Gönderen Konu: Meditasyon  (Okunma sayısı 15807 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #75 : Kasım 23, 2022, 10:01:57 ÖS »
Bunlar benim anlatımım değil, klasik, herkesin bildiği şeyler.
Algılama edimdir. "Algı" algılanan şeyin, algılayandaki zihinsel imgesidir. Böylece "algı" zaten bir yorumdur, yorumlanmış birşeydir. Algılanan dışarıdaki şeyin kusursuz veya saf bir temsili değildir.

echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 145
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #76 : Kasım 23, 2022, 11:08:50 ÖS »
1. edimin tanımını yapabilir misin, ne edimdir, ne edim değildir?

2. algı yorum değildir demiyorum, açımlama istediğim şey yorumlamanın "yapıcısı" olarak öne sürdüğün "algılayan" kavramına ne şekilde ulaştığın.




oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #77 : Kasım 23, 2022, 11:20:24 ÖS »
Bunlar klasik kavramlar. Zaten tam katılmadığım klasik kavramların açıklamasını/tanımını yapmamı benden istemeyin. Herhangi bir yerde bulabilirsiniz bunlarını açıklamasını.

Neye vurgu yapıyorsanız onu söyleyin. "Algılayan" ne derseniz, ilk defa duymuş, bilmiyormuş gibi davranmış oluyorsunuz. Ben de size klasik bilinen kavramı gereksiz yere anlatmaya çalışmış oluyorum. Oysa benim derdim veya vurgum o değil. Belki sizinki de o değil. O zaman direkt deyin ki, ben "algılayan" diye birşeye inanmıyorum. Yanlış/gereksiz noktalarda geziniyoruz.

echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 145
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #78 : Kasım 24, 2022, 12:45:35 ÖÖ »
"klasik kavramlar" nedir bilmiyorum, belirli bir kural kitabı mı var bu işin? ifadelerinden hangi ekolün/geleneğin terminolojisini kullandığını anlayamıyorum. tanım yapmanı zaten bu yüzden istemek zorunda kalıyorum, kavramı senin nasıl düşündüğünü anlamak için.

neye vurgu yaptığım sahiden anlaşılmadıysa tekrar izah edeyim; algılayanın "kişi" olduğunu ve onun, "edim" olarak tanımladığın "algılamayı" gerçekleştirdiğini, "yaptığını"  ifade ediyorsun. doğru anlamışım değil mi?

şimdi "kişi" kavramından kastın ne diye sormaktan korkuyorum ki muhtemelen ona da yanıt alamayacağım, o yüzden basit olarak onu bir diğer "klasik kavram" olan "özbilinç" olarak düşündüğünü varsayıyorum. sorum da şu, senin bu çerçevende organların (göz, beyin, genel olarak merkezi sinir sistemi vs) fonksiyonu ne? "edim" bu noktada ne anlama geliyor?

basit sorularımı yanıtlarsan gereksiz noktalarda gezinmemize gerek kalmaz. mesele benim "algılayana" inanıp inanmamam değil, konuya giriş şeklim gayet makuldü, dönüp okursan. mesele, öne sürdüğün "algılayan" kavramına bağlamış olduğun edimselliği açımladığında çözülecek.

 

 

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #79 : Kasım 24, 2022, 08:19:17 ÖÖ »
Şimdi sizin sormaya başladığınız noktada farklı bir vurgum olabilir idi. Ama "algılayan" ve "algı" üzerine olan sorularınız, beni, anlaşabilmek adına ortak zemine geri çekti. Şu an konuştuklarım ortak zemini kurmak üzere olduğu için, onlarda benim vurgum yok. Yani sormaya başladığınız şeye yakınlaşmıyoruz, uzaklaşıyoruz.

Ortak zemin ne? Çağın genel bilgisi. Bilim/genel kültür/deneyim bu sorduğunuz şeyleri açıklıyor zaten.

'Algılayan'a 'edim'i nasıl bağlıyorsunuz derseniz, "kişiye eylemi nasıl bağlıyorsunuz", "kişi nasıl eylem yapabilir ki" veya "kişi nedir", "edim nedir" derseniz ben gene ortak konuşabilme zeminine dönmek zorunda kalırım, söyleyeceğim hiçbirşey de sizin için ilginç olmaz. Burada sizin soru sormanız değil, açıklama yapmanız gerekiyor. Çünkü belli ki, farklı bir düşünce tarzı veya ekol üzerinden konuşan/düşünen sizsiniz. Siz beni şu noktada anlamıyor değilsiniz, ben sizi anlamıyorum. Nasıl olup da kişiyle eylemi bağlamakta zorlanıyorsunuz?

Sokaktaki adam kişilerin eylem yaptığını biliyor, siz bunu sorguluyorsanız, benim anlattığım şeyle ilgili değiliz, siz değişik bir bakış açısı üzerinden soru soruyorsunuz demektir. Dediğim gibi sizin düşünme tarzınızı açıklamanız gerekiyor ilerlemek için. Sorularla giderek daha genele düşeriz.


echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 145
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #80 : Kasım 24, 2022, 06:44:43 ÖS »
kişiye eylemi bağlamakta zorlanmıyorum.

kendi kısa edim tanımımı vereyim: edim, yaşayan varlığın kurulu-ve-kurulmaktaki bilişsel düzeni uyarınca ortaya koyduğu reaktif davranışlardır, dolayısıyla "kişi" dahi edimden sonra kavranabilir.

konuya dahil olma sebebim "algı" denileni nasıl "edim" olarak düşündüğünü kavrayamamış olmamdı, çünkü "algı" bir davranış değildir, performatif olarak "yapılan" birşey değildir.

insan denen varlık, formu izin verdiği ölçüde 3 tip eylem ortaya koyabilir;
  • bedensel (kol, el, bacak, boyun, karın, çene, ağız, dil, göz hareketi, göz kapağı, yüz kasları, kontrollü soluma vs)
  • düşünce (dil, tasarım, projeksiyon, iç-konuşma vs)
  • konuşma (ses çıkarma, fısıldama, bağırma, iletişme vs)
bunlar birbirleriyle ilişki içindedir.

insan gözünü kapatarak görsel algıyı kesebilir, "eylem" burada görüşü engelleme hareketidir. fakat gözün algılayıp algılamamasına, ya da dışsal müdahale olmaksızın ne şekilde algılayabileceğine, veya oksipital lobun algıyı nasıl yorumlayacağına hükmedilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. algıların yorumlanması ise deneyimlerin birikmesiyle meydana gelen içsel değerlendirme süreçlerinden ibarettir.

demek istiyorum ki "algı" bir "yapış" değildir, o faal "deneyimdir", edim ise bu deneyimlerin oluşturduğu dürtüler uyarınca "verilen" tepkilerdir. tüm duyular için durumu bu. buraya kadar katılmadığın bir şey var mı?

eğer senin kendi edim tanımın başkaysa onu anlatman gerekli.
« Son Düzenleme: Kasım 26, 2022, 06:01:52 ÖS Gönderen: echo »

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #81 : Kasım 24, 2022, 06:56:47 ÖS »
Tamam şimdi neyi kastettiğini anladım edim olayı ile ilgili.

Bana çok kritik görünmedi aslında. Sizin düşünüşünüz üzerinden bakıp pasif eylem olarak görmek mümkün. Ama öte yandan algılama tümden pasif birşey değil, kendi anlamlandırma ve sınıflandırma sürecimiz var içinde. O yüzden yapılan birşey olarak görmek de olası olabilir. Açıkçası ana mevzu bu olmadığı için bu ayrıntı bence önemsiz kalıyor.

---

Algılayanın algı ile özdeş olması kavramı nasıl ortaya çıkıyor peki?

zgnrsn-R

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 564
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #82 : Kasım 26, 2022, 10:54:10 ÖÖ »
Bence şöyle: Uyaranlar, farklı kişilerce farklı algılanır. Bunun sebebi kişilerin algı sistemleri kendilerine özgüdür. Kişiye özgü mental filtreler "algılayan" ları  ve algıları farklılaştırır. Bazıları rengini önceler, bazıları büyüklüğünü, çoğunluk kişisel çıkarına ne şekilde hizmet edeceğini vb. Algılama, kişinin düşünsel referansları ve filtrelerinden oluşan bir düzeneğin izin verdiği kadar gerçekleşir ve okumasını bilenler için kişi iç dünyasını ele verir (Örneğin tv de konuşanların retorik yapayım derken çuvallamaları, kendilerini de gömmeleri gibi).

Olgu ve olay ya da uyaran aynı ve pasif olduğu halde, algılamalar, algılayanın kişisel paradigmasına göre değişiyor; tıpkı bilgi oluşumu gibi,  bilgiyi sentezleyen defolu ise bilgi de defolu olur.
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 145
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #83 : Kasım 26, 2022, 08:22:46 ÖS »
(...)

Algılayanın algı ile özdeş olması kavramı nasıl ortaya çıkıyor peki?

algılayan diye adlandırdığında algı onun bir niteliği olarak ortaya çıkıyor, yani eğer algılayan ile sağlıklı bir gözü ya da işlevsel bir beyni kastediyor olsaydın bunlara itiraz etmezdim, fakat özbilinci kastettiğin için ("algılayan algı araçlarından ve algıdan hep daha geridedir"/oe) bu sorun oluşuyor zira insan algısızlık halinde de yaşayabilir. kısaca demem o ki "algılayan-olarak-özbilinç" dilin bir kurgusudur çünkü algılayan (veya algıyı gerçekleştiren) bedenin dünyadaki konumu tarafından koşullanan organlardır, algı bu bağlamda bir dayatılmışlık olarak var ve algı halinin kavramlaşması dahi süreçte mümkün olabilmekte.   
« Son Düzenleme: Kasım 26, 2022, 08:23:31 ÖS Gönderen: echo »

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #84 : Kasım 26, 2022, 11:17:41 ÖS »
Peki, o halde kendi düşüncemi söyleyeyim.

Algılayan parça parça algı araçlarının bir birleştiricisi değildir. Göz algılamaz zaten. Bir mikrofon ne kadar duyarsa, göz o kadar görür.

Algılayan aslında çok daha fazla olanağa sahip birşeydir. Algı organları ise, algıyı sağlamaz, aslında sınırlar ve düzenler.
Böylece algılayan insan formunu kullanıyorsa, insanın algı olanaklarına sahip olur. Taş formunda ise taşın algı olanaklarına sahip olur.
Bir hayvanın/bitkinin 'formunu/biçimini/bedenini' kullanıyorsa o hayvanın/bitkinin algı/düşünme/hissetme olanaklarına sahip olur.

Yani 'algı organları' aslında çok daha geniş algı olanaklarına sahip olan algılayanın, algısını sınırlandırır ve düzenler.
Form/biçim/beden, aslen sınırsız ve zeki olan enerji için kanal olur sadece.

Algılayan aslen formsuzdur. Kendisini içinde bulunduğu form sanmaya başlar. Algıladığı şeylere 'bulanması' da böyle olur.
İçinde bulunduğu formun olanakları ile sınırlandığı için, kendisini o form ve kendi olanaklarını da o formun olanakları olarak sanmaya başlar.


burake

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 206
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #85 : Aralık 11, 2022, 12:32:30 ÖS »
Düşünceler azalsa, hatta tamamen olmasa/dursa nasıl olurdu acaba? Çok zor. Yani elde etmesi. Bir an bir boşluk yakalasa yine bir sürü düşünce üşüşüyor insanın başına...

oe_

  • Yoğun Katılımcı
  • *****
  • İleti: 580
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #86 : Aralık 12, 2022, 05:29:53 ÖS »
Düşünceler duruyor. Dikkati sabitleyince.

Düşünebilmek için dikkat hızlı şekilde oraya buraya gidebilmeli. Gidemezse düşünce falan doğmaz.

Biz düşünceler bize geliyor sanıyoruz. Hayır, biz onlara gidiyoruz, dikkatimiz gidiyor.

Buddha, nefese odaklanıp nefesi sayıyordu. Böylece dikkati belli bir yerde durmaya alıştırıyordu.
Keza imajinasyon çalışmaları var benzer şekilde dikkati bir imajda sabitlemek için.

Tabii bunu kolaylaştırabilecek şey aklın dengelenmesi (ve bedenin de rahat olması iyi olur. Rahatsız edici faktörler azalsın ki, dikkat bir oraya bir buraya çekiştirilmesin). Aklın, düşüncelerin/duyguların dengelenmesi de, aklın rahat bırakılması için.


burake

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 206
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #87 : Aralık 12, 2022, 08:44:11 ÖS »
Bu katkı için çok teşekkür ederim oe_. Az evvel dikkatimi nefesime odaklamaya ve saymaya çalıştım. Sonra birden aşağıdaki odadan gelen sesleri algıladığımı farkettim. Bu, dikkatim oraya gittiği için oldu gerçekten diye düşünüyorum. Dikkatim "o şeye" yönelik olmasa o benim algı alanıma girmezdi. İlginç bir şey "dikkat". Bilincin odak noktası, noktaları gibi birşey diye düşünüyorum.

burake

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 206
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #88 : Ocak 03, 2023, 11:01:22 ÖS »
Zeka nedir diye düşündüm. Meditasyon diye yola çıkınca böyle düşünceler çıkıyor insanın karşısına. Bir noktada herşeyi durdurmak ve yeniden başlamak anlamına geliyor benim için meditasyon. Bildiğimizin ötesine uzanmak. Zeka ilginç bir şey. O, devinim halinde birşey. Evreni dolduran devinimin ardındaki itici güç. Kurnaz, bencil insan zekasından bahsetmiyorum. Tüm var olan herşeyi ilgilendiren bir kavram zeka. Belki de cansız nesnelerde bile olan, onlar aracılığıyla iş gören. Ve herşeyden herşeye nüfuz eden. Dev bir zekanın parçaları, pırıltılarıyla dolu evren.

burake

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 206
Ynt: Meditasyon
« Yanıtla #89 : Ocak 20, 2023, 10:11:20 ÖS »
Aklın dengelenmesi gerekiyor sanırım. Akıl bir araç. Bize faydalı. Günlük hayatımızda karşılaştığımız problemleri çözmek için. Yemek, içmek, barınmak gibi en basitinden modern yaşamın getirdiği çok daha karmaşık yükümlülükler, zorunluluklar, ihtiyaçların yerine getirilmesinde, karşılanmasında, giderilmesinde gerekli. Ama sadece o kadar. Yani rasyonel aklın yeni birşey üretme gücü yok. Peki bu o kadar önemli mi? Öğrenmek ve gelişmek için buradaysak evet. Sezgiler ile aklı dengelememiz gerekiyor.