Gönderen Konu: Bende iz bırakanlar.  (Okunma sayısı 1151 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Bende iz bırakanlar.
« : Kasım 25, 2018, 11:45:27 ÖÖ »
Her birimizin zihninde; kendimiz, çevremiz, ülkemiz ve diğer ülkeler konusunda bazı “resimler” oluşmuştur. Bu düşünceler (resimler)  süreç içinde ortak kanılara dönüşür.

Örneğin, Viyana gezip görenler için Avusturya imgesinin göstergeleri ile doludur. Paris, Londra vd. de benzer izlenimler oluşturur.

Konserlere giden, sergi salonlarından çıkmayan, sorunlarını çözmüş, mutlu yaşayan Viyanalılar yansır bu imajdan.

Tahmin edebileceğiniz gibi durum hiç de öyle değildir. Bazı sinemacılar bu görünenin altındaki derin yapıları araştırır.

Avusturya Sineması’ndan Ulrich Seidl bana göre bu yapıları araştıranlardan. Burada onun Cennet üçlemesine dikkatinizi çekmek isterim.  Cennet Aşk , Cennet İnanç, Cennet Umut. Sıradan insanların hayatı, kendimiz üzerine düşünümler için bir çok ipucu barındırıyor.

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #1 : Kasım 26, 2018, 10:59:10 ÖÖ »
İsveç'li yönetmen Roy Andersson da sıradan insanlara, yani çoğunluğa kamerasını yöneltenlerden.

İnsanları Seyreden Güvercin

Siz Yaşayanlar

İkinci Kattan Şarkılar


Sahne ve dekor farklı da olsa, "oyuncular" oldukça tanıdık ...









zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #2 : Kasım 26, 2018, 01:04:25 ÖS »

 

Konserlere giden, sergi salonlarından çıkmayan, sorunlarını çözmüş, mutlu yaşayan Viyanalılar yansır bu imajdan.

Tahmin edebileceğiniz gibi durum hiç de öyle değildir. Bazı sinemacılar bu görünenin altındaki derin yapıları araştırır.

 

Foruma hoş geldiniz.

Simone de Beauvoir, Sartre'a yazdığı bir mektupta bir kar tatili yerinde insanları gözlemleyip "İnsanlar günlük küçük hesaplarla dolu ortalama bir hayat ile yetiniyorlar; ortalamalıkları kendi hataları." kanaatini paylaşmış.

Kuşkusuz, insan da canlı organizma yapısı gereği temel ihtiyaçlarına odaklanmak durumundadır.
Gelecek kaygısı olmayanlar, bu kısıtlamayı aşarak, zihinsel etkinliklerini hayat mücadelesinin üstündeki konulara çevirerek evrensel benliğe, psikoestetiğe yönelebilirler. Elbette çok okumak ya da yüksek öğrenim de -iktisadi kısıtlamalara rağmen- bazılarına bu aşkınlığı sağlayabilir ve bu bazıları "insan 2.0" a terfi edebilir.

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #3 : Kasım 26, 2018, 02:58:01 ÖS »
Merhaba :)

Alıntınız tam da konu bağlamında...

Evrim devam ediyor. Ancak bizlerin ortalama ömrü insanın gelişimindeki sıçramaları belirlemeye yetmeyecek gibi.

İnsan uzun yolculuğuna devam ederken (Yaşamak için gereken temel ihtiyaçlar her zaman öncelikli olacak) ilksel formundan uzaklaştığı ölçüde

daha olumlu bir yaşam tarzına gelecek belki

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #4 : Kasım 27, 2018, 04:25:05 ÖS »
Bugün bir sinema kitabından söz etmek istiyorum.

"Sinemayı Seven Adam"  ilginç yaşam öyküsü olan, Mithat Alam ile yapılmış söyleşiyi içeriyor.

Sinema tutkusunu Boğaziçi Üniversitesi'nde ders vermeye kadar vardıran Alam, bu kitapta sinema aşkının nasıl başladığını ve sürdüğünü anlatıyor.

Boğaziçi Üniversitesi'nde "Mithat Alam Film Merkezi"  sinemayı tanıtmayı sürdürüyor.

Kitabın sinemaseverler için önemi, ekleri.

Eklerde Mithat Alam'ın seçtiği yönetmen ve filmlerinde oluşan bir çok liste bulunuyor.

Ek 1: En İyi 30 Yönetmen
Ek 2:Tüm Zamanların En iyi 250 Filmi
Ek 3: En İyi Film Listeleri (1990-2015)
Ek 4:Bir Sinema Psikopatının Yönetmenleri Listeleri (57 sayfa)

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #5 : Kasım 28, 2018, 05:23:37 ÖS »
Özel Bir Gün

Ettore Scola

1977

Faşizm nasıl bir şey mi?
İzleyin :)

anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #6 : Kasım 29, 2018, 03:08:32 ÖS »
Bugün bir İngiliz Yönetmen var: Mike Leigh
Bazı filmleri “insan” filmleri olarak nitelendiriyorum. İnsanı anlatan filmler. Psikolojik derinliği gösteren, ilişkilerdeki ayrıntılara mercek tutan , karanlık taraflarımızı açığa çıkaran ve kendimiz üzerine düşündüren filmler.
Mike Leigh filmlerini bu kategoride düşünüyorum.  Bu tip filmleri de daha çok yazdığı senaryoyu çeken yönetmenlerde görüyorum.

İşte üç filmi:
Sırlar ve Yalanlar (1996)
Ömrümüzden Bir Sene  (2010)
Bay Turner (2014)


anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #7 : Aralık 01, 2018, 01:11:11 ÖS »
Jim Jarmush

Paterson , (2016)

"Önce filmlerinin karakterlerini ve onları oynayacak farklı oyuncuları tespit eden ve hayatın içinden bir yerlere not ettiği detaylardan bir hikaye oluşturan yönetmen kendi yönetmenlik kanunlarıyla yoğrulan ve bunun da hakkını gani gani veren isimlerden. İnsanlık olarak gezegenimize fazlasıyla kirlilik yaydığımızı düşünen Jarmusch artık karşılıklı konuşmaların, yürüyüşlere çıkmanın, ağaca düşen güneş ışığının basit önemine yoğunlaşmamız gerektiğinden bahsetmişti bir söyleşisinde." (Beyazperde, Banu Özdemir)

Ölü Adam, (1995)

Kırık Çiçekler (2005)


anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #8 : Şubat 07, 2019, 11:52:03 ÖÖ »
"Bergman" belgeseli. (2018)

Usta'yı bir kadın yönetmenin gözünden izliyoruz.

Jane Magnuson, olağanüstü başarılı bir sanatçının "karanlık" diğer yüzünü de aktarmış.

Belgesel,sadece Bergman'ı değil  insana dair de çok şey gösteriyor...


anlamak

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 39
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #9 : Şubat 10, 2019, 12:24:52 ÖS »
Aktör, besteci, çizgi roman yazarı, prodüktör, psikoterapist, yönetmen… 1929 Şili doğumlu Alejandro Jodorowsky’nin koltuğuna sığanlar bunlar.  İnsan (lığa)a dair bir çok şeyi göstermesinin yolunu kullandığı sürreal dil, sınırlarda dolaşması ile bulmuş biri.
Gerçeğin Dansı (2013)
Kutsal Dağ (1973)
El Topo (1970)
Bir de gerçekleştiremediği filmi “Dune” (2013) üzerine aynı adlı belgesel.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #10 : Şubat 28, 2019, 11:09:27 ÖÖ »
jodorowsky'nin en sevdiğim filmlerden biri olan sileni(lunacy) 'si var bir de. aşağıdaki videoda filmin başında karşımıza çıkan yönetmenin "önsözü" var.

<a href="https://www.youtube.com/v/Nr2EUsNiLI4" target="_blank" class="new_win">https://www.youtube.com/v/Nr2EUsNiLI4</a>
« Son Düzenleme: Şubat 28, 2019, 11:11:15 ÖÖ Gönderen: samsa »

MG. Özgeç

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 60
Ynt: Bende iz bırakanlar.
« Yanıtla #11 : Mart 11, 2019, 12:42:51 ÖS »
Nolan’ın Prestij’deki ve Yōjirō Takita'nın Okuribito’daki başkişilerin sergilediği davranışlar, söz ettiğiniz filmler arasında yerleri olup olmadığını her ne kadar bilmesem de, beni oldukça etkilemişlerdi.

Okuribito’da, işsiz kalan Diago, bir ilanla gittiği işyerinde yapacağı işin, Japon kültüründeki 'Nokanshi', yani ölüleri öteki dünya yolculuğuna hazırlama işi olduğunu farkettiğinde artık çok geçti.

Prestij’deki her şey bir yana, tutkunun, hırsın, rekabetin dışında, “adanmışlık” düşüncesi beni etkiledi. Bu “adanmışlık”la kusursuz sayılabilecek bir hayatı nasıl yaşadılar? Yaşanılabilir mi? Böyle yaşayanlar var mı?

Okuribito’daki Diago’da da benzer tavrı gördüm. 'Nokanshi'ye tören demek ne kadar doğru bilmiyorum, yapılan işin hayata yansıması etkilemişti beni. Özellikle Diago’nun hayatına. Her iki filmi de en az üç kez izledim. Hala da izleyesim var.