Gönderen Konu: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''  (Okunma sayısı 494 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

yaratıcınıngünahı

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 5
bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« : Haziran 16, 2019, 10:46:55 ÖÖ »
Nedir bu hayat okulu?





Kitap okumayan, düşünmeyen, varlığını para ve gösteriş üzerine kurduğunu fark ettiğim insanların ağızlarında sakız gibi geveledikleri bir söz var. ‘’hayat okulu’’. Kimi zaman derin felsefi(!) tartışmaların sonunda söylerler bunu, babayiğitçe bir ses tonuyla size bunları öğretmiyorlar mı? Ben bunları hayat okulunda öğrendim, der kişi gerilerek ve kendince noktayı koyarlar.



 Hatta okuduklarınızı küçümserler, ‘’canım biraz kendini dinle.’’ Derler. Başkalarının yazdıklarını oku oku nereye kadar derler, derler de derler. Eğer onları dinlemeye kalkarsanız iki saatten uzun süren boş muhabbetlerine kendinizi maruz bırakmak zorunda kalırsınız. Eskiden bu tarz insanlara tahammül ediyordum. Yumuşak bir dille kendimi açıklamaya çalışıyordum. Şimdi savunmaya bile geçmiyorum, şayet kendimi savunurken kullandığım sözcükler bile onun beni asla anlayamayacağı bir söz dağarına ait olacak.



Böyle insanlar karşısında susup, kendilerini modern dünyanın araçlarıyla; sahip oldukları malların ebediyete kadar onların kalacaklarını sanmalarıyla, ölümsüzlük edasıyla övünürken kendilerinden geçmelerini ve bir hayvan sürüsünün lideri gibi böbürlenmelerini bir belgesel ziyafetiyle izlemek sanırım en keyiflisi. Bu durumda kendinizi çift kişilikli hissedebilirsiniz, durum size yüzünüze maske takmış gibi hissettirebilir, ya da duruma ciddi anlamda asabınız bozulabilir; lakin elden bir şey gelmeyecektir. Bir insana yahu sen zavallısın dediğinde, haklıymışsın demesini beklemek, en az onun kadar zavallı durumuna düşmek demektir. Sabredin, susun ve susmasını bekleyin.





 Burada derdim hayat okulunu küçümsemek değil; teorik ile pratik bilgi arasında yapılan indirgemenin altını çizmek istiyorum. Temelde ‘’Hayat okulu’’ kavramının çokça yanlış anlaşıldığını ve kendini bilmeyen insanların elinde maşa haline geldiğini düşünüyorum. Bilgiyi bir ucunda teori diğer ucunda pratiğin olduğu cetvel gibi ele alırsak, bu hayat okuluna yani tecrübeye yani deneyime sığınan insanların; aslında bilgiyi yalnızca deneyime indirgediklerini görebiliriz. Yani onlara göre yaşamanın dışında bir bilgi edim yolu yoktur; sohbetlerden en değerlisi gündelik yaşam hakkında konuşmaktır. Hep geçmişlerinden üstesinden gelinmiş bir hayat sınavı olarak bahsederler. Bu insanlar hep hayatları boyunca; bir insanın katlanamayacağı kadar büyük acılar çekmişlerdir. Okumak boştur; gerçek hayat orada dışarıdadır, gerçek acılar orada dışarıdadır. Kitaplarla oyalanmak sadece oyalanmaktır; teoriyi küçümserler. Teorik bilgiyi, küçümserler; okuyan insanlara anlam veremezler; yaşa gitsin derler.





Bunun yanında bilgiyi sadece deneyime indirgemek ne kadar yanlışsa aynısını teorik, kuramsal bilgi içinde söyleyebiliriz bence. Bir insan okumaktan yaşamaya yer bırakmıyor ise; hiçbir zaman aşkı tam anlamıyla hissedemez. Aşkı bilir ama anlayamaz. Genelde bu tarz insanlarla tanışmak zordur çünkü sürekli okurlar. Bir arkadaşım bu eksikliği sinema ile gidermeye çalıştığını söylemişti; onu az çok anlayabildim çünkü caddede sokakta o kadar çok hayat okulu mezunu var ki; kelimenin tam anlamıyla kitap okurken rahat vermiyorlar.





Şunu fark ettim; çoğu insan birinin tek başına köşesinde sessizce kitap okumasından rahatsızlık duyuyor. O insanı hemen bir sohbete dahil etmek hemen yanına gelmek onunla konuşmak ne okuyorsun diye sorma ihtiyacı hissediyorlar. Bu o kadar çok başıma geliyor ki bir yerden sonra tek başıma kitap okurken acaba ne zaman gelip rahatımı bozacak düşüncesinden okuduklarımı anlayamaz oluyorum.





Yaşam; bence nasıl insanı doğadan ayırmadan mümkünse yaşantı ve kitaplar da birbirinden ayrılmadan var olmalılar. Bir insan ne sadece okumalı ne de sadece yaşamalı. Aşkı bilmeli de anlamalı da. Kitaplar uzaylıların hayatları hakkında yazmıyor sonuçta; bizim hikayemiz var orada; bizim boşluğumuz bizim eksikliğimiz. Kitaplarda anlatılanlar ancak ‘’hayat oklundan’’ dersler olabilir, kendi hikayelerimizi okumak neden bazılarına bu kadar boş ve anlamsız geliyor anlamıyorum. Başkasını anlamanın yolu kendini anlamak değil midir? Kendini yeterince anlamayan insan deneyimlerinde yeterince kendisi olabilir mi? Kendini anlamak içinde okumak gerekmez mi? Hayata karışmanın tek yolu gerçekten sokaklarda amaçsızca dolaşıp, yeni aldığın elbiseyle hava atmak mıdır? Bu konuda okuyanlara karşı toplumda  ‘’asosyal, hayattan anlamaz’’ ötekileştirmesinin yapıldığını düşünüyorum. Tanıdığınız bir insanın sizi üç kez kitap okurken gördüğünde vereceği tepkileri bir ölçün. Muhtemelen ‘’Sende amma okuyorsun, biraz da yaşa ya…’’ gibi bayağı bir tepki alacaksınız. Üzülmeyin.



Yalnız değilsiniz.


zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #1 : Haziran 16, 2019, 01:55:35 ÖS »
Nedir bu hayat okulu?


Foruma hoşgeldiniz. Sentezlemeleriniz ve ifadeniz güzel. Uzun yazılar ürkütmekle birlikte kısa paragraflar okunabilirliği artırıyor.

Bir hayat okulu var elbette. Konfüçyus  ""Otuz yaşımda irademe sahip çıkabildim. 40 yaşımda, kuşkularımdan uzaklaştım. 50 yaşımda göğün emrini öğrendim. 60 yaşımda, seziş yoluyla her şeyi kavradım, 70 yaşımda, doğrulara zarar vermeden yüreğimim isteklerini yerine getirebildim."" demiş.  EEE kalan ömür de artık ne kadarsa.

 Fakat çoğunluğun bu okulu da ıska geçtiğini söyleyebiliriz.

Diğer taraftan, madem ki evren ve hayatta bir yer tutuyoruz ve akıl diye bir olguya da sahibiz; o halde bu misafirliği en iyi şekilde değerlendirmek için kendini tanıma, ilkel benliği aşma/evrensel benliği edinme, yansıtma mekanizmasının farkına varma, psikolojik savunma ve telafi mekanizmalarını özümseme gibi aşamaları 30 yaşından önce tamamlayıp yaşama yetkinliği edinme bilincinin ayırdına varabilmeliyiz.

Felsefi arayış yönelimi, bu bilince kapı aralar.


yaratıcınıngünahı

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 5
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #2 : Haziran 16, 2019, 05:31:40 ÖS »
Teşekkür ederim. Hoş buldum :) Lakin forum pek aktif değil sanırım. Konuları az zamandır takip ediyordum. Bir durağanlık var gibi :)

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #3 : Haziran 18, 2019, 11:50:08 ÖÖ »
Teşekkür ederim. Hoş buldum :) Lakin forum pek aktif değil sanırım. Konuları az zamandır takip ediyordum. Bir durağanlık var gibi :)

Dünyada bilim ve felsefe iklimi var mı?

http://www.forumfelsefe.org/index.php/topic,111.0.html

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 174
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #4 : Haziran 18, 2019, 11:00:14 ÖS »
Teşekkür ederim. Hoş buldum :) Lakin forum pek aktif değil sanırım. Konuları az zamandır takip ediyordum. Bir durağanlık var gibi :)

Az olsun öz olsun. Bence daha iyi.

Hoşgeldiniz bu arada.

yaratıcınıngünahı

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 5
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #5 : Haziran 21, 2019, 07:46:49 ÖS »
Hoş buldum. Haklısınız az ve öz daha iyi :) bazı yazılarınızı okudum sonsuzluk hakkında bir başlık vardı. Düşünceleriniz hoşuma gitmişti. Tanrı kavramına girmeden sonsuzluğu ifade etmenizi sevmiştim :)

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 174
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #6 : Haziran 23, 2019, 11:45:23 ÖS »
Tanrı herkesin farklı bir anlam yüklediği bir kelime. Olasılıkla anlam da giderek evrilecek. Tıpkı devlet kavramının evrilmesi gibi. Hükümran devletten, hizmetkar devlete... Emreden tanrıdan, karşılık beklemeden veren tanrıya... 'Herşeyi olan' isteyemez zaten, sadece verebilir.

Sonsuzluk daha temel ve nötr. Sonsuzluk tam dengede olduğu için yönlü değil, yaratma isteği yok. Kendi sonsuzluğunun farkına varan parça/bütünler, 'yaratan/birlikte yaratan' konumuna geçiyorlar olasılıkla.


yaratıcınıngünahı

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 5
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #7 : Haziran 30, 2019, 10:27:29 ÖS »
Anlamın evrilmesi, anlamın kaybolması, anlamın ilişkilerden 'şey'lere yönelmesi, ya da hiç anlam aranmadan yaşanması(ki daha mutlu kılabilir bu insanı), anlam peşinde geçen bir hayat; hayata bir anlam bulma çabası ve yapay anlamlarla mutlu olamama sorunu, birbirine benzeyen onlarca hayatın içinde kaybolmuş yapayalnız insanlar; biz. Dediğiniz gibi Tanrı kavramının nerelere evrileceğini bilemeyiz ve dediğiniz gibi anlamın evrimini kestirmekte zor.
insan doğmayı sebep biçerek bir başlangıç noktası mı biçmeye çalışıyor evrene; yani bu yalnızca bir algı sorunu mu yoksa gerçekten bir başlangıç noktası var mı? Belki bunu da hiç bir zaman bilemeyeceğiz. Yine de düşünmekten alıkoyamıyor insan kendini.

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #8 : Temmuz 01, 2019, 10:40:06 ÖÖ »
Anlamın evrilmesi, anlamın kaybolması, anlamın ilişkilerden 'şey'lere yönelmesi, ya da hiç anlam aranmadan yaşanması(ki daha mutlu kılabilir bu insanı), anlam peşinde geçen bir hayat; hayata bir anlam bulma çabası ve yapay anlamlarla mutlu olamama sorunu, birbirine benzeyen onlarca hayatın içinde kaybolmuş yapayalnız insanlar; biz. Dediğiniz gibi Tanrı kavramının nerelere evrileceğini bilemeyiz ve dediğiniz gibi anlamın evrimini kestirmekte zor.
insan doğmayı sebep biçerek bir başlangıç noktası mı biçmeye çalışıyor evrene; yani bu yalnızca bir algı sorunu mu yoksa gerçekten bir başlangıç noktası var mı? Belki bunu da hiç bir zaman bilemeyeceğiz. Yine de düşünmekten alıkoyamıyor insan kendini.

Kusursuz nesnellik ekseninde "Bilinemeyecek olanın bilinemeyeceğini rasyonel olarak tespit etmek de başarı tanımındadır.- Maslow"

Mevcut bilgi birikimi, "Her şey niye böyledir?" sorusuna tutarlı bir yanıt sunamıyor. Bazen derin düşündüğümde insanlığın en büyük ve kadim sorusunun bu olduğuna karar veriyorum. Mevcut yanıtları yeterli görenler için bir sıkıntı yok; Montaigne "yumuşak yastık" olarak ifade etmiş:

  "Bu evren içinde kendimi bilgisizce ve kaygısızca dünyanın genel yasalarına bırakıyorum. Bu yasayı özümsediğimde yeterince biliyorum sayılır. Benim bilmem, evrenin mekanizmasını değiştiremez; benim için değişeceği de yok. Bunu ummak delilik, bunun derdine düşmek daha büyük bir delilik;  çünkü her yerde ve herkes içindir bu yasa."

İnsana akıl eklemlenmiş ve bu yetenek, doğa tarafından hedeflenmemiş bazı konularla da ilgilenebiliyor. Fakat mevcut durumda hipotezler bir yanıtı işaret etmediği gibi, çok çeşitleniyor ve gözlemlenenlerle uyumsuzlukları artıyor.  Benzetme ile, yanıtı bu coğrafyada arıyoruz ve sık sık çıkmaz sokaklara dalıyoruz; oysa yanıt, belki de başka bir galakside.

"Gerçeklerin ve bilimin ürettiği sorunları cehaletle çözmek mümkün değildir." Asimov
« Son Düzenleme: Temmuz 01, 2019, 12:45:02 ÖS Gönderen: zgnrsn »

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 174
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #9 : Temmuz 04, 2019, 10:58:14 ÖS »
Bence anlam hayattan aldığın tattır.

Zaten herbir şeyin tadı vardır, dolayısı ile anlamı da vardır.

Ne zorlama anlam kovalamak, ne de olası anlamlara kapalı olmak.
İkisi de aceleci olur kanımca.

Yapay/zorlama 'büyük anlamlar' yerine 'gerçek' küçük anlamlar daha iyidir.
En azından yolu tıkamaz.
Ama boşvermek de, aynı oranda 'kendini biliyor varsaymaktır'.
Anlamı buldum sanmak kadar 'anlamsız', 'anlamın olmadığını bulmak'.

Anlamdan şüphe etmek, ama görünce tanıyacak/anlayacak kadar da incelemeye/gelişmeye devam etmek,
bence en anlamlısı.


echo

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 100
Ynt: bilgide tecrübe indirgemesi ''hayat okulu''
« Yanıtla #10 : Temmuz 19, 2019, 10:54:34 ÖS »
(...)

Böyle insanlar karşısında susup, kendilerini modern dünyanın araçlarıyla; sahip oldukları malların ebediyete kadar onların kalacaklarını sanmalarıyla, ölümsüzlük edasıyla övünürken kendilerinden geçmelerini ve bir hayvan sürüsünün lideri gibi böbürlenmelerini bir belgesel ziyafetiyle izlemek sanırım en keyiflisi. Bu durumda kendinizi çift kişilikli hissedebilirsiniz, durum size yüzünüze maske takmış gibi hissettirebilir, ya da duruma ciddi anlamda asabınız bozulabilir; lakin elden bir şey gelmeyecektir. Bir insana yahu sen zavallısın dediğinde, haklıymışsın demesini beklemek, en az onun kadar zavallı durumuna düşmek demektir. Sabredin, susun ve susmasını bekleyin.

“insan”teki, bilinç durumlarını koşullayan içerikten “mesul” değildir .