Gönderen Konu: FELSEFENİN MİLADI OLARAK MARX  (Okunma sayısı 1715 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 140
Ynt: FELSEFENİN MİLADI OLARAK MARX
« Yanıtla #30 : Mart 24, 2019, 10:55:41 ÖÖ »
Diğer alanların hiçbirinde hakkını vererek yapılan kritik yok zaten, meta kritiğede gerek yok veya kritik zaten meta durumunda, kabül ve kritik yan yana gelmiyor, felsefi bağlamıyla kritik ne dinde, ne bilimde ne de sistematik felsefede var... 


Evren ve yaşamın bir dizgesi, formülasyonu var mıdır bilmiyorum, sadece bildiğini söyleyenlerin, bildiklerinden hareketle kurduğu dizgelere karşı çıkıyorum, onların yanluş, tutarsız, dengesiz ve bütünlüksüz olması, evrenin dizgesiz veya dizgeye dayanmadığı anlamına gelmez diyorsan, kısmen haklısın derim ama sonsuzluk/sınırsızlık, süreğen bir oluş, değişkenlik ve akışksnlık dizgeye/geme gelmez, gelirse de yazık olur..
« Son Düzenleme: Mart 24, 2019, 10:57:38 ÖÖ Gönderen: ferda »

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 140
Ynt: FELSEFENİN MİLADI OLARAK MARX
« Yanıtla #31 : Mart 24, 2019, 11:17:13 ÖÖ »
ilkin  marksta felsefe olmadığını, sosyoloji olduğunu söylemiştin.bunun için ben de salt sosyoloji ve salt felsefe diye disiplinler olamayacağını, zira senin anlam kaygısı dediğin şeyin yani varlığın anlamına dair felsefi sorunun (marksın materyalizm ile cevapladığını söylediğin soru) aslında zorunlu olarak sosyolojik de olacağını örnekleyerek ifade etmeye çalıştım: (samsa yazdı)

Sanırım aramızda kavramsal sorunlar var, hiçbir alanı saltık olarak almıyorum kuşkusuz ancak, varlığın anlamına dair yapılacak sosyolojik sorgulama veya sosyolojik bağlamlı sorgulama ile sosyolojik düşünüş birbirinden farklı, ahlak/ethik farkı gibi, bu bağlamda aldığımda, marks sosyoloji bilminin paradigması içinde kalarak düşünmüş, onun sınırlarını zorlamamış veya üzerine düşünmemiş zaten..
« Son Düzenleme: Mart 24, 2019, 11:19:02 ÖÖ Gönderen: ferda »

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 140
Ynt: FELSEFENİN MİLADI OLARAK MARX
« Yanıtla #32 : Mart 24, 2019, 11:46:05 ÖÖ »
daha sonra felsefe dediğimizin içeriğini değiştirdin, yani daha önce marksta felsefeye dair olduğunu söylediğin tek şey olan "kurucu unsurun madde olduğu" savının da felsefeye dair olmadığını söyledin
çünkü onun kökenin kendisini sorguya almadığını söylüyorsun.yani felsefe, köken düşüncesinin kendisinin sorgulanması ile mümkündür, ki buna katılıyorum. ancak bu sorunumuzu çözmüyor. çünkü şunları söylüyorsun:
"marks kaygısı ile felsefe değil sosyoloji yapar. ancak mesela aristo kaygısı ile felsefe yapsa bile söylemleri ile felsefi değildir. "oysa ben buna takılmamıştım. eleştirdiğim şey felsefi kaygı dediğin şeyi kendi içine kapatman, yani felsefeyi diğer disiplinler gibi bir disiplin olarak kurman. oysa, ben felsefi kaygıyı ve felsefenin bizatihi kendisini yaşamın ve diğer disiplinlerin damarlarında akan bir kan gibi tahayyül etmek gerektiğini ifade etmeye çalıştım: (samsa yazdı)


Senimi kıracam şimdi marks için, hadi olsun onda da felsefi kaygı ve ve tutum... Şaka bir yana, felsefeekninde bir ara en felsefi konulardan biri bok ve bok böcekleridir demiştim kıyamet kopmuştu..


Sanırım sorunumuz şu, marks bağlamınd yazdıklarımı sen biraz anlam genişlemesi yaparak,  genel felsefi bağlama, felsefe üzerine yazmalar şeklinde okudun veya benim yazış şeklim bu anlam genişlemesine yol açtı, daraltmadığım için..


Felsefeyi kaygı bağlamında alıyorum bu doğru, yani felsefi kaygı, onu da anlam kaygısı olarak uzatıyorum, çünkü binbir çeşit kaygı var, anlam kaygısı derken de kastım tüm anlamlar  dünyasına konu olanı kastediyorum, orda kastım sadece "anlam" değil veya sadece anlam ama herşeyin anlamı, nasıl demeli, ya aslında kısaca şunu demeye çalıştım, marks verili paradigmalar bağlamında düşünmüş, marksistlere göre bu marksa küfür o devrim yapmış falan ama değil, biliyorsun işte durumu, marksizmin dayanak olarak gördüğü felsefi temel olan diyalektik materyalizm, felsefe falan değil, zaten marksta bilimsel sosyalizm diyor söylemine, bilimle kesin ve meşru kılmya çalışıyor onu..
« Son Düzenleme: Mart 24, 2019, 11:48:24 ÖÖ Gönderen: ferda »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 271
Ynt: FELSEFENİN MİLADI OLARAK MARX
« Yanıtla #33 : Nisan 05, 2019, 09:37:26 ÖÖ »
Alıntı
Felsefeyi kaygı bağlamında alıyorum bu doğru, yani felsefi kaygı, onu da anlam kaygısı olarak uzatıyorum, çünkü binbir çeşit kaygı var, anlam kaygısı derken de kastım tüm anlamlar  dünyasına konu olanı kastediyorum, orda kastım sadece "anlam" değil veya sadece anlam ama herşeyin anlamı, nasıl demeli, ya aslında kısaca şunu demeye çalıştım, marks verili paradigmalar bağlamında düşünmüş, marksistlere göre bu marksa küfür o devrim yapmış falan ama değil, biliyorsun işte durumu, marksizmin dayanak olarak gördüğü felsefi temel olan diyalektik materyalizm, felsefe falan değil, zaten marksta bilimsel sosyalizm diyor söylemine, bilimle kesin ve meşru kılmya çalışıyor onu../ ferda


"aristo felsefi kaygıya sahip, marx ise sahip değil. ne aristo ne de marx felsefi sonuçlara ulaştı" demiştin. ben de neden aristo'nun kaygısı felsefi de marksın kaygısı değil diye sordum. şöyle bir şey ortaya çıkıyor dediklerine göre : "aristo verili paradigmalar ile düşündü, marx da öyle yaptı. yani onların ulaştıkları sonuçlar felsefi değildi ancak marx'ın kaygıları da felsefi değildi." ben de diyorum ki, aristo'nun kaygılarını felsefi, marksınkileri ise "felsefe dışı" yapan tam olarak ne?

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 140
Ynt: FELSEFENİN MİLADI OLARAK MARX
« Yanıtla #34 : Nisan 10, 2019, 04:21:03 ÖS »
Kargaşa ortaya çıktı. şöyle düzeltmeye çalışayım, kaygı denilenin içsel/psişik boyutunu ihmal edip, kaygıyı söylemden çıkarıyorum veya çıkaramıyorum, bu bağlamda aldığımda, aristo, felsefi sürecine, temel felsefi sorunların kritiğini yaparak başladığı için felsefiktir diyorum, ancak ortaya koyduğu büyük anlatı bağlamıyla felsefeden kopmuştur , çünkü felsefe sadece thkikatte/kritikte kalmalı diye düşünüyorum, marksa gelince, marks felsefi sorunlarla cebelleşmemiş, bunu derken de marksı yargılamış olmuyorum,  felsefi kaygıyı kapatmıyorum böyle ortaya koyduğumda, sanırım sadece ayrımını koymaya çalışıyorum, felsefi kaygı politik kaygıdan farklı örneğin ama bu felsefenin politik kaygısı olmadığı anlamına gelmiyor, felsefe politiktir de ancak felsefenin politiği ele alışıyla, siyasetbiliminin veya marksın ele alışı birbirinden farklı..