Gönderen Konu: Rene Magritte - The False Mirror  (Okunma sayısı 863 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 266
Rene Magritte - The False Mirror
« : Ocak 20, 2018, 04:19:57 ÖS »
Yazı genel olarak Rene Magritte 'in The False Mirror olarak adandırılmış tablosu üzerinedir. Resim "rene magritte'te biçimsel sadeliği" denebilecek uslubuna tamamen uyuyor.  Tablo açık kocaman bir insan gözünden ibaret. Gözün sert tabaka denilen kısmı beyaz, iris ise beyaz bulutlu ve mavi gök yüzü şeklinde  resmedilmiştir. Bu açık ve berrak gökyüzünü ise gözbebeği  tıpkı manzarayı kapatan siyah ve yabancı bir cisim gibi bozmaktadır. Özellikle bulutların önünde ve onları gizleyen bir cisim olarak, sanki oraya ait değilmişcesine önümüzde durmaktadır. Tam tablonun merkezinde siyah bir daire olarak resmedilmesi bu cismin görmezden gelinmesini oldukça güç hale getirilir. Yani, gözbebeği sanki resme yabancı bir cisim gibidir ancak yine de resmin tam merkezinde,  iç içe geçmiş yuvarlakların tam ortasında,tıpkı bir hedef tahtasının merkezinde vurulmayı bekleyen, her bakanın kendisi üzerine odaklandığı bir kara  nokta gibi bize bakmaktadır.

***
tabloyu birbiri ile ilişkili iki "epistemolojik başarızlık" üzerinden okuyabiliriz .

1.
İnsan gözü dünyayı görmektedir.Gördükleri onun üzerine yansımaktadır. "Sağa", "sola" bakınmakta; "şunu", "bunu" ölçmekte; "uzağı", "yakını" değerlendirmekte, "siyahı", "beyazı" ayırmaktadır. Göz "hareketi" algılamakta ve böylece "zamana katılıp" ve "mekana açılmaktadır." zira, "hareket" yoksa -yani "mutlak durağanlıkta"- göz işlevini kaybeder. Yine de, çalışması "hareketi" şart koşan göz, "hareketi" algılarken onu dondurmak durumundadır. aksi taktirde göz ölçemez, göremez. (avcı avının hareket etmesi için bekler, bu avı daha heyecanlı kıldığı için değil,basitçe avı böyle fark edebildiği için de...) başka bir deyişle gözün algılaması onun "hareketi" dondurmasıdır.
böylece, göz "hareket halindeki bulutları" görmektedir, tam da onları dondurabildiği için. bu gözün bulutları ancak onları kendisi için algılanabilir hale getirdiği taktirde, yani bir düzenlemeden sonra görebildiği anlamına gelir. işte, gözbebeğinin işlevi de budur: ışığı ayarlamak. yani, göz bebeği hem görmemizi sağlamakta hem de görüşümüzü deforme etmektedir. ancak asıl dikkat çekici durum; söz konusu deformasyonu ortadan kaldırmanın bizim daha iyi görmemizi sağlamak şöyle dursun, görme yetimizi ortadan kaldırmak anlamına geldiğidir: yanılsamayı ortadan kaldırdığımızda kör olursunuz.
öyleyse, gözbebeği, manzaraya ait değilmiş gibi görülen o yapay siyah daire aslında tam da manzarayı mümkün kılan şeydir. onu ortadan kaldırdığımızda, manzaranın tamamına ulaşacağımız kuruntusunu yaratmak için oradadır. tabloda  "hakikat" düşüncesini -göz bebeğinin ardı- muhafaza etmemizin sebebi ve  aynı zamanda da "yanılsamayı"-aslında siyah nokta sayesinde, yani onun ayarlaması dahilinde görürüz- ortaya çıkaran şey aynıdır: gözbebeği.
2.
Göz çevresine bakınmakta ve bu sayede  kendi konunmunu tayin edebilmektedir.  Yani, o kendisini ancak ve ancak diğer nesneler üzerinden ortaya koyabilmektedir: Hiçbir gözün bakışı doğrudan kendi üzerine dönmez. Göz görmemizi sağar ancak kendi kendisine bakma yetisinden yoksundur. göz(göz bebeği) böylece sadece dünyadaki (bulutların üzerinde) bir kara delik, bir epistemolojik engel değildir, o kendisi için de, kendi kendisine asla doğrudan bakamayacak olması bakımından da bir kara deliktir.