Gönderen Konu: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..  (Okunma sayısı 674 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #15 : Aralık 12, 2022, 11:37:54 ÖS »
Ben de geçen gün Hitler'in aklını çelen (ve sonrasında onun sayesinde başkalarının aklını çelen) fikri düşünüyordum. Hani "doğayı örnek alalım, doğada zayıfların korunması diye birşey yok" vs diyen yaklaşımı.

Bu arada geçen gün papillion/kelebek filmini tekrar seyrettim. Ve Hitler'in diğer fikriyle arada benzerlik var gibi geldi. İşte Hitler saf ırkı elde etmeye çalışıp, kendince bu saflığı bozan herkesi elemine etmeyi iyi bir yöntem olarak görüyordu (yahudiler, zayıflar, hastalar ve toplumsal düzenin saflığını bozanlar (hırsızlar, düzenbazlar vs vs)). Böylece bir kere bunları 'temizlerse' geriye saf birşeyler kalırdı ve iyi devam ederdi. Öncelikle bu fikrin kendisi hiç saf değil ya neyse.

İşte kelebek filminde de benzer birşey var gibi geldi. Toplum düzenini bozanlar çok ağır/ölümüne şartlarda bir hapishaneye gönderiliyor ve bunlar yaşanmış. Toplum düzenini bozanlar sanki bambaşka varlıklar ve bunu hakediyorlar. Normal bir insanın ufak tersliklerle benzer durumlara düşebileceğini hiç görmeyip, insanları siyah ve beyaz diye ikiye ayırmaya çalışmak. İngilizler de Avustralya'ya gönderdiyordu galiba suçluları. Bu ayıklama stratejisi temelde Hitler'in ki ile aynı. Oysa kesip atarak hiçbir sorun çözülemez, sadece daha büyük bir soruna dönüştürülür. Çünkü bir olanı kesip bölüp atamazsınız.

Neyse, diğer 'doğayı örnek alalım' fikrindeki sorun da kafamda daha belirginleşti. Doğada aslında birbirini koruyan canlılar da var. Öte yandan neden daha temele inmiyoruz. Doğa atomlardan oluşuyor. Atomları örnek alalım. Bir yerden bir yere giderken birbirimize çarpa çarpa gidelim. Yani bu fikirdeki saçma nokta birşeyi örnek alacaksan kendi seviyen veya daha üst seviyeyi örnek almalısın. Daha alt seviyeleri örnek almak seni bir yere çıkarmaz. Biz doğadaki en gelişmiş canlıyız (her ne kadar doğaya ve birbirimize çok sorun çıkartsak da, bu böyle). Doğanın daha alt seviyelerini örnek almanın bir mantığı yok.


zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #16 : Aralık 13, 2022, 11:31:56 ÖÖ »
Ben de geçen gün Hitler'in aklını çelen (ve sonrasında onun sayesinde başkalarının aklını çelen) fikri düşünüyordum. Hani "doğayı örnek alalım, doğada zayıfların korunması diye birşey yok" vs diyen yaklaşımı.

Biz doğadaki en gelişmiş canlıyız (her ne kadar doğaya ve birbirimize çok sorun çıkartsak da, bu böyle). Doğanın daha alt seviyelerini örnek almanın bir mantığı yok.

İnsanlık, doğal bir mekanizmayı kendi türü için askıya almıştır. Doğanın forsmajor gücü karşısında bu müthiş bir zaferdir, başarıdır. Genetik müdahaleler de aynı anlamda doğaya karşı yüksek başarıdır. Yerçekimi kanununu işlevsiz hale getirmiş gibi yüksek anlamlı başarılardır. Bence tüm medeniyeti, konforu, bilimi, kültür ve sanatı vb gelişmeleri, elenme mekanizmasından muaf tutulanların yaşam yetkinliğini ihya etme çabaları sayesinde elde ediyoruz; buna insani organizasyonları, inançlarımızı ve felsefe ilgimizi de dahil edebiliriz. Zorlanmadan doğal programını sürdürenlerin bu konularda motivasyonu olması çok olası görünmüyor. Günümüzde doğal elenme mekanizmasına geri dönüş söz konusu edilemez.

Benim tahminim, Hitler psikolojik olarak "ezik" ruh hali içindeydi; Alman toplumu da Versay anlaşmasının abartılı hükümleri sebebiyle benzer ruh hali içindeydi. Bu kıskaçtan çıkmak ve toplumsal özgüveni yeniden tesis etmek için her yola başvuruldu; (ezikliğin ekstra itici gücü eşliğinde) neticeyi biliyoruz; dehşet. Kriz halinde ilkel benliğin neler yapabileceğini insanlık görmüş oldu.

Fakat, bu yaşanmışlığa rağmen ilkel benliğin egemenliği tüm dünyada ve her alanda yaygın olarak sürüyor. İnsanlık bu konuda bir başkalaşım geçirmekten uzak görünüyor (Mevlâna'nın "pişmek" hedefi, çoğunluk tarafından anlaşılamıyor bile). Dünya ortalama öğrenim düzeyi 7.4 yıl (ülkemiz 7.9) olmasına bakarak "moral" açısından mevcut durum daha asırlarca sürecek gibi,
« Son Düzenleme: Aralık 13, 2022, 04:20:56 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #17 : Aralık 14, 2022, 12:20:12 ÖS »
Aslında burada insana özel bir durum yok. Ana mekanizma hala aktif. Ama varlıklar da, duyarlılıkları, istek ve yetenekleri oranında bunda değişiklik yaratabiliyorlar. Bitkilerin ve hayvanların suya ihtiyacı var. Bitkiler yer değiştiremediği için bu yüzden ölebiliyorlar, hayvanlar ise yer değiştirerek şanslarını arttırabiliyorlar.

İnsan da salt fiziksel olanaklarıyla tanımlanamayacak bir varlık. Çoğu zaman zihinsel/duygusal katkısı daha önemli oluyor. Bu yüzden nesi varsa onunla şansını arttırmaya çalışıyor. Ana mekanizmayla başetme alanları da salt yiyecek ve barınak sağlamanın ötesine geçmiş durumda insan için. Başetmesi gereken daha çok alan var, duygusal/sosyal/zihinsel/inançsal olarak.

Diğer yandan gözleminize katılıyorum. Fiziksel güçlükler için yardımlaşma ve destek almak sayesinde diğer alanlara yönelmek kolaylaşıyor. Veya bir kişi fiziksel/somut güçlüklere karşı daha savunmasız olunca kendini diğer alanlarda geliştiriyor vs.

Bir de fiziksel/somut gereksinimler/güçlükler konusunda zaten hepimiz birbirimizin işini üstleniyoruz. Bir insanın; kendisine gerekli olan tüm giysiyi, ayakkabıyı, mobilyayı, elektronik eşyayı, gıdayı, elektrik, suyu salt kendisinin üretmesi pek olası değil.


zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Sokrates ve İsa
« Yanıtla #18 : Aralık 15, 2022, 07:50:58 ÖS »
İyi kötü, insanlık tarihi boyunca gündemde kalmış olmalı. Yöneticilerin, peygamberlerin, felsefecilerin, öğretmenlerin vb. konusu olmuş ve olmaya devam etmektedir. Yaşam yetkinliğinde ya da başetme eşikleri yüksek olanlar, hafifçe zorlanarak hayat mücadelesini başarırlar, ilkesizliğe kayma, izin verme motivasyonları yoktur (aç gözlü ve açıkgözlü olanlar hariç). Diğer taraftan yaşam yetkinliğinde az veya çok kusurları olanlar özsaygılarını feda ederek küçük büyük uygunsuzlukları kullanabiliyorlar. İlkel benlik, öyle ya da böyle egemenliğini sürdürüyor. İsa, ilk ahide rağmen yahudilerin yozlaştığını idrak ederek onları başlangıç akidelerine geri dönmeye davet etti. Fakat, ilkel benlik tıpkı Sokrates'e olduğu gibi onu hedef aldı ve Paulus'u onunla uğraşması görevlendirdi. Neticeyi biliyoruz. Paulus, hahamların vadettiği parayı alamayınca orayı terk etti ve memleketine (antakya'ya) döndü. Notlarında ifade ettiği gibi, yolda zihninde bir ışık yandığını yani iyilik için İsa'nın kendini feda ettiği kanaatine vardı. Anlattıklarından etkilenenler Hristiyanlığın temelini atmış oldu (İsa'nın Hristiyanlık dininden haberi yoktur).
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #19 : Aralık 17, 2022, 07:30:07 ÖÖ »
Transandantal meditasyoncular bir iyinin yüz kötüyü mayalayacağını söyleyip dururlar; fakat tersi doğrudur, bir kötü yüz iyiyi bozar.

Aslında düşününce ikisi de doğru. İyi de mayalama yapar ama onun ki, ruhsaldan fiziksele (yukarıdan aşağı: ruhsal/inançsal-zihinsel-duygusal-fiziksel) doğrudur.
Kötünün mayalaması/bozması ise fizikselden başlar.

Kötü pek mayalama yapmıyor gibi, direkt bozuyor. Aslında yapıyor da olabilir, kötüyü örnek alanlar için.

Böyle olunca fizikselden başlayan herşey gibi, kötünün etkisi göze daha somut, daha çabuk, daha zorlayıcı gözükür. Tıpkı fiziksel ihtiyaçlar gibi.
Ruhsaldan (inanç/düşünce) başlayan etkiler ise başlangıçta çok zayıftır ama etkisi katlanarak artar. Ve bir noktada fizikselden baskın olur.
Fizikselden başlayan etki ise başlangıçta güçlüdür ama etkisi giderek azalır.

Bu açıdan iyinin mayalanmasının daha güçlü olacağını söylemek pek yanlış değil gibi. Ama inanmak ve sabır gerekiyor.


zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #20 : Aralık 17, 2022, 01:05:09 ÖS »
Transandantal meditasyoncular bir iyinin yüz kötüyü mayalayacağını söyleyip dururlar; fakat tersi doğrudur, bir kötü yüz iyiyi bozar.

Aslında düşününce ikisi de doğru. İyi de mayalama yapar ama onun ki, ruhsaldan fiziksele (yukarıdan aşağı: ruhsal/inançsal-zihinsel-duygusal-fiziksel) doğrudur.

Kötünün mayalaması/bozması ise fizikselden başlar.

Kötü pek mayalama yapmıyor gibi, direkt bozuyor. Aslında yapıyor da olabilir, kötüyü örnek alanlar için.

Bu açıdan iyinin mayalanmasının daha güçlü olacağını söylemek pek yanlış değil gibi. Ama inanmak ve sabır gerekiyor.

Benim patronlarımdan biri, dürüst idi ve fakat hakkını çok iyi savunurdu ve sevilmezdi. 78- 80 arasında piyasada bazıları senetlerini ödememeye başladı; bizimki de buna uydu; sanki bu tutum normalize olmuştu. Diğer bir patronumda uzaydan gelmiş  gibi idi. Ne zaman negatif şöhretli bir grubun işini aldı; bozuldu gitti.

Bence çoğunluk ürüne hile katıyorsa, dürüst kalmak isteyen de rekabet edemediği için ayak uyduruyor ve sonra bu düzen normalmiş gibi davranılıyor. Bir baklavacı çırağı tv de kaymağı süt ve ince irmikle yaptığını övünerek anlatmıştı; oysa yaptığı sahte kaymak idi.

Başlıktaki "film" den öykünerek şunu deneyimliyorum. Filmleri genellikle iyi karakter ile özdeşleşerek izlerdim. Sonra kötü karakter ile özdeşleşerek izlemenin nasıl olduğunu merak ettim. Maç izlerken ikinci devre ya da sette diğer takımı tutmayı deneyimledim. Müzik dinlerken ana melodiyi önceleriz ya; ikinci melodiyi ya da ritimi önceleyince bambaşka bir deneyim oluyor tavsiye ederim.
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #21 : Aralık 17, 2022, 10:08:31 ÖS »
'İyiyi seçme' olayının sadece rastlantısal veya ortama uyum sağlamak için olmadığını görebilmek için, sistem bu tip durumları tekrar tekrar insanın önüne getiriyor olabilir.

'İyi' gerçekten kişinin içinden geliyorsa anlam taşır ve gerçekten iyidir. Ortama uyum sağlamak, herkes gibi/kadar olmak, çıkar beklemek vs. zaten farklı durumlardır.

Zaten birinin 'iyi' olup olmadığını işler 'iyi' giderken anlayamazsınız. Herşey iyi iken, iyi olmak da kolaydır. İşler kötü gitmeye veya o kişiyle bozuşmaya başladığınızda hala ne kadar iyi kalabildiği ile alakalı gibi durum.

Birinin gerçek yüzünü ne zaman görebilirsiniz. Gücü ele geçirdiği zaman. Yenildiği zaman. Savaşta, kıtlıkta, zor durumda.
Yaptığının asla sorgulanamayacağı ve cezalandırılamayacağı (ve hatta bilinemeyeceği) zaman (tanrı gibi olduğu zaman).


zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #22 : Ocak 03, 2023, 04:00:53 ÖS »
2023 ün ilk iletisi benden olsun.

İyi insanlar filmlerde de olmuyor gibi. Bir laf vardır; "komedi ve romantik filmler evlilikle, diğerleri ölümle biter" diye.

Tv deki dizilere baktığımızda komediler hariç diğerlerinin ana temaları ENTRİKA. Sanki insan tanımı "birbirinin kuyusunu kazan" olmuş. Psikiyatrik hastalığı olanlar değil; normal addedilenler entrika yapıyor. Elbette gerçek hayatta da var; dizilerde senaristler daha yoğun sergiliyor. Hatta bazı senaristler aynı melaneti 3-4 defa kullanabiliyor.
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #23 : Ocak 29, 2023, 02:10:40 ÖS »
Denge dinamik birşeydir, eylemsizlikle ilgisi yok. Aslında 'yapmama' diye bir kavram var ama onun bile eylemsizlikle pek ilgisi yok.
daha önce akıl ve dengenin aynı şey olduğunu söylemiştin.  yani sonsuz bütün,  kendi özdeşliğinde denge halindedir. sonsuzun dinamizmini sağlayan şey de sonsuzun kendi özdeşliği üzerine basarak yürüyüşüdür. yani sonsuzun hareketi (ya da dengenin  dinamizmi) onun kendi özdeşliğine göre ikincil oluyor.  böylece bir arkhe olarak sonsuzun ontolojik işlevi onun kendi ile özdeşliğinde temelleniyor. burada "evrensel tümel olarak varlık" bir özdeşliktir, onda tanımlıdır ve onun dinamizmi sonsuzun ideal bir temel olarak çalışması ile mümkün.

bunlara binaen yazdım.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #24 : Ocak 30, 2023, 12:09:50 ÖÖ »
Akıl ve denge aynı şey? Bilmiyorum söyledim mi, veya ne bağlamda söyledim.

Sonuçta bunlar sonlu/anlamlı/yönlü kavramlar.

Sonsuz ise yönlü olmadığından hakkında söylenebilecek tüm şeyler baştan yarı yanlış olacak.
O yüzden sonsuz kendine özdeştir ve değildir. Birdir ve değildir.
Sadece bir olsaydı, oradan bir potansiyel doğamazdı. Herşey birken; ayrımsama, varlık, fark, gerilim, akış hiçbirşey doğamaz. Zaten farklılık doğamaz.
Yani aşırı sınırlı bir durum.

Oysa herşey hem A hem de A'nın değili iken, potansiyel gerilim ve fark vardır, akış vardır, enerji vardır vs vs.

Sonsuz sadece sonsuz değil, hem sonsuz hem sonlu.
Sonlu sadece sonlu değil aynı zamanda sonsuz.
Bir ve sonsuz. Bir herşeyi yokediyor, hiçlik gibi.
Sonsuz da herşeyi sonsuz çeşitlendiriyor.

Şu an bunları düşündüm.

 

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #25 : Ocak 30, 2023, 06:36:10 ÖS »
akıl ve denge üzerine adalet, nitelik bağlamında yazıyordun.

sorun sonsuzun sonlu olup olmaması değil, sonlunun sonsuz olması da... birin çok olması vs. de değil. (yani bu temel problem değil)

soru şu : sonsuz dediğin kendisine özdeş midir? evrensel tümel özdeşlikle mi tanımlıdır? sonsuz = sonsuz mudur ? daha açık şekilde sorulursa:  A sonsuz kümesi ve B sonsuz kümesi bir ve aynı küme midir?
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2023, 06:49:28 ÖS Gönderen: samsa »

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #26 : Ocak 31, 2023, 07:35:45 ÖS »
Sonsuz üzerine düz rasyonel akıl/mantık (yani veya-mantığı) üzerinden konuşmak düşünmek herzaman baştan yarı yanlış olacaktır.

Dolayısıyla sonsuz kendisine özdeştir ve değildir.

A sonsuz kümesi ile B sonsuz kümesi bir ve aynı kümedir ve değildir.

samsa

  • İyi Bilinen Üye
  • ****
  • İleti: 419
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #27 : Şubat 01, 2023, 01:27:11 ÖS »
onu anlıyorum. sonsuz belirlenimsizdir, sınırsızdır ve dolayısıyla kendisidir ve kendisi değildir diyorsun.  hem madde hem ruh hem iyi hem kötü hem soyut hem somuttur vs.

burada ideal olan sonsuz, kendi tanımı itibariyle- sınırsız olması itibari ile- bütündür de çünkü onun dışı yok. bütün ise  bu aynı zamanda bu "belirlenimsiz olanın" tek olduğu anlamına gelir.   böylece sonsuz bir olur.

sonsuzun bir olması belirlenimsiz olanın belirlenimidir.   belirlenimsiz olanın aynı zamanda bir olduğunu söylemek onu kendi belirlenimsizliğinden çıkarır. böylece belirlenimsiz olan tane oluyor, potansiyel edimsel oluyor vb. dünyayı sonsuzda böyle kuruyorsun. dinamizm bu. peki, bu dinamizm neden sonsuzu gerektirir aşağıda ifade etmeye çalışacağım:

belirlenimsiz olan sonsuzu bir olarak düşünmek onu diğer her şeyden ayırmak anlamına gelir. ama belirlenimsizden başka bir şey olmadığına yani o bütün olduğuna göre bu zaten bir çelişki olan (hem o hem bu olan) belirlenimsizliğin kendi rezervi içinde gerçekleşebilen bir şey olur.  bu da A=A yı,"A, A olmayan değildir" şeklinde ifade etmekten başka bir şey değil. sonsuz hem kendidir hem de kendisi değildir çünkü onun dinamizmi özdeşliği varsayan negatifleme ile mümkün oluyor.  yani, senin rasyonel olmayan akıl dediğin şey, yani hem özdeştir hem özdeş değildir dediğin şey sonsuzun spekülatif özdeşliğinden başka bir şey olmuyor. burada dinamizm sonsuzun kendini açması motoru da ideal sonsuzun kendisine özdeşliği oluyor: sonsuz-bir; sonsuz-bir olmayan,yani sonsuzun dışında kalan ne varsa ki böyle bir şey yok, o değildir. sonsuzun bir çelişki olması bu. çünkü sonsuz, kedisinin dışında ne varsa onu çelişki olarak kapsayabilir. onun için özdeşliktir ve değildir.  yani bu onun kapsayıcı ideal bütünlüğüdür. sonsuzun özdeşliği budur.

dolayısıyla burada hareket/oluş kendi başına düşünülebilir halde değil.  hem özdeş hem değildir demek, farkın ve özdeşliğin özdeş olduğunu söylemenin bir başka yolu. farkın özdeşlikte kavranması demek, sonsuzun özdeşliği demek. yani, sonsuz bir dinamizm yanılsaması üretiyor.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: İYİ İNSANLAR SADECE FİLİMLERDE OLUR..
« Yanıtla #28 : Şubat 01, 2023, 08:25:07 ÖS »
dolayısıyla burada hareket/oluş kendi başına düşünülebilir halde değil.  hem özdeş hem değildir demek, farkın ve özdeşliğin özdeş olduğunu söylemenin bir başka yolu. farkın özdeşlikte kavranması demek, sonsuzun özdeşliği demek. yani, sonsuz bir dinamizm yanılsaması üretiyor.

Evet farkın ve özdeşliğin özdeş olduğunun söylemek demek. Aynı zamanda da farklı olduğunu.
Evet bu bir yanılsama. Ama aynı zamanda gerçeklik.

Çoğuna katılıyorum. Ama tekli olarak değil, zıtlarıyla birlikte. Bunda bir sıkıntı görmüyorum/görüyorum.