Gönderen Konu: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi  (Okunma sayısı 342 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

lossantos

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
Merhaba,

Marks'ı (ve Engels'i) ilk okuduğumda 15 yaşında bir liseliydim. Bugün 24 yaşındayım ve daha hala marksist döktrin üzerine kabul edebileceğim daha geçerli bir şey koyamadım. Bu illetten kurtulmak için neler yapmadım ki, Taoizmle uğraştım, Stirner'a inanmak istedim, Ayn Rand'a katılabilmek için kendimi yırttım, Budizm'e merak sardım, ciddi ciddi oturup meditasyon yaptım, çaresizlikten belki inanırım diye İncil ve Kur'an okudum, bir umuttur dedim bulunduğum şehirdeki (Ankara) ortodoks kilisesine bile gittim. Hiçbirisi beni bu illetten kurtaramadı.

Fikirlerin (daha doğrusu Hegel'in idea dediği şeyin), maddelerin bir yansıması olduğu, kainatta maddeden ve madde hareketlerinden başka metafiziksel herhangi bir olgunun olmadığı teorisi beynime bir zehir gibi girdi. Buna dair ne kadar eleştiri varsa hepsini okudum, hiçbiri tatmin etmedi. Bu duruma o kadar bağdaştım ki artık gelenekçi ve katı bir materyalist oldum. Aşk benim için hormonal bir anatomik kimyasallaşmadan öte bir şey değil. "Aşk bir makamdır, aşk kendinde bulamadığın yere kapılmandır" gibi edebiyatlara giren insanları ciddiye alamıyorum. Daha doğrusu üretim araçlarının emperyalistlerin kontrolünde olduğu bir dünyada hiçbir şeyi ciddiye alamıyorum. Aşk'ın, sevişmenin, güzelliğin, iyilik yapmanın metalaştığı bir dünyada gözüme her şey yozlaşmış ve flu geliyor. Sinemaya gitmeyi, arkadaşlarla oturup güzel bir cafede sıcak bir kahve içmeyi, sosyal etkinlikleri vs. her şeyi kendi içimde "kapitalizme hizmet eden küçük burjuva alışkanlıkları" olarak yorumluyorum. Zaten arkadaşım dediğim herkesi de burjuvazi toplumunun yozlaşmış lümpenleri olarak görüyorum. Bunun ne kadar kibirli ve iğrenç bir tutum olduğunun farkındayım ama elimde değil. Bu beni yalnızlaştırıyor ve ben yalnızlıktan nefret ediyorum, artık yalnız olmak istemiyorum.

Umarım beni ciddiye alırsınız çünkü yazdıktan sonra şöyle bir okudum da ben bile kendime: "derdini seveyim" dedim. Elbette hayatta herkes gibi bin tane derdim var ama hepsinin temelinde bu yatıyor bence. Bu en büyük derdimi aşmam gerekiyor artık. Bu konu hakkında yazıp söyleyeceğiniz her şeye kapım açık. Şimdiden teşekkürler.

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #1 : Mart 25, 2019, 10:59:27 ÖÖ »

Fikirlerin (daha doğrusu Hegel'in idea dediği şeyin), maddelerin bir yansıması olduğu, kainatta maddeden ve madde hareketlerinden başka metafiziksel herhangi bir olgunun olmadığı teorisi beynime bir zehir gibi girdi. 

ENERJİyi keşfedin derim. Maddenin, canlılığın, zihinsel etkinliklerin hepsinin temelinde enerji var.

http://www.forumfelsefe.org/index.php/topic,167.0.html

http://www.forumfelsefe.org/index.php/topic,133.0.html

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 138
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #2 : Mart 25, 2019, 07:43:26 ÖS »
Benzeri süreci yaşadım, niçeyi yedekleyen post yapısalcılarla diyalektik materyalizmi ...... uygun fiil bulamadım cümlenin sonu için, aştım desem olmuyor, terk ettim desem olmuyor, yedekledim belki en uygunu, haklısın diğer söylemlere göre ( ki bence diyalektik materyalizm enerjiyi de kapsıyor, herakleitostan beri, çünkü o "pante rei" demiş bi kez) diyalektk materyalizm dev bir çınar gibi duruyor orta yerde ve diğerleri onun yanında birer hurafeye dönüşüyor.. Fakat şunu anlamadım, niye bu bağlanma biçimi hayatında bir sorun, hayatımın en huzurlu, dingin zamanlarını marksist olduğum zamanlarda yaşadım, bence kurtulmaya çalışmak yerine geliştir onu, anarşizm okumaları yap örneğin, marks ve mahdumlarını veya post marksistleri oku, okumadıysan, ama naçizane sana önerim hiçbirşeye din/dogma düzeyinde bağlanma, yine den bilirsin tabi..

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 160
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #3 : Nisan 02, 2019, 12:22:07 ÖÖ »
Merhaba,

Marks'ı (ve Engels'i) ilk okuduğumda 15 yaşında bir liseliydim. Bugün 24 yaşındayım ve daha hala marksist döktrin üzerine kabul edebileceğim daha geçerli bir şey koyamadım. Bu illetten kurtulmak için neler yapmadım ki, Taoizmle uğraştım, Stirner'a inanmak istedim, Ayn Rand'a katılabilmek için kendimi yırttım, Budizm'e merak sardım, ciddi ciddi oturup meditasyon yaptım, çaresizlikten belki inanırım diye İncil ve Kur'an okudum, bir umuttur dedim bulunduğum şehirdeki (Ankara) ortodoks kilisesine bile gittim. Hiçbirisi beni bu illetten kurtaramadı.

Fikirlerin (daha doğrusu Hegel'in idea dediği şeyin), maddelerin bir yansıması olduğu, kainatta maddeden ve madde hareketlerinden başka metafiziksel herhangi bir olgunun olmadığı teorisi beynime bir zehir gibi girdi. Buna dair ne kadar eleştiri varsa hepsini okudum, hiçbiri tatmin etmedi. Bu duruma o kadar bağdaştım ki artık gelenekçi ve katı bir materyalist oldum. Aşk benim için hormonal bir anatomik kimyasallaşmadan öte bir şey değil. "Aşk bir makamdır, aşk kendinde bulamadığın yere kapılmandır" gibi edebiyatlara giren insanları ciddiye alamıyorum. Daha doğrusu üretim araçlarının emperyalistlerin kontrolünde olduğu bir dünyada hiçbir şeyi ciddiye alamıyorum. Aşk'ın, sevişmenin, güzelliğin, iyilik yapmanın metalaştığı bir dünyada gözüme her şey yozlaşmış ve flu geliyor. Sinemaya gitmeyi, arkadaşlarla oturup güzel bir cafede sıcak bir kahve içmeyi, sosyal etkinlikleri vs. her şeyi kendi içimde "kapitalizme hizmet eden küçük burjuva alışkanlıkları" olarak yorumluyorum. Zaten arkadaşım dediğim herkesi de burjuvazi toplumunun yozlaşmış lümpenleri olarak görüyorum. Bunun ne kadar kibirli ve iğrenç bir tutum olduğunun farkındayım ama elimde değil. Bu beni yalnızlaştırıyor ve ben yalnızlıktan nefret ediyorum, artık yalnız olmak istemiyorum.

Umarım beni ciddiye alırsınız çünkü yazdıktan sonra şöyle bir okudum da ben bile kendime: "derdini seveyim" dedim. Elbette hayatta herkes gibi bin tane derdim var ama hepsinin temelinde bu yatıyor bence. Bu en büyük derdimi aşmam gerekiyor artık. Bu konu hakkında yazıp söyleyeceğiniz her şeye kapım açık. Şimdiden teşekkürler.

Yazdıklarından anladığım kadarıyla, aslında içsel olarak bunlara inanmıyorsun, sana iyi geldiğini hissetmiyorsun; ama yerine de daha anlamlı/mantıklı birşey koyamıyorsun.

Burada dikkat çekmek istediğim nokta şu. Bazı insan vardır ki, senin okuduklarını okur, ikna olur ve sahip olduğu düşüncelerle mutludur, memnundur. Bazısı vardır ki, okur, mantıklı bulur; ama birşeylerin doğru yerine oturmadığını, bu fikirlerin kendisine pek de iyi gelmediğini düşünür/hisseder.

Aradaki fark neden? Eğer ikisi de sıfırdan başlıyorsa, bu his/duygu nereden geliyor? Daha iyi bir fikri olduğundan değil. Çünkü ortaya koyacak net bir fikir olarak, bu, elinde mevcut değil.

Olasılıkla tatmin olmayışın, kendini kazmak yerine, etraftaki mevcut düşünce silsilelerini kazmaya çalışmandan. Dikkat edersen onları bilinçli veya bilinçaltı değerlendiren bir mekanizman hala ve herzaman mevcut. Yani aslında 'içindeki şey' senin neyle tatmin olacağını biliyor. Fakat sen bunu şu an bilinçli olarak bilmiyorsun. Kendini kazmaya başlarsan hangi noktaya doğru eğilimli olduğun, seni neyin gerçekten tatmin edeceği giderek daha netleşecek diye düşünüyorum. Senin kendini kurtarmak istediğin fikirlerin herbirinin zayıf noktaları var, iyi niyetli ve güçlü noktaları da var. Ama bunları sana dıştan birisi anlatırsa gene tatmin olmayacaksın, çünkü kendine yoğunlaşmaya ve kendi çıkarsamalarını yapmaya ihtiyacın var, diye düşünüyorum.



zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #4 : Nisan 02, 2019, 12:10:59 ÖS »
Materyalist ve idealist felsefelerin insan hakları ekseninde karşılaştırılması

 
« Son Düzenleme: Nisan 02, 2019, 02:14:19 ÖS Gönderen: zgnrsn »

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 160
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #5 : Nisan 02, 2019, 01:23:33 ÖS »
İçeriği buraya kopyalarsanız görebiliriz. Sanırım mail kutunuza dair bir link vermişsiniz.

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #6 : Nisan 02, 2019, 02:14:57 ÖS »
İçeriği buraya kopyalarsanız görebiliriz. Sanırım mail kutunuza dair bir link vermişsiniz.

Tekrar deneyeceğim.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 266
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #7 : Nisan 12, 2019, 01:49:14 ÖS »
Alıntı


kuranı ilk okuduğumda 15 yaşında bir liseliydim. Bugün 24 yaşındayım ve daha hala Allah (C.C.) kelamı üzerine kabul edebileceğim daha geçerli bir şey koyamadım. Bundan kurtulmak için neler yapmadım ki, Taoizmle uğraştım, Buda'a inanmak istedim, ciddi ciddi oturup meditasyon yaptım, hıristiyan olmak için kendimi yırttım, bir umuttur dedim bulunduğum şehirdeki (Ankara) bir ortodox klisesine bile gittim. Şamanizm'e merak sardım,  çaresizlikten belki inanırım diye marksı okudum. Hiçbirisi beni bu illetten kurtaramadı.


Allah'ın öncesiz ve sonrasız olduğu, Hz muhammed'in onun kulu, elçisi ve son peygamber olduğu fikri  beynime bir zehir gibi girdi. Buna dair ne kadar eleştiri varsa hepsini okudum, hiçbiri tatmin etmedi. Bu duruma o kadar bağdaştım ki artık gelenekçi ve katı bir müslümanım.  İnsanları ciddiye alamıyorum. Daha doğrusu her şeyin şeytanın ayartısına dönüştüğü  bu dünyada hiçbir şeyi ciddiye alamıyorum. Aşk'ın, sevişmenin iblisin şekeri; güzelliğin, iyilik  yapmanın bile şeytani yozlaşmanın parçası olduğu  bir dünyada gözüme her şey yozlaşmış ve flu geliyor. Sinemaya gitmeyi, arkadaşlarla oturup güzel bir cafede sıcak bir kahve içmeyi, sosyal etkinlikleri vs. her şeyi kendi içimde bir suçluluk duygusu ile deneyimleyip yorumluyorum. Zaten arkadaşım dediğim herkesi de yozlaşmış, doğru yoldan sapmış günahkarlar olarak görüyorum. Bunun ne kadar kibirli ve iğrenç bir tutum olduğunun farkındayım ama elimde değil.Bu duygudan kurtulmak için her gün Rabbime yalvarıyorum.Günümün çoğunu ibadet ile geçirmeye başladım ama bu beni sadece yalnızlaştırıyor ve ben yalnızlıktan nefret ediyorum, artık yalnız olmak istemiyorum.



"hakikat" ile temellendirilen  tüm bu ruhsal kurtuluş ve nihai mutluluk düşünceleri ancak birer fantazi şeklinde var olabilirler.
« Son Düzenleme: Nisan 12, 2019, 02:06:06 ÖS Gönderen: samsa »

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 42
Ynt: Diyalektik Materyalizm beni manevi bir çöküşe sürükledi
« Yanıtla #8 : Mayıs 08, 2019, 03:49:26 ÖS »
İyi günler arkadaşım umarım sağlığınız ve huzurunuz yerindedir..Ben iyiyim..
öncelikle şunu belirtmek isterim bu tartışmanın katılımcısı olarak okunmak isterim ama daha felsefe talebesiyim ve felsefe eğitimi almadım ,kendimce okuyorum...
Ben sorunuza şöyle cevap vermek istiyorum ve aynı zamanda öğrenmek istiyorum hatam varsa düzeltin..
Materyalizm,diyalektik bizi nereye sürükler aslında bahsettiğiniz şey temelde empirist akılcılıktır bu kant,hegel,marx,hume da olan şey belkide taa aristoya kadar gider..ve onun meyvesi modernlik,aklın klavuzluğu bu iyi bir şey aslında dünyayı anlamak için ama şuda var tarih boyunca idelerle,a pirori bilgiyle,mantıkla,sezi ile bu görüşlerin karşılarında olmuş filozoflarda olmuş,az önce bir makele okudum ve modernliğin bizi nasıl hitlerin ve stalinin oluşmasına ittiğini buna karşı post modern tezlerin kabulu ile insanın duygularıyla yeniden tanışması gerektiği savlarını okudum ..sizce eğer modernlik insanlığın acılarına ilaç ise böyle düşünmek sizi spinocı deyimle neşelendirir,ama irrasyonel düşünce,sezgi,bizi iyi eder derseniz o zaman da post modern tezler bizi neşelendirir bunları takip etmekte özgürsünüz..önemli olan bizim ve toplumun kurtuluşu ....bunu post modernite de sağlayamaz belki o da insanları bölmekte, yani hepsinden biraz, daha mantıklı... ama yaşam önemli hem bizim için hem çevremiz için o yüzden ben ne dinlerin çılgınlığına yani insanlarca bozulmuş ve oluşturulmuş din ve ideolojilerin çılgınlığına düşmeden fortituda yanı ruh dinginliğini,salimliği,zarar vermeyen yapımızın bulmamızın iyi olacağına inanmaktayım bu yüzden savas siddet karşıtı olmak,çalışmak-paylaşmak,okumak,haklara riayet,ve evlilik kurumuna saygı,yani cinselliğin insan onuruna yakışır şekilde yaşanması,evlenince ve komşularımıza güven vermek çok önemli...bu dünya gelip gecer önemli olan iyi olmak ve sevgi....saygılarımla