Gönderen Konu: Eraserhead  (Okunma sayısı 4652 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 351
Eraserhead
« : Nisan 15, 2014, 10:40:27 ÖS »
David Lynch’in yönettiği 1976 yapımı Eraserhead filminden bahsetmek istiyorum. Yazarken belli bir sırayı, yani filmin kronolojik yapısını takip etmeyeceğim, zaten bunu talekp edecek bir film olmadığı kanısındayım.

Filmin karanlık atmosferi kimi zaman boğucu olabiliyor, neyse ki bu tarz filmleri daha cezbedici bulanlar için sorun yok. Bu durumda filmin siyah-beyaz olmasının da bir etkisi vardır tabii.. Öte yandan filmin atmosferini sadece filmin siyah-beyazlığına bağlamak yanlış olur.



Aslında önce konudan bahsetmek istiyordum ama filmi izlememiş olanlar için zaten ne burada konuyu iki cümleyle özetlemem, ne ondan sonra yazacaklarım bir anlam ifade edecektir.Onun için bu kısmı geçiyorum- zaten izleyene konusundan bahsetmek de saçma olur ya- Şunu demiş oldum sanırım bir yandan da: Filmi izlememiş olanlar için bu yazı ‘işlevsizliği’ ile damgalanmıştır.

***

Aşağıdaki numaralarla bölünmüş metinde filmi “kendimce” serimledim. Eğer bir diyalog oluşur ise üzerine yazılacak çok şeyin bizi sarıp sarmalayacağına eminim.

1- Henri –Eraserhead- "fallus"tan rahatsızlık duymakta, kendisini ondan yalıtmaktadır. fallus başka bir gezegene adeta hapsedilmiştir. Yaralı yüzlü, pis görünüşlü adam işte bu gezegene hapsedilmiş "fallustur". Henri için “arzu” kötüdür.

2- Prematüre doğmuş olan bebek fallik bir nesnedir.

3- Kalöriferin ardında sotelenmiş , cinsellikten arınmış, saf masumiyet olan kadın Henri’nin idealidir. Fareye benzeyen bu kadın, sahnede Henri’yi etkilemeye çalışmaktadır.Hadım olan kadın tepeden yağan fallusları da ezmekten çekinmemekte, bunun değim yerindeyse "bir meleğin saflığı" ile yapmaktadır : "in heaven everything is fine, you've got your good things, and I've got mine."

4-Henri çevresine baktığında herşey ona "arzuyu" hatırlatmaktadır. Henri kız arkadaşının evine ailesi ile tanışmaya gittiğinde yemekteki kızarmış piliçler dahi adet görürler.

5- Kız arkadaşının ailesinde anne ve baba yer değiştirmiştir. Bu noktada "anne" de henri bir arzu imgesine dönüşüp henriyi öpmeye çalışır. Kız bunun karşısında çaresiz kalmaktadır. Annenin otoritesi büyüktür. Henri bundan rahatsızdır (doğal olarak..çünkü o zaten "cüzzamlı adamı" bir gezegene göndermiştir/göndermeye çalışmaktadır.)

6- Henri için çocuk istenmeyen birşeydir. Kopeği emen eniklerin anneye saldırması gibi doğacak bir çocuk da Henri’ye saldıracaktır. Köpekler ilginçtir ki fare sesleri çıkarırlar, ancak bu fareler hiç de kalöriferin ardındaki fareye -tiyatro sahnesindeki saf iyilik olan kadın fareye- benzemektedirler. Kalöriferdeki kadının aksine onlar kaos ve rahatsızlık yaratmaktadırlar.

7- Cennet “arzunun” orada olmayışı ile cennettir.

8- Tavuğu kesme işi Mary’nin -kız arkadaş- işi olmasına rağmen, yemekte bu görev Henri’ye verilir. Hamile kalmış olan Mary’nin görevini üstlenen Henri’nin tavuğu kesmesi sırasında anne tuhaf bir şekilde -korkutucu , hastalıklı- haz alır. Burada tavukların adet gördüğünü de akıldan çıkarmamak gerekir.

9- Paradoksal bir şekilde hadım edici olan anne (“babanın adı”) -ki baba ile annenin görevleri yer değiştirmiştir demiştim- aynı zamanda “arzunun” kendisidir de.. Henri’yi annenin taciz etmesi bunun “gereğidir”.
Burada baba kızını hamile bırakmış Henri ile ahmakça sohpet edebilecek denli pasivize edilmiş bir karakterdir. Henri’yi sorguya çeken de zaten babanın işlerini yerine getiren anne olmaktadır.

10- Filmdeki en şehvetli kadın olan karşı komşu Henri ile beraber olduktan sonra (olurken), Henri kalöriferin arkasındaki kadının sahnesinde bulur kendini. Burada Henri’nin kafasını onu yukarı doğru ittirmek suretiyle “fallus” koparır. Şöyle de diyebiliriz: "Silgi" kopmaktadır. (eraserhead)
Sahnenin devamında şöyle bir manzara ile karşılaşırız: Kopan kafayı aşağıda iki kişi beklemektedir. Bunlardan genç ve atik olanı kafayı kaptığı gibi bir fabrikaya götürür. Yaşlı olan ise bu görevi yapmak için oldukça yavaştır. Belli ki yaşlı adam da bir zamanlar diğeri kadar işinin ehlidir, yani yaşlanmadan önce. Sistemin sürekliliğine vurgu yapılıyor gibidir..
Çocuk getirdiği kafa için övgüler ve bahşiş alır..Film için oldukça önemli olduğunu düşündüğüm bir sahneyle başbaşa kalırız bu noktada : Henri’nin kafasının “silgi” yapımında hammadde olarak kullanılması... Ancak ortaya çıkan ürün sadece "silgi" değildir, bir kalem ve onun tepesindeki silgidir.

11- Fabrikada kalem üretildikten sonra denenmektedir. denenme önce kağıda birşeylerin karalanması, sonra da aynı karalamayı yapan kalemin tepesindeki “silgi” ile karalananın silinmesi şeklinde gerçekleştirilir. Burada ürün "test edilip onaylanır"

12- Burada silgi (bastırma) ve kalem (üretim) sistemin parçalarıdırlar. Sistemin ve istemin işlemesi için ikisine de ihtiyaç duyulmaktadır. Sadece “bastırma” mekanizması değil, “arzu” da bir üretimin sonucu olarak belirirler.
Başka bir ifade ile Eraserhead (silgi kafa) olan Henri aynı zamanda fabrikanın katibi (kalem)dir.

13- Henri kalöriferdeki kadına temas ettiğinde ekran bembeyaz olur. Bu henrinin arzusuz (huzurlu) olduğunu hissettiği ilk andır.Tertemiz, durağan ak ve pak bir katarsis anı... Ancak “fallus” öyle hemen pes etmeye razı değildir.O anda cüzzamlı adam sahneye teşrif eder.
Zaten biraz sonra da Henri’nin kellesi(silgi) bir “fallusa” yerini bırakacaktır.

14- Prematüre bebeğin fallik olduğunu söylemiştim ve bu fallik premature bebek de Henri’nin sıkıntılarının kaynağı simgeler. Fallik olan bebek, zaten başından beri ailenin baskısı üzerine(insani kültürün baskısı) Henri’nin başına bela olmuştur.
Artık Henri’nin yapacağı pek fazla şey kalmamıştır. Katarsisi engelleyen bu bebeğin kundağını açıverir; makasla keser. Kundak ilginç bir şekilde bebeğin vucudu gibidir.Yani kundağın açılmasıyla bebeğin iç organları ortaya saçılıverir. Burada iç organlara dikkat edersek iki tane oval organ dikkatımizi çeker. İşte Henri bu iki oval organı -testisi andırmaktadırlar- parçalar ve organlardan meniye benzer yoğun bir sıvı çıkmaya başlar. Premature bebek adeta bu sıvı içerisnde boğulur.
İşte bu ölüm Henri’yi tekrar nura boğar –daha önce bir anlığına kalöriferin ardındaki sahnede tatmıştı onu- ve tekrar aseksüel fare kadın, tekrar salt huzur. Tabi bununla beraber cüzzamlı adamın kalöriferin yakınında bir yerde elektriğe kapılarak can vermesi bir zorunluluktur...ama endişeye mahal yok, çünkü “in heaven everything is fine....”
« Son Düzenleme: Eylül 07, 2014, 12:23:06 ÖS Gönderen: samsa »

Milena

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 8
Ynt: Eraserhead
« Yanıtla #1 : Ağustos 06, 2017, 12:18:20 ÖÖ »
Güzel detaylar ama bir şeyi merak ettim. Filmin göndermeleri arasında yorulmuyor musun? Bazen sinemaya olduğundan fazla anlam ve yük veriliyor.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 351
Ynt: Eraserhead
« Yanıtla #2 : Ağustos 06, 2017, 09:30:43 ÖÖ »
Güzel detaylar ama bir şeyi merak ettim. Filmin göndermeleri arasında yorulmuyor musun? Bazen sinemaya olduğundan fazla anlam ve yük veriliyor.

sanırım bu sinemayı ve genel olarak da sanatı nasıl ele aldığınız ile ilgili bir durum. ben her sanatsal faaliyetin "olduğundan fazlalık" ile mümkün kılındığı ve böylece konformist sanat diye bir şeyin de imkansız olduğu kanaatindeyim. sinema temelde montaj sanatı ise, yani imgeleri birbiri ile bağlamak ise bu durumda sinemanın kendisi zaten yoğunluk ve akış olmak durumunda değil mi?
« Son Düzenleme: Ağustos 06, 2017, 10:54:39 ÖÖ Gönderen: samsa »

pianissimo

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 24
Ynt: Eraserhead
« Yanıtla #3 : Eylül 12, 2018, 06:48:15 ÖS »
Gittiğim sinema analiz kursunda hoca Eraserhead filminin David Lynch'in otobiyografisi olduğunu söylemişti... Baba olmaya hazır olmadığı halde çocuk sahibi olma durumu onu fazlasıyla germiş ve bu durumun yarattığı endişenin, daha doğrusu anksiyetenin filmini inanılmaz güzel şekilde yapmış... Lynch'in  en güzel filmi bence, Mulholland Dr. ile birlikte. Kaloriferde sahne görme sahnesi çok yaratıcı ve dokunaklı...