Gönderen Konu: Akılcı felsefe,duygusal felsefe  (Okunma sayısı 697 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 42
Akılcı felsefe,duygusal felsefe
« : Mayıs 23, 2018, 02:17:00 ÖS »
İyi günler benim felsefe ile tanışmam yeni acaba Rasyonellerin,Ampriklerin,Varoluşçuların, ve hülasasının akılcı felsefeyi başat yapmadığı ve dinler gibi duygusal moddan konuştuğu felsefi akımlar var mı?

Mesela dünyanın şartları var bunu yeren ve yeni bir ufuk açan felsefi anlayışlar var mı? Ben niçeyi akılcı değil mesela duygusal bulurum felsefesini oysa o bile dünyanın akıl dolu yanına duygusal önermeler koyamıyor sadece bir hınçla yıkıyor...

Bugun insanlığın kurtuluşu daha fazla duyguda değil mi ,insan öznesini analayan saygı gösteren yaşam hakkı tanıyan önem veren bir anlayış...

İlla bu anlayışlar Tanrı merkezli mi olmalı?

Yani din ısıtır akıl şüphe ile doludur diyorlar Dücane Cundioğlu öyle diyor peki bu şüphe ile dolu akıl kendisinin şüphesinin de sahte olduğunu anlayabilir mi ve duygulara yönelebilir mi?

Belirli bir ahlak anlayışı kurabilir mi?

Saygılarımla....

Zeka Küpü

  • Ziyaretçi
Ynt: Akılcı felsefe,duygusal felsefe
« Yanıtla #1 : Eylül 20, 2018, 11:17:32 ÖS »
Bugüne kadar gelen filozoflardan daha iyisinin gelmesi mümkün değil ve onlar başaramadığına göre artık hiç kimse başaramaz.

Akıl ile duyguyu dengelemek gerekiyor fakat böyle bir devirde insanda ne akıl ne de duygu kalmadığı için dengeden bahsetmek de mümkün olmuyor.

Ahlak anlayışı mı? Kurmasına kurarsınız da uyacak insan bulamazsınız, ahlaklı olanlar parmakla sayılıyor artık...

pianissimo

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 24
Ynt: Akılcı felsefe,duygusal felsefe
« Yanıtla #2 : Eylül 24, 2018, 12:03:35 ÖÖ »
Felsefede akla fazla vurgu yapılıyor bazen, katılıyorum buna. Oysa hayatı sorgulama işini hem akıl hem de duygu süzgecinden geçirerek yapmalıyız bence. Bir de sezgiler var ki onları da hiç hafife almamak lazım.

Ben ahlak anlayışında merhameti temel alan Schopenauer'u çok seviyorum. Onun kitaplarında kullandığı dili de oldukça duygusal bulurum (Hegel'e eleştirilerini aşırı buluyorum, o ayrı...) Onun ve Hermann Hesse'nin kitaplarından yola çıkarak doğu öğretilerine merak saldım ve özellikle Tibet budizmi çok ilgimi çekti. Kendi zihnimize odaklanmayı vurguluyor bu öğreti, onun ürettiği düşünceleri ve düşünceler arasındaki boşlukların farkında olmayı öğütlüyor. İnsanın özünde de şefkat vardır diyor, yolumuzda ilerlerken gerekli dersleri alırsak ulaşacağımız şey şefkat ve birlik duygusudur ve onun ardından gelen huzur... Bir takım tanrılardan söz ediyor bazen, ama öğreti tanrı odaklı değil.
« Son Düzenleme: Eylül 24, 2018, 12:22:03 ÖÖ Gönderen: pianissimo »

Düşün_ve_Yap

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 4
Ynt: Akılcı felsefe,duygusal felsefe
« Yanıtla #3 : Kasım 10, 2018, 06:52:27 ÖS »
 Felsefenin tutarlılığını koruması için titizlikle ele alınması gerekir. Mesela duygularından yola çıkarak kurduğun düşünce sistemi (senin felsefen) ele alınırken yöntemi incelemek için önce 'Duygu nedir?' sorusunun sorulması gerekmez mi ? Peki biz duygularımzı 'idrak' etmeden onların var olduğundan haberdar olabilir miyiz ? Yoksa onları ruhumuzun aracı ile sezgi yoluyla mı algılıyoruz? Ya da farklı bir şey?
    Peki bu duygu yolu neden önemli?
    Felsefe zihin etkinliği olduğundan duygularımızı burada nasıl değerlendirebiliriz?
Peki sanat hakkında ne düşünüyorsun? Kendi felsefemizin duygular aracılığı ile duşavurma eylemi olabilir mi?
(Yanıtını heyecanla bekliyorum. Sorduğun sorular beni beyin fırtınasına sürükledi *-* ♥)