Gönderen Konu: Idioterne  (Okunma sayısı 3848 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 351
Idioterne
« : Nisan 15, 2014, 10:43:00 ÖS »
Lars von Trier’in 1998’de çektiği, “dogma akımı içerisinde yer alan Idioterne filmi hakkında” bir yazı bu. Doğal olarak filmi izlememiş olanlar için pek fazla şey ifade etmeyebilir yazılanlar, dolayısıyla bu da bir “özür” değil, ancak “uyarı” olabilir.

The Idiots, “içlerindeki gerizekalıyı” ortaya çıkarmaya çalışan bir grup entellektüelin hikayesini anlatıyor bize. (Şu giriş cümleleri... Ne kadar da abuk sabuk oluyorlar zaman zaman, değil mi...) Gençlerden ve orta yaşlılardan oluşuşan bu grubun üyeleri arasında akademisyenler, doktorlar, şirket çalışanları gibi elitler mevcut. Grup üyeleri modern hayattan usanmış, “gerizekalılaşarak” bu ussanmışlıktan kurtulmak isteyen, bu sayede içerisinde bulundukları toplumu eleştiren kişiler olarak karşımıza çıkıyorlar.



Ancak gruba bir kez daha, “büyüteçe alarak” baktığımızda –ki filmde büyüteç falan yok, dogma 95 gereğince belki de- durumun hiç de öyle olmadığını görüyoruz.

İz-lenimler:
1-Hikaye daha çok gruba son katılan üye olan Karen etrafında dönüyor denilebilir: o diğerlerine oranla daha kontrollüdür, hemen gerizekalı olamaz.
2-Grup üyeleri gerizekalı gibi davranarak içerisinde bulundukları kültürün yan etkilerinden kaçınmaya çabalarlar. Öyleki filmin başında sahiden de iki ”gerizekalının” bir restorantta yemek yediğini, yanlarındaki refakatçinin de onlara göz kulak olmaya çalıştığını sanırız.
3-“Gerizekalılar” bir tür komün hayatı sürerler, ancak komünde çalışmanın yerini "gerizekalılık" almış durumdadır. Örneğin, filanca kişinin “gerizekalılıkta” gruba yeterince yardımcı olup olmadığı sorgulanır.
4-“Gerizekalılar” burjuva insanından hazzetmezler, onlarla geri zekalıymış gibi iletişime girmekten özellikle hoşlanırlar.
5-“Gerizekalılar” burjuva evlerinin dış kaplaması için malzeme üretilen bir fabrikaya giderek “gerizakalılık yaparlar.” Dönüşte otobüsteyken, “gerizekalılardan biri” asıl dalga geçilenin kendileri olduğunu söyler, Karen’in bunun hiç de komik olmadığını söylemesi üzerine.
6- “Gerizekalılar” anti-faşizandırlar : kendilerini şehir dışına taşımak isteyen belediye çalışanına otobüsteki aynı “gerizekalı” uç tepkiler verir.(Çıplak bir şekilde kovalar vs..)
7-Sistem ve burjuva karşıtı, aynı zamanda da burjuva olan “gerizekalılar”, “gerizekalıların jambonu yoğurt yer gibi yemesi gerektiğini” düşünürler. Dolayısıyla bu pahalı besin maddesini sağa sola saçarak yerler.
8-Jambonu etrafa saçan “gerizekalılara”, “açlık çeken insanlar var” diyen Karen’e, “açlık çeken falan yok, önce bunu anlaman gerekiyor” cevabı verilir.
9-“Gerizekalılar” kendilerini ziyarete gelen "gerçek gerizekalılarla" (“mongoldurlar” bunlar) karşılaşınca bir tür şok geçirirler. Bir süre için geri zekalı gibi davranmayı dahi bırakırlar. Ancak, o ana kadar gerizekalılaşmamış olan Karen, o anda “gerizekalılaşınca” bu şoku atlatırlar. Rol yapmaya geri dönerler. Karen burada projenin tehlikeye girmesine engel olur.
10- “Gerizekalıların” içerisinde orta-sınıf karşıtlığıyla tanınan reklam şirketinde reklamcı olarak çalışan üye, kendisinden kaçmak için gerizekalılara katılmıştır.Zira, kendisi orta-sınıfa mensuptur.
11- Gerizekalıların dilini konuşmaya çalışan “gerizekalılar”, tam da aklın dilini konuşurlar ancak bunu ancak Karen sezebilir.
12- Süperego - camera obscura: Büyük Ötekinin postmodernist hali tahakkümün tersçevrilmiş halidir. “bir yasa olarak tanrı öldü” tanrıda kıçla başın yer değiştirmesidir. tanrı: dyonysos gibi lime lime, parça parça ama apollon ruhunda reenkarne...hormonlu üzüm şarapları...biraz da fazla mı sulandırılmış ne?
13-“Gerizekalılar”, “herşey serbesti” bir yasa olarak anlamış ve gerizekalı gibi davranmaya başlamışlardır.
12-“Gerizekalılar” burjuva düşünüşünün “temsil edebilirlik” ve “temsil edilebilirlik” düşüncesini olduğu gibi almaları ile -bu şekilde “gerizekalılaşabilmişlerdir”- tam olarak burjuvadırlar. Onlar gerizekalıları kendilerince temsil ederek kimliklenirler.
14- Karen temsil fikrindeki açmazı görebilir “ama gerçekten geri zekalı insanlar da var” mealinde şeyler söyleyebilir.
15- Karen’nin bir süre önce çocuğu ölmüştür ve o bu yüzden evini terk etmiştir. Cenazeye dahi katılmamıştır.
16-Grup üyelerinden birinin babası gelerek kızını bu ortamdan alır. Kızının ilaçlarını almadığını söylemektedir, kız ayrılmak istememesine rağmen – “burada mutluyum” der- zorla götürülür. Bu olayın başlattığı tartışma grubu kendilerini sorgulamaya iter.
17- Sorgulama sonunda gerizekalılıklarını, “kendi sosyal ortamlarında göstermeye” karar verirler.(daha önce bunu yapmamışlardır) Böylece grubun içerisine girdiği açmazdan kurtulacaklardır, proje devam edebilecektir.
Üyelerden hiçbiri buna cesaret edemez. Bir akademisyenin konuşma yaparken birden gerizekalılaşması, hayal bile edilemez.Sonuçta bu uygulama pek çok üye gruptan ayrılırmasına, hatta grubun dağılmasına sebep olacaktır.
18-Karen sıranın kendisine geldiğini söyler. Ailesine geri dönecek ve orada gerizekalılaşacaktır.
29- Burada Karen’in de başından beri grupta olmasının “çileciliğinden” kaynaklandığını görürüz. Kocasını “en kötü gününde” bırakıp gitmiştir ve bundan bir tür suçluluk duymaktadır.O, grup içerisinde sık sık çok mutlu olduğunu söyler, grup üyelerine “bir kişi hariç, tanıdığı en iyi insanlar olduğu için” teker teker teşekkür etmiştir. Bu maziye ait kişilik kocasıdır. Karen kocasının kendisini tokatlayacağını bile bile evine geri döner ve gerizekalı taklidi yapar.Belki de kimsenin bir gerizekalıyı dövmeyeceğini düşünmektedir, ki bu da ona bir kendini rahatlama bağlamında yardım edecektir. bu sayede ailenin ve kocasının zaten bir gerizekalıyı tokatlayacak denli kötü olduğunu görecek ve vicdanını rahatlatacaktır.

İz-lenimler üzerine:
Film, “sistemi deşifre çabasını" deşifre etmektedir. "Entellektüellerin" entellektüelliğin dışındaki bir dili konuşmaları imkansızdır. Film bu noktada bir “temsil eleştirisine”dönüşür. Temsilin reddi (burjuva ahlakının, oy ile temsil, temsili demokrasi, sözcüklerin şeyleri temsil etmesi, bir grubun ötekisini temsil etmesi vs..) çıkmaza giren “aklın”, alternatif olarak gördüğü zıttına (akıl azlığı) sığınması, zorunlu olarak akılcı bir şekilde yapılmak zorunda olduğundan akla(sisteme) eklenir.Burada “akıl” gerizekalığı kendinden kaçmak için seçmiştir, yani “kendisinin zıttı” olarak.
Oysa "Ancak bir deli deliliği temsil etme hakkına sahiptir.", yada bir idiot bir idiot tarafından temsil edilebilir.. İşte, entellektüellerin "gerçek geri zekalılarla karşılaşması" onlarda bu yüzden bir şok yaratır. Mongollar rol yapmamaktadır, esasında onlar temsil de etmezler, onlar sadece "mongoldur." Grup esasında "mış gibi yaparak" sisteme eklemlenir, ki grup içerisindeki gizliden gizliye devam eden "iktidar ilişkilerindeki çarpıklık" (Karen bunu farkeder zaman zaman...) bunu imlemektedir.
Grup bu mongollarla karşılaştığında; kendilerinin, eleştirisini yaptıkları toplumun ta kendisi olduğunu görürler. Şokun sebebi budur.Çünkü, gerçek mongollar hiç de onlar gibi değildirler. Burada mongol, entellektüele ne denli gerizekalı olduğunu gösterir."Gerizekalılığın" burada bir eleştiriye dönüştüğünü görürüz. Entellektüel "içindeki gerizekalılığı" ortaya çıkarmaya çalışan gerizekalının tekine dönüşmeye başlar.
« Son Düzenleme: Eylül 07, 2014, 12:20:14 ÖS Gönderen: samsa »