyle zorlanarak çözmeye çalışır.

Bu çözüm süreci "sezgiden bilgiye" olarak özetlenebilir.

Özel görelilik teorisi için bu süreç şöyle örneklenebilir:

1- Tren vagonu içinde durur halde düşey olarak gidip gelen ve trenin hareketi halinde diyagonal olarak gidip gelen foton analizinden Lorentz zaman yavaşlaması bağlantısı çıkarımı yapıldı. Doğanın bir sırrını ortaya çıkardık duygulanımı yüz yılı aşkın bir süre ortamlara egemen oldu. Bu ışık kinematiği için bir ilk yaklaşımdı.

2- Yöntem bilimi gereği ışığa delikli plaka filtre ile doğrultu vermeyi akıl ettiğimizde fotonların merdiven rıhtları (minik adımların integrali) gibi hareketinde toplam yolunun vagon yüksekliğine eşit olacağını keşfettik. Yani bir adım ileri/incelikli analiz, ilk kanaatimizi doğrulamadı.

3- Bu defa Galilei Galileo olayından edindiğimiz deneyim (yerel rölatif nesneden referans nesneye bakışın hatalı algıya neden olması) ile ışık hareketini dikkate alıp ışığı referans* aldığımızda olayı daha isabetli olarak çözümledik (aşağıdaki şekil):

(https://i.hizliresim.com/o6qaBG.jpg) (https://hizliresim.com/o6qaBG)



Bu şekilde fotonun salınma noktası uzay boşluğunda işaretlenmekte ve foton o noktadan itibaren aynı doğrultuda gitmektedir; vagon da kendi hareketini sürdürür. Olan biten bundan ibarettir.

Yerellik etkisiyle ve yüzeysel algıda -vagonu referans çerçeve yaptığımızda- fotonun tavanda ulaştığı nokta ile çıktığı noktayı zihnimiz birleştiriveriyor ve bu diyagonal yolun uzadığını gerçek sanıp fantastik çıkarımlar yapabiliyoruz.

4- Bir adım daha var. Onu yedekte tutuyorum.

İşte, hep söylediğim şey: Özel görelilik teorisini gerek ve yeter ölçekte çözümlemek konusundaki başarımız kadar başarılı olabiliriz felsefede de.

*  Sn. oe, felsefeekibi sitesinde ışığın durur hali seçeneğini işaret etmiş ve Sn. Haber de olumlamıştı. Sunduğum şekil, bu sezginin uygulama örneklemesidir.

Şu tren deneyi sebebi ile mi bu şekilde düşünüyorsunuz?

Merak ettiğim birşey var. Bu tren deneyi fiziksel olarak gerçekten yapılmış mı? Yoksa zihinsel bir deney mi?

Öte yandan ben size deney yapılmadan dahi, sonuçların kareköklü formüllerdeki gibi olacağını söyleyebilirim. Çünkü hızlara bir üst limit getirildiğinde formülasyon otomatik olarak o formüllere dönüşür. Hız zaten konum (uzunluk) ve zamanı ilişkilendiren birşey. Yani olayın geçişliliğini korumak için uzunluk ve zaman doğrudan etkilenir ve kareköklü formüllere dönüşür. Enerji de aynı şekilde. Dolayısı ile kütle de etkilenir. Yani hepsinin etkilenme sebebi aslında 'üst sınır hız' kavramı. Ve bu hıza yaklaşırkenki formüllerin geçişkenliğini koruması. Başka bir sebep yok.

Hızlandırıcılardaki enerji olayında, ışık hızına yaklaştıkça giderek daha fazla enerji gerektiği ortaya çıktığına göre, ki bunu formüllerde olması gereken enerji miktarına göre test etmişlerdir, demek ki formüller doğru.

O halde referanslar ile ilgili nüfuz edemediğimiz veya yanlış anlaşılan birşey olmalı. Yani sonucun doğru olduğu, ama konunun ortalarında birşeyleri anlamadığımız veya yanlış değerlendirdiğimiz birşeyler olmalı.

Başlık: Ynt: Delikli plaka önemli
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 14, 2020, 10:35:22 ÖÖ
Delikli plaka filtre önemli

Tamamen düşünce deneyleridir. Einstein tren-peron örneklemesini kullanmıştır.

Bu tren deneylerinde delikli plaka filtre ile ışığa doğrultu verilmesi önemlidir. Bu ihmal edildiğinde ya da kasıtlı olarak işleme dahil edilmediğinde hipotez ya da iddia beyin yıkama niyetli olur. Aslında ışık, doğal halinde kaynağından itibaren her yöne gider. Diğer yönlere gidenlerin -teoriye göre- farklı zaman bozulma oranları teoriyi çürütmesine rağmen, düz okuma  modunda bu olasılık gözardı edilir. Bu tür yüzeysel yaklaşımlar değerli felsefe uğraşı için işlevsel olmayacaktır.

Benim özel görelilik teorisi ile ilgili serüvenim daha önce bir kozmolojik analizi gerçekleştirmiş olmam vesilesiyledir. Bu kozmolojik analiz, uzay boşluğunu ya da LCS yi ortak işlem çerçevesi olarak kullanır.

Mümkün olan en dış çerçeve referans alındığında büyük resim üzerinden evrenin hareket analizi yapılabiliyor. Kağıt yüzeyi, bu analiz için işlevsel oluyor.

Evrensel bir gerçeklik olan ışığın hareket analizleri için yerel ortamı referans çerçeve yapan anlayış köhnedir, geleneksel alışkanlıkların uzantısıdır.

c değeri evrenseldir, ışık kaynağının/trenin v değeri yereldir; bu ikisinin aynı formülde kullanılması yöntem bilimine aykırıdır.

Bağıllık/görelilik çeşitleri ve teknik içerikleri içselleştirildiğinde yalnızca bu nedenle özel görelilik teorisinin içinin boş olduğu idrak edilebilir. Bu can alıcı nokta -anlaşılması zor olmayan- insani bilişsel yetenekler kapsamında olan bir konudur.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 14, 2020, 10:56:35 ÖÖ
İsterseniz sorular üzerinden giderek anlamaya çalışalım.

Siz ışığın hızının onun kaynağının hızından bağımsız olduğunu kabul ediyor musunuz?

Delikli plaka sadece ışığın çıkış noktasında var değil mi? Işığın yukarı doğru çıkması için tasarlanmış bir alet?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 14, 2020, 12:40:04 ÖS
İsterseniz sorular üzerinden giderek anlamaya çalışalım.

Siz ışığın hızının onun kaynağının hızından bağımsız olduğunu kabul ediyor musunuz?

Delikli plaka sadece ışığın çıkış noktasında var değil mi? Işığın yukarı doğru çıkması için tasarlanmış bir alet?

EVET. Işığın hızı kaynağının hızından bağımsızdır. Açalım: Durur vaziyette fırlattığımız taşın hızı Vtaş ise  koşarken fırlattığımız taşın hızı = Vtaş + koşma hızı dır. Taş ile koşan kişi arasında kütlesel ilişki var. Işık ile kaynağı arasında kütlesel bir ilişki yok. Bu sebeple foton kaynağının hızında bir ekleme almaz.

FAKAT, tam bu noktada bir yanılgıya düşmeyelim: Kaynaktan salınan fotonun hızı uzay boşluğuna göre c dir; kaynağa göre değil. Nüansı ayırd etmeye çalışalım. Bu konuda göl yüzeyi analojisi yardımcı olmaktadır. Foton salındıktan sonra kaynak bu fotonu takip etmekle yükümlü değil; kaynak istediği yönde gidebilir; hatta tamamen zıt yönde de. Futbolcu da şut attıktan sonra yeni pozisyonuna doğru gider; top ile oyuncunun ara mesafesi ilerleyen anlarda top hızı ile değişecek diye bir fizik kuralı yok. Çünkü top hızı artık saha zeminine göredir. Bu nüansı Lorentz, Poincare, Einstein ve mevcut çoğu fizikçi ayırt edememiştir. Bana göre zor değil ve herkes idrak edebilir kanaatindeyim.

Delikli plaka deney başlangıç noktasında yer almaktadır.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 14, 2020, 12:50:10 ÖS
Delikli plakanın ışığın sadece dikey yönde gitmesine izin verip, ışığın diğer kısımlarını filtrelemesinde bir sorun var mı?
Başka nasıl olabilir ki?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 14, 2020, 02:05:43 ÖS
Şöyle: Alıntıladığınız ilk şeklimde tren durur haldeki dik ışık gidiş gelişi zamanın normal temposunu (proper time) temsil ediyor. Trenin taban ve tavanı ayna kaplı olduğunda, delikli plaka kullanılmaz ise ışık kaynağından  180o e kesirlerinde çeşitli doğrultulardaki fotonların temposu da çeşitli zaman tempolarını oluşturur/temsil eder. Trenin hareketi sırasında bu değişik doğrultu ışıkları bu defa daha kısa ve daha uzun yollardan yansır; hatta bir açıdaki foton, trenin hızlı halinde düşey gidip gelme yapar ki bu hal, -teori mantalitesine göre-  zamanın hızlanması gibi yorumunu ortaya koyar. Tüm haller birlikte düşünüldüğünde zaman temposunun farklılığı söz konusu olamaz; nedenselliğe aykırıdır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 15, 2020, 01:15:30 ÖÖ
Bu düşünce deneyinin orijinal anlatımının olduğu linki verebilir misiniz?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 15, 2020, 02:15:13 ÖS
Bu düşünce deneyinin orijinal anlatımının olduğu linki verebilir misiniz?

"Google" da   "special relativity thought experiments" aramasında çok sayıda kaynak çıkmaktadır.

"Google görseller" de ararsanız şekil seçerek daha kestirme yoldan kaynak bulabilirsiniz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 15, 2020, 11:07:53 ÖS
Evet çok sayıda kaynak çıkıyor. Ama orijinal anlatım (o konuyu ilk ortaya koyanların anlatımı) olup olmadığını bilmek de zorlaşıyor. Neyse.

Ben şöyle bir sayfa buldum.
https://aether.lbl.gov/www/classes/p139/exp/experiment3.html

Başlangıç sayfası da şu;
https://aether.lbl.gov/www/classes/p139/exp/gedanken.html

----

Experiment 3: We now have the same set up except that the railroad car is now moving to the left with a velocity v.

Question: What happens?

Answer: From Mr. Einstein's perspective, the beam of light keeps going up and down between the mirrors, but from Mrs. Einstein's perspective, the light now has to travel a diagonal path from one mirror to the other. Since Mrs. Einstein still measures the speed of light as c, she is now going to observe Mr. Einstein's light clock as ticking slower than hers since the light now has a longer distance to travel. However, since Mr. Einstein still experiences his watch as being synchronized with his clock, Mrs. Einstein will see his watch slow down along with his clock!

Conclusion: If someone moves in a straight line with velocity v with respect to you, then you will observe time passing more slowly for them.

---

Şimdi burada sizin anlattığınız örnek var. Bay Einstein hareketli trende ve kendisine göre, ışık dikey hatta iki ayna arasında gidip geliyor. Kendisine göre de zaman normal hızda akıyor. Bayan Einstein ise trenin dışında sabit duruyor. Onun da yanında aynı trendeki gibi yukarı aşağı gidip gelen ışık var. 'Ona göre' bay Einstein'ın zamanı daha yavaş geçiyor, çünkü o hareketli. Ve hareketi ne kadar ışık hızına yaklaşırsa zaman kendisine göre o derecede yavaşlayacak. Peki bay Einstein bunu hissedecek mi? Hayır. Sadece geri döndüğünde anlaşılacak.

Şimdi burada ayırt etmek gereken bazı noktalar var. Daha önce sabit bir referans sistemi olabilir gibi konuşmuştuk ama görelilik bunu reddediyor. Yani diğer referans sistemlerine üstünlük sağlayan özel bir referans çerçevesi yoktur diyor. Yani LCS (sizin deyiminizle) yok diyor veya uzay dokusu. Zaten bu kavram Newton fiziğinden kalan bir kavram. Yeni bir kavram değil.

Siz farklı açılarda ışık demetleri de çıkabilirdi, o zaman 'zamanın yavaşlaması' farklı oranlarda olurdu diyorsunuz. Öncelikle bu zamanın yavaşlaması sadece dışarıdaki kişiye göre oluyor, yani herkese göre zaman yavaşlıyor diye birşey yok. Sadece 2 referans sistemini karşılaştırırken yavaşlamadan sözedebiliyoruz. Sizin söylediğiniz gibi açılı bir şekilde çıksa da ışık, sonuç değişmezdi. Öncelikle aynı noktaya geri dönemeyecekti, başka bir üçgen çıkacaktı. Işık aynı zamanda daha uzun yol almayacaktı, ışık hızı sadece y ekseninde değil x ekseninde de yol alacaktı. Başka üçgen çıkacaktı ama hesaplarda sonuç aynı olacaktı.

---

Bu arada şöyle birşey söylemek istiyorum. Aslında böyle bir teori bu noktaya kadar (100 yıldan fazla zaman geçmiş), binlerce kişi tarafından belki onlarca kez test edilmiş, denenmiş, anlaşılmış vs durumda. Tabii ki herkesin gözden kaçırabileceği şeyler olabilir (veya kaçırmak isteyeceği). Bu olasılık mevcut. Bu açıdan girişiminizi değerli buluyorum. "Herkes mutlaka denemiş/anlamıştır, ben kendim anlamasam da olur" demiyorsunuz. Bu değerli. Ve dengeli bir bakış.

Ancak bu noktaya kadar dengeli olan bakışınızı, teoriye destek olan şeyleri incelerken o kadar da göstermediğinizi düşünüyorum. Yani 'teoriye karşı' olan şeylere gösterdiğiniz ilgiyi, 'teoriyi destekleyen' şeylere de göstermediğiniz sürece, başkalarında olabileceğini düşündüğünüz 'muhtemel körlük' (ve dengesiz bakışın) sizde olabileceği izlenimi veriyorsunuz. Teoriyi destekleyen şeyler üzerine yazmamayı, konuşmamayı tercih ediyorsunuz, sanki onları gördükçe başka yöne bakmayı tercih ediyorsunuz gibi. Onları çözümlemeye, anlamaya 'aynı oranda' çalışmıyorsunuz.

Daha önce hızlandırıcılardaki durumdan 2 kez söz ettim. Birşey söylemediniz. Geçişlilik sonucu otomatik olarak kareköklü denklemlerin çıkacağını belirttim. Bunun yanısıra GPS'ler ve CRT tvler gibi şeyler de sözkonusu. Genelde bunları basit birkaç cümle ile geçiştirdiğinizi düşünüyorsunuz. Ama gerçekten doğruyu bulmak isteyen kişi, kendini destekleyen şeylerden çok, desteklemeyen şeylere özen göstermek zorundadır, diye düşünüyorum. Yoksa bu bilim değil, bir çeşit inanç olur.

Aşağıda göreliliğin günlük hayatta kullanımları yer alıyor (herbiri teorinin birer ispatı niteliğinde);
https://www.livescience.com/58245-theory-of-relativity-in-real-life.html

---

Daha önce söylediğim gibi kareköklü formüller hıza bir üst sınır getirilmesi ve geçişliliğin doğal bir sonucudur. Aynı şeyi düz sayılara yaparsanız, aynı şey onlarda da sözkonusu olur.

Mesela "en yüksek sayı 100 olabilir, daha büyük sayı olamaz" diye bir sınır getirelim.

Ondan sonra toplama işlemi 'mecburen' farklı sonuç vermeye başlayacaktır.

Örneğin 50+60=110 olamaz artık. Daha küçük birşey olmalı. 100'den küçük.

Şimdi bu 100 değeri üst sınır olduğu için, sonsuz gibi birşeye dönüşüyor sayılar için. Yani yaklaşırlar ama varamazlar.

Size göre 50+60=100 ediyor.
Ama 50+70=100 ediyor gene.
Ama 50+80=100 ediyor tekrar (iki cismin hızlarının toplanması (trenden atılan top gibi)).

Yani geçişlilik zedelendiği gibi, 'sonuçların aynılaşması' açısından da anlamsızlaşıyor. Oysa üst sınıra göre yeniden biçimlendirilmeli.

v3 = (v1+v2)/(1+(v1*v2)/c^2)          ---  (hızların toplanması formülü, göreliliğe göre)

Yani bizim örneklerimizde;

50+60 = (50+60)/(1+(50*60)/100^2)=110/1.3 = 84.615
50+70 = (50+70)/1.35 = 88.888
50+80 = (50+80)/1.4 = 92.857

Gördüğünüz gibi durumun ışıkla, zamanla, kütleyle vs ilgisi yok. Hangi konuda olursa olsun, bir üst limit koyarsanız sayılara, o zaman sayılar buna göre uyum sağlamak zorundalar. Diğer herşey zaten bunun getirisi. Hiçbir deney yapmadan da bu sonuca varılabilir.


Başlık: Ynt: Ayıplı bilim
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 16, 2020, 12:48:42 ÖS
Sn. oe,

Emeğinize çabanıza sağlık.

Özel görelilik teorisi konusunun felsefe forumu sitesinde yer alması bazılarına garip gelebilir. Ancak felsefe, içeriği sebebiyle diğer bilimler gibi disiplin ve proje sistematiği eşliğinde geliştirilmelidir vurgusunu yaşayan bir örnekle yapmış oluyorum.

Netice olarak geldiğimiz nokta: Düşünsel referansların yönetilmesinin önemi.

Okul hademesi, bir sınıfı temizlerken unutulmuş bir kitap buluyor; açık olan sayfada dünya ve ayın çember yörüngesini gösteren şekil dikkatini çekiyor. Daha sonra dünyanın da güneş etrafında döndüğü aklına geliyor ve bunu da dikkate alınca ayın yörüngesinin spiral yay gibi olması gerektiğini tespit ediyor. Okul kitabının itibarı ve yanlış bilgi sanısı, adamı heyecanlandırıyor ve etrafına yayın yapmaya başlıyor.

Ben de SR konusunda kendimi bu hademeye benzetiyorum.

Genel kanaatim, bu teorinin şovenist bir tutumla pozitif ayrımcılığa tabi tutulduğu yönünde. Hatta teoriyi onaylayan bilimsel makaleler kolay onay alıyor; bazıları akademik derece almış.

Yabancı bilim forumlardaki katılımlarımda bana karşı sunulan ve ciddi üç kanıt var:
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 16, 2020, 02:08:52 ÖS
devam ediyor:

Yabancı bilim forumlardaki katılımlarımda bana karşı sunulan ve ciddi üç kanıt var:

1- Muon ömrü: Muon ağır elektrondur. Laboratuvarda üretileni var; güneş rüzgarı ile atmosfere giren doğalı var. Bilimsel makalenin yorum bölümünde doğal muonun ömrünün hızı sebebiyle özel görelilik teorisine uygun olarak uzadığı belirtiliyor. Düz okumada aldatıcı; çünkü doğal muon hızı ile kıyas materyali olan laboratuvar muonunun hızı ışık hızının büyük kesiri olarak aynı mertebede; yani arada anlamlı bir fark yok. Ama makalede fark yerine doğrudan dünyaya göre hızını almış; hakem de gözünden kaçırmış (?). Teoriyi onaylayan efsane olarak ortada dolaşıyor. İnsanları aptal yerine koyan bir bilimsel makale.
2- Halefe - Keating deneyi:

https://www.google.com/search?q=halefe+keating&rlz=1C1SQJL_trTR835TR835&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwjLs_2J97jsAhU5BGMBHSkqBC8Q_AUoAnoECAUQBA&biw=1190&bih=635#imgrc=rkrp79Horhk5VM (https://www.google.com/search?q=halefe+keating&rlz=1C1SQJL_trTR835TR835&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwjLs_2J97jsAhU5BGMBHSkqBC8Q_AUoAnoECAUQBA&biw=1190&bih=635#imgrc=rkrp79Horhk5VM)

 Doğuya giden uçaktaki atom saati ile batıya giden uçaktaki atom saatinin farklılığını iki uçağın hız farkı ile açıklıyor. Makale,  Doğuya giden uçağın göreli hızı =  Dünya dönüş hızı + uçağın kendi hızı; Batıya giden uçağın göreli hızı = Dünya dönüş hızı - uçağın kendi hızı olduğunu iddia ederek teoriyi onaylıyor ve bu iki akademisyen bu makalenin yardımıyla profesör olmuşlar. Oysa bu uçakların hız farkı yok; olsaydı tüm uçaklar doğu rotasını tercih ederdi. Atmosfer direnci sebebiyle aksine bir miktar fark söz konusudur. İrdelemeden okursanız siz de kanıt olarak akla yatkın bulabilirsiniz.

3- GPS düzeltmesi. GPS uydularının yörüngede dönüş hızı sebebiyle özel görelilik teorisi zaman farklılığı oluşacağı ve düzeltme yapıldığı iddia edilir. Hesaplanan bu düzeltme 0.12 milimetre dir. GPS sisteminin diğer sebeplerle oluşan kabul edilebilir/izin verilen  hata miktarı ise 700 milimetredir. Yani özel görelilik düzeltmesi aldatmacadan ibaret; düz okumada olur dersiniz.

Sizin daha ciddi kanıtlarınız varsa yanıt vereyim.

Antik Mısırda Zoser basamaklı piramiti vardır. Altı basamaklı. Basamakların yaş tespiti yapılsa ve üçüncü basamak diğerlerinden önce inşa edilmiş diye bir sonuç ya da iddia olursa, işte özel görelilik teorisinin kanıtları da böyle; temeli sağlam olmayanın üst katları sağlam olmaz/olamaz.

Işık hızının aşılamayacağı konusuna takılı kalmışsınız. Tek bir cisim ışık hızını aşamaz; aynı kanaatteyim. Göreli yöntem ile de aşamaz. Yani yüksek hızla giden bir roketin üzerinden bir başka roket yüksek hızla fırlatılsa bu şekilde hızların eklenmesiyle de ışık hızını geçen bir hız temin edilemez. Doğrudan bağıllıkta üst sınır ışık hızıdır.

Fakat itibari görelilikte üst sınır 2c dir. Birbirinden uzaklaşan/yaklaşan iki cisim arasındaki mesafenin değişim hızı bu iki cismin hızları toplamıdır ve üst sınır 2c dir. Genelde, kendinizi gözlemci yerine koyarsanız bu halde de ışık hızı aşılamaz kanaati oluşur. Doğa, gözlemcinin görüş kısıtlamasını umursamaz. Bu nüansı içselleştirmek gerekir. Zor olabilir; ödül büyük.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 16, 2020, 03:50:31 ÖS
Sizin daha ciddi kanıtlarınız varsa yanıt vereyim.

Ben dikkat çekmek istediğim noktaları belirttim. Onları ciddi bulmak ya da bulmamak size kalmış. Diğer söylediklerinize de cevap vereceğim. Ancak sizce hızlandırıcılarda gereksiz yere mi çok büyük enerji miktarları kullanılıyor, veya hız vb formüllerdeki geçişlilik anlamsız mı?

Yani ne olursa kaale alabilirsiniz? Salt gerçeği bulmak/anlamak istiyorsanız, bu eleştirilerin onda biri bile anlamlıdır bence. Çözmeden içinizin rahat etmeyeceği şeylerdir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 16, 2020, 03:58:17 ÖS
Uçak deneyinde 3 tane atomik saat var. Doğu uçağı, batı uçağı ve yerde sabit duran.

Zaten yerde sabit duran atomik saatle fark oluşması sizin tezinizin yanlışlığı için yeterli. Ki oluşuyor.

Doğu uçağı, batı uçağı konusuna hiç girmesek bile durum bu. Ama girelim. Bu tip şeylerde çok çabuk yargıya varılmasa daha iyi olur diye düşünüyorum. Ben de örneğin amerika mı idi neydi bir yere uçakla gidişin 11 saat dönüşün 9 saat mi ne olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım (rakamlar ve yönler farklı olabilir ama gidiş geliş arasında fark var).

Şimdi düşünelim. Dünya ekvatorda, kendi etrafında 40000 km / 24 saat hızı ile dönüyor. Yani 1666 km/saat. Eğer o noktada dünya kendi üzerindeki hava kütlesini benzer bir hızda döndürmese idi, yani hava dünyadan bağımsız olarak asılı kalsa idi, o zaman dünya döndüğü, hava durduğu için o bölgede saatte 1666 km hızında rüzgarlar esmesi gerekirdi. Bu çok yüksek bir hız. Ve orada hiç rüzgar esmeyen zamanlar olduğunu da biliyoruz. Demek ki dünya dönerken hava kütlesini de beraberinde sürüklüyor. Bu ne demek? Bir yönde diğerine göre daha kolay uçacaksınız demek. Yani tıpkı ırmağın aktığı yönde ve aktığı yönün tersine kayıkla gitmenin farklı olması gibi.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 16, 2020, 04:01:33 ÖS
GPS olayının açıklaması da verdiğim linkte görülebilir:

"In order for your car's GPS navigation to function as accurately as it does, satellites have to take relativistic effects into account. This is because even though satellites aren't moving at anything close to the speed of light, they are still going pretty fast. The satellites are also sending signals to ground stations on Earth. These stations (and the GPS unit in your car) are all experiencing higher accelerations due to gravity than the satellites in orbit.

To get that pinpoint accuracy, the satellites use clocks that are accurate to a few billionths of a second (nanoseconds). Since each satellite is 12,600 miles (20,300 kilometers) above Earth and moves at about 6,000 miles per hour (10,000 km/h), there's a relativistic time dilation that tacks on about 4 microseconds each day. Add in the effects of gravity and the figure goes up to about 7 microseconds. That's 7,000 nanoseconds.

The difference is very real: if no relativistic effects were accounted for, a GPS unit that tells you it's a half mile (0.8 km) to the next gas station would be 5 miles (8 km) off after only one day."

Yani görelilik dikkate alınmazsa günde 8 km'lik kayma olur bir yerin belirlenmesinde.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 16, 2020, 06:25:52 ÖS
Uçak deneyinde 3 tane atomik saat var. Doğu uçağı, batı uçağı ve yerde sabit duran.

Zaten yerde sabit duran atomik saatle fark oluşması sizin tezinizin yanlışlığı için yeterli. Ki oluşuyor.

 

Atomik saatlerde senkronizasyon temini zordur. Bunun nedeni kullanılan elementin frekansının yerçekiminden, manyetik alanlardan, sıcaklıktan vb etkilenmesidir.

Uçaklardaki atomik saatler yüksekte yerçekimi azaldığından -yerdekine göre- daha hızlı tempoda çalışacaklardır (özel görelilik hız sebebiyle daha yavaş çalışacağını iddia eder). Yani, fark oluşur ama bu kütleçekim sebebiyledir ve uçak örneğinde zaman hızlanır. SR teorisini desteklemez.

Benim hep dediğim, hemen karar vermek yerine derin incelemek/irdelemek önemli. Komiser Columbo.
Başlık: Ynt: GPS düzeltmesi
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 16, 2020, 06:29:37 ÖS
GPS olayının açıklaması da verdiğim linkte görülebilir:

 
Yani görelilik dikkate alınmazsa günde 8 km'lik kayma olur bir yerin belirlenmesinde.

GPS düzeltmesi hesabını bizzat yapmıştım. Paylaştım sanıyordum. Bakıp tekrar vereyim.

Görelilik kuramlarının pratikte "GPS düzeltmesi" için kullanıldığı iddia edilir.

Bu konuyu ciddiye alıp incelediğimizde:

GPS uyduları (12 adet), yerden yaklaşık 20.000 km yükseklikte yörüngede ve yaklaşık 14.000 km / saat ( ~4 km / sec ) yörüngesel bir hıza sahip olarak dönmektedirler ( Kaynak:  http: //www.gpsports. com / gpsports_website / articles / GPS% 20-% 20What% 20is% 20it.pdf (http://http: //www.gpsports. com / gpsports_website / articles / GPS% 20-% 20What% 20is% 20it.pdf) )

Dünya, yaklaşık 1667 km / saat ( 0.463 km / s ) ekvatorda dönme hızına sahiptir (40 000 km /24 saat).


Aşağıdaki linkte "özel görelilik nedeniyle zaman sapması 20-30 nanosaniye olur" denilmektedir.  ( http://www.astronomy.ohio-state.edu/~pogge/Ast162/Unit5/gps.html  (http://www.astronomy.ohio-state.edu/~pogge/Ast162/Unit5/gps.html)  )

Mikrodalganın yol uzunluğu 2 x 20.000 km = 40.000 km; ve süre 40 000/300 000 = 0.133 saniye = 133 000 mikro saniye = 133 000 000 nanosec

( ışık hızının sınırlı değeri nedeniyle konum değişikliği: 0.133 saniye x 4 km / sn = 0.532 km )


Özel görelilik teorisi nedeniyle maksimum konum değişikliği (30 nanosaniye için) :

0.000000030 saniye x 4 kmsec = 0.00000012 km = 0.012 santimetre.

 Peki; ya  GPS toleransları nedir:

 GPS yönetimleri, GPS sinyalini,% 95 ihtimalle, ≤7.8 m (25.6 ft.) olarak bildirmeyi taahhüt eder. Bu tolerans (küresel ortalama URE), 11 Mayıs 2016'da,   ≤0.715 m (2.3 ft.) oldu. ( http://www.gps.gov/systems/gps/performance/accuracy/ (http://www.gps.gov/systems/gps/performance/accuracy/) )

GPS sistemi, son yükseltmelerle ancak + / - 71,5 cm hata toleransı ile bildirimini sağlayabiliyorken özel görelilik teorisi gereği olan 0.012 cm lik etkiyi kapsayabilir mi?
Başlık: Ynt: GPS düzeltmesi
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 16, 2020, 10:01:17 ÖS
 Bu GPS hesabını lütfen siz de bizzat yapın.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 16, 2020, 11:04:30 ÖS
Ama bunun biriken bir etki olduğu açıklanmış. Kısa bir zaman aralığı için 0.012 cm olabilir.

Ama biriken etki günde 8-10 km ediyor imiş.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 17, 2020, 12:42:10 ÖÖ
Ama bunun biriken bir etki olduğu açıklanmış. Kısa bir zaman aralığı için 0.012 cm olabilir.

Ama biriken etki günde 8-10 km ediyor imiş.

Kaynağınızın kurtarıcı akla uydurmasını kutlamak gerek.

Sorgulayıcı irdeleyici olalım: Ben GPS den hizmet almak istediğimde anında cevap alıyorum; bir gün beklemiyorum ki.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 17, 2020, 01:01:28 ÖÖ
Bir gün beklemiyorsunuz da, bunun bekleme sürenizle alakası da yok. Sürekli ufak düzeltmeler yapılmazsa 1 günde 10 km, 2 günde 20 km hata oluşuyor. Zaten düzeltmeyi siz hizmet istediğiniz an yapmıyorlar, sürekli yapıyorlar.

Bu tüm kaynaklarda böyle, sizin verdiğiniz kaynakta da. Siz hesap yaparken kullandığınız diğer verileri de aynı kaynaktan elde ediyorsunuz. Bu durumda kaynağın bazı verilerine güvenip, bazılarına güvenmiyorsunuz.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 17, 2020, 12:25:00 ÖS
Bir gün beklemiyorsunuz da, bunun bekleme sürenizle alakası da yok. Sürekli ufak düzeltmeler yapılmazsa 1 günde 10 km, 2 günde 20 km hata oluşuyor. Zaten düzeltmeyi siz hizmet istediğiniz an yapmıyorlar, sürekli yapıyorlar.

Bu tüm kaynaklarda böyle, sizin verdiğiniz kaynakta da. Siz hesap yaparken kullandığınız diğer verileri de aynı kaynaktan elde ediyorsunuz. Bu durumda kaynağın bazı verilerine güvenip, bazılarına güvenmiyorsunuz.

İşte budur. Felsefi analizlerde de bu inceliği göstermeliyiz; yani, bütüncül, tüm etkenleri dikkate alan mikroskopik/makroskopik bakış. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.

Şimdi bu elimizdeki GPS düzeltmesi işleminde bu yöntemi uygulayalım:

1- Benim önceki 0.012 cm düzeltme ihtiyacı "SR den en fazla ne kadar düzeltme gelebilir?" e yönelik bir kaba hesaptı. Atom saatinin içinde bulunduğu uydunun hızı 14 000 km /saat = ~4 km /saniye olduğuna göre Lorentz zaman genleşmesi:

t' = t /  (1- v2/c2)1/2 = 1/0.99999999999999999999

Olarak elde edilir (9 lar hesap maknesinin aldığı kadar devam ediyor). Yani özel görelilik teorisinin gerektirdiği düzeltme 0.012 cm den daha küçük.

2-Mikrodalga ışının dünya uydu arasında 2 x 20 000 km gidip gelmesi sırasındaki yer değiştirmesi (0 enleminde en yüksek olmak üzere) 532 metredir. Bir işlem için 532 metre; günlük (1/ 0.133) x 24 x 3600 x 532 metre. Diğer taraftan uydudaki atomik saatin temposu, dünyadakine göre -kütleçekim azalması nedeniyle- dikkate almayı gerektirecek kadar hızlanır (manyetik alan ve sıcaklık değişimleri de atomik saatin hassaslığını bozan etkenlerdir).

Bu tabloda GPS sağlayıcının izin verilen hata payı 71,5 cm. dir. GPS sağlayıcı anlık düzeltmelerini öyle yapmalı ki +/- 71,5 cm içinde kalabilsin.

Bilmem anlaşılıyor mu? Netice olarak izin verilen hata payı 0.012 cm den küçük hale geldiğinde ancak SR düzeltmesi işlevsel olabilecektir.

SR için şovenist yaklaşımda olanlar bu açıklamayı kabul etmekte* zorlanabilirler (zordur da) ve demagoji etiketlemesiyle aşmayı tercih edebilirler. Ruhsal/zihinsel olarak nasıl rahat edeceklerse tercih onların; kimse darılmaz.

* İdrak etmek için anahtar bilgi, düzeltmenin sürekli yapılmasıdır (birikmesine izin verilmiyor).
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 17, 2020, 12:44:16 ÖS
Tamamen yanlış bir mantıktan yola çıkıyorsunuz. Bozulma/sapma olayı siz talepte bulunduğunuz zamanlarda gerçekleşmiyor sadece. Sürekli oluyor (çünkü özel ve genel görelilik (hız ve çekim) dolayısı ile orada/uyduda sürekli olarak şartlar buradakinden farklı. Bu yüzden de sürekli düzeltilmek zorunda.

İkinci yanlış nokta. GPS çalışma mantığı ile ilgili. Bir olayın/konunun işleyişinin yeterince içinde değilseniz, yapacağınız hesaplar doğru yöne götürmek yerine yanıltıcı olabilir.

Öncelikle siz/cihazınız "benim konumum ne" gibi bir talep göndermiyor uydulara. Zaten çoğu cihazın böyle uyduya sinyal gönderecek bir gücü yok. Olan şey şu, en az 24 uydu (olması lazım) dünyayı çevreleyerek sürekli dönüyorlar ve sürekli sinyal yolluyorlar (kendi konumları ve hassas zaman bilgisi). Dünyadaki GPS cihazları ise sadece alıcı. En az 3 uydudan gelen veriler ile bir üçgenleştirme işlemi yaparak kendi konumlarını hesaplıyorlar.

GPS hata payını neden kafaya taktığınızı da anlamadım. Bu elinizdeki cihazın kısıtı veya sunulan protokolle de ilgili olabilir. Hatırlıyorum bir projede daha hassas GPS verisine ulaşılabileceğine (1 cm hassasiyetinde) ama özel izin/ücret karşılığı olduğu vs gibi birşey hatırlıyorum.

Öte yandan son iletinizdeki mantığı da çok anlamadım zaten. Birikince 8-10 km hata oluşuyor deniyor. Siz birikmesine izin verilmiyor diyorsunuz. Verilmeyecek tabii ki, neden verilsin ki, günün bazı zamanlarında daha sapmış veri yollansın diye mi? Bunun alınan verinin hassasiyeti ile doğrudan bağlantısı yok (çünkü dediğim gibi, o alan cihaza, protokole vs bağlı olabilir. Hatta düzeltme yapıldığı halde ulaşılabilen max. hassasiyet olsa bile farketmez. Düzeltme yapılmasa idi hergün aşırı şekilde sapma birikecekti. Konunun alakası yok. Biri biriken etki, biri anlık verinin hassasiyeti, ikisi komple farklı şeyler). Başka bir yaklaşım şekli de olamaz, tabii ki birikmesine izin verilmeyecek.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 18, 2020, 11:12:50 ÖÖ


Öte yandan son iletinizdeki mantığı da çok anlamadım zaten. Birikince 8-10 km hata oluşuyor deniyor. Siz birikmesine izin verilmiyor diyorsunuz. Verilmeyecek tabii ki, neden verilsin ki, günün bazı zamanlarında daha sapmış veri yollansın diye mi? Bunun alınan verinin hassasiyeti ile doğrudan bağlantısı yok (çünkü dediğim gibi, o alan cihaza, protokole vs bağlı olabilir. Hatta düzeltme yapıldığı halde ulaşılabilen max. hassasiyet olsa bile farketmez. Düzeltme yapılmasa idi hergün aşırı şekilde sapma birikecekti. Konunun alakası yok. Biri biriken etki, biri anlık verinin hassasiyeti, ikisi komple farklı şeyler). Başka bir yaklaşım şekli de olamaz, tabii ki birikmesine izin verilmeyecek.

Özel görelilik teorisi ile  ilgilenenlerin büyük çoğunluğu, "ışık hızından büyük hız olamaz" yargısı sebebiyle iki objenin ara mesafesinin c den büyük hızla değişmesini/artmasını nedenselliğe aykırı bulurlar ve reddederler. Akıl yürütmeleri, bu objelerden birinde yer alan bir gözlemcinin diğerini göremeyeceği sanısına dayanır*. İnsani bilişsel yeteneklerimizde akan zaman faktörünü dikkate almak zordur; düşünceyi forse etmek gerekir. Ya da kağıt kalem alıp an be an nedenselliği test etmek gerekir.

GPS olayında izin verilen hata payına yönelik sürekli düzeltmeler, SR mantığıyla uydunun hızından ileri geleceği iddia edilen zaman bozulması oranı için ayrıca düzeltme yapmaya gerek bırakmaz. GPS, hedefin koordinatlarını 71 cm tolerans ile sağladığında 0.012 cm SR düzeltmesi bu toleransın içinde yer alır. Bunu anlamak zor olabilir; ancak yukarıdaki  paragrafta izah edilen yaygın zorluk kadar zor değil. Mühendislik uygulamaları yapanlar için daha kolay. Ölçme tekniği derslerinde "anlamlılık derecesi" olarak adlandırılan son bir dokunuş vardır; ona benziyor. Siz de zihninizde bu konuda bir dosya açarsanız, bilgi akışı içinde benzer bir değerlendirmeye rastlayabilirsiniz.

* Gözüne gelen fotonun eski bir zamanda salındığını hesaba katmaz ya da katamaz. Dört boyutlu düşünme zordur.

Her neyse, SR yi desteklediği iddia edilen üç ciddi olayı irdeledik. 1- Muon ömrü deneyinde kıyas materyali olan laboratuvar muonunun hızını sıfır kabul ederek hata/manüplasyon yapıldığını net olarak ortaya çıkardık. 2- Halefe -Keating deneyindeki yorumun gerçekle ilgisinin olmadığını işaret ettik. 3- GPS düzeltmelerinde SR nin gerektirdiği bir düzeltmenin neticeye etkisinin olmadığını hesap eşliğinde izah etmeye çalıştık.

Aslında tüm bunlara hiç gerek yok. Bu başlığı izleyenler çağın büyük bilim ayıbına tanıklık etmek isterlerse sadece görelilik/bağıllık çeşitlerine odaklanmaları yeterlidir. Özel görelilik teorisi bağıllık çeşitlerini dikkate almamış ve hangisinin ışığın hareketine uyduğunu ayırt etmemiştir. Arabanın bağıl hızı için yolun katkısı olmazsa olmazdır. Teori ışığın hareketi için
 de -aynı mantıkla- kaynağının katkısını olmazsa olmaz addederek analiz yapmıştır. Işık/foton, salınma sonrası hareketi/hızı için kaynağına ihtiyaç duymaz; foton ile kaynağı arasında doğrudan bağıllık ilişkisi yoktur.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 18, 2020, 01:23:37 ÖS
Henüz 3 olayı incelemiş sayılmayız. Birbirine karışmaması için tek tek ele alıyorum.

Sizin 0.012 cm'lik hesabınızın konuyla hiç ilgisi olmadığını anlatmıştım. Böyle kısa bir bozulma süresi ile ilgili bir hesap konuyla alakasız. Uydu sürekli yukarıda ve sürekli yüksek bir hızda. Yani sadece uyduya sinyal gönderme ve geri alma süresi boyunca varolan bir bozulma türü zaten yok. Tümüyle konu dışı.

Yani elimizde 0.012 cm gibi bir sonuç/hesap yok. Elimizdeki rakamlar günde 8-10 km sapma birikmesi ve 70 cm ölçüm hassasiyeti.

Öte yandan biriken etki ile ölçüm hassasiyetinin farklı kavramlar olduğunu size bir örnekle açıklayayım. Biriken etki ölçülebilir, hesaplanabilir bir etki türü. Ölçüm hassasiyeti ise elemine edemediğimiz, rastgele faktörler, yani bir seferinde az çıkar, bir seferinde çok, birinde pozitif, birinde negatif.

Örnek şu. Siz 10m uzaktan ağaçtaki bir hedefi vurmak isterseniz, atışlarınız mükemmel olamayacağı için hedefi tam vuramayacaksınız. İşte bu sizin vuruş hassasiyetiniz. Diyelim ki 70 cm'e kadar sapma oluşuyor atışlarınızda ortalama. Şimdi senaryoya bir de araç ekleyelim, siz hareketli aracın içinden atış yapmaya çalışın ağaca doğru. Araç oldukça yavaş hareket ediyor olsun. Ama günde 10 km gidiyor belli bir yöne. Aracın etkisi sizin hassasiyetiniz ile bağımsız. Sapmaları düzeltmek burada; ağacı tekrar, aracın hizasına taşımak anlamına geliyor ki, bu yapılmazsa zaten ağacı vuramazsınız. Ağaç 10 günde 100 km geride kalır.

Uyduda da çeşitli sebeplerle mükemmel ölçüm alınamaz (konum veya zaman bilgisinin de hassasiyetinin sınırları var, mutlak/tam/kesin ölçme diye birşey yok). Ama bunun günde 10 km'lik hesaplanabilir sapma ile pek alakası yok.

Zaten şöyle düşünürseniz anlarsınız. Sizin mantığınıza göre görelilik geçersiz, dolayısı ile görelilik dolayısı ile sürekli düzeltme yapmak da gereksiz. O zaman sizin kurduğunuz GPS sisteminde bir ayda 300 km sapma oluşacak ve zaten kullanılabilir bir sistem olmayacak. Buradan anlayabilirsiniz ki iddialarınız ve akıl yürütmeniz yanlış.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 18, 2020, 05:03:30 ÖS


  Sizin mantığınıza göre görelilik geçersiz, dolayısı ile görelilik dolayısı ile sürekli düzeltme yapmak da gereksiz. O zaman sizin kurduğunuz GPS sisteminde bir ayda 300 km sapma oluşacak ve zaten kullanılabilir bir sistem olmayacak. Buradan anlayabilirsiniz ki iddialarınız ve akıl yürütmeniz yanlış.

Evet, benim görüşüme göre SR geçersizdir* ve GPS de SR sebebiyle düzeltme gereksizdir.

Soyut matematik benzeri bir düşünme zorluğu olduğunu önceden belirtmiştim.

Atomik saatlerde senkronizasyon sorunu vardır. Evet virgülden sonra çok haneli zaman tespiti yaparlar ve ışık hızının yüksekliği sebebiyle atomik saat kullanmak gerekiyor. Fakat işte hesaplamaya katılan uydu kombinesindeki saatlerin sürekli senkronizasyonu SR den ileri geleceği iddia edilen (Daha önce de belirttiğim gibi 0.012 cm kaba hesapla maksimum değerdir; Lorentz dönüşümü ile çok daha küçük olan) düzeltme bu ardışık senkronizasyonlarda arada kaynıyor; birikme olmuyor. Eğer saatlerin diğer sebeplerle senkronizasyon ihtiyacı olmasaydı sizin birikme hipoteziniz geçerli olabilirdi.

Quartz yazan pilli kol saatleri ya da evlerde kullandığımız elektronik ya da pilli sessiz çalışan saatler de atomik saat sayılırlar. Bunlar yüksek rakımlı sehirlerde veya sıcak iklimlerde hep ileri giderler. Soğuk kıyılarda geri kalırlar. Lut gölü kıyısında geri kalırlar. (Bazı merdivenaltı ürünlerde frekans bölme işlemi hassas olmayacağından konu dışıdır.)

* Özel görelilik teorisi postula kökeninde kusurludur. Genelde özel göreliliğe karşı çıkan bilimsel çalışmalar özel göreliliğin türevi olan noktasal bir kusurunu ele alarak analiz yapmışlar ve ileri matematik çözümlere boğulmuşlardır ve akademisyenler dahi anlamakta zorlanabilirler. Benim LCS yöntemi SR nin postula düzeyindeki hatasını ortaya koymuştur. Bu hatanın anlaşılması çok çaba gerektirmez. Kendinize izin verebilirseniz çağın bilim ayıbına birinci elden tanıklık edebilirsiniz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 18, 2020, 06:41:38 ÖS
Hafele-Keating olayında da doğu uçağı ile batı uçağı farklı çıkıyor. Ki birisi zaman hızlanması diğeri yavaşlaması gösteriyor.

Bu tip deneylerde atom saatinin neye ne kadar duyarlı olduğu belirlenmeden deney yapılmaz zaten. Mesela çekimden kaynaklı görelilik etkisini de, siz çekimden kaynaklı saatin yanlış çalışması olarak yorumluyorsunuz anladığım kadarıyla. Yani zaman ve tüm süreçler hızlanıp/yavaşlamıyor, saat yanlış çalışıyor. Ki ikisi ayırtedilemez durumda.

GPS olayında da saatlerin ayrı bir senkronizasyonu olması biraz zor. Çünkü saat saatliğini yapamaz o zaman. Ki zaten görelilik dahilinde neye göre nasıl senkronize edeceksiniz, her yer ve hızda zaman farklı akarken. Ki sürekli uygulanan düzeltme sonucu, veri hassasiyetinin aynı düzeyde kalması, düzeltme miktarının doğru olduğunun en büyük ispatı. Yoksa sapma giderek artardı.

Yani bu deneyler sizi, sandığınızın aksine desteklemiyorlar. Aslında bakarsanız, benim verdiğim örneğin daha güçlü olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü devasa enerjiler gereken devasa bir hızlandırıcı, doğrusal enerji artışına doğrusal hızlanan bir parçacık için tümüyle gereksiz. Bunun için bir sebep ortaya koyamadığınıza göre (ölçüm hatası vs) bu daha güçlü bir iddia imiş.

Ama açıkçası bunlarla ikna olabileceğinizi sanmıyorum. Çünkü daha temelde halledilmesi gereken birşey var gibi.

Hayatınızın bir noktasında 'gizem'e inanmanın yanlış olduğu sonucuna varmışsınız ve bir daha ardınıza bakmamışsınız. Ki hiçbir gizemi olmayan bir evren, 'deterministik ve ölü' bir evren olurdu, sizin aşkınlık ve aşk yüceltmelerinizin de imkansız olduğu bir yer olurdu.

Oysa, görelilik kuantum fiziğinden daha gizemli değil. Veya küçüçük bir maddenin nasıl o kadar fazla enerjiye dönüştüğünden daha gizemli değil.

Öyleyse bence ayrıntıyı bırakıp köke inelim. Ayrıntı üzerinden ikna edilebilir görünmüyorsunuz. Her ayrıntıya içinizden zorlayıcı bir güdü ile 'bir hata, bir yanlış anlama etiketi' yapıştırmayı tercih ediyorsunuz. Çünkü evrenin fantastik bir yer olmasını kabul edemiyorsunuz aslında. Ki bu teoriler fantastik midir, o da ayrıca tartışılır. Dünyayı düz gören insanın da, yuvarlak olmasını aklı almıyordu. Ona göre bu fantastik birşeydi. Hatta hala var, dünya aslında düzdür diyenler.

Yani 'olay' bu konuları/şeyleri daha iyi incelemede yatmıyor, sizin kendinizi daha kök analizlere tabii tutmanızda yatıyor gibi gözüküyor.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 19, 2020, 02:29:29 ÖS


Ama açıkçası bunlarla ikna olabileceğinizi sanmıyorum. Çünkü daha temelde halledilmesi gereken birşey var gibi.

 

Doğrudur. Özel görelilik teorisinin kökündeki/temelindeki yanlışlığı keşfettiğimden bu yana teorinin türev çıkarımlarındaki ve onaylayıcı çalışmalardaki hataları kolayca görebiliyorum.

Bunu siz de yapabilirsiniz; diğer izleyenler de yapabilir: Fotonun kaynağı ile olan hareket ilişkisi yol araba ilişkisindeki gibi doğrudan bağıllık anlamında değildir (teori doğrudan bağıllık iddiasındadır); kaynak foton ilişkisi, oyuncu top ilişkisindeki gibidir, yani oyuncu topu fırlattıktan sonra topdan bağımsız doğrultularda gidebilir ve ara mesafe  topun hızı +/- oyuncunun hızı olan bileşke hız değeri ile değişir. Bir kağıt kalem alıp bu anlatımı çizerek içselleştirebilirsiniz.

Teori aleyhine en etkili argüman budur. Burada paylaşılmış; tezgaha konmuştur ve insani bilişsel kapsama kapasitesi içindedir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 19, 2020, 05:02:01 ÖS
Bence de bunu çözmeliyiz, gerisi ayrıntı.

Öncelikle şöyle birşey söylemeliyim. CRT katod tüpleri elektronları hızlandırıyor. Işık hızının %20-30'una kadar getiriyormuş. Sizin hızlandırıcıda hızlandırılan ve ışık hızının %99.9999 küsuruna kadar getirilen proton, elektronun kütle olarak 1800 katı. Ve bu iş için devasa enerji gerekiyor. Eğer eşit enerjiye eşit hızlansa idi, bu gerekmezdi. Bu bir sonuç. İtiraz edilebilecek birşey değil. Ölçme hatası, çekim hatası vs olamayacak kadar büyük bir fark bu. Şimdi normalde bu sonucu gören bir zihnin, düşüncemde bir yerlerde hata olmalı diye geriye sarması gerekiyor. Çünkü artık acaba şundan mı bundan mı, denemeyecek kadar büyük bir fark sözkonusu. Saniyenin milyonda biri, cm'nin milyonda biri gibi bir fark değil, gözardı edilemeyecek bir fark. Demek ki bir yerde sorun var.

Newton fiziği ile bu sonuç çıkamaz. Sizin Newton-Einstein melezi fiziğiniz (ışık hızını sabit kabul ettiğiniz için iki taraftan da birşeyleri alıyor) bu sonucu üretiyor. Ama normal hayatta böyle bir sonuç yok.

---

Şimdi geri dönelim. Görelilik fiziği fotonu yol-araba ilişkisindeki gibi bağıl almıyor. Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor. Yani futbolcu-top ilişkisindeki gibi ele alıyor. Top da bir kere ayrılınca futbolcudan etkilenmez.

Burada bazı ilginç sonuçlar çıkıyor, zıt yönde iki fotonun durumu gibi. Bunları konuşmak olayın daha kökü ile ilgilenmemizi sağlar. Ama olayın bir de psikolojik kökü var. Fantastik veya gizemli/bilinmeyenli bir dünyayı kabul edememekten kaynaklanan karşı çıkmayı bir kenara bırakmamız gerekli. O bizi ilerletmiyor. Gizemli veya gizemsiz, olanı olduğu gibi kabul edebilmeliyiz.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 19, 2020, 07:34:38 ÖS


Şimdi geri dönelim. Görelilik fiziği fotonu yol-araba ilişkisindeki gibi bağıl almıyor. Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor. Yani futbocu-top ilişkisindeki gibi ele alıyor. Top da bir kere ayrılınca futbolcudan etkilenmez.

 

Doğruya doğru. Hemen kayıt altına alayım dedim. Buradan devam edeceğiz.

İsterseniz bir kez daha düşünün. Özel görelilik teorisinin kaynak-foton ilişkisini araba yol ilişkisi gibi dikkate aldığı benim için çok açık.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 19, 2020, 09:18:02 ÖS
Yazdım zaten. "Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor"
İtirazınız varsa açıklamanız gerekli.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 20, 2020, 12:07:53 ÖS
Yazdım zaten. "Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor"
İtirazınız varsa açıklamanız gerekli.

Özel görelilik teorisi postulalarından biri ışık hızının sabit olduğu diğeri sabit ve doğrusal hareket eden bir objenin/cismin eylemsiz çerçeve muamelesi göreceğidir (Foton, sabit ve doğrusal hareket eden kaynağından c sabit hızıyla uzaklaşır deniyor). Kaynağı nereye giderse gitsin foton ile arasındaki mesafe c hızıyla artacaktır iddiasıdır*. Bununla yetinilmiyor; aynı fotonun diğer ardışık dış referans çerçevelerden**  de c hızıyla uzaklaşacağı  esas alınıyor (kaynak tren içindeyse, aynı foton perondan, güneşten, galaksi merkezinden…. Uzay boşluğundaki noktalardan da aynı c  hızıyla uzaklaşır kanaati üzerinden Lorentz dönüşümleri inşa ediliyor).

* Bu noktada güçlü bir argümanı var: "Ölçtüm" diyor. Gerçekten bu argüman, çoğu -hatta, neredeyse tüm- insanlar için geçerli olagelmiştir. Neyi ölçtüğünü düşünmeye sorgulamaya gerek duymuyor; çünkü mekanikte hangi hızı ölçse kendi ortamına bağıl hızı ölçtüğünü deneyimlemiş yerel/kadim postula haline  getirmiş durumda; otomatik olarak bağıl olduğuna hükmediyor.

** Daha dış çerçevelerde de ölçtüğümde gene  c  değerini bulacağım; çünkü fizik yasaları evrenin her yerinde aynıdır diyor. Burada doğru olan evrenin her yerinde uzay boşluğuna göre olan ışık hızının ölçülebildiğidir. SR, ışığın her çerçeveden c hızıyla uzaklaştığı yanılgısında; bilişsel kusurun ayırdına varmak çok zor değil.

Not: Işık hızı ölçümü gidiş dönüş çift izlekli ve sürekli foton akımı olan deney ve düzenek ile gerçekleştirilir. Bu düzenek foton ile kaynak arasındaki mesafenin değişim hızını değil, fotonun en dış çerçeveye (uzay boşluğuna göre olan) hızını ölçebilmektedir. Her doğrultuda aynı değerin bulunması bu yargının güçlü bir kanıtıdır.  Tek yönlü ve tek foton paketi ile yapılan ölçümler c değerini vermemektedir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 21, 2020, 02:52:47 ÖS
Peki. Siz böyle söyleyince tekrar düşünmeye başlıyorum. İnceleyelim.

Şimdi 1. tren duruyor olsun.
Yanındaki 2. tren saatte 50 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.
Yanındaki 3. tren de saatte 100 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.

Eğer sizin söylediğiniz şekilde olsa idi, 1. trenden sağa doğru tutulan ışığın hızı c iken, 2. trendeki sağa doğru tutulan ışık c+50, 3. trendeki ise c+100 ölçülmesi gerekmez miydi?

Burada herbir tren kendi gönderdiği ışığın hızını c olarak ölçüyor. Ancak herbir tren diğer trenlerin ışıklarının hızlarını ölçerse gene c olarak ölçüyor. Hesaplar buradan doğuyor (göreli zaman yavaşlaması vs).

Yani aslında ışığın trenin hızından etkilenmemesi açısından futbolcu-top örneğine benziyorlar. Çünkü top futbolcunun hızından etkilenmiyor. Aslında bu örnek de yanlış, çünkü top futbolcunun ona vurduğu andaki hızından etkilenir. Futbolcu tüm cüssesiyle vuruyor, yani duran adam topu aynı hıza çıkarmak istiyorsa daha güçlü vurmalı koşan adamdan. Neyse.

Ancak bu noktadan sonra işler karışıyor. Çünkü o noktadan sonra herbir hesap ve gözlem için "şu trene göre" sözünü eklemezsek, sonuç yanıltıcı olur. Örneğin diyorsunuz ki; "Kaynağı nereye giderse gitsin foton ile arasındaki mesafe c hızıyla artacaktır, iddiasıdır". Bunu kim, hangi gözlemci, hangi tren söylüyor? Mesafe c ile artacak, ama kime göre? Çünkü hız göreli, zaman göreli olduğu gibi, mesafe de göreli. Herbir cümlenin/hesabın başına "şu trene/kaynağa/fotona göre" gibi bir ibare koymazsak "sanki mesafe hepsi için artıyor azalıyor" gibi olur, o zaman da saçma bir sonuçla karşılaştığımızı düşünürüz, çünkü tüm bu 'farklı' mesafelerin hepsinin aynı anda doğru olamayacağı sonucuna varırız. Oysa herbir referansa göre mesafenin yorumu da (tıpkı zaman, kütle, hız vs gibi) değişmektedir.

Belki o tren örneği üzerinden gidebiliriz, daha fazla analiz etmek için.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 21, 2020, 03:39:54 ÖS
Peki. Siz böyle söyleyince tekrar düşünmeye başlıyorum. İnceleyelim.

Şimdi 1. tren duruyor olsun.
Yanındaki 2. tren saatte 50 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.
Yanındaki 3. tren de saatte 100 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.

Eğer sizin söylediğiniz şekilde olsa idi, 1. trenden sağa doğru tutulan ışığın hızı c iken, 2. trendeki sağa doğru tutulan ışık c+50, 3. trendeki ise c+100 ölçülmesi gerekmez miydi?

Burada herbir tren kendi gönderdiği ışığın hızını c olarak ölçüyor. Ancak herbir tren diğer trenlerin ışıklarının hızlarını ölçerse gene c olarak ölçüyor. Hesaplar buradan doğuyor (göreli zaman yavaşlaması vs).

 

Foton ya da ışık kaynağının hızından ekleme almaz (Tren penceresinden bir top ya da çakıl fırlatırsak trenin hızı eklenir). Cisim cisime etkileşme vardır ve bunun üst limiti de sizin de kabul ettiğiniz gibi c değeridir. 

Aslında sizin örneğinizde (yani kaynak ve foton sağ tarafa giderse) çıkarma söz konusu olmalıdır. Yani birinci trene göre foton ile kaynağının arası c - 50 km/s hız değeri ile değişir; fakat bu fotonun hızını ölçerseniz c bulursunuz; çünkü mevcut ölçme sistemi/düzeneği yalnızca uzay boşluğuna göre olan yani ışığın öz hızını ölçebiliyor. Bu ölçme sistemi (gidiş dönüş çift izlek ve sürekli foton akımı vs) foton ile kaynak arasındaki mesafenin değişimi hızını ölçemiyor. 

Ekli şekli inceleyelim.

(https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)

K sistemi uzay boşluğu ya da LCS de yer alıyor (Mutlak sabit). Foton ve K' rölatif sistemi (tren), T0 anında O noktasından hareket ediyorlar. T1 anında tren/ K' A noktasına, foton ise B noktasına ulaşıyor. AB mesafesi  ct - Vt = (c - V)(T1 - T2) dir.

Fakat, trendeki deneyci (Einstein) trenin hareketinin farkında olmadığı için ve ölçtüğünde c değerini elde ediyor ve AB mesafesinin c hızıyla alındığını zannediyor. Deneyci Einstein, trenin OA mesafesini katettiğinin farkında değil: YEREL BAKIŞ.

Biz ise K sisteminin de dışından bakarak ne olup bittiğini net olarak algılayabiliyoruz. Trendeki deneycinin algı yanılsamasını da net olarak idrak edebiliyoruz.

Einstein, ışık hızı ölçme düzeneğinin yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızı ölçebildiğini ayırt edebilseydi ve K sistemi dışından bakabilseydi özel görelilik teorisi OLMAYACAKTI.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 21, 2020, 05:02:02 ÖS
"K sistemi uzay boşluğu ya da LCS de yer alıyor (Mutlak sabit). Foton ve K' rölatif sistemi (tren), T0 anında O noktasından hareket ediyorlar. T1 anında tren/ K' A noktasına, foton ise B noktasına ulaşıyor. AB mesafesi  ct - Vt = (c - V)(T1 - T2) dir.

Fakat, trendeki deneyci (Einstein) trenin hareketinin farkında olmadığı için ve ölçtüğünde c değerini elde ediyor ve AB mesafesinin c hızıyla alındığını zannediyor. Deneyci Einstein, trenin OA mesafesini katettiğinin farkında değil: YEREL BAKIŞ."

Bu sizin anlatımınız. Zaten görelilik fiziği öncesi bilinen birşey. Ama görelilik fiziği mutlak referans, referanslar üstü referans, LCS veya uzayın dokusu gibi birşey kabul etmiyor.

Görelilik fiziğinin ortaya koyduğu öncüllere bakarsak;

--------------------------------------------------------------------------------------------------
Postulates of the Special Theory of Relativity:

Einstein built his special theory on two postulates.

First postulate:
   The laws of physics are the same in all inertial frames and there is no preferred frame of reference.
Second postulate:
   Light travels through space at the constant velocity, c, independent of the speed of the source or observers.
--------------------------------------------------------------------------------------------------

Yani bir temel/mutlak referans sistemi yok. Dolayısı ile siz öncüllerden birini alıp, diğerini almayarak melez bir sistem ortaya koyuyorsunuz. Yani onlar, gözden kaçırdıkları birşey olduğundan değil, doğrusunun bu olduğunu düşündükleri için sistemi böyle ortaya koydular.

Siz ise göreli hız/konum/zaman olmasını imkansız bulduğunuz için, sistemi bu şekilde eğip bükmeye çalışıyorsunuz. Sizin anlatınızı biliyoruz zaten. Bence burada incelememiz gereken orijinal anlatı. Belki onu incelerken kafanıza yatmayan yerlere açıklama bulabiliriz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 21, 2020, 06:53:43 ÖS

 

Yani bir temel/mutlak referans sistemi yok. Dolayısı ile siz öncüllerden birini alıp, diğerini almayarak melez bir sistem ortaya koyuyorsunuz. Yani onlar, gözden kaçırdıkları birşey olduğundan değil, doğrusunun bu olduğunu düşündükleri için sistemi böyle ortaya koydular.

Siz ise göreli hız/konum/zaman olmasını imkansız bulduğunuz için, sistemi bu şekilde eğip bükmeye çalışıyorsunuz. Sizin anlatınızı biliyoruz zaten. Bence burada incelememiz gereken orijinal anlatı. Belki onu incelerken kafanıza yatmayan yerlere açıklama bulabiliriz.

Yani şöyle: Evet, elle tutulur ya da cismani mutlak referans çerçevesi yok. Ya da ışık-madde hareketi analizi için en uygun çerçeveyi ararsak bu bence (evet bence) ışığın ta kendisidir. SR nin temel postulası da olan sabit hız doğrusal hareket şartını da ışık sağlar. Felsefe ekibi forum sitesinde "ışığı duruyor varsaysak" demiştiniz. Ben de bu soyut düşünce eserini olumlamıştım. Fizikte 115 sene öncenin köhne yargılarını sorgulamalıyız diyorum. Elbette siz birilerinin yargılarına itibar etme iradesini sürdürebilirsiniz.

Ben ışığı veya uzay boşluğunu referans çerçeve alıyorum ve tanımlı fotonun salınma noktasını uzay boşluğunda işaretliyorum. Bu kabuller kozmolojik analize izin veriyor.

Özel görelilik konusuna dönersek, bu sorunu devre dışı bırakmak için sunduğum şekildeki K referans sistemi mutlak sabit olmasın, dış gözlemci çerçevesi diyelim; benim analizim ve SR nin yanılgısı aynı kalır. Sistem hiç eğilip bükülmüyor. Zaman mekanı deforme eden eğip büken, özel görelilik teorisidir (AB mesafesi fotonun gerçek yol miktarı olan OB den küçük olduğu için c nin  yol/zaman = hız = c eşitliğinde zaman parametresinin sayısal değeri küçülmelidir; bunun için bizim normalimiz olan saniye süresini büyütüyor; fakat bu yetmiyor, pat teriminde yer olan yol miktarının sayısal değerini büyütmek gerekiyor, bunu temin için standart metre boyunu kısaltıyor ki yatırarak ölçme halinde metre sayısı yüksek çıksın). K' deki deneycinin bu yanılgısının vardığı çıkarımlar ve bunların benimsenmesi günümüz biliminin büyük ayıbıdır.

İzleyenler mutlak çerçeve konusunu dışarıda bırakarak K' sistemindeki deneycinin farkında olamadığı ve tuhaf çıkarımlara giden yanılsamasına odaklanmalıdır.





 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 21, 2020, 09:02:27 ÖS
Sizin Einstein (ve o dönemdekiler) düşünememiş, anlamamış dediğiniz şeyler klasik Newton fiziği. Newton fiziğini anlamayan birinin görelilik fiziğini inşa etmiş olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Sizin söyledikleriniz üzerine hiç düşünmedi, hiç tartışmadı sanıyorsanız, bence olayı çok hafife alıyorsunuz demektir.

O bütün bunları görerek bu teoriyi ortaya attı ve deneylerini de yapmış. Ve 100 küsur yıl türlü çeşit şekillerde test edilmiş. Siz teoriyi olumlayanlar ödüllendiriliyor diyorsunuz ya, tam tersi teorinin hatasını bulan ve ispat eden biri çok daha ünlü ve saygın olurdu.

Ama sizin anlatımınızdaki gibi, hala şunu anlamamış, görememiş tarzında düşünürseniz, pek ilerleme kaydedemezsiniz. Çünkü anlattığınız klasik Newton fiziği. Yanlış noktalardan giriyorsunuz. Sizin düşündüğünüzü düşünememiş olma ihtimali hiç yok. Neyi atlıyorum diye düşünmeniz lazım bence. Teoriye önce nüfuz etmeli, anlamalı, sonra varsa hatasını bulmalısınız. Siz teoriye nüfuz etmiş görünmüyorsunuz, çünkü doğru olmasına hiçbir zaman ihtimal vermemişsiniz. Sadece yanlış aramış ve Newton fiziği bakış açısının dışına da hiç adım atmamışsınız.

Çünkü "mesafe şu" vs derken hala neye/kime göre olduğunu söylemiyor ve herkese göre aynı olan mutlak bir mesafe/zaman/hız/kütle vs var zannediyorsunuz.

Başlık: Ynt: Ayıplı bilim
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 21, 2020, 09:44:13 ÖS
Yol-araba bağıllığı noktasından topu taca atmaya geçtik. Bağıllık konusuna yanıt verseydiniz ben de SR yanlılarının tutundukları bir opsiyonu  ve o seçeneğin hatasını anlatacaktım. Gerek kalmadı.

Kayda değer deneyleri irdelemiştik. Karşıt görüş argümanları havada kaldı.

Elbette bir noktada siz de genel/yaygın kabul argümanına itibar edebilirsiniz. Bu güçlü bir seçenektir.

Gizem tutkusu çok güçlü bunu kalben biliyorum ve bazı idollerin yara alması katlanılmaz olabiliyor. Hele ki varoluş etkinliği çerçevesinde bir rolü varsa daha da etkili olur.

Yaygın kabul savunması deyince, "Güneşin dünya etrafında döndüğü" yargısı görsel deneyime dayanıyordu ve irdelenmesi söz konusu bile değildi. Aksinin iddia edilmesi toplumsal düzene tehdit olarak algılandı ve Galileo yargılandı. Bu olayın özündeki bilimsel tanım, kapsama kapasitesi düşük olan objeden daha kapsayıcı ardışık dış çerçeveye bakışın algı yanılmasına sebep olacağıdır; yani yerel objeye referans rolü verilmesi yanlış. İnsanlık bu kıymetli deneyimi yaşadı fakat Özel görelilik teorisinde aynı hataya düştü.

İkinci Copernicus-Galilei olayı, özel görelilik teorisi yanılgılarıdır. Felsefe ile ilgilenenler bu olaya birinci elden tanıklık etme fırsatını ıskalamamalı ve öz muhakemelerini aktive etmeyi denemeliler kanaatindeyim.

İnternette bu konuda çok sayıda bilimsel makale mevcut. Bana en son gelen bir tanesinin linki:

https://www.researchgate.net/publication/298786831_The_core_mathematical_error_of_Einstein's_Special_Relativity_Theory

https://www.academia.edu/9633029/Contradictions_in_Special_Relativity_Theory



 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 21, 2020, 10:06:19 ÖS
Topu taca atmadım. Sorunuza cevap verdim. "Mesafe şu", "hız şu" vb diyemezsiniz, referansı söylemeden mutlak birimler gibi konuşamazsınız. Bütün incelemenizi her seferinde referansı vererek tekrar düzenlemeniz gerek.

Yoksa göreliliğe göre bir analiz olmaz, sadece görelilik fiziğine ilişkin bir örneği, Newton fiziği ile çözme ve anlama girişimi olur. Ve inanın Newton'un kendisi gelse bile bunda başarılı olamaz, çünkü görelilik fiziğini Newton fiziği ile incelerseniz sonuçlar saçma ya da çelişkili olur. Sizin bulduğunuzu düşündüğünüz çelişkiler de bu sebeple ortaya çıkıyor zaten.

Yoksa topu taca atma girişimi yok. Veya ille var diyecekseniz, topu siz taca atıyorsunuz, çünkü örneği incelerken referansları vermiyor ve mutlak bir pozisyon/referans üzerindenmiş gibi konuşuyorsunuz.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 21, 2020, 11:27:04 ÖS
Olasılıkla hala topu taca attığımı düşünüyor olabilirsiniz. Söylediğimi biraz detaylandırayım. Ki Newton fiziği ile düşününce, görelilik fiziğinin doğrudan saçma ve çelişkili olacağı ortaya çıksın.

Şimdi ben Newton fiziğine göre belli bir konumda, hızda, kiloda ve boydayım. Diyelim kilom k, boyum b olsun. Hızım da h.
İyi de hızım nasıl h. Aslında bir varlığın kendisine göre hızı hep sıfırdır. Dursam da, koşsam da benim bana göre (referansım ben) hızım sıfırdır, çünkü aramızda boşluk (ben ve ben arasında) oluşmuyor.

Hemen ortaya çıkıyor ki, 10 km/saat hızdayım dediğimde, aslında kendime göre hızımı vermiyorum, dünyada bulunduğum noktaya (referans dünya ve dünyanın belli bir noktası) göre hızımı veriyorum.

İşte görelilik diyor ki, aslında senin kilon, boyun ve zamanının akış hızı da aslında göreli. Yani sen dünyanın 'bu noktasına' göre k kilosunda, b boyundasın. Yoksa çekimin daha fazla olduğu bir yerde bulunsan, gene dünyanın bulunduğun noktasına göre kütlen artardı. Veya daha yüksek bir hıza çıksan (süpermenin uçtuğu gibi yatayda uçsam), boyum hızım arttıkça kısalırdı (nereye göre, kendime göre değil, dünyadaki sabit pozisyondan bakan birine göre).

İşte gariplikler burada başlıyor. Newton fiziği daha bu noktada, "olmaz öyle şey" der ve kestirir, atar. Yani sizin girdiğiniz örnek incelemelerine hiç gerek yok ki, daha bu noktada Newton fiziği iflas ediyor veya onun kabullenmesi imkansız olduğu şeye rastlamış oluyor bile.

Siz diyorsunuz ki OA mesafesi şudur. İyi de kime göre? O'daki gözlemci duruyor ve mesafe ona göre farklı, A daki referans hareketli ve OA mesafesi ona göre de farklı. Yani referansı vermezsek hepsi muallakta kalır.

Aslında çok garip şeyler sözkonusu. Benim kendime göre hızım sıfır. Peki kütlem kaç? Kendime göre boyum kaç? Ben kütlemi ve boyumu dünyaya göre biliyorum. Sabit bir kütlem ve boyum yok. Kendinde değerleri nedir bilmiyorum. Son derece garip değil mi? Siz kalkıp bu garipliği Newton fiziği ile analiz etmeye çalışıyorsunuz. Analize gerek yok ki, saçmalık daha en başta gözüküyor, o mantıkla bakınca. Siz sadece saçma olanı (o mantığa göre) evirip çevirip, türlü türlü farklı saçmalık ve çelişki buluyorsunuz. Ama o bakışla saçma ve çelişkili olması dışında alternatifi yok zaten. Bakışı değiştirmedikçe bu mümkün değil.

Özel göreliliğe göre hız ana aktör (bunda sadece hızı ele almış). Hız arttıkça; zaman yavaşlıyor, mesafe kısalıyor, kütle artıyor.

Genel göreliliğe göre çekim ana aktör (bunda ise ivmeli hareketi, kuvveti/çekimi de hesaba katmış. Çekim zaten kuvvet demek, kuvvet de ivme demek (eğer hareket edebilseydi), ivme de hız artışı demek (yine eğer hareket edebilseydi). Tabii hareket edemediği için ivme ve hız değişmiyor, demek ki çekim aslında 'hareketsiz hız artışı/hareketsiz hız' demek. Ki zaten zaman, mesafe ve kütle üzerindeki etkileri hız artışı ile aynı). Çekim arttıkça; zaman yavaşlıyor, mesafe kısalıyor, kütle artıyor.

Yani siz bu sistemi Newton fiziğine göre analiz edip çelişkiler bulmakta haklısınız, ama Newton fiziğine göre analiz etmek de haksızsınız.

Görelilik fiziğinin testleri, ancak dünyadaki işleyişle anlaşılabilirdi; zaman yavaşlaması, çekimden dolayı uzayın eğrilmesi, hızlandırıcılarda çok fazla enerji gerekmesi gibi ve daha sayamayacağımız kadar çok deneyle ispatlanmış. Doğu batı uçağı olayının bile en az 5 çeşit tekrarlanan deneyi var, demek ki zamanında kimsenin kafasına yatmamış. Hatta Einstein'a Nobel ödülünü bile görelilikten değil, fotoelektrik etki olayından veriyorlar. Onun da kabul ettirmesi zor olmuş. Zor çünkü düz/Newton mantığı ile anlaşılabilecek birşey değil.


Başlık: Ynt: Ayıplı bilim
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 22, 2020, 09:37:29 ÖS
Çıkmaz sokak olan polemiğe girmeden yalnızca teknik argümanlarla ”bağıllık” konusuna odaklanırsak:

K sistemi dış gözlemci çerçevesi ve K’ sistemi de rölatif çerçeve olsun. Kaynak ve foton sağ tarafa gitmesi halindeki opsiyonu daha önce incelemiştik. Siz teoride de salınma anından sonraki anlarda fotonun kaynakla ilişkisinin oyuncu-top ilişkisi gibi olduğunu söylemiştiniz. Mantığınız doğru olanı; yani, kaynağın fotonu saldıktan sonra fotona göre değişik doğrultu ve yönlerde gitmekte özgür olduğunu (itibari göreli anlamda) tespit ve teslim etmişti. Oysa teori SR, kaynak foton ilişkisinin yol araba ilişkisi gibi olduğunu kabul ederek (tam bağıllık anlamında) analiz yapmakta ve çıkarımlar üretmektedir (Lorentz dönüşümleri). İki görelilik çeşidinin teknik farkı, kaynak ile foton arasındaki mesafenin değişim hızındadır: Tam bağıllık halinde bu hız c dir; itibari görelilik halinde bu hız c +/- V dir.

Kaynak ya da K’ sistemi sağ tarafa giderken foton sol tarafa giderse ne olur?

(https://i.hizliresim.com/NRnenS.png) (https://hizliresim.com/NRnenS)

 


Şekilde görülebileceği gibi foton ve kaynak T1 anında O noktasından yola çıkarlar. T2 anında foton D noktasına, K’ sistemi A noktasına ulaşır. Bu defa K’ deki deneyci, fotonun aynı T2 – T1 sürede DB yolunu katettiğini sanacaktır. Ancak bu defa sağ tarafa giden fotona kıyasla sol tarafa giden fotonun yolu uzamış (AD> AB), rölatif sistem olan K’ nün saatine göre süre t’sol > t’sağ olacaktır.
 
 K’ deki saat aynı anda bu iki zamanı gösteremez.

Ayrıca, Sol tarafa giden foton, T1 anında O noktasından salındığı için aslında OD mesafesini katetmiştir. Teori ise bu fotonun AD mesafesini taradığı haline göre analiz yapmaktadır. Doğa gerçeğinde böyle bir şey yok. Kaynak ve foton her ikisi de sağ tarafa gittiklerinde foton için yol tarama (her milimetresinden geçme) sorunu gizlenmiş oluyor; düz okumada akla gelmiyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 22, 2020, 10:25:39 ÖS
Söylediklerim polemik değil, dikkate alınması gerekenler.

Eğer bu örneği inceleyelim diyorsanız, olayı iyice anlamam lazım. Sola giden foton var, sağa giden foton var, bu fotonları salan kaynak var. Hepsi O noktasından başlıyorlar. Ve bir süre sonraki konumları ise, soldaki foton D, sağdaki foton B ve kaynak da A noktasına gelmiş oluyor. Doğru mu anladım?

Çözümlemeyi başarabilir miyim/miyiz emin değilim, ama ilerleyebildiğimiz kadar ilerleriz. Ben çekincelerimi, dikkate almak gerektiğini düşündüğüm şeyleri söyleyeceğim. Newton fiziği inceler gibi inceleyemeyiz bu durumu.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 23, 2020, 07:12:03 ÖS
Sol tarafa giden foton ile sağ tarafa gideni ayrı ayrı analiz etmek mümkün; sonra birlikteliği düşünebilirsiniz.

Teori SR kaynak ve fotonu aynı yönde analiz etmiştir. Yöntem bilimi de  diğer yönlerin de analizini gerektirir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 25, 2020, 11:16:51 ÖS
Doğru mu anlamışım diye sormuştum. Birşey belirtmediğinize göre herhalde olayı anlayışımla ilgili bir sorun yok.

Ancak çözümleme olayına girmek için ne zaman fırsat (ve zihinsel yatkınlık) bulabilirim henüz bilmiyorum. Bir süre daha askıda kalabilir, benim açımdan. Biraz yoğunum zaman bulabilmek için ve bunu düşünebilmek için.
Başlık: Ynt: Çok yönde analiz
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 26, 2020, 12:12:56 ÖS

(https://i.hizliresim.com/NRnenS.png) (https://hizliresim.com/NRnenS)



 Özel Görelilik teorisine göre: Lorentz dönüşümleri

Fotonun aldığı yol = x' = (c - V)t / (1 - v2/c2)1/2

Fotonun yol süresi = (1 - V/c) t / (1 - v2/c2)1/2

T2 = 10 saniye  T1 = 0   V = 0.60 c alındığında

x'sağ = 1 500 000 km ;   t'sağ = 5 sn.

x' sol = 6 000 000 km  ; t' sol = 20 sn.  bulunur   

Hesap sağlaması:  Her iki halde de  Yol / süre = c = 300 000 km/sn (teorinin amacı zaten bu.)

Özel görelilik teorisi, bilimsel makalesi ve Einstein'ın kitabında yalnızca sağ tarafa giden fotonun analizini kullanarak anlatım yapmıştır. Oysa yöntem bilimine göre diğer yönlerde ne olduğu da irdelenmelidir.

 K sistemindeki kronometre, 10 saniyeyi gösterirken; K' sistemindeki kronometre, -teori mantığına göre- sağ tarafa giden foton için 5 saniyeyi, zıt (sol) yönde giden foton için 20 saniyeyi göstermelidir. 360o  diğer yönlerde ise 5- 20 saniye arasındaki süreleri işaret etmelidir.

Bir saatin aynı anda değişik zamanları göstermesi olanaksızdır.

NOT: Özel görelilik teorisi, foton ile kaynağı arasındaki mesafenin daima c hız değeri ile arttığını iddia eder; bu kabul araba-yol ilişkisindeki gibi "tam bağıllık" anlamındadır. Yani Lorentz, Poincaré, Einstein ve 115 senedir akademisyenler aynı görüşte olmuşlardır.

Oysa bir görelilik seçeneği daha mevcuttur: İtibari görelilik; aynı yol üzerinde giden iki arabadan biri referans çerçeve olarak seçilirse diğerinin durumu "itibari göreli" dir. Ya da top oyuncu ilişkisi de itibari göreliliktir; oyuncu topu attıktan sonra topun doğrultu ve yönünden tamamen bağımsız olarak yeni pozisyonuna gider ve top ile oyuncu arasındaki mesafe Vtop +/- Voyuncu hızı ile değişir. Bu benzetme foton-kaynak ilişkisine uygulanırsa foton ile kaynağı arasındaki mesafe  c +/- V hızı ile değişir. Fakat bu fotonun mevcut düzenek ile ölçüldüğünde sonuç c olarak elde edilir; çünkü bu ölçüm sistemi (gidiş dönüş çift izlekli ve sürekli foton akımı) ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebilmektedir (Kaynağından uzaklaşma hızını ölçemiyor).


27900
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ekim 26, 2020, 11:18:30 ÖS
Şimdi bunun ilk basit versiyonunu analiz etmek daha iyi olabilir.

Basit versiyondan kastım, K'nın duruyor olması. Kaynak duruyor ve iki zıt yöne ışık gönderiyor.

Burada ilginç durumlar başlıyor zaten. Sağa giden foton c hızındadır, kaynağa göre. Sola giden foton da c hızındadır kaynağa göre.

Peki fotonlar birbirine göre ne hızdadır? Yine c hızındadır, 2c değil.

Başlık: Ynt: SR ilk yaklaşım
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 27, 2020, 01:13:57 ÖS

Peki fotonlar birbirine göre ne hızdadır? Yine c hızındadır, 2c değil.

Kaynaktan aynı anda salınan ve değişik yönlerde giden fotonların -SR mantığı ekseninde- tıpkı analizinde rölatif sistem saatinin farklı zamanlar göstermesi gerektiğini nümerik uygulama ile anlattık. Bu irdelemeyi bugüne kadar yapana rastlamadım.

SR nin yanılgısı, ölçtüğü ışık hızını -irdelemeden- kaynağından uzaklaşma hızı olarak etiketlemesi ve kullanmasıdır. Evet, ölçüm deneysel bir kanıttır; fakat neyi ölçtüğünü de düşünceyi forse ederek bilinçle belirlemek gerekir.

Eğer ışık hızının uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçmeye niyet edersek, sonucu - tıpkı SR kendiliğindenliği eşliğinde- bu niyet doğrultusunda etiketleriz ve fakat asıl gerçek de budur. Lütfen daha önce sunduğum göl yüzeyi analojisini inceleyiniz.

Işığın kaynağı ile ilişkisi oyuncu top ilişkisindeki gibi "itibari göreli" dir ve bu haldeki hız limiti 2c dir. Bu yargı, kendini gözlemci yerine koyarak düşünenler için kabul edilemez görülürse de  doğa gerçeğinin umurunda olmaz. İtibari görelilikte örneğin iki cankurtaran aracı ikisi de son  süratleri ile birbirlerinden uzaklaşıyor olsalar, ara mesafe 2 V max. hızıyla artar. Yani birini referans aldığımızda diğerinin itibari göreli hızı 2 V max. dır. Bu araçların Vmax. hızını aşamaz mantığı itibari görelilikte işlemez.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 30, 2020, 01:02:06 ÖS
Kaç kişi tekrarlarsa tekrarlasın yanlış, doğruya dönüşmez.
Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 03, 2020, 12:47:48 ÖS
Özel Görelilik Teorisinin GİZLİ POSTULASI

115 yıl öncesinin bilim insanları ölçülen ışık hızını doğrudan fotonun kaynağından uzaklaşma hızı olarak tanımlamışlar. O dönemde eter paradigması etkindi ve ölçümden önce beklenti c +/- v değeriydi; fakat daima c değeri elde edilince, "ışık, kaynağından c hızı ile uzaklaşır" kanaatine  vardılar. Ölçtüğüm her hız, ilk çerçeveye göre bağıl hızdır önkabulü teorinin gizli postulasıdır; -herkesin malûmu olduğu kanaatiyle olsa gerek- açıkça bahsedilmez ve herkes "nasıl ki görmekteyim, güneş dünya etrafında dönüyor; üzerinde ayrıca derin düşünmeme gerek yok" altbeyinsel kalıp ile yüzeysel bir kanaati /damgalanmayı dikkate alır. Elbette bu tutum YERELLİK uzantısıdır.

Işık hızı ölçümünün yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızı ölçebildiğini akıl edemediler. Oysa böyle bir seçenek mevcut ve ölçüm düzeneğinin gidiş dönüş çift izlekli oluşu -LCS yöntemine göre- analiz edildiğinde yalnızca uzay boşluğuna göre olan ışık hızının ölçülebildiği ortaya çıkmaktadır. Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: oe_ - Kasım 06, 2020, 12:59:36 ÖS
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?
Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 06, 2020, 06:10:31 ÖS
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

1- Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

2- Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?

Yanıt 1:

Şu linkte geniş bir irdeleme verilmiş ve sonuç bölümü ilk paragrafında şu ifade edilmiş:
https://www.intechopen.com/books/new-approach-of-indoor-and-outdoor-localization-systems/gps-and-the-one-way-speed-of-light#B3

Measuring the speed of light has for many years been a major activity in science. Following the introduction of special relativity theory in 1905 in which light speed invariance was postulated, light speed tests assumed even greater significance. Numerous experiments have been conducted over the past century the vast majority of which appear to confirm the postulate. A careful examination by Zhang [3] however revealed that while two-way light speed constancy has been confirmed, one-way light speed constancy has not.

Türkçesi: Işık hızını ölçmek, uzun yıllardır bilimde önemli bir etkinlik olmuştur. Işık hızı değişmezliğinin varsayıldığı özel görelilik teorisinin 1905 yılında piyasaya sürülmesinin ardından, ışık hızı testleri daha da büyük önem kazandı. Geçtiğimiz yüzyılda çok sayıda deney yapıldı ve bunların büyük çoğunluğu varsayımı doğruluyor gibi görünüyor. Zhang [ 3] ancak iki yönlü ışık hızı sabitliği onaylanırken, tek yönlü ışık hızı sabitliğinin olmadığını ortaya çıkardı.

Zhang'ın kitabı linki :  (üzerine tıklayınca kitap içeriği görülebiliyor)

https://books.google.com.tr/books?hl=en&lr=&id=Of7sCgAAQBAJ&oi=fnd&pg=PR5&dq=Zhang,+Y.Z.,+Special+Relativity+and+its+Experimental+Foundations,+World+Scientific,+Singapore,+1997.&ots=zhJu7UH6TI&sig=YoXwirgafTBYTb5s9Hm5bSfjlzk&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false

Bu konuda daha geniş araştırma yaparsanız tek yönlü ışık hızı ölçümü deneycilerinin  özel görelilik teorisi koşullanması sebebiyle c değeri beklentisinde olduğunu görürsünüz. Bu beklenti karşılanamadığı için çoğu deney "başarısız" olarak yorumlanmıştır. Bir de ölçüm değeri çok kısa sürede değişmektedir.

Ayrıca" unisotropic, light speed" anahtar kelimeleri ile arama yapılabilir

Bu deneyciler, "beklentiden farklı sonuç yeni hipotez potansiyeli taşır" deneyimini özümsemiş olsalardı ve izini sürselerdi Nobel bile alabilirlerdi kanaatindeyim. Onların yerine ben teorik altyapısını ve yeni deney tasarımlarını oluşturmuştum (Türkçe versiyon)

https://vixra.org/abs/2006.0223

Yanıt 2:

sürecek...
Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 07, 2020, 03:12:14 ÖS
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

2- Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?

Yanıt 2

Işık hızı sabittir ve kaynağının hızından etkilenmez. Bu evrensel bir doğrudur.

Bu doğruya eşlik eden bir doğru daha var: Tanımlı tek foton ile kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızı* ile değişir.


Bu iki önermeyi birbiriyle çelişmeyecek kalıpta mantık çerçevesinde değerlendirebilenler özel görelilik teorisi yerine geçerli olacak yeni ışık kinematiği yöntemini kavramış olurlar.


Elbette bunun için düşünceyi forse etmek, aktif öğrenme yöntemini (bizzat analiz) uygulamak, örnekleri dikkate almak gerekir. Benim en etkili örneğim, “göl yüzeyi deneyi” dir. Daha önce, şekil sunmuştum: Bu deneyde göl içine doğru uzanan bir iskele üzerindeki deneyci, ayakta dururken bir çakıl taşını serbestçe suya bıraktığında göl yüzeyinde bir halka dalga oluşur; aynı deneyci, çakıl taşını koşarken bıraksa gene bir halka dalga oluşur ve her iki halde de halka dalganın yarıçapının büyüme hızı aynıdır; deneycinin yani kaynağının hızından etkilenemez. Fakat halka dalga üzerindeki bir nokta (tek tanımlı foton benzeri) ile koşan deneyci arasındaki mesafe “halka dalga hızı +/- deneyci hızı” değeriyle değişir. Dalga genişleme hızı ve deneyci hızı birbirinden etkilenmez bağımsızdırlar. Halka dalganın hızını uygun bir düzenekle ölçerseniz, kendine has olan (ya da göl yüzeyine göre bağıl olan) hızını ölçebilirsiniz (Işık için bu değer c oluyor). Fakat deneyciye göre olan göreli hızı ölçmeye niyet edip, çıkan sonucu da bu tanımda kullanırsak, dünya üzerinde ve -oyuncu top ilişkisine de atfederek- futbol sahasında da özel görelilik çıkarımları iddia ve illüzyonu içinde kayboluruz.

Mevcut ışık hızı ölçme yöntemi (gidiş dönüş çift izlek ve sürekli foton akımı vb) ışığın kaynağına göre olan hızını değil uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçebilmektedir.

Fotonun kaynağından uzaklaşma hızını ölçmek tek yönlü ışık hızı ölçüm yöntemleri ile mümkündür. Ancak bulunacak değerin anlık olacağı dikkate alınmalı ve peryodik ölçümlerin grafiksel değerlendirilmesi (en düşük ve en yüksek değer) ile yorum kurulabileceği unutulmamalıdır.


* Vu: Kaynağın -yerel ortama göre değil- uzay boşluğuna göre olan vektörel bileşke hızıdır.

Sabrınız için teşekkür ederim.
Başlık: Ynt:Özel bağıllık teorisi
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 08, 2020, 11:58:28 ÖÖ

Yanıt 2

Işık hızı sabittir ve kaynağının hızından etkilenmez. Bu evrensel bir doğrudur.

Bu doğruya eşlik eden bir doğru daha var: Tanımlı tek foton ile kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızı* ile değişir.


Bu iki önermeyi birbiriyle çelişmeyecek kalıpta mantık çerçevesinde değerlendirebilenler özel görelilik teorisi yerine geçerli olacak yeni ışık kinematiği yöntemini kavramış olurlar.


İletimi tekrar okuduğumda, iki önermeyi birlikte kabul etmenin zorluk içerdiğini teyit ettim. Kolay olsaydı Lorentz, Poincaré, Einstein ve çoğu akademisyen de farkederdi. Örneklerle açıklama gereği vardır ve göl yüzeyi deneyi bu açıklamayı başarmaktadır. Bu arada izleyenlerden göl yüzeyi deneyini içselleştirenleri kutluyorum; çağın yaşayan -üstelik ünlü ve dünya çapında tanınan- bilim ayıbına tanıklık etmiş oluyorlar; bir fizik olayını Einstein'a göre daha isabetli olarak kavradıkları için kendileri ile gurur duyabilirler.

 İlave olarak şunu da söylemeliyim: Bilidiği gibi özel görelilik teorisinin bir ön kabulü de Galilei görelilik ilkesidir (sabit hızla ve doğrusal hareket eden cisim -teori için tren ya da ışık kaynağı- eylemsiz çerçeve* gibi işleme alınabilir).

Işık kinematiği, benim tespitime göre en az sekiz ana faktör ile analiz edilmelidir; özel görelilik teorisi ise sadece iki ana faktörü dikkate almıştır ve onlardan birinin (Galilei görelilik ilkesinin) de ışık-kaynak ilişkisinde geçerli olmadığı bu göl yüzeyi deneyinde netleşmektedir: Yani deneyci sabit hızla ve doğrusal hareket ettiğinde süreç ve sonuç değişmez; lütfen inceleyiniz. Galilei görelilik ilkesi, yalnızca cisim-cisim ilişkilerinde geçerlidir. Ayrıca "ışık, kaynağının hızından ekleme almaz" yargısı ile bu ilke taban tabana zıttır.

* Teori ismindeki "özel" sözcüğü bu ilkeden / eylemsiz çerçeve şartından ileri gelir.
Başlık: Ynt:Göl yüzeyi benzetmesi
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 12, 2020, 12:45:22 ÖS
(https://i.hizliresim.com/dyXlj8.jpg) (https://hizliresim.com/dyXlj8)

Bu benzetmede

Deneyci, IŞIK KAYNAĞI nı

Halka dalga, IŞIK ı

Halka dalga üzerindeki her nokta  BİR FOTON u

Göl yüzeyi, UZAY BOŞLUĞU nu  temsil etmektedir.

Diğer bir analoji, futbol oyununda kurulabilir:

Top, FOTON u

Oyuncu, IŞIK KAYNAĞI nı

Stad zemini, UZAY BOŞLUĞU nu  temsil etmektedir.


Bu örneklerde görelilik yöntemi uygulandığında, yani uzay boşluğu yerine geçen göl yüzeyi ve stad zemini işlem dışında bırakıldığında ve dalga genişleme hızı veya top hızı, doğrudan -kaynak olarak etiketlenen- deneyci ve oyuncudan uzaklaşma hızı olarak belirlenirse dünya üzerinde de ve cisimler arasında da özel görelilik teorisinin çıkarımlarına ulaşabiliriz.

Futbol oyununda da zaman yolculuğuna maruz kalabiliriz! mi?

Başlık: Ynt: Pasif/aktif öğrenme
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 23, 2020, 11:25:20 ÖÖ
AKTİF / PASİF ÖĞRENME

Son okuduğum kitap (Bir bilim adamının romanı- Oğuz Atay) prof. Mustafa İnan'ın hayatını anlatıyor. Bu efsane bilim adamının tam bize derse gelecek iken hastalanması sebebiyle merak etmiştim. Mustafa İnan'ı diğerlerinden ayrıştıran hemen her konuda aktif öğrenme yöntemini uygulaması; yani konuları içselleştirmesi imiş. Bu sayede, sanki deneyi ya da çözümlemeyi bizzat yapmış gibi bilgiyi özümsüyormuş. Sahicilik ekseninde gelişen bu yönteme -kendi öz muhakemesini aktive etmeye- "aktif öğrenme" denir.

Peki, buna göre "pasif öğrenme" nedir? Kuşkusuz, "kulaktan dolma" diyemeyiz. Düz okuma ya da  sorgulamadan irdelemeden kabullenme denilebilir.

Şimdi Halefe-Keating deneyini (https://en.wikipedia.org/wiki/Hafele%E2%80%93Keating_experiment)   düz okuma ile öğrenirseniz, tıpkı illüzyonistlerin numaraları gibi alkışlarsınız (şekil için <Google görseller> den bakınız); basitçe, doğuya giden uçakların hızının "dünya hızı + uçak hızı" değerinde olacağı üzerinden Özel göreliliği kanıtladığını söylüyor ve bu saçmalığı bilim dünyasına sunacak kadar cahil cesareti göstermişler (Lütfen bu deneyi kendi öz muhakemenizi aktive ederek irdeleyiniz). Atmosfer dünya ile birlikte döndüğünden ve uçak hızını atmosfer ortamından sağladığından uçak dünyanın hızından ekleme almaz.

Özel görelilik teorisinin 115 yıldır irdelenmekten muaf olmasının sebebi, anlaşılma sorunları yanında düz okumakla yetinme ve genel kabul referansına itibar etme olabilir mi? Bence aynen böyle.

Diğer taraftan, azımsanmayacak sayıda teoriye karşıt bilimsel makale de var. Fakat bunlar genelde çıkarımlarındaki bir tutarsızlık üzerinde açıklamalar şeklindedir; bütüncül değildir ve ileri matematik formüller/denklemlere boğulmuşlardır. Bu bilim adamları çalışmalarını bir iki adım öteye taşıyabilseler ulaşacakları nokta, teorinin özünde yer alan en zayıf noktasını (yerel postula yanılgısını) keşfedeceklerdir.

Bu başlıkta sunulan/işlenen/paylaşılan işte budur (en kolay anlaşılabilecek özdeki hata). Lütfen kendi öz muhakemenizi aktive etmeye izin veriniz.


 

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ocak 10, 2021, 11:32:41 ÖÖ
Çok şey yazdık, söyledik.

Bu sentezlemelerin daha çok geleceğe kayıt niteliğinde olduğunun farkındayım.

Kuşkusuz yetkin olmayanlar ya da öz muhakemesi ile içselleştirmeyenler "birileri de itiraz ediyorlardı" notunu zihinlerinin bir köşesine kaydedeceklerdir; umarım.

Ancak, düşününce bunun yerine şu söylem daha kalıcı/etkili ve gelecekte de teslim edilecek ve işlenecek olan çıkarımdır:

Işık kinematiği en az sekiz ana faktör eşliğinde analiz edilmelidir. Özel görelilik teorisi yalnızca iki faktörü dikkate alarak analiz yapmıştı ve gizem tutkusuna sağladığı fantastik çıkarımlar rüşveti sebebiyle bilimsel paradigmayı 200 seneye yakın oyalamıştı.

Bu son söylemi Karl Popper'ın "Bilimsel Araştırmanın Mantığı" (YKB yayınları) kitabından esinlendim. Orada diyor ki; "x sayıdaki faktör eşliğinde elde edilen çıkarımlar, doğal olgularla uyuşmadığı sinyali verdiğinde bu defa 'x + 1' faktörle yeniden analiz edilmelidir".

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: tuana - Ocak 15, 2021, 03:23:20 ÖÖ
merhaba ;

daha aktif bir forumda katılım göstermek adına bir oneride bulunmak istiyorum.

www.felsefe.net 15 yıldır aktif bir forum oraya da katkınızı bekleriz...

saygılar.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 26, 2021, 03:03:36 ÖS
Bir prof, Halil İnalcık'ı eleştirmiş ve medyaya konu olmuş:"Dünyaca ünlü tarihçiye dil uzattı".

Benim bu başlıkta yaptığım ne?

Einstein da dünyaca ünlü. Benim dil uzatmam  kimbilir nasıl karşılanıyordur? Vah ki ne vah. Nr kadar argümanlarınızı net/şeffaf olarak sergileseniz de genel kabul referansı var ya. Bir de "Einstein'ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği" gibi bir ön yargı ile yaklaşıldığında  benim ortaya koyduğum teori kusurları nasıl anlaşılacak ki? 

Şimdi bu noktada teorinin şöhreti, kusuru algılayan kişiyi de kışkırtıyor; içinde tutamıyor. Bakın, aldatılıyorsunuz demek gerekiyor.

Neyse, genelde özel görelilik teorisine odaklanmıştım. Genel görelilik teorisini fazla incelememiştim.

Academia. edu da makale tartışması sırasında genel görelilik teorisinin, özel göreliliği desteklemek isterken aslında çürütüyor olduğunu farkettim. Bu güne kadar hiçbir paylaşımımda bahsetmediğim yeni bir konu. İngilizce makale olarak yayınladım: https://www.researchgate.net/publication/349338847

Türkçesini de hazırlayıp paylaşacağım.

Özetle: Özel görelilik teorisi yalnızca kaynağına paralel ve aynı yönde giden fotonun hareket analizini yapmıştır. Hareketli kaynak ile bu foton arasındaki mesafenin c değerindeki hız ile artacağı ön kabulünü kullanmıştır. Teoride kaynağın hareket doğrultusuna dik yönde giden fotonun izdüşüm sebebiyle etkisiz olacağı beyan edilmiş (*) diğer yönler hiç konu edilmemiştir.

Genel görelilik terorisinde ivmelenme sebebiyle foton izleğinin eğileceği ve çekimsel mercek oluşacağı öngörüsü 1919 daki güneş tutulması sırasında kanıtlanınca bu kanıtlama özel görelilik teorisinin de güçlü kanıtı olarak kabul edilegelmiştir. Ne var ki bu öngörüde kullanılan foton, kaynağın hareket doğrultusuna dik olan fotondur.

(*) Kartezyen koordinatlar doğal gerçeği gizleyebiliyor. Oysa T2 anında fotonun bulunduğu nokta ile kaynağın ulaştığı nokta atasındaki mesafe gerçektir ve bu mesafe de teori mentalitesi gereği c hızıyla artmalıdır. 

İşte yeni makalem bu çelişkileri inceleyip Galilei Görelilik ilkesi çeçevesinde teorinin kendi içinde çeliştiği ortaya konuluyor.

Asıl ilginç olan; hayrete vesile olan çoğu akademisyenlerin de bu teorileri aktif öğrenme eşliğinde (analizi bizzat yaparak) içselleştirmedikleri kulaktan dolma ya da ezber modunda genel kültür düzeyinde ele aldıklarını gösteriyor. Yoksa insanlık ve bilimsel paradigma bu kadar aciz değil.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Mart 07, 2021, 06:19:41 ÖS
Özgen bey,

Yukarıda, “Genel görelilik terorisinde ivmelenme sebebiyle foton izleğinin eğileceği ve çekimsel mercek oluşacağı öngörüsü 1919 daki güneş tutulması sırasında kanıtlanınca bu kanıtlama özel görelilik teorisinin de güçlü kanıtı olarak kabul edilegelmiştir.” demişsiniz.

Ancak,ışıktaki bu sapmanın değeri,  Albert Einstein’ın 1915 Genel Görelilik teorisi için önerilen testlerden biri değil mi?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 08, 2021, 10:08:45 ÖÖ

Yukarıda, “Genel görelilik teorisinde ivmelenme sebebiyle foton izleğinin eğileceği ve çekimsel mercek oluşacağı öngörüsü 1919 daki güneş tutulması sırasında kanıtlanınca bu kanıtlama özel görelilik teorisinin de güçlü kanıtı olarak kabul edilegelmiştir.” demişsiniz.

Ancak,ışıktaki bu sapmanın değeri,  Albert Einstein’ın 1915 Genel Görelilik teorisi için önerilen testlerden biri değil mi?

Doğrudur. Genel görelilik teorisinin öngörüsü doğrulanmıştır.

Teorideki "özel" sözcüğü hareketli cismin (moving body) sabit hızla ve doğrusal hareketini temsil eder; bu özel şart eşliğinde geçerlidir. Bir cismin işlemde eylemsiz çerçeve olarak kullanılabilme şartıdır; "Galilei görelilik ilkesi" olarak anılır.

Bu özel şart teorinin ciddi bir eksikliği olduğu için Einstein bir de "genel görelilik" teorisi üretmiştir; bu defa ivmelenen cisim/ışık kaynağı için de boyut bozulması gerektiğini izah etmeye çalışmıştır.

Genel görelilik teorisi öngörüsü olan "çekimsel mercek" olgusu kanıtlanınca dolaylı olarak özel görelilik teorisini desteklediği kabul edilegelmiştir.

Ne var ki çekimsel merceğin gerçek sebebi kütle çekim kuvvetidir; ışık, elektromanyetik çevrim eşliğinde hareket ettiğinden ve bu çevrim kütle çekiminden etkilendiğinden (Schwartzchild yarıçapı) ışık izleği bükülmektedir. Genel görelilik teorisi mentalitesi ise dört boyutlu düşünemediği (*) için yanılgılıdır (T anında kaynak ile fotonu konumlarını birleştiren çizgiyi fotonun izleği kabul ediyor). Einstein, ivmelenme olmadan da -kendi akıl yürütüşünde- bu defa diyagonal izlek tespit edebilirdi. (şekil için link: şekil 1
 https://www.researchgate.net/publication/349338847 (https://www.researchgate.net/publication/349338847)  )

Einstein üzülmesin; çünkü hala onun gibi -ilk yaklaşım- düşünenler çoğunlukta.

(*) Bu kanaat irrite edici gelebilir. Einstein, dört boyutlu analizin önemini kaydetmişse de kendisi -ardışık saniyeleri- süreci takip etmeyi ihmal etmiş; adeta T anında çektiği fotoğraf üzerinden analiz yapmıştır. Einstein'ın dört boyutlu düşünemediği, verdiğim linkteki 1 nolu şekilden anlaşılabilir.

Başlık: Ynt: Gelecekteki yorumlar
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 13, 2021, 11:05:03 ÖÖ
GELECEKTEKİ YORUMLAR

Afrika kabilesindeki adama kaç çocuğun var sorusu yöneltildiğinde yanıt olarak saymaya başlıyor " bir, iki,... çok" diyor. İkiye kadar sayıyor, sonrasına aklı basmıyor.

Ben de alışveriş listesindeki maddelerin kaçını aklımda tutabiliyoruma dikkat ediyorum. Önceleri 7 (yedi) öğeyi kağıda bakmadan hatırlayabiliyordum; şimdilerde yaştan dolayı bu sayı düşüyor.

Bilimde ve felsefede de zihinsel performans diğer pek çok etken yanında bütüncül ya da kapasiteli/çoklu bakış yeteneğine de bağlıdır. Bilim tarihine baktığımızda çoğu hipotezin iki faktörle başladığını ve sonrasında bazı negatif sinyaller eşliğinde yeni faktörlerin analize dahil edildiğini görebiliriz. Teknik bilimlerde bu anlamda "süperpoze" işlemi vardır.

Özel görelilik teorisi de iki önkabul eşliğinde geliştirilmiştir; yüz yılı aşkın süredir, insanlık bilişsel kapasitesinin üstünde kalarak irdelemelerden korunmuştur (şovenist korumanın varlığı ve etkisi de seziliyor).

Özel görelilik teorisinin kusurları şeffaf hale gelip, çoğunluğun malumu olduktan sonraki dönemde bilim tarihi kitaplarında şöyle bir yorum yer alabilir:

sürecek...
Başlık: Ynt:Bilimde büyük gaflar
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 14, 2021, 11:54:09 ÖÖ
BİLİM TARİHİNDE BÜYÜK GAFLAR


Aristo (M.Ö. 384-322) ve Hipokrat (M.Ö. 460-370) beynin işlevi üzerine fikir beyan etmişler; Hipokrat beynin düşünsel işlevler üstlendiği kanaatindeyken, Aristo beynin kanı soğutan bir organ olarak tanımlamıştır. Aristo’nun düşüncesi yaklaşık 2000 yıl geçerliliğini korumuştur.
Bilim tarihinde olgu ve olayları tanımlamak için ilk yaklaşımlar, disiplin eksikliği ve cognitive yetersizlik eşliğinde asıl gerçeğin uzağında oluşmuş ve alternatif açıklama gelinceye kadar o alanı işgal etmiştir. Beynin işlevi konusunda ise önceden daha isabetli bir açıklama mevcut olmasına rağmen, Aristo’nunki -siyaset destekli (Büyük İskender’in danışmanı idi) itibarı sebebiyle- öne çıkmıştır.

Zaman içinde yöntem bilimi gelişmiş; disiplin artmış ve mevcut tanımların daha ince / isabetli içerikleri elde edilmiştir. Bu zorlu ve uzun süreç, doğa olgu ve olaylarının yapısı, etkenleri ve mekanizması karşısında insan bilişsel performansının yabansılığını ve yetersizliğini göstermektedir.

Özel görelilik teorisi bu anlamda ilginç bir örnek olmuştur: Teori, uzun süre –doğanın gizleri karşısında insanlık yüksek başarısı yorumuyla- hayranlık eşliğinde gündemde kalmış, üniversitelerde fizik derslerinde okutulmuş adeta idol haline getirilmiş, popüler bilim dergilerinde bilime ilgiyi artırmak ve canlı tutmak amacıyla kullanılmıştır. Tıpkı Aristo için olduğu gibi, çoğu olumlu bulgu ve kanaat “Einstein” anılarak sunulmuştur.

Sürecek…
Başlık: Ynt:Gelecekteki yorum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 15, 2021, 11:43:45 ÖÖ
Özel görelilik teorisi yöntem biliminin emekleme evresinde henüz yetkinleşmediği dönemde ışığın kaynağı ile hareket ilişkisini ele alarak Lorentz ve Poincaré tarafından üretilmiş; Einstein tarafından -hareketli cisimlerin elektrodinamiği adlı- bilimsel makale olarak sahiplenilmiştir. Başlangıçta ilgi görmeyen makalenin fantastik çıkarımları basında işlenmiş; insanoğlunun doğanın bir sırrını keşfedebildiği yüksek yorumu eşliğinde benimsenmiş ve şöhret edinmiş; idol haline getirilmiştir.

Teorinin günümüzde kanıksanmış olan kusurları, sadece "geçmişin sığ algı kapasitesi" olarak tanımlanıp geçiştirilemez. İnsan aklı nasıl <yanılabiliyor> un analizi yeni bilim araştırmaları için pek çok ders içermektedir.

Teorinin iki yüzüncü yılında (M.S. 2105) yöntem bilimi ilkelerine göre teorinin kusurları:

1-   Teorinin analizinde denek olarak “tanımlı tek foton” yerine “ışık” muğlak ifadesi kullanılmıştır. "Işık" sözcüğü sürekli foton akımını da içerdiğinden akıl karışıklığına neden olabiliyor. Fotona delikli plaka filtre ile doğrultu verildiği belirtilmediğinde de akıl karışıklığı yaşandığı görülmüştür.

2-   “Göreli” kavramı “bağıl” içeriğinde kullanılmış, tanım inceliğine geçilememiş; görelilik çeşitleri –akıl edilmesi kolay olmasına rağmen- irdelenmeyip foton hızının hangisine uygun olduğu saptanmamıştır. Yalnızca “İtibari göreli” kavramı bile içselleştirilebilseydi, doğa gerçeği daha isabetli tanımlanabilirdi ve heyecana neden olmazdı.

3-   Deney sonuçlarının başka hangi hipotezleri desteklediğinin irdelenmesi bilinci olmadığından ışık hızı ölçümü sonucu olan c değeri “fotonun/ışığın kaynağından uzaklaşma hızı” olarak “tam bağıl” tanımında kullanılmıştır. Oysa, özel ölçüm deneyi, yapısı sebebiyle fotonun yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçebilmektedir.

4-   Döneminde altın standart olarak “ortak referans çerçevesi” kullanılıyor olmasına rağmen, teoride “foton/ışık ve kaynağı” tüm evrenden izole edilerek analiz yapılmış ve sonrasında süperpoze işlemi de uygulanmamıştır. İndirgemede aşırıya kaçılmış; öyle ki sadece aynı doğrultu ve yönde analiz yapılıp diğer yönlerde sağlama yapılmamıştır.

5-   Döneminde, teori ve analiz hedefinin isabetli saptanması protokolü olmadığından analiz ön kabulleri ve süreci yanlış amaca (Fitzgerald büzülüşünü doğrulamaya) uygun olarak seçilmiştir. Güncelde teorinin ilke eşliğindeki konusu “ışık kinematiği” dir. Işık kinematiği en az on ana faktör ile analiz edilmesi gerekir iken Özel Görelilik Teorisi yalnızca iki postula üzerine inşa edilmiştir (İllüzyonistlerin tekniğini andırıyor). Yanma olayına ilk tanımlama olan “Flojiston teorisi” de benzer şekilde “oksijen ve oksitlenme” faktöründen bihaber olduğundan “negatif ağırlık” gibi fantezi bir kehanet ile ad-hoc savunmasına sığınmıştı.

6-   

Başlık: Ynt: Gelecek de bir gün gelecek
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 15, 2021, 04:47:47 ÖS
6-   Işık kinematiği ile ilgilenen ve analizi bizzat yapabilen kayda değer sayıda bilim adamı ve insanı 2000’li yıllarda teorinin bazı kusurlarını ortaya çıkardılar (*). Fakat bir mayalama etkisi gösteremediler. Çoğu fizik akademisyeni -yetkinlikleri yeterli olmasına rağmen- ikiden fazla faktörü eşzamanlı analiz etme külfetine girmediler ve genel kabul referansına güvenerek itiraz edenleri küçümseme yoluna gittiler. Yöntem bilimi enerji bazlı teknik araştırmalardan aldığı tecrübelerle yetkinlik kazanınca ancak son elli yıl içinde teorinin zayıflığı idrak edilmeye başlandı. Ders kitaplarında bilimde yanılgılar başlığının gözde örneği oldu.

(*)(https://www.researchgate.net/publication/342420797_The_worldwide_list_of_dissident_scientists_Critics_and_alternative_theories).


7-   Teorinin idol haline getirilmesi ve irdelenmekten muaf kalmasında gereğince/yeterince anlaşılamaması yanında gizem düşkünlerine sunduğu parlak çıkarımların da katkısı olmuştur (teorinin, astronomi ve kozmoloji dışında uygulama alanı yoktur; ki bu alanlarda da engel olmak dışında bir katkısı olmamıştır). İnsanların çoğu zaman yolculuğu gibi fantastik çıkarımlara odaklanırken, teori mentalitesinin fotonun henüz gitmediği yolun, kaynağının hızı sebebiyle kısalacağı gibi gerçekliğe ve akla aykırı çıkarımını görememişlerdir (Einstein, düşünsel deneyi tren içinde düzenleyerek bu saçma çıkarımı gözlerden gizlemiştir; tren boyunu kısaltıyor; düz okuma yapanlar dolaylı olarak ışık yolunun kısaldığını sanıyor; uzay koşullarında düşününce bu saçmalık tüm çıplaklığıyla görülebiliyor).

8-   Geçen 200 yıllık süre sonunda halen teori taraftarlarına rastlanabilmektedir. Bunlar muhtemelen genelde gizem düşkünlüklerinden vazgeçemeyenlerdir.

9-
Başlık: Ynt: Gelecekte SR
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 17, 2021, 11:10:41 ÖÖ
sürüyor...

9-Esas olan özdür ve gerçek ergeç ortaya çıkar. Reklam malda olmayanı veremez. Propaganda başarısı, Hitler’i kurtaramamıştır. Özel görelilik teorisi de binlerce yayına ve pozitif ayrımcılığa, şovenist korumalara rağmen insanlık bilim ayıbı olarak tarihe geçmiştir.


NOT: 1- 2021 yılında Özel görelilik teorisinin  genel kabul ve idol hali devam etmektedir. Hatta son olarak katıldığım academia.edu sitesindeki bir "discussion" ( "General Relativity: as nutty as SR? -genel görelilik de özel görelilik kadar çılgın mı?- by Jeremy Fiennes) a ilk katılan akademisyen kendinden ve teoriden o kadar emindi ki  "böyle bir tartışmayı açan tımarhane kaçkınıdır" manasında bir tepki koymuştu. Fakat paylaşılan argümanlar karşısında yelkenleri suya indirmişti.

2- Yani, teori halen itibarını korumaktadır. Bu durumda -hiç kuşkusuz- bu son paylaştığım iletilerin izleyenleri irrite etmesi normaldir. Fakat Özel görelilik teorisinin "ayıplı/düzmece bilim" olduğu düz/kuru iddia değildir, argümanları paylaşılmaktadır. En başta "bağlantısal bütünlük ihlali" çok açık olarak idrak edilmelidir: On ana faktörü içeren ışık kinematiği konusunu yalnızca iki faktörle analiz etmeye kalkışmak dahi teorinin zavallılığını ortaya koymakla birlikte "LCS yöntemi" eşliğinde tüm sorulara cevap verilebilmektedir. Yeni sorulara ve savunulara da açığım. Dünya genelinde teoriye itiraz metinleri yüksek matematik işlemleri eşliğinde işlenmiştir ve teorinin bütünü yerine detay kusurlarına yöneliktir; onları anlamak için fizik akademisyeni olmak gerekebilir. Benim argümanlarımın anlaşılması daha kolaydır; genel kültüre hitabeder, teorinin köküne yöneliktir; formül falan içermez. Özel görelilik teorisi mentalitesi ile enfekte olmamış beyinlerin işi daha kolay. Üçüncü kişilerin doğrulamasına ihtiyaç duyanlar 2105 yılındaki bilimsel gaflar kitabını bekleyeceklerdir.

3- Teorinin kusurlarının anlaşılması için öz muhakemenin aktive edilmesi önemlidir; aktif öğrenme  de denilen analizin bizzat yapılması hususu vazgeçilmez. Takılınılan noktalar için buradayım. Güncel akademisyenler bizzat analiz yapmadan (bilgilenmeden/içselleştirmeden) teoriyi savunduklarında itibarlarını riske etmiş oluyorlar. M.S. 2105 de komik duruma düşecekler.

4- Diğer taraftan bu başlığı izleyenlerden konuya tamamen yabancı kalanlar üzülmesinler. Çünkü gerek Lorentz, Poincaré, Einstein...., ve itiraz edenlerin yaptığı, -netice olarak- "havanda su dövmektir" ya da "bir deli kuyuya taş atmış, başka deliler çıkarmaya uğraşıyor" diye tanımlanabilir: Özel görelilik teorisi hayatımızdan çıksa bir etkisi olmaz; o yüzden bir "pazarlama tekniği" ya da "tedavi yöntemi" gibi hayat örsüne tabi değildir. Teorinin hiçbir işlevi yoktur;" gök cisimlerinin tümünün -hızları nedeniyle- zaman tempoları farklıdır" diyerek kozmolojik analiz girişimlerine de engel olmuştur. Zaten benim SR teorisine doğrudan bir ilgim yoktu; herkes gibi kulaktan dolma ya da genel kültür düzeyinde bilgim vardı. Derin ilgim ve detaylı bilgim bir kozmolojik analizi başarmış olmamdan ileri geliyor. Bu çalışmada Düzgün genişleme teorisi eşliğinde kozmolojik analizin mümkün olduğu gösterilmiş (LCS -Light Coordinate System- yöntemi) ve evrenin yaşı 19,28 milyar yıl olarak bulunmuştur. Link:  (https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E/abstract)

5- Elbette bu başlığın felsefe ile ilgisi sorgulanabilir. Öncelikle bilim felsefesinin konusu olmakla birlikte, çoğunluğa ya da insanlık ortak projesi olan felsefede özel görelilik teorisinin kusurlarını çözümleyemeyen zihinsel performans ile yol almak zor olacaktır kanaatindeyim.

Not: Buradaki son iletilerimi makale (daha kristalize) haline getirdim; merak edenler şu linkte okuyabilir (Türkçe): https://vixra.org/abs/2104.0016  (PDF  e tıklayınız.
Başlık: Ynt: 200 üncü yıldönümünde
Gönderen: zgnrsn-R - Nisan 30, 2021, 11:18:36 ÖÖ
200 üncü yıldönümünde ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİ

Evrenin yaşı hesabı  -kozmolojik- analizimi 1997-98 yıllarında yapmıştım ve bu çalışmanın yan ürünü olarak özel görelilik teorisinin kusurlarını farketmiştim. Fakat teorinin 2005 yılında bilim dünyasında kutlanan yüzüncü yıldönümünde sunacak bir hazırlığım yoktu. Sonrasında teoriye itirazları inceleyen bir metin kaleme almıştım.

Teoriyle ilgili pek çok metini inceleme fırsatım oldu. Bu forumda olduğu gibi yabancı forumlarda da interaktif geliştirmeler içinde oldum. Tüm bu sürecin sonunda en rafine ya da kristalize ve de kısa bir metin hazırladım: "Özel görelilik Teorisinin 200 üncü yıldönümü"  Lİnk:  https://vixra.org/abs/2104.0016  (lütfen PDF ye tıklayınız).

Diğer taraftan "Academia.edu" da discussion açtım. Aldığım geri bildirimlerden, teori kusurları hakkında bir şeyler yakalamış olanların bu özet sunumdan mental rahatlamalarını değerlendirdim ve nihayet özetin özeti 5 madde içinde olayı netleştirdiğimi düşünüyorum; bunu paylaşayım istedim:

1-   Işık kinematiği, minimum on ana (essential) faktörle analiz edilmelidir.
2-   Özel görelilik teorisi ışık kinematiğini iki postula ile incelemiş ve heyecan verici çıkarımlar yapmıştır.
3-   Özel görelilik teorisine ilişkin otopsi, micro-cerrahi benzeri yöntem ile irdelenmiş ve kusurları anlaşılır kalıpta sergilenmiştir; karmaşık formüllere gerek yoktur; kusurlar insan algı kapasitesi içindedir.
4-   Teori yerini alacak fonksiyonel bir yöntem (LCS yöntemi) önerilmiştir. Bu yöntem ile detaylı kozmolojik analiz gerçekleştirilmiştir.
5-   İnsanlık bilimde level atlayacak ise bu ikinci Galilei olayını idrak etmeli ve benzer mistik eksenli çıkarımları dışlamalıdır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 12, 2021, 05:41:18 ÖS
Başlangıçta Özel görelilik teorisine bir ilgim yoktu. Genel kültür ya da ansiklopedi özeti kadar bilgim vardı.

Aşkınlık felsefesi üzerine yoğunlaşmalarım sırasında insan denilen organizmanın evrendeki ve hayattaki yerini araştırıp bilmesine ve evrenin yaşını hesabedebilmesine  yüksek felsefi yorum yüklediğim için boş hayat sayfamızı doldurmak anlamında ben de bizzat evrenin yaşını hesap etmeye giriştim.

Katıldığım astronomi yaz okulunda eşzamanlılık konusunda sorduğum bir soruya yüzeysel ve yetersiz yanıt almam üzerine zihnimde bir dosya açıldı. Çalışma hayatım da devam ediyordu. Annemin bir hastalığı nedeniyle hastanede refakat ettiğim bir gün can sıkıntısını aşmak için konuyu kağıt kalem ile ele aldım. Felek bir gün salakken, işte o gün evrenin yaşı hesabının ana hatlarını sıralabildim ve düzgün genişleme teorisi gereği küre yüzeyi gibi olması gereken evren formunun, bu küre yüzeyi üzerinde bulunan bir gözlemciye -ışık hızı sonsuz olmadığından- asimetrik elipsoidal formda (su damlası benzeri) görüneceğini hesap edebildim.

Mevcut astronomik gözlem verileri işte bu su damlası formuna aittir; yani deforme şeklin verilerini saptayabiliyoruz.

Hesabı kısa sürede bitirdim ve makale haline getirdim. Anadolu aklıyla ilk olarak Tübitaka sundum. Uzun süre yanıt alamadım ısrarım sonucu bu konuyu inceleyecek hakemleri olmadığı ve özel görelilik ile çelişkileri ileri sürülerek iade edildi.
10 sene sonra Nature dergisine gönderdim. Nature, daha çok deneysel olarak kanıtlanmış çalışmaları tercih ettiklerini ve fakat bu kadar ayrıntılı hesabın başka dergilerde yayınlanması için sizi cesaretlendirmek isteriz anlamında bir cevap verdi. Ben de internet araştırması ile Physics Essays dergisine gönderdim. Bir nevi fizik denemesi olarak kabul görür düşüncesi ile.

Çalışmam orada yayınlandı. Süreç devam ederken ben de başka evrenin yaşı hesaplarını araştırdım. Büyük çoğunluğu 1/ Ho
yani Hubble sabitinin bir bölüsü tarzındaydı. Hubble sabiti de ölçümlerde 80 ile 56 arasında değiştiğinden değişik yaşlar ortaya çıkıyordu. Son durumda astronomlar -deformasyona bağlı değer bozulmalarının az olacağı düşüncesiyle olsa gerek- yakın galaksi kümesi olan Virgo' nun Ho değerini kullanarak 13.7 milyar yıl değerinde karar kıldılar. Benim detaylı hesabın ise 19.3 milyar yıl yaşı veriyor. Kendimce benim hesabımın üstünlüğü, küresel formuna ait tek değer olan tek Hubble sabitinin şekil deformasyonu sebebiyle gözlemlerde 80 ile 56 değerleri arasında gezindiğini net olarak göstermesidir.

Her neyse özel görelilik teorisinin yanılgıları benim bu çalışmamın yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Yani benin teoriyi doğrudan hedef almışlığım yok.

Sahte bilim adlı kitabıma teoriyi karşıtlama sunumlarıma aldığım tepkilerin psikolojik incelemesini de koydum. Teori savunulurken bu tür etkenlerin devre dışı bırakılması ve teknik/nesnel çerçevede kalınması için bu yararlı bir aşamaydı.

Geçen süre içinde özellikle tv de rastladığım söyleşilerde kayda değer akademisyenlerin teoriden sitayişle bahsetmesi karşısında psikolojik etkenlere göre akıl yürütme kusurlarının da önemli olduğuna karar verdim ve bu sebeple "Fizikçilerin dil beceriksizlikleri" adlı yeni bir makale yayınladım.

Türkçe olarak linki: https://vixra.org/abs/2107.0060

Meraklı olanlar ücretsiz ve üye olmadan erişebilirler (Lütfen "Download : PDF" ifadesindeki "PDF" ye tıklayınız).





Başlık: Ynt: Einstein Nobel
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 13, 2021, 10:24:36 ÖÖ
Einstein, Nobeli neden özel ve genel görelilik teorilerinden almadı?

Pazar günü Teketek bilim -tekrar- programında iki akademisyen özel görelilik teorisinden övgüyle söz ettiler. Akademisyenler  bilim alanında en yetkin insanlardır.

Bilimsel çözümlemelerde düşünsel referansların öneminden ve yönetilmesinden bahseder dururum. Celal Şengör hoca da bunun önemini vurguladı (o, "başvuru sistemi" diyor ve öğrencilere anlatmakta en zorlandığı konu olduğunu söyledi).

Felsefeekibi forum sitesinde Sn. Kemal Gülden bilincin yetkinleşmesini soğanın içiçe küresel tabakalaşmasına benzetirdi. En dış tabaka "ilk yaklaşım" iç tabakalar giderek daha yetkinleşen/uzmanlaşan, isabetliliği artan analiz yeteneğini temsil ediyor gibi anlatırdı. Bertrand Russell da "atomically logic" tanımı yapmıştır; yani ele alınan kavramların açılımı artık bölünemeyecek noktaya varıncaya kadar analiz yapmak. Bu tanımlarla sözkonusu akademisyenlerin durumunu yorumladığımızda onların en içteki bakış açısına veya düşünsel referanslara ulaşamadıklarını ara aşamada takılı kaldıklarını yorumlayabiliriz. Bu söylemimden irrite olan varsa özel görelilik teorisinin üstünkörülüklerini anlattığım "fizikçilerin dil beceriksizlikleri" başlığımı okuyabilirler.

Diğer taraftan aynı söyleşide Einstein'ın neden özel ve genel görelilik teorilerinden bir ve hatta iki nobel almadığı konu edildi. Nobel komitesi tarafından teorinin fazla avangard bulunmuş olabileceği gibi tahminler ileri sürüldü.

Oysa bu konuyu açıklığa kavuşturmak zor değil ki:

Özel görelilik teorisinin tohumu Fitzgerald ın boyut büzülmesi kehanetidir; MM deneyinin negatif sonucunun ether hipotezini yanlışlaması üzerine bu mevcut hipotezi kurtarmak/ihya etmek amacıyla son derece zekice ve parlak, tümden gelimci bir fikirdir. Dönemin genç fizikçileri arasında Fitzgerald büzülüşünü kanıtlayan bir deney tasarlayanın Nobel ödülü alacağı yaygın bir kanaatti.  Yani motivasyon mevcuttu. Özel görelilik teorisi gerçekte Fransız Poincaré tarafından geliştirilmiştir ve Lorentz de eşlik eder. Hatta Poincare' e sormuşlar, -teoriyi Einstein sahiplenince- "ona daha çok yakışır" diye cevap vermiş.


Yani şimdi bu tabloda Nobel ödülünün Einstein'e  verilmesinin üreteceği sorunlar ortada. O sırada Poincare, Fransız bilimler akademisinin başkanı konumunda bulunuyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 05, 2021, 10:52:02 ÖÖ
Daha önce okumuş olsam da elime geçen yazılı metinlere tekrar bakarım. Eski alışkanlığım; üniversite yıllarımda önüme gelen her şeyi ayrımsız okurdum.

Bir kaç gün önce 2000 yılına ait bir "Bütün Dünya" dergisine rastladım. Güzel bir anekdot yakaladım.

Adam saatlerce bir kütüğü odun haline getirmeye çalışıyor. Yanına gelen birine yakınınca "baltayı bilemeyi düşündün mü?" yanıtını alıyor.

Özel görelilik teorisi, ışık kinematiği konusunda bir ilk yaklaşım olarak noksan sayıda faktörle ve beynin düşünce kolaylamaları eşliğinde ileri sürülmüştür. B. Russell'in atomikal hassasiyet benzetmesi de bu tutumun aşılması için uyarıcı olmakla birlikte bu anekdot da durumu özetleyiveriyor gibi:

Lorentz, Poincaré ve Einstein adeta kör balta ile ağaç kesmeye çalışmışlar.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Ağustos 11, 2021, 08:49:48 ÖÖ
Özgen bey merhaba...
Zaman zaman benim fizikte cahil birisi olarak konuya girerek zamanınızı alıyor olabilirim. Bunun için özür dilerim.

Işığın her gözlemciye göre aynı hızda olması demek zamanın, uzayda ilgili gözlemeciler açısında farklı hızda akması demek oluyor. Bunun açıklamasının/çıkarımının, ışığın uzayda katlettiği yolun uzama ve kısalması ile yapılmasını gerektiriyor.
Öte yandan, ışık gözlemci ile zıt yönde ise ışığın kendisi, ışık gözlemci ile paralel yada ışık gözlemci ile aynı yönde ise, o ışık demetlerinden bize ulaşan bazı fotonların da ışık hıza yine sabit hızdadır. Bu husus dopler etkisi ile kırmızı ve maviye kayan galaksilerde ölçülmüş olması gerekir.
Bu durumda görelilik açısından, ışığın hangi yönden gelmesi/gitmesi neyi değiştirir?


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 11, 2021, 11:06:09 ÖÖ
Özgen bey merhaba...
Zaman zaman benim fizikte cahil birisi olarak konuya girerek zamanınızı alıyor olabilirim. Bunun için özür dilerim.

Işığın her gözlemciye göre aynı hızda olması demek zamanın, uzayda ilgili gözlemeciler açısında farklı hızda akması demek oluyor. Bunun açıklamasının/çıkarımının, ışığın uzayda katlettiği yolun uzama ve kısalması ile yapılmasını gerektiriyor.
Öte yandan, ışık gözlemci ile zıt yönde ise ışığın kendisi, ışık gözlemci ile paralel yada ışık gözlemci ile aynı yönde ise, o ışık demetlerinden bize ulaşan bazı fotonların da ışık hıza yine sabit hızdadır. Bu husus dopler etkisi ile kırmızı ve maviye kayan galaksilerde ölçülmüş olması gerekir.
Bu durumda görelilik açısından, ışığın hangi yönden gelmesi/gitmesi neyi değiştirir?

(https://i.hizliresim.com/9t352um.jpg) (https://www.hizliresim.com/9t352um)

 

Rica ederim; aksine ilginiz için teşekkür ederim; anlama çabanızı takdir ediyorum. Çünkü dünya çapında adeta tapılan bu teori, postulaları da dahil olmak üzere her adımı yanlış; buna ilk tanıklık edenlerden olacaksınız. Gerek felsefe gerekse bilim açısından level atlama demektir. Teorinin içyüzünü içselleştirdğinizde, ezbercilerin olumlayıcıların dünya çapında zihinsel performanslarına hayret edeceksiniz. Tabi bir de şu var;  "Hayatta yapılması gereken 100 şey" adlı bir kitapta "özel görelilik teorisini anlamak" maddesi de yer alıyordu. Bence, SR nin kusurlarını idrak etmek bilişsel özgüveninizi uçurur.

Teoride "her gözlemciye göre ışık hızının aynı olması" muğlak ya da akıl karıştırıcı bir ifadedir. İki anlam söz konudur:

1- Teori çıkarımları "ışık hızı, her referans çerçevesine göre aynıdır" anlamının uzantılarıdır (orijinal metninde sabit hızla ve düz giden bir cisim üzerinden salınan hayali ışığın hızının c değeri olacağı esas alınır). Yani trende de, peronda da, güneş sistemine göre de.....ardışık her referans çerçeveye göre de. Çünkü hepsinde ölçtüğünde aynı değeri buluyor; bunda bir sıkıntı yok. Sorun  SR nin bu ölçülen değeri ışık kaynağından "uzaklaşma hızı" olarak kullanmasında. Benim LCS yöntemimde ölçülen bu hız değeri ışığın yalnızca evrensel hızıdır; yani uzay boşluğuna göre olan hızıdır. Fotonun salınma noktası uzay boşluğunda işaretlenir (kağıt üzerinde işaretleyebiliyoruz). Kaynak foton salınma anında bu noktadan geçmiş ve yoluna devam etmektedir. Tanımlı fotonumuz bu noktadan ışık hızıyla uzaklaşır.

2- Dünya üzerindeki gözlemciye gelen bir foton ışık hızıyla gelmiştir (Yukarıdaki şekli inceleyiniz). T1 anında dünyanın ve yıldızın konumları E1 ve S1 dir. Gözlem anı olan T2 anında dünya ve yıldız E2 ve S2 pozisyonlarında olmalarına rağmen, gözlemciye ulaşan foton T1 anında yıldız S1 konumunda iken salınmıştır. E1S1 arasındaki ya da E1' izdüşüm S1 arasındaki mesafe c + Ve hızıyla katedilmiş değildir. Foton S1E2 mesafesini 'c'  ışık hızıyla katetmiştir. Zihnimiz süreç izlemeci ya da 4 boyutlu analizde bocalayabiliyor.

Netice olarak bu şekilden net olarak anlayabiliriz ki gözlemciye gelen ışık daima c hızıyla gelmiştir. Fakat gözlemci elindeki ışık kaynağından salınan foton ile gözlemci arasındaki mesafe c +/- Vu  bileşke hız değeri ile değişir (Ancak bu hızı mevcut aynalı düzenekle ölçtüğümüzde gene c değerini buluruz; çünkü bu düzenek yalnızca ışığın evrensel hızını ölçebiliyor; kaynağından uzaklaşma hızını ölçemiyor). Gözlemci analiz  ve deneyin bir aktörü olduğunda gözlemcinin algılama kısıtlamaları, analizin yürütülmesinde nesnelliği bozuyor (kuantum belirsizliklerine benziyor). Örneğin SR'nin hız limitinde c sınırlaması bundan ileri gelir. Oysa ışık küresinin çapı 2c hızıyla büyür; çok açık ve matematik kesinlikte.  Bir çapın ucunda yer alan gözlemcinin çapın diğer ucunu göremeyecek olmasını ileri sürerek, çapın da c hızıyla büyüyeceğini iddia etmek bilime sığmaz. Gözlemcinin olmadığı doğa olayları akışı var.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 13, 2021, 11:13:37 ÖÖ
 İKİNCİ GALİLEİ OLAYI

1- Yaklaşık 500 yıl öncesine kadar insanlık olarak güneşin dünya etrafında döndüğü kanaatine sahiptik. Görsel kanıt eşliğinde bu kanaat dogma haline gelmişti.

Kopernik ve Galilei dünyanın güneş etrafında döndüğünün ayırdına vardılar. Kopernik'in iddiası çok az sayıda bilim ilgilisine ulaşabildi; ayrıca onun keşfi yörüngesel dönüşü kastediyordu.

Galilei ise görsel kanıt olan güneşin doğup batması olgusunu dünyanın eksenel dönüşü ile sebeplendiriyordu. O yüzden ve yargılanması ve topluma mal olması nedeniyle bu olayı Galilei'ye yazmayı tercih ediyorum.

Netice olarak Galilei olayının bilimsel açılımı şöyledir. "Rölatif objeden referans sistem gözlemi yanlış algı verir." Şöyle detaylandırabiliriz: Dünya ay dönüş ilişkisinde referans ve rölatif roller isabetlidir ve bir algı sorunu yaşamayız.

2- Özel görelilik teorisinde tıpkı ilk Galilei olayındaki yanlışlık tekrar edilmiştir. Işık kaynağı yerel bir objedir; ışık evrensel bir olgudur/gerçekliktir. Kapsama kapasitesi ölçütü dikkate alındığında ışığın tabi olduğu uzay boşluğunun, ışık kaynağına göre referans çerçeve adaylığı daha üstündür. Hatta forsmajördür.

Fiziği evrensel ölçeğe taşıma iddiasındaki bir teorinin daha ilk analiz adımında yerellikten sıyrılamaması ilginç olsa gerek.

 

Başlık: Ynt: 300 dolar = 300 japon yeni
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 30, 2021, 10:18:43 ÖÖ
Özel görelilik teorisi kendi postulasını ihlal ediyor

Bilindiği gibi teorinin birinci ve ana postulası (ön kabulü) ışık hızının değişmezliğidir.

Işık hızı, hem trende hem de peronda ölçüldüğünde aynı değer elde edilmektedir (*). Teori bu gerçekten yola çıkarak analiz yapmış ve ilginç çıkarımlar ortaya koymuştur.

Lorentz, tren ve peronu birlikte ele alarak Lorentz dönüşümlerini üretmiştir. Lorentz dönüşümlerini Einstein da -kitabına alarak- olumlamıştır.

Ancak yüzyılı aşkın süre bilim insanlarının fark etmedikleri bir uygunsuzluk var: Lorentz dönüşümleri parametrik olarak uygulandığında daima gene parametrik kodlamayla "c" sonucunu verdiğinden tutarlı görünür ve çoğu kişiyi ikna eder. Ne var ki nümerik örnekleme yapıldığında 300 000 rakamını verir.

Teori ve Lorentz dönüşümleri ışık hızının değişmezliğini korumak için hareket halindeki trende zaman birimi genleşmesi ve uzunluk birimi büzülmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Yani tren kilometre, peron kilometreden farklıdır; trensaniye, peronsaniyeden farklıdır.

Işık hızının değişmezliği hedeflendiğine göre nümerik hesapta:

300 000 peronkm/peronsaniye = 300 000 trenkm/trensaniye çıkmaktadır.

İlk bakışta "ne var bunda?" denilebilir.

Biz enflasyon olayını yakından yaşadık/yaşıyoruz ve iyi biliyoruz. Yani paranın satınalma gücünün değişmezliğini idrak etmiş durumdayız.

Işık hızı değişmezliği de özünde fotonun yol alma gücünün sabitliği olarak anlaşıldığında teorinin bu noktada kendi ön kabulünü ihlal ettiğini görüyoruz.

Hayır, böyle değil diyorsanız, örneğin evladınızın harçlığı 300 TL ise ona 300 "japon yeni" verin kâra geçin.






https://www.researchgate.net/publication/353752635
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 30, 2021, 01:24:48 ÖS
İyi de, km'nin her zaman her yerde aynı km olduğunu, saniyenin heryerde herzaman aynı saniye olduğunu söyleyen siz değil misiniz?

Birimlerin değişmezliğini söyleyen siz değil misiniz?

Onlar zaten peronkm, trenkm diye bir ayrım yapmıyorlar, siz yapıyorsunuz.
Ki aslında siz böyle bir ayrıma karşısınız.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 30, 2021, 09:59:37 ÖS
İyi de, km'nin her zaman her yerde aynı km olduğunu, saniyenin heryerde herzaman aynı saniye olduğunu söyleyen siz değil misiniz?

Birimlerin değişmezliğini söyleyen siz değil misiniz?

Onlar zaten peronkm, trenkm diye bir ayrım yapmıyorlar, siz yapıyorsunuz.
Ki aslında siz böyle bir ayrıma karşısınız.

Zihin karışıklığında payım varsa bağışlayın. Teorinin iddiaları ile benim çözümüm yer yer karıştı mı acaba? Şöyle özetleyelim:
1-   Özel görelilik teorisi hareketli cisimde (moving body) zaman biriminin genleştiğini, uzunluk biriminin ise büzüştüğünü iddia eder (ışık hızının değişmezliğini temin için yapar bunu).
2-   Teoride referans çerçevedeki (perondaki) birimler ile rölatif ünite (tren) deki birimlerin farklı olduğu fizik ile ilgilenmiş herkesin malumudur. Zaten Lorentz dönüşümleri bu farklılık için var.
3-   Teorinin orijinal metninde ve Einstein’ın bizzat yazdığı 1916 tarihli kitabında da  peronkm / trenkm olarak ayrım belirtilmemiştir. Einstein farklılığı bu kodlama ile netleştirmemiş; fizikçilerin dil/anlatım özensizliği. 
4-   Trenin hızı  v = % 60 c olması halinde teori mentalitesi gereği  1 trensaniye = 2 peronsaniye; 1 tren metre = 0.80 peronmetre olacağı bulunur.
5-   Lorentz dönüşümleri nümerik hesap yapıldığında (Yol/Süre =Hız) ışık hızı için, peronda 300 000 peron km / peron saniye; trende ise 300 000 tren km /tren saniye vermektedir. Ve teori bu hızların ışık hızının değişmezliğini kanıtladığını ifade etmektedir; zaten SR mentalitesinin başlangıcı ve niyeti de böyle.
6-   Bu başlığın 165 no.lu iletisindeki şekli dikkate aldığımızda:

 (https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)

Perondaki gözlemciye göre fotonun aldığı yol OB dir; trendeki deneyci ise fotonun aldığı yolu AB sanmaktadır. v = % 60 c  ve t = 1 peron saniye için AB = 120 000 peronkm dir.

Netice olarak paranın satınalma gücü anlamında fotonun yolalma gücü sabitse, teori bunu sağlayaMAMAKTADIR; mış gibi yapmaktadır.

NOT: Şekli koymuşken teorinin çocukça akıl yürütüşünü tekrar vurgulamak isterim:

1- K referans sistemindeki kişi için foton T sürede OB yolunu kateder. OB / T = c dir. Ölçtüğünde de c değerini bulur; bir sorun yoktur.

2- K' rölatif sistemdeki kişi de ölçtüğünde foton /ışık hızı için c değerini bulur. Fakat rölatif kişi fotonun aynı T kadar sürede aldığı yolu AB olarak tanımlar (OA mesafesinden bihaberdir) ve AB / T hesabında c sonucunu bulamaz; oysa ışık hızını ölçmüştü. Bu uygunsuzluğu gidermek için T nin sayısal miktarını küçültmek gerektiğini tahmin eder; fakat bu yetmez, AB mesafesinin sayısal değerini de bir miktar artırmak gerekmektedir. Bu ikisini bir arada Lorentz dönüşüm denklemleri ile halleder.


Bu şekil ve anlatım (farklı ifadeyle) Einstein'nın kendi kitabında görülebilir (Einstein A., İzafiyet Teorisi, çev. G. Aktaş, Say yay. 1998, İst.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 31, 2021, 01:54:06 ÖS
 

Tüm dünyada yüz yılı aşkın süredir olumlanan hakkında binlerce yayın yapılan özel görelilik teorisinin özünün bu kadar basit
 (üstünkörü) olması şaşırtıcı hatta şok edicidir.

Quantum bilgisayarı başarabilmiş insanlık zihinsel performansının, çocukça bir analize takılı kalması ve adeta kutsallık muamelesi yapması inanılması zor bir olay. Teori aslında bilim alanındaki büyük aldatmacaların flaş örneği olmaya adaydır ve gelecekte böyle anılacaktır. Bu forum ortamında bu "ikinci Galilei olayına" ilk tanıklık edenlerdensiniz.

Sn.oe,

Sizin itirazlarınızı bu çerçevede değerlendiriyorum. Kabullenmesi zor. Ne var ki teknik konunun matematik kesinliği itirazlara direnecektir.

Ö
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Eylül 01, 2021, 03:00:38 ÖÖ
Sn. Zgnrsn,


Ben size başka bir çerçeve sunayım, dikkate alır mısınız bilmiyorum ama.

Newton Fiziği kendi içinde tutarlı, olası bir fiziktir. Enerjinin korunumu ve fiziğin temel ilkelerini barındırabilir (idi).


Ne yazık ki, anlaşıldı ki, evrende bir üst hız sınırı var. Aşılamayan bir hız sınırı (ışık hızı). Ve ortaya görelilik fiziği kondu.
İlginçtir ki, görelilik fiziği de kendi içinde tutarlı ve olası bir fiziktir. Bambaşka bir paradigmadır ama olasıdır.

---

Ancak sizin öne sürdüğünüz model (hız sınırı var ama birimlerde değişme yok), tutarlı ya da olası değildir. Örneğin en temel fizik kuralını, enerjinin korunumu ilkesini dahi sağlayamaz çünkü.

Bir cisme ışık hızı ve sonrasına kadar enerji yüklemeye devam ettiğinizde, sizin cisminiz ışık hızına kadar doğrusal hızlanıp sonra bıçakla kesilircesine o hızda kalıyor. Ya daha fazla enerji yüklersek? Tepki vermiyor. Peki enerji nereye gidiyor? Yok mu oluyor? Neye dönüşüyor? Hiçbirşeye.

Biliyoruz ki, evrendeki toplam madde ve enerji miktarı değişmiyor. Buna enerjinin korunumu deniyor. Sizin sisteminiz olası veya tutarlı bir sistem değildir.
Öte yandan görelilik fiziği, tüm garipliğine ve şaşırtıcılığına rağmen, olası ve tutarlı bir fiziktir.

---

Yani diş macununu sıkarsak, dışarı macun taşacaktır (Newton fiziği),
ama kapağı kapalı sıkarsak (aşılması imkansız sınır hız), diş macunu tüpü başka bir yerinden bombe yapacaktır (zaman ve uzay birim değişimi genleşme/daralma),
ama bu ikisinden biri olacaktır, tüpü sıktım ama hiçbirşey olmuyor gibi bir seçenek yok maalesef.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 01, 2021, 11:15:49 ÖÖ
Sn. Zgnrsn,


Ben size başka bir çerçeve sunayım, dikkate alır mısınız bilmiyorum ama.

Newton Fiziği kendi içinde tutarlı, olası bir fiziktir. Enerjinin korunumu ve fiziğin temel ilkelerini barındırabilir (idi).


Ne yazık ki, anlaşıldı ki, evrende bir üst hız sınırı var. Aşılamayan bir hız sınırı (ışık hızı). Ve ortaya görelilik fiziği kondu.
İlginçtir ki, görelilik fiziği de kendi içinde tutarlı ve olası bir fiziktir. Bambaşka bir paradigmadır ama olasıdır.

---

Ancak sizin öne sürdüğünüz model (hız sınırı var ama birimlerde değişme yok), tutarlı ya da olası değildir. Örneğin en temel fizik kuralını, enerjinin korunumu ilkesini dahi sağlayamaz çünkü.

Bir cisme ışık hızı ve sonrasına kadar enerji yüklemeye devam ettiğinizde, sizin cisminiz ışık hızına kadar doğrusal hızlanıp sonra bıçakla kesilircesine o hızda kalıyor. Ya daha fazla enerji yüklersek? Tepki vermiyor. Peki enerji nereye gidiyor? Yok mu oluyor? Neye dönüşüyor? Hiçbirşeye.

Biliyoruz ki, evrendeki toplam madde ve enerji miktarı değişmiyor. Buna enerjinin korunumu deniyor. Sizin sisteminiz olası veya tutarlı bir sistem değildir.
Öte yandan görelilik fiziği, tüm garipliğine ve şaşırtıcılığına rağmen, olası ve tutarlı bir fiziktir.

---

Yani diş macununu sıkarsak, dışarı macun taşacaktır (Newton fiziği),
ama kapağı kapalı sıkarsak (aşılması imkansız sınır hız), diş macunu tüpü başka bir yerinden bombe yapacaktır (zaman ve uzay birim değişimi genleşme/daralma),
ama bu ikisinden biri olacaktır, tüpü sıktım ama hiçbirşey olmuyor gibi bir seçenek yok maalesef.

Kendinizi bu şekilde ikna edebiliyorsanız benim yönümden bir sorun yok ve kimse darılmaz. Yabancı forumlarda da önceki iletimde sunduğum basit ve anlaşılması kolay teorinin mentalitesine ilişkin hesap özüne odaklanmak yerine, onu çürütmek yerine oldukça asimetrik ve inanç güdümünde cevaplar almıştım. Bence bir fizik akademisyeni ile temasa geçip bu şekil ve teori analizini değerlendirmeyi deneyin (Bilişsel özgüveni olan kişi için bu şekil ve analiz insan algı kapasitesi içindedir; ipuçları eşliğinde herkes anlayabilir basitliktedir). Buna değer; çünkü, teorinin ünü çok yüksek ve çürütülmesi de bir o kadar etkili. İnsanlığın yanılması/yanılabilmesi de ayrıca ilginç.

Eğer bir akademisyen ile müzakere ederseniz son kertede şunu dikkate alınız: Rölatif K' sistemindeki kişi mevcut aynalı/gidiş dönüşlü ölçüm düzeneği ile ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçebildiğini bilseydi, bir sorun yaşamayacaktı ve birimlerle oynamaya gerek duymayacaktı. Teorinin en zayıf noktalarından biri ölçülen ışık hızını, fotonun kaynağından uzaklaşma hızı anlamında etiketleyip kullanmasıdır. Oysa düzenek kaynağa bağıl hızı ölçemiyor; uzay boşluğuna göre olan hızı ölçebiliyor; kanıt her doğrultu ve yönde aynı sonucu veriyor.

Bu vesile ile ikinci Galileo olayı ekseninde şunu ifade edeyim:

1- Güncelde "Güneş dünya etrafında döner" iddiasını sürdüren kişi üniversitelerde barınamaz. Çünkü olayın özü şeffaflaşmıştır.

2- Güncelde "Özel görelilik teorisi yanlıştır" diyerek argümanlar sunarak meydan okuyan kişi üniversitelerde barınamaz.

3- Yakın gelecekte "Özel görelilik teorisi doğrudur" iddiasını sürdüren kişi üniversitelerde barınamayacaktır. Çünkü teori mentalitesi mikro cerrahi yöntemiyle saydamlaştırılmıştır. Yeni çözümlemeyi anlamış olmak seçim kriteri olacaktır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Eylül 01, 2021, 11:57:34 ÖÖ
Sn. Zgnrsn,

Ben başka örnekler de verdim. Parçacık hızlandırıcılarında, ne kadar enerji verince parçacığın ne kadar hızlandığı bellidir, ölçülmüştür. Ve göreliliğin söylediği gibi giderek daha fazla enerji gerekmektedir. Uydu sistemleri, crt tüpleri vb birçok yerde teori rüştünü ispatlamıştır zaten. Yani gerçek hayatta karşılık bulmuştur.

Bu noktada kendini ikna etmeye çalışanın ben olduğumu düşünmüyorum.

Burada birbirine dönüştürülemeyen, kendi analiz yöntemleri olan 2 farklı paradigma söz konusudur. Newton fiziği kendi içinde pekaladır, ancak evrende bir hız sınırı bulunduğu anlaşıldıktan sonra görelilik fiziğine geçmek gerekmiştir. Birimlerle oynamak bir fantezi veya keyfe keder değil, mecburiyettir.

Bir paradigmayı başka bir paradigma cinsinden ölçemez, tahlil edemezsiniz, çünkü bambaşka birşeydir. Yapılabilecek şey, kendi analiz yöntemi ile kendi içinde tutarlı olup olmadığı analizi ve gerçek hayat testidir. Görelilik fiziği ikisinden de geçmiştir.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 01, 2021, 12:41:28 ÖS
Sn. Zgnrsn,

Ben başka örnekler de verdim. Parçacık hızlandırıcılarında, ne kadar enerji verince parçacığın ne kadar hızlandığı bellidir, ölçülmüştür. Ve göreliliğin söylediği gibi giderek daha fazla enerji gerekmektedir. Uydu sistemleri, crt tüpleri vb birçok yerde teori rüştünü ispatlamıştır zaten. Yani gerçek hayatta karşılık bulmuştur.

Bu noktada kendini ikna etmeye çalışanın ben olduğumu düşünmüyorum.

Burada birbirine dönüştürülemeyen, kendi analiz yöntemleri olan 2 farklı paradigma söz konusudur. Newton fiziği kendi içinde pekaladır, ancak evrende bir hız sınırı bulunduğu anlaşıldıktan sonra görelilik fiziğine geçmek gerekmiştir. Birimlerle oynamak bir fantezi veya keyfe keder değil, mecburiyettir.

Bir paradigmayı başka bir paradigma cinsinden ölçemez, tahlil edemesiniz, çünkü bambaşka birşeydir. Yapılabilecek şey, kendi analiz yöntemi ile kendi içinde tutarlı olup olmadığı analizi ve gerçek hayat testidir. Görelilik fiziği ikisinden de geçmiştir.

Limit hızlar konusu ile ilgilenmedim (sadece LCS yönteminde üst limit 2c dir; onu söyleyebilirim); bu ifadem yeterli ise "biri itiraz ediyordu ama teorinin hassas noktasını çözememiş der" geçersiniz. Hatta aynı manada"genel görelilik öngörüsü 1919 da güneş tutulması sırasında kanıtlanmıştır" ı da ileri sürebilirdiniz. Uluslararası popüler bilim alanında bu ve diğer "muon ömrü" ve "Halefe-keating" düşünsel deneyi ileri sürülür. Bence onları da katın; ingilizce forumlarda onları da savunmada kullanıyorlar; ama öze ilişkin uzak duruyorlar.

Benim meydan okuduğum nokta teorinin analizinin mentalitesi/özü. Çok üstünkörü olduğu açık ve net. Şu noktası yanlış diyebilmelisiniz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Eylül 01, 2021, 01:05:34 ÖS
Limit/sınır hız teorinin çıkış noktası ve özüdür kanımca. Onu anlamadan teorinin nedenini/niçinini anlayabileceğimizi sanmıyorum.

Sizin analizinizdeki yanlış noktayı birçok kez belirttim, görelilik paradigmasını Newton fiziği analiz yöntemiyle değerlendirmeye çalışmanız. Söylediğim gibi bir paradigma diğeri üzerinden tahlil edilemez. Çünkü temelleri komple farklı.

Eğer çelişki bulmak istiyorsanız hesaba kitaba gerek yok. Görelilik fiziğine göre iki farklı referansa göre 2 farklı değer ortaya çıkar (uzunluk, kütle, zaman; hangi birimi isterseniz), ki zaten bu (tek başına) Newton fiziği ve klasik anlayışa göre çelişkidir.

Sizin ürettiğiniz çelişkiler hep bunun türevleri. Yani çelişki zaten görelilik fiziğine klasik anlayışla baktığınızda ilk karşılaşacağınız (ve tek karşılaşacağınız) şeydir.

----

Bunu anlamaya yaklaşmak için en kolay örnek hızımız belki. Hızımızın en baştan beri göreceli birşey olduğu belliydi. Kendime göre hızım sıfır (veya benimle aynı hızda yanımda olan referansa göre).

Benim hızım ne? Ben evrenin içindeyim. Kendi mutlak hızımı bulmak istersem içinde bulunduğum şeyin hızını bilmeliyim. Peki evrenin hızı ne? Evren "olan herşey" ise dışında bir referans yok. Ve hızı belirsiz. Dolayısı ile benim veya nesnelerin "mutlak hızları" diye birşey yok, bilinemez.

Başka örnek. Mesela ağırlığın ortama göre değişmesine alışığız. Ayda ağırlığım farklı. Bunu bir adım öteye götürün, kütlenin de ortama/duruma göre değişmesi durumu ortaya çıkar.

Yani bunların bütünü klasik anlayışa veya Newton fiziğine göre saçma ve çelişkilidir. Ekstra hesap, kitap, mizansene gerek yok. Paradigmayı değiştirmek gerekiyor.

Sizin analizleriniz "Ben yokum. Sonra bakkala gittim. Ama aslında okuldaydım" cümlesini "bir insan hem okulda olup hem bakkala gidemez" şeklinde çözümlemeye benziyor. Oysa adam ben yokum demiş. Zaten bunu da ancak varolan biri diyebilir.

Yani olayın özü/kökü çelişkili iken (klasik bakışa/paradigmaya göre), siz kıyısını köşesini irdeleyip çelişki bulmaya çalışıyorsunuz. İki ayrı referansa göre birimlerin farklı olması "kök çelişki" zaten. Ve görelilik paradigması bunun üzerine kurulu.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Eylül 01, 2021, 01:34:12 ÖS
Ayrıca şunu da belirteyim, olayın ışıkla ilgisi yok.

Hani siz diyorsunuz ya "aslında ışığın şuna göre olan hızını ölçüyorlar, ama şöyle sanıyorlar" diye. Aslında olayın ışıkla ilgisi yok.

Olay evrende aşılamayan bir hız sınırı olması ile ilgili.

Örneklerde ışığı çıkartın ve onun yerine bir taş koyun. Farketmez. Sonuç değişmez.

Eğer taş 300 000 km/s hızla hareket eder ve hangi referanstan ölçülürse ölçülsün bu gene aynı çıkar dediğiniz anda, olay gene kendini kanıtlar.
Yani ışığa ihtiyacımız yok.

Hangi cisim ve ne olursa olsun, aşılamaz bir hız sınırı kavramı bunu doğurmaktadır.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 01, 2021, 04:14:21 ÖS
Ayrıca şunu da belirteyim, olayın ışıkla ilgisi yok.

Hani siz diyorsunuz ya "aslında ışığın şuna göre olan hızını ölçüyorlar, ama şöyle sanıyorlar" diye. Aslında olayın ışıkla ilgisi yok.

Olay evrende aşılamayan bir hız sınırı olması ile ilgili.

Örneklerde ışığı çıkartın ve onun yerine bir taş koyun. Farketmez. Sonuç değişmez.

Eğer taş 300 000 km/s hızla hareket eder ve hangi referanstan ölçülürse ölçülsün bu gene aynı çıkar dediğiniz anda, olay gene kendini kanıtlar.
Yani ışığa ihtiyacımız yok.

Hangi cisim ve ne olursa olsun, aşılamaz bir hız sınırı kavramı bunu doğurmaktadır.

Sn. oe,

İlginize teşekkür ederim.

Samimi olarak şunu ifade edeyim. SR ve GR dünya çapında benimsenmiş olmaktan öte özellikle şovenist bir ekip tarafından da korunuyor kanaatindeyim. Lehte olan makaleler ödüllendirilmesi de söz konusu.

Bu özgün düşüncelerinizi siz ya da izleyenler makale haline getirirseniz yayınlanma şansı yüksektir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 02, 2021, 11:29:06 ÖÖ
Bu son bir kaç ileti sırasında Lorentz dönüşümlerini yeniden ele alma gereği duydum ve bir kusur (*) daha keşfettim (teşekkürler); şöyle:

Hızlı giden tren içindeki metrenin büzüşerek kısalacağı iddia ediliyordu ya, şeklimizdeki AB mesafesi bu kısalmış metre yatırılarak ölçüldüğünde sayısal miktarı artırılıyordu. Örneğimizde tren hızını v = % 60 c almıştık ve elimizdeki peron metre çubuğu, büzüşüp 0.80 trenmetre çubuğu haline gelmişti. Sonrasında teori ve Lorentz, AB = 120 000 peronkm olan yolu 120 000 / 0.80 = 150 000 trenkm haline getiriyordu (Aynı hesapta  1 trensaniye = 0.5 peronsaniye oluyordu ve 150 000 / 0.5 = 300 000 trenkm/trensaniye temin ediliyordu).

İşte tam bu noktada bir kusur var. Trendeki deneyci 120 000 peronkm ile muhatap değil ki büzülmüş metreyi yatırarak ölçtüğünde 150 000 sayısal değerini bulsun. Hızı sebebiyle teori mentalitesine göre tren uzunluğu da büzüşür; Lorentz ve SR bunu ihmal etmiş oluyor.

Hesaba dökersek 120 000 peronkm  120 000 x 0.80 = 96 000 trenkm haline gelir.

Tren hareketsiz halde 120 000 peronkm uzunluğunda iken hareketi halinde 96 000 trenkm olarak kısalacaktır ve trendeki deneyci de elindeki 1 trenmetre boyundaki ölçü çubuğunu defalarca yatırıp/katlayarak ölçtüğünde fotonun aldığı yolu 96 000 trenkm bulacaktır ki bu rakam 300 000 trenkm/trensaniye hızını veremez.

(*) opsiyonlu
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 07, 2021, 07:57:34 ÖÖ
Galaksi, galaksi kümesi veya karadelik gibi büyük kütleli cisimler kütleleri dolayısıyla kendilerine göre arka planda olan yıldız ya da kuasar gibi cisimlerin ışığını saptırır. Bu olaya kütle çekim kırılması denir. Einstein’ın genel görelilik teorisinin öngörülerinden biridir. Ve bu “Uzay-zamanın bozulmasından kaynaklanan görsel bir etkidir.”
Bu husus defalarca kanıtlanmıştır.

size göre, bu konunun genel görelilik teorisi ile ilgisi var mı?
şayet teorinin bu sonucu doğru ise teorinin postulatları ile birlikte kendisi de doğru olamaz mı?
Başlık: Ynt: Kütle çekimsel mercek
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 07, 2021, 10:34:04 ÖÖ
Galaksi, galaksi kümesi veya karadelik gibi büyük kütleli cisimler kütleleri dolayısıyla kendilerine göre arka planda olan yıldız ya da kuasar gibi cisimlerin ışığını saptırır. Bu olaya kütle çekim kırılması denir. Einstein’ın genel görelilik teorisinin öngörülerinden biridir. Ve bu “Uzay-zamanın bozulmasından kaynaklanan görsel bir etkidir.”
Bu husus defalarca kanıtlanmıştır.

size göre, bu konunun genel görelilik teorisi ile ilgisi var mı?
şayet teorinin bu sonucu doğru ise teorinin postulatları ile birlikte kendisi de doğru olamaz mı?


Kütle çekimsel mercek


(https://i.hizliresim.com/rkoyy9x.jpg) (https://www.hizliresim.com/rkoyy9x)

Einstein genel görelilik teorisinin bir yerinde, asansör kabini duvarındaki bir ışık kaynağından salınan fotonun yatay izlek yerine kabinin ivmelenmesi sebebiyle eğri bir yol izleyeceğini ve bu tespitin çekimsel mercek olayına sebep olacağını belirtmiş ve 1919 yılındaki güneş tutulması sırasında Eddington tarafından bu öngörü kanıtlanmıştır. Yani güneşin arkasındaki bir yıldızın görüntüsü tutulmanın güneşi kapatması sayesinde iki adet olarak görülebilmiştir. Günümüzde ışığı büken kütleli cismin konumuna göre halka şeklinde çekimsel mercek görüntüleri saptanabilmektedir.

Yer çekimi ışığın izleğini bükebilmektedir; limit durumda yani karadelikler ışığı hiç bırakmıyor diye kabul edilir.

Peki burada görelilik teorilerinin ne hatası var? Bunu açıklamama fırsat verdiğiniz için teşekkür ederim.

Einstein, teorisinin "ÖZEL" oluşundan rahatsızdı ve genelleştirmek istiyordu. Yani sabit hızla doğrusal hareket şartı dışında da zaman ve uzunluk birimlerinin değişeceğini temellendirmek istiyordu. Bunun için ivmelenme ile kütle çekimin eşdeğerliğini işledi ve ivmelenme halinde foton izleğinin eğileceği öne sürdü. Bu düşünsel deney, bir nehirde akış istikametine dik olarak karşı kıyıya ulaşmaya çalışan bir sandal mizanseninde de örneklenir.

Kabin düşünsel deneyini bizzat denediğimizde fotonun karşı duvara ulaşması için gerekli sürede kabin bir miktar yer değiştireceğinden foton, Einstein'e göre P2 noktasına ulaşacaktır ve ivmelenme sebebiyle eğri bir yol (SP2) izleyecektir. Bu akıl yürütme makul olarak algılanabilir ve algılanmıştır.

Ancak, ivmelenme yoksa, yani kabin sabit hızla yol alıyorsa bu defa aynı mantıkla fotonumuz SP1 verev yolunu izleyecektir ve gene çekimsel mercek oluşacaktır. İvmelenme olmadan da çekimsel mercek oluşuyor. Yani teori mentalitesi, ivmesiz halde de geçerli görünüyor.

Fakat işte başından beri söylediğim -teorinin temel hatası- yerel ortamı referans çerçeve olarak dikkate alması, yerelliği aşamamasıdır. Einstein ve çoğunluk S noktası ile P2 ya da P1 noktasını zihninde birleştiriverir. Oysa sağdaki şekilde görüleceği gibi evrensel uzay boşluğu/LCS referans çerçeve yapıldığında foton aslında S'P0 yolunu izlemiştir. Kabin LCS ye göre bir miktar yukarı hareket etmiştir (Bu anlatımı içselleştirebilenleri kutlarım). Bu anlatımda "tanımlı foton" ve "delikli plaka filtre ile yön verilme" uygulanarak yöntem bilimi kuralları gözetilmiştir.

Görüleceği gibi LCS ya da uzay boşluğu referans çerçeve olarak dikkate alındığında düşünsel deneyde foton izleği S'P0 yatay bir doğrudur. Bir fevkaladelik yoktur; foton zaten düz doğrusal gider. Einstein'ın ve çoğunluğun yanılgısı tıpkı "Güneş, dünya etrafında döner" algısı gibi rölatif pozisyondan referans sistemin hareketini izlemek gibi yanılgıya neden olmaktadır.

Peki, o zaman DEFAKTO çekimsel mercek ne oluyor?. Tamamen yer çekimi sebebiyledir; ivmelenme nedeniyle değil.

BU olayda farkedilmesi gereken teorinin kendisiyle çelişmesinin bir örneği daha vardır: Bilindiği gibi özel görelilik teorisinde sabit hızla ve doğrusal giden bir cisim (moving body) eylemsiz çerçeve olarak dikkate alınabilir; (Galilei görelilik ilkesini) ikinci temel postulası olarak kabul eder. "Kabin/Chest" düşünsel deneyinde teori bu postulayı İHLAL ediyor. Kabinin ivmesiz hareketi halinde kabin eylemsiz çerçeve ise foton, kabinin hızından bir ekleme almamalıdır; salınma noktası kabinle birlikte gitmez,  S' olur (Bu noktayı anlamak biraz zor olabilir).
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 08, 2021, 12:39:19 ÖS
Bir kişi balkonda hareket etmeden duruyorsa belli bir süre sonra sadece zamanda hareket emiştir. Balkonda oturan adam mutfağa gidip çay almışsa hem zamanda hemde uzayda, yani uzay zamanda hareket etmiştir. 
Tam tersi, Işık ise evrende yol alıyor yani uzayda hareket ediyor ancak, zamanda hareket etmiyor. Bir başka anlatımla ışık hem geçmiş, şu anda ve  geleceğin için aynı anda var.

Bu kapsamda, ışık hızından daha hızlı hareket edememe saptaması ile önce neden olacak, sonra sonuç gelecek. Diğer bir çıkarımla, ışık hızı aslında evrendeki neden-sonuç ilişkisi, ışık fotonu, zamanda yolculuk yapmadığına göre doğumundan enerjiye dönüşümüne kadar geçebileceği yolun tamamında, zamandan bağımsız olarak  var demek oluyor.

Bu durum ışık evrendeki neden sonuç belirleyen bir etken olduğunu düşünüyorum.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 08, 2021, 12:59:20 ÖS
Bir kişi balkonda hareket etmeden duruyorsa belli bir süre sonra sadece zamanda hareket emiştir. Balkonda oturan adam mutfağa gidip çay almışsa hem zamanda hemde uzayda, yani uzay zamanda hareket etmiştir. 
Tam tersi, Işık ise evrende yol alıyor yani uzayda hareket ediyor ancak, zamanda hareket etmiyor. Bir başka anlatımla ışık hem geçmiş, şu anda ve  geleceğin için aynı anda var.

Bu kapsamda, ışık hızından daha hızlı hareket edememe saptaması ile önce neden olacak, sonra sonuç gelecek. Diğer bir çıkarımla, ışık hızı aslında evrendeki neden-sonuç ilişkisi, ışık fotonu, zamanda yolculuk yapmadığına göre doğumundan enerjiye dönüşümüne kadar geçebileceği yolun tamamında, zamandan bağımsız olarak  var demek oluyor.

Bu durum ışık evrendeki neden sonuç belirleyen bir etken olduğunu düşünüyorum.

Bir kişi balkonda hareket etmeden duruyorsa UZAYDA hareket etmektedir. Balkonda oturan adam mutfağa gidip çay almışsa hem YERELDE, hem UZAYDA hareket etmiştir. 

Yani kişi ya da cisim hareket ettiğinde hızı, yerel ortama göre "tam bağıl", diğer ardışık  dış referans çerçevelere göre olan hızı ise "itibari göreli" dir.

Fotonun hızı ise mümkün olan en dış referans çerçeveye (uzay boşluğuna veya ışık koordinat sistemine: LCS ye) göre "tam bağıl", yerel ve diğer ardışık ara çerçevelere göre olan hızı "itibari göreli" dir.

Işık evrensel gerçekliktir; cisimlerin kendine özgü yerel ortamı vardır.

Bu nedenle ışığın evrensel hızı olan c değeri ile gözlemci veya kaynağın yerel hızı olan v değeri, aynı formül içinde kullanılamaz; karakter birliği yoktur. Aktörlerin aynı referans çerçeveye göre olan hızları arasında bağıntı kurulabilir.

 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Aralık 09, 2021, 12:50:07 ÖS

 ... bilgiyi ortaya koyan kişi, bilginin içeriğinden daha öne çıkıyorsa, genel olarak bir "değerlendirebilme/değerlendirememe sorunu" vardır zaten.

Bu ifade bana bıktırıcı Özel görelilik teorisi kusurlarından birini hatırlattı:  Çözüm/analiz aracı, asıl konunun/problemin önüne geçemez. 

Özel görelilik teorisi foton/ışık ve kaynağı aynı doğrultu ve yönde gittiği haliyle analiz yapmıştır. Diğer doğrultu ve yönlerdeki hallerin analizini ihmal etmiştir. Oysa yöntem bilimi diğer yönlerin de en azından "sağlama" amacıyla irdelenmesini gerektirir,

Einstein, kendi kitabında (İzafiyet Teorisi Say yayınları) "kaynağın gidiş doğrultusuna dik doğrultusunda giden foton hızı için vektörel izdüşümde sıfır olacağından  değişiklik söz konusu değildir" demekle yetinmiştir.

Oysa bu ifade bile teorinin tutarsızlığının bir itirafıdır. Çünkü teoride, foton ve kaynak aynı yönde giderken saatin yavaşlayacağı iddia ediliyordu. Teoride bir de bu dik yönde giden foton için saatin normal temposunda çalışacağı ifade edilmiş. İyi de rölatif sistemdeki saat aynı anda iki tempoda çalışamaz ki.

Burada -Einstein'ın akıl yürütmesinde- analiz aracının doğal gerçekliğin önüne geçtiğini görüyoruz. Teori, XYZ karteziyen koordinat sistemini kullanıyor. Aynı yön analizinde ilerleyen zamanın bir anında kaynak ile foton arasındaki yeni mesafenin ışık hızıyla katedildiğini esas alıyor. Tıpkı işlemi dik yönde giden foton ile yaptığımızda ara mesafe sıfır olmuyor ki; diyagonal ve pozitif değerde bir mesafe oluyor. Foton aynı mentalite ile bu diyagonal mesafeyi de ışık hızı ile almalıdır diye düşünmesi gerekirdi Einstein'ın. Yani teoriye göre zaman temposu dik giden ışık için de değişmeliydi. Her iki hal ve diğer açılardaki sonsuza yakın sayıdaki yönler birlikte düşünüldüğünde temponun saat tarafından yansıtılması mümkün değildir; nedenselliğe aykırıdır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: echo - Aralık 09, 2021, 04:32:32 ÖS
@zgnrsn-R

ingilizce makalenizi physicsforums.com sitesinde yayınladınız mı?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Aralık 09, 2021, 07:11:36 ÖS
@zgnrsn-R

ingilizce makalenizi physicsforums.com sitesinde yayınladınız mı?

Bazı ingilizce forumlarda tartışma açmıştım; makale olarak koymadım.

Özel görelilik teorisi ile ilgili makalelerimi (Ingilizce-Türkçe) aşağıdaki sitelerde yayınlıyorum.

academia.edu    (izleme üyeliği ücretsiz)
vixra.org           (üye olmadan da izlenebilir)
reserchgate.net (   "        "             "            )

Hakemli dergi olarak Physicsessays.org sitesinde "Light kinematics to analyze sğace time" (ücretli 25 USD) olduğu için sonrakileri ücretsiz ve herkese açık yukarıdaki sitelerde yayınlamayı tercih ettim.

En berrak (mevcut teori hayranlarının akıl yürütme yanılgıları eşliğinde) anlatımı son makalem ("Literary inexpertness of physicsists" syf. 4 - 8)  ya yaptığım kanaatindeyim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: echo - Aralık 11, 2021, 12:22:28 ÖÖ
anladım,  teşekkürler..ben physicsforums'da yıllardır takip ettiğim bazı kişilerin sizin einstein eleştirilerinizi nasıl değerlendireceklerini merak ettim sadece. eğer zamanınız olursa, sitenin special and general relativity forumunda bir başlık açarsanız, kağıdınızın (güncel halinin) bilimsel olarak gayet zengin içeriklerle olumlu-olumsuz kritik edileceğini tahmin ediyorum, tartışmayı izlemek isterim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Aralık 11, 2021, 02:51:46 ÖS
anladım,  teşekkürler..ben physicsforums'da yıllardır takip ettiğim bazı kişilerin sizin einstein eleştirilerinizi nasıl değerlendireceklerini merak ettim sadece. eğer zamanınız olursa, sitenin special and general relativity forumunda bir başlık açarsanız, kağıdınızın (güncel halinin) bilimsel olarak gayet zengin içeriklerle olumlu-olumsuz kritik edileceğini tahmin ediyorum, tartışmayı izlemek isterim.

OK.

Önceki deneyimlerimden bahsedeyim.

1- Çoğu forum sitesi karşıtları yasaklıyor.
2- Bazıları "strange claims" veya "Alternative theories" bölümlerine atıyorlar.
3- Katılımcılar teknik kanıtları hazmedemeyip topu taca atıyorlar. Ya da dil kusurları vb değersizleştirmelere yöneliyorlar.
4- Kendi öz muhakemelerini aktive etmeyip genel kabul referansına sığınıyorlar.
5- Millennium Relativity sitesi forumu teori karşıtlarının takip ettiği bir yer; orada da  aynı fikirde olmak yüzünden tartışma olmuyor.
6- Bana ilginç gelen fizik akademisyenlerinin tutumu. "Ne yani biz yanlış olan bir teoriyi mi öğretiyoruz?"  şaşkınlığı yaşıyorlar. (Bir kaçı bazı tutarsızlıkları kabul edip bir adım ileri irdelemede tutunacak bir argüman bulup o noktada demir atıyorlar ve kendilerini rahatlatıyorlar;  oyuncu top örneğinde futbol sahası ortak referans çerçevesi oluyor ve ara mesafe değişim hızı = oyuncu hızı +/-  top hızı oluyor. Bir adım ileri analizde (uzay koşullarında) ara mesafe değişim hızı = doğrudan top hızı olur. Newton'un üçüncü etki tepki yasasına göre oyuncu topu attığında kendisi de zıt yönde hız kazanır (kütleleri oranında) bunu tespit eden akademisyen özel görelilik teorisine olan bağlılığını artırmış oluyor ve bu noktada deyim yerindeyse "demir atıyor". Oysa Newtonun bu prensibi ve teorinin ana postulalarından biri (eylemsiz çerçeve koşulu için) Galilei görelilik prensibi, sadece kütleler/cisimler arasında geçerlidir; yani uzay koşullarında foton kaynağını itmez. 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Aralık 11, 2021, 06:44:44 ÖS
anladım,  teşekkürler..ben physicsforums'da yıllardır takip ettiğim bazı kişilerin sizin einstein eleştirilerinizi nasıl değerlendireceklerini merak ettim sadece. eğer zamanınız olursa, sitenin special and general relativity forumunda bir başlık açarsanız, kağıdınızın (güncel halinin) bilimsel olarak gayet zengin içeriklerle olumlu-olumsuz kritik edileceğini tahmin ediyorum, tartışmayı izlemek isterim.

OK.

Önceki deneyimlerimden bahsedeyim.

1- Çoğu forum sitesi karşıtları yasaklıyor.
2- Bazıları "strange claims" veya "Alternative theories" bölümlerine atıyorlar.
3- Katılımcılar teknik kanıtları hazmedemeyip topu taca atıyorlar. Ya da dil kusurları vb değersizleştirmelere yöneliyorlar.
4- Kendi öz muhakemelerini aktive etmeyip genel kabul referansına sığınıyorlar.
5- Millennium Relativity sitesi forumu teori karşıtlarının takip ettiği bir yer; orada da aynı fikirde olmak yüzünden tartışma olmuyor.
6- Bana ilginç gelen fizik akademisyenlerinin tutumu. "Ne yani biz yanlış olan bir teoriyi mi öğretiyoruz?"  şaşkınlığı yaşıyorlar. (Bir kaçı bazı tutarsızlıkları kabul edip bir adım ileri irdelemede tutunacak bir argüman bulup o noktada demir atıyorlar ve kendilerini rahatlatıyorlar;  oyuncu top örneğinde futbol sahası ortak referans çerçevesi oluyor ve ara mesafe değişim hızı = oyuncu hızı +/-  top hızı oluyor. Bir adım ileri analizde (uzay koşullarında) ara mesafe değişim hızı = doğrudan top hızı olur. Newton'un üçüncü etki tepki yasasına göre oyuncu topu attığında kendisi de zıt yönde hız kazanır (kütleleri oranında) bunu tespit eden akademisyen özel görelilik teorisine olan bağlılığını artırmış oluyor ve bu noktada deyim yerindeyse "demir atıyor". Oysa Newtonun bu prensibi ve teorinin ana postulalarından biri (eylemsiz çerçeve koşulu için) Galilei görelilik prensibi, sadece kütleler/cisimler arasında geçerlidir; yani uzay koşullarında foton kaynağını itmez.

Sn. echo,

Physicsforum’ da paylaşım yaptım ve dediğim gibi hemen “banned” aldım/yasaklandım. Halbuki kuru iddia değil, argümanları eşlik etmekteydi. Teoriye din ya da idol muamelesi yapılıyor; dünyada yaygın. Özünde kendi öz muhakemelerini aktive edememeleri ve referansa ihtiyaç duymaları var. Oysa –kanaatimce- açıklamalarım şeffaf ve kolay anlaşılır (yüksek matematik ifadelere boğulmuş değil). Lise fiziği okumuş olan özgür beyinler kolayca anlayabilir.

"Özel görelilik teorisinin tutarlılığından bu kadar eminseniz, farklı bakıştan korkmamanız gerekir" Moderatör veya editör yetersizliği. 

Komiser Columbo diye bir dizi vardı; bu dizide delillerin işaret ettiği zanlı tutuklanır ve dosya kapanma aşamasındayken Columbo bir ayrıntıdan iz sürerek asıl suçluyu ve olayın içyüzünü açığa çıkarırdı. Özel görelilik konusunda da insanların hemen hepsi ilk yaklaşımdan öteye geçemiyorlar.

Elbette şovenist korumacılık da eşlik ediyor. Örneğin, Facebook ta hesap açamıyorum.

İstediğiniz türde bir tartışmayı “Hypograpy Science Forums” sitesinde bulabilirsiniz (oradaki nick im xersanozgen) birkaç yıl önce beni yenmek için görevlendirdikleri bir mühendis, doğada ve özel görelilikte hız üst limitinin 2c olduğuna ilişkin benin iddiama karşı çıkmıştı. Ne var ki ben kanıtlayınca ve moderatörlerden biri de evet deyince konuyu terk etti (genelde suskunluğa bürünüyorlar da bu kişi konu beni aştı gibi bir şeyler söyleyip terk etmişti).

Diğer taraftan Academi.edu sitesinde “discussion” açtığımda olumlu geri dönüşler de alıyorum.

Forumfelsefe alanında bu konuyu işleme nedenim ise “felsefede ilerleyebilmek için işte bu ilk yaklaşım tutumunun aşılması” gereğini anlatabilmek. Felsefe insanoğlunun en önemli dosyasıdır ve rafine, donanımlı, özenli analizleri hakeder.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Şubat 24, 2022, 12:49:03 ÖS
Celia Escamilla, Einstein'ın Yerçekimi Teorisinde Çatlak Arayışında

Celia Escamilla-Rivera, genel göreliliği az bilinen rakiplerine karşı test etmek için büyük veri kümelerini süper bilgisayarlarla birleştiriyor.

Devamı... https://www.quantamagazine.org/in-mexico-cosmologist-hunts-for-cracks-in-einsteins-gravity-theory-20220223/

Konu videosu... https://www.youtube.com/watch?v=tNKUW0vyzDU&t=51s
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 24, 2022, 06:49:51 ÖS
Celia Escamilla, Einstein'ın Yerçekimi Teorisinde Çatlak Arayışında

Celia Escamilla-Rivera, genel göreliliği az bilinen rakiplerine karşı test etmek için büyük veri kümelerini süper bilgisayarlarla birleştiriyor.

Devamı... https://www.quantamagazine.org/in-mexico-cosmologist-hunts-for-cracks-in-einsteins-gravity-theory-20220223/

Konu videosu... https://www.youtube.com/watch?v=tNKUW0vyzDU&t=51s

Okudum. Düşünce özgürlüğü olan biri. Bizde de Prof. Tolga Yarman genel göreliliğe karşı makaleler yayınlamıştır.

Genel görelilik teorisinin yanlışlığını anlamak daha kolaydır. Çünkü Einstein teorisinin başlangıcında kütle çekimi ile ivmelenmenin eşdeğer olduğunu iddia etmiş ve epey ikna çabası harcamıştır. Oysa aynı teori mentalitesi, ivmelenme olmasa dahi (ivme = a = 0 olsa dahi) hareketli kabin içinde foton yolunun -bu defa eğri değil de- diyagonal/eğik lineeer olmasını gerektiriyor ( https://www.researchgate.net/publication/349338847_General_Theory_of_Relativity_Contravenes_Special_Relativity )

Yani genel görelilik teorisi, 1919 yılındaki güneş tutulması sırasında kanıtlanan çekimsel mercek olayına önceden isabetli bir tanım getirmiş değildir. Schwarzschild yarıçapı hesabı karadeliklerin kütle çekimi ile alakalı olduğuna bir açıklama sunmuştur. Yani ışık izleği, kütle çekiminden zaten etkilenmektedir. İvmelenme olmasa dahi. Einstein kendi kendini ikna etmiş. Bu bir akla uydurma başarısıdır. Olaya şovenist bakanlar da bu teorileri savunuyorlar; algı operasyonları yapıyorlar.

İlgilenenler lütfen bu teorileri savunmak için kullanılan "Galilei görelilik ilkesi" ve Newton'un 3. etki tepki yasasının yalnızca cisimler arasındaki ilişkilerde geçerli olduğunu hatırlamalıdırlar. Einstein bu ilkelerin kütlesiz foton ile kaynağı arasında da geçerli olduğunu varsayarak hem kendini hem de tüm dünyayı kandırmıştır.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Şubat 26, 2022, 01:33:16 ÖÖ
Sizin verdiğiniz göl yüzeyi analojisini düşünürken aklıma gelen şeylerden sözetmek istiyorum.

İskelede v hızıyla yürürken, aslında taşı dik olarak atamaz, değil mi? Taş da suya v hızıyla giriyor.
Peki v hızıyla ortama/suya düşünce, taşın gittiği yöndeki dalgalar sıklaşıyor mu?
Sanırım sıklaşmıyor çünkü enine dalga modeli bundan etkilenmiyor olmalı. Işık hatırladığım kadarıyla boyuna değil enine bir dalga (dalga hareketi, ilerleme yönüne dik).
Oysa yaklaşan ve uzaklaşan tren sesinde hava dalgaları yöne göre sıklaşıyor veya seyrekleşiyorlar. Bunu da frekansın tizleşmesinden veya pesleşmesinden anlıyoruz.

Bir taşı suda kaydırmak için, epey güçlü/baskın bir v hızıyla atsak bile dalgalar her yöne eşit mi dağılıyorlar diye düşünüyorum aslında.

---

Sonrasında aklıma gelen şey, hani ışık/foton parçacık mı dalga mı olayında, kuantum düzeyinde yapılan deneyler var. Orada deniyor ki, tek bir foton (veya elektron) ateşlendiğinde. Düşünüyorum da bunu nasıl ölçüyorlar acaba. Aslında şöyle bir sıkıntı var. Parçacıkların dalga gibi davranabilmesi biraz zor. Ama aslen dalga olan birşey bize parçacık gibi gözükebilir. Mesela tek bir dalga tepesi ilerlerken, biz onu dalga olarak da görebiliriz, veya tek bir parçacık da sanabiliriz. Yani aslen dalga denizi içerisinde, tek tek dalga tepelerini parçacık diye niteliyor olabilir miyiz?

--- --- ---

Bir de naçizane önerim olacak. Mesela ben bu konuya/konulara bakarken sadece olayı anlamak için bakıyorum. Siz diyorsunuz ki, forumlarda karşı teorilere iyi davranılmıyor. Bana göre sebepler ve yapılması/yapılmaması gerekenler şöyle bir liste:

- Dediğim gibi ben anlamak için olaya bakıyorum. Einstein yanılmış/yanılmamış benim birinci dereceden ilgi alanımda değil. Ama biri yazılarında bunu vurgularsa/vurgulamayı seviyorsa irrite olmak mümkün, şöhret peşinde olduklarını düşünmek mümkün. Çünkü anlamak isteyen kişi, kim yanılmış, nerede yanılmış derdi o değildir. Bu tepki oluşturabilir.

- İkinci gözlemim bu tip karşı teorileri yapanlar, sıkça tekrar yapıyorlar. Dinleyenler de iki kez dinliyor, üçüncüde artık dinlemiyor, dördüncüde (aynı kişi olması gerekmiyor) konu bile açmasına izin vermiyor, çünkü bir yere varmayacağını biliyor. Çünkü gözlemlediği şu; bu karşı tezli kişiler, genellikle sadece kendi karşı çıkışlarına odaklanıyorlar. 'Karşı çıkışlarına olan karşı çıkışları' incelemeye/anlamaya (hatta orijinal teoriyi anlamaya, düşünülenlerin arkasındaki sebepleri çözmeye) o kadar hevesli değiller. Bu da olayı tıkıyor. Anlamak isteyen biri kendi tezinden çok karşı çıkışlara önem vermeli. Yani kendileri de öyle düşünüyor; "tez meşhur, karşı çıkışları dikkate almıyorsunuz" diyorlar. Ama karşı çıkışlarına karşı çıkışları da kendileri aynı oranda önemsemiyor, yani aynı şeyi kendileri de yapıyorlar maalesef.

- Üçüncü nokta. Artık bu kadar meşhur ve işlerlik kazanmış bir teori söz konusu iken, sadece "şuralarda sıkıntılar var" gibi bir yaklaşım insanlara yetmez. Yani onların elinde işleyen birşey var. Onu yıkmak istiyorsanız 'işleyen' başka bir sistem sunmanız gerekir. Elindekini aldığınızda başka birşey vermeniz gerekir. Einstein "Newton fiziğinde şu hata var" demedi, yerine komple yeni sistem önerdi. Yani alternatifini sundu. Bunu yapabilmek için de mevcut sistemlerin tümüne çok iyi nüfuz edip anlamak, ve tüm eksikleri/sorunları giderilmiş komple bir sistem önermek gerekiyor. Yoksa insanların elinde işleyen bir sistem varken, neden bıraksınlar onu. Hayat işlemeye devam etmek zorunda. Işık hızı gibi bir maksimum hız varken, Newton sistemi de devam edebilir bir sistem değil. Dolayısıyla komple yeni bir sistem önermek gerekir. Görelilik fiziği de böyle doğmuş zaten.

- Diğer aklıma gelen nokta. Siz mesela yazılarınızda diyorsunuz ki, lise fiziği kadar bilgisi olan biri bunu anlayabilir. Bence hayır anlayamaz. Neden anlayamaz, o kişi Newton fiziğini anlar, ama görelilik fiziğine nüfuz edemeyebilir. Size göre Newton fiziği işin özü ve görelilik fiziği uydurma olduğundan, lise fiziği ve öz muhakeme yeterli gibi gelebilir. Oysa burada paradigma değişimi sözkonusu. Lise fiziği ve öz muhakeme ancak sizi onaylamaya yeter, karşı çıkmaya değil. Aslında karşı çıkmak için oldukça sağlam adamlar lazım. Mesela keşke mümkün olsaydı da, Einstein veya o dönemin bu teoriyi anlayan/sahiplenenleri ile tartışabilseydiniz. Neden şimdinin adamları değil de o döneminkiler diyorum. Çünkü teori meşhur değildi, Einstein ve çevresinde zeki ve epey sağlam adamlar vardı. Yani sizin söylediğiniz şeylerin gözden kaçma lüksü yok aslında, ve onlar da aralarında tartışmışlardır muhakkak. Sonra gelenlerin büyük kısmı; "bunlar zaten çok zeki adamlar tarafından tartışıldı" olayına güvenmiş olabilirler. Ve alan hangi alan olursa olsun o alanın %90'ı kendi muhakemesini kullanmaya çok da hevesli değildir (bunda haklısınız). Yani bunu tartışmak için size ortalama bir fizikçi (meslek olarak kastetmiyorum aslında, ama fizikle ilgilenen/ilgilenebilen biri) veya olasılıkla iyi bir fizikçi bile yetmez (iyi bir fizikçi 'kendine' yetebilir, ama 'sizi ikna etmeye' yetmeyebilir). Parlak bir fizikçi lazım. Yani göreliliği hiç bilmeden sıfırdan kurabilecek biri, belki de tüm taşların arkasına bakmış biridir. Yani teoriyi kuranlar düzeyinde insanlarla tartışmak başkadır bence. Bilmiyorum siz o dönemdeki kendi aralarındaki tartışmaları okumak imkanı buldunuz mu? Ya da böyle bir imkan var mı bilmiyorum. Ama bu tip tartışmalar (bilim/buluş tarihi/felsefesi, veya bilim insanlarının biyografilerinde geçebiliyor bu tip konular/tartışmalar) çoğu kafaya takılan şeye bulunan güzel çözüm ve yaklaşımları içerebiliyor.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: burake - Şubat 26, 2022, 07:40:15 ÖÖ

Sonrasında aklıma gelen şey, hani ışık/foton parçacık mı dalga mı olayında, kuantum düzeyinde yapılan deneyler var. Orada deniyor ki, tek bir foton (veya elektron) ateşlendiğinde. Düşünüyorum da bunu nasıl ölçüyorlar acaba. Aslında şöyle bir sıkıntı var. Parçacıkların dalga gibi davranabilmesi biraz zor. Ama aslen dalga olan birşey bize parçacık gibi gözükebilir. Mesela tek bir dalga tepesi ilerlerken, biz onu dalga olarak da görebiliriz, veya tek bir parçacık da sanabiliriz. Yani aslen dalga denizi içerisinde, tek tek dalga tepelerini parçacık diye niteliyor olabilir miyiz?


 :)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 26, 2022, 11:13:21 ÖÖ
Sizin verdiğiniz göl yüzeyi analojisini düşünürken aklıma gelen şeylerden sözetmek istiyorum.

İskelede v hızıyla yürürken, aslında taşı dik olarak atamaz, değil mi? Taş da suya v hızıyla giriyor.
Peki v hızıyla ortama/suya düşünce, taşın gittiği yöndeki dalgalar sıklaşıyor mu?
Sanırım sıklaşmıyor çünkü enine dalga modeli bundan etkilenmiyor olmalı. Işık hatırladığım kadarıyla boyuna değil enine bir dalga (dalga hareketi, ilerleme yönüne dik).
Oysa yaklaşan ve uzaklaşan tren sesinde hava dalgaları yöne göre sıklaşıyor veya seyrekleşiyorlar. Bunu da frekansın tizleşmesinden veya pesleşmesinden anlıyoruz.

Bir taşı suda kaydırmak için, epey güçlü/baskın bir v hızıyla atsak bile dalgalar her yöne eşit mi dağılıyorlar diye düşünüyorum aslında.

---

Sonrasında aklıma gelen şey, hani ışık/foton parçacık mı dalga mı olayında, kuantum düzeyinde yapılan deneyler var. Orada deniyor ki, tek bir foton (veya elektron) ateşlendiğinde. Düşünüyorum da bunu nasıl ölçüyorlar acaba. Aslında şöyle bir sıkıntı var. Parçacıkların dalga gibi davranabilmesi biraz zor. Ama aslen dalga olan birşey bize parçacık gibi gözükebilir. Mesela tek bir dalga tepesi ilerlerken, biz onu dalga olarak da görebiliriz, veya tek bir parçacık da sanabiliriz. Yani aslen dalga denizi içerisinde, tek tek dalga tepelerini parçacık diye niteliyor olabilir miyiz?



Konuya ilginiz için teşekkür ederim. Diğer taraftan ciddi, öze dokunan sorularınız için tebrik ederim.
Sırayla yanıt vermeye çalışayım.

Evet göl yüzeyi analojisinde, iskele üzerinde yürürken veya koşarken deneyci çakıl taşını serbestçe bıraksa dahi deneyciden edindiği yatay ilk hız bileşenini sürdürür (hava olmasa, yani uzay boşluğunda değer kaybetmeksizin). Durgun göl yüzeyine temas ettiği anda bir halka dalga üretecektir. Dediğiniz gibi cisimler söz konusu olduğunda (çakıl ve su kütlesi olan objeler) deneycinin hareketi yönünde ses teki gibi Doppler etkisi olabilir. Fakat, nihayetinde bu örnek bir analojidir yani idraki kolaylaştıracak benzetme; birebir aynı değil. Elbette, bir gök cisminden anlık olarak çıkan foton paketi de Doppler etkisine tabi olmakla beraber foton paketinin hızı, gök cisminin hızından bağımsız olarak gene ışık hızıdır. Gök cisminin hızını uzay boşluğuna göre değerlendirdiğimiz için, fotonun hızını da aynı çerçeveye göre (uzay boşluğuna göre) düşünmeye dikkat etmeliyiz (*).

Göl yüzeyi analojisinin bize sağlaması gereken kritik nokta, halka dalganın yarıçapının büyüme hızının deneycinin yürüme/koşma hızından bağımsız olmasıdır. Yani halka dalga çemberi üzerindeki bir noktanın (tanımlı fotonun) hızı göl yüzeyine göre değer alır (deneyciye göre değil). Daha açık ifade ile deneyci ile halka dalganın bir noktası arasındaki mesafenin değişim hızı, yarıçapın büyüme hızı değildir; v +/- c gibi bir hızdır. Özel görelilik teorisi bu hızın “c” olduğunu iddia ederek analize devam etmektedir. 


(*) Teorinin yüzeysel kaldığı/dikkat etmediği bir gerekliliktir bu. Yeri gelmişken açıklamak isterim. Hani demişsiniz ya asıl kayda değer olan (yerine geçecek olan) yeni bir teori daha itibarlıdır. Ben de aynı kanaatteyim ve  LCS (Light Coordinate System) yöntemi var bu yönteme göre ışık kinematiği ve kozmolojik analiz gerçekleştirilebiliyor (**); yani işlevsel. Einstein ve çoğunluk elle tutulur bir referans/kerteriz noktasına ihtiyaç duyuyor; bu bir ilk yaklaşım ve mekanik alışkanlığıdır. Işık/foton salınma noktasını uzay boşluğunda işaretleyebilseydik (kağıt üzerinde yapılan analizlerde bir sorun olmuyor). Fotonun bu noktadan c hızı ile uzaklaşacağını daha kolay algılayabilecektik; ışık kaynağı da bu noktadan Vu hızıyla uzaklaşır; Kaynak ile foton arasındaki mesafe c +/- Vu hızıyla değişir (fakat, kaynak üzerindeki fizikçi ışık hızını ölçtüğünde gene c değerini bulabilecektir; çünkü, mevcut aynalı gidiş dönüşlü düzenek, ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebilmektedir (kaynağından uzaklaşma hızını değil). Bu paragrafın içselleştirilmesini öneriyorum.

(**) https://physicsessays.org/browse-journal-2/product/77-11-oezgen-ersan-and-isinsu-ersan-light-kinematics-to-analyze-space-time.html)


Devam edecek…
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 26, 2022, 11:21:42 ÖÖ

Sonrasında aklıma gelen şey, hani ışık/foton parçacık mı dalga mı olayında, kuantum düzeyinde yapılan deneyler var. Orada deniyor ki, tek bir foton (veya elektron) ateşlendiğinde. Düşünüyorum da bunu nasıl ölçüyorlar acaba. Aslında şöyle bir sıkıntı var. Parçacıkların dalga gibi davranabilmesi biraz zor. Ama aslen dalga olan birşey bize parçacık gibi gözükebilir. Mesela tek bir dalga tepesi ilerlerken, biz onu dalga olarak da görebiliriz, veya tek bir parçacık da sanabiliriz. Yani aslen dalga denizi içerisinde, tek tek dalga tepelerini parçacık diye niteliyor olabilir miyiz?


 :)

Şöyle; ışık, ele avuca sığmayan bir gerçeklik. Tek fotonu izole etmek imkansıza yakın. Şimdiye kadar başarılmış en etkili kesici Kerr obtüratörü dahi tek foton üretememiştir. Bu sebeple anlatılarda "flaş çakması" ya da "foton paketi" olarak kullanmak daha isabetlidir. Ne var ki teorik analizde tek foton düşünmenin önünde bir engel yok.

"Tek yönlü ışık hızı ölçümü" makalemde bu soruna bir çözümü analog film teknolojisi ile teklif etmiştim: Gene ışık flaş çakması gibi salınacak (delikli plaka filtre kullanılacak) ve hem kaynakta hem hedefteki sinema kamerası kayıt yapacak. Işık sinema filmi üzerinde bir çizgi olarak işaretlenir. İşte bu çizginin İLK NOKTASI tek ve tanımlı fotondur.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 27, 2022, 11:24:38 ÖÖ
Alıntı yapılan: oe
1- Bir de naçizane önerim olacak. Mesela ben bu konuya/konulara bakarken sadece olayı anlamak için bakıyorum. Siz diyorsunuz ki, forumlarda karşı teorilere iyi davranılmıyor. Bana göre sebepler ve yapılması/yapılmaması gerekenler şöyle bir liste:

2- Dediğim gibi ben anlamak için olaya bakıyorum. Einstein yanılmış/yanılmamış benim birinci dereceden ilgi alanımda değil. Ama biri yazılarında bunu vurgularsa/vurgulamayı seviyorsa irrite olmak mümkün, şöhret peşinde olduklarını düşünmek mümkün. Çünkü anlamak isteyen kişi, kim yanılmış, nerede yanılmış derdi o değildir. Bu tepki oluşturabilir.

3 - İkinci gözlemim bu tip karşı teorileri yapanlar, sıkça tekrar yapıyorlar. Dinleyenler de iki kez dinliyor, üçüncüde artık dinlemiyor, dördüncüde (aynı kişi olması gerekmiyor) konu bile açmasına izin vermiyor, çünkü bir yere varmayacağını biliyor. Çünkü gözlemlediği şu; bu karşı tezli kişiler, genellikle sadece kendi karşı çıkışlarına odaklanıyorlar. 'Karşı çıkışlarına olan karşı çıkışları' incelemeye/anlamaya (hatta orijinal teoriyi anlamaya, düşünülenlerin arkasındaki sebepleri çözmeye) o kadar hevesli değiller. Bu da olayı tıkıyor. Anlamak isteyen biri kendi tezinden çok karşı çıkışlara önem vermeli. Yani kendileri de öyle düşünüyor; "tez meşhur, karşı çıkışları dikkate almıyorsunuz" diyorlar. Ama karşı çıkışlarına karşı çıkışları da kendileri aynı oranda önemsemiyor, yani aynı şeyi kendileri de yapıyorlar maalesef.

1- Evet, Teorinin dünya genelinde bulunduğu konum ve insanların tutumları olayı psikolojik yanını da ele almayı gerektiriyor. 
Öyleki bilimsel dergi editörleri bu konudan yorulmuş ve yılmış durumda dahi denilebilir. Diğer taraftan teorinin şöhreti ve idol haline getirilmiş olması da ilginç. Oysa "kral çıplak!". Bazıları bunu görebiliyor ve gene teorinin şöhreti sebebiyle hatalarını sergilemek için güçlü motivasyona giriyor. Şöhretli olmasa bu paylaşımlara girişilmez. Elbette insanlık düşünsel performansının sınırları için örnek olması bazılarınca işlenebilir ve fakat o da dar bir akademik çerçevede kalırdı.

Daha önce lise öğrencileri için gizem düşkünlüğüne karşı aşılama amaçlı önerilerim vardı. Örneğin bir haftalık astrolojik fal yazımı ödevi verilmesi; örneğin bir veya birkaç sihirbazlık numarasının öğrenilip yakın çevresinde uygulanması ödevi. Bu sayede olayın iç yüzünü yakından tanıyacak ve artık kolayca ikna edilemeyecek bir bilişsel yapıyı edinecek.

2- Teori, başlangıçta ilgi çekmemiş. Fakat Einstein da tıpkı karşıt fikri olanların motivasyonu gibi heyecanlanıp basın aracılığına başvurmuş ve fantastik çıkarımlara bilimsel altyapı sunan teori bu sayede genelin ilgisini çekmiş. Elbette yükseltilmesinde şovenist tutumlar da etkili olmuştur. Haklı olduğunuz taraf, şovenistleri provoke etmemek için Einstein adını fazla öncelelemek gerektiği.

3- Teorinin ilgi çekiciliği bir gerçek. Teorinin yanılgıları da aynı ilgiyi çekebiliyor. Başlığımızın okunma sayısı da beni teorinin özünü didik didik etmeye ve içselleştirilmesine yardımcı olmak maksadı ile tekrarlar yapmaya teşvik ediyor. Matematiksel/fiziksel denklem ve formüller kullanmıyorum; onlar çoğunluk için iticidir. Lise düzeyindeki fizik bilgisine hitap etmeye çalışıyorum. Elbette özel görelilik teorisinin yanılgılarını irdeleyebilen bilişsel performansın felsefe alanında daha etkili olacağı kanaatimi paylaşmadan geçmeyeyim (Kuşkusuz, başka alanlardan ve defacto hayatın akışından etkilenip beslenenler de felsefe için yetkin olur). Bu noktada gene bir tekrar olacak; fakat artık klasik olmuş Copernicus- Galilei olayını hatırlayalım diyeceğim: Yaklaşık 500 yıl önceye kadar dünyanın güneş etrafında döndüğü ( :-\?) konusunda kimsenin bir kuşkusu yoktu. Hatta aksinin iddia edilmesi toplumsal düzene tehdit olarak görüldü ve Galilei yargılandı. Şimdilerde bu dogmayı hala benimseyen varsa, akademik alanda hemen dışlanır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 27, 2022, 05:38:41 ÖS
Alıntı yapılan: oe

- Üçüncü nokta. Artık bu kadar meşhur ve işlerlik kazanmış bir teori söz konusu iken, sadece "şuralarda sıkıntılar var" gibi bir yaklaşım insanlara yetmez. Yani onların elinde işleyen birşey var. Onu yıkmak istiyorsanız 'işleyen' başka bir sistem sunmanız gerekir. Elindekini aldığınızda başka birşey vermeniz gerekir. Einstein "Newton fiziğinde şu hata var" demedi, yerine komple yeni sistem önerdi. Yani alternatifini sundu. Bunu yapabilmek için de mevcut sistemlerin tümüne çok iyi nüfuz edip anlamak, ve tüm eksikleri/sorunları giderilmiş komple bir sistem önermek gerekiyor. Yoksa insanların elinde işleyen bir sistem varken, neden bıraksınlar onu. Hayat işlemeye devam etmek zorunda. Işık hızı gibi bir maksimum hız varken, Newton sistemi de devam edebilir bir sistem değil. Dolayısıyla komple yeni bir sistem önermek gerekir. Görelilik fiziği de böyle doğmuş zaten.

PARDON, meşhur tamam da işlerlik yok. Sadece astronomide gökcisimlerinin Z (redshift= kırmızıya kayma) değerlerinden v/c < 1 şartı eşliğinde v değerinin hesaplanmasında kullanılır. Evet, başka  GPS düzeltmesi (*) gibi iddialar da var; bunlar göz boyamacılığın bir adım ilerisi; "yersen tadında"; bizzat hesaplarsanız etkisinin olmadığını görürsünüz (yani hangi GPS uydusu ışık hızının büyük hızında dönüyor ki Işık saniyede 300 000 km giderken GPS uydusu saniyede sadece 4 km (yazıyla dört) hızla hareket ediyor. Yapay olarak ya da kasıtlı/zorlama işlerlik yaratılıyor da içleri boş.

Evet, çok haklısınız Özel görelilik teorisini çürütmek yerine daha tutarlı ve işlevsel bir yöntem önermek daha itibarlıdır. Bu kanaatimi "Sahte Bilim" adlı kitabımda da belirtmiştim ve alternatif yöntemi de sunmuştum (LCS : Işık koordinat sistemi). Bu yöntem kozmolojik analiz yapmaya izin veriyor (SR, astronomik verilerin / parametrelerin eşzamansızlığı nedeniyle izin vermez.

LCS yöntemi, sizin ifadenizle komple bir yöntemdir; çünkü ışık kinematiğini en az on essential faktör eşliğinde ele almaktadır. Bu yöntem hakkında ipuçları vermiştim; tekrarlarsam, fotonun salınma noktası koordinatları (x, y, z, T) uzay boşluğunda ya da ışık koordinat sisteminde işaretlenir. Tanımlı foton bu noktadan  c hızıyla uzaklaşır, ışıkkaynağı da gene bu noktadan Vu hızıyla uzaklaşır (Bu Vu değeri teorinin kullandığı v değerinden farklıdır. v yerel bir değerdir Vu evrensel bir değerdir. (Zaten teorinin belli başlı hatalarından biri de c ile v yi aynı denklemde kullanmaktır; SR bu hatanın  dahi ayırdına varamamıştır.). Bilimde parametrelerin aynı ortak referans çerçeveye göre olan kalibre değerlerinin kullanılması olmazsa olmaz koşuldur.

Diğer taraftan siz bizzat, Felsefeekibi forum sitesinde bir paylaşımınızda ışığın durur halinden bahsettiniz; ben de tamam işin özü bu diyerek (SR de ışık kaynağı referans çerçeve olarak belirlenip, fotonun hareketi göreli hareket olarak analiz ediliyor. Oysa aktörlerden kapsama kapasitesi ve evrenselliği daha büyük olanın referans çerçeve olarak atanması daha isabetlidir -güneş dünya ilişkisinde güneşi baz almak gerekir- desteklemiştim ve sonra sn "haber" katılmıştı). Özetle Işık referans sistemi olmalı, ışık kaynağının hareketi ışığa göre analiz edilecek; doğru olan bu. Nitekim academia.edu sitesinde yayınlanan makaleler tartışmaya açılabiliyor; son açılanda Andrew Lehti'nin  ( "An Evaluation of the Speed of Light Using the Logical Method.") adlı makalesinde c = 0 halinde analiz yapılması iddiası yer alıyor.

(*) Bu noktada GPS düzeltmesini biraz detaylandırayım. Dünya yörüngesinde toplam 32 adet uydu ve yer istasyonlarındaki atom saatlerinin anbean senkronize olmaları (koordinat belirlemede presizyon ihtiyacı için) hayati önemdedir. Diğer taraftan bu atom saatleri sürekli olarak çekim kuvvetlerinin dinamik değişimi yüzünden (çünkü dünya güneş etrafındaki yörüngesinde ilerlerken güneşe ve diğer gezegenlere olan mesafesi ve dolayısıyla anlık kütleçekim bileşkesi değeri değiştiğinden ve ayrıca sıcaklık maruziyeti de değiştiğinden saatlerin ayarı tehdit altındadır. Bu etkilerin düzeltme miktarları majördür. SR nin etkisi yok düzeyindedir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Şubat 28, 2022, 02:12:04 ÖÖ
Alıntı yapılan: oe
Diğer aklıma gelen nokta. Siz mesela yazılarınızda diyorsunuz ki, lise fiziği kadar bilgisi olan biri bunu anlayabilir. Bence hayır anlayamaz. Neden anlayamaz, o kişi Newton fiziğini anlar, ama görelilik fiziğine nüfuz edemeyebilir. Size göre Newton fiziği işin özü ve görelilik fiziği uydurma olduğundan, lise fiziği ve öz muhakeme yeterli gibi gelebilir. Oysa burada paradigma değişimi sözkonusu. Lise fiziği ve öz muhakeme ancak sizi onaylamaya yeter, karşı çıkmaya değil. Aslında karşı çıkmak için oldukça sağlam adamlar lazım. Mesela keşke mümkün olsaydı da, Einstein veya o dönemin bu teoriyi anlayan/sahiplenenleri ile tartışabilseydiniz. Neden şimdinin adamları değil de o döneminkiler diyorum. Çünkü teori meşhur değildi, Einstein ve çevresinde zeki ve epey sağlam adamlar vardı. Yani sizin söylediğiniz şeylerin gözden kaçma lüksü yok aslında, ve onlar da aralarında tartışmışlardır muhakkak. Sonra gelenlerin büyük kısmı; "bunlar zaten çok zeki adamlar tarafından tartışıldı" olayına güvenmiş olabilirler. Ve alan hangi alan olursa olsun o alanın %90'ı kendi muhakemesini kullanmaya çok da hevesli değildir (bunda haklısınız). Yani bunu tartışmak için size ortalama bir fizikçi (meslek olarak kastetmiyorum aslında, ama fizikle ilgilenen/ilgilenebilen biri) veya olasılıkla iyi bir fizikçi bile yetmez (iyi bir fizikçi 'kendine' yetebilir, ama 'sizi ikna etmeye' yetmeyebilir). Parlak bir fizikçi lazım. Yani göreliliği hiç bilmeden sıfırdan kurabilecek biri, belki de tüm taşların arkasına bakmış biridir. Yani teoriyi kuranlar düzeyinde insanlarla tartışmak başkadır bence. Bilmiyorum siz o dönemdeki kendi aralarındaki tartışmaları okumak imkanı buldunuz mu? Ya da böyle bir imkan var mı bilmiyorum. Ama bu tip tartışmalar (bilim/buluş tarihi/felsefesi, veya bilim insanlarının biyografilerinde geçebiliyor bu tip konular/tartışmalar) çoğu kafaya takılan şeye bulunan güzel çözüm ve yaklaşımları içerebiliyor.

1-Görelilik teorilerine itiraz edenlerin hemen hemen hepsi

(https://books.google.com.tr/books?id=KnzBDjnGIgYC&printsec=copyright&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false)

Yüksek matematik denklemlere boğulmuşlardır; tahminim akademik kariyer hedefleri için böyle yapmış olabilirler. Bence böyle zengin görünüme hiç gerek yoktur.

2- Teorinin ortaya atıldığı dönemde henüz galaksiler dahi bilinmiyordu ki galaksi kümeleri ve daha kapsamlı referans çerçeveleri nasıl bilinsin? Zaten evrensel çerçevede ele alma gereği henüz yerleşmemişti.

3- Mekanikteki (cisimler fiziğindeki) alışkanlıklar dominant idi.

4- Kusursuz nesnellik özeni kişisel anlayışa terk edilmişti.

5- Teori, ışık kinematiğini hedef almamıştı. Fitzgerald büzülüşüne teorik altyapı ya da bilimsel argüman arayışında idi. Ve ilk yaklaşım idi; yalnızca iki postula üzerine inşa edilmişti. Işık kinematiği minimum on faktörü dikkate almayı gerektirir.

Benzeri sebeplerle teori ilk yaklaşımların yüzeyselliğini taşımaktadır. Kavramların içeriği ya da mekanizması açılımlanmadan ya da genellenerek kuullanılmıştır; okuyanlar da düz okumanın kurbanı olmuşlardır.

Özel görelilik teorisi ile önceden enfekte olmamış, yani koşullanmamış lise öğrencilerinin "ışığın hareketi" konusu ile ilgilenmeleri halinde teorinin yanılgılarını tespit etme şansı vardır kanaatindeyim. En azından orta okuldaki iki araç probleminin görelilik yöntemi ile çözümünü içselleştirmişlerse ortak referans çerçeve ile işlem sağlaması yapmayı akıl edebileceklerdir.

Teorinin yanılgılarını idrak etmek insani bilişsel çerçevesi dahilindedir.



Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: oe_ - Mart 01, 2022, 12:50:19 ÖÖ
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

2- Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?

Yanıt 2

Işık hızı sabittir ve kaynağının hızından etkilenmez. Bu evrensel bir doğrudur.

Bu doğruya eşlik eden bir doğru daha var: Tanımlı tek foton ile kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızı* ile değişir.


Bu iki önermeyi birbiriyle çelişmeyecek kalıpta mantık çerçevesinde değerlendirebilenler özel görelilik teorisi yerine geçerli olacak yeni ışık kinematiği yöntemini kavramış olurlar.


Elbette bunun için düşünceyi forse etmek, aktif öğrenme yöntemini (bizzat analiz) uygulamak, örnekleri dikkate almak gerekir. Benim en etkili örneğim, “göl yüzeyi deneyi” dir. Daha önce, şekil sunmuştum: Bu deneyde göl içine doğru uzanan bir iskele üzerindeki deneyci, ayakta dururken bir çakıl taşını serbestçe suya bıraktığında göl yüzeyinde bir halka dalga oluşur; aynı deneyci, çakıl taşını koşarken bıraksa gene bir halka dalga oluşur ve her iki halde de halka dalganın yarıçapının büyüme hızı aynıdır; deneycinin yani kaynağının hızından etkilenemez. Fakat halka dalga üzerindeki bir nokta (tek tanımlı foton benzeri) ile koşan deneyci arasındaki mesafe “halka dalga hızı +/- deneyci hızı” değeriyle değişir. Dalga genişleme hızı ve deneyci hızı birbirinden etkilenmez bağımsızdırlar. Halka dalganın hızını uygun bir düzenekle ölçerseniz, kendine has olan (ya da göl yüzeyine göre bağıl olan) hızını ölçebilirsiniz (Işık için bu değer c oluyor). Fakat deneyciye göre olan göreli hızı ölçmeye niyet edip, çıkan sonucu da bu tanımda kullanırsak, dünya üzerinde ve -oyuncu top ilişkisine de atfederek- futbol sahasında da özel görelilik çıkarımları iddia ve illüzyonu içinde kayboluruz.

Mevcut ışık hızı ölçme yöntemi (gidiş dönüş çift izlek ve sürekli foton akımı vb) ışığın kaynağına göre olan hızını değil uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçebilmektedir.

Fotonun kaynağından uzaklaşma hızını ölçmek tek yönlü ışık hızı ölçüm yöntemleri ile mümkündür. Ancak bulunacak değerin anlık olacağı dikkate alınmalı ve peryodik ölçümlerin grafiksel değerlendirilmesi (en düşük ve en yüksek değer) ile yorum kurulabileceği unutulmamalıdır.


* Vu: Kaynağın -yerel ortama göre değil- uzay boşluğuna göre olan vektörel bileşke hızıdır.

Sabrınız için teşekkür ederim.

Bu daha eski bir ileti. Bunun üzerinden birşeyler söylemek istiyorum, çünkü o zamanlar söylememişim.

Şimdi çoğu noktayı zaten tartışmıştık, teorinin işlerliği oradan belli zaten. LCS dediğiniz yöntem de Newton fiziği ve asıl kısma da dokunmuyor, ışık hızına yakın hızlarda, iki hızın toplanması nasıl olacak, enerjinin korunumu vs. Dolayısı ile komple bir yöntem değil.

Neyse asıl söyleyeceğim şu, ışık hızı denen şey aslen bir cismin hızı değil, aslında elektrik ve manyetik alanların birbirine dönüşümünün hızı olduğunu, bu yüzden sabit olduğunu söyleyen bir düşünce vardı. Burası kritik. Yani ışık hızının değişmezliğini pratikten çıkarmıyorlar (zaten emin olamazlardı öyle olsa), teorikten çıkarıyorlar.

Dolayısı ile sizin söylediğiniz bu iletideki noktalar bilinmiyor değil. Ama burası sadece olayın başlangıcı. İlerlediğinizde iki hızın toplanmasını formüle etmeniz lazım. Evet ışık hızı, uzaya göre ölçülmüştür, kaynağın hızına göre değil. Ve aşılamaz.

Ama başka bir cisim de aşamaz. Yani mutlak hız olarak aşılamaz. Yani burası olayın sonu değil, daha başlangıcı ve Einstein (ve diğerleri de) bunun gayet farkındaydılar bence. Film burada daha yeni başlıyor.

Esas nokta ışık değil cisimlerin hızını toplarken çıkıyor. Hızı 250 000 km/s olan bir araçtan, hızı 100 000 km/s olan bir cismi aynı yönde fırlattığınızda hızı ne olur? Hızı 280 000 km/s olan bir araçtan, hızı 100 000 km/s olan bir cismi aynı yönde fırlattığınızda hızı ne olur? Asıl mesele bu. Burada hızları toplayacaksınız ve ışık hızını aşmayacaksınız ve enerjinin korunumunu sağlayacaksınız. İşte görelilik esasen bunun hesabı. Sizin söylediğiniz şey aslen olayın daha giriş kısmı ve pek de önemi yok. Parçacık hızlandırıcılarında da ışık hızının aşılması durumu yok ve ışık hızına yaklaştıkça da giderek daha fazla enerji gerekiyor. Yani görelilik teorisinin işlerliği var.

Yani iki fotonun birbirine göre aynı, zıt yönlerde ilerlemesi vb durumlar esas teşkil etmiyor, çok da önemli değil. Aslında bir anlamda gene mutlak uzaya göre (siz LCS diyorsunuz) aşılamayan bir ışık hızı sözkonusu. Yani teorinin adı görelilik ama göreli değil mutlak olarak aşılamayan bir ışık hızı sözkonusu. O tamam. Ama dediğim gibi, bu kısımlar esas ve işlevsel kısımlar değil, daha giriş bunlar. Önceki paragrafta esas olan şeyleri özetledim.

Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 01, 2022, 12:12:28 ÖS

 

Ama başka bir cisim de aşamaz. Yani mutlak hız olarak aşılamaz. Yani burası olayın sonu değil, daha başlangıcı ve Einstein (ve diğerleri de) bunun gayet farkındaydılar bence. Film burada daha yeni başlıyor.

Esas nokta ışık değil cisimlerin hızını toplarken çıkıyor. Hızı 250 000 km/s olan bir araçtan, hızı 100 000 km/s olan bir cismi aynı yönde fırlattığınızda hızı ne olur? Hızı 280 000 km/s olan bir araçtan, hızı 100 000 km/s olan bir cismi aynı yönde fırlattığınızda hızı ne olur? Asıl mesele bu. Burada hızları toplayacaksınız ve ışık hızını aşmayacaksınız ve enerjinin korunumunu sağlayacaksınız. İşte görelilik esasen bunun hesabı. Sizin söylediğiniz şey aslen olayın daha giriş kısmı ve pek de önemi yok. Parçacık hızlandırıcılarında da ışık hızının aşılması durumu yok ve ışık hızına yaklaştıkça da giderek daha fazla enerji gerekiyor. Yani görelilik teorisinin işlerliği var.

 

Bu doğru. Cisim üzerinden fırlattığınız cismin göreli/bağıl hızı ışık hızını aşamaz. "Bağıl" hızın üst limiti ışık hızıdır. Bağıl hız, aktörlerden birinin katkısı olduğunda söz konusudur; örneğin bir otomobil yolu sürtünme marifetiyle iterek hız edinir ve ve bu hız "bağıl" tanımındadır (yola göredir) bağıl hızın üst sınırı c dir ve aşılamaz. Sizin örneğinizi uzay koşullarında düşündüğümüzde 280 000 km/sn hızla giden cisimden 100 000 km/sn hızla bir cisim fırlatıldığında fırlatılan cisim de fırlatana zıt yönde kuvvet (cisimlerin kütleleri oranında) uygulamış olur (Newton'un etki tepki yasası) ve netice bağıl hız c değerini aşamaz.

Diğer taraftan bir de "itibari göreli hız" tanımı vardır. Araba yol örneğine dönersek, aynı yol üzerinde kendi hızları ile giden iki araç düşünelim. Bunlar hızlarını yol sayesinde ediniyorlar; yani araçların hızları birbirinden bağımsız. Fakat bunlardan biri referans alınırsa diğerinin hızı ne olur ya da ara mesafenin değişim hızı ne olur? Yanıt VA + / - VB dir. Bu değer araçların kendi başına olan en yüksek hızından büyük olabilir. Dolayısıyla bu itibari göreli hızın üst limiti 2c dir. (*)

Bu nüans anlaşıldığında özel görelilik teorisinin bir yanılgısı daha kolay anlaşılır hale gelir kanaatindeyim.

(*) Işık / foton söz konusu olduğunda, ışık kaynağının fotonun hızına bir katkısı yoktur; kaynak fotonu itmez, fırlatmaz. Foton hızını uzay boşluğu ortamında sizin de belirttiğiniz gibi elektromanyetik çevrim sebebiyle edinir; dolayısıyla ışık hızı, uzay boşluğuna göre "bağıl" tanımındadır. Işık hızının bağıl karakteri kaynağına göre değildir (SR nin temel yanılgısı, ışığın hızını "kaynağına bağıl" olarak etiketlemektir). Foton kaynağından bağımsız olarak c hızıyla gider. Foton salınma anından sonra ışık kaynağı da bu fotondan bağımsız olarak herhangi bir yöne gidebilir; artık foton ile kaynağı arasındaki mesafe V(kaynak) + / - C değerindeki hız ile değişir. Yani fotoğref çekerken flaş patlattığımızda, foton paketi c hızıyla giderken kamera/flaş tamamen zıt yönde de taşınabilir.
Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: oe_ - Mart 01, 2022, 01:57:30 ÖS

 

Ama başka bir cisim de aşamaz. Yani mutlak hız olarak aşılamaz. Yani burası olayın sonu değil, daha başlangıcı ve Einstein (ve diğerleri de) bunun gayet farkındaydılar bence. Film burada daha yeni başlıyor.

Esas nokta ışık değil cisimlerin hızını toplarken çıkıyor. Hızı 250 000 km/s olan bir araçtan, hızı 100 000 km/s olan bir cismi aynı yönde fırlattığınızda hızı ne olur? Hızı 280 000 km/s olan bir araçtan, hızı 100 000 km/s olan bir cismi aynı yönde fırlattığınızda hızı ne olur? Asıl mesele bu. Burada hızları toplayacaksınız ve ışık hızını aşmayacaksınız ve enerjinin korunumunu sağlayacaksınız. İşte görelilik esasen bunun hesabı. Sizin söylediğiniz şey aslen olayın daha giriş kısmı ve pek de önemi yok. Parçacık hızlandırıcılarında da ışık hızının aşılması durumu yok ve ışık hızına yaklaştıkça da giderek daha fazla enerji gerekiyor. Yani görelilik teorisinin işlerliği var.

Bu doğru. Cisim üzerinden fırlattığınız cismin göreli/bağıl hızı ışık hızını aşamaz. "Bağıl" hızın üst limiti ışık hızıdır. Bağıl hız, aktörlerden birinin katkısı olduğunda söz konusudur; örneğin bir otomobil yolu sürtünme marifetiyle iterek hız edinir ve ve bu hız "bağıl" tanımındadır (yola göredir) bağıl hızın üst sınırı c dir ve aşılamaz. Sizin örneğinizi uzay koşullarında düşündüğümüzde 280 000 km/sn hızla giden cisimden 100 000 km/sn hızla bir cisim fırlatıldığında fırlatılan cisim de fırlatana zıt yönde kuvvet (cisimlerin kütleleri oranında) uygulamış olur (Newton'un etki tepki yasası) ve netice bağıl hız c değerini aşamaz.

Diğer kısımları yeterince tartıştığımız için bu kısımda kalmak istiyorum.

Öncelikle etki tepki yasasını bir kenara bırakalım. Işık hızının aşılamaması ile ilgisi yok. Kurşun ateşlerken de etki-tepki yasası devrede, herşeyde devrede. Ama burada sonucu söylüyorum ben zaten. Araca göre 100 000 km/s hıza ulaşmış. Nasıl ulaşmışsa ulaşmış o önemli değil. Uzaya/mutlak bir referansa göre bu cisim ışık hızını aşamayacak. Peki kaç olacak bunun hızı? Görelilikte bunun hız hesabı var. 300'ü aşmayacak, 300 de olmayacak. Daha küçük bir değer olacak. Sizin sisteminizde bunun hız hesabı var mı?

Başlık: Ynt:SR nin Gizli postulası
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 01, 2022, 02:53:41 ÖS
Diğer kısımları yeterince tartıştığımız için bu kısımda kalmak istiyorum.

Öncelikle etki tepki yasasını bir kenara bırakalım. Işık hızının aşılamaması ile ilgisi yok. Kurşun ateşlerken de etki-tepki yasası devrede, herşeyde devrede. Ama burada sonucu söylüyorum ben zaten. Araca göre 100 000 km/s hıza ulaşmış. Nasıl ulaşmışsa ulaşmış o önemli değil. Uzaya/mutlak bir referansa göre bu cisim ışık hızını aşamayacak. Peki kaç olacak bunun hızı? Görelilikte bunun hız hesabı var. 300'ü aşmayacak, 300 de olmayacak. Daha küçük bir değer olacak. Sizin sisteminizde bunun hız hesabı var mı?

Etki tepki yasasını yok sayma lüksümüz yok. Dünya üzerinde de olsa fırlatılan cisim, fırlatan ve dünya ikilisini zıt yönde itiyor diye düşünmek gerekir; yani fırlatanların hızında azalma olur  ve ara mesafenin değişim hızı (cisimler için) c den küçük kalır.

Şu alternatifi irdeleyelim.

O noktasında yer alan Güneşin ya da bir yıldızın bir çapının iki ucundan salınan A ve B fotonlarını düşünelim. Bu fotonların yıldız göre olan hızları c ise AB mesafesinin değişim hızı 2c dir. Fakat fiktif olarak  A üzerinde bulunan bir gözlemci B fotonunu O noktasında duruyor halde görebilecektir.

LCS sistemi itibari görelilik halinde üst limiti 2c olarak saptamıştır. Ara değerler için formül yalın olarak  +/- aritmetik toplamdır ve bir çelişki üretmez.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 02, 2022, 12:01:56 ÖÖ
O zaman 250+100 yani o cismin uzay boşluğuna göre hızı 350 olacak ve ışık hızını aşan bir cisim söz konusu olacak, öyle mi?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 02, 2022, 12:21:05 ÖÖ
O zaman 250+100 yani o cismin uzay boşluğuna göre hızı 350 olacak ve ışık hızını aşan bir cisim söz konusu olacak, öyle mi?

A yıldızının uzay boşluğuna göre olan hızı 250; B asteroidinin uzay boşluğuna göre hızı 100 ise bunların arasındaki mesafenin değişimi hızı 250 +/- 100 yani 150 ya da 350 olur.

Daha İNCE olarak anlatmak istersek B asteroidi ile A yıldızı birbirine doğru geliyorsa,  A yıldızı ve B asteroidi üzerindeki ve çarpışma noktasın daki gözlemciler Çarpışmayı AYNI ANDA ALGILARLAR. AYNI ANDA ALGILAMA, çarpışma hızı ya da aramesafenin değişimi hızı için, bu cisimlerin hızlarının aritmetik olarak toplanmasını gerektirir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 02, 2022, 12:57:59 ÖÖ
Yıldız, asteroid falan yok. Uzay aracı ve o araçtan fırlatılan cisim demiştik.

Yani dünyadaki versiyonu; giden araba ve o yönde atılan cisim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 02, 2022, 01:13:20 ÖÖ
Yıldız, asteroid falan yok. Uzay aracı ve o araçtan fırlatılan cisim demiştik.

Yani dünyadaki versiyonu; giden araba ve o yönde atılan cisim.

Işık hızını geçemez. Görelilik yöntemi kullanarak ışık hızından yüksek hız elde edilemez.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 02, 2022, 01:17:24 ÖÖ
Siz -/+ toplanır dediniz onun için öyle dedim.

Kaç olacak o halde?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 02, 2022, 10:31:50 ÖÖ
Siz -/+ toplanır dediniz onun için öyle dedim.

Kaç olacak o halde?

Hızların vektörel ya da aritmetik olarak toplanması "İTİBARİ GÖRELİLİK" halinde söz konusu.

BAĞILLIK  halinde ışık hızı değeri üst limiti ışık hızıdır. Ne yapsanız 300 000 i aşamaz.

Son birkaç iletide bu ayrımı izah etmiştim.

"Işık kinematiği on ana faktör eşliğinde ele alınmalıdır" diyordum ya bunlardan hayati önemde olan bir tanesi de işte bu görelilik çeşitlerinin dikkate alınmasıdır. Göreliliğin "Tam bağıllık", "itibari görelilik" "anlık bağıllık" gibi çeşitleri vardır. Ortaokulda iki araç probleminde itibari görelilik öğretiliyor; fakat nedense Einstein ve çoğunluk "tam bağıllık" çeşidinde takılıp kalıyor. Işık ya da fotonun hızının kaynağına "BAĞIL" olduğu üzerinden akıl yürütüyorlar. Araba, yolu iterek hız edinir ve bu hız "bağıl" olarak etiketlenir, yol sayesinde edinilmiştir. Oysa ışık kaynağının rolü fotonu salmaktan/serbest bırakmaktan ibarettir. Fotonu itmez, fırlatmaz. Foton uzay boşluğu sayesinde yol alır; dolayısıyla ışığın hızı yalnızca uzay boşluğuna LCS ye bağıldır. Diğer herşey ile ilişkisi "İTİBARİ GÖRELİLİK" tanımına girer ve itibari görelilik hızlarının üst limiti 2c dir. Özel görelilik teorisi, görelilik çeşitlerini dikkate almayan yüzeysel bir çalışmadır.

Tam bağıllıkta fırlatan cisimden eklemlenen hız sebebiyle oluşan bileşke hız ışık hızı değerini aşamaz. Fırlatılan cismin dış referans sisteme göre olan hızı büyük hızlarda ne olacaktır? Bu ölçülebilmiş değildir. Elimizde sadece Einstein'ın önerdiği bir denklem var (Formül değil; çünkü tümevarımdan ya da deneyden gelmez, tümden gelim eşliğinde matematiksel olarak oluşturulmuştur; siz de bir teklif yapabilirsiniz).

İtibari görelilik hali aynı yol üzerinde iki hareketli araç olarak ya da yıldız asteroid ya da oyuncu top ilişkileri ile örneklenebilir. Oyuncu topu fırlatır ve serbestçe yeni pozisyonuna geçer. Topun hızı zemine göre bağıl değerdir; oyuncunun yeni pozisyonlarına göre itibari göreli değerdir. Lütfen bu ayrımı içselleştirelim. Özel görelilik teorisi ileriki anlarda da oyuncu ile top arasındaki mesafenin yalnızca top hızı ile değiştiğini sanmaktadır (ilk/yüzeysel yaklaşım tutumu).
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 02, 2022, 12:38:36 ÖS
Tam bağıllıkta fırlatan cisimden eklemlenen hız sebebiyle oluşan bileşke hız ışık hızı değerini aşamaz. Fırlatılan cismin dış referans sisteme göre olan hızı büyük hızlarda ne olacaktır? Bu ölçülebilmiş değildir. Elimizde sadece Einstein'ın önerdiği bir denklem var (Formül değil; çünkü tümevarımdan ya da deneyden gelmez, tümden gelim eşliğinde matematiksel olarak oluşturulmuştur; siz de bir teklif yapabilirsiniz).

Komple ve işleyen bir sistem (öyle söylemiştiniz) için bir formül ortaya koymanız gerekiyor.

Görelilik formülleri ise öneri değil, test edilmiştir. Parçacık hızlandırıcılarında ne kadar enerji verildiğinde, ne kadar kuvvet uygulandığında, ne kadar hız artışı olduğu ölçülmüştür. Dolayısıyla işleyen komple bir sistemdir.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 02, 2022, 01:20:29 ÖS

OE Komple ve işleyen bir sistem (öyle söylemiştiniz) için bir formül ortaya koymanız gerekiyor.

zgnrsn :Doğrudur; LCS sisteminin işleyişini anlatmıştım (*) ; formülleri şu kaynakta görülebilir (Umarım
 integral ve dört boyutlu geometri
deneyiminiz vardır; Copyrights olduğu için paylaşamıyorum): https://physicsessays.org/browse-journal-2/product/77-11-oezgen-ersan

LCS yöntemi ışık kinematiğini on essential faktör eşliğinde analiz etmiştir ve eşzamanlılık eşliğinde kozmolojik analiz gerçekleştirmiştir.

(*)https://www.academia.edu/71119224/Essential_Factors_for_Light_Kinematics_and_Special_Relativity  ya da

https://vixra.org/pdf/1903.0044v1.pdf



OE: Görelilik formülleri ise öneri değil, test edilmiştir. Parçacık hızlandırıcılarında ne kadar enerji verildiğinde, ne kadar kuvvet uygulandığında, ne kadar hız artışı olduğu ölçülmüştür. Dolayısıyla işleyen komple bir sistemdir.

zgnrsn :Bağışlayın, itibar edebileceğim bir söylem değil; desteksiz kanaatler gibi duruyor. Evet bazı çalışmalarda özel göreliliğe atıf yapılır ve teori teorilikten çıkarılıp tam bilgi haline getirilmek için çaba harcanır ve akademik kariyer yolunda bunların faydası da olur. Örneğin Halefe - keating deneyi ya da makalesindeki çocukça akıl yürütmeyi kendi öz muhakemeniz ile farkedemiyorsanız, -ipuçları burada sergilendiği halde- muon ömrü deneyindeki maniplasyonu farkedemiyorsanız, GPS düzeltmesindeki zırvalamayı kendiniz hesap yapıp kavrayamıyorsanız, Trouton- Rankine deneyindeki manüplasyonu farkedemiyorsanız, size özel görelilik teorileri ile "katarsisler" dilemekten başka elimden bir şey gelmez. Kaldı ki, foton ile kaynağı arasındaki  görellik ilişkisinin "bağıllık" değil "itibari görelilik" olduğunu, -açılım tarafımdan detaylandırıldığı halde- anlamak için kendinize izin veremiyorsunuz; ne diyeyim? Kimse darılmaz.

Kırmızı işaretli cümleye yanıt: Bu cümle mekanikteki en temel bilgilerden ve Newton netleştirmiştir. Kuvvet hıza dönüşüyor.  Bu deney, bize özel görelilik teorisinin ışık hızı limitinin geçersizliğini söylüyor: Şöyle, A ve B parçacıkları ışık hızının büyük kesirlerinde hızlandırılıyor örneğin %65 ve % 60 c gibi; AB mesafesinin değişim hızı 1.35 c değerindedir. Önceki iletimimde mantığını açıklamıştım A, B ve O (çarpışma noktası) üzerinde bulunan gözlemciler çarpışmayı aynı anda algılarlar; aynı anda algılama hızların aritmetik olarak toplanmasını gerektirir (matematik kesinlik var)
 

Ben ipuçlarını ya da alternatif bakış açısı argümanlarını bu başlığı izleyenler için veriyorum. Sizi ikna etmek gibi bir amaç peşinde değilim; çünkü yanıtlarınızdan benim yazdıklarımı içselleştirmediğinizi farkediyorum. Oysa özel görelilik gibi herkese mal olmuş bir teorinin püf noktalarını farkedebilmek bilişsel özgüven açısından değerlidir. Teori dünya çapında büyük çoğunluk tarafından kabul ediliyor diye siz de kabul edebilirsiniz; sizin tercihinizdir; saygı duyarım. Güneş dünya etrafında dönsün varsın. Sorun yok! [/color]
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 02, 2022, 02:12:05 ÖS
Sn oe,

Tanıdığınız güvendiğiniz ve özel görelilik teorisini içselleştirmiş bir fizik akademisyeni var ise onu foruma davet ediniz; emekli  de olabilir ona da meşgale olur. "

"Felsefe forumunda özel görelilik teorisinin yanlış olduğunu iddia eden ukala biri var; "Einstein'ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği" psikolojik özürlü; gelin ona haddini bildirin" deyin.

 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 02, 2022, 04:54:18 ÖS
Kırmızı işaretli cümleye yanıt: Bu cümle mekanikteki en temel bilgilerden ve Newton netleştirmiştir. Kuvvet hıza dönüşüyor.  Bu deney, bize özel görelilik teorisinin ışık hızı limitinin geçersizliğini söylüyor: Şöyle, A ve B parçacıkları ışık hızının büyük kesirlerinde hızlandırılıyor örneğin %65 ve % 60 c gibi; AB mesafesinin değişim hızı 1.35 c değerindedir. Önceki iletimimde mantığını açıklamıştım A, B ve O (çarpışma noktası) üzerinde bulunan gözlemciler çarpışmayı aynı anda algılarlar; aynı anda algılama hızların aritmetik olarak toplanmasını gerektirir (matematik kesinlik var)

Burada benim söylediğim iki parçacığın çarpışması değil. Tek bir parçacıktan bahsediyorum. Işık hızına yakın hızlarda parçacığı hızlandırmak için giderek çok daha fazla enerji gerekmesi. Fizik formülleri de komple bir set olarak kendi içinde tutarlı olduğu için, "hızların toplanması ışık hızına yakın hızlarda test edilmemiştir" demiştiniz ya, formül seti başka bir noktadan da test edilebiliyor, onu anlatmak istemiştim.

Bunun ötesinde hala bir formül öne sürme gerekliliğiniz var, "komple bir sistem öne sürüyorum" diyebilmek için. Testi ayrı konu.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 02, 2022, 05:37:41 ÖS
Tek parçacık  için Einstein'ın önerdiği denklemin verdiği değer test edilmemiştir anlamında söylemiştim. Çarpıştırılan iki parçağın birbirine yaklaşma hızı özel görelilik teorisine göre c değerini aşamaz. Fakat çarpıstırma halinde bu öngörü geçersiz kalıyor diye bahsetmiştim. Her ne kadar siz bu argümanları görmezden gelseniz de.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 02, 2022, 06:49:34 ÖS
Tek parçacık  için Einstein'ın önerdiği denklemin verdiği değer test edilmemiştir anlamında söylemiştim. Çarpıştırılan iki parçağın birbirine yaklaşma hızı özel görelilik teorisine göre c değerini aşamaz. Fakat çarpıstırma halinde bu öngörü geçersiz kalıyor diye bahsetmiştim. Her ne kadar siz bu argümanları görmezden gelseniz de.

Test göreliliğin ortaya koyduğu uzay-zaman-kütle ilişkileri bağlamında parçacık hızlandırıcılarında yapılmış oldu. Yani o test aslında aynı yönlü iki hız toplanması formülünü de onaylıyor. Çünkü görelilik formül seti birbiriyle bütünlük anlamında komple bir set. Yani Newton seti de öyledir. Bir noktasında yırtık/patlak olsa tüm set bozulur zaten (maksimum hız diye birşey olmasa idi bir sıkıntı çıkmazdı yani onda da).

Şimdi söylediğiniz şey mantık olarak doğru geliyor. Öyle ki, bir an sizi onaylıyor, sonraki anda göreliliğe göre tekrar düşünürken buluyorum kendimi.

Ama şu var, araçtan atılan aynı yönlü cisimde de hız toplanması var, birbirine karşı iki parçacıkta da aynı durum var. Hız toplanması yine hız toplanması. Aslında bir fark yok, orada görelilik uzay-zaman-kütle-enerji vb ilişkiler üzerinden denklemi sağlıyor.

Burada önemli olan denklemin sağlanması ve işlemesi (söylediğim gibi enerji ve hızlanma bazında test edilmiş durumda) ve enerjinin korunumu. Siz de buna ilişkin formül üretirseniz, tartışabiliriz.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 03, 2022, 04:25:27 ÖS
Tek parçacık  için Einstein'ın önerdiği denklemin verdiği değer test edilmemiştir anlamında söylemiştim. Çarpıştırılan iki parçağın birbirine yaklaşma hızı özel görelilik teorisine göre c değerini aşamaz. Fakat çarpıstırma halinde bu öngörü geçersiz kalıyor diye bahsetmiştim. Her ne kadar siz bu argümanları görmezden gelseniz de.

Test göreliliğin ortaya koyduğu uzay-zaman-kütle ilişkileri bağlamında parçacık hızlandırıcılarında yapılmış oldu. Yani o test aslında aynı yönlü iki hız toplanması formülünü de onaylıyor.

Parçacık hızlandırıcılarında aynı yönlü iki hız toplanması gibi bir olay YOK

Süper iletken yardımıyla elde edilen elektromanyetik çekim kuvveti ile hızlandırılıyor. Hızlı parçadan fırlatma işlemiyle hız ekleme söz konusu değil.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Mart 26, 2022, 02:43:37 ÖS
Tekrar olacak fakat özel görelilik teorisini körü körüne benimseyenler için teorinin ana yanılgısını vurgulamak istedim (Uzun lafın kısası kabilinden formüllere boğmadan):



STR'nin ana kusurunun özü:

1-Göreli hız türleri vardır.

1.1- Bağıl hız: Bir araba hızını yolun katkısıyla alır. Bu tür bağıl hızın üst sınırı 'c'dir.

1.2- İtibari göreli hız: Bir arabanın aynı yoldaki başka bir arabaya göre olan hızı. Bu hızın üst limiti '2c' dir.

2- Işık/foton uzaydaki hızını kendi enerjisiyle sağlar. Bu nedenle ışığın hızı, uzay boşluğuna göre göreli bir hızdır (kaynağına göre bağıl olan hızı değil)

3- Işığın/fotonun kaynağına göre bağıl hızı "varsayımsal bağıl hız" anlamındadır ve ortaya çıkan hız c +/- Vu olarak düşünülmeli/ işleme alınmalıdır.

STR, göreli hız türlerini dikkate almaz; doğrudan bağıl tanımındaki  göreli hız türünü ışığa yakıştırır.

Bu kanaate itiraz olarak "İyi de ölçtüğümüzde ' c ' değeri buluyoruz" denilebilir.

Yani ölçme niyetinizi "fotonun kaynağından uzaklaşma hızı" olarak belirlerseniz, ölçme düzeneğinin aynalı ve gidiş dönüşlü yapısından dolayı aslında yalnızca "uzay boşluğuna göre olan ışık hızı"nın ölçülebildiği gerçeğine ulaşamayabilirsiniz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Mart 29, 2022, 10:40:26 ÖS
Tek parçacık  için Einstein'ın önerdiği denklemin verdiği değer test edilmemiştir anlamında söylemiştim. Çarpıştırılan iki parçağın birbirine yaklaşma hızı özel görelilik teorisine göre c değerini aşamaz. Fakat çarpıstırma halinde bu öngörü geçersiz kalıyor diye bahsetmiştim. Her ne kadar siz bu argümanları görmezden gelseniz de.

Test göreliliğin ortaya koyduğu uzay-zaman-kütle ilişkileri bağlamında parçacık hızlandırıcılarında yapılmış oldu. Yani o test aslında aynı yönlü iki hız toplanması formülünü de onaylıyor.

Parçacık hızlandırıcılarında aynı yönlü iki hız toplanması gibi bir olay YOK

Süper iletken yardımıyla elde edilen elektromanyetik çekim kuvveti ile hızlandırılıyor. Hızlı parçadan fırlatma işlemiyle hız ekleme söz konusu değil.

Aynı yönlü iki hızın nasıl toplanacağının onaylanması için bir fırlatma işlemi gerekmiyor.

Elektromanyetik çekim ile kuvvet uygulanıyor. Kuvvet, enerji, hız, ivme formülleri ve bunların ilişkileri belli. Yani ya Newton formül setine uyar, veya uymaz da Einstein formül setine uyar. Hızlandırıcılarda ortaya çıkan bilgi şu: Işık hızına yaklaştıkça aynı miktarda hızlanabilmek için giderek çok daha fazla enerji/kuvvet gerekiyor. Yani Newton seti ve türevlerinin doğru olma olasılığı yok. Aksine gereken enerji görelilikte ele alındığı gibi giderek katlanıyor ve onu onaylıyor.

Dolayısı ile burada onaylanan veya reddedilen tek tek formüller değil, toplu olarak Newton türevi formül setleri veya Einstein'ın görelilik üzerine ortaya koyduğu formül setleridir.

Başlık: Ynt: Kristof Kolomb
Gönderen: zgnrsn-R - Nisan 02, 2022, 04:07:00 ÖS
Kristof Kolomb

Bu başlıkta dünyaca ünlü adeta idol haline gelmiş özel görelilik teorisinin hatalarını formüllere ve yüksek matematik ifadelere boğmadan paylaşıyorum. İzlenme sayısının 50 000 i geçmesi hatırına insan mentalitesinin nasıl yanılabildiği konusunu kolomb üzerinden örneklemek istedim.

Bilindiği gibi, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince Avrupa’nın uzak doğudan ticareti sekteye uğradı.  Avrupalılar bu yüksek karlı ticareti devam ettirmek için motive oldular ve Kolomb dünyanın yuvarlaklığı sezgileri üzerinden sürekli batıya doğru gemi seyahati ile baharat diyarı Hindistan’a ulaşacağı kanaatini hayata geçirerek aslında  o zamana kadar bilinmeyen bir kıta olan Amerika’ya ulaştı.

Kolomb, bu toprakların yeni bir kıta olduğunu farkedemedi. Başlangıç kanaatini ve niyetini zorluklara katlanarak kanıtlamıştı; itibarı yükselmişti; varoluşsal coşkuyu haketmişti.

Kolomb, Ölümüne kadar (1506) yeni bir kıta keşfettiğini farkedemedi.

Oysa bu seçenek vardı ve gerçek olmuştu.

Madde temelinde ve mekanik ekseninde gelişen klasik fizik deneylerinde sonuçların başlangıç niyeti doğrultusunda yorumlanması bir alışkanlıktı; ancak çok alakasız sonuçlarda başka alternatif arama söz konusu oluyordu. Arada kalan sonuçlar için gene başlangıç niyeti çerçevesinde akla uydurmalar yapılageldi (Kolomb da “Batı hint adaları” gibi akla uydurmalar yapmıştı).

Günümüzde halen deney sonuçlarının başka hangi hipotezleri desteklediğinin irdelenmesi gibi bir yöntem bilimi bilinci ve kuralı yoktur. Hatta Muon deneyi sonuç yorumunda olduğu gibi, doğal muon ömrünün laboratuvar muonu ömründen uzun olması hemen özel görelilik teorisine bağlanıvermiştir (niyet gerçeğin önüne geçmiştir). Oysa doğal muon ile laboratuvar muonunun hızlarının aynı mertebede olması akla gelmeliydi (Hız farkı anlamlı olmadığından teori devre dışı kalır). Başlangıç niyeti "at gözlüğü" işlevine geçebiliyor.

Netice olarak, Kolomb ve fizikçiler “düşünsel referansların yönetilmesi” bilincinde olmayabiliyorlar. Bu alanda henüz yöntem bilimi protokolü yok. Bir kanaat ya da yargı ancak referansı ile tutarlı ve geçerli olur. Baz alınan referansın kapsama kapasitesinin daha geniş olması (özellikle denek aktörününkinden) gözetilmelidir. Dünya- Ay ilişkisinde dünya referans rolünde, ay ise rölatif rolde olduğundan ayın dünya etrafında döndüğü kanaati tutarlıdır. Fakat güneş- dünya ilişkisinde roller  tersinedir. Özel görelilik teorisi bu gerekliliği dahi gözetememiş; zavallı yerel kaynağa ya da trene referans rolü vermiştir. Oysa ışığın kapsama kapasitesi evren ölçeğindedir.

Felsefe uğraşımıza gelirsek, felsefe dosyası tüm ileri analiz yöntem ve kurallarını hakeder; bu anlamda özel görelilik teorisinin yanılgılarının içselleştirilmesi ve örnek alınması felsefi irdelemelerde yararlı olacaktır.
.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: burake - Nisan 06, 2022, 03:24:51 ÖS
Oldukça teknik konular. Bu açıdan yorum yapmam zor. Tek bildiğim hepimizin Kristof Kolomb olabileceği. Gerçeğe benim bakış açım böyle. Bir şeyi iyice inceleyip anladığım zaman bile. Hatta şöyle bile diyebilirim: Şu durum tüm veriler ışığında şöyle. Ama % 51 oranında. % 49 oranında ben bir Kristof Kolomb'um. Son derece güçlü, sarsılmaz kanıtlar gerçeklik algımın mutlaka doğru olmasını sağlamıyor, onu yüzde ellinin bir puan üstüne taşıyabiliyor. Topu topu o kadar. Gerçeğe zaten çok da inanmıyorum, ona ihtiyacım da çok yok. Evrenin şöyle şöyle bir yer olması ya da hayır tam tersine şöyle şöyle bir yer olması anlamında. Onun bana ihtiyacı var. Onun insana ihtiyacı var.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Nisan 12, 2022, 02:51:00 ÖS
Einstein, özel görelilik teorisini 11 nisan 1905 tarihinde açıklamış. Bu konudaki haberlerde teorinin doğruluğu kanaati, bir dogma gibi devam ediyor. Değişik programlarda tv de akademisyenler teori hakkında övgü ile bahsediyorlar.

İnsanlık bilim ve teknolojideki yüksek başarılarına karşın çoğunluk, -daha uzun süre- özel ve genel görelilik teorilerindeki postula düzeyindeki yanılgıları görebilmek için kendilerine izin vermeyecekler. Bu ifademden irrite olanlar var ise lütfen şu açıklamayı okusunlar: Özel görelilik teorisinin 200 üncü yıldönümü


LİNK:    https://vixra.org/pdf/2104.0016v1.pdf     (ücretsizdir)

LÜTFEN SUNULAN İPUÇLARINI İRDELEMEK İÇİN KENDİNİZE İZİN VERİNİZ.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Nisan 17, 2022, 05:52:48 ÖS
Einstein'ın görelilik kuramının anlamı üzerine—Einstein'ın özel görelilik kuramının bilimsel incelemesi ve felsefi yansıması

 

 

academia.edu/34984788/On_the_meaning_of_Einsteins_relativity_Scientific_review_of_and_philosophical_reflection_on_Einsteins_theory_of_special_relativity?email_work_card=view-paper (http://academia.edu/34984788/On_the_meaning_of_Einsteins_relativity_Scientific_review_of_and_philosophical_reflection_on_Einsteins_theory_of_special_relativity?email_work_card=view-paper)

Translate butonundan Türkçe seçilebilyor
Başlık: Ynt: Evrenin yaşı
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 17, 2022, 10:18:47 ÖÖ
Evrenin yaşı 19,28 milyar yıl

Bu başlıkta özel görelilik teorisinin yanılgılarını paylaşıyorum ve bu yaşayan örnek üzerinden felsefe uğraşımızın daha sistematik düşünce sistemi gereksindiğini işaret etmek istiyorum.

Özel görelilik teorisinin dünya çapında olumlandığına, hatta dogma haline getirildiğine hiç kuşku yok. Tv lerde akademisyenler sitayişle bahsederler.

Diğer taraftan, katılımcıların itirazlarına argümanlar eşliğinde burada yanıtlar verdim. Elbette ısrarlarımın arkasında asıl destek aldığım bir çalışmam var (Light Kinematics to analyze space time: https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E/abstract ).

Bu çalışmam hakemli dergide yayınlandığı için ne yazık ki copyright sebebiyle herkese açık yayınlanamıyor. Özel görelilik teorisinin yanılgıları bı çalışmanın yan ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Yani, teoriyi doğrudan ele almadım.

İşte bu nedenle, evrenin yaşını detaylı olarak hesaplayan bu çalışmamın ana temasını, gidiş yolunu açıklayan bir yeni makale hazırladım (Özel görelilik teorisi eşzamansızlık sebebiyle. kozmolojik analize izin vermez). Bu yeni makalemi türkçe olarak aşağıda linklerde görebilirsiniz:

https://vixra.org/abs/2205.0009

https://www.academia.edu/81675705/Evrenin_ya%C5%9F%C4%B1_19_28_Milyar_y%C4%B1l

https://www.academia.edu/78853381/Age_of_Multiverse_19_28_Gyrs  (translate butonundan türkçe seçilecek)

Uçsuz bucaksız evren ve sonsuzca zamanın bir noktasında oluşan mütevazi/sıradan bir gezegenin üzerinde evrimleşmiş bir organizmanın evren ve hayattaki yerini idrak edebilmesi ve evrenin yaşı ve boyutları üzerine analiz yapabilmesi ve -farklı değerler elde etse bile- hüküm ortaya koyabilmesi felsefi yüksek yorumları hak eder.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 24, 2022, 02:56:48 ÖS
Sn. oe nin "genetiğin ülkeler kalkınmasına etkileri" başlığındaki sorusuyla alakalıdır:

Newton uygulanan kuvvet ile elde edilen hızın doğru orantılı olduğunu tespit etmiş; fakat limit hali değerlendirmemiştir. Limiti Einstein’e malederler ve bu limit de c dir. Einstein görelilikle ilgili bağıntılarda Lorentz’in  (1 – v2 / c2 )-1/2  indirgecini kullanır. Limit hız haline kütle bu indirgeç ile sonsuz olur. CERN de elde edilen en yüksek hız =  c – 11 km /saniye dir (Link : https://en.wikipedia.org/wiki/Large_Hadron_Collider) . Şimdi lütfen öz muhakememizi kullanalım: hızlandırılan protonun büyüyen kütlesi,  CERN de nereye sığacak? 

Özel görelilik teorisi aslında Lorentz ve Poincare' e aittir. Einstein gizem düşkünlüğü sebebiyle fazlaca heyecanlanmış ve teoriyi sahiplenmiştir.

Ne var ki analizi  bizzat kendisi yapmadığı için (içselleştirmediği için) yüzeysel kalmıştır. Örneğin görelilik çeşitlerini dikkate almamıştır. Kaynak ve fotonu sadece + x yönünde analiz etmiştir; diğer yön seçenekleriyle ilgilenmemiştir. Ortak bir işlem çerçevesi kullanmanın bilimde altın standart olduğunu ıska geçmiştir. Fakat çıkarımlarıyla insanları büyülemeyi başarmıştır. Mekanik ilkelerini ışık için de geçerli olacağını sanmıştır. Ve halen çoğu akademisyen bu kusurlarını idrak edemiyor.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 25, 2022, 11:16:29 ÖÖ

Bu yüzden kurulacak bir eğitim sistemi kendi eğilimlerimize göre durumu şekillendirecektir. O yüzden tüm farklı bakış açılarını olaya katmak bir çözüm olabilir şeklinde söylemiştim.

Mesela siz Einstein'ın görelilik formüllerindeki yanılgısı noktasında herkesin kendi muhakemesini kullanmasını istiyorsunuz. Ama parçacık hızlandırıcılardaki giderek artan enerji gereksiniminin Newton türevi formüllere uymadığı, Einstein türevi formüllere uyduğu konusunda kendi muhakemenizi kullanma noktasını es geçmeyi tercih ediyorsunuz.

 Aklın insanlara eklemlenişi, kurak iklimde korunaklı orman alanlarından dışlananların zorlanmaları sonucunda oldu dersek, temelde önce “hayatta kalma” sonrasında “alet/silah yapma” etkin olmuştur diyebiliriz. Doğa koşulları,  insanın felsefe yapmasını hedeflememiştir; buna bağlı olarak, zihinsel etkinliklerimiz otoban işlevselliği ve konforunda değildir. Kaldı ki nesnel ve sistematik düşünce sentezleme için çaba harcamamız gerekiyor. İşte eğitim/öğrenim bu sistematiği vermelidir. Aklın yetkinleşmesi önemlidir.


Görelilik konusuna kısaca yanıt vereyim: 

Newton uygulanan kuvvet ile elde edilen hızın doğru orantılı olduğunu tespit etmiş; fakat limit hali değerlendirmemiştir. Limiti Einstein’e malederler ve bu limit de c dir. Einstein görelilikle ilgili bağıntılarda Lorentz’in  (1 – v2 / c2 )-1/2  indirgecini kullanır. Limit hız halinde kütle bu indirgeç ile sonsuz olur. CERN de elde edilen en yüksek hız =  c – 11 km /saniye dir (Link : https://en.wikipedia.org/wiki/Large_Hadron_Collider (https://en.wikipedia.org/wiki/Large_Hadron_Collider)) . Şimdi lütfen öz muhakememizi kullanalım: hızlandırılan protonun büyüyen kütlesi, CERN de nereye sığacak? Önce bunu sorgulamak lazım. Ayrıca itibari görelilikte limit 2c dir. Einstein bunu da görememiş; bir gözlemcinin ışık hızının sonlu olması sebebiyle algılamadığı olayın doğada da gerçekleşmediği kanaati ile analizine devam etmiştir.

(cevabımın devamı ilgili başlıkta)

O başlıktan kalan kısmı da getirdim.

Kanımca bu gene bir 'es geçme' örneği olmuş.

Benim vurguladığım noktaya teğet geçen şeylerle ilgileniyor. Ben giderek artan enerji miktarını vurguluyorum. Bu açık, net. Zaten giderek daha fazla enerji gerekmeseydi, hızı ışık hızının %99 küsurlarına dayamak yerine tam hıza ulaşmak hiç sorun olmazdı. Çünkü parçacığı 10 km/s daha hızlandırmak için gereken enerji hep aynı olacaktı. Yani muhakememizi kullanacaksak bu esas ve kesin noktaya dayandırmalıyız.

Yoksa kütle ne olur, oraya sığar mı (sığmak bir hacim olayıdır, ki hacim artışı değil azalışı sözkonusu gibi, çünkü parçacığın hızlandığı eksende uzunluğu kısalacaktır) konuları esas nokta değil. Ki hesabı yapınca yaklaşık parçacığın eski kütlesinin 115 katına çıkacağı sonucu çıkıyor. Bence sığar, parçacığın kütlesi ne ki, 115 katı ne olsun :)

Yani hacim, kütle gibi hesaplayabileceğimiz halde "yok sığmaz" tarzı akıl yürütmek belli eğilimleri korumak isteği ile özdeştir, muhakemeyi kullanma isteği ile değil.

Hem metafiziğin anlamsızlığı hem de görelilik hakkındaki fikirlerinizin ikisinin de yanlış olma olasılığı üzerine ciddi şekilde düşünmenizi öneririm. İkisi birbirini destekliyor ve ikisi de yanlış çıkabilir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 25, 2022, 06:39:39 ÖS


Hem metafiziğin anlamsızlığı hem de görelilik hakkındaki fikirlerinizin ikisinin de yanlış olma olasılığı üzerine ciddi şekilde düşünmenizi öneririm. İkisi birbirini destekliyor ve ikisi de yanlış çıkabilir.

1-   115’ i doğru hesaplamışsınız. Bu sayede belki bir adım daha ilerleyebiliriz.  Vurguladığınız noktayı es geçmeyelim:  CERN de c hızına ulaşılırsa proton’un kütlesi -Einstein’ın iddasına göre- SONSUZ olacak. İşte limiti dikkate aldık ve Einstein’ın mentalitesi nedenselliğe takıldı. Kaldı ki CERN de 115 kat gibi bir kütle artışı da tespit edilmemiştir.
2-   Benim ışık koordinat sistemi (LCS) yöntemimde “bağıl hız”  limiti c değeridir; “itibari görelilik” hız limiti ise 2c dir (bir yıldızdan aynı anda salınan fotonların oluşturduğu ışık küresinin yarıçapı c hızıyla, çapı ise 2c hızıyla büyür). Benim limitlerim bunlar.
3-   Enerjiyi esas alan bilim ilerledikçe giderek metafiziğe ihtiyaç kalmayacaktır kanaatimi koruyorum.
4-   Sizin sayenizde muhatapların takıldığı noktaları öğrenme ve müzakere etme olanağı bulmuş oluyorum. Bugüne kadar  - özel göreliliğin kusurlarına ilişkin – tüm paylaştıklarımı bir kenara bırakın; yalnızca şu iddiamın olanak dahilinde olup olmadığına odaklanın ve bunu hallettikten sonra sonraki adımlara geçelim:


Mevcut ışık hızı ölçüm deneyi (aynalı çift izlek ve sürekli foton akımı) ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebiliyor. Kanıt: Her doğrultuda aynı değer elde edilir.

Bu aynalı ölçüm deneyi. foton ile kaynağı arasındaki mesafenin artış hızını ölçemiyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 26, 2022, 01:28:27 ÖS
Kütlesi olan birşeyi/parçacığı ışık hızına ulaştırmak için sonsuz enerji gerekecektir. Yani sonsuz enerji verirseniz, ışık hızına ulaşır ve kütlesi sonsuz olur. Sonsuz enerji veremeyeceğiniz için bunların hiçbiri olmaz zaten. Dolayısı ile mentalitede sorun yok. 115 kat kütle artış tespit edilmiş midir, edilebilir mi o sırada bilmiyorum. Bunun pek de önemi yok. Onlar verdikleri kuvveti ve uyguladıkları enerjiyi biliyorlar, çünkü kendileri uyguluyorlar. Dolayısı ile formüllerde bir sapma olsaydı ortaya çıkardı. Yani kütle, enerji, hız vs hepsi uyumlu idi.

Bunun ötesinde, bu noktada şunu teslim etmezsek, gene olayı es geçip gerekli sonucu çıkaramamış olacağız. Sonuç şu: Newton türevi formüllerle bu açıklanamaz, dolayısıyla geçersizdir. Bunu söylemeden diğer konuya atlıyorsunuz, ki onu birkaç kez tartıştık diye hatırlıyorum. Siz bu sonuca varmadan başka noktaları ileri sürdükçe, konuyu es geçtiğinizi düşünmekte haklı olduğumu düşüneceğim maalesef.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 26, 2022, 03:05:56 ÖS
Kütlesi olan birşeyi/parçacığı ışık hızına ulaştırmak için sonsuz enerji gerekecektir. Yani sonsuz enerji verirseniz, ışık hızına ulaşır ve kütlesi sonsuz olur. Sonsuz enerji veremeyeceğiniz için bunların hiçbiri olmaz zaten. Dolayısı ile mentalitede sorun yok. 115 kat kütle artış tespit edilmiş midir, edilebilir mi o sırada bilmiyorum. Bunun pek de önemi yok. Onlar verdikleri kuvveti ve uyguladıkları enerjiyi biliyorlar, çünkü kendileri uyguluyorlar. Dolayısı ile formüllerde bir sapma olsaydı ortaya çıkardı. Yani kütle, enerji, hız vs hepsi uyumlu idi.

Bunun ötesinde, bu noktada şunu teslim etmezsek, gene olayı es geçip gerekli sonucu çıkaramamış olacağız. Sonuç şu: Newton türevi formüllerle bu açıklanamaz, dolayısıyla geçersizdir. Bunu söylemeden diğer konuya atlıyorsunuz, ki onu birkaç kez tartıştık diye hatırlıyorum. Siz bu sonuca varmadan başka noktaları ileri sürdükçe, konuyu es geçtiğinizi düşünmekte haklı olduğumu düşüneceğim maalesef.

Sorun değil; katkılarınız için teşekkür ederim. Yanıtlarım sizinle birlikte bu başlığı izleyenler için. Özel görelilik teorisinin püf noktasını sundum: ölçülen bir hızı, yerel ortamdan uzaklaşma hızı sanmak.

Işık hızı ölçüm deneyi ışığın uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçüyor; kaynağına bağıl olan hızını değil.

Teorinin bilindiği gibi iki postulası var. Bir de bu gizli postulası var; zikredilmeyince müzakere edilmekten muaf kalmış. Olçülen her hızı ölçüm ortamından uzaklaşma hızı olarak kabul etmek bir mekanik alışkanlığıdır ve cisimler arasında geçerlidir. Örneğin bir araba hızını yolu iterek kazanır; hızını temin için yol ile işbirliğine ihtiyacı vardır. Yoldan kütlesel aktarım alır. Işığın yol alması Maxwell'in tanımıyla enerjinin elektriksel alan üretmesi ve takiben elektriksel alanın manyetik alan üretmesi çevrimi sayesinde olur. Bu işlem uzay boşluğunda olduğunda ışık hızı uzay boşluğuna bağıl karakterde olur. Yani tanımlı foton, uzay boşluğunda işaretlenen salınma noktasından c değerindeki hız ile uzaklaşır. Bu tanımlı fotonun kaynağı (örneğin bir yıldız) bu salınma noktasından, salınma anında geçmiştir.

Kaynak fotonu itmiyor fırlatmıyor; foton da kaynağın kütlesinden destek alıp yol almıyor; arada kütlesel aktarım/ işbirliği yok. Dolayısı ile araba-yol ilişkisindeki hız bağıllığı foton için işlemez/çalışmaz. Yüzeysel düşünenler mekanikteki alışkanlıklarını ışığa da uygulamış oluyorlar. 

Bu başlığı izleyenler, özel görelilik teorisinin en zayıf noktası nedir diye sorsalar; yanıt, işte bu gizli postuladır. Lütfen bu anlatımı içselleştirmeye çalışınız; Einstein'dan ve çoğu akademisyenden daha zeki bir konuma terfi edin.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 26, 2022, 03:44:52 ÖS
https://en.wikipedia.org/wiki/Relativity_of_simultaneity#:~:text=Einstein's%20thought%20experiments-,Einstein's%20train,to%20strike%20at%20different%20times.

"The train-and-platform

The train-and-platform experiment from the reference frame of an observer on board the train

Reference frame of an observer standing on the platform (length contraction not depicted)
A popular picture for understanding this idea is provided by a thought experiment similar to those suggested by Daniel Frost Comstock in 1910[13] and Einstein in 1917.[14][12] It also consists of one observer midway inside a speeding traincar and another observer standing on a platform as the train moves past.

A flash of light is given off at the center of the traincar just as the two observers pass each other. For the observer on board the train, the front and back of the traincar are at fixed distances from the light source and as such, according to this observer, the light will reach the front and back of the traincar at the same time.

For the observer standing on the platform, on the other hand, the rear of the traincar is moving (catching up) toward the point at which the flash was given off, and the front of the traincar is moving away from it. As the speed of light is finite and the same in all directions for all observers, the light headed for the back of the train will have less distance to cover than the light headed for the front. Thus, the flashes of light will strike the ends of the traincar at different times."

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tam tersi görelilik zaten ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olmasından doğuyor. Yani Einstein'ın gözden kaçırdığını iddia ettiğiniz şey göreliliğin ortaya çıkış sebebi.

Vagonun tam ortasında duran ışık kaynağı iki uca da aynı sürede ulaşıyor içerideki gözlemciye göre.
Platformda duran gözlemci de ışığı hep aynı hızda ölçüyor ama vagon ilerlediği için vagonun arka kısmı ilerlemiş ve ışığın alması gereken mesafe kısalmış oluyor (ona göre). İşte göreliliği doğuran şey bu zaten. Nasıl gözden kaçmış olabilir ki.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: burake - Haziran 26, 2022, 10:57:59 ÖS
https://en.wikipedia.org/wiki/Relativity_of_simultaneity#:~:text=Einstein's%20thought%20experiments-,Einstein's%20train,to%20strike%20at%20different%20times.

"The train-and-platform

The train-and-platform experiment from the reference frame of an observer on board the train

Reference frame of an observer standing on the platform (length contraction not depicted)
A popular picture for understanding this idea is provided by a thought experiment similar to those suggested by Daniel Frost Comstock in 1910[13] and Einstein in 1917.[14][12] It also consists of one observer midway inside a speeding traincar and another observer standing on a platform as the train moves past.

A flash of light is given off at the center of the traincar just as the two observers pass each other. For the observer on board the train, the front and back of the traincar are at fixed distances from the light source and as such, according to this observer, the light will reach the front and back of the traincar at the same time.

For the observer standing on the platform, on the other hand, the rear of the traincar is moving (catching up) toward the point at which the flash was given off, and the front of the traincar is moving away from it. As the speed of light is finite and the same in all directions for all observers, the light headed for the back of the train will have less distance to cover than the light headed for the front. Thus, the flashes of light will strike the ends of the traincar at different times."

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tam tersi görelilik zaten ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olmasından doğuyor. Yani Einstein'ın gözden kaçırdığını iddia ettiğiniz şey göreliliğin ortaya çıkış sebebi.

Vagonun tam ortasında duran ışık kaynağı iki uca da aynı sürede ulaşıyor içerideki gözlemciye göre.
Platformda duran gözlemci de ışığı hep aynı hızda ölçüyor ama vagon ilerlediği için vagonun arka kısmı ilerlemiş ve ışığın alması gereken mesafe kısalmış oluyor (ona göre). İşte göreliliği doğuran şey bu zaten. Nasıl gözden kaçmış olabilir ki.

ilginç ve güzel bir özet oldu benim için...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 27, 2022, 11:11:50 ÖÖ

Tam tersi görelilik zaten ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olmasından doğuyor. Yani Einstein'ın gözden kaçırdığını iddia ettiğiniz şey göreliliğin ortaya çıkış sebebi.

Vagonun tam ortasında duran ışık kaynağı iki uca da aynı sürede ulaşıyor içerideki gözlemciye göre.
Platformda duran gözlemci de ışığı hep aynı hızda ölçüyor ama vagon ilerlediği için vagonun arka kısmı ilerlemiş ve ışığın alması gereken mesafe kısalmış oluyor (ona göre). İşte göreliliği doğuran şey bu zaten. Nasıl gözden kaçmış olabilir ki.

Tam tersi görelilik zaten ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olmasından doğuyor.

Demek buymuş (*). Size tekrar teşekkür ederim; düşüncelerinizi herhangi bir çekinceden azade paylaştığınız için. Epey izleyen var; da sizden başka fikir paylaşan olmuyor gibi (Burake de sizi onaylamış).

(*) Einstein dahil çoğunluk ilk yaklaşımın tutsağı olmuş. O yüzden teorinin mentalitesindeki kusurlar algılanamıyor. Elbette bir de fizikçilerin dil beceriksizlikleri eşlik ediyor. Örneğin bu “ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olması” ifadesi bana muğlak geldi. Buna bir açılım yapar mısınız? Ben sonra yanıt vereceğim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 27, 2022, 12:00:36 ÖS
Örneğin bu “ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olması” ifadesi bana muğlak geldi. Buna bir açılım yapar mısınız? Ben sonra yanıt vereceğim.

Bu sizin söylediğiniz şey zaten. Işık bir araçtan ittirilerek atılmıyor. Hangi araçtan/ortamdan/referanstan salındığından bağımsız olarak hep aynı ölçülüyor. Çünkü ışığın hızı zaten elektromanyetik dönüşümden geliyor ve bu da değiştirilebilir birşey değil.

Göreliliği ortaya koyanlar tüm bunların farkındaydı ve zaten bunlara dayanarak göreliliği ortaya koydular. Diğer türlü ışık da hangi hızdaki bir araçtan atıldığına göre hızı değişkenlik gösterseydi, herşey Newton fiziği kapsamında gerçekleşirdi ve ortaya görelilik falan çıkmazdı.

Buradaki örnekte de, vagonun içindeki kişi için, tam ortada çakan ışık, vagonun iki ucuna da aynı zamanda varıyor (ona göre öyle (görelilik)). Yani eğer sizin söylediğiniz gibi Einstein ışığın hızını fırlatıldığı ortama bağlı olarak düşünseydi, "vagonun iki ucuna da eşit zamanda varır" gibi bir önerme sunamazdı.

Oysa platformda duran kişi için de ışık hızı aynı olmasına rağmen, vagon ilerliyor. Bu yüzden vagonun arkası ilerlediğinden ışığın vagonun arkasına gitmesi için gereken süre azalıyor. Bu nedenle, platformda duran kişi için ışığın vagonun arkasına varışı daha kısa sürecek, vagonun önüne varışından (bu da platformda duran referansa göre (gene görelilik)).

Yani mutlak bir eşzamanlılıktan bahsedemiyoruz. Vagonun içindeki kişi için ışık vagonun önüne ve arkasına eş zamanlı olarak varacak. Ama bu sadece o referansa göre öyle. Diğerine göre ise eşzamanlı varmayacak.

Yani bu durum zaten göreliliğin ortaya çıkış sebebidir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 27, 2022, 12:11:44 ÖS

ilginç ve güzel bir özet oldu benim için...

İlginiz için teşekkürler. Bağışlayın, ilk yaklaşımın kurbanı olduğunuzu söylüyorum. Dünya olgu ve olaylarında her şey göründüğü gibi olsaydı bilime, detektifliğe vb. ne gerek vardı?

Komiser Colombo, yeterli miktarda kanıtın işaret ettiği bir zanlı belirlenmiş iken, aklına takılan minik bir ayrıntıdaki uygunsuzluğu izleyerek asıl suçluyu ve olayın dinamiklerini ortaya çıkarır. Yani ilk yaklaşımın sığlığı dizinin ana temasıdır.

İlk yaklaşımın ötesindeki analiz örneklerini hatırlayalım: Manav fiyatları genelde bize yüksek gelir. Manav satış fiyatını belirlerken fire yüzdesini dikkate almak zorundadır, işporta ya da pazar satıcısı ise fiyatı düşük tutarak satış kabiliyeti ya da sürümü esas alır. Bu yüzden seçtirmek istemez ve kendisi poşete koyarken fire potansiyeli olan ürünlerden biraz kurtulmayı hedefler. Manavlarda ve marketlerde gönül rahatlığıyla/serbestçe seçebilirsiniz. Seçtirmeyen manavdan alışveriş etmeyin.
Bir başka örnek: Bazı dayanıklı tüketim malları için peşin fiyatına taksitle satış kampanyaları olur. Bilişsel performansı yeterli olan müşteri, peşin alımda pazarlık olanağı olduğunun bilincindedir.

Bertrand Russel bu tarz irdelemelere atomsal yaklaşım der. Felsefenin de bu yetkinlikte olanlar tarafından ele alınmasını tavsiye eder.

İlgi gösterirseniz özel görelilik teorindeki çocukça ve sığ analiz mentalitesini, insanlık bilişsel yapısının aldatılmaya ne kadar müsait olduğuna -yaşayan ve ünlü bir örnek üzerinden-   ilk tanıklık edenlerden biri olabilirsiniz. Yanılgının özü çok basit (insan anlayış kapasitesi dahilinde): Ölçülen her bir hızı gözlemciden uzaklaşma hızı olarak etiketlemek ve kullanmak. Oysa bir seçenek daha var; Işığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebiliyoruz. Formüllere iler matematiksel ifadelere boğulmadan, yalnızca bu son cümleyi irdeleyip olanak dahilinde olduğunu belirlerseniz gerisi çorap söküğü gibi gelir ve yeni ve daha yüksek bilişsel özgüvene terfi edersiniz kanaatindeyim.


Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 28, 2022, 03:43:33 ÖÖ
Örneğin bu “ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olması” ifadesi bana muğlak geldi. Buna bir açılım yapar mısınız? Ben sonra yanıt vereceğim.

Bu sizin söylediğiniz şey zaten. Işık bir araçtan ittirilerek atılmıyor. Hangi araçtan/ortamdan/referanstan salındığından bağımsız olarak hep aynı ölçülüyor. Çünkü ışığın hızı zaten elektromanyetik dönüşümden geliyor ve bu da değiştirilebilir birşey değil.

Göreliliği ortaya koyanlar tüm bunların farkındaydı ve zaten bunlara dayanarak göreliliği ortaya koydular. Diğer türlü ışık da hangi hızdaki bir araçtan atıldığına göre hızı değişkenlik gösterseydi, herşey Newton fiziği kapsamında gerçekleşirdi ve ortaya görelilik falan çıkmazdı.

Buradaki örnekte de, vagonun içindeki kişi için, tam ortada çakan ışık, vagonun iki ucuna da aynı zamanda varıyor (ona göre öyle (görelilik)). Yani eğer sizin söylediğiniz gibi Einstein ışığın hızını fırlatıldığı ortama bağlı olarak düşünseydi, "vagonun iki ucuna da eşit zamanda varır" gibi bir önerme sunamazdı.

Oysa platformda duran kişi için de ışık hızı aynı olmasına rağmen, vagon ilerliyor. Bu yüzden vagonun arkası ilerlediğinden ışığın vagonun arkasına gitmesi için gereken süre azalıyor. Bu nedenle, platformda duran kişi için ışığın vagonun arkasına varışı daha kısa sürecek, vagonun önüne varışından (bu da platformda duran referansa göre (gene görelilik)).

Yani mutlak bir eşzamanlılıktan bahsedemiyoruz. Vagonun içindeki kişi için ışık vagonun önüne ve arkasına eş zamanlı olarak varacak. Ama bu sadece o referansa göre öyle. Diğerine göre ise eşzamanlı varmayacak.

Yani bu durum zaten göreliliğin ortaya çıkış sebebidir.

1-   “Işığın her gözlemciye göre aynı hızda olması” ifadesi fizikçilerin dil beceriksizliklerinden biri. Bir defa öznenin “ışık” olarak belirlenmesi sürekliliği de içerdiği için kafa karıştırıcı; öznenin “tanımlı foton” olması daha doğrudur. Bir diğer isabetsiz ifade “her gözlemciye göre”. Çünkü fotonun gözlemciye geliş hızı ile gözlemciden uzaklaşma hızı farklı anlamdadır. Göze ulaşmış bir foton kesinlikle c değerindeki hız ile gelmiştir. Teorinin iddiası ise “foton her referans sistemden c hızıyla uzaklaşır” anlamındadır. Teori, sizin eklediğiniz tren – platform (peron) örneğinde,  söz konusu tanımlanmış foton, hem tren içinde salındığı noktadan ve hem de tren perondan transit geçerken salındığı noktanın hizalandığı –peronda/raylarda işaretlendiği varsayılan- noktadan c hızıyla uzaklaşır iddiasındadır. Netice olarak bir benzetme yaparsam, “ışığın her gözlemciye göre aynı hızda olması” ifadesi, “buzdolabında gıdalar bozulmaz” sığlığında; bu ilk yaklaşıma ikna olursanız, benim 1970’ li yıllarda Ankara’nın gözde gökdeleninin kafeteryasında yediğim yemek sebebiyle maruz kaldığım ve bir hafta hastanede yatmama sebep olan gıda zehirlenmesi başınıza gelebilir. İçerik ve koşullar önemli ve bunları da dikkate alarak analiz ve tanım yapmak gerekiyor.
2-   Teorinin asıl adı özel bağıllık teorisidir. Özenli çeviri yapanlar özel bağıllık olarak kullanır; bazı yayınlarda rastlamış olabilirsiniz. İngilizcede görelilik ve bağıllık aynı sözcük (relativity) ile kodlandığından böyle bir karmaşa yaşanıyor. Einstein’ın dikkate aldığı “bağıllık” anlamıdır. Yani teori, araba yol ilişkisindeki bağıllığı kullanır (kütlesel ilişki/aktarım sayesinde arabanın hızı oluşuyor; illa görelilik sözcüğünü kullanacaksak “ tam görelilik” diye farkı vurgulamamız gerekir. “İtibari görelilik” diye bir çeşit daha vardır; bu aynı yol üzerinde giden iki arabanın bir tanesine referans rolü verildiğinde diğerinin hareket özellikleri (hızı vb.) ni hesap eden göreliliktir; bu arabalardan her biri diğerinin hızına bir katkıda/etkide bulunmaz. (Bu arabalar birbirine doğru maximum hızları (örneğin 200 km/saat) ile yaklaşıyorsa; biri referans alındığında diğeri ona 400 km/saat hızla yaklaşıyor demektir (itibari görelilikte limit göreli hız 2c dir)
3-   Trende iki uca aynı anda ulaşma bir deney sonucu değildir. Böyle bir deney gerçekleştirilmiş olsaydı, “özel görelilik” teori olmaktan “bilimsel bilgi” ye terfi ederdi. Deneyi gerçekleştiren de muhtemelen NOBEL alırdı.
4-   “Einstein ışığın hızını fırlatıldığı (*) ortama bağlı olarak düşünseydi,…” demişsiniz. Einstein sağ olsaydı, “teorimi gereğince ve yeterince anlamamışsın” derdi. Belgesellerde ben de tanık oluyorum. Gerek özel, gerekse genel teori içinde hiç bahsi geçmeyen bazı sezgileri ya da kanaatleri bu teorilere yakıştırıyorlar; jeneriğe bakıyorsun, hazırlayan prof. Çoğunluk özü idrak etmeden ya da kulaktan dolma tarzında kendi bilişsel performansının izin verdiği, başka kulvarlarla karışık akla uydurmalar yapıyor. Teorinin bilim adına skandal olması kadar ilginç bir durum.
5-   Teorinin anlaşılmadığı hakkında anekdotlar vardır. Bu nedenle olsa gerek Einstein, lise düzeyindekileri hedef alarak 1916 yılında açıklayıcı bir kitap yayınlamıştır. Ben de bu kitaptaki açıklamayı daha kolay anlaşılır hale getiren -teorinin kusurlarını görebilmek için öncelikle teorinin ne dediğini net olarak anlamak gerektiğini düşünerek- bir makale hazırladım ( https://vixra.org/abs/2009.0141  Lütfen PDF ye tıklayınız ). Bu metni okumak için kendinize izin vermenizi öneririm.

(*) Işık kaynağı fotonu fırlatmaz; serbest bırakır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 28, 2022, 10:22:00 ÖÖ
Deney yapıldı demedim ben de.

Ancak bu deney, fotonun kaynağının hızından bağımsız düşünüldüğünü gösteriyor.

Yani sizin Einstein'ın gözden kaçırdığını düşündüğünüz nokta aslında, olayın temeli, ve gözden kaçması da imkansız.
Yazınız bu noktaları doyurmuyor. Odak noktası ile doğrudan alakalı olmayan ve tekrar içerikten oluşuyor.

---

Şunu söylemeliyim, kendi analizlerinizi yaparken detaycı/akılcı/yüksek duyarlılıkta davranıyorsunuz ama başka birisinin işaret ettiği noktalardaki özü ortaya çıkarırken aynı özeni (ya da yarısını bile) göstermiyorsunuz. Yani kendiniz için ve başkası için farklı 'anlama standartlarını' kullanıyorsunuz. Bu da iletişimi neredeyse imkansız hale getiriyor. Sıkıştığınızda da "önemli değil ben zaten konuyla ilgili diğer herkes için yazıyorum, siz istediğinizi düşünebilirsiniz, kimse darılmaz" deyip çekiliyorsunuz. Bu, eksiğiniz değil fazlanız varken takınabileceğiniz bir tavır. Hem iddiaları doyuramayıp hem kendi kendime takılıyorum demek, garip bir tutum oluyor (ki birşey olmamış gibi iddialarınıza da devam ediyorsunuz. Öte yandan katılım olmasını da istiyorsunuz. Ama katılımı anlamaya/doyurmaya veya "ben bu olayı gerçekten bir kez daha inceleyeyim" demeye pek gönlünüz yok. Fikirlerinizin değişebilir olduğundan şüphe ediyorum.)

Muhakemenizi kullanacaksanız en az kullanmayı tercih ettiğiniz alanda bolca kullanın ki, dengeli bir muhakemeniz olsun. Sürekli hep kullandığınız alanda gene kullanıp, tersinde hiç kullanmamak hakça bir tartışma ya da analiz yöntemi doğurmuyor.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 28, 2022, 12:52:52 ÖS

Deney yapıldı demedim ben de.

Ancak bu deney, fotonun kaynağının hızından bağımsız düşünüldüğünü gösteriyor.

Şunu söylemeliyim, kendi analizlerinizi yaparken detaycı/akılcı/yüksek duyarlılıkta davranıyorsunuz ama başka birisinin işaret ettiği noktalardaki özü ortaya çıkarırken aynı özeni (ya da yarısını bile) göstermiyorsunuz. Yani kendiniz için ve başkası için farklı 'anlama standartlarını' kullanıyorsunuz. Bu da iletişimi neredeyse imkansız hale getiriyor. Sıkıştığınızda da "önemli değil ben zaten konuyla ilgili diğer herkes için yazıyorum, siz istediğinizi düşünebilirsiniz, kimse darılmaz" deyip çekiliyorsunuz. Bu, eksiğiniz değil fazlanız varken takınabileceğiniz bir tavır. Hem iddiaları doyuramayıp hem kendi kendime takılıyorum demek, garip bir tutum oluyor (ki birşey olmamış gibi iddialarınıza da devam ediyorsunuz. Öte yandan katılım olmasını da istiyorsunuz. Ama katılımı anlamaya/doyurmaya veya "ben bu olayı gerçekten bir kez daha inceleyeyim" demeye pek gönlünüz yok. Fikirlerinizin değişebilir olduğundan şüphe ediyorum.)

Muhakemenizi kullanacaksanız en az kullanmayı tercih ettiğiniz alanda bolca kullanın ki, dengeli bir muhakemeniz olsun. Sürekli hep kullandığınız alanda gene kullanıp, tersinde hiç kullanmamak hakça bir tartışma ya da analiz yöntemi doğurmuyor.

İlginçtir; tüm bu söylediklerinizi benim de size ifade ettiğimi varsayın; tekrar yazmakla uğraşmayayım. Bir noktadan sonra sağırlar diyaloğuna dönüşüyor; farkındayım. Bunun ötesinde sizin ilk yaklaşımda takılı kaldığınızı görüyorum. Elbette ilk yaklaşımda kalmak çoğunluğun da tutumudur. Bu sebeple en azından izleyenler ve argümanları irdeleyebilenler için yanıtlama gereğinin bilincindeyim.  Işık hızının tüm doğrultularda aynı değerde tespit edilmesi, hız ölçüm düzeneğinin  -fotonun yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçebildiği konusunda-  deneysel ve ciddi bir kanıttır (fotonun kaynağından uzaklaşma hızını ölçemiyor  *). Siz bu konuya kapalısınız; bağıl kodlamasının teknik içeriğine yabancısınız “bağlı” diyebiliyorsunuz. Teorinin teknik içeriğinin yeterince anlaşılmadığı kanaatimi dile getiriyorum ve kendi kolay açıklamamı öneriyorum; bir adım atmıyorsunuz. Oysa, teorinin şöhreti/ gizem düşkünlüğümüzü kışkırtan çıkarımları sebebiyle ve insanlığın zihinsel etkinliklerde okyanusu geçebildiği halde derede boğulmasının yaşayan örneği burada size ve izleyenlere –en kolay biçimde- sunuluyor. Bunu önyargısız anlamaya çalışmak için okuyanlar kendine izin verebilmeli; tanıklığın önemini idrak edebilmeli. Bundan ötesi sizin de işaret ettiğiniz gibi psikolojinin konusudur (“Sahte Bilim” adlı kitabımda işlemiştim).

(*) Foton salınma anında kaynaktan “anlık olarak” c hızıyla uzaklaşmıştır; akan zamanın sonraki anlarında, kaynak (flaş olarak düşünülürse anlama kolaylaşır) kendi yoluna gider; kaynak ile foton arasındaki mesafe c +/- Vu hız değeri ile büyür. Bu bir kuru iddia değildir; lütfen bir kağıda şekil çizerek analiz ediniz; bu da teorinin püf noktası anlamaya yardımcı olur. Kaynak ile foton arasındaki mesafe c+/- Vu hızıyla değişmekle birlikle, aynalı düzenekle ölçüm yapıldığında bu hız değil uzay boşluğuna göre olan salt ışık hızı tespit edilebilecektir. Diğer bir ifade ile ölçüm başlangıcında ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçmeye niyet etseydik, ölçüm sonucunu niyetimiz doğrultusunda etiketleyecek ve kullanacaktık. Lorentz, Poincare, Einstein ve günümüz kahramanları bu niyet ilişkisinin bilincinde olarak evrensel hız değerini ölçtüklerini idrak edebilselerdi özel görelilik teorisi VARLIK bulmazdı.

Servis edilen -argümanları eşliğinde- yeni ya da farklı bakışı, değerlendirmek yerine “bağcı dövme” tutumuna alışmış durumdayım. Bu nedenle polemiğe dönüşen, genel kabulden destek alan, kulaktan dolma ilk yaklaşım kalıbındaki katılımların aşılması gerektiği kanaatindeyim. Genelde “bu kadar insan yanılmış olamaz” kabulü ve parlak gizem sunumundan vazgeçememe, teoriyi savunmada destek/motivasyon olabiliyor; kuşkusuz bilimle ilgisi olmayan bir tutum. Ben de bu nedenle yakında “Işık koordinat sistemi" yöntemimin özel görelilik teorisine öykünen gizemli yanlarını bu başlıkta paylaşacağım.


Netice olarak, paylaşımlarım kimseyi ikna etme amacında değil; sportif ya da sohbet anlamında ele alıyorum. Özel görelilik teorisi geneli etkilediği için yani şöhreti sebebiyle  önem kazanıyor. Teknik içeriği, postulaları dahil kusurlu. Ben tespitlerimi paylaşıyorum; alırsınız / almazsınız benim iradem çerçevesinde değil ve kimse darılmaz;” birileri teoriye itiraz ediyordu” notunu kaydedip, unutursunuz; olur biter.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 28, 2022, 01:05:52 ÖS
Işık hızının tüm doğrultularda aynı değerde tespit edilmesi, hız ölçüm düzeneğinin  -fotonun yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçebildiği konusunda-  deneysel ve ciddi bir kanıttır (fotonun kaynağından uzaklaşma hızını ölçemiyor  *). Siz bu konuya kapalısınız; bağıl kodlamasının teknik içeriğine yabancısınız “bağlı” diyebiliyorsunuz. Teorinin teknik içeriğinin yeterince anlaşılmadığı kanaatimi dile getiriyorum ve kendi kolay açıklamamı öneriyorum; bir adım atmıyorsunuz.

Nasıl kapalıyım? Ben bunu kabul ettiğimi söylüyorum. Bunun zaten bilinen birşey olduğunu (Einstein'ın zaten bunun üzerine sistemi kurduğunu) söylüyorum. Asıl siz söylenenlere kapalısınız. Belki sürekli 'bağcı dövme' tutumları ile karşılaşmaktan artık dinlemiyorsunuz bile.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 28, 2022, 03:02:37 ÖS
Işık hızının tüm doğrultularda aynı değerde tespit edilmesi, hız ölçüm düzeneğinin  -fotonun yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçebildiği konusunda-  deneysel ve ciddi bir kanıttır (fotonun kaynağından uzaklaşma hızını ölçemiyor  *). Siz bu konuya kapalısınız; bağıl kodlamasının teknik içeriğine yabancısınız “bağlı” diyebiliyorsunuz. Teorinin teknik içeriğinin yeterince anlaşılmadığı kanaatimi dile getiriyorum ve kendi kolay açıklamamı öneriyorum; bir adım atmıyorsunuz.

Nasıl kapalıyım? Ben bunu kabul ettiğimi söylüyorum. Bunun zaten bilinen birşey olduğunu (Einstein'ın zaten bunun üzerine sistemi kurduğunu) söylüyorum. Asıl siz söylenenlere kapalısınız. Belki sürekli 'bağcı dövme' tutumları ile karşılaşmaktan artık dinlemiyorsunuz bile.

Valla forumlarda "hatalısınız" ya da "yanlışsınız" demeyi uygun bulmam. Ancak, Einstein tek ve tanımlı fotonun hem trendeki kaynağından ve hem de perondaki gözlemciden c hızıyla uzaklaştığını temel alır. Referans sistemlerin hiyerarşik sıralamasını biz yaparsak, perondan sonra güneş sistemi, samanyolu galaksisi, yerel küme, Virgo süper kümesi,... evrenin bütünü ve uzay boşluğundan da aynı tanımlı fotonun c hızıyla uzaklaşacağını söylemiş oluyor. Bunun için gerekçe olarak "fizik kurallarının evrenin her yerinde aynı çalışacağını ileri sürer (Evet böyle bir ilke vardır; fakat olayımızda, "aynalı ölçüm düzeneği, evrenin her yerinde ya da her referans çerçevede ışık hızı için aynı sonucu verir ifadesiyle doğrudur; arada anlam farkı derin). Einstein, tanımlı (örneğin numara verilmiş) fotonun ardışık çerçevelerden de c hızıyla uzaklaşacağını varsayar.

Ölçüm sistemi, YALNIZCA uzay boşluğuna göre olan hızı ölçüyorsa - aynı yol üzerinde iki arabanın itibari göreliliğinde olduğu gibi fotonumuzun kaynağından uzaklaşma hızı (c - v ) olur- Einstein "bu hızı ölçtüğümde ısrarla c buluyorum" diyor. Yani hangi hızı ölçtüğünü sorgulamadan doğrudan kaynaktan uzaklaşma tanımındaki  hızı ölçtüğünü zannediyor. Başka bir seçenek düşünmüyor bile (teorinin gizli postulası).

Dolayısı ile "bunu kabul ettiğimi zaten söylüyorum" derken bu içeriği dikkate alın lütfen.




 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 28, 2022, 07:07:20 ÖS
Ölçüm sistemi, YALNIZCA uzay boşluğuna göre olan hızı ölçüyorsa - aynı yol üzerinde iki arabanın itibari göreliliğinde olduğu gibi fotonumuzun kaynağından uzaklaşma hızı (c - v ) olur- Einstein "bu hızı ölçtüğümde ısrarla c buluyorum" diyor. Yani hangi hızı ölçtüğünü sorgulamadan doğrudan kaynaktan uzaklaşma tanımındaki  hızı ölçtüğünü zannediyor. Başka bir seçenek düşünmüyor bile (teorinin gizli postulası).

Siz v hızıyla giden bir arabanın arkasından ters yönde salınan ışığın hızının c-v olacağını mı söylüyorsunuz?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 28, 2022, 10:39:48 ÖS


Siz v hızıyla giden bir arabanın arkasından ters yönde salınan ışığın hızının c-v olacağını mı söylüyorsunuz?

Şöyle:
   
(https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)

LCS yöntemine göre: K sistemi peron, K' sistemi ise tren olsun. Tren Tı anında perondaki O noktasından geçerken trendeki flaş patlasın

  T2 anında K’ çerçevesi v hızıyla A noktasına gelir; Pı foton paketi ise B noktasına ulaşır. Fotonun A ya göre hızı (*9) c – v dir.

Fakat K’ sistemindeki deneyci ışık hızı ölçümü yaparsa sonucu c bulur.

(*) görelilik hesap yönteminde partnerlerden biri sabit addedilip hareket özallikleri diğerine yüklenir. Bunu uyguladığımızda (K' sistemine referans rolü verildiğinde) Pı fotonunun A ya göre olan göreli hızı  c - v olur.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 28, 2022, 11:15:02 ÖS
Yani kısaca Newton'daki yaklaşım geçerli olur diyorsunuz. Arabada da c-v olur diyorsunuz. Göreli hız sormuyorum zaten, gerçek hızını soruyorum.

Einstein ise c olur, diyor diyorsunuz, anladığım kadarıyla.

Yani ışığın özel bir durumu yoktur, normal nesne gibi değerlendirilmelidir diyorsunuz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 29, 2022, 01:18:02 ÖS
Yani kısaca Newton'daki yaklaşım geçerli olur diyorsunuz. Arabada da c-v olur diyorsunuz. Göreli hız sormuyorum zaten, gerçek hızını soruyorum.

Einstein ise "c olur" diyor diyorsunuz, anladığım kadarıyla.

Yani ışığın özel bir durumu yoktur, normal nesne gibi değerlendirilmelidir diyorsunuz.

Arabanın arkasından salınan foton örneğinizde göreli hız c + v olur; ancak arabadaki kişi ölçerse gene c bulacaktır.

İfadenizden "ışığın hızı değişmez" diyeceğinizi sezdim. Peşinen söyleyeyim; ışığın hızı değişmez; ivmelenmez bile.

Işığın kendine özgü (uzay boşluğuna göre bağıl karakterde) hızı , sizin tanımınızla gerçek hızı c dir.  Işık hızı değişmez ve ivmelenmez, sabit hızıyla devam eder. Işık hızının oluşumu herhangi bir cisme ve objeye bağıl değildir; boşlukta kendi başına ya da (elektro manyetik) enerji olarak hız edinir.

c + v ya da c - v  değerindeki göreli hızı itibaridir. Yani foton yerine bir yayayı ikame edelim; yaya ile araba arasındaki mesafe Vbileşke = vyaya +/- varaba olarak değişecektir. Yaya ve arabanın hızları gene kendi hızlarıdır; fakat ara mesafenin  değişim hızı vbileşke değeridir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 29, 2022, 03:51:47 ÖS
Arabadaki kişi fotonun hızını ölçerse c bulacak.
Sabit yerdeki kişi ölçerse o da c bulacak.
Çünkü ışık zaten salındığı ortamdan bir hız almıyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 29, 2022, 04:29:35 ÖS
Arabadaki kişi fotonun hızını ölçerse c bulacak.
Sabit yerdeki kişi ölçerse o da c bulacak.
Çünkü ışık zaten salındığı ortamdan bir hız almıyor.

Doğrudur.

Ölçüm düzeneği her çerçevede aynı c sonucunu bulur; çünkü bu aynalı gidiş dönüşlü düzenek/deney, fotonun yalnızca evrensel hızını ölçebiliyor.

Sizin ifadeniz de yanlış değil; ışık hareketli kaynağının hızından vektörel bir ekleme almaz. Foton ve kaynağını görelilik partneri olarak düşünürsek, bir tanesine referans/eylemsiz çerçeve rolü verilir ya; Einstein ve fizikçiler hep eylemsiz çerçeve rolünü kaynağa vermeyi tercih etmişlerdir. Teori bunun için bir ek şart (postula) öne sürmüştür (Galilei görelilik ilkesi); yani "kaynak sabit hızla ve lineer giderse eylemsiz çerçeve rolü verilebilir" der.  Oysa ışık zaten lineer ve sabit hızla yol alır. Foton bu ilkeye göre zaten eylemsiz çerçeve adayı olarak önceliğe sahiptir. Bunun uygulamaya yönelik çözümü "ışık koordinat sistemi" (LCS) dir; bir A4 kağıt yüzeyi analiz için işlevseldir, analize elverişlidir. Bu analizi yaptığımızda deneyi gerçekleştirmeye gerek kalmaksızın foton ile kaynak arasındaki mesafenin c +/- VU hızıyla değiştiğine ikna oluruz ( Not: Bu anlatım insan bilişsel kapasitesi dahilindedir).

Eğer c +/- VU değerinde olan ara mesafenin değişim hızını ölçmek istersek tek gidişli tanımlı  foton ile ışık hızı ölçümü yapmak gerekir. Bunun deneyini tasarlamıştım: Tek yönlü ışık hızı ölçümü : https://vixra.org/abs/2006.0223

PDF ye tıklayınız.
Başlık: Ynt: LCS gizemleri
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 29, 2022, 04:55:41 ÖS
LCS  GİZEMLERİ

Özel görelilik teorisi çıkarımları, gizem düşkünlüğümüze “ZAMAN YOLCULUĞU”, "İKİZLER PARADOKSU" gibi parlak ve ilginç gizem sunumları yapmıştır. Teorinin alternatifi olarak ışık kinematiğini daha isabetli tanımlayan ve kozmolojik analize izin veren benim ”Işık Koordinat Sistemi” (LCS) yöntemim de teorinin gizem sunan yanlarına öykünen bazı gizemli/fantezi çıkarımlar içermektedir.

LCS yöntemi kısaca şöyledir: Foton salınma noktası uzay boşluğunda işaretlenir. Foton bu noktadan c değerindeki hızıyla uzaklaşır. Kaynak da aynı bu noktadan Vu hızıyla –fotonun peşinden gitmek zorunda olmaksızın- farklı doğrultularda uzaklaşır.

LCS mentalitesiyle tren düşünsel deneyini dikkate alırsak;

1-   Tren uzaklaşırken perondaki gözlemci, trenin arkasındaki saatin yavaş tempoda çalıştığını algılar. Saat yerine film ekranı olsa yavaş gösterim olur.  Trenin sabit hızla gitmesi şart değil ivmelendiğinde zaman temposu da ivmelenir
2-   Tren yaklaşırken perondaki gözlemci, trenin önündeki saatin hızlı tempoda çalıştığını algılar. Saat yerine film ekranı olsa hızlı gösterim olur.
3-   Evren genişlerken bütün olarak yuvarlanıyorsa -ışık hızının sınırlı ve sonlu olması sebebiyle-  bir oluşumun en az iki farklı yaşlarındaki halini aynı kadraj içinde algılamak mümkündür.

Peşinen söyleyeyim; bunların özel görelilik teorisinin çıkarımlarıyla ilgisi yoktur. Teoride zaman hızlanması yoktur. Yaklaşma ve uzaklaşma hallerinde zaman temposunun hızlanması ve yavaşlaması bilimsel bütünlük açısından beklenen bir şeydir. Teori ise sadece uzaklaşma halini  analiz etmiştir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 29, 2022, 06:56:22 ÖS
Arabadaki kişi fotonun hızını ölçerse c bulacak.
Sabit yerdeki kişi ölçerse o da c bulacak.
Çünkü ışık zaten salındığı ortamdan bir hız almıyor.

Doğrudur.

Ölçüm düzeneği her çerçevede aynı c sonucunu bulur; çünkü bu aynalı gidiş dönüşlü düzenek/deney, fotonun yalnızca evrensel hızını ölçebiliyor.

Sizin ifadeniz de yanlış değil; ışık hareketli kaynağının hızından vektörel bir ekleme almaz. Foton ve kaynağını görelilik partneri olarak düşünürsek, bir tanesine referans/eylemsiz çerçeve rolü verilir ya; Einstein ve fizikçiler hep eylemsiz çerçeve rolünü kaynağa vermeyi tercih etmişlerdir. Teori bunun için bir ek şart (postula) öne sürmüştür (Galilei görelilik ilkesi); yani "kaynak sabit hızla ve lineer giderse eylemsiz çerçeve rolü verilebilir" der.  Oysa ışık zaten lineer ve sabit hızla yol alır. Foton bu ilkeye göre zaten eylemsiz çerçeve adayı olarak önceliğe sahiptir. Bunun uygulamaya yönelik çözümü "ışık koordinat sistemi" (LCS) dir; bir A4 kağıt yüzeyi analiz için işlevseldir, analize elverişlidir. Bu analizi yaptığımızda deneyi gerçekleştirmeye gerek kalmaksızın foton ile kaynak arasındaki mesafenin c +/- VU hızıyla değiştiğine ikna oluruz ( Not: Bu anlatım insan bilişsel kapasitesi dahilindedir).

Eğer c +/- VU değerinde olan ara mesafenin değişim hızını ölçmek istersek tek gidişli tanımlı  foton ile ışık hızı ölçümü yapmak gerekir. Bunun deneyini tasarlamıştım: Tek yönlü ışık hızı ölçümü : https://vixra.org/abs/2006.0223

PDF ye tıklayınız.

Doğrudur diyorsunuz ama, anladığım kadarıyla görelilik teorisine göre doğrudur, size göre yanlıştır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 29, 2022, 08:01:06 ÖS

Doğrudur diyorsunuz ama, anladığım kadarıyla görelilik teorisine göre doğrudur, size göre yanlıştır.

Ciddi olarak "DOĞRU" dedim. Benim için de doğrudur; çünkü, "ölçerse" demişsiniz. 

Deneyci her ortamda mevcut aynalı ölçüm düzeneği ile ışık hızını ölçerse daima c değerini bulur. Bunda hiç kuşku yok.

Sorun, ölçülen bu hız değerini, kaynağından uzaklaşma hızı sanmak. Çünkü bilinçdışı niyet, ışığın/fotonun kaynağından ya da ortamdan uzaklaşma hızını ölçmek olduğunda sonucu da öyle etiketliyor ve kullanıyor. ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİNİN EN ZAYIF NOKTASI  budur. Bu başlığı izleyenler bu nüansı içselleştirmeye çalışsınlar; ödül büyük.

Bir hızı ölçmek için eyleme geçtiğimizde, hangi hızı ölçeceğimiz konusunda bir sorgulama yapmayız. Hayat deneyimlerimiz, ölçülen hızın yerel ortama göre olduğunu kanıksatmıştır bize. Sonucu, zihnimizin derinlerindeki niyetimiz doğrultusunda yorumlarız/değerlendiririz.  Benzer olarak başlangıç niyetimiz, ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçmek olsaydı, çıkan sonucu bu defa, ışığın evrensel hızı olarak etiketleyecek ve kullanacaktık. Bilim içeriğindeki DİSİPLİN  bu ayrımı yapabilmekte. Teori için Einstein'ın çocukça analizi dememin sebebi bu.

Ne var ki bundan 117 yıl önce yetersiz bilgi eşliğinde ve gizem tutkusu güdümünde (Fitzgerald büzülüşünü doğrulamak maksadıyla) Özel Görelilik teorisi ortaya atılmış; basın tarafından ünlendirilmiş, dünya çapında insanlar bu teori mentalitesi ve çıkarımları ile enfekte olmuştur. Akademisyenler, keşfettikleri kısmi uygunsuzlukları -Bir bütünlüğe ulaşamadıklarından- havuç/sopa politikasına hedef olmamak için açıklamaya cesaret edememişler; bazıları akla uydurmalarla yetinmişler; bazıları havuç için Hafele-Keating ve muon ömrü deneyleri benzeri karikatür makaleler yayınlamışlardır.

Teori, "Bilim ayıbı"dır. Bilgi çağı insanı halen yetkin değil gibi.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 29, 2022, 11:12:56 ÖS
Siz fotonun tek yönlü ölçüldüğünde c'den başka değer vereceğini mi düşünüyorsunuz?

Lütfen sade cevap verin, 3-5 paragrafa gerek yok.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 29, 2022, 11:19:30 ÖS
Siz fotonun tek yönlü ölçüldüğünde c'den başka değer vereceğini mi düşünüyorsunuz?

Lütfen sade cevap verin, 3-5 paragrafa gerek yok.

Aynen.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 30, 2022, 12:07:54 ÖÖ
Göreli değil gerçek hızdan bahsediyoruz.
Işık c dışında başka bir hızda olabilir mi?
Işığın hızlanıp yavaşlayamayacağını, ivmelenemeyeceğini söylemiştiniz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 30, 2022, 11:18:21 ÖÖ
Göreli değil gerçek hızdan bahsediyoruz.
Işık c dışında başka bir hızda olabilir mi?
Işığın hızlanıp yavaşlayamayacağını, ivmelenemeyeceğini söylemiştiniz.

Sn. oe,

Ben açıklamaktan yorulmam da siz de az biraz çaba gösterebilmelisiniz.

Ne güzel, kendiniz de ilk cümlenizde gerçek hız ve göreli hız ayrımını vurgulamışsınız ("göreli hız" yerine "itibari göreli karakterdeki hız" demeyi tercih edelim; zihnimizin işini kolaylaştıralım). İkinci cümlede "c dışında ışığın başka hızı olabilir mi?" diyorsunuz.

Bana göre bu iki cümle mantık açısından kusurlu (*). Fakat sizi kınadığımı sanmayın. Lorentz, Poincare, Einstein ve sonrakiler de benzer düşünüyorlardı. Hatta "ether" anlayışının uzantısında c +/- v değerindeki itibari göreli hızı (yani kaynak ile foton arasındaki mesafenin değişim hızını) ölçeceklerini umuyorlardı ve çıkan c sonucunu da başlangıç niyetleri kapsamında/tanımında etiketlediler. Ölçüm düzeneğinin hep uzay boşluğuna göre olan gerçek hızını ölçtüğü seçeneğini akıl edemediler. Zaten çoğunluk ve çoğu akademisyen de bağıl ve itibari göreli hız ayrımını idrak edemiyor. Beyin/göz kamaşması diyelim geçelim.

(*) Bu iki cümleyi uzlaştırmak mümkün; Işık/foton, daima kendi hızıyla gider; fakat kaynağı ile arasındaki mesafe c +/- Vu değerindeki bileşke hız ile değişir. Bunu zihnimiz kolaylıkla anlayabilir: Futbol yaygın bilinen bir oyundur; Futbolcu topa vurduktan sonra yeni stratejik pozisyonuna doğru V hızıyla gider; top kendi hızıyla gider, ikisi arasındaki mesafe vektörel  Voyuncu +/- Vtop bileşke hızıyla değişir. Topun hızını ölçtüğünüzde gene Vtop değerinde bulursunuz.

Görelilik konusunda meraklı ve ilgilisiniz; takdir ediyorum. Benim için "ikinci Galilei-Copernicus vakası" olduğu (Kapsama kapasitesi yüksek olan partnerin referans çerçeve yapılması ilkesini tekrar vurguladığı) için değerli.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 30, 2022, 11:56:45 ÖÖ
Kusura bakmayın ama, ben sizi sadeleştirmek, iki bakış arasındaki farkı vurgular hale gelmeniz için mesaj atmak durumunda kalıyorum. Yani çaba göstermesi gereken sizsiniz. Zaten derdinizi anlatamamışsınız uzunca süre.

Yapmanız gereken; 3-5 cümleyle ben şöyle düşünüyorum, Einstein şöyle düşünüyordu, onun tren deneyinde de şu aynı kusur var demek. Bunu araya reklam almadan, konudan sapmadan, sade kalarak yapabilseniz hiç soru sormama gerek kalmayacak. Benim sizin tutumunuza dair yazdığım şeylerin aynısını benim için yazabileceğinizi söylüyorsunuz, ama biz bu konuda tamamen zıtız. Ben sizin gibi istesem de yazamam.

Söyledikleriniz %98 tekrar olduğu ve bunu yapmayı sevdiğiniz için, bu sizin için sorun olmamalı. Ama ben didikleme çabamın son demlerini yaşıyorum. Yok böyle bırakın ben kendi kendime takılayım derseniz de benim için farketmez.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Haziran 30, 2022, 01:16:51 ÖS
Kusura bakmayın ama, ben sizi sadeleştirmek, iki bakış arasındaki farkı vurgular hale gelmeniz için mesaj atmak durumunda kalıyorum. Yani çaba göstermesi gereken sizsiniz. Zaten derdinizi anlatamamışsınız uzunca süre.

Yapmanız gereken; 3-5 cümleyle ben şöyle düşünüyorum, Einstein şöyle düşünüyordu, onun tren deneyinde de şu aynı kusur var demek. Bunu araya reklam almadan, konudan sapmadan, sade kalarak yapabilseniz hiç soru sormama gerek kalmayacak. Benim sizin tutumunuza dair yazdığım şeylerin aynısını benim için yazabileceğinizi söylüyorsunuz, ama biz bu konuda tamamen zıtız. Ben sizin gibi istesem de yazamam.

Söyledikleriniz %98 tekrar olduğu ve bunu yapmayı sevdiğiniz için, bu sizin için sorun olmamalı. Ama ben didikleme çabamın son demlerini yaşıyorum. Yok böyle bırakın ben kendi kendime takılayım derseniz de benim için farketmez.

 Takınılan noktaları paylaştığınız  için tekrar teşekkür ederim.

Daha önce kaleme aldığım "Özel görelilik teorisinin 200 üncü yıldönümü" başlıklı makalemin (https://vixra.org/abs/2104.0016 )  adını 250-300 ncü olarak değiştirmeli miyim? Düşüneceğim.

Daha önce söylediğim gibi, ikna etme ısrarı içinde değilim. Kendi sentezlemelerimi tezgaha koyup paylaşıyorum. Kendi öz muhakemesi ile verilen ipuçlarını değerlendirenler olabilir umuduyla. Olmazsa da kimse darılmaz.

Yeni katılımcı olana kadar -son olarak- siz ve sizinle aynı kanaatte olanlara naçizane şunu söyleyeyim: Benim iddialarıma takılmayın, görelilik teorileri mevcut olmasa hayatımızda bir şey değişmez kanaatindeyim; sadece teorik fizik alanında zihin jimnastiği olarak etiketleyin ve "saçmalayıp, itiraz edenler de varmış" ı not edin; kendinizi fazla yormayın.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Haziran 30, 2022, 06:58:14 ÖS
Ben kendimi yormayı severim. Ama boş yere değil.

Bir süre düşündükten sonra aklıma şu geldi (ve size hak verdim), sanırım şöyle söyleseydiniz, çok daha rahat anlardım.

Işık salındığı ortamdan hız bileşeni almadığı için, trende olmasıyla peronda olması arasında bir fark yok. Dolayı ile trendeki gözlemci de, perondaki gözlemci de aynı şeyi görür: Işık tren ilerlediği için vagonun arkasına daha önce varacaktır. Yani aslında 'göreli' bir durum yok. Herkese göre aynı bir durum var.

Yani söylediğiniz gibi bu örnek aslında hatalı/anlamsız. Konuya hizmet etmiyor.

Ama gene de şunu ayırmak isterim. Örneğin hatalı olması görelilik formüllerinin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Büyük olasılıkla formüller ilişkileri doğru tanımlıyor. Ve sınır/limit hız problemi mutlaka kareköklü vs formülleri gerektirecektir. Yani benim düşüncem göreliliğe dair formüller ve yaşam uygulamaları doğru. Ama bu örnek (ve belki başkaları) birşey ifade etmiyor.

Çünkü görelilik problemi ve sınır hız problemi iki ayrı konu. Sadece birşekilde birleştirilmiş.

Başlık: Ynt: İKİNCİ GALİLEİ OLAYI
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 08, 2022, 05:29:18 ÖS

İKİNCİ GALİLEİ OLAYI

1543 yılında Copernicus Güneş merkezli evren modelini açıkladı.

1600 lü yıllarda Galilei, Güneşin dünya etrafında dönmediğini, aksine dünyanın güneş etrafında döndüğünü iddia ediyordu.
Oysa, insanlar varoluşlarının başından beri her gün güneşin sabah doğup, akşam battığına tanık oluyorlardı ve kanıksamışlardı. Sorgulama ihtiyacı hiç olmuyordu; söz konusu değildi. Biri bir şey söylese hemen deli damgası yerdi. Çok açık ve net bir görsel deney sonucu elde edilen kanaat idi.

Kopernik, yörüngesel dönüşü kastediyordu. Galilei’nin iddiasının anlamı ise yörüngesel dönüş yanında eksenel dönüş sebebiyle tersine algının oluştuğunu da içeriyordu.

Dönemin insanları, Galilei’nin iddiasını toplumsal düzene tehdit olarak algıladılar ve onu yargıladılar.

Olayın bilim disiplini eşliğinde temeli, rölatif sisteme referans rolü vermek olarak tanımlanabilir. Yani kapsama kapasitesi daha fazla olan referans çerçeve olarak seçilmelidir. Örneğin “Ay, dünya etrafında dönüyor” kanaatinde referans ve rölatif roller uygun seçilmiş olur.

Benzetme yaparsak, Galilei ve biri bir forumda yazışsalar; bu kişi, kendinden çok emin, tüm toplumu arkasında hissederek, Galilei’nin teknik açıklamaları ile ilgilenmeksizin ilk yaklaşım tutumunu değiştirmezdi.

Elbette resmin bütünü hedefleyip ona göre kanaat oluşturmak daha doğru bir tutum olacaktır. Fakat 1543 te ilk defa paylaşılan teknik olasılık 1905 yılında ve hatta günümüzde halen yöntem bilimi kuralları arasında vurgulanmamaktadır. Bu kural şöyle özetlenebilir: İki obje arasında kıyaslama yapılacaksa kapsama kapasitesi daha fazla olana referans rolü verilmelidir.

Özel görelilik teorisi bu kuralın farkında değildir; yerel objeye (ışık kaynağı veya gözlemciye) referans çerçeve rolü vermiş ve analize devam edip fantastik türevleri olan çıkarımlar ileri sürmüştür. İkizler paradoksu ve zaman yolculuğu gibi parlak iddaların bilim eşliğinde sunulması gizem düşkünlüğü pençesindekileri büyülemiş; teori, idol haline getirilmiştir.

Oysa ışık ve kaynağı ( ya da gözlemci) ilişkisinde ışık, evrensel bir gerçeklik olarak referans çerçeve rolüne daha uygundur; üstelik, Einstein'ın sabit hızla lineer hareket koşuluna daima uyan ışıktır.

İlk yaklaşımda ışığın referans çerçeve olarak kullanılması sorunlu gibi algılansa da pratikte Işık Koordinat Sistemi (LCS) ışık kinematiği analizlerinde işlevseldir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Temmuz 11, 2022, 09:54:07 ÖÖ
Teknik ve teorik olarak çok hakim değilim Ersan, kapasitem oranında okuyup anlamaya çalışıyorum.  Daha fazla anlayabilmek için kendimce bazı tespitler yapıp bazı sorular sormaya çalışacağım. Pot kırarsam ve sorun olursam şimdiden bağışlanmayı diliyorum. Öncelikle görelilik ve giderek kuantum fiziğinden ezoterik, bilimsel olmayan yaklaşımların çıkarılması veya bu türden yaklaşımlar için kuantum fiziğinin kullanılması konusundaki tavrınıza katılıyorum. Fizik bilimi ve genel olarak bilim "hikaye" yazmaz, "masal" okumaz. Göreliliğe istinaden ortaya konan ikizler paradoksu, zamanda yolculuk gibi iddialar bana da oldum olası olmayacak yaklaşımlar olarak gelmiştir. Buraya kadar anladım, anlıyorum.


Şimdi; haklı olarak diyorsunuz ki dış/kapsayan çerçeve referans noktası olarak alınmalıdır. Bilimin tarihsel sürecine baktığımızda "ilerlemesinin" de buna dayandığını görüyoruz, yani insan bakış ufkunu genişlettikçe, daha fazla dışardan bakabilince, bütünün/parçanın konumunu daha sağlıklı olarak ortaya koyabiliyor. İşte insan önce gördüğünü baz olarak alıp dünyaya düz dedi, sonra da giderek ve aslında "düşünsel/teorik" olarak dünyanın düz olamayacağını kavradı, sonra bu kavrayışını deneyimledi v.s..


Işık söz konusu olduğunda diyorsunuz iki referans noktası var, ışığın/kaynağı ve gözlemcinin konumu ile ışığın hareketi. Einstein görelilik kuramı gereği referans noktası olarak gözlemcinin konumunu almıştır, oysa referans noktası olarak ışığın hızı alınmalıdır diyorsunuz. (Şu an zihnim o kadar çok zorlanıyor ki, konunun bilgisine tam vakıf olamadığım için) Uzay, zaman, kütle, foton/ışık, hız/hareket, ışık hızının sabit olması gerektiği kanaati v.s  Zaman denilen kavramın işin içine sokulması oldum olası bana sorunlu gelmiştir, çünkü, kütle/hacim,  hız/hareket, uzay v.s kavramlar _sorgulanabilse de_ en nihayetinde olgusal olandır. Yani, zamana göre önsel ve öncelikli ve öznenin dışında olanlardır. Zaman denilen mevhum ise tüm bunlara bağıl ve  nesnel gerçekliği olmayan fonksiyonel bir işlemdir. Başka deyişle, hız hareket, kütle v.s unsurlar zaman olmadan gözlemlenebilir ancak bunlar olmadan zamandan   söz etmek olası değildir. Bu yüzden de zamanın bir boyut olarak işin içine sokulması  oldum olası bana garip gelmiştir. 


Ne soracağımı unuttum bu arada... :) Foton kütlesiz olduğu için ışığın hızının da sabit olduğu, olması gerektiği ön görülüyor. Tam da bu noktada siz haklı olarak diyorsunuz ki en dış  ve kapsayıcı nokta ışığın hareketi olduğu için referans noktası olarak o alınmalıdır. Tam da bu noktada, ışığın hızının sabit olarak görülmesi ve bu yüzden de görelilikten muaf olması, insan gözlemini aşıyor olmasından kaynaklı değil mi? Yani insanın gözlemleri kütlenin hareketine kadar yetkin ve orada işlevsel olabiliyor, fotonun hareketi söz konusu olduğunda bu hareket insanın gözlem kapasitesini aşıyor. Işığı, ışık hızında hareket edebilen bir gözlemci gözlemliyor olsaydı durum ne olurdu? Gerçi ışık hızında hareket eden iki ayrı şey sanırım birbirine göre sabit durumdadır, birbirlerini gözleme olanağı yoktur çünkü göre-lilik devreden çıkmıştır (mı diyoruz veya dememiz gerekir)
Saçmaladıysam bağışlayın, gereksiz bulup yazmayabilirsiniz de. Kafama bunlar takıldı, sizin yazdıklarınız okudukça..
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 11, 2022, 12:25:41 ÖS

Ne soracağımı unuttum bu arada... :) Foton kütlesiz olduğu için ışığın hızının da sabit olduğu, olması gerektiği ön görülüyor. Tam da bu noktada siz haklı olarak diyorsunuz ki en dış  ve kapsayıcı nokta ışığın hareketi olduğu için referans noktası olarak o alınmalıdır. Tam da bu noktada, ışığın hızının sabit olarak görülmesi ve bu yüzden de görelilikten muaf olması, insan gözlemini aşıyor olmasından kaynaklı değil mi? Yani insanın gözlemleri kütlenin hareketine kadar yetkin ve orada işlevsel olabiliyor, fotonun hareketi söz konusu olduğunda bu hareket insanın gözlem kapasitesini aşıyor. Işığı, ışık hızında hareket edebilen bir gözlemci gözlemliyor olsaydı durum ne olurdu? Gerçi ışık hızında hareket eden iki ayrı şey sanırım birbirine göre sabit durumdadır, birbirlerini gözleme olanağı yoktur çünkü göre-lilik devreden çıkmıştır (mı diyoruz veya dememiz gerekir)
 

Sn. Ferda, ilginiz için teşekkür ederim. Paylaşımlarımı teknik çerçeveye yerleştiremezseniz "birileri itiraz ediyordu" tanıklığınız da değerlidir.

Kişisel öz muhakemenizle ele almışsınız; sezgilerinizde haklısınız. Işık bir enerji formudur. Işık kaynağı veya gözlemci ise kütlesi olan objelerdir (yani cisimdir); dolayısıyla bu analiz partnerleri arasında görelilik ilişkisi kurulması karakter birliği açısından sorunludur. Fakat ışığın hızı olması sayesinde hız ekseninde bir ilişki kurulabiliyor; buna "ışık kinematiği" denir.

[ NOT: Benim bu konuyu felsefe forumunda paylaşmam da bazılarına uygunsuz gelebilir; ilişki kurulamayabilir. Hayatta iken mutlaka ilgilenilmesi gereken 100 şey gibi kitaplarda özel görelilik teorisi yer alıyor. Benim doğrudan bir ilgim olmadı. Evladımın vizyonu genişlesin diye astronomi yaz okuluna götürmüştüm. Orada kozmoloji hocasına bir  eşzamanlılık ile ilgili bir soru sormuştum; katılımcıların genel düzeyine bakarak uzun uzadıya anlatmak istemedi ve geçiştirdi. Fakat, benim zihnimde bir dosya açıldı; aklıma geldikçe düşündüm. Sonra -bu konuyla ilişkisi olmaksızın- felsefe ilgim sebebiyle evrenin yaşını kendi başıma hesap etmeye giriştim. Mevcut hesap yöntemlerinden bihaber olarak yaptığım bu çalışma, neticeye ulaştığında aslında ışık kinematiğini de çözmüştü. Ayrıca yan ürün olarak özel görelilik teorisinin kusurlarını da saydamlaştırmıştı.] Burada konu etmemin nedeni özel görelilik teorisi yanılgılarını aşamayan zihinsel performansın felsefe alanında otoban işlevselliği ve konforunda yeni üretimler yaparken zorlanacağı kanaatimi paylaşmaktan ibarettir.

Teknik bilimlerde ve dolayısıyla sosyal bilimler alanındaki analizlerde ortak referans çerçevesi kullanılması  (*) altın standarttır; evet, görelilik yöntemi de vardır/kullanılabilir; ancak görelilik hesap yönteminin sağlaması bu ana yöntem ile yapılabilmelidir.

(*) Dünya kendiliğinden ortak referans/işlem  çerçevesi olduğundan çoğu kişi bunun farkında olmadan analizini sürdürür.

Özel görelilik teorisi foton ile kaynağı arasındaki hareket ilişkisini ortak bir çerçeveye göre ele almamıştır. Ayrıca kaynak ve fotonu aynı/tek yönde giderken analiz etmiştir (Bilimde diğer yönler ihmal edildiğinde hipotez tam olarak kanıtlanmış sayılmaz).

Einstein, foton sağ tarafa giderken, ışık kaynağının -fotonu saldıktan sonra- sol tarafa gidişini de analiz edebilmeliydi. Bunu yapsaydı bu ikinci durumda fotonun OD yolunu bizzat taramadığını farkedebilirdi (Bakınız şekil) ve belki de tekrar sorgulama gereği duyabilirdi.

https://imgyukle.com/f/2022/07/12/V16nzo.png (https://imgyukle.com/f/2022/07/12/V16nzo.png)

 https://resimyukle.io/r/MBdaloDtd7

Başlık sorulara açıktır. Özel görelilik teorisini kolay anlaşılır olarak okumak isterseniz:

https://vixra.org/pdf/2009.0141v1.pdf  ( sayfa açıldığında PDF tıklayınız.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Temmuz 12, 2022, 11:51:59 ÖÖ
https://www.gercekgundem.com/dunya/349304/nasa-tarihi-fotografi-yayinladi-james-webb-teleskobundan-135-milyar-yil-oncesini-gosteren-kare  ışığın zamanda yol almasıyla veya ışığın hareketi boyunca zamanın geçmesi nedeniyle, uzayın derinliklerine dair fotoğrafların çekilmiş olması bizi ışığın hareketi boyunca ve süresince önceye mi götürmüş oluyor?  Eğer evetse, işlemi tersinden yaptığımızda durum ne olacak. Yani, teleskopla değilde ışık hızında hareket eden bir araç yapsak ve fotoğrafın çekildiği noktaya gitsek, geçmişe mi gitmiş olacağız? Soru yanlış, hız aynı olduğuna göre yine bu andabkalmış olacağız. Geçmişe, fotoğrafın görüntülendiği ana gitmek için ışık  hızının bir misli hızda hareket  edebilmek gerekiyor sanırım.. 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 12, 2022, 02:13:35 ÖS
https://www.gercekgundem.com/dunya/349304/nasa-tarihi-fotografi-yayinladi-james-webb-teleskobundan-135-milyar-yil-oncesini-gosteren-kare  ışığın zamanda yol almasıyla veya ışığın hareketi boyunca zamanın geçmesi nedeniyle, uzayın derinliklerine dair fotoğrafların çekilmiş olması bizi ışığın hareketi boyunca ve süresince önceye mi götürmüş oluyor?  Eğer evetse, işlemi tersinden yaptığımızda durum ne olacak. Yani, teleskopla değilde ışık hızında hareket eden bir araç yapsak ve fotoğrafın çekildiği noktaya gitsek, geçmişe mi gitmiş olacağız? Soru yanlış, hız aynı olduğuna göre yine bu anda kalmış olacağız. Geçmişe, fotoğrafın görüntülendiği ana gitmek için ışık  hızının bir misli hızda hareket  edebilmek gerekiyor sanırım..

Bir yorum yapayım:

(https://resmim.net/cdn/2022/07/12/eT7e6.jpg) (https://resmim.net/)

1- Evrende her şey uzay boşluğuna göre hareket halindedir. Akıl yürütmeyi kolaylaştırmak için fotoğraftan seçilen bir galaksiyi sabit duruyor varsayalım (V = 0), ve aracımız  c hızıyla  ona doğru gidiyorsa hedeften gelen bir foton ile gözümüz arasındaki mesafe 2c hızıyla küçülür.  Yani hedef galaksi üzerinde oluşan olayları iki kat hızlı gösterim olarak algılarız.

2- Seçilen galaksinin uzaklaşma hızı V sıfırdan farklı ise ara mesafe, ardışık salınan her foton için 2c - V olacağından gene iki kat hızlı gösterimden daha az fakat gene hızlı gösterim olarak algılarız.

3- Uzay aracımız hedeften c hızı ile uzaklaşıyorsa V = 0 halinde hedef galakside zaman durmuştur.

4- V hızı sıfırdan farklı ise hedef galaksideki zaman temposu yavaş gösterim gibidir.

5- Yukarıdaki tüm olasılıklar görsel yanılgı anlamındadır; ışık hızının sonlu/sınırlı olmasından kaynaklanır. Hedef galaksinin zamanı gerçekte normal temposunda akarken görsel bozulma sebebiyle algı yanılmaları yaşanır.
 
Bu derin uzay fotoğrafında daha fazla hayrete sebep olan bir görsel sunum mevcut: yaşları ve konumları farklı olan gök cisimlerini aynı tablo içinde görebiliyoruz. Bu cisimlerin her biri tanrı algısında farklı konumda ve yaşlarında (Gözlemcinin kısıtlamaları sebebiyle).

Bir de şunu ilave etmeliyim: Bu fotoğraf için yapılan yorumlarda "13.8 milyar yıl öncesini görüyoruz" yazılıyor. Bilidiği gibi evrenin yaşı da 13.8 milyar yıl olarak bir uzlaşma var. Oysa büyük patlama anını görmek mümkün değildir. Benim hesabımda (Bknz: "Light kinematics to analyze space time") görülebilecek -büyük patlamaya en yakın tarih evrenin 3 milyar yaşıdır .


 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 18, 2022, 01:20:34 ÖS
Alıntı
Zaman denilen kavramın işin içine sokulması oldum olası bana sorunlu gelmiştir, çünkü, kütle/hacim,  hız/hareket, uzay v.s kavramlar _sorgulanabilse de_ en nihayetinde olgusal olandır. Yani, zamana göre önsel ve öncelikli ve öznenin dışında olanlardır. Zaman denilen mevhum ise tüm bunlara bağıl ve  nesnel gerçekliği olmayan fonksiyonel bir işlemdir. Başka deyişle, hız hareket, kütle v.s unsurlar zaman olmadan gözlemlenebilir ancak bunlar olmadan zamandan   söz etmek olası değildir. Bu yüzden de zamanın bir boyut olarak işin içine sokulması  oldum olası bana garip gelmiştir. / ferda

Burada büyük sorunlar var zira zamanı bu şekilde düşünmek  varlık’ı bir mevcut olan sanmaktan kaynaklanıyor. Hız, hareket , kütle nasıl zaman olmadan gözlemlenebiliyor??? her şeyden önce gözlem dediğin şeyi zamandan nasıl yalıttın ki… çok şaşırdım bunları yazdığına.

senin yaptığın şekilde zamanı ikincil kılmak ontolojik olarak oluşu “varlık”ın karşısında ikincil kılmaktır. Oysa zaman dediğimiz şey varlığın ta kendisi. Biz bunları ayırırız, çünkü bu sayede oluşu bir arkhe’ye dışsal hareket olarak tercüme ederiz –ki bu oluşu yanlış anlamaktır, ters çevirmektir. Böylece hareketi bir hata sayarız. Tıpkı senin zamanı bir hata sayman gibi.  oysa , zaman psikolojik değil ontolojiktir. yani, oluşa (varlığa) “aittir”
Başlık: Ynt:Zaman
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 19, 2022, 10:12:48 ÖS
              ZAMAN 

               Doğa olgu ve olaylarından kendini kolayca sunanlar olduğu gibi algı düzeneklerimizi zorlayanlar da olabiliyor. Örneğin “hava”; insan dışındaki canlılar “hava” objesinin farkında mı acaba? Ya da su içinde yaşayanlar su ortamını algılayıp, tanımlayabiliyorlar mı (hem suda hem karada yaşayanlar farkın farkında mı)? İlk insanlar ne zaman ve nasıl “havanın” varlığından haberdar oldular?
               Enerji ve zaman tanımlarında da benzeri algı sorunları yaşıyor olabiliriz. Bilim böyle konularda “ölçülebilirlik” ilkesini kullanır. Enerji ve zaman ölçülebiliyor; bu yönden diğer üç uzunluk boyutundan farksız. Bazılarımız, kişisel hayatın değişiminden (ya da film seyrederken) “zaman” konusunu içselleştirebilir ve sorun yaşamayabilir. Ya da özel görelilik (SR) gibi teorilerin akıl karıştırıcılığı sebebiyle “zaman” konusunda şüpheler geliştirebilir.
               Bu teori zaman akışında temponun değişebileceğini iddia eder. Fakat iddiası, yalnızca zaman akış temposunun yavaşlayacağı üzerinedir. Evet, ışık kinematiğinde görüntüsel yavaşlama ve görüntüsel hızlanma mümkündür. Fakat teori, -ciddi olarak- otantik gerçeklik olarak yavaşlama iddiasındadır (ikisini karıştırmayalım) ;  yani “ikizlerden biri genç kalır” iddiasındadır. Tv de izlediğim bir akademisyenin (Youtube’da da var)  ikizler paradoksundaki düşünsel çelişkileri/seçenekleri değersizleştirmek için akla uydurmalar (“ad-hoc” lar) yaptığına tanık olmuştum; fizik akademisyeni olmayan ne yapsın? Bu akademisyenin talihsizliği özel görelilik teorisi akıl yürütmesini aşamaması/irdeleyememesi; konuyu bizzat ele almaması ve -hazır sunulan- teori analizine teslim olmasıdır. Tv deki bilim programlarında isim yapmış profesörlerin teoriden hayranlıkla bahsetmeleri bana ilginç geliyor ve teoriyi gereğince anlamadan genel kabulden destek alarak konuştuklarına hükmediyorum. SR, bilimin en büyük ayıplarından biridir.
                 Bakınız bu kuru iddia değil; teorinin özünü en kolay anlaşılır biçimde bir iki ileti ile özetleyeceğim (Bu konudaki iddialarım sebebiyle Galileo benzeri yargılanacak olsam sunacağım savunma bu olurdu). Lütfen bir parça bilişsel özgüven için kendinize izin verip, bu anlatımı -birkaç defa okuyup- içselleştiriniz. Gereğince anlayıp kavradığınızda (Einstein’ın mentalitesinin ne kadar çocukça olduğunu) olayın bilim adına vehametini idrak edip hayret edeceksiniz kanaatindeyim.



devam edecek...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 21, 2022, 04:10:39 ÖS
NOKSAN BİLİMİN SAÇMALIKLARI
Teorinin yanılgılarını sergilediğim için yargılanırsam, bu yanlışlıkları kolay anlaşılır formatta anlatmam gerekir. Einstein 1916 yılındaki kitabında koordinat sistemi aracılığıyla anlatmış; hem o yöntemi hem de gene Einstein’ın tren+peron düşünsel deneyini kullanarak anlatacağım.


 (https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)


Şekilde

1-    K koordinat sistemi (veya peron) sabit referans çerçevesi,  K’  (veya tren) ise sabit v hızıyla ve lineer olarak sağ tarafa giden rölatif çerçevedir.
2-   To anında K ve K’ O noktasında iken bir foton salınıyor.
3-   Tı anında K’ A noktasına, foton ise B noktasına ulaşıyor.
4-   K ve K’ sistemindeki deneyciler ışık hızını (aynalı düzenek ile) ölçtüklerinde c değerini buluyorlar.
Buraya kadar bir olağanüstü durum yok; tamamen klasik fizik sonuçları.

5-   K ‘ deneycisi  fotonun AB yolunu c hızıyla katettiğini düşünerek Hız = Yol /Süre = AB / (Tı – To) = c olması gerektiğini düşünüyor.
6-   Dış gözlemci, K deneycisinin de aynı mentalite eşliğinde OB / (Tı – To) = c kanaatini vurguluyor. Fakat dış gözlemci AB yolunun OB den kısa olduğunu saptadığı için sonucun c çıkabilmesi için süre miktarının sayısal/rakamsal değerinin daha az olması  (yani birim saniye süresinin daha uzun olması; zaman temposunun yavaşlaması) gerektiğini akıl ediyor. Fakat bu işlem yetmiyor; AB mesafesinin de bir miktar artması (yani metre biriminin kısalarak –metreyi yatırarak ölçümde mesafenin sayısal/rakamsal değerinin daha büyük olması) işlemini de akıl ediyor.
7-   Bundan sonrası Lorentz tarafından matematiksel olarak çözülmüş, dönüşüm denklemleridir.

Koordinat sistemi matematik/fizik bilgisi gerektiriyor. Bu irrite ederse K koordinat çerçevesini "PERON veya RAYLAR", K' rölatif sistemi de "TREN" olarak düşünün.

sürecek...
 
Başlık: Ynt: Göreliliğin yanılgıları
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 22, 2022, 03:43:22 ÖS
ÖZEL GÖRELİLİK TEORİSİNİN YANILGILARI

Önceki iletiye göre teorinin mentalitesi, son derece TUTARLI dır. Lorentz, Poincare, Einstein ve yüz yılı aşkın süre akademisyenler bu tutarlılığı onaylamış sayılırlar.

Bilindiği gibi teorinin iki başlangıç ön kabulü (iki postulası) vardır; Bunlar : (Wikipedia)
 
1- Fizik yasaları, tüm süredurum referans çerçevelerinde (yani ivmesiz referans çerçevelerinde) değişmezdir (yani aynıdır).
2- Işık kaynağının veya gözlemcinin hareketinden bağımsız olarak ışığın hızı, tüm gözlemciler için aynıdır.

Özel görelilik teorisinin bunlardan ayrı bir GİZLİ ön kabulü daha vardır: Ölçülen bütün hızlar, mevcut ortamdan (ışık için kaynağından veya gözlemciden) UZAKLAŞMA HIZI dır.

Teoride bu ön kabulden hiç bahsedilmez; görsel/deneysel kanıtı olan (*) sağlam bir kanaattir bu; yani tekrarlı algılar sayesinde öğrenilmiş ve kanıksanmış, bu yüzden sorgulama ve bahsetme gereği duyulmamıştır. Teori mentalitesi "hangi tanımdaki hızın ölçüldüğü" konusunu irdelememiştir. Doğrudan ya da kendiliğinden -kelimelerle ifade etmeksizin- kaynağından uzaklaşma hızı olarak kullanmıştır. Anlatım bu eksende olunca okuyanların düşüncesini yönlendiriyor ve sorgulama  zorlaşıyor; bu adım atlanınca da analizin devamı teoriyi onaylıyor.

OYSA, aynalı gidiş dönüşlü ve sürekli foton akımı kullanarak ışık hızını ölçen düzenek, tamamıyla ışığa özgüdür; başka hızları ölçmez.

Bu düzeneğin, "ışığın hangi hızını ölçtüğünü" biz sorguladığımızda "UZAY BOŞLUĞUNA GÖRE OLAN HIZINI" ölçtüğünü buluruz. Her doğrultu ve yönde aynı c değerinin bulunması bu kanaatin kanıtıdır.  Bunu içselleştiremeyenler olabilir; onlar da en azından bu seçeneğin mevcudiyetini yadsıyamazlar.  Einstein bu seçeneğin mevcudiyetini düşünebilseydi; Poincare ve Lorentz' e karşı çıkardı ve teoriyi sahiplenmezdi.


(*) Güneşin dünya etrafında dönüşü gibi görsel deneysel sağlamlıkta

Teorinin diğer yanılgıları ile sürecektir; bu arada varsa sorular beklerim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 22, 2022, 04:53:21 ÖS
sanıyorum burada şöyle bir durum var: 1. postulatı "UZAY BOŞLUĞUNA GÖRE OLAN HIZINI ölçer" ile ikame ediyorsunuz. yani aslında siz böylece  1. postulatı değiştirmiş oluyorsunuz. buna bağlı olarak referans sistemlerini birbirine karıştırıp teorinin çelişkili olduğu (mesela zaman genişlemesi bağlamında) sonucuna varıyorsunuz oysa siz zaten en başta 1. postulatı yok sayarak işe başlamış oluyorsunuz. aslında sizin postulatınız ile zaten özel göreliliğinki farklı olduğu için teorinin içinden bir eleştiri de getirmiş olmuyorsunuz. referans sistemlerini birbirine karıştırdığınız için çelişki buluyor, çelişkinin teoriden kaynaklandığını düşünüyor ve bunun için newtoncu fiziğe geri dönüp uzay boşluğuna göre ölçümü ya da LCS'yi öne sürüyorsunuz. buradan yola çıkarak her şeyin nesnel bir zaman temposu olduğunu söylüyor, bu evrensel zamana dair yanılsamaların (yavaşlama) evrenin yapısına dair olduğu gibi yanlış bir kanaate yol açtığını savunuyorsunuz.

peki, nesnel zamanı nasıl belirleyebileceğimizi açıklar mısınız?
bu aynı zamanda yöntemsel bir soruna işaret ediyor: LCS'ye bakan  göz kime aittir ?

yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla LCS 'de temel olarak felsefi bir yöntem sorunu var. diyebilirsiniz ki, ben felsefi bir kuram ortaya koymuyorum zaten LCD ile. öte yandan defalarca vurguladığınız üzere felsefe forumunda paylaşım yaptığınıza göre bunu dile getirme cüretini kendimde görebilirim: LCS ile ortaya koyduğunuz düşünceler evrene dışarıdan bakan bir tanrının teorik bakışını varsayıyor. uzaya dışarıdan bakan tanrı, nesnel zamanı da böylece kendine referansla kurmuş oluyor.  bu başlığın 1. ve 2. sayfalarında da işaret etmeye çalıştığım buydu.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 22, 2022, 04:58:25 ÖS
bu arada ben zamanı içkin ve evrensel bir şekilde düşünmenin felsefi olarak mümkün olabileceği kanaatini taşıyorum ancak bu evrensellik  tasavvurumuzu radikal olarak değiştirmeyi de gerektiriyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 22, 2022, 05:34:28 ÖS
sanıyorum burada şöyle bir durum var: 1. postulatı "UZAY BOŞLUĞUNA GÖRE OLAN HIZINI ölçer" ile ikame ediyorsunuz. yani aslında siz böylece  1. postulatı değiştirmiş oluyorsunuz. buna bağlı olarak referans sistemlerini birbirine karıştırıp teorinin çelişkili olduğu (mesela zaman genişlemesi bağlamında) sonucuna varıyorsunuz oysa siz zaten en başta 1. postulatı yok sayarak işe başlamış oluyorsunuz. aslında sizin postulatınız ile zaten özel göreliliğinki farklı olduğu için teorinin içinden bir eleştiri de getirmiş olmuyorsunuz. referans sistemlerini birbirine karıştırdığınız için çelişki buluyor, çelişkinin teoriden kaynaklandığını düşünüyor ve bunun için newtoncu fiziğe geri dönüp uzay boşluğuna göre ölçümü ya da LCS'yi öne sürüyorsunuz. buradan yola çıkarak her şeyin nesnel bir zaman temposu olduğunu söylüyor, bu evrensel zamana dair yanılsamaların (yavaşlama) evrenin yapısına dair olduğu gibi yanlış bir kanaate yol açtığını savunuyorsunuz.

peki, nesnel zamanı nasıl belirleyebileceğimizi açıklar mısınız?
bu aynı zamanda yöntemsel bir soruna işaret ediyor: LCS'ye bakan  göz kime aittir ?

yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla LCS 'de temel olarak felsefi bir yöntem sorunu var. diyebilirsiniz ki, ben felsefi bir kuram ortaya koymuyorum zaten LCD ile. öte yandan defalarca vurguladığınız üzere felsefe forumunda paylaşım yaptığınıza göre bunu dile getirme cüretini kendimde görebilirim: LCS ile ortaya koyduğunuz düşünceler evrene dışarıdan bakan bir tanrının teorik bakışını varsayıyor. uzaya dışarıdan bakan tanrı, nesnel zamanı da böylece kendine referansla kurmuş oluyor.  bu başlığın 1. ve 2. sayfalarında da işaret etmeye çalıştığım buydu.

Evet, siz de teoriye dokunulmazlık vermişsiniz. Zaten, tüm dünyada dokunulmazlık verildiği, hatta idol haline getirildiği için yanılgılarının sergilenmesi önem kazanıyor.


Yöntem biliminde analizler ortak bir referans çerçevesinde yürütülür. Evet görelilik hesap yöntemi de vardır; ancak öncelenmez ve çıkarımları ortak çerçevede sağlamaya muhtaçtır. Benim LCS (ışık koordinat Sistemi) yöntemi bunu yapıyor. Yani Işık kinematiğinin sorunlarını çözen alternatif teoridir. Bu yöntemde tanımlı foton salınma noktası LCS de işaretlenir (bir A4 kağıt yüzeyi bu analiz için işlevseldir). Işık kaynağı bu salınma noktasından Vu hızı ile uzaklaşır; tanımlı foton da bu salınma noktasından c değerindeki hızıyla uzaklaşır. Foton salınma anından sonraki anlarda ışık kaynağı ile tanımlı foton arasındaki mesafe vektörel c +/- Vu hızıyla değişir; fakat mevcut düzenek ile ölçüldüğünde sonuç c olarak bulunur (çünkü düzenek, ara mesafenin değişim hızını değil  ışığın evrensel ölçekteki öz hızını ölçebiliyor; yerelden uzaklaşma hızını değil).

Işık kinematiğini bu LCS yöntemiyle ele aldığımızda sizin de dediğiniz gibi teorinin bir ana postulası değiştirilmiş oluyor. Galilei görelilik ilkesini esas alan (eylemsiz çerçeve koşulu için) diğer postulası da kusurlu. Çünkü bu ilke cisim+cisim birlikteliğinde geçerlidir. Cisim+ışık birlikteliğinde geçerli değildir. Örneğin gemi gözetleme direğinden serbestçe bırakılan çakıl taşı, -geminin üniform hareketi halinde- direk dibine düşer gemiye eylemsiz çerçeve rolü verilebilir); fakat direk tepesinden güverteye doğru salınan foton, -gemi düz ve sabit hızla gitse dahi- direk dibini işaret etmez; çünkü ışık kaynağının hızından bir ekleme almaz (çakıl, kütlesel aktarım sebebiyle gemi hızını yatay vektör olarak ilk hız edinir; ışıkta bu yok; gemiye trene ya da sabit hızla düz giden bir objeye ışık hareketi için eylemsiz çerçeve rolü verilemez; bunları idrak edebilmek için şekil çizmek yardımcı olabilir). Teori de ışığın kaynağının hızından ekleme almayacağını söyler. Nitekim genel görelilik teorisinin asansör kabini düşünsel deneyinde de bu şekilde kullanmıştır.

Teori, kaynak ve foton yalnızca sağ tarafa giderken ( + x yönünde ) giderken analiz etmiştir. Yöntem biliminde hipotezin çeşitli koşullarda tanıtlanması esastır.  Bunu ve ayrıca tren düşünsel deneyinde irdelediğimizde teorinin diğer uygunsuzlukları ortaya çıkar.

Sürecek...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 22, 2022, 05:52:52 ÖS
bu arada ben zamanı içkin ve evrensel bir şekilde düşünmenin felsefi olarak mümkün olabileceği kanaatini taşıyorum ancak bu evrensellik  tasavvurumuzu radikal olarak değiştirmeyi de gerektiriyor.

Zaman konusunda ben de metafizik anlamında bir sorun yaşamıyorum. Nesnel bakışta ölçülebilir olması fiziksel parametre olarak dikkate alınmasını gerektirir. İnsan zihni analiz yaparken zaman boyutunu da katarak dört boyutlu düşünmekte zorlanır. Fakat mümkündür. Bilimde "indirgeme yöntemi" rutin olarak kullanılır. Örneğin okullarda ayın yörüngesi çember olarak anlatılır/öğretilir. Sonra öz muhakemesini kullanabilen biri (okul hademesi idi) çıkar, dünyanın güneş etrafında döndüğünü dikkate alarak, ayın yörüngesinin aslında ana ekseni elips olan ezilmiş yay gibi olduğunu iddia ederek tv. haber programında konu olur. Güneşin galaksi içindeki hareketini dikkate alan bir diğeri gezegenlerin yörüngelerinin helezonlar formunda olduğunu keşfeder ve hazırladığı animasyonu instagramda paylaşır. Yani, ilginçtir biz indirgemeci tutumla gezegenlerin aynı yörünge düzleminde yol aldığını sanıyoruz; ama öyle değil. Lütfen zihninizi zorlayıp yörüngesel dönüş sürelerinin farklı olduğunu da dikkate alarak alegori yapmaya çalışın; çok ilginç.

Felsefi analizlerimiz için de enerji başta olmak üzere zaman boyutunu katmamız gerekir görüşünüze katılıyorum. Bilim bunu tam beceremiyor ve anlık dengeler üzerinden çıkarımlar yapıyor. Tıp biliminde bir miktar yeni sürpriz faktörlerin analize dahil edilmesiyle bir miktar dördüncü boyut denenebiliyor (örneğin Dr. Hause dizisindeki tanı serüvenleri : zayıflayan bir hastanın karın yağlarında depolanmış toksinlerin aktive olması gibi)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 22, 2022, 07:12:48 ÖS
teoriye dokunulmazlık vermiyorum. öncelikle ben fizikçi değilim ama elimizde hali hazırda çalışan ve pek çok alanda kullanılan bir bilimsel teori var. sizin söylediklerinizin teknik işlerliği hakkında ise bir fikrim yok. (sonuçta newton fiziği de çalışıyor ama mesele bu değil.) sanıyorum siz de söylediklerinizin teknik-teknolojik uygulaması ile ilgili pek bir şey söyleyemezsiniz zira şikayet ettiğiniz üzere bilimsel camiada  genel kabul gören paradigma bu değil ve dolayısıyla teknik olarak da kullanılmıyor.  şimdi, bunları bir tarafa bırakalım.


görelilik teorisinin -bilimsel doğruluk ya da yanlışlığı bir yana- yöntemsel olarak bilim tarihinde darwin'in biyolojide yaptığına benzer bir şey yaptığını düşünüyorum: tanrısal bakıştan vazgeçmek, "nesnesine" öteden yönelen bakışı men edip onu bu dünyaya dahil etmek. sizin söylediklerinize doğru ya da yanlış olması bakımından değil, bu temel yöntemsel fark dolayısıyla itiraz ettim. burada yöntemsel fark derken kastettiğim içkinlik düzleminde yapılan bilimsel faaliyet ile aşkınlık metafiziği üzerinden yapılan bilim arasındaki önemli ayrım.


"nesnel zamanı" nasıl ve nereden ölçtünüz?" sorusu felsefi olarak dikkate alınması gereken bir soru ve  yukarıda değindiğim bağlamda modern bilimin(sadece özel göreliğin değil...) genel yönelimleri (içkinlik) ile  sizin teoriniz  arasındaki yöntemsel farka dair de bir soru.


bu meseleyi newton ile leibniz arasındaki tartışmaya dek götürebiliriz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 22, 2022, 08:19:23 ÖS
teoriye dokunulmazlık vermiyorum. öncelikle ben fizikçi değilim ama (1-elimizde hali hazırda çalışan ve pek çok alanda kullanılan bir bilimsel teori var).  (2- sizin söylediklerinizin teknik işlerliği hakkında ise bir fikrim yok). (sonuçta newton fiziği de çalışıyor ama mesele bu değil.) sanıyorum  (3- siz de söylediklerinizin teknik-teknolojik uygulaması ile ilgili pek bir şey söyleyemezsiniz)  zira şikayet ettiğiniz üzere bilimsel camiada  genel kabul gören paradigma bu değil ve dolayısıyla teknik olarak da kullanılmıyor.  şimdi, bunları bir tarafa bırakalım.


görelilik teorisinin -bilimsel doğruluk ya da yanlışlığı bir yana- yöntemsel olarak bilim tarihinde darwin'in biyolojide yaptığına benzer bir şey yaptığını düşünüyorum: tanrısal bakıştan vazgeçmek, "nesnesine" öteden yönelen bakışı men edip onu bu dünyaya dahil etmek. sizin söylediklerinize doğru ya da yanlış olması bakımından değil, bu temel yöntemsel fark dolayısıyla itiraz ettim. burada yöntemsel fark derken kastettiğim içkinlik düzleminde yapılan bilimsel faaliyet ile aşkınlık metafiziği üzerinden yapılan bilim arasındaki önemli ayrım.


"nesnel zamanı" nasıl ve nereden ölçtünüz?" sorusu felsefi olarak dikkate alınması gereken bir soru ve  yukarıda değindiğim bağlamda modern bilimin(sadece özel göreliğin değil...) genel yönelimleri (içkinlik) ile  sizin teoriniz  arasındaki yöntemsel farka dair de bir soru.


bu meseleyi newton ile leibniz arasındaki tartışmaya dek götürebiliriz.

Katkınız için teşekkür ederim.

1- Özel görelilik teorisi benim bildiğim sadece gök cisimlerinin Z kırmızıya kayma değerlerini radyal hıza dönüştürmede kullanılıyor. Diğer kullanma alanları içinde GPS düzeltmeleri parlatılır (onu da önceki iletilerimde çürütmüştüm; GPS resmi toleransı 70 cm iken özel görelilikten sebebiyle oluştuğu iddia edilen fark o.o2 milimetre; benim bu çözümlememe  -yabancı forumlarda- birikim olduğunda anlamlı olacağı söylendi; fakat ne var ki GPS düzeltmeleri sürekli olarak anlık yapılıyor; birikmesine izin verilmiyor) .  Görelilik teorisinin çalışırlığı şehir efsanesi düzeyinde. Dünyada şovenist tutum eşliğinde sopa /havuç uygulaması ile korunmaya çalışılıyor. Oysa gemi gözlem direği kolayca postulalardan birini çürütüyor. Aynalı düzeneğin ışığın yalnızca uzay boşluğundaki hızını ölçtüğü seçeneği ve görelilik çeşitleri mevcudiyeti reddedilemez. Fakat çoğunluk SR ile önceden enfekte olduğu için kendi öz muhakemesini aktive etmekten geri duruyor. Bunlar anlaşılmaz şeyler değil ki. Hadi gelin gemiden çakıl olayını beraber açımlayalım. 

2- LCS yöntemi anlaşılması kolay olan yani insan bilişsel kapasitesi içindedir.

3- Aksine uygulamasını yaptım. Bu yöntem kozmolojik analize izin veriyor ( https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/2013PhyEs..26...49E/abstract )

Evet, evrim teorisi etkisini yapmıştır.

Aslında geçen 115 sene süresince yöntem bilimi gelişmiştir; fakat teori korunuyor ve teori bir tedavi yöntemi benzeri işlevselliği olmadığı için sınanamıyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 22, 2022, 09:44:01 ÖS
Alıntı
görelilik teorisinin -bilimsel doğruluk ya da yanlışlığı bir yana- yöntemsel olarak bilim tarihinde darwin'in biyolojide yaptığına benzer bir şey yaptığını düşünüyorum: tanrısal bakıştan vazgeçmek, "nesnesine" öteden yönelen bakışı men edip onu bu dünyaya dahil etmek. sizin söylediklerinize doğru ya da yanlış olması bakımından değil, bu temel yöntemsel fark dolayısıyla itiraz ettim. burada yöntemsel fark derken kastettiğim içkinlik düzleminde yapılan bilimsel faaliyet ile aşkınlık metafiziği üzerinden yapılan bilim arasındaki önemli ayrım.[/size]"nesnel zamanı" nasıl ve nereden ölçtünüz?" sorusu felsefi olarak dikkate alınması gereken bir soru ve  yukarıda değindiğim bağlamda modern bilimin(sadece özel göreliğin değil...) genel yönelimleri (içkinlik) ile  sizin teoriniz  arasındaki yöntemsel farka dair de bir soru.bu meseleyi newton ile leibniz arasındaki tartışmaya dek götürebiliriz../samsa
Alıntı
peki, nesnel zamanı nasıl belirleyebileceğimizi açıklar mısınız?bu aynı zamanda yöntemsel bir soruna işaret ediyor: LCS'ye bakan  göz kime aittir ? / samsa



diyalogu sürmesine hizmet edebilecek sorular şunlar:

LCS  analizini yapan bakış nereden bakıyor? koordinat sistemi hangi referans sistemine ait?
"nesnel zaman" hangi konumdan ve nasıl ölçülebilir?


diğer yazdıklarınız teknik hususlar ve ben o konuda  zaten "şimdi bunları bir kenara bırakalım" dedim ve dikkat ederseniz başından beri meseleyi felsefi bir düzlemde ele almak çabasındayım. tabii, diyebilirsiniz ki beni bu ilgilendirmiyor, benim derdim sadece teknik bağlamda SR ile. bu da makul bir cevap olurdu.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 22, 2022, 10:39:20 ÖS



diyalogu sürmesine hizmet edebilecek sorular şunlar:

1- LCS  analizini yapan bakış nereden bakıyor? koordinat sistemi hangi referans sistemine ait?
2- "nesnel zaman" hangi konumdan ve nasıl ölçülebilir?


3- diğer yazdıklarınız teknik hususlar ve ben o konuda  zaten "şimdi bunları bir kenara bırakalım" dedim ve dikkat ederseniz başından beri meseleyi felsefi bir düzlemde ele almak çabasındayım. tabii, diyebilirsiniz ki beni bu ilgilendirmiyor, benim derdim sadece teknik bağlamda SR ile. bu da makul bir cevap olurdu.

1- LCS yöntemi, mümkün olan en dış referans sistemi yani UZAY BOŞLUĞU nu kullanır. Evrendeki her şey uzay boşluğunda yer alır. Ana fikir şöyle: iki obje arasında kıyaslama yani göreli ilişki tanımlanacak ise kapsama kapasitesi daha fazla olana referans rol verilmelidir (Güneş dünya dönüş ilişkisinde  dünyaya referans rolü verildiği için algı yanılması oluşmaktadır; ay dünya dönüş ilişkisinde referans ve rölatif roller isabetlidir). Işık evrensel bir gerçekliktir, kaynağı ise daha yerel kalıyor. Işığın hareketini, kaynağını eylemsiz çerçeve yapıp incelemek bu kuralı ihlal ediyor. Kuşkusuz, SR dünya merkezcil tutumun uzantısında kendiliğindenlik eşliğinde olaya bakmıştır; bilinçli ya da bir inceleme sonucu olarak değil. Evrende referans ve rölatif çerçeveler hiyerarşik sıralamaya tabidir. Mikro çerçeveler, Ay, Dünya Güneş, Samanyolu galaksisi, yerel küme, süper küme, evren,... çoklu evren, uzay boşluğu. Galileo'nun yargılanmasına neden olan dogmanın çürütülmesi kapasitesi daha yüksek olana referans rolü vermeyi öğretmiştir (*). Mİ? Halen öğrenememişler çoğunlukta.   

Bu kurala göre, Işık ve kaynağı ilişkisinde  " IŞIK " referans rolünü üstlenmelidir (Bunun uygulamaya yansıyan işlevsel çözümü, "Işık koordinat Sistemi: LCS" dir. Uzay boşluğu, -köhne-  ether hipotezi ile karıştırılmasın diye LCS adını verdim. Kuşkusuz SR gene kendiliğindenlik eşliğinde elle tutulur olanı (ışık kaynağını ya da yerel ortamı) tercih etmiştir; bilinçli bir seçim/karar değildir. Işığın referans rol üstlenmesi gereği aklına bile gelmemiştir.

Işık hızının uzay boşluğuna göre c değerinde olması SR için de bir sorun değildir.

2- Nesnel zaman nasıl ölçülür? Diğer boyutları ölçtüğümüz gibi bir birim üzerinde uzlaşılır; örneğin metre ya da kilogram birimi etalon ile saptanıp koruma altına alınmıştır. Zamanın ölçümü için dünyanın ekseni etrafında bir dönüşü "GÜN" olarak, güneş etrafındaki bir yörüngesel dönüşü "YIL" olarak tanımlanmış ve kolay kullanım için parçalar tanımlanmıştır; takvim, saat, kronometre icat edilmiştir. Sarkaçlı saatlerin temposu  sabittir; gene de arada ayar gerektirir. Atom saatlerinin presizyonu sanıldığının aksine  kütlesel çekim, sıcaklık vb. etkiler sebebiyle temposu hızlanır ya da yavaşlar (özel görelilik yalnızca yavaşlamayı öngörür; bunu hatırlamak önemli).

3- Aksine bende felsefe açısından başladım ve önemsiyorum. Teknik açılım yapmak zorunlu; aksi takdirde kuru iddia olur ve  argümansız  iddia hafife alınır. (*) Diğer taraftan "düşünsel referansların yönetilmesi konusu teknik konularda olduğundan daha fazla felsefe ve diğer sosyal bilimlerde en önde gelen bir kural olmalıdır (şöyle; kapsama kapasitesi düşük olan bir olgu ya da olaya kıyasen ileri sürülen bir tez, daha kapsamlı referansa göreli olarak çürütülebilir; dolayısıyla mümkün olan dış ya da kapsamlı çerçeveden konuyu ele almak kalıcı sonuçlara götürecektir).  Görelilik teorisinin bu forumda konu edilmesi, bilim felsefesi ile doğrudan ilişkilidir (Karl Popper, "Bilimsel Araştırmanın Mantığı" adlı kitabında tüm doğru olarak tanımladığı yöntemlere örnek olarak sık sık "Özel Görelilik Teorisi" ne göndermeler yapmıştır. Ne talihsizlik!). Stephen Hawking de son kitabında felsefenin bilime artık katkı yapamayacağını kibirle ifade etmiştir. Oysa daha dünya merkezcil/insanmerkezcil tutum sürdürülebiliyor. Resmin bütünü ihmal edilebiliyor. Bağlantısal bütünlük bakışı yenice filizleniyor.

Kuşkusuz bir de -haddim olmaksızın- felsefi arayışın hertürlü özeni hakettiği kanaatim sebebiyle özel görelilik teorisi yanılgılarını içselleştirebilenlerin felsefe alanında daha başarılı olabileceği, aceleci yargılara, gizemli  tasarımlara kapılmayacağı inancım var.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 23, 2022, 10:29:59 ÖÖ

diğer yazdıklarınız teknik hususlar ve ben o konuda  zaten "şimdi bunları bir kenara bırakalım" dedim ve dikkat ederseniz başından beri meseleyi felsefi bir düzlemde ele almak çabasındayım. tabii, diyebilirsiniz ki beni bu ilgilendirmiyor, benim derdim sadece teknik bağlamda SR ile. bu da makul bir cevap olurdu.

Teknik hususlardan uzak durma yaygındır; bunu anlıyorum ve bu nedenle en kolay, en basit anlatımları seçiyorum. Genelde teorinin bazı tutarsızlıklarını keşfedenler, yüksek matematik becerisi gerektiren denklemler eşliğinde anlatırlar (bknz http://www.mrelativity.net (http://www.mrelativity.net) ). Teoriyi olumlayanların tercih ettiği bir anlatım bir anlatım; soyuta boğuyorlar. Heisenberg belirsizliği ve Schrödinger'in kedisi de muğlak anlatımlara boğulmuşlardır (fizikçilerin edebiyat becerisi sıfır gibi; ya da anlatıma kuru bilimsel kılıf katmak için özellikle böyle yapıyor da olabilirler) . Her iki konu özünde çok çok basit ve hatta çocukça.

Bir kaç ileti öncesinde özel görelilik teorisinin ana temasını şekil eşliğinde özetlemiştim. Teorinin özü genelde pas geçilip, çıkarımlarına odaklanılır.  Bu şekilli anlatımda aslında ana yanılgı da berrak olarak kendini sunuyor; bilişsel özgüven eşliğinde irdeleyici/sorgulayıcı bir tutuma sahip olanlar görebilirler.

(https://i.hizliresim.com/gqf90J.jpg) (https://hizliresim.com/gqf90J)

Bakınız bu şekilde en dış gözlemci (Einstein), deneğimiz olan fotonun gerçekte OB yolunu t sürede katettiğini görüyor. Olan biten bundan ibaret. Aynı şekilde K' rölatif sistemdeki (trendeki) gözlemcinin bu fotonun t sürede aldığı yolu AB olarak belirleyeceğini anlıyor; yani trendeki gözlemcinin hatasının, "fotonun OA yolunu da geçtiğinin farkında olmadığını" dış gözlemci biliyor. Hal böyleyken Einstein, -sırf ışık hızını c olarak ölçtü diye- trendeki deneycinin akıl yürütüşü ve çözümüne niye yardımcı oluyor? BÖYLE BİR LÜKSÜ YOK!

Fotonun gerçekte katettiği yolun OB olduğunu bile bile AB miktarı üzerinden analiz yapmak çocukça değil mi? Einstein'ın zeki olduğunu biliyoruz (Enerji madde ilişkisini ve Bose Einstein yoğunluğunun yüksek önemini kavrayabilen bir zeka). Bile bile yapmak, ancak gizem düşkünlüğü ile açıklanabilir. TEORİNİN YANLIŞI ve YANILGISI BU KADAR BASİT ve KOLAY ANLAŞILIR. Lütfen bu noktaya odaklanınız ve içselleştiriniz; zihninizde bu nokta için bir dosya açınız; ödül büyük: İnsanlığı büyüleyen bir nevi bilim kılıfında sihirbazlık numarasının püf noktasını öğrenmek. Bu başlıkta serbestçe tezgaha konulmuştur.

Fotonun yolu, bizzat her noktasından geçtiği miktardır. Kaynağı ve fotonu aynı (+ x)  yönde analiz etmek bunu gizliyor. Kaynak veya K' sistemi, -x yönünde gittiğinde bu gereklilik daha belirgin olarak kendini sunuyor. Bir sonraki iletide şekillendireceğim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 23, 2022, 11:17:04 ÖÖ
(https://i.hizliresim.com/r2htuoh.png) (https://www.hizliresim.com/r2htuoh)

Bakınız, bu şekil ile özel görelilik teorisinin yapması gereken -ama yapmadığı- analizi biz yapıyoruz: Tanımlı foton + x (sağ) yöne giderken Kaynağı (yada rölatif sistem K' ) -x yöne giderse ne olur?

1- Foton OB yolunu Tı - To = t sürede kateder. OB / t = c dir.
2- Trendeki ya da K' sistemindeki rölatif hareket halindeki deneyci, fotonun bu defa DB yolunu t sürede aldığı kanaatine varacak. DB yolu gerçek miktar olan OB den büyük olduğu için  DB /t = c  olabilmesi için bu defa sürenin rakamsal değerini daha büyük olarak belirlemesi gerekir.
3- Ne var ki aynı yön ve zıt yön deneyini eşzamanlı olarak düzenlediğimizde trendeki deneycinin kronometresinin iki farklı süreyi göstermesi mümkün değildir. Buradan öncelikle zaman temposu değişiminin doğal gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ortaya çıkar. Yani saatlerin tempo değişiminin fiilen gerçekleşmeyeceği çok açık. Nedenselliği ihlal eder.
4- FOTON, OB YOLUNUN HER NOKTASINDAN BİZZAT GEÇMİŞTİR. FAKAT DO YOL MİKTARINI TARAMAMIŞTIR. DOLAYISI İLE "FOTONUN ALDIĞI YOL MİKTARI DB DİR" DENİLENEZ.
5- Trendeki deneyci ışığın hızını bilinen düzenekle ölçtüğünde gene c değerini bulacaktır.

Zıt yön analizinde teori mentalitesi açıkça tökezliyor.

Burada sunulan açıklamalar, zihinsel performansı zorlamaz. Daha kolay bir anlatım yok kanaatindeyim.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 23, 2022, 08:17:23 ÖS
Eleştirinizi önce bir özetleyeyim, anlamadığımı düşündüğünüz bir şey varsa düzeltin lütfen. Maddelerin altına  “evet” ya da  “hayır, çünkü….” yazmanızı rica edeceğim.

1-SR ve LCS ‘ye göre ışığın hızı C’dir ve sabittir. LCS’de farklı olarak bu sabit olan hız ışığın “uzay boşluğuna” göre olan hızıdır. (LCS  ether’i kabul etmiyor, ki SR ‘de öyle.)

2- LCS burada bağıl hız  ve göreli hız  arasında bir ayrıma gidiyor. Bağıl hız kütlesi olan cisimlerin  hızlarını ölçmek üzere kullanılır.  (arabanın hızının yere bağıl olması demişsiniz, gayet açık.)
 Göreli hız ise yine  kütlesi olan hareketli iki cismin hızını belirlemek için kullanılabilir ancak  1.sinde arabanın hareketi fiziksel olarak yere bağımlı iken ikincisinde A arabasının hızı B arabasının hızına fiziksel olarak, etki-tepki bağlamında müdahil olmaz. Bunun için göreli hızı ölçerken iki cisim arasındaki “mesafenin değişim hızını” ölçeriz.

3. LCS’ye göre SR “bağıl hız” ile “göreli hızı” birbirine karıştırmakta, bu ayrımı yapmaktaki yetersizliği üzerine bina olunmaktadır. Çünkü ışık hızını ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak ölçer. böylece, iddianıza göre SR ışığa yolda giden araba ile aynı şekilde yaklaşır ancak arabanın hızından farklı olarak  ışık hızı sabittir ve  C’dir.

4. SR hem ışık hızını sabit tuttuğu hem de onu sadece “bağıl hız” olarak ölçtüğü için zamanın ve nesnelerinin ölçüm değerleriyle oynamak zorunda kalır ve yanılsama üretir. Oysa, LCS göreli hız ile bu yanılsamaları ifşa eder: 
Öncelikle ışık herhangi bir cisim değildir, onun hızı da herhangi bir cismin hızı ile benzer değildir. Dolayısıyla onun analizini yaparken bağıl hızı kullanamazsınız. Tıpkı iki arabanın hızını ölçerken yaptığımız gibi –çünkü bunların hareketler tıpkı ışık ve kaynağın hareketlerinin birbirinden bağımsız olması gibidir-  göreli hızı kullanmalıyız. Dolayısıyla ışığın bağıl hızı C, ancak itibari hızı 2C üst limitidir. LCS’nin ulaştığı sonuçlar bakımından  SR’den farklarından biri bağıl ve göreli hız ayrımlarından çıkan 2C ışık hızı üst limitidir. Bu üst limit “mesafenin değişim hızını” ölçmek için kullanılır.
“Mesafenin değişim hızı”  2C üst limit ışık hızı  ile çalıştığı için SR’deki zaman ve nesneye dair oynamalara gerek kalmaz.

5. nasıl aynı yol üzerinde giden 2 arabanın ortak referans çerçevesi yol(uzam) ise ışık ve ışık kaynağının ortak referans çerçevesi LCS, yani “uzamdır”, “uzay boşluğudur.”  LCS’nin yoldan farkı LCS’nin en dış referans çerçevesi olmasıdır. Çünkü ışık arabadan farklı olarak evrensel sabit hızdır ve bunun için en dış referans olan LCSde tanımlanır. LCS’nin avantajı hem ışığı hem de arabayı(kaynağı) ortak referans sistemi içinde analiz edebilmesidir. Yani, 2C üst hız limiti aşılamaz çünkü 2 ışık fotonunun hızlarını ölçerken de bağıl değil göreli hız tanımını kullanarak iş görürüz. Zira fotonlar tıpkı iki arabada olduğu gibi birbirlerinin hızlarına bağıl etkide bulunmazlar, fotonlar arasındaki “mesafenin değişim hızını” ise 2C üst hız limitinde ölçebiliriz.
Kaynak ve ışık ilişkisine gelirsek, bunların hareket yönüne göre C -+V işlemi 2C üst hız limiti içinde gerçekleştiği için problem oluşturmaz.  Zaten bunun için SR çocukçadır, gizem düşkünlüğüdür.(zaman ve nesne değerleri ile oynar, oynamak zorunda kalır.)

6.LCS ortak referans sistemi olarak işler çünkü  araba, yol, şehir, ülke, dünya, samanyolu ve onun dışı, her şey LCS’de tanımlanabilir. Aynı zamanda LCS Işık hızı uzay boşluğuna göre bağıl sabit C olduğu için hali hazırda eylemsiz referans çerçevesidir. Yani, tüm fizik yasalarını LCS’de işleme alabilirsiniz.

7.her hareketli cismin nesnel ve doğru referans çerçevesi onun bir dışındaki uzamda tanımlıdır. Bunun için en genel ve doğru referans çerçevesi LCS olur.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 24, 2022, 09:51:27 ÖÖ
Eleştirinizi önce bir özetleyeyim, anlamadığımı düşündüğünüz bir şey varsa düzeltin lütfen. Maddelerin altına  “evet” ya da  “hayır, çünkü….” yazmanızı rica edeceğim.

1-SR ve LCS ‘ye göre ışığın hızı C’dir ve sabittir. LCS’de farklı olarak bu sabit olan hız ışığın “uzay boşluğuna” göre olan hızıdır. (LCS  ether’i kabul etmiyor, ki SR ‘de öyle  *.) Evet

2- LCS burada bağıl hız  ve itibari göreli hız  arasında bir ayrıma gidiyor. Bağıl hız, kütlesi olan cisimlerin  hızlarını ölçmek üzere kullanılırbir objenin diğer objenin varlığından faydalanarak edinilen hızdır. Fotonu kaynağı fırlatmaz, foton kaynağını itmez; foton uzay boşluğunda elektro-manyetik çevrim eşliğinde yol alır; dolayısıyla bağıllık koşulu yalnızca uzay boşluğunda yerine geliyor. Bir oyuncu topu fırlattığında topun hızı oyuncuya bağıldır; oyuncu koşarak gelip topa vurursa top, oyuncunun hızından ek hız edinir. fakat bu hızlar, "anlık bağıl" dır; fırlatma anından sonraki anlarda top ve oyuncu kendi yollarında giderler ve aramesafenin değişimi hızı takibedeb anlarda Vtop +/- Voyuncu hızı ile değişir; oyuncunun başka yönlere gidebilmesi SR nin bir kusurunu açıklamaya yardımcı olur.  (arabanın hızının yere bağıl olması demişsiniz, gayet açık.)

 İtibari göreli hız ise yine  kütlesi olan hareketli iki cismin hızını belirlemek için kullanılabilir ancak  1.sinde arabanın hareketi fiziksel olarak yere bağımlı iken ikincisinde A arabasının hızı B arabasının hızına fiziksel olarak, etki-tepki bağlamında müdahil olmaz. Bunun için itibari göreli hızı ölçerken (radar ile ölçülebilir) iki cisim arasındaki “mesafenin değişim hızını” ölçeriz. Doğrudur.

3. LCS’ye göre SR “bağıl hız” ile “göreli hızı” birbirine karıştırmakta (bence karıştırmıyor; ölçülen tüm hızları "bağıl anlamında etiketliyor ve kullanıyor. Latin dillerinde bu konuda tek sözcük "relativity" var), bu ayrımı yapmaktaki yetersizliği üzerine bina olunmaktadır (SR görelilik çeşitlerinden bihaberdir ve ışığa hangisinin uygun olduğunu irdelememiştir; bilimsel karar süreci işletilmemiştir ). Çünkü ışık hızını ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak ölçer (niyeti böyle olduğu için sonucu da böyle kabul ediyor; niyeti ışığın evrensel ya da uzay boşluğuna göre bağıl olan hızını ölçmek olsaydı, sonucu da öyle kullanacaktı). böylece, iddianıza göre SR ışığa yolda giden araba ile aynı şekilde yaklaşır ancak arabanın hızından farklı olarak  ışık hızı sabittir ve  C’dir ( yani "evet" ama bu ifade başka anlamlara çekilme potansiyeli taşıyor; bence şöyle ifade edilebilir; "Foton salınma noktası uzay boşluğunda -kaynağından bağımsız- olarak işaratenir; tanımlı denek foton bu noktadan sonsuza kadar c hızıyla uzaklaşır; kaynak da bu salınma noktasından uzay boşluğuna göre itibari göreli karakterdeki Vu hızıyla uzaklaşır. Foton ile kaynağı arasındaki mesafe vektörel anlamda c +/- Vu değerindeki  hız ile değişir. Ancak kaynak cisim yanındaki deneyci ışık hızını aynalı düzenek ile ölçerse yalnızca c değerini bulacaktır. Çünkü aynalı düzenek ışığın yalnızca evrensel hızını ölçebilmektedir)   

4. SR hem ışık hızını sabit tuttuğu hem de onu sadece “bağıl hız” olarak ölçtüğü için zamanın ve nesnelerinin ölçüm değerleriyle oynamak zorunda kalır ve yanılsama üretir. Oysa, LCS göreli hız ile bu yanılsamaları ifşa eder: 
Öncelikle ışık herhangi bir cisim değildir, onun hızı da herhangi bir cismin hızı ile benzer değildir. Dolayısıyla onun analizini yaparken bağıl hızı kullanamazsınız. Tıpkı iki arabanın (birbirine göre olan itibari göreli) hızını ölçerken yaptığımız gibi –çünkü bunların hareketler tıpkı ışık ve kaynağın hareketlerinin birbirinden bağımsız olması gibidir-  itibari göreli hızı kullanmalıyız (Aynen). Dolayısıyla ışığın bağıl öz evrensel hızı üst limiti C, ancak itibari göreli hızı 2C üst limitidir. LCS’nin ulaştığı sonuçlar bakımından  SR’den farklarından biri bağıl ve göreli hız ayrımlarından çıkan 2C ışık hızı üst limitidir. Bu üst limit “mesafenin değişim hızını” ölçmek için kullanılır.
“Mesafenin değişim hızı”  2C üst limit ışık hızı  ile çalıştığı için SR’deki zaman ve nesneye dair oynamalara gerek kalmaz. (DOĞRUDUR; fakat SR de fotonun  gerçekte üzerinden geçtiği -şekilde OA arasındaki- noktaların,  trendeki deneyci tarafından dikkate alınmaması söz konusudur; ayrıca, dış gözlemci bu gerçeği ve trendekinin yanılgısını fark ettiği halde kendini trendeki deneyci yerine koyarak ölçüm sonucu olan c değerine bağıl hız anlamı yükleyerek buna bir çözüm üretmeye çalışıyor. Zıt yön irdelemesinde foton DO yolundaki noktalardan geçmediği halde SR deneycisi fotonun katettiği yolu DB sanıyor; böyle bir lüksü yok; tamamen insani yanılgı)

5. nasıl aynı yol üzerinde giden 2 arabanın ortak referans çerçevesi yol(uzam) ise ışık ve ışık kaynağının ortak referans çerçevesi LCS, yani “uzamdır”, “uzay boşluğudur.” Evet  LCS’nin yoldan farkı LCS’nin en dış referans çerçevesi olmasıdır. Çünkü ışık arabadan farklı olarak evrensel sabit hızdır ve bunun için en dış referans olan LCSde tanımlanır. LCS’nin avantajı hem ışığı hem de arabayı(kaynağı) - Vu hız değeriyle- ortak referans sistemi içinde analiz edebilmesidir. Yani, 2C üst hız limiti aşılamaz çünkü 2 ışık fotonunun hızlarını ölçerken de bağıl değil itibari göreli hız tanımını kullanarak iş görürüz. Zira fotonlar tıpkı iki arabada olduğu gibi birbirlerinin hızlarına bağıl etkide bulunmazlar, fotonlar arasındaki “mesafenin değişim hızını” ise 2C üst hız limitinde ölçebiliriz.

Kaynak ve ışık ilişkisine gelirsek, bunların hareket yönüne göre C -+Vu işlemi 2C üst hız limiti içinde gerçekleştiği için problem oluşturmaz.  Zaten bunun için SR çocukçadır, gizem düşkünlüğüdür.(zaman ve nesne değerleri uzunluk boyutu ile oynar, oynamak zorunda kalır.) SR analizinin yalnızca iki postula özelinde ele alınması yanılgılı sonuçlar üretir. Işık kinematiği en az on faktör eşliğinde analiz edilmelidir. İllüzyonistler -ve avukatlar ya da herkes-  bazı faktörleri gizlerler; bazılarını vurgularlar Yani düşünsel referansları kendi hedefleri doğrultusunda yönetirler. Einstein özel göreliliği, parlak Fitzgerald büzülüşü kehanetine bilimsel altyapı kurmak amacıyla sahiplenmiştir; onun hedefi ışık kinematiği değildi. Gizem düşkünlüğü kanaatim buradan geliyor. 

6.LCS ortak referans sistemi olarak işler çünkü  araba, yol, şehir, ülke, dünya, samanyolu ve onun dışı, her şey LCS’de tanımlanabilir. Aynı zamanda LCS Işık hızı uzay boşluğuna göre bağıl sabit C olduğu için hali hazırda eylemsiz referans çerçevesidir. Yani, tüm fizik yasalarını LCS’de işleme alabilirsiniz. (EVET; şöyle Einsein, "fizik yasaları evrenin her yerinde geçerlidir" derken -zihninde- ölçüm düzeneğinin fotonun kaynağına bağıl hızını ölçtüğü dogması vardı; ifadenin doğrusu: "aynalı ölçüm sistemi, her referans çerçevede ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını verir" şeklinde olmalıdır. SR, her çerçevede  "c ölçülür" yalın yargısını "foton, her çerçeveden c hızıyla uzaklaşır" anlamına ilerletiyor; anlam ihlalinin /nüansın anlaşılması önemlidir. Einstein ve Lorentz'in analizini tren-peron çerçeveleri dışına taşıdığımızda yani örneğin güneşi ana çerçeve yaptığımızda bu defa trenin hızına dünyanın güneşe göre olan hızını da eklememiz gerekir (Vg). Fotonun yerel v hızı sebebiyle zaman örneğin % 12 yavaşlarken, güneş foton ilişkisine göre  Vg hız değeri için zaman temposu örneğin % 26 yavaşlayacak SR nin mentalitesine göre diğer daha dış çerçevelere göre de farklı yüzdelerde zaman temposu yavaşlayacak. Nedenselliğe aykırı.

7.her hareketli cismin nesnel ve doğru referans çerçevesi onun bir dışındaki uzamda tanımlıdır. Bunun için en genel ve doğru referans çerçevesi LCS olur. EVET, en dış çerçeveden edinilen kanaatler, daha tutarlıdır ve yerel yargıları çürütebilirler.

Çabanıza sağlık; iletilerimi gerek ve yeter anlamda algılamışsınız. Özet ortaya konulduğuna göre, takıldığınız noktalara geçelim. Bir yargıyı çürütmek yerine alternatifini ortaya koymak daha muteberdir. Özetlemenizi bu anlayışla karşılaştırmalı -ve polemiğe girmeden- yapmanız saygıdeğer.  LCS mentalitesine itirazlarınız var ise bu açıklamalar sonrasında beklerim.

*    SR, makalesinin ya da kitabının  önsözünde Maxwell'in ışık yayılım hipotezini kabul ettiğini ifade eder. Fakat SR analizinin sonucu, -ether hipotezini ihya eden- Fitzgerald büzülüşü kehanetini doğrulayan bir teori inşa etmek olmuştur ?!? ilginçtir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 25, 2022, 12:50:10 ÖS
Eleştirinizi önce bir özetleyeyim, anlamadığımı düşündüğünüz bir şey varsa düzeltin lütfen. Maddelerin altına  “evet” ya da  “hayır, çünkü….” yazmanızı rica edeceğim.

1-SR ve LCS ‘ye göre ışığın hızı C’dir ve sabittir. LCS’de farklı olarak bu sabit olan hız ışığın “uzay boşluğuna” göre olan hızıdır. (LCS  ether’i kabul etmiyor, ki SR ‘de öyle  *.) Evet

2- LCS burada bağıl hız  ve itibari göreli hız  arasında bir ayrıma gidiyor. Bağıl hız, kütlesi olan cisimlerin  hızlarını ölçmek üzere kullanılırbir objenin diğer objenin varlığından faydalanarak edinilen hızdır. Fotonu kaynağı fırlatmaz, foton kaynağını itmez; foton uzay boşluğunda elektro-manyetik çevrim eşliğinde yol alır; dolayısıyla bağıllık koşulu yalnızca uzay boşluğunda yerine geliyor. Bir oyuncu topu fırlattığında topun hızı oyuncuya bağıldır; oyuncu koşarak gelip topa vurursa top, oyuncunun hızından ek hız edinir. fakat bu hızlar, "anlık bağıl" dır; fırlatma anından sonraki anlarda top ve oyuncu kendi yollarında giderler ve aramesafenin değişimi hızı takibedeb anlarda Vtop +/- Voyuncu hızı ile değişir; oyuncunun başka yönlere gidebilmesi SR nin bir kusurunu açıklamaya yardımcı olur.  (arabanın hızının yere bağıl olması demişsiniz, gayet açık.)

 İtibari göreli hız ise yine  kütlesi olan hareketli iki cismin hızını belirlemek için kullanılabilir ancak  1.sinde arabanın hareketi fiziksel olarak yere bağımlı iken ikincisinde A arabasının hızı B arabasının hızına fiziksel olarak, etki-tepki bağlamında müdahil olmaz. Bunun için itibari göreli hızı ölçerken (radar ile ölçülebilir) iki cisim arasındaki “mesafenin değişim hızını” ölçeriz. Doğrudur.

3. LCS’ye göre SR “bağıl hız” ile “göreli hızı” birbirine karıştırmakta (bence karıştırmıyor; ölçülen tüm hızları "bağıl anlamında etiketliyor ve kullanıyor. Latin dillerinde bu konuda tek sözcük "relativity" var), bu ayrımı yapmaktaki yetersizliği üzerine bina olunmaktadır (SR görelilik çeşitlerinden bihaberdir ve ışığa hangisinin uygun olduğunu irdelememiştir; bilimsel karar süreci işletilmemiştir ). Çünkü ışık hızını ışığın kaynağından uzaklaşma hızı olarak ölçer (niyeti böyle olduğu için sonucu da böyle kabul ediyor; niyeti ışığın evrensel ya da uzay boşluğuna göre bağıl olan hızını ölçmek olsaydı, sonucu da öyle kullanacaktı). böylece, iddianıza göre SR ışığa yolda giden araba ile aynı şekilde yaklaşır ancak arabanın hızından farklı olarak  ışık hızı sabittir ve  C’dir ( yani "evet" ama bu ifade başka anlamlara çekilme potansiyeli taşıyor; bence şöyle ifade edilebilir; "Foton salınma noktası uzay boşluğunda -kaynağından bağımsız- olarak işaratenir; tanımlı denek foton bu noktadan sonsuza kadar c hızıyla uzaklaşır; kaynak da bu salınma noktasından uzay boşluğuna göre itibari göreli karakterdeki Vu hızıyla uzaklaşır. Foton ile kaynağı arasındaki mesafe vektörel anlamda c +/- Vu değerindeki  hız ile değişir. Ancak kaynak cisim yanındaki deneyci ışık hızını aynalı düzenek ile ölçerse yalnızca c değerini bulacaktır. Çünkü aynalı düzenek ışığın yalnızca evrensel hızını ölçebilmektedir)   

4. SR hem ışık hızını sabit tuttuğu hem de onu sadece “bağıl hız” olarak ölçtüğü için zamanın ve nesnelerinin ölçüm değerleriyle oynamak zorunda kalır ve yanılsama üretir. Oysa, LCS göreli hız ile bu yanılsamaları ifşa eder: 
Öncelikle ışık herhangi bir cisim değildir, onun hızı da herhangi bir cismin hızı ile benzer değildir. Dolayısıyla onun analizini yaparken bağıl hızı kullanamazsınız. Tıpkı iki arabanın (birbirine göre olan itibari göreli) hızını ölçerken yaptığımız gibi –çünkü bunların hareketler tıpkı ışık ve kaynağın hareketlerinin birbirinden bağımsız olması gibidir-  itibari göreli hızı kullanmalıyız (Aynen). Dolayısıyla ışığın bağıl öz evrensel hızı üst limiti C, ancak itibari göreli hızı 2C üst limitidir. LCS’nin ulaştığı sonuçlar bakımından  SR’den farklarından biri bağıl ve göreli hız ayrımlarından çıkan 2C ışık hızı üst limitidir. Bu üst limit “mesafenin değişim hızını” ölçmek için kullanılır.
“Mesafenin değişim hızı”  2C üst limit ışık hızı  ile çalıştığı için SR’deki zaman ve nesneye dair oynamalara gerek kalmaz. (DOĞRUDUR; fakat SR de fotonun  gerçekte üzerinden geçtiği -şekilde OA arasındaki- noktaların,  trendeki deneyci tarafından dikkate alınmaması söz konusudur; ayrıca, dış gözlemci bu gerçeği ve trendekinin yanılgısını fark ettiği halde kendini trendeki deneyci yerine koyarak ölçüm sonucu olan c değerine bağıl hız anlamı yükleyerek buna bir çözüm üretmeye çalışıyor. Zıt yön irdelemesinde foton DO yolundaki noktalardan geçmediği halde SR deneycisi fotonun katettiği yolu DB sanıyor; böyle bir lüksü yok; tamamen insani yanılgı)

5. nasıl aynı yol üzerinde giden 2 arabanın ortak referans çerçevesi yol(uzam) ise ışık ve ışık kaynağının ortak referans çerçevesi LCS, yani “uzamdır”, “uzay boşluğudur.” Evet  LCS’nin yoldan farkı LCS’nin en dış referans çerçevesi olmasıdır. Çünkü ışık arabadan farklı olarak evrensel sabit hızdır ve bunun için en dış referans olan LCSde tanımlanır. LCS’nin avantajı hem ışığı hem de arabayı(kaynağı) - Vu hız değeriyle- ortak referans sistemi içinde analiz edebilmesidir. Yani, 2C üst hız limiti aşılamaz çünkü 2 ışık fotonunun hızlarını ölçerken de bağıl değil itibari göreli hız tanımını kullanarak iş görürüz. Zira fotonlar tıpkı iki arabada olduğu gibi birbirlerinin hızlarına bağıl etkide bulunmazlar, fotonlar arasındaki “mesafenin değişim hızını” ise 2C üst hız limitinde ölçebiliriz.

Kaynak ve ışık ilişkisine gelirsek, bunların hareket yönüne göre C -+Vu işlemi 2C üst hız limiti içinde gerçekleştiği için problem oluşturmaz.  Zaten bunun için SR çocukçadır, gizem düşkünlüğüdür.(zaman ve nesne değerleri uzunluk boyutu ile oynar, oynamak zorunda kalır.) SR analizinin yalnızca iki postula özelinde ele alınması yanılgılı sonuçlar üretir. Işık kinematiği en az on faktör eşliğinde analiz edilmelidir. İllüzyonistler -ve avukatlar ya da herkes-  bazı faktörleri gizlerler; bazılarını vurgularlar Yani düşünsel referansları kendi hedefleri doğrultusunda yönetirler. Einstein özel göreliliği, parlak Fitzgerald büzülüşü kehanetine bilimsel altyapı kurmak amacıyla sahiplenmiştir; onun hedefi ışık kinematiği değildi. Gizem düşkünlüğü kanaatim buradan geliyor. 

6.LCS ortak referans sistemi olarak işler çünkü  araba, yol, şehir, ülke, dünya, samanyolu ve onun dışı, her şey LCS’de tanımlanabilir. Aynı zamanda LCS Işık hızı uzay boşluğuna göre bağıl sabit C olduğu için hali hazırda eylemsiz referans çerçevesidir. Yani, tüm fizik yasalarını LCS’de işleme alabilirsiniz. (EVET; şöyle Einsein, "fizik yasaları evrenin her yerinde geçerlidir" derken -zihninde- ölçüm düzeneğinin fotonun kaynağına bağıl hızını ölçtüğü dogması vardı; ifadenin doğrusu: "aynalı ölçüm sistemi, her referans çerçevede ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını verir" şeklinde olmalıdır. SR, her çerçevede  "c ölçülür" yalın yargısını "foton, her çerçeveden c hızıyla uzaklaşır" anlamına ilerletiyor; anlam ihlalinin /nüansın anlaşılması önemlidir. Einstein ve Lorentz'in analizini tren-peron çerçeveleri dışına taşıdığımızda yani örneğin güneşi ana çerçeve yaptığımızda bu defa trenin hızına dünyanın güneşe göre olan hızını da eklememiz gerekir (Vg). Fotonun yerel v hızı sebebiyle zaman örneğin % 12 yavaşlarken, güneş foton ilişkisine göre  Vg hız değeri için zaman temposu örneğin % 26 yavaşlayacak SR nin mentalitesine göre diğer daha dış çerçevelere göre de farklı yüzdelerde zaman temposu yavaşlayacak. Nedenselliğe aykırı.

7.her hareketli cismin nesnel ve doğru referans çerçevesi onun bir dışındaki uzamda tanımlıdır. Bunun için en genel ve doğru referans çerçevesi LCS olur. EVET, en dış çerçeveden edinilen kanaatler, daha tutarlıdır ve yerel yargıları çürütebilirler.

Çabanıza sağlık; iletilerimi gerek ve yeter anlamda algılamışsınız. Özet ortaya konulduğuna göre, takıldığınız noktalara geçelim. Bir yargıyı çürütmek yerine alternatifini ortaya koymak daha muteberdir. Özetlemenizi bu anlayışla karşılaştırmalı -ve polemiğe girmeden- yapmanız saygıdeğer.  LCS mentalitesine itirazlarınız var ise bu açıklamalar sonrasında beklerim.

*    SR, makalesinin ya da kitabının  önsözünde Maxwell'in ışık yayılım hipotezini kabul ettiğini ifade eder. Fakat SR analizinin sonucu, -ether hipotezini ihya eden- Fitzgerald büzülüşü kehanetini doğrulayan bir teori inşa etmek olmuştur ?!? ilginçtir.
bağıl  hız ve itibari göreli hız arasında LCD’de yapılan ayrım işin temelinde yer alıyor. Dediğiniz gibi iki arabanın hareketi(hızı) etki-tepki bağlamında birbirinden bağımsızdır ve tek arabanın hızı ise yere bağıldır, araç hareketini yere bağlı bir şekilde alır. Burada unutulmaması gereken iki araba da olsa, tek araba da olsa burada ölçülen hız her zaman ama her zaman yere bağıldır, yani 1, 2, 3 araba her zaman yolu iterek gider. yani aracın "etheri" yoldur. bu noktada LCD’nin itibari göreli hıza atfettiği önem meseleyi doğru yerden yakalamıyor zira iki arabanın birbirine göre itibari göreli hızı dediğimizde de iki arabanın hareketi yine yere bağıldır ve bu yüzden “mesafenin değişim hızını” ölçeriz. zaten “mesafe” dediğimiz şey de yere bağıllığı anlatıyor. arabaların birbirine göre hızlarını ölçmek ile bir arabanın yola göre hızını ölçmek  arasında, her arabanın her zaman ama her zaman yola bağlı bir şekilde hareket etmek zorunda olması bakımından fark yok. buna karşın, ışık hızı bir araba gibi yere bağıl değildir.  ether diye bir şey yok ise tek arabanın yola göre hızını ışık hızına analoji için kullanmak doğru olmayacağı gibi (ki LCD anlatımında bu yok, ama başka bir sebeple) iki arabanın birbirine göre hızı ile ışık hızını birbirine bu bağlamda analoji yaparak kullanmak(ki LCD’nin temeli bu) da doğru olmaz. Bu analoji problemli zira, araba ışık değildir, arabanın hızı da ışığın hızı değil: ışık hızı ile araba hızı arasında  kategorik bir ayrım yapmak gerekiyor. Işık hızı bir şeyin hızı değil,  evrende enformasyonun iletim hızı ise ışık hızına ekleme yapmak anlamsız olur çünkü yapacağımız ekleme hiçbir zaman ışık hızından daha hızlı davranamıyor. İletim hız limiti C ise iletim hızından daha hızlı bir işlem mümkün olmaz.
 
Zaten ether diye bir şeyin olmaması ışığın bir araba gibi bir şey olmaması demek. LCD iki arabanın birbirine göre itibari göreli hızını ışık hızı ile analojiye soktuğunda aslında etheri varsaymış oluyor , ışığın tıpkı araba gibi yolda/uzamda(LCD’de) gittiğini öne sürmüş oluyor, yani uzamı kendinde bir entite olarak düşünüyor ve ışık da onun üzerinde yol alan bir şey haline geliyor.  oysa, evrensel hız limiti düşüncesini ortaya çıkaran şey tam da ether diye bir şeyin olmaması, yani ışığın arabadan başka kipte bir “şey” olması.
 
LCD itibari göreli hız kavramını öne sürdüğünde ışığın araba olmadığı ve dolayısıyla onun bağıl değil itibari göreli olduğunu söylüyor ama itibari göreli hız dediğimiz şey aslında EN TEMELDE arabanın yere bağıl hızından ibaret. Yani, LCD’de ışık hızı ve araba hızı aynı türden hızlarmış gibi yapmış oluyor “mesafenin değişim hızı” dediğinde.

Aynı eleştiri top ve oyuncu analojisine de uygulanabilir. Işığın kaynaktan çıkması ile topun oyuncunun ayağından çıkması analojiye alınamaz.  Çünkü ışık kaynaktan çıktığında bir “uzamda” değil,  aksine  "uzamın kendisinin" kurulumunu “biz” ışık ile biliyoruz, yani enformasyonun hızını ışık “belirliyor” 

Tüm bunlara bağlı olarak biz  insanlar  LCD’yi meşru bir şekilde, yani bu dünyada kalarak içkinlikte  tasavvur edemeyiz, çünkü biz LCD analizi yaptığımızda kendimizi her zaman LCD’nin dışından bir konumdan şeylere bakarken  buluyoruz. oysa, bizler ne ışığız ne de ışık hızını aşabiliyoruz. Yani, LCD olmayan bir konumdan şeylere bakan bir göz gibi ya da başka ifadeyle söylenirse kendi kendini doğrudan gören göz gibi olmayan bir konuma yerleşerek şeyleri analiz etmiş oluyor.  LCD ile ışığın durduğu bir evrenin analizi yapabilir ancak ışığın durduğu evrende olduğumuzu söylemek için analizin ışığın gözünden yapılabiliyor olması gerekir. Yani, LCD ancak analizci ışığın kendisinin konumuna yerleştiğinde  anlamlı olabilir ki böyle bir konum yok.  zaten bu durumda analize de gerek kalmazdı, çünkü zaten analiz edilecek bir hareket olmazdı.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 26, 2022, 11:46:08 ÖÖ
Öz muhakemenizi aktive ettiğiniz için sizi olumluyorum.

Diğer taraftan -yanıtta kopukluk olmaması için- ortak bir yargı üzerinden yanıt vermek isterim; aradım ve evet “enformasyon hızı c dir”. Başka bir ifade ile foton göze c değerindeki hız ile ulaşır. Alt beyinde sezgisel idrakte olan bu konuyu sözcüklere aktarmak zordur. Bunu uzay şartlarında anlatayım.

(https://i.hizliresim.com/9t352um.jpg) (https://www.hizliresim.com/9t352um)

Bu şekilde  T1 anında yıldız ve gözlemci mavi pozisyonlarında iken T2 anında kırmızı konumlarına gelmişlerdir; tam bu T2 anında, -T1 anında yola  çıkmış olan- foton gözlemci gözü ile buluşur. Foton yolunu  c hızıyla katetmiştir; başka bir şansı yok. Fakat bu durumda bile foton ve ile gözlemcinin başlangıç konumları arasındaki mesafe S1E1 dir (ya da izdüşümsel olarak S1E1’ dür); yani gözlemci ile fotonumuz arasındaki mesafe aslında  vektörel ya da izdüşümsel c +/- VU hızıyla ortaklaşa alınmıştır. Bu benim için açık ve nettir. Fakat yabancı bir forumda (sanırım Hypography idi) bunu izah etmeyi başardığımda  muhatabım mühendis c den büyük hız konusunda aymıştı. Elbette dört boyutlu düşünme doğal düşünce sistemimize yabancıdır; biraz çaba gerektiriyor.

Analojileri (benzetmeleri) anlamaya yardımcı olarak ele almak gerekir % 100 örtüşme beklenmemelidir. Oyuncu-top analojisinde oyuncu ışık kaynağı, top tanımlı foton, çim saha ortak referans çerçevesi olarak alınmalıdır.  Benim daha isabetli başka bir benzetmem daha var; onu paylaşayım: GÖL YÜZEYİ DENEYİ

(https://i.hizliresim.com/dyXlj8.jpg) (https://hizliresim.com/dyXlj8)

Bu şekilde sakin ütülü çarşaf gibi göl yüzeyi ve içine uzanan bir iskele var. Deneyci iskele üzerinde ayakta durur halde bir çakıl taşını serbestçe düşüşe bıraktığında, çakıl taşı göl yüzeyinde bir halka dalga oluşturur; halka dalganın yarıçapının büyüme hızı vardır. Deneyci aynı eylemi yürürken ya da koşarken yaparsa halka dalga yarıçapının büyüme hızı değişmez, aynı kalır. Çakıl taşını durur halde ya da koşar halde bıraksak halka dalganın büyüme hızı deneycinin hızından bir ekleme almaz. Bu analojide göl yüzeyi ortak işlem çerçevesi, deneyci ışık kaynağı, halka dalga üzerindeki noktalar fotonlar olarak dikkate alındığında şunu da görebilmeliyiz: Halka dalga üzerindeki bir noktayı tanımlı fotonumuz olarak seçelim; deneyci (ışık kaynağı) ile foton arasındaki mesafe c +/- VU hız değeri ile değişecektir; fakat halka dalganın hızı ışık kaynağından bağımsız olarak c olarak kalır. Ayrıca, iskelenin uç noktasında bulunan gözlemci halka dalganın merkezine doğru yaklaşır iken ara mesafe değişim hızı c + V olacaktır; fakat foton ya da halka gözlemciye daima c hızıyla gelmiş olacaktır.

Teorinin yanılgısı, fotonun gözlemci gözüne c hızıyla ulaşmasını  öncelemesi, doğal işleyiş olarak analize katmasıdır. Gözlemcinin ışığın hızının sonsuz olmaması sebebiyle oluşan algılama kısıtlamasını doğal işleyiş kabul etmesidir. Görsel algı, doğal işleyişi veremiyor. Fizik biliminde mesafe almış birinin bu gerçeği dışlaması gibi bir lüksü olamaz. Bu nedenle ışık kinematiğine mümkün olan en dış referans çerçeveden -uzay boşluğu dışından- bakmak gerekir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 27, 2022, 01:50:21 ÖS
aslında daha önce söylediklerimden farklı şeyler söylemedim. sadece daha öncekileri detaylandırdım ve LCD terminolojisini kullanarak yeniden ifade ettim.

yolda giden iki araba, top ve oyuncu ya da göl ile taş analojilerinde uzam(ether) hareketi ölçmek için kullanılıyorbu analojiler birbirlerini açıklamak için kabul edilebilirler ancak ışık hızını açıklayamazlar : 1. analojide arabanın etheri yol, 2. analojide topun etheri saha, 3. analojide ise ether göl yüzeyidir. Oysa ışığın ether’i yok.  Zaten ışığın evrende enformasyon hız limiti olarak ortaya konmasının sebebi de onun herhangi bir cisim gibi bir uzamda hareket etmemesi , ether = uzam.   Bunu göz önüne almayan bir modern fizikten bahsedilemez. LCS muhayyel bir ether olarak işlev görüyor. “Uzay boşluğunun dışı” ifadesi de bunun sonucu.
Alıntı
Tüm bunlara bağlı olarak biz  insanlar  LCD’yi meşru bir şekilde, yani bu dünyada kalarak içkinlikte  tasavvur edemeyiz, çünkü biz LCD analizi yaptığımızda kendimizi her zaman LCD’nin dışından bir konumdan şeylere bakarken  buluyoruz. oysa, bizler ne ışığız ne de ışık hızını aşabiliyoruz. Yani, LCD olmayan bir konumdan şeylere bakan bir göz gibi ya da başka ifadeyle söylenirse kendi kendini doğrudan gören göz gibi olmayan bir konuma yerleşerek şeyleri analiz etmiş oluyor.  LCD ile ışığın durduğu bir evrenin analizi yapabilir ancak ışığın durduğu evrende olduğumuzu söylemek için analizin ışığın gözünden yapılabiliyor olması gerekir. Yani, LCD ancak analizci ışığın kendisinin konumuna yerleştiğinde  anlamlı olabilir ki böyle bir konum yok.  zaten bu durumda analize de gerek kalmazdı, çünkü zaten analiz edilecek bir hareket olmazdı./samsa
Alıntı
yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla LCS 'de temel olarak felsefi bir yöntem sorunu var. diyebilirsiniz ki, ben felsefi bir kuram ortaya koymuyorum zaten LCD ile. öte yandan defalarca vurguladığınız üzere felsefe forumunda paylaşım yaptığınıza göre bunu dile getirme cüretini kendimde görebilirim: LCS ile ortaya koyduğunuz düşünceler evrene dışarıdan bakan bir tanrının teorik bakışını varsayıyor. uzaya dışarıdan bakan tanrı, nesnel zamanı da böylece kendine referansla kurmuş oluyor.  bu başlığın 1. ve 2. sayfalarında da işaret etmeye çalıştığım buydu./ samsa
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 27, 2022, 06:39:40 ÖS


  LCS muhayyel bir ether olarak işlev görüyor. “Uzay boşluğunun dışı” ifadesi de bunun sonucu.
 

Uzay boşluğu tanımlanmıştır; vardır. Maxwell'in ışık yayılım tanımı (elektro-manyetik çevrim) uzay boşluğunu esas alır. Dolayısıyla uzay boşluğu ışığın bağıllığını ilişkilendiren ilk referans çerçevesidir. Ether ile karıştırılmaması için LCS (Light Coordinate System) olarak adlandırıyorum. Çünkü ethere başka anlamlar da yüklenebiliyor; genelde içeriğinde sesin yayılımı benzeri maddi ortam düşünülerek ether hipotezi geliştirilmiştir. LCS nin ethere benzetilmesinden hoşnut değilim. Işık koordinat sistemi daha yakışıyor. Uzay boşluğu ya da LCS elle tutulur kerteriz değildir. Doğa insanların işini kolaylaştırmayı hedeflemez. Ancak, LCS ya da uzay boşluğu soyut da değildir. Bir kağıt yüzeyi LCS olarak işlevseldir. Işıkevrensel bir gerçeklik olduğundan yerel objelerin referans çerçeve olarak atanması, ve gerek /yeter sayıda etkenlerin dikkate alınmaması  analizi yanlış/fantezi çıkarımlara götürür; bakınız: SR).

Gök cisimlerinin hareketini uzay boşluğuna göre yapıyoruz da fotonun hareket analizini mi yapamayacağız? 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 28, 2022, 10:07:50 ÖÖ
Bu başlıktaki son iletileri izleyenlerden aklı karışanlar var ise lütfen şunu zihinlerinde işlesinler:

Bir fotoğraf makinesi flaşı çakıp foton paketi saldığında; bu foton paketi bir engele rastlamadığı takdirde sonsuza kadar c hızıyla gider.

Kamera ve flaşı ise çakış anından sonra başka bir doğrultu ve yönde taşınabilir/gidebilir.

Saldığı foton paketini izlemek zorunda değildir; yani ışık kaynağı olan flaş ile foton paketi arasındaki mesafe, -flaş çakma anından sonraki anlarda artık- c +/- Vu hızıyla değişir. Lorentz, Poincare, Einstein, günümüz fizik akademisyenleri ve çoğu ilgili bunu dikkate almıyor/alamıyor. Oysa gerçek işleyiş budur.

Fizik bilimini evrenselliğe terfi ettirdiği iddia edilen özel görelilik teorisinin yerel bir objeye referans çerçeve rolü vermesi ve dört boyutlu analiz yapmanın gereğini işaret edip, foton salınma anından sonraki anlarda olayı hesaba katmamak akıllara ziyan; bilimsel disipline aykırıdır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 29, 2022, 11:54:10 ÖÖ
Özel Görelilik Teorisi analizleri neden çocukça:

"çocukça" kanaati ve ifade edilmesi "irite edici" ve negatif karşılanır; bunun farkındayım. Tv de iddialı konuşan şifacılar gibi pozisyona sokuyorum kendimi.

Ne var ki, teori mentalitesini kavradıkça oluşan bir kanaat. Örneğin:

Latin dillerinde, özellikle ingilizcede pek çok anlam nüansı başka bir sözcük ile kodlanmışken "bağıllık" tek sözcük ile işaret edilmiştir: "relativity".

Forumda dil üzerine olan paylaşımlarda dil işleyiş sistemlerinin düşünceyi yönlendirdiği ifade edilmişti. Ben soyut düşünme ve sonrasında sözcüklere aktarma süreci yaşadığım için bu tanımı yadırgamıştım. Zamanla bazılarının, özellikle avrupalıların korteks ağırlıklı bu tarz (sözcükler eşliğinde) düşünmeyi yaygın olarak kullandıklarını öğrendim.

Türkçede "bağıl", "göreli", "itibari göreli" sözcüklerinden yararlanabiliyoruz.

SR üzerinde ilk çalışanlar bu "relativity" tek sözcüğünün sınırlamalarına maruz kalmış mı diye düşündüğüm olmuştur. Çünkü, Işık hızı ölçüm deneyinde çıkan c sonucunu, fotonun "kaynağından uzaklaşma hızı" olarak tanımlıyor ve o manada kullanıyorlar; yani tam bağıl anlamında (foton, kaynağın katkısıyla bu hız değerini ediniyor anlamında) etiketliyor.

Bu mentaliteyi, foton salınma anından sonraki anlar için irdeleyelim. İlerleyen zamanın herhangi bir anında foton ile kaynağı arasındaki mesafenin bu mentalite uzantısında c.t (hız x süre) olabilmesi için ışık kaynağının bu fotonu takip etmesi gerekir (lütfen bu anlatıma odaklanınız).

Fakat doğal işleyişte ışık kaynağı (örneğin bir fotoğraf makinesi flaşı) foton paketini takip etmek zorunda değil, tamamen zıt yönde de gidebilir; fotonun izleğine dik yönde de gidebilir.  Ya da foton, kaynağın gidiş doğrultusuna dik olarak da gidebilir.

"DİK YÖN de giden foton " analizi bile teoriyi çürütebilir. Bence Einstein, 1916 da yayınladığı kitabını yazarken bu dik yönde giden fotonun  teori mentalitesi ile çeliştiğini sezmiş olabilir. Fakat, sezse bile artık geri dönüş yapamayacak kadar tanınmıştı. Kitabında bu konuyu yalnızca bir cümle ile "dik yönde giden foton hızı izdüşümde sıfır olacağından etkisizdir" diyerek geçiştirmiştir.

Einstein'ın geçiştiriverdiği bu analizi biz ilerletelim:

sürecek...

61238



Başlık: Ynt: DİK yön fotonu
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 29, 2022, 02:07:33 ÖS

(https://r.resimlink.com/cC_NFZvKB78P.jpg) (https://resimlink.com/cC_NFZvKB78P)

T0 foton salınma anında sağ tarafa bir foton ve dik yönde bir foton salınmış olsun. T1 anında ışık kaynağı olan flaş A noktasına yatay giden foton B noktasına dik yönde giden foton D noktasına (şekil, büyük yer kaplamasın diye ölçeksiz düzenlendi) ulaşsın.

Teori yalnızca sağ tarafa yatay doğrultuda giden fotonu analiz etmiştir ve hem OB hem de AB mesafelerinin c hızıyla katedildiği kanaati ile işlemi ilerletmiştir (kanaatin sebebi hem O noktasındaki deneycinin, hem de A noktasındaki deneycinin ışık hızını ölçtüklerinde aynı c değerini bulacakları gerçeğidir  *).

* Çünkü teori, ışığın uzay boşluğuna göre olan evrensel hızı yerine kaynağından uzaklaşma hızını ölçtüğünü sanıyor.

Dik doğrultuda salınan foton ise  T1 anında D noktasına ulaşır (Teori de bu konuda hemfikirdir; çünkü izdüşümde hız vektörü sıfır olur diyor). Yani dik doğrultuda giden fotonun hız sabitliği gereği, zaman temposu yavaşlamasına ve boyut büzülmesine sebep olmaz diyor. İyi güzel de rölatif sistemdeki saat, yatay giden foton için yavaşlarken dik giden foton için nasıl normal temposunda çalışacak? Yani aynı saat, iki farklı tempoyu eşzamanlı olarak nasıl gösterecek? Bu nedenselliğe aykırıdır.

Ayrıca teorinin bu akıl yürütüşü karteziyen (XYZ) koordinat sisteminin kısıtlaması gölgesindedir. (Karteziyen/haritalama sistemi geometrik/matematiksel dil/tanımlama kolaylığı için kullanılır ve yöntem, doğal işleyişin önüne geçemez. Nitekim, polar koordinat sisteminde olayı ele aldığımızda, yatay giden fotonun yolu AB ise (yani kaynak flaş ile fotonu birleştiren doğru parçası ise) dik giden foton için de AD doğru parçasıdır. Teori bu seçeneğin/disiplinin farkında değildir. Bu analizde de her iki fotonun sebep olacağı zaman yavaşlaması  farklı olacağından gene nedenselliğe aykırı bir durum ortaya çıkmaktadır.

Görüldüğü gibi özel görelilik teorisi analizi oldukça yüzeysel olarak ele alınmış.



Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Temmuz 29, 2022, 07:51:29 ÖS
Kafamı karıştıran ve takip etmekte zorlandığım pek çok nokta var ama özellikle şu noktayı düşünüyor olmak beni yoruyor ve sizi takip etmekte zorlanıyorum. Şimdi bir yanda klasik newton fiziği ve onun hareket yasaları veya açıklamaları var diğer yanda da kuantum fiziği ve onun genelde harekete özelde de ışığın hareketine-hızına, ivmesine dair açıklamaları var.. Yukarıda kullandığınız iki temel kavram/durum var. 1. cisi ışığın "uzay boşuluğundaki" mutlak-sabit hareketi diğeri de boşluk olmayan, kütlesel alandaki hareketi.. Şimdi, hem özne-gözleyen hem de nesne-gözlenen açısından alındığında, boşluk-olmayan alanda sorun yok. Sorun yok çünkü bu noktada özne-nesne ayrışması ve ayrışmanın netliği-fazlalığı durumu net hale getiriyor. Fakat ışık veya parçacıklar dünyasında işler karmaşık hale gelmeye başlıyor, çünkü bu noktada gözlenen, gözlemcinin gözlem olanaklarını oldukça fazla biçimde aşıyor ve özneyi zorlamaya başlıyor. Neyse bunlar ayrı da şu nokta kafamı karıştırıyor, ışığın "uzay-boşluğundaki" hareketi  gözlemlenebilmiş bir durum mudur yoksa "somut-algısal" dünyadaki hareketi açıklayabilmek adına temel alınan "teorik" bir referans noktası mıdır sadece? Umarım soruyu sorabilmişimdir. Emeğiniz, çabanız ve bunun sonucunda düşündürdükleriniz için teşekkürler, sağlıcakla kalın..
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Temmuz 29, 2022, 07:59:22 ÖS
Sorunun aklıma getirdikleri.

İlk cevap. Evet güneş ışıkları boşluktan geçip dünyaya geliyor.
Ama o boşluk mudur? Boşluk diye birşey yok ki, çok kısık ateşte kaynayan bir çorba var.

Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
Camda onu etkileyen elektrik, manyetik alanlar mı var? Atomların elektron ve protonlarıyla mı etkileşiyor.
Etkileşse girdiği gibi çıkamazdı, ve ışık saçılırdı olasılıkla. Ama camdan etkilenmeden çıkıyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Temmuz 30, 2022, 06:42:12 ÖÖ
Sorunun aklıma getirdikleri.İlk cevap. Evet güneş ışıkları boşluktan geçip dünyaya geliyor.
Ama o boşluk mudur? Boşluk diye birşey yok ki, çok kısık ateşte kaynayan bir çorba var.
Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
Camda onu etkileyen elektrik, manyetik alanlar mı var? Atomların elektron ve protonlarıyla mı etkileşiyor.
Etkileşse girdiği gibi çıkamazdı, ve ışık saçılırdı olasılıkla. Ama camdan etkilenmeden çıkıyor.

Sorularla ortaya koyduğun sorunlar ve onlara verdiğin cevaplar o  kadar zihin açıcı ve çağrıştırıcı ki oe, bunun için teşekkür ederim. Senin deyiminle, yazdıklarının ilk aklıma getirdiği şu oldu (ki bu şimşek çakması gibi gerçekleşti zihnimde, bir anlık aydınlanma) aslında sorun "parçacık mı" "dalga hareketi mi"  veya her ikisi mi şeklinde tartışmalar var ya işte onunla ilgili...  Parçacık ve dalga, kütle ve enerji, enerji demek de doğru değil aslında, kütle ve eleoktromanyetik "alan"... İşin kırılma noktası işte burası. Foton dalgaya niye/nasıl dönüşüyor ve/veya dalga fotona nasıl niye dönüşüyor ve tam da bu noktada "gözlemcinin" konumu ne... Klasik fizik gözlemcinin nesneye etkisi yokmuş ve aslında fotonlar orada kendi hallerinde, kendinde şeyler olarak devinip duruyorlar ve özne/insan gözlemci de "nesnel" bir konumda olup-biteni açığa çıkarıyormuş anlayışına sahipti... Oysa durumun hiç  de öyle olmadığı anlaşıldı.  Peki bu üç nokta arasındaki ilişki ne ve nasıl deyip sorunu kayıt altına alayım... (Parçacık/kütle, dalga/alan  ve bunları "gözleyen")

Şimdi tam da bu noktada özgenin göreliliğe yönelik eleştirileri açısından alındığında;
1- bu durumda "gözleyenden" etkilenen parçacığın/alanın bu etkisini ihmal etmiş olmuyor muyuz?
2-gözleyenin gözlediğine etkisi "nesnel" olarak ortaya konabilir mi, eş deyişle bu "bilimselleştirilebilir mi?
3-bu etkiyi gözlemlemek için başka bir gözlemciye (tanrısal "göz") ihtiyaç yok mu?
4-parçacık/dalga ilişkisinde, gidiş-gelişinde "ruh/madde" değişim dönüşümünden söz edilebilir mi? (Oyanatmaya az kaldı doktorumu hazır tutun bir yerde.. :)
5-... :) Şimdi b u evren denilen alanda, parçacık amcalarla dalgasal teyzeler birlikte mi salınıyorlar, yani evrende bu amcalarla teyzeler ayrı ayrı mı var yoksa teyzeler çeşitli nedenlerle bazen amca  kılığına mı girip bize amca olarak görünüyorlar..
6- şimdilik birer amca olan bizler amcalık konumundan teyze konumuna geçebilseydik acaba amcaları görebilir miydik? yani parçacık dalgayı görebilir de dalga noktasına geçildiğinde (parçacıklık/kütle/uzam kaybolduğuna göre) dalga dalgayı ve parçacığı nasıl görecek..
7-bu bağlamda aslında gözleyen konumunda olmak "parçacık-boyutunda" olmayı zorunlu kılmıyor mu? Ve eğer (ki burası sen ve ezoterikçiler açısından çok "KRİTİK" bir eşik) parçacıklığı/kütleselliği taşımak zorunda olan gözlemci, bu parçacıklığından kurtulum "elektromanyetik daşga" gibi hareket edebilseydi bu durumda maddesellikten ruhsallığa trans olmaz mıydı? (Çok ilginç, madde dışında olduğu söylenen inanılan bu "sprütüel" varlıkların hareketleri "dalgasaldır", yani hayalet (varsa) "süzülerek" haareket etmek zorunda ... Yine bu da şu çağrışımı/sorunu beraberinde getirdi... NASIL OLUYOR DA aslında birer parçacık/nokta olanları "hareket-ediyor MUŞ" gibi algılıyabilioruz veya algılayabiliyor muyuz veya algıladığımızı algılayan var mı veya ( doktoru yaklaştırın, hazırda tutun ..:) "algılayabildiğimizi" iddia edecek kadar nasıl "küstahlaşabilioruz" ve aynı şekilde, kabalıkta ben bu soruyu nasıl sorabiliyorum... (Sahiden yoruldum)

Özgen, oe   ve samsa, hepinize teşekkür ederim, inanılmaz şeyler yaşadım, yaşattınız, "zihinsel" (veya her neysel ise işte, yani zihinsel olan örneğin "dalgasal mıdır" veya dalga ile parçacığın dışında 3. bir bağlam olabilir mi... Yeteer, iyi ki varsınız, teşekkürler...
Başlık: Ynt: Işık hızı
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 30, 2022, 02:33:41 ÖS


Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
 

Işık kinematiği ile fazlaca ilgilenmiş biri olarak bu sorunun en az reddedilen yanıtı şöyledir: Işığın hızı vakum ortamında ' c ' dir. Madde içeren ortamlarda (hava, su, yağ, eriyikler, cam, kuvars, elmas vb.) ışık hızı azalır; çünkü ortam molekülleri tarafından emilir ve tekrar yayınlanır. Azalmış değeri de ortam boyunca sabit kalır; ortamı terk ettiğinde normal hızına döner.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: samsa - Temmuz 30, 2022, 03:51:35 ÖS
burada temel problem uzamı nasıl düşündüğümüzle ilgili. uzamı varlıkların içinde  ya da üzerinde bulunduğu  bir şey olarak düşünürsek platon, aristoteles ve öklit geometrisi ile temellendirilebilen  newtoncu bir fizik kurabiliriz. ama bu durumda inceleyeceğimiz hareket  de  kütlesi olan bir cismin hareketi olacaktır. gezegenlerin hareketlerini de bu bağlamda analiz edebiliriz. sonuçta iki bilardo topunun, iki arabanın, iki gezegenin hareketini newton fiziği ile inceleyebiliriz.


ama kırılmaz cama çarpan bir araba ile aynı cama "çarpan" ışığı ise aynı şekilde  uzama referansla ele alamayız.  demek istediğim şu : ışığın hızını "uzama" göre belirlemek ile ışığın cama "çarptıktan" sonra araba gibi davrandığını iddia etmekle eşdeğer ve bu iddia doğru olmazdı. ışığın vakuma geri döndüğünde C hız limitine geri dönmesi onun hareketinin "uzama" bağlı olmadığını ( ki "uzam" dediğimizde bu aslında ışık kaynağının kendisini de kapsar) gösteriyor. bunun için uzama referansla yapılacak ışık analizleri problemli oluyor ve  birbirinden yalıtılmış uzay ve zaman kavramlarının yerini uzay-zaman'ın alması bu minvalde önem kazanıyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Temmuz 31, 2022, 09:49:49 ÖÖ
Işığın camdan çıktıktan sonra aynı hızına dönmesi epey ilginç. Alışıldık, normal bir nesneyle karşı karşıya olmadığımızı gösteriyor.
Saçılmaması da, "emiliyor, tekrar yayınlanıyor" düşüncesini pek doyurucu bulmamama sebep oluyor. Bana kalırsa hani flojiston muydu neydi, o seviyede bir açıklama gibi.

Belki de ışık camın içinde de aslında aynı hızdadır, ama camın içinde daha çok uzam vardır. Hint felsefesinde varlıklar, denizde oluşan çırpıntılar/dalgalardır. Bir an için yükselir, bir varlık formuna bürünür, sonra denize geri döner ve 'yokolurlar'. Denizin forma bürünmesi. Veya yatak örtüsü üzerindeki kırışıklıklar. Veya Einstein'ın uzayın bükülmesi şeklindeki gösterdiği yüzeydeki eğrilikler.

Işık aynı hızdadır, ve uzam aslında bir çeşit yoğun olmayan (madde-öncesi) materyaldir, yoğunlaştıkça maddeye dönüşür.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Temmuz 31, 2022, 12:13:01 ÖS
(https://i.hizliresim.com/k3nh1xy.jpg) (https://www.hizliresim.com/k3nh1xy)

İlgi artmışken yeni bir şeyler söyleyeyim ("Sahte Bilim" adlı kitabımdan)

Özel görelilik teorisinin ışık kinematiğini çözümlemeyi hedeflemediğini daha önce belirtmiştim. Döneminde genç fizikçiler arasında Fitzgerald büzülüşünü deneyle kanıtlayanın NOBEL kazanacağı şehir efsanesiydi. Einstein, patent ofisinde çalışıyordu ve pek çok uçuk fikir elinden geçiyordu. Zaten çocukluğunda pusulanın iradi davranış göstermesinden büyülenmişti ve bilimde masalsı hipotezlere açıktı; hatta özellikle ilgileniyordu. Lorentz ve Poincare de konuyla ilgiliydiler ve teoriyi geliştirmiş ve denklemlerini ortaya koymuşlardı. Einstein potansiyeli sezdi ve teoriyi sahiplendi; makale haline getirdi. Beklenen ilgi gerçekleşmeyince basın devreye girdi/sokuldu. Dünya çapında idol haline geldi ve ilgili ilgisiz hemen her konu Einstein'a gönderme yapılarak desteklenmek istendi (Bilimsel makale alanında yeni ve kabulü zor olan tezler için Galilei olayı klasik argüman olarak sıkça kullanılır; klasik olmuştur).

Evet, özel görelilik teorisinin yanılgılarına Einstein'ın Tren+peron düşünsel deneyinden devam edelim:

Şekilde T0 anında K ve K' sistemleri O noktasındadır. T0 anında trenin arka noktasındaki flaş çakması ile bir foton paketi salınır. T1 anında sönük flaş A noktasına, foton ise B noktasına ulaşmıştır. K  Peron/referans sistemdeki ve K'/tren rölatif sistemdeki deneyciler aynı aynalı düzenek ile ışık hızını ölçtüklerinde  ' c ' değerini elde ederler.  Trendeki deneycinin trenin hareketini  (uzay gemisi örneği) farketmediği ön şart olarak alınır. Bu durumda tren deneycisi, fotonun aldığı yolu AB olarak belirler. Hız = yol /süre bağıntısını sağlamalıdır. Bu sağlamayı perondaki Einstein * üstlenir.  Bu bağıntının gerçekleşmesi için payda teriminin sayısal olarak küçülmesi, pay teriminin de rakamsal olarak büyümesi gerekmektedir (Lorentz döüşüm denklemleri). Yani "mesafe birimi" büzülerek küçülmeli ki ölçü aletini ardışık yatırarak ölçtüğümüzde AB yolu rakamsal olarak büyük değer olsun (Fitzgerald büzülüşü kanıtlanmış oluyor).

Şimdi sıkı durunuz: Trenin AB boyu da aynı göreli V hızı nedeniyle -teori mentalitesi gereğince- aynı oranda büzülmüş olacağından bu metre çubuğunu ardışık yatırarak uzunluğu ölçmekle farklı bir sonuç elde edilir mi?

Eintein'ın gözünü - OA yolunu dikkate almadığı ve trenin boyunun da büzüleceğini hesap etmediği için- "Fitzgerald büzülüşü + gizem" bürümüş olabilir mi?

*  Trendeki deneycinin fotonun daha önce geçtiği OA yolunu da taradığını göz ardı ederek
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 01, 2022, 10:39:24 ÖÖ
Şimdi sıkı durunuz: Trenin AB boyu da aynı göreli V hızı nedeniyle -teori mentalitesi gereğince- aynı oranda büzülmüş olacağından bu metre çubuğunu ardışık yatırarak uzunluğu ölçmekle farklı bir sonuç elde edilir mi?

Kendi içinde çelişkili.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 01, 2022, 03:26:43 ÖS
Göreliliğin lafzına göre birşeyin kendi boyu küçülmüyor zaten. Bir referansa göre küçülüyor. Yani hiçbir şeyin boyu kendine göre (referans kendisi) küçülmüyor. Başka referansa göre küçülüyor. Metreyle ölçmeye kalktığınızda onun referansına dahil olacağınızdan boyunda değişiklik olmayacaktı.

Hatırlarsanız göreliliğe göre konuşurken hep referans vererek konuşmak gerekliliği üzerine daha önce konuşmuştuk. Siz hız, konum zaman vs birimleri referanssız/mutlak şekilde veriyordunuz, ben de bunun göreliliğe uygun olmadığını söylemiştim. Yani göreliliğe göre analiz ederken hep referans sözkonusu olması gerekiyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 01, 2022, 03:46:39 ÖS
1- Göreliliğin lafzına göre birşeyin kendi boyu küçülmüyor zaten. Bir referansa göre küçülüyor. Yani hiçbir şeyin boyu kendine göre (referans kendisi) küçülmüyor. Başka referansa göre küçülüyor. Metreyle ölçmeye kalktığınızda onun referansına dahil olacağınızdan boyunda değişiklik olmayacaktı.

2- Hatırlarsanız göreliliğe göre konuşurken hep referans vererek konuşmak gerekliliği üzerine daha önce konuşmuştuk. Siz hız, konum zaman vs birimleri referanssız/mutlak şekilde veriyordunuz, ben de bunun göreliliğe uygun olmadığını söylemiştim. Yani göreliliğe göre analiz ederken hep referans sözkonusu olması gerekiyor.

1- YANLIŞ. Özel görelilik teorisinde, cismin gidiş doğrultusundaki uzunluğu kısalır iddiası vardır. Teori, bu kısalmanın gerçekten oluştuğuna emindir (MM deneyi esir/ether hipotezini desteklemeyince Fitzgerald, uzunluk boyutunun kısalması halinde deneyin ether düşüncesini reddedemiyeceği "kurtarıcı kehanetini" ileri sürmüş ve bu seçenek dönemin genç fizikçilerini insani düşünsel performansı anlamında büyülemiştir) . Aynı şekilde zaman temposunun yavaşladığı konusunda da şüphesi yoktur. Bazıları uzunluk boyutu büzülmesinin görsel algı yanılması gibi oluştuğu akla uydurmasını yapar; ki, bu da - LCS mentalitesine yaklaşan- bir akıl karışıklığıdır.

2- DOĞRU. Bir kanaat ya da yargı, düşünsel referansı ile bir bütündür. Ne var ki günlük yaşantımızda referanslar belirtilmeden iddia ileri sürülür ve örneklerle desteklenmeye çalışılır. "Düşünsel referansların yönetilmesi" konusu henüz yöntem biliminde yerini almamıştır. Tv deki söyleşi ve tartışmalarda karikatürize mizansenler oluyor. Katılımcılar daha yüksek kapsama kapasiteli düşünsel referanslardan destek almanın bilincinde olmayabiliyorlar. "Karga bir kuştur" kanaatinden "Bütün kuşlar kargadır" iddiasını öne sürebiliyorlar. Oysa referansların hiyerarşik sıralaması var ve gerçek.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 01, 2022, 09:53:30 ÖS
Yazdığım şey iki ayrı şey değil. Dolayısı ile aynı şeyi ortadan ikiye bölüp, hem yanlış hem doğru demiş oluyorsunuz.

Birşeyin nasıl ki kendine göre hızı hep sıfır ise, kendine göre boyu da hep aynıdır. Kısalan boy başka birşeye göre boyu. Zaman yavaşlaması olayında da ikizlerden biri zamanın hızlı hızlı aktığını deneyimlemiyor. Herbiri 'kendi zamanını' normal hızda akarken deneyimliyor. Ancak tekrar bir araya geldiklerinde biri öbüründen (yani diğer referansa göre) yaşlı olmuş oluyor.

Bu arada 'daha kapsayan referans' tanımlaması bu işi kurtaramaz gibi. Çünkü bu tanımlamayı da 'daha kapsayıcı bir referansa göre' yapmak zorundasınız. 'Tanrı bilgisi/gözü' lazım yani.

"Dünya güneşin etrafında döner" ile "Güneş dünyanın etrafında döner" ikisi de doğrudur. Sadece birinin formülasyonu daha karışıktır. "Ben biliyorum bu daha kapsayıcı referans" pek işleyecek bir sistem değil. Ki bu işlese bile 'a noktasına göre b nin hızı şu', 'b noktasına/referansına göre a'nın hızı bu' sorunlu bir izah tarzı değil. Yani sorun bundan kaynaklanmıyor. Bu 'hızlar' için zaten sürekli kullandığımız bir sistemdi, Newton fiziğinde. Sorunlu olsa orada da sorunlu olurdu.

'Sorun' sınır hızı aşma durumunda sistemin üreteceği cevaba göre şekilleniyor, referans göreliliğine göre değil. Yani bu üretilen 'görelilik senaryolarının' hepsi yanlış veya anlamsız olsa dahi, 'sınır hız' problemi kendi başına ayakta durmaya devam ediyor. Ve benim anladığım, önce çözüm doğmuş (kareköklü fomüller), sonra o çözüme göre senaryolar uydurulmuş gibi. Yani görelilik formülleri doğru, bu işleyen bir sistem ve söylediğinizden çok daha fazla yerde işliyor. GPS'de çürüttüm diyorsunuz da aslında tam tersi, özel göreliliği dikkate almadan yapacağınız bir GPS çalışmayacak. Hatta sadece özel görelilik ile uğraşmaya çalışıyorsunuz ama genel görelilik de zaten kapsayıcı konuşmuyor mu? Yani o da olamamalı değil mi? Ama o da çalışıyor. Yani hem hıza, hem de çekim gücüne göre uzay/zaman bükülüyor. Siz olayın yarısını (özel göreliliği) sadece muhatap alıp inceliyorsunuz/itiraz ediyorsunuz, oysa olayın tamamını karşınıza alsanız, aynı şeyi zaten genel görelilik içinde söylemeniz gerekecek (kendi mantığınıza göre). Ve o da işliyor. Yani olayın diğer yarısını da zaten gözden kaçırarak işe başlamış oluyorsunuz.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 01, 2022, 10:17:13 ÖS
'Daha kapsayıcı referans' için 'Tanrı gözü/bilgisi' lazım demiştim. Şöyle bir örnek vereyim.

Eğer bir evrende sadece dünya ve güneş olsaydı, hangisinin hangisi etrafında döndüğüne karar veremezdiniz. Sadece "iki şey 'birbiri etrafında' dönüyor" denebilirdi, başka da birşey denemezdi.

Güneşin de etrafında döndüğü bir galaksi merkezi olduğu için "dünya güneşin etrafında dönüyor" demek kolaylaşıyor. Yani salt kendi başına güneş, kendi üst referanslığını ilan edemiyor. Ancak onun abisine/ebeveynine/parent'ına bakmamız lazım.

Şimdi sistemi devam ettirdiğinizi düşünün. Öyle bir sistem yaratabilirsiniz ki, 1-2 yukarı çıkışta dünya hala child node olarak kalabilir. Ama sonraki bir yukarı çıkışta dünya parent node olarak karşınıza çıkabilir.

Yani şöyle birşey. Dünya güneş etrafında dönüyor 'gözüküyor'. Güneş galaksi etrafında dönüyor 'gözüküyor'. Galaksi merkezindeki kara delik de başka bir merkezin (A diyelim o merkeze) etrafında dönüyor gözükebilir. Peki ya kalkıp bu A merkezi, tekrar dünyanın etrefında dönüyor gözükürse ne olur? Çünkü bu A merkezi şu an bağımsız en dış merkez konumunda. 'İstediği şeyin etrafında dönmeye özgür'. Kalkıp bizim dünyamızın etrafında dönerse, bir ağaç yapısı değil, bir cycle/döngü ortaya çıkar. O zaman da 'daha kapsayıcı referans tanımı'nın bir anlamı kalmaz.

Yani bu 'daha kapsayıcı referans' tanımı ancak 'sonlu adım ötesini görebileceğimiz' bir referans sistemi. Daha sonrasını garanti edebilmek için 'tanrısal göz' lazım.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 01, 2022, 10:42:35 ÖS
Aslında "dünya güneşin etrafında dönüyor" dememize sebep olan bir şey daha var. Güneşin başka çocukları da var. Mars'da yaşıyor olsaydık veya Venüs'te, sabahları güneşin doğuşunu görüp, "Güneş Mars'ın etrafında dönüyor" veya "Güneş Venüs'ün etrafında dönüyor" diyecektik.

Bana ilginç gelen ise şu. n tane kişinin/referansın şahitliği 'daha güçlü' olması gerekirken, bunların herbirine tek tek bakarken birbirlerini güçlendirmeleri gerekirken; toplu olarak bakınca birbirlerini çürütmeleri. Yani "dünyadaki herkes aynı şeyi söylerse, bilin ki yanlıştır" gibi birşey.

Aklıma o fıkra geldi. Temel karayolunda hızla ilerlerken radyoda anonsu duyar. "A55 karayolunda ters yönde giden bir araç var, çok dikkatli olun".
Temel de söylenir: "Hangi biri, hangi biri... Hepsi ters yönde gidiyor"
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 01, 2022, 11:08:00 ÖS
Aslında salt dünya ve güneş varken de (yani evrende sadece 2 şey varken), aynı fizik kuralları varsa, hangisinin döndüğü saptanabilir belki. Çünkü savrulma etkisi birisinde olacak gibi.

Foucault'nın sarkacı, dünya kendi etrafında döndüğü için miydi sadece. Yoksa o sarkaç hareketine, dünyanın güneşin etrafında dönüşü de dahil mi? Hatta güneşin galaksi etrafında dönüşü. Ve tüm dönüşler...

Yani çok hassas bir ölçme sistemimiz olsaydı, o hareketten, en dış referansa kadar evrende ne var ne yok görebilir miydik. Garip. Tek bir lokal noktaya (mikro çerçeveye) bakıp, tüm bütünü görmek... mümkün olur muydu?
 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: burake - Ağustos 02, 2022, 07:27:14 ÖÖ
Aslında salt dünya ve güneş varken de (yani evrende sadece 2 şey varken), aynı fizik kuralları varsa, hangisinin döndüğü saptanabilir belki. Çünkü savrulma etkisi birisinde olacak gibi.

Foucault'nın sarkacı, dünya kendi etrafında döndüğü için miydi sadece. Yoksa o sarkaç hareketine, dünyanın güneşin etrafında dönüşü de dahil mi? Hatta güneşin galaksi etrafında dönüşü. Ve tüm dönüşler...

Yani çok hassas bir ölçme sistemimiz olsaydı, o hareketten, en dış referansa kadar evrende ne var ne yok görebilir miydik. Garip. Tek bir lokal noktaya (mikro çerçeveye) bakıp, tüm bütünü görmek... mümkün olur muydu?

 :)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 02, 2022, 10:44:41 ÖÖ
Bir küp düşünün. Bir eksen boyunca iyice hızlanıyor ve artık dikdörtgenler prizması. Ama kendisine göre gene küp. Dışarıdaki 'sabit referansa göre', bir boyutunda kısalma var.

Sonra gene yavaşladığını düşünün. Boyu tekrar uzayacak. Yani bu değişimler 'kendisinde' olmuyor zaten. Gerçekten bir boy kısalması ve uzaması yok. Olsa oradaki atom yapısı bu daralmayı ve genişlemeyi gerçekten yapacak enerjiyi nereden bulurlardı zaten. Çatırdayarak daralıyor ve çatırdayarak tekrar genişliyor. Böyle bir şey yok. Çünkü kendisine göre hızı sıfır olduğu için, kendisine göre boyu da sabit. Sanki kendi maddesi/materyali değil de, bulunduğu uzam daralıp, genişliyor. Yani uzam/uzay ve zaman bükülüyor.

Kendinizle başbaşa iken, referansınız kendiniz iken bir değişim algılamazsınız, zamanda veya uzayda. Ama başka bir dış referansa 'göre' fark doğuyor.
Aynı ortamın varlığı değil onlar. O yüzden birimlerini birbirlerine dönüştürmeleri gerekiyor.

Başlık: Ynt: Işık hızı
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 02, 2022, 10:52:57 ÖÖ


Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
 

Işık kinematiği ile fazlaca ilgilenmiş biri olarak bu sorunun en az reddedilen yanıtı şöyledir: Işığın hızı vakum ortamında ' c ' dir. Madde içeren ortamlarda (hava, su, yağ, eriyikler, cam, kuvars, elmas vb.) ışık hızı azalır; çünkü ortam molekülleri tarafından emilir ve tekrar yayınlanır. Azalmış değeri de ortam boyunca sabit kalır; ortamı terk ettiğinde normal hızına döner.

Konu açılmış iken ışığın aslında kızıl ötesi ve mor ötesi aralığında (Alfa IşınlarıBeta IşınlarıUzun IşınlarOrta IşınlarKozmik IşınlarıGama IşınlarıKısa IşınlarX IşınlarıMorötesiGörünür IşıkKızılötesiMikrodalgaRadyo dalgalarıTelevizyon dalgalarıAkıllı Telefon DalgalarıKısa DalgalarOrta DalgalarUzun DalgalarOmega Dalgaları - Wikipedia) çeşitli ışık türleri vardır. Bunların dalga boyları  3 x 10-23 cm ile 1010 cm (britannica Enc) arasında değişir. İnsan gözü 4x 10 -7 ile 7x10 -7 cm aralığındaki ışıkları
görür; yani evrene -örneğin- 30 trilyon metre uzunluğundaki bir tahta perdenin 3 cm. lik bir aralığından bakıyoruz.
Rontgen tekniği ile demir boru içini (kaynaklama protokolü) görebildiğimize göre IŞIK katı cisimlerden de  geçebiliyor.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 02, 2022, 11:32:55 ÖÖ
Alıntı yapılan: topic=alıntı
1- Zaman yavaşlaması olayında da ikizlerden biri zamanın hızlı hızlı aktığını deneyimlemiyor. Herbiri 'kendi zamanını' normal hızda akarken deneyimliyor. Ancak tekrar bir araya geldiklerinde biri öbüründen (yani diğer referansa göre) yaşlı olmuş oluyor.

Olaya şöyle bakalım: ikizler (A; B) her biri ayrı uzay aracında olma üzere birbirlerinden uzaklaşıyor olsunlar; uzaklaşma hızı = VA + VB (yani görelilik analiz yöntemi gereği birine referans rolü (A olsun) verdiğimizde (yani duruyor addettiğimizde) diğerinin hızı oluyor. Bunlar eliptik bir yörünge marifetiyle bir araya geldiklerinde B ikizi daha genç kalır diyorsanız; zaman yavaşlamasının gerçekten oluştuğunu iddia etmiş olursunuz ki teorinin iddiası da bu yöndedir. Fakat bu bir ikizlerden birini sabit duruyor varsayma işlemi matematiksel kolaylık adına yapılan bir yöntemdir; yani diğer ikize de referans rol verebilirsiniz; bu durumda A ikizi genç kalır. Sonuçta bir araya geldiklerinde ikisi de aynı yaşta olacaktır. Bunun ötesinde yapılan yorumlar teoriyi kurtarma telaşıdır ki akademisyenler de tanık olduğumda insanlık için üzülüyorum.

2- Bu arada 'daha kapsayan referans' tanımlaması bu işi kurtaramaz gibi. Çünkü bu tanımlamayı da 'daha kapsayıcı bir referansa göre' yapmak zorundasınız. 'Tanrı bilgisi/gözü' lazım yani.

DOĞRU. Nesnel bakış en kapsayıcı referans sistemini ortak çerçeve yapıp analizi gerçekleştirmeyi gerekir. Bu analizi,  dışardan bakan biri yapmalıdır. Çünkü, ışık hızı sonsuz değildir. Herhangi bir yerel çerçeveden bakan biri olayları eşzamanlı algılayamaz, uzaklıkları ile doğru orantılı olarak eski tarihlerdeki hal ve yaşları ile işleme almak yanıltıcıdır; üstelik gözlemci de -evrende sabit duran bir şey olmadığına göre- hareket halindedir; yani astronomik gözlemler, eski ve güncel vektörlerin bileşkesi olan itibar edilemez parametre değerleri verirler (Benim ilk çalışmam " light kinematics to analyze space time" bu eşzamansızlık sorununu çözerek kozmolojik analiz yapmış ve evrenin yaşını çok faktörlü dört boyutlu olarak tespit etmiştir: 19.28 Gyrs)

 
3- "Dünya güneşin etrafında döner" ile "Güneş dünyanın etrafında döner" ikisi de doğrudur. Sadece birinin formülasyonu daha karışıktır. "Ben biliyorum bu daha kapsayıcı referans" pek işleyecek bir sistem değil. Ki bu işlese bile 'a noktasına göre b nin hızı şu', 'b noktasına/referansına göre a'nın hızı bu' sorunlu bir izah tarzı değil. Yani sorun bundan kaynaklanmıyor. Bu 'hızlar' için zaten sürekli kullandığımız bir sistemdi, Newton fiziğinde. Sorunlu olsa orada da sorunlu olurdu.

Evren Güneş ve dünya dan ibaret olsaydı her iki ifade de doğru olacaktı. Mevcutta gezegenler güneş sisteminde "alt küme" dir. Kaldı ki mevcutta dünya, güneş etrafında yörüngesel dönüş yapmasaydı, yalnızca kendi ekseni etrafında dönseydi, biz gene "güneş, dünya etrafında döner" kanaatini görsel/deneysel destek eşliğinde edinecektik. Çoklu ve hiyerarşik sıralamalı referans ve rölatif sistemler doğanın gerçeğidir. Doğanın gerçeği faktörünü analizde göz ardı etme lüksümüz yok. Bilimde multifaktöryel olgu ve olayları kolaylamak için indirgeme ve sonrasında süperpoze yöntemi vardır. Einstein indirgemeyi aşırı ölçüde kullanmış (evreni foton ve kaynağından ibaret varsaymış) süperpoze işlemini ihmal etmiştir; Lorentz bile ışık kaynağının bir üst çerçevesini analizine katmıştı).


4- 'Sorun' sınır hızı aşma durumunda sistemin üreteceği cevaba göre şekilleniyor, referans göreliliğine göre değil. Yani bu üretilen 'görelilik senaryolarının' hepsi yanlış veya anlamsız olsa dahi, 'sınır hız' problemi kendi başına ayakta durmaya devam ediyor.

Özel görelilik teorisinde ve LCS yönteminde hız limiti aşılmaz. Hız limiti ışık kinematiğinin ana faktörlerinden biridir. SR; tüm hızları "tam bağıl" karakterde kullandığı için  tüm olaylar için c değerini üst limit olarak belirlemiştir. LCS yöntemi ise bağıl hızlar için c değerini  itibari görelilik bileşke hızları için 2 c hız değerini üst limit olarak kullanır.


5- Ve benim anladığım, önce çözüm doğmuş (kareköklü fomüller), sonra o çözüme göre senaryolar uydurulmuş gibi. Yani görelilik formülleri doğru, bu işleyen bir sistem ve söylediğinizden çok daha fazla yerde işliyor.

Neresinden tutsam YANLIŞ. Kare köklü denklemlerin çıkarılmasında fiziksel yöntem değil matematiksel yöntem kullanılmıştır. Üstelik uzunluk boyutu ile ilgili olanı kareköklü iken zaman boyutu ile ilgili olanı birinci derece terim barındırır. Yani yönden bağımsız değildir (Bknz. Einstein A., "izafiyet teorisi"  Say yay. 5.ed. İst. 1998 syf 39). Einstein burada t' değişkeni denkleminde pay bölünde yer alması gereken (1- v/c)t ifadesini koymayarak sabunlama yapmış; bilinçten gizlemiş v veya c zıt yönde negatif işaret alacağından teori zaman temposu hızlanması da içerir ki -zıt yönde iki foton birlikte analiz edildiğinde-  aynı anda iki farklı tempo sonucu gibi nedenselliğe aykırı bir durum ortaya çıkar; lütfen içselleştiriniz. Bu sistem nerede işliyormuş ki? Tamamen misinformation.

6- GPS'de çürüttüm diyorsunuz da aslında tam tersi, özel göreliliği dikkate almadan yapacağınız bir GPS çalışmayacak.

Ben ne kadar detaylı açıklama yaparsam yapayım; idefix lerin değişmeyeceğini algılıyorum. GPS sisteminde resmi tolerans (izin verilen hata payı) 70 cm iken SR mentalitesinin gerektirdiği düzeltme 0.012 mm olduğunu hesap açılımını da sunarak gösterdim. Siz, birikim halinde anlamlı olacağını söylediniz; tamam bu doğru da diğer ana faktörlerin (gezegenlerin, güneş ve ayın pozisyon değişimi sebebiyle kütle çekimi ve sıcaklık değişimleri ana faktörlerdir) gerektirdiği kayda değer düzeltmeler zaten anlık yapılıyor. SR nin etkisi iddiası, dezenformasyondur; işine gelenler kullanır.

7-Hatta sadece özel görelilik ile uğraşmaya çalışıyorsunuz ama genel görelilik de zaten kapsayıcı konuşmuyor mu? Yani o da olamamalı değil mi? Ama o da çalışıyor. Yani hem hıza, hem de çekim gücüne göre uzay/zaman bükülüyor. Siz olayın yarısını (özel göreliliği) sadece muhatap alıp inceliyorsunuz/itiraz ediyorsunuz, oysa olayın tamamını karşınıza alsanız, aynı şeyi zaten genel görelilik içinde söylemeniz gerekecek (kendi mantığınıza göre). Ve o da işliyor. Yani olayın diğer yarısını da zaten gözden kaçırarak işe başlamış oluyorsunuz.


EVET, genel görelilik "ÖZEL" kodlamasının sınırlılığını (kaynak, lineeer ve sabit hızla giderse şartını) aşmak için ileri sürülmüştür. Ben bunun zorlama olduğunu işlemiştim. Siz gözden kaçırmış olabilirsiniz. Özetleyeyim: 1919 yılındaki güneş tutulması sırasında genel görelilik teorisi öngörüsü olan "çekimsel mercek" olayının kanıtlandığı doğrudur. Günümüzdeki gözlemlerde aynı cismi çift hatta halka şeklinde görmek mümkündür. Einstein bunu kitabında asansör kabininde bir duvardan diğerine gönderilen fotonun izleğinin, kabinin ivmelenmesi sebebiyle eğrileceğini anlatarak açıklamıştı (tek cümledir). Zaten genel görelilik anlatımı da kütlesel çekim ile ivmelenmenin aynı işlevde olduğunu iddia ederek başlar. Ben ne dedim: asansör kabini ivmelenmese de (yani hızı sabit olsa) foton izleği -teori mentalitesine göre eğiliyor (bu defa düz diyagonal); şekil eşliğinde anlatmıştım. Teori anlatımın açılımı şudur: foton, kabinin genişliğini  c hızıyla katederken geçen sürede asansör kabini bir miktar yukarı gitmiş olacağından fotonun karşı duvarda işaretleyeceği nokta, salındığı noktanın biraz altındadır. Einstein, kendini kabindeki deneyci yerine koyarak böyle düşünüyor. Aslında olan biten şudur: Foton çift delikli filtre sayesinde tamamen yatay izlekte yol almıştır; asansör kabininin yukarı hareketi sebebiyle bu foton karşı duvarda biraz alt noktaya ulaşmıştır (Buna dair şekil bu başlığın 17. sayfasında ileti no.217). Özetle genel görelilik, yanlış olan özel göreliliği desteklemek için üretilmiş yanlış kere yanlış bir teoridir. Çekimsel mercek, kütlesel çekim sebebiyle oluşur. Elektromanyetik çevrimin kütle çekimi ile etkileşmesi sebebiyle (Bknz. Schwartzchild yarıçapı konusu).  


Sn oe, Özel görelilik teorisi mentalitesi yöntem bilimi kuralları dışında ya da çoğu ana faktör dikkate alınmaksızın ileri sürülmüştür. Geçen 115 yılı sürede bazıları yanılgılarını görebiliyor; teoriyi yanlışlayan makaleler ve hatta  vulgarize söylemler içeren metinler kayda değer sayıya ulaşmıştır (Bakınız; academia.edu/discussions; ya da mrelativity.net). Karşı çıkan bu makaleler teorinin kısmi bir yanılgısını ele alırlar ve -integral, matris ve benzeri- yüksek matematik eşliğinde anlatırlar ve bağlantısal bütünlüğe ulaşmadıklarından etkileri de kısıtlı kalır.

Benim buradaki açıklamalarım fizik akademisyeni olmays gerektirmeyen kişilere yönelik "popüler bilim" formatında ve teorinin kökenine odaklanmıştır. Einstein'ın kitabında kullandığı şekilleri kullandım. Bu şekillerde trendeki deneycinin OA mesafesini (zıt yön analizinde DO mesafesini) dikkate almaması teori yanılgılarının kaynağıdır. Biz dışarıdan gözleyenler fotonun OA yı taradığını ve DO yu taramadığını berrak olarak algılayabiliyoruz.

BU NOKTAYI ANLAMAK İÇİN KENDİNİZE İZİN VEREBİLİRSENİZ TEORİNİN ÖZÜ VE TÜREV ÇIKARIMLARININ YANILGILARI SİZİN İÇİN SAYDAMLAŞIR.

Ya da dünya çapında genel kabulün desteği eşliğinde tezgaha konulan asıl gerçeği pas geçersiniz; kimse darılmaz.



Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 02, 2022, 01:08:51 ÖS
İkizler örneğinde referansı diğerine verdiğimizde kim yaşlanacak benim söylediğim birşeydi zaten, bu veya önceki forumda konuşmuştuk.

Bu açıdan "kim gerçekten hızlı" sorusunun boşluğa göre ölçülmesi mantığı anlamlı gibi duruyor.

Ancak iki şey var aklımda.

Bir tanesi şu. Biz ışık hızını gözümüzde canlandıramıyoruz, ve çok uzak, erişilmez birşey gibi düşününce de, hayatta karşılaşabileceğimiz birşey gibi gözükmüyor bize. Bu da düşünce gücümüzü sınırlıyor. İlk fikir şu. Işık hızı saatte 100 km gibi, bizim normal arabalarımızın ulaşabileceği bir hızda olsa idi durum ne olurdu. O zaman hayatta bu hıza yaklaşabilir ve ne olduğunu gözlemleyebilir/deneyimleyebilirdik. Hatta bunu bir aşama sonrasına taşıdım kafamda. Diyelim ki, öyle bir evrende yaşıyoruz ki; ışık hızı (bir insan olarak) koştuğumda neredeyse yakalayabileceğim bir hız olsun. Yani biraz hızlı koştuğumda ışık hızına epey yaklaşıyorum diyelim (insanın yürüme hızı saatte 5 km, koşma hızı da diyelim ki 10 km olsun). İşte o zaman ilginç şeylerle karşılaşırdık. Ki bunları biraz düşünüp sonra konuşabiliriz. Şu an aklımda başka, ikinci birşey var, ama bu girişi, ışık hızını daha erişilebilir düşünebilmek için yapmam gerekiyor idi.

Şimdi şöyle birşey olabilir. Dünya güneş etrafında dönüyor, uzayda bir hızı var. Bunun ışık hızına yakın bir hız olduğunu düşünelim (ya bu hızı büyük görelim veya ışığın hızı daha düşükmüş gibi olsun). Şimdi ikizler probleminde biz diyoruz ki, hızlanan ikiz belli, 'giden' ikizdir. Diğeri dünyada kalıyor. Dolayısı ile genç kalması gereken ikiz uzaya giden ikizdir.

Ama düşünün ki, bizim gezegen zaten uzayda v hızıyla giderken, biz uzaya giden ikiz olarak, aslında o hıza vektörel olarak zıt ama eşit şiddetteki v' hızıyla uzaya çıkmış olalım. Yani biz aslında v hızıyla gezegenden (sabit gibi gördüğümüz referanstan) ayrılırken aslında bu sefer boşluğa göre sıfır hızına dönüşmüş olacağız. Yani uzayda hızlı giden ikiz 'gezegende kalan' olmuş olacak. Dolayısı ile genç kalan da o olmuş olacak. Yani kim belirliyor gerçekten hangisi hangi hızda? Boşlukta duran tek bir nesnenin hızı nedir? Tek nesne içeren bir evrende, bu nesnenin hızı nedir? Neye göre ölçeceğiz, referans yok? Veya bizim referans çerçeve olarak gördüğümüz şey aslında başka bir yöne başka bir hızda gidiyor da olabilir.

Bu arada, gezegenin gittiği yönde havaya bir topu fırlatmak daha mı zordur? Yoksa gezegenin zıt yerinde havaya topu fırlatmak daha mı kolaydır? Normalde bir arabada, arabanın gittiği yöne bir top fırlatmak zor, ama orada hava var, bir de bırakırken zaten ilk hız olarak aracın hızı ekleniyor.

Bunlar ikiz değil de üçüz olsaydı. Birinci gezegende kalsaydı. İkincisi gezegenle aynı yönde bir v hızıyla uzay aracıyla fırlatılsaydı (gezegen de v hızında). Üçüncüsü de, gezegendeki gidişle ters yönde bir noktadan ters yöne (-v hızıyla) fırlatılsaydı, durum ne olurdu. Ters yöne fılatılan en yaşlı, gezegendeki ikinci yaşlı, aynı yönlü en genç olacaktı gibi. Tabii bir de bu hızlar ışık hızına yakın olsaydı ne olacaktı diye düşünmek gerek. Çünkü ışık hızı ne olup da geçilmeyecek? Keskin bir duvar olamaz, enerjinin korunması lazım, gene kareköklü formüller devreye girecek.

---

Koşarken ışık hızına yaklaşabilseydik, biraz daha hızlanabilmek için giderek daha fazla enerji gerekecekti. Dolayısıyla enerjimiz yetmediği için ışık hızına asimptotik olarak yaklaşabilecektik. İşin ilginç tarafı bizim hissettiğimiz de bu. Biz biraz daha hızlanabilmek için hep aynı miktar enerji gerekiyormuş gibi hissetmiyoruz. Durmaktan başlayınca, 0 km/s'ten 1 km/s'e kolayca geçeriz. Ama 9 km/s'ten 10 km/s'e aynı kolaylıkta geçemeyiz, çünkü gücümüzün sınırlarındayızdır. Yani hayatta herşey böyledir. Mesela bir sınavda 50'den 60'a çıkmak çok zor olmayabilir, ama 90'dan 100'e çıkmak daha zordur. Azalan verimler yasasına göre, aynı miktarda kalite artışı için giderek daha fazla para ödemeniz gerekir. Ortalama bir müzik sistemi %50 kaliteli ise, %70'e çıkmak çok pahalı olmayabilir. Ama %70'ten %90'a çıkmak epey pahalıya patlayabilir. Bütün sistemler böyle.

O halde; ışık hızı fazla erişilmez gözüktüğü için (veya bunu hiç düşünmedi) Newton bunu hesaba katamamış denebilir. Şimdi olaya tekrar baksa varacağı yer gene aynı. Hiçbirşey sonsuza kadar gitmiyor, herbirinin belli sınırları var.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 02, 2022, 02:33:22 ÖS
Burada olaya şöyle bakıyorum. Dikkat ederseniz, salt iddianızı çürütmek üzere yazmıyorum. Lehinde, aleyhinde aklıma gelenleri karışık olarak yazıyorum. Çünkü bana göre bu bir macera. Birimizin diğerini kendi fikrine ikna etmesi aslında gerçeği değiştirmeyecek. Bir paye de getirmeyecek. Şahsen Einstein'ın hatasını bulmak falan da bana ilginç gelmiyor. Belki eski enkarnasyonlarımdan biriydi Einstein veya Newton veya Fitzgerald veya Hegel... Dolayısı ile onları gözümde büyütmeye veya küçültmeye çalışmak bana ilginç gelmiyor. Bana ilginç gelen sonuç da değil. Belki haklısınız belki haksızsınız veya belki bazı noktalarda haklısınız. Bana ilginç gelen süreç, macera. Anlamaya çalışmak. Çünkü haklı çıkmanın bir anlamı yok; gerçeği değiştirmez bir tartışmada avantaj kazanmak veya kaybetmek.

Bazan çocuklara bir bulmaca sorarım. Fazla kısa bir düşünmeden sonra cevabı bana sorarlar. Ben de, "cevabı öğrenmek sizi geliştirmez" derim. Cevabı bulmaya çalışırken, cevabı baştan öğrenmiş birine oranla çok daha fazla gelişirsiniz. Hatta birçok zaman Amerika'yı baştan keşfetmek gerekir. O bulmaca zaten birileri tarafından çözülmüştür. Ama 'sadece öğrenen' değil, 'çözebilen' olmak için başkaları tarafından tekrar tekrar düşünülmesi gerekir. Yoksa sadece 'bilen'/'öğrenen' olabiliriz, ama 'anlayan'/'çözen'/'yaratan'/'tasarlayan'/'geliştiren' olamayız.

Bana ilginç gelen, ortaya konan görelilik teorisi (sonuç) değil, günler geceler boyu kendi içinde ve aralarında bunu tartışmaları. Hangi aşamaları geçtikleri. Hangi fikirlere karşı fikirler geliştirmek durumunda kaldıkları. Yani süreç. Zevkli olan, macera olan bu. Diğeri sadece bir sonuç, kısa bir an.

---

Bazan şunu hissediyorum: 'haklı ama işe yaramaz nokta' diye bir kavram var. Yoksa da artık var. Bu bir kan davasına benziyor. Bir taraf içinden diyor ki "onlar bizden can aldı, biz de can almakta haklıyız". İki taraf da bunu söylüyor ve haklılar. Hatta karşı taraftan daha haklılar, çünkü "bizden alınan can bizim yakınımızdır, karşı taraftan kaybedilen can ise elalemdir, 'bize göre' önemsizdir" (bakın 'bize göre'. Burada da görelilik var). Dolayısı ile iki taraf da 'birbirinden' haklı. Ve orta noktaya bir adım atmıyorlar. Ancak orta noktaya/dengeye gelinirse daha geniş bir çerçeveyi görme olanağı doğar. Dolayısı ile olayı daha geniş çerçeveden görüp, bunu sürdürmenin iki tarafa da daha fazla zarar vermek dışında bir işe yaramayacağını fark edemiyorlar ("Bütün savaşlar kaybedilir")

Mesela ben Einstein'ın tren/peron deneyinin hatalı/anlamsız olduğunu söyledim/kabul ettim. Ama siz hala "şu noktayı anlamaya kendinize izin verirseniz..." tarzında cümleler kuruyorsunuz. Ben o noktayı geçtim. Beni deneydeki saçmalığa ikna etmek için belki onlarca ileti yazmışsınızdır. Ama "tamam haklısınız" dedikten sonra hiçbirşey söylemediniz. Belki kinaye yapıyorum sandınız. Ama neden öyle düşündüğümü de yazdım zaten oraya, yazarken de yazdığım şeye inanıyordum. "Şimdi inanmıyorum" anlamında değil, bunun önemi yok, tekrar yazmak için tekrar düşünmem lazım, o yüzden. Yani ben kendime karşı da yazabilirim. Veya ana iddiama. Kendimle tartışabilirim, sohbet edebilirim.

Merak ettiğim şey, siz de bunu yapıyor musunuz? Mesela "ne olacak bu enerji korunumunun hali?" veya "sınır hızda nasıl davranacak bunlar?" gibi şeyleri düşünüyor musunuz? Çünkü bence gerçeği arıyorsak, ona her yönden yaklaşmaya çalışmamız ve rahat olmamız gerek. İnsan kendine karşı da çıkabilmeli. Çünkü gerçeği bilmiyoruz, ve ille düşündüğümüz şey çıkacak diye bir zorunluluk da yok.

O yüzden ben bunun macera kısmıyla ilgileniyorum ve olabildiği kadar ilerletelim, bir sistem kuralım, açıklarını bulalım, tartışalım ve macerayı/süreci yaşayalım, diye düşünüyorum. Sonuçla ve sonuçta haklı çıkmakla çok ilgilenmiyorum. Bu bir seyahat. Sonuç ancak eve dönüş anıdır, seyahat bitmiştir artık. Onda bir lezzet yok.

Bu arada, herkes birşey söylerken karşı tezi savunabilme cesaret ve kararlılığınız hoşuma gitmiyor değil. Bunu yapabilmek çok sağlam ve sistematik bir azim ve inanç gerektirir, hem irade hem akıl hem de özgürlük/bağımsızlık olarak. Ama bunu taçlandıracak şey, tersi yöndeki fikirlere de açıklık oranınız. Çünkü diğer türlü, hiçbirşeyden anlamadığı için sabit fikirli olan insanlar da var hayatta. Sizi bu kategoride görmüyorum; rasyonel akla, kendi analizinizdeki detay seviyesine hakimsiniz; ama ortam değiştirmeye, değişikliğe aynı oranda açık olup olmadığınıza emin değilim. İnsan tabii ki, çoğu enerjisini iddiasını desteklemek yönünde kullanacak, ama belli bir yüzdeyi de 'rahatlama anlarında' karşı tez için kullanabilmeli diye düşünüyorum. Yoksa, orta noktanın/dengenin getirdiği 'daha geniş bakış açısı' imkanını kullanamamış oluruz, diye düşünüyorum.

Başlık: Ynt: Işık hızı
Gönderen: oe_ - Ağustos 03, 2022, 09:25:56 ÖÖ


Öte yandan ışık eğer elektromanyetik dönüşüm yoluyla varoluyor ve ilerliyorsa, böylelikle ışığın hızı aslında elektromanyetik dönüşümün (olası tek) hızı ise, örneğin camda neden hızı yavaşlıyor?
 

Işık kinematiği ile fazlaca ilgilenmiş biri olarak bu sorunun en az reddedilen yanıtı şöyledir: Işığın hızı vakum ortamında ' c ' dir. Madde içeren ortamlarda (hava, su, yağ, eriyikler, cam, kuvars, elmas vb.) ışık hızı azalır; çünkü ortam molekülleri tarafından emilir ve tekrar yayınlanır. Azalmış değeri de ortam boyunca sabit kalır; ortamı terk ettiğinde normal hızına döner.

Konu açılmış iken ışığın aslında kızıl ötesi ve mor ötesi aralığında (Alfa IşınlarıBeta IşınlarıUzun IşınlarOrta IşınlarKozmik IşınlarıGama IşınlarıKısa IşınlarX IşınlarıMorötesiGörünür IşıkKızılötesiMikrodalgaRadyo dalgalarıTelevizyon dalgalarıAkıllı Telefon DalgalarıKısa DalgalarOrta DalgalarUzun DalgalarOmega Dalgaları - Wikipedia) çeşitli ışık türleri vardır. Bunların dalga boyları  3 x 10-23 cm ile 1010 cm (britannica Enc) arasında değişir. İnsan gözü 4x 10 -7 ile 7x10 -7 cm aralığındaki ışıkları
görür; yani evrene -örneğin- 30 trilyon metre uzunluğundaki bir tahta perdenin 3 cm. lik bir aralığından bakıyoruz.
Rontgen tekniği ile demir boru içini (kaynaklama protokolü) görebildiğimize göre IŞIK katı cisimlerden de  geçebiliyor.

Cam katı zaten. Söylediğiniz şey şeffaflık ile ilgili. Bunun için nasıl bir açıklaması var acaba bilimin?

Fotonun frekansı yüksekse şeffaf olmayan şeyler de şeffaflaşmaya başlıyor denebilir gibi geldi aklıma. Ama wifi vs de bakınca yakınmış X ışınlarına.
İyonlaştırıcı olan ve olmayan frekanslar falan var diye hatırlıyorum. Tabii bir de genliği var dalganın, mw cinsinden gücüne karşılık gelen o olmalı.

Öte yandan ısı, kızılötesi bir dalga ve herşeyin içinden geçebiliyor. Özel yalıtım yapmak gerek. Hepsi genelde ışık olduğundan, ayna lazer dahil hepsini yansıtıyor olabilir. Isı yalıtımı için kullanılan alüminyum folyo falan zaten ucuz basit bir ayna sayılabilir.

Başlık: Ynt: Hz. Ali
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 03, 2022, 09:33:06 ÖÖ
Alıntı
Bunu yapabilmek çok sağlam ve sistematik bir azim ve inanç gerektirir,

bir konuşma/tartışma sırasında Hz. Ali'ye sormuşlar:

- Allah'a inanmıyor musun?

- İnanmıyorum.

-Nasıl yahu?

- İnanmama gerek yok; çünkü, biliyorum.

Işık kinematiği konusunda Lorentz, Poincare den daha fazla çalıştığımı iddia edebilirim. Einstein'ı katamıyorum; çünkü o fazlaca heyecanlanıp onların fikirlerini sahiplenmiş ve gizem düşkünlüğü (yani subjektif bakış) onu yönetmiş.
 
Ben olayı saydamlaştırdığım için "Özel göreliliğin 200 üncü yıldönümü" başlıklı makalemi yazmaya cüret ettim. Lütfen okuyunuz

https://vixra.org/abs/2104.0016 (https://vixra.org/abs/2104.0016)        PDF 'e tıklayınız.
Başlık: Ynt: Hz. Ali
Gönderen: oe_ - Ağustos 03, 2022, 09:51:56 ÖÖ
Işık kinematiği konusunda Lorentz, Poincare den daha fazla çalıştığımı iddia edebilirim. Einstein'ı katamıyorum; çünkü o fazlaca heyecanlanıp onların fikirlerini sahiplenmiş ve gizem düşkünlüğü (yani subjektif bakış) onu yönetmiş.

Aralarında gizem düşkünü olmayan, hatasını bulup gösterebilecek kimse yok muymuş? Hepsi mi gizem düşkünü imiş?

Peki ya gizemsizlik düşkünleri? Öyle birşey yok mu?
Başlık: Ynt: Hz. Ali
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 03, 2022, 11:44:34 ÖÖ


Aralarında gizem düşkünü olmayan, hatasını bulup gösterebilecek kimse yok muymuş? Hepsi mi gizem düşkünü imiş?

Peki ya gizemsizlik düşkünleri? Öyle birşey yok mu?

Bu güne kadar olan katkılarınız için teşekkür ederim; artık, kayıkçı polemiğine döndü.

Size SON olarak şunu ifade edeyim:

On ana faktör gerektiren bir doğa olayını, yalnızca iki postulayı temel alarak çözümlemeye çalışmak, yanlış ya da fantezi çıkarımlar sunar.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Ağustos 03, 2022, 11:58:17 ÖÖ
Bu dünyada bilmek adını verdiğimiz şey, güçlü ve ayrıksanmış ama gene de bir inançtır.
Şu an bir rüya içinde olmadığınıza emin olamayacağınız için, konuştuğumuz tüm bilgi/bilim denilenler 'parantez içindedir'.
Biz parantez içinde yaşıyoruz, dışında ne olduğunu bilmiyoruz. Ama o kadar alışıyoruz ki, bunu unutuyoruz.
O yüzden, öğrendikçe daha çok şey bilmezsiniz, daha az şey bildiğinizin farkına varırsınız sadece.
Dünyanın başına en büyük çorapları örenler de hep bildiğini düşünenlerdi. Hitler de, ne yapılması gerektiğini bildiğini düşünen bir insandı.

Diğer bir konu, 'gizemsizlik düşkünlüğü' aslında yaklaşık 20 kat daha fazladır insanlar arasında 'gizem düşkünlüğünden' diyeyim.
Bunda da 3 aşama var çünkü. Rasyonel aklı geliştirmeden önceki yaklaşık %80'lik dilim sayılmaz. Çünkü anlamlı değil.
Sonraki yaklaşık %20'lik dilim salt rasyonel akla tapar, gizemi reddeder.
Ancak 3. dilim, ki %1-2'yi pek geçmez, hem rasyonel aklı hem de sezgisel aklı geliştirmiş, dolayısıyla 'gizeme açık' hale gelmişlerdir.
Bilinmeyen olduğu sürece, gizem olacaktır zaten.
Yani sandığınız gibi 'gizem düşkünlüğü' daha yaygın değildir, çok daha nadirdir.

Bir de şu var. E=mc2 formülü, maddenin ve enerjinin birbirine dönüşebilmesi, çok gizemli bir olaydır.
Yani sadece gizem düşkünlerinin peşine düşebileceği türden bir olaydır.
Kim tahmin ederdi ki, minnacık maddeden o kadar enerji çıksın. Şaka gibi.
Ki atom bombası ve nükleer reaktörler gerçekleşmiş olmasaydı, siz buna da karşı çıkar "imkansız" derdiniz.
Pek bir farkı yok görelilikten. Bunların hepsi aynı kaynaktan/mantıktan geliyor.
Hız limitine yaklaşan nesne, giderek daha fazla enerji tüketiyor, ama bunu hıza değil (çünkü limite yaklaşmış)
kütleye çeviriyor. Ve herşey yerini buluyor. Yani bunların hepsi aynı şey aslında.

(Aynı anda yazıyormuşuz. Gene de gönderiyorum.)
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Ağustos 04, 2022, 05:43:33 ÖÖ
Burada olaya şöyle bakıyorum. Dikkat ederseniz, salt iddianızı çürütmek üzere yazmıyorum. Lehinde, aleyhinde aklıma gelenleri karışık olarak yazıyorum. Çünkü bana göre bu bir macera. Birimizin diğerini kendi fikrine ikna etmesi aslında gerçeği değiştirmeyecek. Bir paye de getirmeyecek. Şahsen Einstein'ın hatasını bulmak falan da bana ilginç gelmiyor. Belki eski enkarnasyonlarımdan biriydi Einstein veya Newton veya Fitzgerald veya Hegel... Dolayısı ile onları gözümde büyütmeye veya küçültmeye çalışmak bana ilginç gelmiyor. Bana ilginç gelen sonuç da değil. Belki haklısınız belki haksızsınız veya belki bazı noktalarda haklısınız. Bana ilginç gelen süreç, macera. Anlamaya çalışmak. Çünkü haklı çıkmanın bir anlamı yok; gerçeği değiştirmez bir tartışmada avantaj kazanmak veya kaybetmek.

Bazan çocuklara bir bulmaca sorarım. Fazla kısa bir düşünmeden sonra cevabı bana sorarlar. Ben de, "cevabı öğrenmek sizi geliştirmez" derim. Cevabı bulmaya çalışırken, cevabı baştan öğrenmiş birine oranla çok daha fazla gelişirsiniz. Hatta birçok zaman Amerika'yı baştan keşfetmek gerekir. O bulmaca zaten birileri tarafından çözülmüştür. Ama 'sadece öğrenen' değil, 'çözebilen' olmak için başkaları tarafından tekrar tekrar düşünülmesi gerekir. Yoksa sadece 'bilen'/'öğrenen' olabiliriz, ama 'anlayan'/'çözen'/'yaratan'/'tasarlayan'/'geliştiren' olamayız.

Bana ilginç gelen, ortaya konan görelilik teorisi (sonuç) değil, günler geceler boyu kendi içinde ve aralarında bunu tartışmaları. Hangi aşamaları geçtikleri. Hangi fikirlere karşı fikirler geliştirmek durumunda kaldıkları. Yani süreç. Zevkli olan, macera olan bu. Diğeri sadece bir sonuç, kısa bir an.

---

Bazan şunu hissediyorum: 'haklı ama işe yaramaz nokta' diye bir kavram var. Yoksa da artık var. Bu bir kan davasına benziyor. Bir taraf içinden diyor ki "onlar bizden can aldı, biz de can almakta haklıyız". İki taraf da bunu söylüyor ve haklılar. Hatta karşı taraftan daha haklılar, çünkü "bizden alınan can bizim yakınımızdır, karşı taraftan kaybedilen can ise elalemdir, 'bize göre' önemsizdir" (bakın 'bize göre'. Burada da görelilik var). Dolayısı ile iki taraf da 'birbirinden' haklı. Ve orta noktaya bir adım atmıyorlar. Ancak orta noktaya/dengeye gelinirse daha geniş bir çerçeveyi görme olanağı doğar. Dolayısı ile olayı daha geniş çerçeveden görüp, bunu sürdürmenin iki tarafa da daha fazla zarar vermek dışında bir işe yaramayacağını fark edemiyorlar ("Bütün savaşlar kaybedilir")

Mesela ben Einstein'ın tren/peron deneyinin hatalı/anlamsız olduğunu söyledim/kabul ettim. Ama siz hala "şu noktayı anlamaya kendinize izin verirseniz..." tarzında cümleler kuruyorsunuz. Ben o noktayı geçtim. Beni deneydeki saçmalığa ikna etmek için belki onlarca ileti yazmışsınızdır. Ama "tamam haklısınız" dedikten sonra hiçbirşey söylemediniz. Belki kinaye yapıyorum sandınız. Ama neden öyle düşündüğümü de yazdım zaten oraya, yazarken de yazdığım şeye inanıyordum. "Şimdi inanmıyorum" anlamında değil, bunun önemi yok, tekrar yazmak için tekrar düşünmem lazım, o yüzden. Yani ben kendime karşı da yazabilirim. Veya ana iddiama. Kendimle tartışabilirim, sohbet edebilirim.

Merak ettiğim şey, siz de bunu yapıyor musunuz? Mesela "ne olacak bu enerji korunumunun hali?" veya "sınır hızda nasıl davranacak bunlar?" gibi şeyleri düşünüyor musunuz? Çünkü bence gerçeği arıyorsak, ona her yönden yaklaşmaya çalışmamız ve rahat olmamız gerek. İnsan kendine karşı da çıkabilmeli. Çünkü gerçeği bilmiyoruz, ve ille düşündüğümüz şey çıkacak diye bir zorunluluk da yok.

O yüzden ben bunun macera kısmıyla ilgileniyorum ve olabildiği kadar ilerletelim, bir sistem kuralım, açıklarını bulalım, tartışalım ve macerayı/süreci yaşayalım, diye düşünüyorum. Sonuçla ve sonuçta haklı çıkmakla çok ilgilenmiyorum. Bu bir seyahat. Sonuç ancak eve dönüş anıdır, seyahat bitmiştir artık. Onda bir lezzet yok.

Bu arada, herkes birşey söylerken karşı tezi savunabilme cesaret ve kararlılığınız hoşuma gitmiyor değil. Bunu yapabilmek çok sağlam ve sistematik bir azim ve inanç gerektirir, hem irade hem akıl hem de özgürlük/bağımsızlık olarak. Ama bunu taçlandıracak şey, tersi yöndeki fikirlere de açıklık oranınız. Çünkü diğer türlü, hiçbirşeyden anlamadığı için sabit fikirli olan insanlar da var hayatta. Sizi bu kategoride görmüyorum; rasyonel akla, kendi analizinizdeki detay seviyesine hakimsiniz; ama ortam değiştirmeye, değişikliğe aynı oranda açık olup olmadığınıza emin değilim. İnsan tabii ki, çoğu enerjisini iddiasını desteklemek yönünde kullanacak, ama belli bir yüzdeyi de 'rahatlama anlarında' karşı tez için kullanabilmeli diye düşünüyorum. Yoksa, orta noktanın/dengenin getirdiği 'daha geniş bakış açısı' imkanını kullanamamış oluruz, diye düşünüyorum.
Bunlar muhteşemdi ve keyfle yararlanarak okudum.. Teşekkürler..
Not: İkinizin karşı karşıya gelmesi ve bu karşılaşmada karşıtlıkların ortaya çıkması oldukça üretken olabiliyor. Haddimi aşıyorsam bağışlayın ama lütfen "psişik faktörü" devreye  sokmadan ve birbirinize küsmeden, kırılmadan  "düşünsel bağlamda" savaşmaya devam edin  ve bundan çekinmeyin.. Bu düşünsel açıdan oldukça üretken olabiliyor ve bizlere -en azından bana- keyifli okuma olanakları ortaya çıkarabiliyor..  Emeğinize, olanaklarınıza sağlık ve sağlıcakla kalın..
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: ferda - Ağustos 04, 2022, 02:38:33 ÖS
https://www.gazeteduvar.com.tr/fizikciler-ilk-kez-isik-ve-maddeden-olusan-bir-molekul-olcmeyi-basardi-haber-1576068
Başlık: Ynt:PÜF noktası
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 11, 2022, 10:21:46 ÖÖ
PÜF noktası

Bu başlıkta 23 forum sayfası doldurmuşuz. Kafa karıştırıcı bir durum. Bu konu ile yeni/eski ilgilenenler varsa teori yanılgılarının temel sebebini yani PÜF noktasını bir iki cümlede özetleyivereyim dedim:

Işık hızını aynalı gidiş dönüşlü özel bir düzenek ile ölçüyoruz ve c = ~300 000 km/saniye buluyoruz ya, işte Lorentz, Poincare, Einstein ve geçen 117 yıl boyunca akademisyenler ve çoğunluk, bu değeri fotonun ışık kaynağından uzaklaşma hızı olarak varsaydılar. Teori tümüyle bunun üzerine kuruldu.

Oysa bu düzenek, fotonun yalnızca uzay boşluğundaki hızını ölçebiliyordu; kaynağı ile arasındaki mesafenin değişim hızını değil.

Bu seçenek mevcut ve ne yazık ki gerçek de bu.  23 sayfa okumadan bir tek bu İPUCU ile teorinin yanılgılarını anlayabilirsiniz.

Başka bir ifade: Foton salınma noktası uzay boşluğunda -sanal olarak- işaretlenir. Foton bu noktadan c hızıyla uzaklaşır. Işık kaynağı,  fotonu salma anında bu noktadan geçmiştir. Foton ile ışık kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızıyla değişir; fakat mevcut aynalı düzenek ile bu ışığın hızı ölçüldüğünde gene c  değeri bulunur.

Yalnızca bu püf noktasını bilmek, içselleştirmek bile teorik fizik alanında sizi bir üst lige taşıyacaktır.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ağustos 24, 2022, 11:07:26 ÖÖ
Bu başlığın ilgilenenleri için ilginç bir şey paylaşayım:

Bilindiği gibi Einstein Özel görelilik teorisini, foton ve ışık kaynağının yalnızca tek yönde ve paralel hareketi halinde analiz etmiştir. Diğer yönler ihmal edilmiştir. Sadece kaynağın yoluna dik doğrultuda giden foton için "izdüşüm sebebiyle etkisiz" demiştir.

(https://i.hizliresim.com/k3nh1xy.jpg) (https://www.hizliresim.com/k3nh1xy)

Şekilden hatırlayalım: Paralel foton hareketi için SR mentalitesini; dik foton hareketi için LCS mentalitesini kullanmış. Yani foton salınma noktası ( O ) dış referans çerçevede işaretleniyor; kaynak, foton salınma anında bu noktadan geçiyor.

Einstein, farkında olmadan LCS yöntemini ONAYLAMIŞ.

Ne diyeyim asıl gerçeği ıskalamış; gizem yüklü çıkarımlar sunan hipotezi öncelemiş.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Ağustos 27, 2022, 06:04:29 ÖS
NASA Bilim Adamları Karanlık Enerjiyi Araştırıyor - Albert Einstein'ın Yerçekimi Teorisini Yeniden Çalışma Zamanı mı? (NASA Scientists Probe Dark Energy – Time To Rework Albert Einstein’s Theory of Gravity?)

https://scitechdaily.com/nasa-scientists-probe-dark-energy-time-to-rework-albert-einsteins-theory-of-gravity/
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 04, 2022, 10:51:06 ÖÖ
PÜF NOKTASI na ek açıklama

Özel görelilik teorisi fotonun, ışık kaynağından (örneğin bir flaştan) daima c değerindeki hız ile uzaklaştığını iddia ediyor ya; foton salındıktan sonra örneğin sağ tarafa giderken flaş sol tarafa giderse (ki, herhangi bir engel yok) bu durumda flaş ile foton arasındaki mesafenin c hızıyla artması için kaynak flaş, -kendi hızı kadar- fotonu geri çekmesi gerekir; bu nedensellik ihlali çok açık ve net (aynı yönde gittiklerinde flaşın kendi hızı kadar fotona ilk hız eklemesi yapması gerekir; ki fotonun kaynağının hızından bir ekleme almadığını da biliyoruz).  Flaş ve foton paketi aynı yönde giderse zihin bu uygunsuzluğu netleştiremiyebilir ve tolere edebilir. Hatta diyebilirsiniz ki flaş ve foton aynı yönde gittiğinde özel görelilik teorisi uzunluk boyutunu kısaltıyor; bu kısalma olayı açıklayabilir; iyi de flaşın hızı sebebiyle fotonun henüz gitmediği yolunun kısalması nasıl olacak? Hepten saçma.

Zıt yön analizi, uygunsuzluğu reddedilemeyecek kalıpta sunuyor. Zıt yönde flaş/ışık kaynağı fotonu flaşın hızı kadar geriye mi çekecek? Saçma ötesi.


İşte SR nin ÇOCUKÇA mentalitesi. Bilim kılıfındaki bir masalın yüzyıldan fazla süredir insanlığı büyülüyor olması çpk ilginç. Bilim bu uygunsuzluğu sahiplenmekten vazgeçmelidir artık. Derslerde "tuzak bilim" teması olarak anlatılabilir.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Eylül 08, 2022, 04:10:27 ÖS
Sayın Özgen Hocam ( https://www.youtube.com/watch?v=ev9zrt__lec&list=PLkyBCj4JhHt_pz8HUG7rbMeKFsStae10k&index=1 ) "Albert Einstein’ın İzafiyet Teorisi" videosunu izlerseniz, göreliliğin anlatıldığı videonun neresinde teorik hata var?
Zamanınız olursa yanıtlayabilir misiniz?
Saygılarımla...
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 08, 2022, 05:56:13 ÖS
Sayın Özgen Hocam ( https://www.youtube.com/watch?v=ev9zrt__lec&list=PLkyBCj4JhHt_pz8HUG7rbMeKFsStae10k&index=1 ) "Albert Einstein’ın İzafiyet Teorisi" videosunu izlerseniz, göreliliğin anlatıldığı videonun neresinde teorik hata var?
Zamanınız olursa yanıtlayabilir misiniz?
Saygılarımla...

Bana daha somut açıklama yapmak için bu fırsatı verdiğinizden teşekkür ederim P_zar.

1-Gece karanlık, otogarda bir otobüsün içindeyim. Birden, hareket ettiğimiz zehabına (?!?) kapılıyorum; bakıyorum şoför yok. Evet iki objeyi evrenin kalanından izole ettiğimizde hangisinin hareket halinde olduğunu çözmemiz zor olmakla birlikte evrende duran hiçbir şey olmadığını bildiğimizden kendimize ya da kerteriz partner objeye referans rolü vermek algıda yanılmaya neden olabiliyor.

2- Gerçi, ivmelenme halinde içinde bulunduğumuz aracın hareket halinde olduğunu anlarız ataletimiz bizi geriye iter; ya da aracın yavaşlaması halinde öne doğru eğiliriz.

3- Videoyu çeken kişi özel görelilik teorisinin birinci postulasını, (sanırım ikizler paradoksunu dikkate alarak *) yanlış belirlemiş. Teorinin birinci postulası (ön kabulü) "sabit hızla lineer giden bir cismin eylemsiz çerçeve olarak işleme alınabileceği" ilkesidir. Bu ilke "Galilei görelilik ilkesi olarak bilinir. Teorinin "ÖZEL" sıfatı bu ilkeden gelir. Bu postulanın SR için kullanılması YANLIŞTIR. Çünkü, bu ilke yalnızca cisimler arasında ve kütlesel aktarım halinde geçerlidir. Örneğin, sabit hızla ve lineer giden bir geminin gözlem direğinin tepesinden bir çakıl taşını serbestçe bıraktığımızda çakıl direğin dibine düser. Gemi hızlanır ya da yavaşlarsa ya da dönüş yaparsa çakıl taşı, direğin açığına düşer; ilkenin açılımı/özü budur, yani gemi hareketsizmiş gibi netice verir; çünkü çakıl geminin hızından yatay bir ilk hız bileşeni edinmiştir. Işık ya da foton geminin hızından bir ilk hız edinmediğinden Einstein ve diğerlerinin eylemsiz çerçeve kanaati isabetli değildir. Çakıl taşı yerine flaş çakması (foton paketi) koyduğumuzda, ışık geminin hızından bir ekleme almayacağından -foton, direk boyu mesafesini katetmesi için gereken sürede gemi de bir miktar yol alacağından- foton gemi direği dibinin gerisini işaret eder. Nitekim, Einsten, hem özel görelilik teorisinde dik izlekte giden ışık için hem de genel görelilik teorisinde (asansör kabini düşünsel deneyinde) kabin duvarına dik giden foton için bu ilkeyi analiz dışı bırakmıştır (bu nokta çok ilginçtir; acaba, aymış da anlaşılmayacağına mı güvenmiştir; yoksa, kendi kendini de mi aldatmıştır?) .

4- Özel görelilik teorisi ile ilk tanışanlar ya da daha önce kendisi bir fikir yürütmemiş olanlar teorinin yönlendirmesine maruz kalıyorlar. Video da roketten salınan lazer ışığının düşey izleği pilot için referans zaman temposu olarak belirlenmiş. Dünya üzerindeki gözlemcinin bu lazer ışığını diyagonal izlekte daha uzun kattetiği söyleniyor. İşte tam bu noktada bir illüzyonist numarası var: Roketten salınan lazer ışığı düşey değil açılı ya da diyagonal salınmış gibi (lütfen tekrar izleyiniz)(**). Yöntem bilimine göre analiz, tek ve tanımlı foton ya da foton paketi ile ve delikli plaka filtre ile düşey doğrultu verilmiş foton marifeti ile yapılmalıydı. Bu anlatım düşünsel deney formatında olduğundan ve lazer ışığı süreklilik halinde işleme alındığından başlangıç noktası ile aynaya ulaştığı nokta zihnimizde birleştiriliyor ve izlek, diyagonal oluyor. Bu diyagonal gidiş kanaatine sebep olan çapraz çizgi üzerindeki her nokta -aslında- başka bir zaman anında salınan fotonlardan oluşuyor. To anında flaş gibi  tek kaynaktan salınan tek foton delikli filtre ile düşey doğrultuda gider. Başka bir şansı yoktur. Zihnimizin algı yanılmasını gidermek için tek foton ve filtre kullanmak gerekiyor.

5- Teorinin ikinci postulası "ışık hızı, her gözlemciye göre aynıdır". Bu muğlak bir ifadedir (fizikçilerin dil beceriksizliği). İfadenin doğrusu, "her gözlemci ışık hızını c değeri olarak ölçer" dir. İkisi arasında anlam bakımından dağlar kadar fark var. Ayrıca neyi ölçüyor? sorusu neticelendirilmeden bir yargı oluşturuluyor. Bakınız (bu  başlığı izleyenler lütfen gerekirse birkaç kez okuyunuz ve içselleştirmeye çalışınız; insanlık ve halen akademisyenler nasıl yanılıyor; görün) Her nerede ölçersek ölçelim ışık hızını c = 300 000 km/sn buluyoruz. Bu deneysel sonuç olarak doğru; reddedilemez. Fakat bu bu deney neye göre olan hızı ölçebiliyor? Teori, Lormar, Lorentz, Poincare, Einstein ve neredeyse tüm fizik akademisyenleri fotonun, kaynağından ya da ölçüm ortamından uzaklaşma hızını ölçüldüğünü zannediyor. Başka ifade ile kaynak ile foton arasındaki mesafenin c değeri ile arttığını kabul ediyor. "Kabul ediyor" diyorum ama üzerinde düşünerek bir karar süreci işleterek değil; adeta, matematikteki "aksiyom" gibi kanıtlanması gerekmeyen başlangıç kurgusu muamalesi yapıyor. Mekanik alışkanlıklarından bu kanaate damgalanmışlar; başka bir seçenek akıllarına bile gelmiyor. Diğer seçenek: PÜF NOKTASI: Aynalı ve sürekli foton akımı eşliğinde ölçülen ışık hızı yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel ışık hızıdır. Ölçümlerin yönden bağımsız olması bu sonucun kanıtıdır. Sadece bu hususu idrak etmek bile özel görelilik teorisini ve türev çıkarımlarını çökertir. Bilim adamları akıl edebilseydi bu teori olmayacaktı.

6- Teori foton salındıktan sonraki anları ihmal ediyor ve flaşın/ışık kaynağının özgürce başka yönlere gidebileceğini göz ardı ediyor. Buna dayanak olarak  ölçümde bulunan c değerini gösteriyor.



 (*) İkizlerin ikisi de rokette ve zıt yönde gidiyor olsunlar; uzun eliptik bir yörüngeden tekrar buluştuklarında -teoriye göre- biri diğerine göre genç kalacak; ama ikisi de hareketli olunca birine (A'ya) referans rolü verdiğinizde diğeri genç kalır. Eğer B' ye referans rolü verirseniz -teoriye göre- bu defa A genç kalmalıdır. Nedenselliğe aykırıdır. ikisi de birbirini aynı yaşta görecektir. Yani "paradoksun paradoksu"; yanlış teorinin uzantısı katmerli yanlış oluyor.

(**) Delikli plaka filtre koşuluna katılmayan varsa şunu söyleyeyim. Hareket halindeki roketten yere dik gönderilen lazer ışığı dış gözlemci tarafından diyagonal izlek algılaması sebebiyle roketin zamanının yavaşlayacağına inanıyorsa, roketten tanjant (açı) = v/c açısıyla gönderilen ışığın rokete düşey gidip geleceğini ve bu temponun -tıpkı mantıkla- zaman temposunu hızlandıracağını dikkate almalıdır.

SONUÇ: Teori, ışık hızının kaynağının hızından hem ekleme almadığını kabul ediyor ve hem de fotonun -tıpkı arabadan ileriye fırlatılan bir taş gibi taşın arabadan ilerleyen anlarda da taş hızıyla- c hızıyla uzaklaşacağını iddia ediyor. Hem ekleme almaz diyor; hemde ekleme alıyormuş gibi muamele yapıyor. Argümanı da ölçme sonucu; yani c +/- V beklerken  daima c bulması. Işığın evrensel hızını ölçtüğünü akıl edememesi.

Yani; BÜYÜKLERE MASALLAR.


Başlık: Ynt: Genel görelilik
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 11, 2022, 01:15:57 ÖS
Genel görellikte ışık izleğinin eğrilmesi (çekimsel mercek)

(https://r.resimlink.com/1bVgKUm.jpg) (https://resimlink.com/1bVgKUm)

Bir önceki iletide videodaki çapraz/diyagonal foton izleği konusundaki sözel açıklamayı anlamak zor olabilir diye şekil ile açıklamak istedim.

Aslında bu düşünsel deney, taban ve tavanı ayna kaplı tren vagonu içinde düzenlenerek Lorentz'in zaman birimi genleşmesi / zaman yavaşlaması denklemi çıkarımında da kullanılır. Einstein da aynı kurguyu Genel görelilik teorisindeki ışık izleğinin eğrilmesi hipotezini açıklamak için asansör kabini düşünsel deneyinde kullanmıştır. Yukarıda verilen şekil hem Lorentz hem de genel görelilik mentalitesinin yanlışlığını net olarak sergilemektedir.

1- Asansör kabini duvarındaki bir delikten her saniye bir tek foton yatay olarak salınmaktadır (P1, P2, P3,.....)
2- Asansör kabini her saniye bir miktar yukarı doğru yer değiştirmektedir.
3- P1 fotonu 4 birim sürede kabinin karşı duvarında bir noktayı işaretler. Bu nokta ışık kaynağının yeni konumundan, asansörün 4 birim sürede aldığı yol miktarı kadar aşağı pozisyondadır.
4- Einstein T4 anında çektiği fotoğraf üzerinden Kaynak ile P1 fotonunun ulaştığı bu noktayı birleştirip foton izleğinin diyagonal doğru (ivmeli halde eğri) olduğunu iddia ediyorl. Oysa P1 fotonunun izleği saniye saniye ya da adım adım takip edildiğinde (dört boyutlu ya da film gibi izlendiğinde) yatay bir doğrudur. Zihnimiz yanlış olarak P4 fotonunun salındığı nokta ile P1 fotonunun karşı duvarda ulaştığı noktayı birleştiriveriyor. Oysa dışarıdaki gözlemci kaynağın geçen sürede yer değiştirdiğini idrak edebiliyor. Kabin içindeki deneyci kabin hareketinin farkında olmadığında foton izleğinin eğilmesini yanlış yorumluyor.
5- Bu şekildeki açıklama, genel görelilikte ivme eşliğinde foton yolunun eğrildiği şeklinde neticelendirilmiştir. ben burada asansör kabininin ivmesiz, yani sabit hızla yükselme halinde ele aldım. Einstein'ın genel görelilikteki çekimsel mercek öngörüsü aslında ivmelenme olmadan da gerçekleşiyormuş gibi (bu defa diyagonal izlek sebebiyle). Bu sonuç da ivmelenmeyi kütle çekimi  ile eşleştirmeye gerek bırakmıyor (genel görelilik teorisi ivme ile kütle çekimini özdeşleştirmek için epeyce sayfa ayırmış). Yani ışık izleğinin eğrilmesi doğrudan kütle çekimi ile bağlantılı.

Lorentz'in zaman yavaşlaması için tren içi aynalı düşünsel deneyinde de -yukarıdaki resimde olduğu gibi- film kareleri gibi adım adım düşündüğümüzde/izlendiğimizde başlangıç fotonu ile bitiş fotonlarının aynı olmayacağını idrak edebiliriz. Zihin kestirmecilik yaparken yanlış kanıya varıyor.

Einstein ve diğer konuyu inceleyenler bu şekildeki gibi adım adım izleme yapsalardı zihnin kestirmeciliğik özelliğinin kurbanı olmayacaklardı; özel ve genel görelilik teorileri olmayacaktı.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Eylül 30, 2022, 04:26:09 ÖS
Yabancı forum ve tartışma/irdeleme (discussion) sitelerinde yeni fikirler öne sürüldüğünde (örneğin evrensel/universal saat modeli) bilim insanları "tamam fikir güzel" de gene de özel görelilik teorisi eşliğinde bu fikri ele alalım türü bir şeyler söylüyorlar.

Einstein'ın hayatı incelendiğinde özel görelilik teorisinin eşi Mileva'nın katkılarıyla oluşturulduğu dillendiriliyor. Yani eşiyle müzakere irdeleme yapılmış olduğu kaydediliyor. Teorinin üstünkörülüklerini idrak ettiğim için bu kayıtlara (içselleştirildiği iddialarına) katılmamakla birlikte günümüz bilim insanlarının Einstein'ın yaptığı söylenen analizi bizzat yapmadıklarına inanıyorum. Oysa "günümüz bilimsel analiz performansı daha yetkindir" diye düşünüyorum ve yeniden ilk defa ele alıyormuş gibi analiz yapılmasını önemsiyorum. Özel görelilik analizini bizzat yapan yetkin bilim insanı (ki bu bilişsel özgüvene sahip lise öğrencisi dahi olabilir) ışık hareketi konusunun yalnızca iki postuladan daha fazla faktör gerektirdiğini akıl edebilir. Teorinin yaklaşımında olan mantık kusurlarını keşfedebilir (örneğin, ışık hızının kendi kaynağının hızından bir ekleme almadığı açıkça ifade edildiği halde bir fotonun kaynağının hızına rağmen -sanki kaynağından bir ilk hız edinmişçesine- kaynağından daima c hızıyla uzaklaşacağı mentalitesindeki uygunsuzluğu sezebilir. Ya da mantığı tam bu noktada çözüme ulaşamadığı için düz okuma ya da ezber ile yetinebilir). Mevcut durumda olan biten budur. Çoğunluğun mazuriyeti bu mantık tıkanması. Peki niye ışık hızı ölçümünde c değeri elde edilmesine başka bir açıklama seçeneği aramıyorlar? Bu çok önemli; önce başka seçenekleri ortaya koyun, bakalım. Lorentz, Poincare, Einstein bir başka seçenek aramamışlar ve Lorentz ile Poincare bu tutarsızlık nedeniyle bulgularını fazla force etmemişler; köpürtme yapmamışlar. Einstein bu noktayı gizem tutkusu ve arayışı eşliğinde rasyonalize etmiş; akla uydurmuş ve fantezi çıkarımlar yapmış.

Özel görelilik teorisinin ilk oluşturulma sürecini bizzat tekrarlamak isteyen günümüz amatör ya da profesyonel bilim insanları bu analiz sırasında teorinin ana postulalarının -içerikleri incelendiğinde- yanlış olduğunu görebilir/görebilmelidir.

Sorarsanız, bu açılımı beraberce yapabiliriz.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 03, 2022, 11:03:04 ÖÖ
  Peki niye ışık hızı ölçümünde c değeri elde edilmesine başka bir açıklama seçeneği aramıyorlar? Bu çok önemli; önce başka seçenekleri ortaya koyun, bakalım. Lorentz, Poincare, Einstein bir başka seçenek aramamışlar 

Özel görelilik teorisinin ilk oluşturulma sürecini bizzat tekrarlamak isteyen günümüz amatör ya da profesyonel bilim insanları bu analiz sırasında teorinin ana postulalarının -içerikleri incelendiğinde- yanlış olduğunu görebilir/görebilmelidir.

Sorarsanız, bu açılımı beraberce yapabiliriz.


Einstein'ın sağlığında (ve halen) deneylerin başlangıç niyeti dışında başka hangi hipotezleri desteklediği henüz araştırılmıyordu; böyle bir bilinç ve protokol yoktu; deney sonucu, başlangıç niyeti doğrultusunda yorumlanıyordu. Işık hızı ölçüm deneyinde başlangıç niyeti "kaynağından uzaklaşma hızı” olarak bir nevi gizli postula gibi işlev görmüştü.

Ölçülen tüm hızları ölçüm ortamından uzaklaşma hızı olarak etiketlemek ve kullanmak mekanik alışkanlıklarımızın bir uzantısıdır. Işık gibi evrensel konularda yerel postulaların içerikleri ya da geldisi özellikle araştırılıp bilimsel karar süreci işletilmelidir. Özel görelilik teorisinin şöhreti ve parlak (beyin kamaştırıcı) çıkarımları bu özeni hakeder.

Kandırılmaya izin vermeyiniz.
 
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 23, 2022, 12:54:04 ÖS
Suda yaşayan canlılar, örneğin bir balık su ortamının tutsağıdır. Hayat alanı sınırlıdır ve zihinsel etkinlikler edinse bile düşünsel referansları bu su ortamının etkisinden kurtulması kolay değildir. İnsanların da benzer yaşam alanı var: Dünya. Doğal interaktif etkileşimler insanın organizmal yapısını dünya ortamına uyumlu hale getirmiştir. Biz insanlar, dünya dışında uçsuz bucaksız bir evren olduğunun farkındayız. Ne var ki evrene dünyadan bakıyoruz. Evrenin dışından bakma ya da resmin bütününü görme imkanımız yok. Böyle olunca ancak zihnimizde canlandırabiliriz, ki bu da donanım ve sistematik düşünme gerektirir. Elimizde bilim var; bilimin isabetli ve verimli kullanılması için yöntem bilimi de var.

Yüz sene öncenin bilimsel çerçevedeki yaklaşımları ile bugünün yaklaşımları farklıdır. Özel görelilik teorisi de 117 yıl öncenin bir çalışmasıdır ve hayat örsünden muaf olduğundan (örneğin bir tedavi yöntemi önerisi değil) hiç değişmeden kalmıştır. Teori mentalitesini içselleştirme adımı da ihmal edilip yüzeysel okuma ile yetinilince çoğunluk, genel kabulden destek alarak fantezi çıkarımlarının gizem düşkünlüğümüze sunduğu rüşvetler eşliğinde teoriyi idol haline getirmiştir. Kuşkusuz şovenist akla uydurma içerikli bilim kılıfındaki makaleler (Muon ömrü, hafele-keating deneyi, GPS düzeltmesi iddiası vb.) de insanları ilk yaklaşımda yanıltmaya hizmet ediyor.

Hepsi iyi de akademisyenler, teori mentalitesini bizzat adım adım incelemeden (Postulaların içeriğinden emin olmadan*) hala teoriye övgüler düzüyorlar. İnsanlığın bilimdeki yüksek başarıları yanında bu tablo çok asimetrik kalıyor.

(*) Bu iletiyi okuyan bir akademisyen var ise lütfen şu açıklamayı dikkate alsın: 1- Eylemsiz çerçeve koşulu olan sabit hızla doğrusal hareket (Galilei görelilik İlkesi) şartı yalnızca cisimler (kütleli objeler) arasında geçerlidir. 2- Işık hızı ölçüm deneyi, ışığın yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçebiliyor; kaynağından uzaklaşma hızını değil (bu seçenek mevcut ve her yönde aynı değerin bulunması bir deneysel kanıttır).
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: P_zar - Ekim 29, 2022, 11:29:40 ÖÖ
bizden tam terse yönü doğru uzaklaşan ışığın (A yönüne giden ışık) bir kısmı her yöne (birazı da bize doğru, B yönü) geliyor. Biz sadece bize gelen ışığı (bir kısmı da B Yönüne yani bize doğru gelen fotonların) ölçüyoruz, ancak,  A yönüne giden ışığı ise dikkate almıyoruz/ölçmüyoruz mu diyorsunuz?
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Ekim 29, 2022, 12:44:37 ÖS
bizden tam terse yönü doğru uzaklaşan ışığın (A yönüne giden ışık) bir kısmı her yöne (birazı da bize doğru, B yönü) geliyor. Biz sadece bize gelen ışığı (bir kısmı da B Yönüne yani bize doğru gelen fotonların) ölçüyoruz, ancak,  A yönüne giden ışığı ise dikkate almıyoruz/ölçmüyoruz mu diyorsunuz?

Sorunuzu tam anlamadım. Genel bir yanıt vereyim.

Işık hareketi konularında ilk yaklaşımlar özneyi "ışık" olarak kullanmıştır. Yöntem bilimine göre -berrak ve akıl karıştırmayan bir analiz için-  tek ve tanımlı foton kullanılmalıdır; ayrıca delikli plaka ile doğrultu ve yön verilmelidir; Dediğiniz gibi bir yıldızdan salınan fotonlar, 41253 küresel derece ve kesirlerindeki doğrultu ve yönlerde gidebilirler. Özel görelilik teorisi bunlardan sadece kaynağın gidiş doğrultusunda olanı analiz etmiştir ve çıkarımlar yapmıştır (Bununla beraber, dik giden ışık için izdüşüm sebebiyle birim deformasyonu olmayacağını bir cümle not etmiştir). Açılımda,  "kaynağına paralel giden fotonun hız sabitliğini korumak için zamanın yavaşlayacağını iddia ederken, dik giden fotonun hız sabitliği için zaman temposunun değişmesine gerek olmadığını" söylüyor. 41253 derecedeki diğer fotonların değişik oranlarda zaman temposunu yavaşlatacağını gözlerden gizliyor. Rölatif hareket halindeki saat ne yapsın? Aynı anda, değişik tempoları gösteremez ki. Bir de kalkıp atomik saatler marifetiyle (Hafele - Keating deneyi) özel görelilik zaman bozulmasını kanıtladık diye makale yazıp akademik derece alıyorlar. Bu sahte değil "karikatür bilim" olur (teorik altyapısı çürük bir hipotezi kanıtlamışlar).

NOT: Gözümüze gelen her foton, c hızıyla gelmiştir. Elimizdeki bir ışık kaynağından çıkan bir foton ile elimiz arasındaki mesafe c +/- Vu hızıyla değişir (fakat mevcut aynalı sistem ile ölçtüğümüzde bu değeri değeri değil c değerini buluruz).
Başlık: Ynt: Üstünkörülük
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 05, 2022, 04:58:02 ÖS
Alıntı yapılan: alıntı
Işık hızı ölçüm deneyinde başlangıç niyeti, "ışığın, kaynağından ya da deney ortamından uzaklaşma hızını ölçmek" olduğunda elde edilen sonuç da bu niyet doğrultusunda/çerçevesinde tanımlanır. Gerçekte "hangi hızın ölçüleceği" bilinç eşliğinde belirlenmiş değildir. Bu nokta "flu" dur; diğer objelerin özellikle cisimlerin hız ölçümlerinden öykünür (yerel hız gibi ele alınır).  Deney tasarlanırken ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçmeye niyet edilseydi, sonuç -aynı insani tutumla- "ışığın evrensel hızı" olarak tanımlanacaktı.

Işık hızı ölçüm sonucu, halen "foton ile kaynağı arasındaki mesafenin büyüme hızı" olarak etiketlenip kullanılıyor. Biri de çıkıp "ışığın hangi hızını ölçüyoruz? (*)" demez mi? Bunu akıl etmek için şeytanın avukatı olmaya gerek yok. Bir defa ölçüm deneyi ya da düzeneği tamamen ışığa özgü ve özel. Yani "bu deney hangi hızı ölçebilir?" kararı bilimsel inceleme sürecini gerektirir ve insan bilişsel kapasitesi içindedir. Fizik akademisyenleri bu üstünkörülüğü aşabildiklerinde özel görelilik teorisine sadakatleri bitecek ve yeni üst vizyona terfi edeceklerdir.


(*) Bu inceleme sürecini biz gerçekleştirdiğimizde fotonun uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebildiğimizi idrak ediyoruz. Bu aynalı düzenek ışığın kaynağından uzaklaşma hızını ölçemez. Kaynağına göre ya da kaynağından uzaklaşma hızını ölçmek için tek fotonun yalnızca gidişi halinde hızını ölçmek gerekir (Link: https://vixra.org/abs/2006.0223 )
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Kasım 06, 2022, 12:06:38 ÖS
Siz 'yönlü' gözlem/deney/düşünce ürettiklerini söylüyorsunuz ya, aslında siz de bütünlükle ilgili noktaları gözardı ettiğiniz için (enerjinin korunumu, sınır hızda neler olur vs), başkaları tarafından aynı şekilde görülebilirsiniz. Yani siz de kendi düşüncenize yakın şeylerle ilgileniyorsunuz.

Aklıma gelen bazı sorular var.

Işığın her yönde aynı ölçülmesini onun 'evrensel hızını' ölçtüğümüze dair bir kanıt olarak görüyorsunuz. Oysa biz ne zaman birşeyin 'evrensel hızını' ölçebildik ki? Ölçüm denen şey hep bir referansa göredir. Burada da ölçmenin yapıldığı ortam referans oluyor. Yani bu bir yorum, kanıt değil.

Diğer yorumlama şeklini de Einstein yaptı ve görelilik ortaya çıktı zaten. Üstelik onun yorumlamasında "her nesnenin göreli hızını ölçüyoruz ama ışığın mutlak hızını ölçebiliyoruz" gibi bir istisna yok. Biz hiçbir zaman mutlak hız ölçemedik.

---

Diğer nokta. Işığı ölçme düzeneklerinin onu gerçekten ölçemediğini düşünüyorsunuz. Buna sebep olarak tekli foton ve aynalı gel-git düzeneklerinin buna engel olduğu söylüyorsunuz. Oysa tekli foton çok da önemli değil. İlk çıkan foton zaten ilk varacaktır. Yani ilk saptanan foton ilk fotondur, ve ölçüm tekli gibi görülebilir.

Aynalı düzenekle ilgili de şöyle bir sıkıntı var, sizin düşüncenizle sanırım çelişiyor. Sonuçta gerçek hızını ölçselerdi, "bir yönde c+v, diğer yönde c-v olacaktı, ortalamayı alınca da c çıkıyor bu sayede" diyorsunuz. Oysa sizin sisteminizde c'nin üstünde bir gerçek hız olamaz. Dolayısıyla bir yönde c-v diğer yönde ancak c olabilecekti. Ortalaması da bu durumda c - v/2 olurdu. Yani c çıkmazdı.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 06, 2022, 01:59:56 ÖS

1- Işığın her yönde aynı ölçülmesini onun 'evrensel hızını' ölçtüğümüze dair bir kanıt olarak görüyorsunuz. Oysa biz ne zaman birşeyin 'evrensel hızını' ölçebildik ki? Ölçüm denen şey hep bir referansa göredir. Burada da ölçmenin yapıldığı ortam referans oluyor. Yani bu bir yorum, kanıt değil.

2.1- Diğer yorumlama şeklini de Einstein yaptı ve görelilik ortaya çıktı zaten. Üstelik onun yorumlamasında "her nesnenin göreli hızını ölçüyoruz ama ışığın mutlak hızını ölçebiliyoruz" gibi bir istisna yok.
2.2-Biz hiçbir zaman mutlak hız ölçemedik.

3- Diğer nokta. Işığı ölçme düzeneklerinin onu gerçekten ölçemediğini düşünüyorsunuz. Buna sebep olarak tekli foton ve aynalı gel-git düzeneklerinin buna engel olduğu söylüyorsunuz. Oysa tekli foton çok da önemli değil. İlk çıkan foton zaten ilk varacaktır. Yani ilk saptanan foton ilk fotondur, ve ölçüm tekli gibi görülebilir.

4- Aynalı düzenekle ilgili de şöyle bir sıkıntı var, sizin düşüncenizle sanırım çelişiyor. Sonuçta gerçek hızını ölçselerdi, "bir yönde c+v, diğer yönde c-v olacaktı, ortalamayı alınca da c çıkıyor bu sayede" diyorsunuz. Oysa sizin sisteminizde c'nin üstünde bir gerçek hız olamaz. Dolayısıyla bir yönde c-v diğer yönde ancak c olabilecekti. Ortalaması da bu durumda c - v/2 olurdu. Yani c çıkmazdı.

1- Aynalı sistem ile ışığın uzay boşluğuna göre olan hızını ölçebiliyoruz (Buna mutlak hız demek çok doğru değil; çünkü LCS yöntemi ile incelendiğinde bir miktar noksan ölçüldüğü ortaya çıkıyor), Mekanikte yani cisimler özne/denek olduğunda yerel ortam referans çerçevedir. Mekanikteki bu alışkanlığın ışık hareketine doğrudan uygulanması sorunludur; buna izin vermek için bilimsel inceleme ve karar süreci gerekir. Işık hızı için uzay boşluğu referans çerçeve alındığında ve kaynağın hızı için de uzay boşluğuna göre olan değer dikkate alındığında bunlar arasında işlem yapılabilir.

2.1- Evet, Lorentz, Poincaré ve Einstein ile fizik akademisyenleri hepsi bu aynalı düzenekle yapılan ölçüm sonucunu fotonun kaynağından uzaklaşma hızı olarak kabul ettiler ve bu kabul özel görelilik teorisinin özü (gizli postulası) oldu. Mekanikten gelen damgalanma hız çeşidi olarak başka seçenek düşünmeye izin vermiyordu. Ya da onlar da konuyu yüzeysel ele aldılar.

2.2- Işığın evrensel hızını ölçebiliyoruz; ölçüm düzeneğimiz yerel hızını ölçmemize izin vermiyor. Ölçüm işlemi başlangıç niyetimiz, ışığın evrensel hızı olsaydı, gene aynı düzeneği kullanacak ve sonucu bu defa -aynı tutumla- evrensel hız olarak etiketleyip kullanacaktık. Neyin ölçüldüğü bilimsel karar süreci gerektirir; özel görelilik teorisi bu belirlemeyi ihmal etmiştir.

3- Işık ile ilgili deneylerde ışığın kesintisiz kullanılması ışığın doğasından ve yüksek hızından kaynaklanıyor. Tek fotonun izole/kontrol edilememesi doğanın umurunda değil. Michelson Morley deneyinde de aynı sorun var: Yorumcular başlangıçtaki foton paketinin ikiye bölündüğü ve bunların farklı uzunluktaki yol miktarını katedip girişim ekranına geldiği peşin hükmü dışına çıkamadılar ve bu deney aşırı presizyon koşullarında -boşu boşuna- binlerce kez tekrarlandı. Oysa, girişim ekranında buluşan foton paketi yarıları farklı anlarda salınan  fotonların yarılarıydı. Bu seçenek insan düşünsel performansı dahilindedir ve gerçek de budur. Işık hızı ölçüm deneyinde döner çark ya da döner ayna sisteminin ışık hızını ölçen devir sayısı belirlendikten ve sabitlendikten sonra kaynak, fotonu saldıktan hemen sonra ışık kaynağı söndürülürse, bu ilk fotonun deneyi tamamlayamadığı görülür. Ayrıca ilk çıkan fotonun izole edilmesi mümkün değildir; bu yüzden deneyi tamamlayan fotonun, başlatan fotondan -dünyanın evrensel hareketine bağlı olarak- önce/sonra olması da mümkündür.

4- Düz aritmetik ile hesaplanmıyor; çünkü  dünyanın evrensel ölçekte (uzay boşluğuna göre olan) hareketi anlık değişken olduğu için foton giderken yolu uzuyorsa, gelirken yolu kısalabilir ya da cosinüs etkisiyle değişik değerler alabilir. Tam olarak dengeleme söz konusu değildir. v/2 tahmini çok uzak.
Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: oe_ - Kasım 07, 2022, 09:09:49 ÖS
2.2- Işığın evrensel hızını ölçebiliyoruz; ölçüm düzeneğimiz yerel hızını ölçmemize izin vermiyor. Ölçüm işlemi başlangıç niyetimiz, ışığın evrensel hızı olsaydı, gene aynı düzeneği kullanacak ve sonucu bu defa -aynı tutumla- evrensel hız olarak etiketleyip kullanacaktık. Neyin ölçüldüğü bilimsel karar süreci gerektirir; özel görelilik teorisi bu belirlemeyi ihmal etmiştir.

4- Düz aritmetik ile hesaplanmıyor; çünkü  dünyanın evrensel ölçekte (uzay boşluğuna göre olan) hareketi anlık değişken olduğu için foton giderken yolu uzuyorsa, gelirken yolu kısalabilir ya da cosinüs etkisiyle değişik değerler alabilir. Tam olarak dengeleme söz konusu değildir. v/2 tahmini çok uzak.

Işığın hızını ölçerken göreli değil, evrensel/mutlak (referanssız) hızını ölçtüğümüz sizin iddianız. Diğer iddia da herzamanki gibi göreli hızını ölçtüğümüz (ve buradan da görelilik fiziği doğuyor).

Siz her doğrultuda sonucun c çıkmasını, ışığın evrensel hızını ölçtüğümüzün kanıtı olarak söylüyordunuz. Ancak şimdi madde 4'te düz aritmetik ile hesaplanamıyor diyorsunuz. Oysa hesaplanacak birşey yok, ölçülüp c çıkmış olması gerek, madem kanıtınız bu.

Ama kanıtınız bu ise de, bu sefer sizin düşünüş tarzınıza uymuyor. Çünkü c+v diye bir hız olamayacağından, c ile c-v 'nin ortalaması olmalıydı sizin bakış açınıza göre. Bu durumda da kanıtınız, sizin bakış açınızla ilgili olmaktan çıkıyor. Bu durum da, diğer iddianın (yani görelilik fiziğinin (ve ışığın hızının göreli ölçüldüğü halde c olmasının)) geçerli olduğu anlamına geliyor.

Başlık: Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
Gönderen: zgnrsn-R - Kasım 07, 2022, 09:54:59 ÖS


Işığın hızını ölçerken göreli değil, evrensel/mutlak (referanssız) hızını ölçtüğümüz sizin iddianız. Diğer iddia da herzamanki gibi göreli hızını ölçtüğümüz (ve buradan da görelilik fiziği doğuyor).

 

Referanssız değil. c değeri, ışığın/fotonun uzay boşluğuna göre rölatif hızı. Ben ışık koordinat sistemi (LCS) diyorum.

Fotonun salınma noktası uzay boşluğunda işaretlenir. Işık kaynağı (örneğin bir yıldız), fotonun salınma anında bu noktadan geçmiştir ve kendi evrensel hızıyla bu noktadan uzaklaşır. Numara verilerek kimliklendirilmiş foton ise bu noktadan c hızıyla uzaklaşır. Bu tanımlı fotonun salınma anından sonraki anlarda kaynağı ile ilişkisi kalmamıştır.

Işığı sürekli foton akımı olarak dikkate almak, akıl karıştırıcı. Zeki olarak nitelenen Einstein ve geçmiş ve mevcut akademisyenler de bu akıl karıştırıcılığa maruz kalmışlar. Fizik eğitimi almamışlar ne yapsın?  Zihin patinaj yapıyor.