Gönderen Konu: Felsefedeki 1+1=1 İşlemi Nereden Geliyor?  (Okunma sayısı 673 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

liberte

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 3
Felsefedeki 1+1=1 İşlemi Nereden Geliyor?
« : Aralık 11, 2018, 01:51:20 ÖS »
1+1=1 Üzerine:

Daha önce burada yazmış olduğum bu konuyu bu sefer yeniden düzenleyip "kısaltarak" veriyorum, daha kolay anlaşılması için. Bu işlemi okumuş, izlemiş veya duymuş olabilirsiniz. Nazım'ın şiir kitabının adı, Tarkovsky'nin Nostalghia filminde de geçer, hatta son dönemlerde çekilmiş filmlerde de karşımıza çıkmaktadır. Peki bu işlem nereden gelmektedir?


Bu işlem Hegel'den geliyor. Hegel'de olgularda ilerleme yeni olanın eski olanın üzerine eklenmesiyle birbiri ardından sıralanır. Örneğin; tohumdan sonra çiçek açtı değil, tohum çiçek açtı şeklinde bir değişim ve ilerleme vardır. Biçim ne kadar değişse de öz sabit kalır tüm değişim bu yüzden öznenin kendisinin kendi içindeki bir değişimi olur. Bu özne-töz ilişkisidir. Ve dolayısıyla tikel-tümeldir yani parçalar birbirini takip ederler. Eğer Marks'ta olduğu gibi olgular bölünseydi ve eski olanın toplamdan düşüp yeni olanın bir öncekinden ayrı olarak varlığı kabul edilseydi işlemin değeri artardı. Birbirini takip eden parçaların ise yaşı birincisiyle aynı olur, çünkü birbirini sırasıyla izlemiş ve birisi diğerinin devamı olarak vardır, parçalarına indirgenmez, artarak devam eder ve daha büyük bir bütüne ulaşır. Bu yüzden yeni herhangi bir şey oluşmaz orada dolayısıyla toplama işlemi de bize yeni bir şey söylemiyor. Bölünseydi olgular yani birbirinden görece özerk (ayrı) ya da görece kopmuş olarak bir bütüne varsaydı o zaman yeni bir şey meydana gelirdi. İşte bu yüzden toplama işlemi birleşmeyi, aynı tip parçaların bir araya gelmesini ve birbirini sırasıyla takip eden bir bütünlüğü anlatırken, bölme işlemi ayrışmış, çoğalmış ve görece özerk parçaların oluşturduğu bir bütünlüğü ifade ediyor. Dolayısıyla bölününce sayıca çoğalmış oluyor ve rakamsal ifade de artmış olur. Bu yüzden Hegel'de tohumla çünkü olgular toplanır, diğerinde hücre ile başlanılır çünkü bölünür ve farklılaşır. İşte 1+1=1 bu demektir; yani parçaların ardı ardına birbirini izlemesi, iç içe geçmesidir, eğer parçalar bölünseydi o zaman işlemin değeri artardı. Bu konunun en temel kısımı budur geri kalanlar bunun bir türevidir. Nitelik, nicelik ilişkisi de önemli bu işlemde çünkü sayılar niceliksel bir ifadedir. Nitelikte değişim olmaksızın nicelikte değişim yaşanabilir, nicelikte değişim göstermesine rağmen olgunun doğası değişmez. Bir ulusun genişlerken birden bire çökmesi buna örnek olabilir mesela. Daha önce değindiğimiz gibi öz değişmeden kalır çünkü. Bu yüzden nitelikten niceliğe geçiş pek mümkün değildir burada ve dolayısıyla sayılarla uğraşmak mantık açısından sorunludur bu yüzden sayılar değer olarak artmaz veya azalmaz. "Bir damla bir damla daha, daha büyük bir damla yapar" sözü buradan gelir, çünkü birbirinin devamı olarak birincisiyle aynı yaşta kalarak daha büyük bir bütüne varacağı için toplama işlemi bize yeni bir şey söylemiyor. Bir diğer çıkarım ise iki kişinin birbirini sevmesidir, yanlış demiyorum çünkü bu açıklama işin edebi veya şiirsel yönünü gösterir kendisini veya nereden geldiğini değil.

Ünlü tiyatro oyuncumuz Şebnem Sönmez'in, twitter hesabında; "Bir artı bir eşittir iki değil, bir bölü bir eşittir iki, çoğal demiyorum, bölünme. Bu deyişim her bire..." demesi buradan gelir. İşlem bölünürse değeri artardı ama toplama işlemi aynı tohumun gelişimi gibi bütün gelişim kendisine denk olduğu dolayısıyla kendi iç gelişimini ortaya serdiği için (tohum, hücre gibi çoğalmaz, tohum kendi içinden çiçeği yaratır) yani; başkasına bölünmediği için (hücre gibi) toplama işleminde işlemin değeri sabit yani başlangıçtaki değer, ilk haliyle aynı yaşta olarak kalır. Demek ki "tohumun içinden çıkarak" dallar ve çiçek meydana gelir. Yani kısacası ilk neden olan tohumun bir devamıdır çiçek. Bu yüzden gelişim yine en baştaki tohumun kendisinin bir gelişim macerasıdır bu nedenle işlem artmaz ya da azalmaz, çünkü çoğalmaz tek bir bütünün gelişim sürecidir yani tohumun. Hücre gibi bölünseydi ayrışır ve farklılaşırdı. Marks'ta bu böyledir ama Hegel'de gelişim veya zamanın dönüşümü öznenin kendisini bilmesidir tüm gelişim süreci kendisini anlatır, dışarıyı (bölünme, ayrışma, çoğalma) değil içsel (kendisi gibi) olanı. Dücane Cündioğlu bu işlemin nereden geldiğini söylemiyor örneğin, bunun bir türevi olan edebi (aşk) kısmına ve biraz da Nazım'ı vurmak için mekanik insan bölümlerine giriyor.



Ozan Gerçek - Denizli
« Son Düzenleme: Mayıs 08, 2019, 11:19:09 ÖS Gönderen: liberte »

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Felsefedeki 1+1=1 İşlemi Nereden Geliyor?
« Yanıtla #1 : Aralık 12, 2018, 04:42:54 ÖS »
Sayın Liberte,
1+1=1 Başlıklı yoğun ve çoklu okumaya açık metninizin burada farklı yorumlarla  düşünümlerimize katkı vermesini diliyorum.
Yıllar önce Aziz Yardımlı’nın Mantık Bilimi üzerine kurulu atölye çalışmasına katılmıştım. Orada “Varlık-Yokluk-Oluş “ diyalektiğini aşmakta güçlük çekmiştik. Her oturumda başa dönüyorduk.  Klasik mantık ile eğitilmiş bizim kuşaklar için, kurgul mantığın dünyasına adım atmak oldukça zorlayıcı olmuştu. 

Sonraki okumalarımda şunu düşündüm. Hegel böyle bir mantıksal yaklaşıma (yönteme) niçin ihtiyaç duymuştu. Mantık bilimine esin veren düşünceler nereden kaynaklanıyordu. Varlığın “ontolojik” olarak kanıtlanması tüm düşünürlerin yaşam idealiydi sanırım. (En azından o dönemde) Varlığı temellendiren mantık, her şeyin bilgisine ulaşabilirdi.

Sizin 1+1=1 mantığı, varlık, yokluk, oluş üçlüsünü çağrıştırdı. Peki bu üçlü uğrağı aşarak 1=1+1+1+++ gibi bir şey de iddia edilebilir mi?

Bir alıntıyla devam edeyim:
“Hegel, modern yaşamda mantık disiplininin, kendini temellendirecek bir girişim olması gerektiğine tam olarak inanmaya başlamıştı (bu, 1804-1805 yıllarına ait, mantığın başka bir şeye, kendi tabiriyle "metafiziğe" dayanması gerektiği fikriyle çelişiyordu). Gerçekten de, düşüncesi olgunlaştıkça, Hegel böyle bir mantığın, modern kendini temellendirme pratiğinin, insanın kendisi tarafından kurduğu temeller dışında bir yardım almadan düşünme pratiğinin başat paradigması olabileceğini düşünmeye başladı. Bu nedenle, kendi felsefe sisteminin motoru, Fenomenoloji değil Mantık olacaktı.

Nürnberg'deki ikamet süresinin ortalarında, Hegel'in "mantığı," Napoleon sonrası Avrupa yaşantısına genel yapısını ve meşruluğunu sağlayacak felsefe sisteminin temel ögesi olarak şekillenmeye başlamıştı. Eğer üniversite, ıslah edilmiş modern yaşantının itici gücü ise, eğer felsefe üniversitenin zirvesi ise ve eğer mantık da her tür felsefede işler haldeki temel konu ise, mantığın kendisi dogmatik olmayan bir şekilde yeniden düşünülmeliydi. Kendini temellendiren bir "mantık" bizlere, özgür ve aydınlanmış modernler olarak nasıl düşüneceğimizi öğretebilirdi.”
Hegel, Tery Pinkard, İş Bankası Kültür Yayınları

Kendi adıma Hegel’in muhteşem kurgusunun, zamanının ihtiyaçları doğrultusunda yapılandığı ve “hakikat !” iddiasını karşılamadığı yönündedir.
Metninizin daha bir çok bağlamı var. Umarım onlarla ilgili de yorumlar gelir.

liberte

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Felsefedeki 1+1=1 İşlemi Nereden Geliyor?
« Yanıtla #2 : Aralık 12, 2018, 07:53:28 ÖS »
Haklısınız konular birbirinden kopuk oldu biraz ama hepsi değil çok fazla detayına inince konu konuyu açıyor paradoks gibi oluyor anlaşılması zorlaşıyor. Çoğu birbirinden ayrı ama birbirine ilintili konular sadece bazılarını bir kaçını fazladan ekledim konuya..

Doğru söylüyorsunuz, bu işlem oluşu anlatır. Zaten yazıda bunu belirtmiştik. Bu konu varlıktan ziyade oluşu anlatır. Özellikle Hegel'in kurgusal mantığınıdaki gibi aklın tüm ayrışmalarına ve bölünmelerine karşıt olarak gösterdiği ve ussal tutarlılığı ele alan bir konu bu. Dediğiniz gibi Hegel mantığa varlıkla başlıyor çünkü varlığı düşünce ile birlikte alıyor. Amacı oluşu devreye sokmaktır. Ama yine de mantık bilimi Hegel'de, Heraklitos gibi oluşu temel almaz, doğrudan varlığı temel alır yani oluştan hareket etmez oraya varır çünkü mantığın başlangıcı felsefi düşüncenin başlangıcı gibi ele alınır ve amacı olgusal gerçekliği açımlayabilmektir. Ussal olanın, düşüncenin zaman içinde açılımıdır amacı.

Diğer yandan mantık Hegel'in döneminde çok değerliydi günümüzde eski değeri kalmamıştır. Althusser hariç tabi. Bugün dilbilimi özellikle mantığın karşısına koyuyorlar. Ama Hegel yine de bir çok konuda günümze ışık tutuyor. Aslında şunu çok iyi biliyoruz ki Hegel'i aşmak istiyoruz artık sıktı bu Hegel diyoruz ama aştığımız yerler de oluyor aşamadığımız yerler de mesela Foucault'un "Söylemin Düzeni" kitabı böyle bir şeyi anlatıyor ve Hegel'le yüzleşmemiz gerektiğini söylüyor. Hala bir çok konuda onu aşamadık mesela "kurucu özne" derken hala büyük oranda onu kullanıyoruz. 1+1=1'İ de dediğiniz gibi istediğiniz kadar 1 ile toplayın aynı sonucu verecektir. 1+1 +1+1+1=1 yazın gene aynı sonucu verecektir.
« Son Düzenleme: Aralık 13, 2018, 09:08:19 ÖS Gönderen: liberte »

Rhodium

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Felsefedeki 1+1=1 İşlemi Nereden Geliyor?
« Yanıtla #3 : Aralık 15, 2018, 02:44:20 ÖÖ »
1,2,3,4...  Diye saydığımız bir dizi olsun. Bu dizinin 1986237 rakamına bittiğini iddia edebilmemiz için 1986237 ye kadar saymamız gerekir.
 
1,2,3,4... Diye saydığımız bir başka dizi olsun. Bu dizinin sonsuza kadar sürdüğünü iddia edebilmemiz için sonsuza kadar saymamız gerekir. Oysaki sonsuza kadar sayılamaz.
 
Yine eksi sonsuzdan... 4,3,2,1 e kadar bir dizi içinde eksi sonsuzdan başlıyor dememiz için eksi sonsuzdan sonraki rakamı söyleyemeyiz.
 
Özetle, sonsuzluk kavramı sayılamadığı için iddia da edilemez. Uzay sonsuzdur veya ezelidir denilemez.
 
Eğer sonsuzluk kavramını iyi kavrarsanız,
dünya ezelden beri var ama sonu var,
dünyanın bir başlangıcı var ama sonu yok,
Diyemezsiniz ezeli olan ebedi de olmak zorunda olur. Çünkü bu durumda eksi sonsuzu sayabildiğinize göre artı sonsuza da saymış olmanız gerekirdi. Oysa bu sonsuzluğun çelişkisidir.
 
Sayılamayan sayı: sonsuzluk.
 
Şimdi de 50 kişilik bir sınıfa 27 nolu öğrencinin Ahmet olduğunu var sayalım. 47 nolu öğrenci Ayşe olsun. Burada Ahmet ve ayşeyi tanımlayan kavram sayı ile betimlenebilir olmasıdır.
 
Yani bir varlığın varlık olabilmesi için sayı ile betimlenebilir olması gerekir.
 
Sayılamayan sayı dolayısı ile varlık olamaz. Yani sonsuz olarak ifade edilenler varlık olarak ifade edilemez.

Bütün bunlara ek olarak,

Burada 27 nolu öğrencinin de 1 ve 47 nolu öğrencinin de 1 olması,
Kesinliğin ötelenerek 1+1 =1 oluşu var.

27 +47=74 iken bu numaraların toplamı sınıf mevcudunu vermemesi gibi bir fonksiyon oluşma ihtiyacı olmalıdır.

Bu durum: zaman-mekan boyutunun alt boyutu ile ilgili. Bu kümenin alt kümesi gibi değil. Kare prizmanın kare levhalardan oluşması gibi.

1+1=2 bir boyut iken onun alt boyutu 1+1=1 olmasıdır.
Tıpkı 2x in türevinin 2 olması gibi.

Bu açıdan nicelikten niteliğe değişim hususu her iki boyutta hem hegel için doğru hem marks içinde doğrudur. Ancak bir birilerinin alt boyurlarıdır. Mark hegelin integralini almış diyebiliriz. Yani 2 yi 2x yapmıştır.