Gönderen Konu: Felsefe - öğrenim reformu ilişkisi  (Okunma sayısı 60 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Felsefe - öğrenim reformu ilişkisi
« : Nisan 10, 2019, 12:04:20 ÖS »
Felsefe -  öğrenim reformu ilişkisi

2008 yılında Milliyet gazetesi “Nasıl bir eğitim reformu?” konulu bir yarışma açmıştı. Ben de katılmak istemiş ve bir dosya hazırlamıştım. Fakat son anda göndermekten vazgeçtim (Bu yarışmayı Bozkurt Güvenç kazandı ve fakat çalışması yayınlanmadı ya da ben ulaşamadım).
Vazgeçme nedenim araştırmam sırasında daha önce geliştirilen reform önerilerinin akıbetini görmüş olmam.

2010 lu yıllarda bir öğretmen tanıdığıma böyle bir çalışma yaptığımı söylediğimde “sen kim; eğitim reformu kim?” der gibi hafife almıştı. Çalışmamı o anda bulup gösteremedim.

Zaman içinde bu konunun zihnimde bir dosya olarak açık kaldığını hissediyordum.

TFK başkanı İoanna Kuçuradi bir röportajında “bize bırakın, 3-5 yıl içinde halledelim” gibi bir şeyler söylemişti. TFK bu anlamda bir çalışma yaptırsaydı sonuç,  “benim o yarışma raporum olurdu” diye içimden geçirdim. Fakat gene paylaşmadım.

Kağıt yığınlarımı düzenlerken o çalışmam elime geçti ve bu defa paylaşmaya sıcak bakmaya başladım; ya da altbeynim, kendimi ikna için argümanlar aramaya başladı. Bunlardan biri, benim annem babam ilkokul mezunu idi, fakat taa 1960 lı yıllarda üç çocuklarını da yüksek öğrenime yönlendirmişlerdi. Oysa doğal benmerkezcil/organizmal yapı, kendi kapasitesinin fazla dışına çıkılmasını istemez (Bunu dünya çapındaki -ingilizce- forumlarda dahi deneyimledim; yani forum moderatörleri, kendilerini aşan vizyon sahiplerini etraflarında istemiyorlar). Buna rağmen ailem çocuklarının kendilerini aşmasını, küçük görme potansiyelini göze alıyorlardı.

Kendi çalışmamı özet olarak bu başlıkta paylaşacağım; yitip gitmesin; en azından birileri not etsin anlayışındayım.

Lütfen felsefe ilgilenenleri olarak siz de kendi önerilerinizi paylaşınız, eleştirel katkıda bulununuz.
« Son Düzenleme: Nisan 17, 2019, 04:02:00 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Felsefe - öğrenim reformu ilişkisi
« Yanıtla #1 : Nisan 16, 2019, 08:05:17 ÖS »
Raporum, bilimsel makale formatında olduğundan aynen paylaşmak yerine anlatmayı tercih ettim.

Mevcut öğrenim sisteminde bilgiler katışıksız olarak sunulmaktadır. Yani malzemeler veriliyor; bu malzemelerin işlenmesi ihmal ediliyor; ya da bireyin kendisine bırakılıyor. Elbette bu tutumun ciddi sebepleri mevcut; bir defa öğrenciler ergenlik döneminden çıkarken soyut düşünce aşamasına yenice gelmiş oluyorlar. Varlığını sorgulama, kendini tanıma, kişilik edinme, sosyal kabul ihtiyacı gibi büyük sorunlar yanında öğretiler ya da ideolojiler de kapıda bekliyor. Bu alanların hemen hepsi hassas konular; etkili /yararlı olunmayacak ise ya da tartışmalara yol açacak ise bu alanlardan uzak durmak ve bilgileri katışıksız vermekle yetinmek tercih ediliyor gibi.

Oysa, bu alanlarda da eğitim/öğrenim yönetilebilir. Amaç, "yetkin ve etkin insan/vatandaş" kazanmaktır (ideal tanımı daha sonra paylaşacağım; yönelim böyle bir hedefe doğru olacaktır).

Yeni bir kurumsal iş yerinde işe girdiğimizde oryantasyon eğitimi verilir. Kısaca bu oryantasyon eğitiminden personelin hızla iş yerine adaptasyonu, zihnindeki soruların yanıtlanması, işin/iş yerinin gerektirdiği abecesel bilgilerin verilmesi, aidiyet duygusunun başlatılması/benimsetilmesi vb. hedeflenir.

İşte benim eğitim reformu çalışmamda sadece lise son sınıf müfredatı değiştiriliyor: Ana hatlarıyla HAYAT ‘a oryantasyon sunumu. Sınıfta kalmak yok; derecelendirme, devam süresi ve ödev notuyla. Bu son sınıfta, bilgi yönetimi, yöntem bilimi, sentezleme örneklemeleri, girişimcilik vb. “KURMAY / VİZYONER / MENTOR ÖĞRETMEN” ler aracılığıyla işlenecektir (Detaylarından bahsedeceğim). 
« Son Düzenleme: Nisan 18, 2019, 04:51:23 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Yetkin ve etkili insan hedefi
« Yanıtla #2 : Nisan 24, 2019, 11:51:50 ÖÖ »
YETKİN VE ETKİLİ İNSAN HEDEFİ

İnsan adı verilen organizma, eğitim ile teknik olarak hangi bilişsel düzeye kadar yükseltilebilir; ya da ulaşabilir ?  Ütopik de olsa bu tanımı yapmak ve genel uygulama hedeflerinde bu düzeyi nişan almak, doğrultuyu bu yönde kurgulamak  anlamlı olabilir:

1-   Bireyin bilişsel yetenekleri, düşünce sentezleme süreci/izleği, -benzetmeyle- dolambaçlı ve çeşitli engeller içeren patika yerine, otoban konforu ve işlevselliğine getirilebilir.
2-   Yansıtma mekanizmasını idrak edebilir, algı ve değerlendirmelerinde yansıtma mekanizmasının negatif etkilerini  devre dışı bırakabilir.
3-   Hayat olayları ile başetme eşiği yükseltilebilir, savunmacı kişilik kurgusu aşılabilir ve özgüven edinebilir.
4-   Başetme eşiği ve özgüvenin yükselmesinin katkısıyla insan ilişkilerinde optimizasyon yaygınlaştırılabilir ve yüce gönüllülük (muhatabının zayıflıklarını kullanmama erdemi) sağlanabilir. Açık iletişim normlarının talep edilmesi ve hatta –istatistik yükseldikçe-  yaygınlaşması, kanıksanması mümkündür.
5-   Bireyin kişisel paradigması, rafine edilebilir ve donanımlı hale getirilebilir.
6-   Evren ve hayattaki yerini idrak edebilir.
7-   Tutarlı ve geniş düşünsel referansları edinebilir (Düşünsel etkinliklerini kişisel ihtiyaçlarının/ilgilerinin ötesine geçirebilir). Benmerkezci ya da avcı yırtıcı (ham benlik) rolünden evrensel bilince transfer olabilir (Mevlevi öğretisinde “pişmek”)
8-   Düşünsel referansları çeşitli kompozisyonlarda kullanma alıştırmaları sayesinde negatif yönlendirilmelere karşı bir nevi direnç edinebilir.
9-   Bilim insanı olabilir, yeniliklere açık, bilişsel birikimini sürekli güncelleme bilinci edinebilir.
10-   İçsel/ruhsal anlamda özgürlüğünü elde edebilir. Psikolojik kıskaçların tuzaklarından kendini koruyabilir.
11-   Mutlu olmaya yönelik içsel/ruhsal etkenleri düzenler.
12-   Kendi ruhuyla otantik görüşme yapabilir; kendini tanıyabilir.
13-   Kendine ve yaşama gülebilme esnekliğine erişebilir.
14-   Proje disiplini eşliğinde tutarlı hayat görüşü edinebilir; kişisel hayat izleğini kendi iradesi ve gönlünce yönetebilme yetkinliğine erişebilir. Hareket kabiliyetini özümseyebilir.
15-   Kendi iradesi dışında geçen hayat süresini analiz edebilir, yanlış ya da uygunsuz kalıplanmaları, damgalanmaları revize edebilir, geçmişin negatifliklerini normalize edebilir, bağışlayabilir; psikoestetik tutum geliştirir.
16-   Kısır öfke yerine verimli anlayış tutumuna terfi eder.
17-   Risk algılama etkin ve kriz yönetimi idealize hale gelebilir.
18-   Yapıcı ve çözümcü tutumu benimser; olumlu faktörlerin entegrasyonu ve birbirini beslemesi bilincine gelebilir.
19-   İçgüdülerinin tutsaklığından, doğal ham benlikten kurtulur; uzlaşır ve uyum geliştirir.
20-   Açgözlü ve açıkgözlüğü yatıştırılabilir; insanlık aidiyeti güçlendirilebilir (İnsan türünün diğer üyelerini “av” olarak görmekten vazgeçer), erdemler özümsenir ve korunur. Kazan(x)kazan olgunluğunu edinebilir.
21-   Hayat olgu olaylarının özsaygıyı zorlayıcı etkilerini bilir; korumak için proaktif  tutumu benimser.
22-   Evreni ve çevresini bir çocuğun gözü ve gönlü ile yaşayabilir. Gönül bahçesini düzenleyebilir. Uyum şekerlerinden yararlanma ve hayat zorunluluklarını dengeli kurgulayabilir.
23-   Huzur, dinginlik, bilgelik, “her şey yolunda algısı” ulaşılamaz değildir.
24-   Bilinemeyecek olanların bilinemeyeceğini nesnel olarak saptayabilir.
25-   Felsefi değerler ekseninde “uygar” olur.
26-   Girişimcilik ruhu işlenebilir,  işlevsel hale getirilebilir.
27-   Hayatın harika deneyimlerini bizzat gerçekleştirmek için ileri hamleleri planlayabilir.
28-   Varlıkların en yeri doldurulmazını oluşturmak uğraşısını edinebilir ve sportif anlamda sürdürebilir.

…………..

Bu hedefler ütopik veya erişilmesi güç gibi görünmekle beraber eğitim ve bireyin azmi ile mümkündür. Örnekleri olmasaydı bu sıralamayı yapamazdık. Eğitim projeleriyle bu hedeflerin omurgası oluşturulabilir. Lise öncesi eğitim hedefi çekirdeği oluşturabilmek ve örneklemeler sunabilmektir.. Düzlüğe ya da ana yola çıkış diyebileceğimiz bir aşamadan (hazırlık eşiği) sonrası daha hızlı ve kararlılıkla oluşur. Bazı bireyler, hayat tecrübeleriyle ve çok okumayla kendilerini yetiştirmeyle yüksek paradigma edinebiliyorlar; fakat bu düzey, doğal akışta 50- 60 lı yaşlarda kazanıldığında bu değerli üründen yararlanma süresi de kısalmış olmaktadır. Anlamlı ve yararlı olan hazırlık eşiğinin 20 – 25 yaşlarında geçilmesi ve 30 yaşına gelmeden bilişsel yükselmeyi gerçekleştirebilmektir.


Kaynakça: Maslow, Ö ersan.
« Son Düzenleme: Nisan 24, 2019, 11:58:49 ÖÖ Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Felsefe - öğrenim reformu ilişkisi
« Yanıtla #3 : Nisan 25, 2019, 11:23:07 ÖÖ »
Bu hedef nişan alındığında ve disiplinle uygulandığında çan eğrisinin dolgun kısmı bu tür insanlar (Homosapienssapiens 2.0) olduğunda o ülke dünyada bir numara olur.

Dünyada -mevcutta- böyle bir ülke var mı?