Gönderen Konu: Felsefede Kademeler  (Okunma sayısı 792 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

liberte

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 64
Felsefede Kademeler
« : Eylül 04, 2020, 10:43:38 ÖS »
Dünyayı Değiştiren Düşünürlerin Felsefi Kademeleri:

Son 100 yılda dünyayı değiştiren kaç çeşit bilim ve felsefe alanı ve konusu vardır onu ele almak istedim. Bunu sınıflama yoluyla kategorize ederek anlattım, felsefesinden ziyade. Dünyayı değiştirmenin aşamalarını ve hiyerarşisini kurmak istedim. Dünyayı kaç adam değiştiriyor öne çıkanlarını belirttim. Buradaki ülke isimlerini düşünürlerin kendi köklerine göre değil tamamen ülkelerin felsefi etki ve konumlarına göre verdim. Bu liste yıldızlar takımı gibi görünebilir. Ama gerçekten öyledir. Bunun sebebi çağımızın değişim çağı olmasındandır. Mesela aydınlanma döneminde iki zıt görüş olan Newton ve Kant ortak bir konuyu aydınlanma konusunu ilerletmek istiyorlardı bu nedenle birbirinin aynası gibiydiler. O dönemim bütün filozofları bu konu etrafında toplanmışlardı. Bugün de dünyayı değiştirmek çağımızı belirliyor o nedenle son 100 yılın etkin düşünürleri bu listede yer alıyor. İyi okumalar...


Birinci Adam:

İlk aşama görelilik fiziğinin kurulduğu özel bir aşamadır.

Albert Einstein (Türkiye): Eleştirel düşünce demektir. Pratik ile değil düşünce ile çalışılır. Yeni olanı kullanmaz, değişim yoktur ikinci aşaması vardır ve modelleme yapmaz sadece karşıtını kullanır o bir anti-tezdir. Öz ve görünüş vardır aynı zamanda Einstein'in nedenselliğini Newton ile karıştıramayız çünkü Einstein kainatın herhangi bir parçasını (tikel) açıklayabiliyor. Einstein, 300 yıl sorgusuz sualsiz klasik fiziğinin tek hakimi olan Newton fiziğine büyük bir darbe indirmiştir. Yanlışlama olabileceği gibi gizli olan doğru bilgini üzerine yenileri de eklenebilir veya Aristoteles gibi insan olan yani insan merkezli yaratıcılığı da kullanabilir. Bu yüzden çok zekiydi ve adı her zaman hatırlanacaktır. Aynı zamanda Rousseau gibi ilerlemecidir. Atomcu öğretisinde aslında kendisi için fazla sorun teşkil etmemesine rağmen gerçeklik olabileceği gibi yanlışlama da kullanılabilir. Özel olması birinci aşama olduğu için onu totaliter yapmaz. Eğer bir birliktelik oluştursa bile bunu çözemez. Demokrasi sistemine sahiptir. Siyasette kamusal bir yaklaşımı vardır. Monist bir doğaya sahiptir. İktidarınızı Einstein düşüncesine göre kurarsanız o iktidar kanunlarla ve mülkiyetle yönetilir. İktidarın temeli mülkiyettir yani işbölümüdür. Özgürlük değil bağımsızlık önemlidir. Hipotezler (tekillik) çok önemli değil sabit ve değişmez yasalar önemlidir ama şüphecidir, olabilirlik önemlidir. Kavram önemlidir bu aşamada. Değişim yaşandığı taktirde iktidarın temel özellikleri ayakta durur fakat daha derin bir anlama sahip olduğunu da biliyoruz artık iktidarın. Bu işin bir kısmı diğeri ise bağımsızlıklarının değişmez olduğudur çünkü değişimleri sadece gizli değil gözlenebilir de olduğudur. Bu durum daha çok hile ile Almanya'dan kendisine ulaşabilir. Ama yaşlı Macar fikirleri (estetik) ikinci adamın özerkliğinin ve kopuşunun önündeki engellerden birisidir ve gizli olanı bombalar bu "düşünce" kavramı. Einstein (duyu) ve Freud (imge) basit, yerel ve sabit kurallara sahiptirler tek başına özel olan ikisi birlikte olunca sıradan olacaklardır, bu durum psikolojinin sınırıdır. Psikolojinden bağımsız olan sadece duyuları "anlamakla" ilgilenir. Yerel, özel veya genel olanlar modernizm kavramına daha uygundur. Modernizm akımını Freud, Einstein ve Keynes'in fikirsel çağı veya onların olduğu aşamalar ortaya çıkarmıştır ve dünya tarihinde daha önce denenmemiş yeni bir akım başlatmışlardır, klasik dönemden modernizm evresine geçilmiştir artık, yani modernizm dönemi icat edilmiştir. Ayrıca Sovyet/Lenin politikası buradaki fikirlerden beslenmiştir. Macar, Alman ve Çek felsefeleri buranın uzantısıdırlar. Bu aşamanın kendine has kavramları eskisi kadar ilgi görmüyor, ilginç gelebilir ama belki dört kuşak öncesi olan büyük dedenizin çağını yansıtıyor.


İkinci Adamlar:
 
İkinci aşama psikanalizin ve makro ekonominin kurulduğu kısmen özel ama daha çok genel olan bir aşamadır.

"Erken Dönem" - J. M. Keynes ve Sigmund Freud (İtalya): Bu aşamadan itibaren "genç Marx" ve "olgun Marx" ayrımları başlar. Freud ve Keynes ortak dünyalarının iki farklı alanıdırlar. Freud psikanaliz bilimini kuran çağının en popüler bilim adamlarından birisidir. Ruhbilimi konusuna Freud'dan önce ve Freud'dan sonra olarak bakmak gerekir çünkü psikanalizi o kurdu. Düşünce Freud'da katıksız düş veya hayaldir. Bilgi değil hayal gücü önemli. Varlık esasına sahip ve nesneldir. Bireysel olan veya işbölümü (mülkiyet) değil "toplum" önemlidir. Galileo/Kopernik ve Darwin/Hegel etkisi görülür insan merkezli değildir. Yani daha önce var olan bilginin üstüne yenilerini ekler aşama aşama özünü, kendisini keşfeder ama yanlışlama da yapabilir her ikisi. Eğer psikanaliz açısından bakarsak olaya doğru adımları atmazsa ve dil sürçmesi yaşarsa Einstein'in çözemediği bütün konuları çözebilir ve monizm bozulur. Düalist bir doğaya geçer. Einstein'in çözemediği bütünlükleri çözse bile iktidar değil yönetim gücüne sahip olduğu için kontrolü kaybetmez. Ama Freud tarzı bir iktidarınız varsa Einstein ile paylaşırdınız kendi iktidarınızı. Özgürlük değil bağımsızlık esastır ama o da kısa sürelidir. Halkın yerini kitle kavramı almaya başlamıştır. Anlamak ile işe başlanır ama öğrenmek, eğitim kelimeleri yoktur. Merkez-çevre arasındadır. İktidar değil yönetim alanını oluşturur. Gerici ve faşist bir sisteme sahip olabileceği gibi devrimci de olabilir. Stalin politikaları buradan beslenir. Eğer ulusal birliği kurabilirse bunu kendiliğinden yapamaz "empatinin" ona sağladığı büyük şans ile yapabilir. Ama eskinin etkisiyle aslında İtalya'ya özgü olan ekolojik sorunlar gibi ve ölüm korkusu gibi durumlar Einstein'in üzerine kalır, bu da kendisine karşı cahil kitleler tarafından oluşacak bir engizisyon cezasına sebep olur. Yine "kavramın" çocukluk döneminde ona bir faşizm uygular belki olgunluk döneminde tekrar karşısına çıkabilir diyerek. Ama Freud'un da bedenine işkence yapılır. Bu aşamaya en yakın akım olarak ise sürrealizm ön plana çıkar Salvador Dali resimde öncüdür, resmin düşler aleminde. Yine Frida Kahlo bu aşamadadır. Bu aşamada dünyayı anlamaya çalışırsınz. Dünyada çok ses getiren "Sherlock Holmes" kitabının yazarı Arthur Conan Doyle ve "Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi" ile Fitzgerald yine bu aşamanın ürünleridir. Avusturya, Polonya ve ispanya felsefeleri burandan beslenirler. Freud ise üç kuşak öncesi olan dedelerinizin çağından bir esintidir oldukça eski sayılır şöhret yılları.


Üçüncü Adamlar:

Üçüncü aşamada sabit ve değişkenler, matematiksel mantık ve simülasyon teorisi kurulur.

"Erken Dönem" - Jean Baudrillard, Ayn Rand ve Bertrand Russell (İngiltere): Üçüncü aşama mantıksal atomcu öğretinin kurulmasıdır. Özel bir alan olarak kabul etmez Russell kendi alanını. Hem sabit hem değişkendir felsefesi. Modern matematiğin kurucusu olarak kabul edilir. Eski mantık bir kişi ile gerçekleşebilecek bir mantık alanı olduğu için bu anlayışı aşabilecek yeni bir mantık bilimi kurulması gerekiyordu Russell bu mantığı kurmuştur. Mantığın bir kişi ile değil iki veya üç kişi arasında kurulması gerekir Russell'e göre. Buna ihtiyaç duyma sebebi ise Russell'in üçüncü bir kişi olarak kendisinden önceki kişi olan Freud'dan devraldığı problemleri çözme işini ortadan kaldırma arzusudur ama daha çok kesinlik ve içsel bilgiyi sorgulamaktır amacı. Russell'da aslında Bauman gibi bir yabancı sayılır ama o bir babaanne gibidir, demek ki onu sosyoloji ile karıştırmamak gerekir. Bu yabancının adı kimsesizler arasında unutulup gidecek olan kişidir. Banliyödeki bir şeytan olarak arzu kavramının yerine ayartma kavramının kullanılmasını önerir. O mantığı bir dil gibi ele alır. Yanlışlama yapabileceği gibi Galileo seviyesinde daha önceki bilgileri kullanarak kendi bilgi alanını ortaya koyabilir. Ticaret önemli İngiltere'de de ama onlar İtalya gibi keşiş düzeyinde ele almazlar. Endüstri toplumu ise temel önemdedir. Bu aşamada doğaya işkence yapabilir, Althusser'i fena kızdırır bu anlamda, Wittgenstein'da nasibini alır. Burada koca-kadın ve çocuk şiddeti görülebilir. Hem birey hem toplum önemlidir ama ilkel işbölümü vardır. Üretmek yerine tembellik yapmak gerekir. Ayn Rand da akılcılık, ahlak (bencillik) ve rıza üretimi olarak; Russell mantık, sorgulama, gerçeklik (doğruluk) olarak ve Baudrillard ise simülasyon kavramını anlatarak her bir düşünür kendi alanından hareket ederek İngiliz felsefesini oluştururlar temelde aynı konuları anlatırlar. Baudrillard'da izlerini daha sık gördüğümüz "simülasyon teorisinin" yanı sıra Fütürizm akımı da bu aşamada önem kazanır Umberto Boccioni önderliğinde. Simülasyonun bu kadar önem kazanmasının sebebi artık bu yapıyı insanların/devletlerin dünya için kullanabilecekleri durumundandır. Çin ve Hint devrimleri bu aşamadan çok etkilenmiştir bu arada. İngiliz Russell üçüncü kişi olarak erken dönemde Freud'u bağımlı yapıdan kurtarmak ister ama yapamazsa bu sefer dördüncü adam olarak Althusser devreye girer ve bambaşka, yepyeni bir tarih kıt'ası açar. Bütün ilişkileri altüst eder ve hepsini dönüştürür. Şimdi ona bir bakalım.


Dördüncü Adamlar

Dördüncü aşama felsefede Marksizmin yeniden yorumlanması ve modern astronomi aşamasıdır.

"Geç Dönem" - Edwin Hubble ve Antonio Gramsci, Louis Althusser (Fransa): Burası aynı zamanda Marx'ın (İtalya) olgunluk dönemidir. Marx'ın (İtalya) olgunluk dönemi asıl gençlik dönemidir, gençliği ise olgunluk döneminin önyargılarını barındırır. Bu aşamada iki düşünür Hubble ve Althusser önemlidir. Althusser, Marksizm'in yıllarca süren özel konumunu yeniden yorumlamıştır. Althusser ulusal birliği sağlar ve ulus kavramını kullanılır ama bunu İngiltere'nin desteğiyle yapabilir. Basitten genişletilmiş bir felsefeye doğru ilerler. Yani yerelden (baskı aygıtları), evrensele (ideolojik aygıtlar) doğru. Baskı aygıtları ile psikanalizi (Galileo) ayırt etmek çok güçtür. Haliyle astronomi de bu alana dahildir. Sabit ve değişkenlik devam eder demek ki. Tamamen "teknik" olan bir işbölümü vardır, bireyseldir ama teknik olarak çalışır. Dönüşüm yaratır bir şeyi başka bir şeye dönüştürür yani "yeni" bir süreç başlatır bu özellikle Almanya ve Polonya için söz konusudur. Fransa düalist bir doğa anlayışına sahiptir bu nedenle. Dil değil mantık önemlidir. İtalya gibi anlamak değil öğrenmek burada önem kazanır. Farklılık arar yanlışlama yapar eskiyi tamamen reddeder, devinimseldir. Eski olanı tümden atıp yeni olanı kurmak ister ama dogmatiktir. İdeolojiyi kullanır pratik olan gerçeklik değil yalan söylemek üzerine kuruludur. Kendisinin tanrısının yöntemiyle de hipotezler üretir. Pratik bilimlere ilk adım bu aşamada atılır. Düşünce yerini pratik bilgiye bırakır somut olan daha ön plandadır. Bir anlamda rastgele materyalizm gibi görünmesi gereken ama aslında zorunluluk olandır burada. Gelenekler üzerinden bir yöntem kullanılır. Siyasi olarak prolaterya diktatörlüğünü kullanır. Oliagarşik, tekelci devlet-sermayeye işbirliğine sahiptir. Bağımsızlık kavramı değil özgürlük, ılımlılık daha önemlidir. Merkezi değil eklemlenmiş hiyerarşi oluşturur. Varlık, akıl ve nesnellik kovulmuştur, evrensel öznellik gelmiştir. Gramsci'nin söylediği gibi burada taraf tutmak önemlidir kayıtsız kalınmamalı. Bu aşama ile birlikte atomcu (makro) teoriler de sona erer. Ayrıca Küba devrimi ve 68 kuşağının dünyasını buradaki fikirler etkilemiştir. Çok eski, belki dedenizin çağındadır bu aşama, onun geç dönemi diyelim.

Pyotr A. Kropotkin, Maksim Gorki, Lev Tolstoy ve Noam Chomsky (Rusya): Rusya'da aslında Fransa gibidir dönüşüm sağlar. Ama Türkye'nin de ikinci adamdır diğer taraftan Einstein'a da yakın olacaktır bu nedenle. Kız torundur diyebiliriz Rusya için. Bizim Kıbrıs'a benzetilebilir. İki tane babası vardır öz ve üvey olarak bunlardan birisi korumaz kızını ve oğlunu. Dört kız kardeştir ikinci adam diğer taraftan. Sorun bu aşamada dört kardeşliğin ayrılıp, kız kardeşlerden birbirine karşıt olan ikiz erkekliğe doğru gitmesidir. Althusser'in aynısıdır temelde. Makine gibi çalışan özel bir devlet mekanizması vardır. Devlet ve bürokrasi kavramları geçerlidir. Memur sınıfının en avantajlı olduğu alandır. Diktatoryal-demokratik yönetim vardır. Biraz Einstein'in da etkisi hissedilir Rusya içinde. Dördüncü aşamada tekillik kalmamıştır artık. Çoğul nitelik kazanmıştır. Tiranlık olmaması için iktidarını alt öznelerle paylaşmak zorundasın. Fransa-Rusya liberal sol akıma daha yakındırlar. Bu nedenle daha sağda durur. Ama Rusya, demokrasinin de etkisini taşır. Özellikle Chomsky'de çok net görülür bu durum. Rusya'da hem diktatorya hem demokrasi etkilidir. Ama Chomsky çok güzel bir şekilde kavramların felsefesini yapıyor P. Nikitin (ekonomi-politik) gibi doğrudan Fransa merkezli değildir. Rusya ve Fransa hem yara hem yara bandıdır. İki farklı yüzü vardır. Astronomi (Hubble) olarak kötü, felsefe (Althusser) olarak iyi anlamlara sahiptirler. Elbette bu yazıda kategorize ettiğimiz isimler birebir aynı şeyleri konuşmaz bu yazıdaki bütün ortak kategorilerin kendi içinde belirli farklılıkları vardır. Mesela Kropotkin etik olanı ele alır, Chomsky ve Maksim Gorki, P. Nikitin, Lev Tolstoy ise çok daha farklıdırlar. Ama aynı ülkenin temsilcisidirler ve bu nedenle çerçeveleri aynı gibi değerlendirdim bundan dolayı aynı kategorilerde kullandım. Dünyayı değiştiren düşünürler ilk defa bilime "yanlışlama" kavramını getirmişlerdir. Ayrıca "anti-emperyalizmi" ve onun tersi olan "finans kapitali" de ilk dünyayı değiştirenler düşünmüşlerdir. Sömürgeci kolonyal sistemi kaldırmışlardır ama ulusların ekonomik eşitsizliğini çözememişlerdir. Bunlar ilk defa düşünülmüş şeylerdir. Dünyayı değiştiren insanlar politikalarını uzun vadede hayata geçirebilirler, kısa vadeli politikalarda dünyayı değiştirene kadar bulunmazlar.


Beşinci Adamlar:
 
Beşinci aşama görelilik ile kuantum fiziğinin birleştirilmeye çalışıldığı bir aşamadır.

"Erken Dönem" - Paul Dirac, Friedrich Von Hayek, Edmund Husserl ve Alfred Adler (Almanya/Avusturya): Burası Eintein'in ve Freud'un ikinci aşaması gibi çalışır Habermas ve Milton Friedman, Einstein'e; "Cesur Yeni Dünya"nın yazarı Aldous Huxley ve Viktor Frankl, Friedrich Von Hayek ise Freud'a çalışır. Birincisi "baskı" diğeri "rıza" üretir birisi siyaset (parti) diğeri ekonomi düzeyinde birisi Macarları diğeri İspanyol felsefesini hedef alır ve Almanya'da vicdan, Avusturya'da vicdan azabından kaçmak vardır ve aptallık çağı akıldan daha üstündür burada. Fransa'nın ve Rusya'nın "dönüştürdüğü" köylü ideolojisidir yeni bir dönemi başlatabilir. Ama yeni dönem ile eski anti-tez kavramını birlikte kullanır. İlkinin tersi yöntemini kullanabilir ama bu değişim birinci aşamaya yani klasik olana göre yapılabilir. Ya gerçeklik üzerine kuruludur veya tam tersi. Erken dönem sosyolojisidir diyebiliriz. Almanya'da "sapma" gerçekleşir çünkü "bucak" birimli kentlerden oluşmaktadır. Ama bu otorite boşluğu bir hile ile Türkiye'de yaşanır. Kısa süreli bir otorite boşluğu yaratır, bu olay bir sapmadır. Almanlar şimdiki zamanın boş tümelliğini Avusturya ise öngörü ortamı ister. Bencil gen teorisi burada önemlidir. Almanlar "teist-İslam" modeline yaklaşır. Bu sapma etkisi İran devrimini yaratabileceği gibi sosyalizmden çıkıp "tek kutuplu" dünyayı da yaratabilir hatta yaratmıştır. Düalizmden, monizme gider. Özel görelilik ile kuantum fiziğini birleştiren kuantum alan teorisi anlatılır. Buna standart modeli de (higgs bozonu/alanı) eklemek gerek. Einstein'in sevdiği konulardan kuantum alan fiziği yereldir, standart model de gözlemlenebilir durumları anlatır. Ayrıca ilk parçacık hızlandırıcı modele sahip olan Ernest Rutherford'un fiziği de buradadır. Buna Marie Curie'yi de eklemek gerekir. Hannah Arendt'ta yine bu aşamadaki bir siyaset bilimcidir. Husserl ile fenomenolojinin kuruluşu çok önemlidir bu aşamada özellikle "an" kavramı ışığında. Louis Aragon, Oscar Wilde, "Küçük Prens" yazarı Saint-Exupéry bu aşamanın ürünleri olan yazarlardır. Ekspresyonizm akımının öncüsü Edvard Munch, bir tiyatro ustası olan Bertolt Brecht, düşünürler Plehanov, Jürgen Habermas, Claude Lévi-Strauss, William Faulkner ile anarşist yazar Emma Goldman bu aşamanın ürünleridirler. Evrimsel aşamalı ilerler ve akli (rasyonel) olanı kullanır Max Horkheimer yine bu aşamanın ürünüdür. Sendikalar da olunca artık "ekonomi" kavramı vardır. Herkesin kendisine örnek aldığı gizli babanın (anlık/rasyonalizm) -üçlü- "yıldız baba/çocuğun" erken (gençlik) aşamasıdır, şimdi geç döneme geçebiliriz.

"Geç Dönem" - James Clerk Maxwell, Richard Feynman, Carl Gustav Jung, Friedrich Nietzsche ve Michel Foucault (Polonya/Çekya): Geç dönemin yani genişletilmiş bir sosyoloji, elektromanyetik alan ve peygamberleri kıskandıracak 10 boyutlu sicim teorisi alanı demektir. Sicim teorisi, genel görelilik ile kuantum fiziğini teoride birleştirmektir. Birisi Polonya diğeri Çekya'dır, birisi şeytan (yanılgı) batılı, diğeri kör (gerçek) doğuludur. Çekya ateizm/Budizm olarak yani J. P Sartre, Albert Camus, Karl Popper, Jack Derrida, Gilles Deleuze, Milan Kundera ve Franz Kafka gibi, Polonya ise dindardır kültür cemaatlerini kullanır yani Carl G. Jung, Foucault, Knut Hamsun, Nikola Tesla, Pierre Bourdieu, Zygmunt Bauman ve Anthony Giddens gibi isimler. Çek felsefesi varoluşçudur, biyografi, cesaret önemlidir, köksüzdür ama güzele ve estetiğe önem verir. Bir yanıyla kendisini öteki ile tanımlar diğeri ise benliği kullanır (Nietzsche). Polonya ise çirkin olana, plastiğe vb. önem verir, yabancılaşma, utanma vardır, eski gizli birikimi açığa çıkarır üzerine yenilerini ekler ve parça parçadır. Çek felsefesinden Walter Benjamin ve Georg Simmel'i de eklemek gerekir. Polonya iki bakış açısına sahiptir birisi Feynman gibi dairesel, diğeri Maxwell gibi dik harekettir. Bunlar bir gerçekliğe sahip ama farklı bakış açılarıdır ve farklı sonuçlar çıkarır. Bu aşama post-modernizmin ve modernizmin arası müphemlik aşamasıdır, tarih sahnesinde ilk defa denenen bir sıçrama yaratır. Çünkü yasa koyucu düşer, yasa yorumlayıcı yükselir. Ama asıl önemlisi sosyolojiyi pozitivizmden kurtarıp hermeneutik sistemi kurmuş olmalarıdır. Kendi üstüne kapanan despotik bir yönetim anlayışına sahiptir. Her şey değil hiç bir şeysiniz Polonya'da. Aşamalı ilerlemez bir noktadan her noktaya sırasıyla, peş peşe yayılır iktidar. Bu aşama bir de epistemolojik kopma aşamasıdır bu aşamanın pratikteki sonuçlarına aldanmamak için bir öz-eleştiri yapılması gerekir. İdeoloji (iyi-kötü imgesi) aşılarak buradaki akımların kimisinde teoriye kimisinde pratik olana ulaşılır. Gerçeklik amaçlanır ama sizin için olmasa da öksüz babalarınız için bükülme (düalizm) "doğru" olanı verecektir demek ki sonunda "gerçek" değil "yıldız" olunur. Ancak Maxwell'in ve Nietzsche durumları biraz daha farklıdır; onlar, kör ya da insana kapalı noktaları dışlarlar. Polonya sosyolojisinde bir yabancısınız, teknolojiyi de kullanırsınız ve bir fethe kalkışırsa sınırları olmaz. Aynı zamanda bilinemezci olan, "Felsefenin Temel ve Başlangıç İlkeleri" kitaplarının yazarı G. Politzer ile düşünür Alan Watts isimleri bu aşamada bulunur. "Dadaizm" ile Tristan Tzara ve "Kübizm" akımıyla Pablo Picasso ve yine "Pop Art" sanatında Andy Warhol, çirkinin ve nihilizmin sanatları kısacası. Bu aşama evrensel de olsa toplumun çoğunluğuna asla yaranamazsınız. Bauman'ın bir kitabındaki ifadesi aynen şuydu yerli olmak başarılabilecek bir konu değildir zenci bir ırktan geliyorsan ağzınla kuş tutsan başaramazsın yerli olmak demek kan ve kader bağınızın bulunması demektir.


Altıncı Adamlar:
 
Altıncı aşama genel olarak kuantum fiziği aşamasıdır.

"Erken Dönem" - Martin Heidegger, Stephan Hawking, Schrödinger, Ludwig Wittgenstein, Jack Lacan ve George Lukacs (Macaristan/İspanya): Düşmanı "bombalayan" Macarlar ile "pasifist" duran İspanyol felsefenin yani iki karşıt görüşün aşamasıdır. Macarlar Einstein, İspanyollar ise Freud'dan görüş alırlar. İtalyanlar Macarlar için kötü, katil babadır bu aşamada. Macarları Lukacs, İspanolları ise Ursula K. Le Guin temsil eder. Bu aşama Max Planck ile başlayan metafizik bir kuantum gençlik teorisi alanıdır. Bunun yanında meşhur "herşeyin teorisine" ve "çoklu evren teorisine", "zayıf görünümlü kütleler", "big bang"e de adımımızı atmış oluyoruz. Felsefesinde düşünce ve tinsellik daha fazla öne çıkmaktadır. Bu aşama hem olanak olarak, hem de olanaksızlık olarak vardır. Etik olan da önemlidir ve epik/düşünsel olarak dinamiktir veya İspanya'daki gibi statiktir. Burası bir kısmi ölüm alanıdır yarı karamsar yarı aydınlıktır. Erken kuantum dönemi olmasının sebebi bu aşamanın homojen birey ve genellemeler üretmesidir estetik ve romantizm ve klasik akım üretmesidir. Bu aşamada Lukacs geriliğe karşı çıkarak büyük biradere önemli bir şans getirir. Var olan bütün ikilikleri (olumlu-olumsuz) iki yüzlü alaycılığın yıktığında ısrar eder. Ya betimleyici dile baş kaldırma (İspanya) ya da Macarlar gibi bombala. Ya merkezde (gerçek) veya çevresel (yanlış) olandır. Birey-evrensel diyalektiğinden kaçınmalı ve yanlış olan bir teoriden vazgeçebilmelisin. İlk defa bilgi önem kazanır. Althusser'in çok kızdığı bir noktaydı burası çünkü o ılımlı olup savaşı reddettiği için hiçbir şeyin teorisinden yanaydı. Bilgi savaş, yıkım demektir. Ama Orwell da Althusser'i, bireyi gözetim toplumunun bekçileri konumuna getirdiği için çok sert eleştirir. Hem Althusser pratiği hem düşünce vardır. Bunu Schrödinger'in düşünce deneyindeki kedi gibi düşünün hem ölü hem diri veya ne ölü ne diri. Parçaların hepsi hem ayrı ayrı olarak hem de birleşik olan şeydir herşeyin teorisi. Ama hep bütünsellik daha önemlidir. Bizde de İoanna Kuçuradi bu kategoriye girer. Ayrıca ünlü fizikçiler Enrico Fermi, Arthur Compton ve Ulysses'in yazarı James Joyce, George Orwell ile Andre Gide, Thomas Mann, Jack London, Hemingway ve Stefan Zweig, Gabriel G. Marquez isimleri de bu kategoride dünyayı değiştirirler. Yine Feyerabend, Ernst Bloch, Kojev, Theodor W. Adorno, Ranciere, bu aşamanın düşünürüdürler. İkinci adam olan torunu (üvey kardeş), "sarı" olan torunu temsil eder burası. Bu aşamada tarihi oluşturan seçimleri yaparsınız ve bu seçimleri keyfi değil, miras aldığınız koşullar üzerinde yapmanız gerekmektedir. Yani gerçek soyağacına göre yapmalısın. Obama ile Trump dönemleri böyle bir seçim dönemidir kısa bir süre iktidarda kalmışlardır, İtalya sarı torunları sömürdüğü için bu aşama İtalya'nın geçici bir iktidarıdır aynı zamanda.


"Geç Dönem" - Niels Bohr, Heisenberg, David Bohm, John S. Bell, Edward W. Said, Herbert Marcuse ve Kojin Karatani (Çin/Moğolistan/Hindistan): Burası ise kuantum mekaniğinin gelişmiş alanıdır. Burada genellemeler/estetik yerine tekil-evrensellik ve aşkınlık geçmiştir. Kuantum fiziğinin anlaşılamıyor oluşu "iyi-kötü", "var-yok" gibi mantıksal kavramları kullanmıyor oluşundandır. Erken dönemden farklı olarak "verili" olan değil, "derinliğin keşfi" vardır burada. Çin, Moğolistan ve Hindistan geç kuantumun üç kısımdır. Niels Bohr, David Bohm ile Heisenberg/Max Born ikilisi farklı ama aynı değerleri savunurlar. Birincisini Kojin Karatani/Carl Rogers (erkek/liberal demokrasi) ikincisini Marcuse/Franz Leopold Neumann (kadın/sosyal demokrasi) temsil etmektedir. (Marcuse iki benzerdir erken ve geç dönem olarak ayrıca bir de kendi içinde de kadın/erkek ayrımına gider ama bu ayrım zararsızdır.) Birincisi (Çin) Bohr felsefesi "değer/aşkınlık" yaratır, ikincisi Heisenberg (Moğolistan) ise "karşıtların" mücadelesinin bilgi "işlevselliğini" kontrol altına alır, uygulama alanında bilimin kopuşlarını teoride sınırlar. Ama ikincisini (Marcuse) aslında en başta ele almak gerekir. Çünkü kuzen Marcuse'nin tek boyutluluk düşüncesi üçlü-tektir bu nedenle bilimi felsefeye çevirse, Foucault ile mücadele etse de büyük girdilerin küçük çıktılarını/muhafazakar/altın-para ikizi/kesinlik olgularını eksik olarak çözüyor. Onların hepsini çözebilecek olan Karatani'dir. Paranın (altın) bonkörlüğü yerine ayna cimriliğini getirir mesela, çapraz olarak birbirine karşı kullanır metafiziği. Bu aşamada iktidar ne bir sınıfın ayrıcalıklı mülkü ne de bir iktidarın fethedilmesidir. Marcuse için iktidar stratejiler kurarak veya sıçramalar yaparak da değil aşama aşama ilerler, çoklu (makine) iktidar alternatif yörüngelerde sürekli konum değiştirerek iki adım ileri gidilirse bir adım geriye çekilerek ama baskıyla işler ve herkes iktidarın bir taşıyıcısıdır. Çin'de ise üçüncü yol yoktur "X" değerine göre yaparsın bunu ama aşkın değer olarak töz olarak değil. Elon Musk da bu evrenin bir dehasıdır diyebiliriz. Karatani'nin (Çin) "olgunluk dönemi" vardır bir de onu da Fredric Jameson temsil eder en belirgin farkı artık tekillik değil bütünsellik kullanılmasıdır, antagonist olmayan iki farklı kutup eklenmiştir bir de an ve mekan gelmiştir. John Stewart Bell fizik teoreminden beslenir. Çin birinci adam olan torunun aşamasıdır. Üçüncü isim olarak diğer kuzen Edward W. Said (Hindistan) vardır, onun felsefesinin bir sahibi vardır ve burası ne Marcuse gibi tek boyutlu ne Karatani gibi iki boyutun ortak savunusudur burası iki boyutuda ortadan kaldırmak ister. Çin gibi ikizini ayna ile azaltmak değil ikizini kendisine çekme, benzetme rızasını üretir, nesnel değildir. David Bohm'un kuantum fiziği olan mistik hologram evreninden beslenir. Eğitimin önüne geçilir burada ama o da faşist bir aşağılama/zayıflık etkisi yaratabilir. Edward Said geç dönem hümanistidir, bir de erken dönemde Erich Fromm vardır o da Louis de Broglie fiziğinden beslenir.

NOT:

Amerika ve Asya tipi üretimi ters-yüz edecek, "değer" üreten yeni nesil dünya kuruluyor onu kurmak işte bu olgun aşaması olan kuantum teorisine kalmıştır. İlk aşamadan altıncı aşamaya kadar, büyük babaanne-dededen torunlara kadar dört kuşak (aşama) değişim devam eder. Dünyayı değiştiren son nesiller kendi içinde torunlar, kuzenler, amcalar, teyzeler, kardeşler arasında dağılır tek bir kişi değiştirmez dünyayı. Altıncı boyut, dördüncü kuşakta bizdeki ikincil torun (Macaristan) büyük dedesini yani birinci aşamayı, kurucu aşamayı tekrar eder (devlet iktidarını kurmak olarak) tıpkı Heidegger gibi böylece merkezi otoriteyi güçlendirir fakat Çin'de geriye dönmekse sadece yapısal bir durumdur.

Dünyayı değiştirenler kolay kolay unutulmayacak bilimsel sıçramalar yaratmışlar buradaki örneklerden bunu anlayabiliyoruz. 20. yy inanılmaz bir sıçrama yaratmıştır resim, edebiyat, şiir, felsefe, bilim, teknoloji bunların hepsinde de bu düşünürlerin ilk defa dünyaya kazandırdıkları yeni alanlar oldu. Gelecek dünya bu büyük kopmanın türevleri olacaktır muhtemelen. Dünyayı değiştiren bütün düşünürler çok önemlidir aralarındaki bu hiyerarşi kimseyi bir diğerinden zayıf veya kusurlu göstermez elbette. Bugün belki arkalarından rahmet okuduğunuz, sevmediğiniz bu büyük bilim adamları sayesinde internette bu yazıyı paylaşabiliyorum bunu da hatırlatmak istedim. Özellikle kültürel bir sosyal mecrada, internette anlatmak bu yazıyı, beğenilmiştir umarım...
« Son Düzenleme: Ekim 21, 2020, 11:43:42 ÖS Gönderen: liberte »

liberte

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 64
Ynt: Felsefede Kademeler
« Yanıtla #1 : Eylül 08, 2020, 11:28:18 ÖS »
Dünyayı değiştiren kadın Marie Curie kadının felsefede ve bilimde bu kadar arka plana itildiği bir ortamda o dünyayı değiştirmiş. Dünyayı değiştirmek tam da kadına göre çünkü onlar değişime daha çabuk adapte oluyorlar bence. Ayrıca kadın otoriteyi sorguluyor değişim için sana anlatılanları bir şekilde sorgulaman gerekiyor. 

liberte

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 64
Ynt: Felsefede Kademeler
« Yanıtla #2 : Ekim 12, 2020, 01:39:01 ÖS »
Heisenberg/Max Born ikilisi yani onların felsefesi olan Marcuse bize kavramsal olan karşıtların özdeşliği veya birliği  (ikisinden birisi palavra bunların çünkü bunlardan birisi karşıtlardan diğerini yok etmek ister) yani "tek boyutlu" bilgi teorisini sunuyor. 2. dünya savaşından önce anti-faşist bir mücadele veriliyordu fakat daha sonra 2. ve 3. dünya aşamaları arasında savaşa karşı barış mücadelesi veriliyor. 3. dünya savaşı olmasın diye. Bu barış mücadelesi bir kavram ilkesidir. Yani zaman düz bir çizgi gibi ilerlemez birey zamanda sayısız aşama ve yaklaşıma sahiptir. Birey evrensellik içinden geçerek var olabilir. Tıpkı tohumdan çiçek açan sonra bitkiye dönüşen canlı gibi. Bununla N. Bohr'un düşüncesini yani Kojin karatani'yi birbirine karıştırmamak gerekir. Aristotales de Metafiziğinde sürekli bu kavrama ilkesi ile uğraşır. Aristotales deyince esprili bir dil anlaşılabilir bu betimleyici dil işte bu kavrama yasasıdır 2. ve 3. aşamaları arasında olmaktan gelmektedir. Ama buradaki "kavram" ilkesini (birey-evrenseldir), "değer" (tekil-evrensellik) olgusuyla birbirine karıştırmamalı, isteseniz de karışmaz zaten. Bireyin evrensel olması da ancak gizlice kavramların arkasından dolaşarak var olabilir.
« Son Düzenleme: Ekim 12, 2020, 06:09:31 ÖS Gönderen: liberte »