Gönderen Konu: FELSEFİ SİYASET  (Okunma sayısı 53 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 129
FELSEFİ SİYASET
« : Nisan 14, 2019, 08:59:33 ÖÖ »
Temel kavramlar:Felsefe, siyaset, toplum, iktidar, siyaset bilimi, siyaset felsefesi, birey
Samsa ile marksın felsefik boyutunun olup olmadığı üzerine yaptığımız yazışmalar, beni bu dosyayı açmaya doğru sürükledi. İlgimi çeken ve deşmek istediğim asıl nokta, felsefenin siyasal yönelimi oldu. Bu noktada bir boşluk var, felsefe siyasal olan alana yönelmelimi, hayırsa neden, evetse nasıl, felsefi tutumdan nasıl bir siyasal tavır, pratik çıkar, çıkarılabilirmi veya..
Temel kavramların serimlenmesinden önce, marksın  meşhur 11. tezine bir gönderme yapayım dedim olmadı, laf lafı açıyor (başkada bişeyi açamıyor zaten) misali tez beni  Feuerbach’ın Hıristiyanlığın Özü metnine götürdü ve oradan itibaren devam edeceğim, çünkü marks feurebach üzerine yazmış..
------
Din insanın çocuksu özüdür, ama çocuk özünü insanın kendi dışında görür. Çocuk olarak
insan kendisi için başka bir insan olarak nesne olur. Bu yüzden dinlerdeki tarihsel süreç,
başlangıçtaki dinin nesnel saydığı, bugün öznel, yani Tanrı olarak görülen ve tapılan şeyin
şimdi insani bir şey diye idrak edilmesinden ileri gelir.
(...)
Zira insanın tanrısına verili olan şey aslında insanın kendisine verilidir; insanın Tanrı hakkında
ifade ettikleri, aslında kendi hakkında ifade ettikleridir.
Eğer insan kendi en yüce özü olarak
ululayıp kutsayarak şeytanı, hem de onun şeytan olduğunu bilerek, kendine Tanrı yapsaydı, o
zaman Augustincilik bir hakikat, Pelagusçuluğa karşıt bir hakikat olu
(...)
Anlığın özü olarak Tanrı
Din, insanın kendinden ayrılarak ikiye bölünmesidir: İnsan Tanrı’yı kendisine zıt bir öz olarak
karşısına alır. Tanrı insan değildir, insan da Tanrı değil. Tanrı sonsuz, insan sonlu özdür; Tanrı
yetkindir, insan değildir; Tanrı ebedidir, insan fani; Tanrı kadiri mutlaktır, insan aciz; Tanrı
kutsaldır, insan günahkâr. Tanrı ve insan iki aşırılıktır: Tanrı tamamen olumlu –olan–dır, tüm
gerçekliklerin tecessümüdür, insan tamamen olumsuz olandır, geçici değersiz şeylerin
tecessümüdür.
(...)
Ahlâksal öz ya da yasa olarak Tanrı
İnsan dinde tatmin olmak ister; din onun sahip olduğu en büyük değerdir. Ancak Tanrı özsel
olarak başka bir öz olsaydı o zaman insan Tanrı’da nasıl teselli ve huzur bulabilirdi? Ben bir
özün huzurunu, eğer onun özü değilsem, nasıl paylaşabilirim?
( Ludwig Feuerbach, Hıristiyanlığın Özü)

Feurebach ı'n bu türden yazımları üzerine marks şu 11 tezi ortaya koyuyor, daha sonradan bir metne dönüştürmek için.
(sürecek)

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 34
Ynt: FELSEFİ SİYASET
« Yanıtla #1 : Nisan 14, 2019, 03:32:53 ÖS »
   Burda müdahale etmek isterim doğruyu bulma ve dile getirme adına,sizin yaptığınız bu felsefe kılgısal felsefe oluyor ve bizi bir sonuca götürmez yalnızca kanılarımızı ifade eder..

   Bunun yerine ben ne yapıyorum,diyorum ki benim özüm ne melektir,ne tanrı,ne şeytan,ne islam,ne yahudilik,ne de hristiyanlık veya türklük,araplık,ingilizlik...bunların hepsinden uzak özel olandır bunlara benzemeyen,sorgulanamayan,ve bunların hepsidir ama ölünce mutlaka yargılanacak olan...şu an kendimi sorgulayamam bu objektif olmaz ama çağlar ve yıllar geçtikçe tarih bizi yargılayacaktır ...
insanlık akar gibi görünür ama o da modernist manada ilerlemez,yerimize gelenlerin seçimleri iyiyi ve kötüyü kendilerine göre verecek o yüzden bizler tarih üstü varlıklarız,en saf en temiz kalpli olanımıza benzemek zorundayız...nesnel olandan yola çıkmalıyız,yaşanmış olandan,ama hayata yenilmeden mesela atom bombası atılmasının emrini veren hayat yenilmiştir,komşusu açken tok yatan hayata yenilmiştir...

    İşte şuur burda ortaya çıkar neyi nasıl yapmalıyım,ulus devlet kurmak kimin çıkarına,yani ordulu devlet kurmak..ya da alternatifi ordusuz evrensel devlet kurmak kimin çıkarına,savaş aygıtları yapmak kimin çıkarına,veya savaşmamak eğitime bilime sanata bütçe ayırmak kimin çıkarına...işte yukarıda bahsettiğim nokta biz hepsiyiz özümüz bir kere evrensel demokratik ordusuz patronsuz dünya fikri çıkmışsa,şeriatda,islam devletide,yahudi devletide çökmüştür çünkü bizler en iyiyi bulmak zorundayız ama komşun açken tok yatma halen bizi oluşturmalıdır....işte bizim özümüz bu olmalı...yargılamada buradan başlar bence .....enson cümlemde ahiretide vicdanı yargılamayı da anlatıyorum..saygılarımla...esen kalın...

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 34
Ynt: FELSEFİ SİYASET
« Yanıtla #2 : Nisan 14, 2019, 03:36:03 ÖS »
   Felsefi siyaset de ancak yukarıdaki anlattığım iyiyi bulma ve yaşama adına yapılabilinir bence tam şiddetsiz,tam paylaşımcı,tam ahlaksal..

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 34
Ynt: FELSEFİ SİYASET
« Yanıtla #3 : Nisan 14, 2019, 03:38:29 ÖS »
   Tarih de bizi göreceli yargılayacaktır ama bir ilerleme olduğu aşikar o yüzden bence cumhuriyetden bakınca butun krallar kaba saba gözüküyor...saygılarımla...