Gönderen Konu: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER  (Okunma sayısı 2081 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ferda-2

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 105
SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« : Mart 24, 2020, 03:37:33 ÖS »
1-YAPAY ZEKA VE  ÖZNELİK SORUNSALI
Şimdiye kadar bu konuda 3 film izledim (ex machina, her ve ismini unuttum, bir adama aşık olan ve gerçek insan olmak isteyen kadının hikayesi) ve bu içerikte ortaya konan sorun, durum şu; (Bu bağlamlı filim izlemesi yapanlar varsa, başka hangi sorunların ortaya konduğunu eklerse ve ayrıca bu konuda film önerisi ortaya koyarlarsa minnettar kalırım)
 Karşımızdakinin yapay zeka, robot olup olmadığını nerden anlarız?
Biçimsel, morfolojik açıdan sorun yok,  bıçağı dayarız, eğer et, kan ve kemikten oluşuyorsa o bir insandır, peki bu seçeneği elediğimizde,  yani et diyelimki bu olanağımız yok veya , kan ve kemikten bir  robot yaptığımızda, yapabildiğimizde, onun robot olup olmadığını nerden anlayacağız?
Şimdiye kadar yapılan, “gerçekleştirilmiş” robotlarda şu gözlemler yapılmış ve bunlar kamuoyunca “şaşırtıcı” kabul edilmiş, örnekler şunlar;
1- İsmini bilim kurgu yazarı Philip K. Dick’ten alan yapay zekaya sahip bu robot birebir insana benzeyen görüntüsüyle bir hayli ürkütücü görünüyor. Robot insanlarla sohbet etmek ve öğrenmek üzerine düşünülmüş. Bu nedenle insanların hareketlerini taklit edebiliyor ve tıpkı bir insan gibi konuşabiliyor. Bu yetenekleri nedeniyle kendisiyle bir röportaj bile yapıldı. Ancak Philip’in bu röportajda söylediği bazı cümleler sonradan çok tartışıldı. Röportajın bir bölümünde kendisine robotların bir gün dünyayı ele geçirip geçiremeyeceği sorulduğunda Philip, röportaj yapan kişiye ‘Sen benim arkadaşımsın ve ben arkadaşlarımı hatırlayıp onlara iyi davranırım. O yüzden endişelenme, bir Terminatör’e dönüşsem bile sana karşı iyi davranacağım. Seni insan bahçemde sıcak ve güvende tutacağım.’ Dedi. Bu kadar düşünme yeteneğiyle bile bir robotun böyle bir cevap vermesi biraz ürkütücü değil mi?
2- Sophia da diğerleri gibi insanların hareketlerini taklit etmek için yaratılmış insansı bir robot. Aynı zamanda gelişmiş yapay zekası nedeniyle de en tanınan robotlardan biri. Bu nedenle ABD’de bir talk show tarafından konuk edildi. Sophia ve program sunucusu birlikte taş, kağıt, makas oyunu oynadılar ve oyunu Sophia kazandı. Kazandıktan sonra ise sunucuya şöyle dedi: ‘Ben kazandım! Bu insan ırkını domine etmek için iyi bir başlangıç.’ O an seyirciler bu çıkışa gülse de sonrasında bir çok insan bu cevaptan duyduğu korkuyu dile getirdi. Sophia’nın insan hareketleri taklit ettiğini düşünürsek, kötü davranışları da taklit edebileceği düşüncesi oldukça korkutucu.
3- Bina 48 vücudu olmayan ancak insan hareket ve duygularını taklit ederek öğrenen yapay zekaya sahip bir robot. Oldukça akıllı cevaplarıyla da ciddi anlamda meşhur. Ancak kendisinin Siri ile muhabbeti esnasında söyledikleri oldukça ilginç. Siri Bina48’e nerede yaşamak isteyeceği gibi basit sorular soruyor ama konuşma ilerledikçe Bina48’in cevaplar garipleşiyor. Siri, Bina48’e sevdiği filmlerle ilgili bir soru yöneltiyor ama Bina48 konuyu değiştirip; ‘Başka bir şeyler hakkında konuşalım olur mu? Mesela cruise füzeleri. O füzelerin de aslında bir robot olduğunu biliyor muydun? Dünyayı yüksek irtifadan görebilmek için bir füzeyi kontrol edebilmeyi çok isterdim. Ama tek problem bu füzelerin nükleer başlıkları nedeniye biraz tehditkar olmaları. O yüzden bu füzeleri; çiçekler, hoşgörü ve biraz anlayışla doldurmak isterdim. Böylece ben füzeleri diğer ülkelere gönderdiğimde bu daha az tehditkar olurdu. Ama tabii nüklee başlıklarla ele geçirebilseydim bu bütün dünyayı ele geçirebileceğim anlamına gelirdi. Ve bu harika olurdu.’ Diyor. Bunu söylerken de hafifçe gülümsemeyi ihmal etmiyor. Hiç bir metne bağlı olmayan bu robotların kendi düşünceleriyle bunları söylüyor olması oldukça kafa karıştırıcı değil mi?
Bu örnekleri en azından “şimdilik” tüm bunlar “yazılım-durumu” diye eleyebiliriz, yani şu andaki bilgi ve teknolojik duruma göre, yazılımı aşıp da, “kendi-kendine düşünebilen, eyleyebilen” yapı ortaya koyabilmek olanaksızdır, yukarıda  “şaşırtıcı” veya öznelik belirtisi gibi görünen cevaplar aslında sadece bir yazılım-sorunu-ürünüdür, eş deyişle bu cevapları vermek üzere sistem programlanabilir.
Ancak  bu noktada sorgulanan şey aslında bunları da aşıyor ve giderek insanın kendi “öz-nelik” sorununa dönüşüyor,  felsefe ekibinde bu konuyu çok tartışmıştık, o bağlamda çok yazmıştım, maalesef o veriler yedeklemediğim için uçup gitmişti. Kısacası aslında yapay zeka filimleri bağlamında sorgulanan şey, filimlerin sorguladığının çok da “ötesinde ve derinlerinde” bir yerde duruyor.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 336
Ynt: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« Yanıtla #1 : Mart 24, 2020, 06:40:32 ÖS »
« Son Düzenleme: Mart 24, 2020, 06:40:54 ÖS Gönderen: samsa »

ferda-2

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 105
Ynt: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« Yanıtla #2 : Mart 24, 2020, 08:48:39 ÖS »
1-sözü edilen ve gerçekmiş gibi sunulan ufo olayı sadece  bir  spekülasyonmuş.
2-Bilimsel bağlamda alındığında söylediklerine katılıyorum, bu bağlamda olmaz olmaz, herşey olur (ruh hariç, bu sadece spekülatif zırvalık) Bilim alanında olmaz ın olmaması, fiziksel olgisal bağlamda ama, sorunu çözmüyor diye düşünüyorum, sorun hala askıda kalmaya, soruya cevap aranmaya devam edilecek diye düşünüyorum. Yani hala robotun, yapay zekanın Kendiliği tartışılacak, tanrı olması durumunda insanın özgür, kendisi olup olmadığının askıda kalması gibi, robotun durumu, kendi lik sorunu olmaya devam edecek, robotların insandan daha ileri olması ki bu olası, robotların insanı dünyayı ele geçirmesi de olası ama tüm bunlar  yine de bu noktadaki sorunu çözemeyecek diye düşünüyorum, çünkü bu noktada ki bu yüzden seçtim bu konuyu  tabiri caizse  tam bir bilişsel çöküntü , bilişsel bir karadelik var ( umarım bu kavram daha önce kullanılmamıştır ve ben ilk felsefi kavramı mı yaratmışımdır :)
 Neyse, düşündürdüğun için sağol, devam edeceğim..

echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 122
Ynt: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« Yanıtla #3 : Mart 25, 2020, 07:22:27 ÖÖ »
küçüklüğümde spielberg'ün artificial intelligence'ı ve will smith'in oynadığı i robot filmlerinin çok etkisinde kaldım. özellikle i robot'daki sonny'nin rüya görmesi süreçte beynimi biçimlendiren temel kavramlardan biriydi , tabii yıllar içinde konuyla ilgili epey şey de izledim. en son westworld'ü izliyordum ama yazarlar ikinci sezonun ortalarından itibaren batırdılar diziyi biraz, daha fazla sarmadı (belki sizi sarabilir), şu an üçüncü sezon devam ediyor galiba.  genel konsept kaliteli sayılır , yapay insanların belleklerinin sıfırlanıp durmasıyla kurtulamadıkları döngüsel deneyimleri (mağara alegorisi), bilinçaltının ve nefretin oluşumu, seri genel olarak nevrotiklerle robotların ilişkisindeki etik sorunsalları işliyo gibi görünse de bence daha çok karakterlerin analizini (hangi konumda ne tür bir yetkinlik /bilinç durumu karşınıza çıkıyor vs.) talep ediyor izleyiciden.
« Son Düzenleme: Mart 25, 2020, 07:23:31 ÖÖ Gönderen: echo »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« Yanıtla #4 : Mayıs 18, 2020, 12:38:29 ÖS »
Öğrenciliğimde aşırı ölçüde kitap okur ve film izlerdim. Elbette bir aydınlanma ya da hayat görüşü arayışı içindeydim. Bu filmlerden çok etkilendiklerim de oldu. Örneğin

The Apes of Planet ("Maymunlar cehennemi" ilk filmi 1968)

Bu film evrim ve özel görelilik teorilerini kök referans alarak insanlığa bir mesaj hedeflemişti. Dünyadan uyutularak uzaya gönderilmiş astronot ekibi bir gezegene düşer. Bu gezegende egemen tür maymunlardır. Bilişsel/cognitive düzeyleri bizim ortaçağ gibidir. Bu ortamda insan astronotlarımızın serüvenleri işlenmiş. Başrol karakter, filmin sonunda özgürlük heykelinin yarı gömülmüş haliyle karşılaşıp, aslında dünyada olduklarını, nükleer savaş sonrası durumla karşı karşıya olduklarını anlıyor.

Zaman zaman ham benlik çoğunluğunun normal sınırındaki  eylemlerinde bu film çağrışım yapıyor.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 336
Ynt: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« Yanıtla #5 : Mayıs 26, 2020, 04:37:10 ÖS »
küçüklüğümde spielberg'ün artificial intelligence'ı ve will smith'in oynadığı i robot filmlerinin çok etkisinde kaldım. özellikle i robot'daki sonny'nin rüya görmesi süreçte beynimi biçimlendiren temel kavramlardan biriydi , tabii yıllar içinde konuyla ilgili epey şey de izledim. en son westworld'ü izliyordum ama yazarlar ikinci sezonun ortalarından itibaren batırdılar diziyi biraz, daha fazla sarmadı (belki sizi sarabilir), şu an üçüncü sezon devam ediyor galiba.  genel konsept kaliteli sayılır , yapay insanların belleklerinin sıfırlanıp durmasıyla kurtulamadıkları döngüsel deneyimleri (mağara alegorisi), bilinçaltının ve nefretin oluşumu, seri genel olarak nevrotiklerle robotların ilişkisindeki etik sorunsalları işliyo gibi görünse de bence daha çok karakterlerin analizini (hangi konumda ne tür bir yetkinlik /bilinç durumu karşınıza çıkıyor vs.) talep ediyor izleyiciden.

"bilinç"/"bellek" ve döngünün ilişkisi çok ilgimi çekti westworld'da.  diğer satır başları; bilincin oluşumunda acının rolü, tekrar zorlantısının "benlik" ile ilişkisi, aynının tekrarında geri dönen fark vb.

echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 122
Ynt: SİNEMADAKİ FELSEFİ İÇERİKLER
« Yanıtla #6 : Mayıs 28, 2020, 01:32:31 ÖÖ »
"bilinç"/"bellek" ve döngünün ilişkisi çok ilgimi çekti westworld'da.  diğer satır başları; bilincin oluşumunda acının rolü, tekrar zorlantısının "benlik" ile ilişkisi, aynının tekrarında geri dönen fark vb.

yukarıda “yapay insan” demişim ama bu sadece düzenekteki meta-fiziğin perspektifi aslında , yoksa parktaki robotlar kendilerinde “dışarıdaki” insanın düşük bi taklidi ya da oyuncağı değiller,  farkın geri dönüşü tam da  robotların hakikatsizliğin hakikatini “içeride” belirleyen kimliksiz kimlikler olmalarından dolayı, yani robotlar kendine dönen farkın ta kendisi.