Gönderen Konu: Politik olmayan muhalefet  (Okunma sayısı 2181 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

pianissimo

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 24
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #15 : Ekim 16, 2018, 02:32:29 ÖS »
Ne güzel yazmışsınız Sn.pianissimo bizim sevgiye ihtiyacımız var birbirimize saygı duymaya,güvenmeye ve yapıcılığa maalesef insanoğlu çabuk kararını veriyor ve çok tepkisel bir de şiddet olmasa,şiddeti sıfırlamak lazım ...

Sevgiden çok hoşgörüye ihtiyacımız var. Her insanı sevebilmek mümkün değil fakat farklı olduğunu görüp, yaptıklarını onaylamasak bile orta yolu bulmaya çalışmak daha sağlıklı olacaktır.

Çoğu insana ve davranışlarına katlanabilmek, sevmek mümkün değil fakat tahammülsüzlük devreye girdiği an, ne yazık ki şiddet de kaçınılmaz oluyor. Birbirimizi farklılıkları ile sevmesek bile nefret de duymamalıyız.

Chelsea,

Duyguları bir anlık heyecana kapılıp  genellemiş olmam yanlış olmuş, bunu kabul ediyorum. Ancak sevgi vurgumdan vazgeçmem. Hoşgörü elbette güzel bir yeti ancak sevginin içtenliği ve koşulsuzluğu karşısında yetersiz kalıyor. Sevgi şeffaftır,  derinden şifa verir, baştan tüm olumsuzluklara karşı koruyucudur. Ama hoşgörü içindekileri saklar, derinlerdekini bastırarak asıl çareyi erteler.

Sevginin doğal sonucu olan hoşgörüye diyecek sözüm yok, ben sadece akıl bazlı hoşgörüyü biraz yapay buluyorum.

Akıl bazlı hoşgörüyü kurnazlık kabul ettiğiniz için olabilir fakat akıl doğru kullanılırsa, duygulardan daha sağlıklı sonuçlara ulaştırır.

Hastalıklı sevgi türleri de var. Mesela saplantılı sevgilerde karşı tarafı öldürecek türde kişinin gözü dönebiliyor yani sevgi tüm olumsuzlukların önünü kesmez tek başına ancak aklını doğru kullanan birisinin sevgisi yapıcı olabilir yoksa akıl devreden çıkarsa doğru yanlış karışır birbirine.

Saplantı sevginin değil sevgi eksikliğinin, en çok da öz sevgi eksikliğinin sonucudur bence.

Şöyle bir orta yol bulsak: Kendimizle ve çevremizle doğal olarak barışık olmak için hem saf sevgiye hem saf akla ihtiyacımız var. Her ikisini de çıkarsızca, içtenlikle, gerçekliğe hizmet edecek şekilde kullanmak da birçok soruna çare olabilir.

Akıl ve duygular dengede olduğu sürece dediginiz şekilde olabilir tabii. Aklı biraz önde tutma sebebim duyguların çoğu zaman yanıltıcı olmasından kaynaklanmaktadır. Bir insana öfke duyduğumuz an şayet akıl devreden çıkarsa, o öfke mutlaka karşı tarafa zarar verecektir.

Saf sevgi duymak için çok iyi niyetli bir bakış açısı ve sağlam sinir sistemi gerekiyor çünkü sevginiz kullanılırsa birileri tarafından bir daha hiç kimseye güven duymayabilirsiniz.

Siyasetin döndüğü yerde sevgiden bahsetmek de mümkün olmuyor çünkü çıkar ilişkisi ile her şey sahteleşiyor.

Saf sevgi ve saf akıl ile denge sağlanabilir fakat yine de akıl bir tık önde olmalı, ne olur ne olmaz... Tecrübeyle sabittir.:)

Sevgimiz birileri tarafından kullanılmış olabilir, çıkar için sevilmiş de olabiliriz, her şey olabilir hayatta. Ama önemli olan kötü tecrübelerden gerekli dersleri almak, saf sevgiye inancı kaybetmemek, ne olursa olsan insanlara güvenmek ve safça sevmeye devam etmek.

Mutsuzluktan o kadar da korkmamak lazım, ama mutsuzluğun ortaya çıkması durumunda çözümünü içsel yolculuğumuzu içtenlikle ve cesurca yaparak bulmaya çalışmak en iyisi bana göre. Yani içimizi besleyerek dış etkilere karşı bir korunak geliştirebilmek. Burada da hem sevgi hem de akıl devreye girebilir, ama bana göre de sevgi bir tık önde :)

Dr. Zhivago

  • Ziyaretçi
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #16 : Ekim 16, 2018, 04:18:06 ÖS »
Pianissimo,

Sevgi bir tık önde ifadeniz gönül ilişkilerinde geçerli olabilir hatta iyi de olabilir hesapsızca yaşamak fakat birisi size zarar vermeye başladığı an, yine sevgi bir tık önde diyebilecek misiniz?

Geçim derdine düşmüşsünüz ve işveren maaşınızı vaktinde vermiyor, bu durumda o kişiyi sevip 'canın sağolsun patron, ben aç gezerim ama yine de seni severim.' diyebilecek misiniz gerçekten?

Herkes sevginin her derde deva olduğunu söyler ama kendi yaşamı riske girince o sevgiden eser kalmaz çünkü gerçekler acıdır ve akıl bir tık önde olmazsa sevgi kaybolduğu an ne yapacağınızı şaşırırsınız.

Dünyada çok çeşitli insan var ve hepsinin zihin yapıları farklı, bu sebeple genel bir formül bulmak çok zor fakat amacımız şiddeti önlemek ise sağduyumuzu kaybetmeyecek şekilde aklı ön planda tutmak en sağlıklı formüldür.

Yaşınız çok genç olabilir ve hayat size belki çok güzel imkanlar sunmuştur fakat aç bir insana sevgi duymanız o kişiyi motive etmez. Paylaşımcı olmak ve aklımızı hep devrede tutup kaynakları doğru kullanmaya çalışmamız gerekiyor. Siyaset ise sadece o görüşü savunanları kollar, gerisinin ne olduğunu düşünmez.

Tolstoy'un bir sözü var:
"Hayat bizi resmen dört işlemle sınar. Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda topla kendini der."

Bu sebeple biraz gerçekçi olmak gerekiyor, kırlarda bayırlarda koşturarak sevgi şarkıları söyleyip kötülükten korunamazsınız ve yara alıp iyileşmek o kadar da kolay değildir. En güzeli dengeyi muhafaza etmeye çalışıp, tedbir olarak da aklı hep önde tutmaktır.
Dilerim sevgiye inancınız hiç sarsılmaz, ben de sevginin gücüne inanıyorum fakat çoğu zaman insanı yanıltan da koşulsuz sevgidir çünkü sömürülmeye açık bir duygudur.

Mutsuzluktan hiç korkmadım çünkü beni mutlu edecek şeyler bulmakta hiç zorlanmam. Sevgi duyup incinmek sarsıcı olsa da sevmekten vazgeçemeyiz fakat kontrollü olması zararı en aza indirir, onu anlatmaya çalıştım.
« Son Düzenleme: Ekim 16, 2018, 04:40:46 ÖS Gönderen: Dr. Zhivago »

pianissimo

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 24
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #17 : Ekim 17, 2018, 12:20:40 ÖS »
Pianissimo,

Sevgi bir tık önde ifadeniz gönül ilişkilerinde geçerli olabilir hatta iyi de olabilir hesapsızca yaşamak fakat birisi size zarar vermeye başladığı an, yine sevgi bir tık önde diyebilecek misiniz?

Geçim derdine düşmüşsünüz ve işveren maaşınızı vaktinde vermiyor, bu durumda o kişiyi sevip 'canın sağolsun patron, ben aç gezerim ama yine de seni severim.' diyebilecek misiniz gerçekten?

Herkes sevginin her derde deva olduğunu söyler ama kendi yaşamı riske girince o sevgiden eser kalmaz çünkü gerçekler acıdır ve akıl bir tık önde olmazsa sevgi kaybolduğu an ne yapacağınızı şaşırırsınız.

Dünyada çok çeşitli insan var ve hepsinin zihin yapıları farklı, bu sebeple genel bir formül bulmak çok zor fakat amacımız şiddeti önlemek ise sağduyumuzu kaybetmeyecek şekilde aklı ön planda tutmak en sağlıklı formüldür.

Yaşınız çok genç olabilir ve hayat size belki çok güzel imkanlar sunmuştur fakat aç bir insana sevgi duymanız o kişiyi motive etmez. Paylaşımcı olmak ve aklımızı hep devrede tutup kaynakları doğru kullanmaya çalışmamız gerekiyor. Siyaset ise sadece o görüşü savunanları kollar, gerisinin ne olduğunu düşünmez.

Tolstoy'un bir sözü var:
"Hayat bizi resmen dört işlemle sınar. Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda topla kendini der."

Bu sebeple biraz gerçekçi olmak gerekiyor, kırlarda bayırlarda koşturarak sevgi şarkıları söyleyip kötülükten korunamazsınız ve yara alıp iyileşmek o kadar da kolay değildir. En güzeli dengeyi muhafaza etmeye çalışıp, tedbir olarak da aklı hep önde tutmaktır.
Dilerim sevgiye inancınız hiç sarsılmaz, ben de sevginin gücüne inanıyorum fakat çoğu zaman insanı yanıltan da koşulsuz sevgidir çünkü sömürülmeye açık bir duygudur.

Mutsuzluktan hiç korkmadım çünkü beni mutlu edecek şeyler bulmakta hiç zorlanmam. Sevgi duyup incinmek sarsıcı olsa da sevmekten vazgeçemeyiz fakat kontrollü olması zararı en aza indirir, onu anlatmaya çalıştım.

Zarar veren kişiyi de sevmek gerekir ama tüm evrene duyduğumuz genel sevgi ile; onu hayatımızdan uzaklaştırarak ama her şeye rağmen onun için en iyisini isteyerek. Sizin dediğiniz gibi dünyada her tür insan var ve hepsinin enerjisi (sizin bakış açısınızla zihin yapısı) farklı. Ama bazı farklı enerjiler birbirlerine gerçekten iyi geliyor ve birleşerek sonsuz sevgiyi birlikte yaşayabiliyorlar. Bunu bulmak çok kolay bir şey değil ama karşılaşma olasılığı da o kadar düşük değil. Yani özetle, bana göre çözüm iyi gelmeyen enerjiden nefret etmeden ve kabullenerek uzaklaşmak, iyi gelen enerjiyi ise koşulsuzca kabul etmek ve değerini bilmek. Ancak bazen, özünde bize iyi gelmeyen bir enerji yanıltıcı bir şekilde iyi bir enerji kılığında (bizim de iç güçsüzlüklerimize ve görmek istediğimiz şeylerle bağlı olarak) karşımıza çıkabiliyor ve sonuç hayal kırıklığı olabiliyor. Ama yaşam bu. Onun doğasında mutluluk, huzur, sıkıntı, hayal kırıklığı hep bir arada ve yaşadığımız her olumsuzluk bir öğrenme ve değişim kaynağı da aynı zamanda.

Ben akıl devre dışı olsun, hep kırlarda şarkı söyleyelim demedim ki... Sadece sevgi bir tık daha önemli dedim. Tabii ki sizin de bahsettiğiniz gibi, hayal kırıklığı üzerine verdiğimiz tepkide aklımızı kullanmak çok önemli.  Ama sağlıklı sevgi (içinde empati ve merhameti de barındıran) zaten akıl kullanımını da daha sağlıklı hale getirir diye bir düşüncem var. Bir örnek vermek gerekirse, sokak hayvanları için sokaklarda bulunan sabit mama kapları öncelikle canlılar için duyulan saf sevginin ve bunun sonucu olarak, aklı da kullanarak organize olmanın sonucudur.

Elbette ben hayatı çözmüş ve sonsuz mutluluğun formülünü bulmuş birisi değilim. Ama şimdiye kadar öğrendiklerimden çıkardığım en net sonuçlar bunlar. Ve emin olun, benim de öyle toz pembe bir hayatım olmadı. Hayatın müthiş bir öğrenme süreci olduğunu düşünüyorum. Ve yazdıklarınız için de (gerek içerik gerek yazı dili bakımından oldukça özenli ve düzgün) teşekkür ederim.
« Son Düzenleme: Ekim 17, 2018, 12:32:41 ÖS Gönderen: pianissimo »

Dr. Zhivago

  • Ziyaretçi
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #18 : Ekim 18, 2018, 11:49:01 ÖÖ »
Alıntı yapılan: pianissimo
Zarar veren kişiyi de sevmek gerekir ama tüm evrene duyduğumuz genel sevgi ile; onu hayatımızdan uzaklaştırarak ama her şeye rağmen onun için en iyisini isteyerek. Sizin dediğiniz gibi dünyada her tür insan var ve hepsinin enerjisi (sizin bakış açısınızla zihin yapısı) farklı. Ama bazı farklı enerjiler birbirlerine gerçekten iyi geliyor ve birleşerek sonsuz sevgiyi birlikte yaşayabiliyorlar. Bunu bulmak çok kolay bir şey değil ama karşılaşma olasılığı da o kadar düşük değil. Yani özetle, bana göre çözüm iyi gelmeyen enerjiden nefret etmeden ve kabullenerek uzaklaşmak, iyi gelen enerjiyi ise koşulsuzca kabul etmek ve değerini bilmek. Ancak bazen, özünde bize iyi gelmeyen bir enerji yanıltıcı bir şekilde iyi bir enerji kılığında (bizim de iç güçsüzlüklerimize ve görmek istediğimiz şeylerle bağlı olarak) karşımıza çıkabiliyor ve sonuç hayal kırıklığı olabiliyor. Ama yaşam bu. Onun doğasında mutluluk, huzur, sıkıntı, hayal kırıklığı hep bir arada ve yaşadığımız her olumsuzluk bir öğrenme ve değişim kaynağı da aynı zamanda.

Ben akıl devre dışı olsun, hep kırlarda şarkı söyleyelim demedim ki... Sadece sevgi bir tık daha önemli dedim. Tabii ki sizin de bahsettiğiniz gibi, hayal kırıklığı üzerine verdiğimiz tepkide aklımızı kullanmak çok önemli.  Ama sağlıklı sevgi (içinde empati ve merhameti de barındıran) zaten akıl kullanımını da daha sağlıklı hale getirir diye bir düşüncem var. Bir örnek vermek gerekirse, sokak hayvanları için sokaklarda bulunan sabit mama kapları öncelikle canlılar için duyulan saf sevginin ve bunun sonucu olarak, aklı da kullanarak organize olmanın sonucudur.

Elbette ben hayatı çözmüş ve sonsuz mutluluğun formülünü bulmuş birisi değilim. Ama şimdiye kadar öğrendiklerimden çıkardığım en net sonuçlar bunlar. Ve emin olun, benim de öyle toz pembe bir hayatım olmadı. Hayatın müthiş bir öğrenme süreci olduğunu düşünüyorum. Ve yazdıklarınız için de (gerek içerik gerek yazı dili bakımından oldukça özenli ve düzgün) teşekkür ederim.

Yazım kurallarına elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum fakat telefonda biraz zor oluyor tabii ancak yine de doğru anlaşılabilmek için önemli olduğunu düşünüyorum.

Akıl ve sevgi dengesi derken yine başlıktaki soruya paralel olarak; Kaşıkçı olayı bize gösterdi ki maalesef siyasetin olduğu yerde çıkar ilişkisi öne geçiyor ve sevgiyi bırakın, bir insanın yaşam hakkını hiçe saymaya kalkıyorlar. Bu adamcağıza ne oldu acaba? Tek suçu muhalif olmak mıydı? Sevgi gördüğünüz gibi kötülerde devreye girmiyor ve insanlar görüşlerini yaşamlarını hiçe saymak pahasına savunmaya çalışıyorlar.

Hep söylediğim gibi kötülerle mücadele ederken 'sevgi' onların anladığı bir dil değil, bu noktada ne yapabiliriz, galiba bunu ciddi ciddi düşünmemiz gerekiyor.

ademinruyasi

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 9
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #19 : Aralık 10, 2018, 02:31:54 ÖS »
   Merhabalar Gerçekten son olan tartışmayı görünce içim eridi iki forum üyesi de benim gibi düşünüyor ve gerçekten ilginç bir tartışma oluyor bu tartışma Marx 'ın bahsettiği pratik felsefedir işte bence, sevgiyi öncelleyen iki insanın çığlığı zaten bizim yaptığımız hata da burda dünya devrimle değişmeyecek veya siyasetle o zaman ne yapmalı bu sorunun cevabı çok can alıcı yani bir katile karsı bir ırz dusmanına karsı nasıl davranmalı ....?

Bence biz onlara benzememeliyiz elimizi haince kana bulamamalıyız size habil kabil olayını hatırlatmak isterim habil iyi,kabil kötü ama kabil haksızca kardesini öldürür ve iyi olan habil ,kabili durduramaz veya habil kabili öldürmez bu dunyada kım öldürüyorsa o haksızdır diyebiliriz işte iyilerin çilesi budur...

Ne devletlerin ne terör örgütlerinin ne de haklı olanın öldürme yetkisi yoktur derim ben bizim vazifemiz mum olmak ve yanmak ,şiddetsizliği cana kıymamayı ahlakı paylaşmayı anlatmak ama sosyalist olun ama dindar ama özgürlükçü yapmamız gereken bu ne kadar birbirimize benziyoruz nerde durduğumuz önemli ama sevgi insaniyet ölçümüzse masumluk ölçümüzse bir yerde uzlaşırız ve bütün kavgalar biter...

Sevgide akılda birdir kaynağı aydınlıktır ve bu vicdanda yer bulur DR.Zhivagonun bahsettiği sevgiyi korumak akla uygundur ve bu da sevgidendir akılda sevgide yanıltabilir yaklaşım çok önemli EĞER ŞİDDETSİZ TEPKİ verirsek uzaklaşırsak Sayın pianissimo nun yöntemiyle davranırsak yolu sevgiden geçenleri kabil kılmaz çünkü bizim cellatlarımıza benzememek gibi bir sorumluluğumuz var..

Saygılarımla...

ademinruyasi

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 9
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #20 : Aralık 10, 2018, 02:36:48 ÖS »
Habil ile kabil örneği sizi yanıltmasın yahudi teolojisinde bu iki kardes tanrıya adak için kavga ederler İslamda sevdikleri kız için sabiilikte farklı olabilir sadece anlatmak istediğim dünya bir mucadele alanı ve iyilerin yöntemleri ve yaptıkları kötülük karsısında kısıtlı biz zekamızla öz verimizle çalışkanlığımızla sevgimizle sorunları aşmalıyız barbarlıkla değil...

Saygılarımla...

Rhodium

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #21 : Aralık 11, 2018, 02:25:42 ÖÖ »
Merhabalar;

Siyaset bilimi okuyanlar varsa yardımcı olabilirler sanırım acaba politik olmayan muhalefet var mıdır? Yani herhangi bir partide örgütlenmemiş ,muhalif( aktif olarak )bir grup içerisinde yer almayan bununla beraber iktidarın dümen suyuna da girmemiş Yarın seçim olsa o parti bu parti demeden hem iktidarın eylemlerini eleştiren hemde muhalefete alıcı gözle bakıp bunda şu yanlışlar var diyebilen,çabuk angaje olmayan dolduruşa gelmeyen kendi çıkarından ziyade halkın çıkarını toplumu ve adaleti savunan siyasi kimliği oluşmamış fakat karekteri oturmuş siyaset üstü davranan gruplar veya bireyler varmıdır?


İyi günler..

Şimdi temel bir düalizm vardır. Bu devlet ve doğa olmakta. Bütün ilkel oluşumlar önce doğa karşısında ayakta kalmak için bir arada bulundu. Açlık soğuk vb. Tüm doğa etmenleri insanları bir araya getirir. İlkel devletin temel varlığı doğa ya karşı var olma halidir.

İnsan doğa da tek başına sadece ölür.

Yani devlet doğaya karşı insanların bir araya gelme halidir.

Modern devletlerde ise siyasilerden muhalif kesim esasen asla gerçek muhalif olamazlar. Devlet doğa düalizminde devletin içinde bulunurlar. Muhalif olan siyasiler değil doğa taraftarlarıdır.

Bunlar en başta din, ardından sivil toplum ve en son halkın kendisidir. Bunlar devletin gerçek karşıtı muhalifidirler.

Örneğin dinler, Nuh tufanı ile Allahı doğa tarafında tutar çünkü tufanı yani doğayı oluşturan Allahtır. Buna karşı gelenler turfanda yok olan veya gemideki faydacılar devletin kendisidir.

Siyasi muhalif parti aslında iktidarın mecburi dolaylı destekleyicisidir. Yani siyasiler asla gerçekten muhalif bir cephe olamazlar...


Dogmasız Düşünüş

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 2
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #22 : Aralık 17, 2018, 04:54:01 ÖS »
Aslında bu sorunuza genel geçer tutarlılıkta bir yanıt vermek için siyaset bilimi okumuş olmanın şart olduğunu düşünmüyorum. Demokratik hukuk devletlerinde bu tür siyaset üstü  oluşumların varlığında herhangi bir sıkıntı yaşanmamakla beraber emperyalist egemen anlayışın çıkarlarına ters düşülen durumlarda küresel anlamda yaygınlaşması pek mümkün olmuyor. Ülkemizdeki mevcut siyasi iklime rağmen bu tür oluşumlar mümkün müdür, diye soracak olursanız, imkansız olmasa da bence bu tür siyaset üstü oluşumların varlığı oldukça zor... Var olsalar da sadece tabela oluşumlar olarak yaşam bulur. Çünkü oldukça keskin kutuplarda ayrıştırılıp tarafsızlaşmaları engellenmiş ideolojik labirentler coğrafyasına dönüştürülmüş bir memlekette yaşamakta olduğumuzu ibretle gözlemlemekteyim. Dinsel, etnik, ahlaki, hukuki, ekonomik ve töresel kıskaçlar arasındaki bir ülkede  tarafsız ve nesnel temelli  siyaset üstü bir oluşumun siyaset arenasında var olması mümkün olsa da bağımsız olmayan bir ülkede küresel konjonktürün buna izin verebileceğini düşünmüyorum.
« Son Düzenleme: Aralık 17, 2018, 04:57:05 ÖS Gönderen: Dogmasız Düşünüş »

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 28
Ynt: Politik olmayan muhalefet
« Yanıtla #23 : Aralık 21, 2018, 02:05:06 ÖS »
  İki konuya cevap vermek isterim biri saplantılı sevgi denen hastalık diğeride akıldaki sevgi
 saplantılı sevgiyi saf sevgi olarak görmüyorum hatta zararlı olduğunu düşünüyorum o zaman sevgimizide kontrol etmeliyiz zaten kontrol edemessek bu bizi yıkıcılığada götürebilir çünkü köntrolsuz sevgi ya bizim sömürülmemizle yada karşı tarafa zarar vermekle sonuçlanabilir.Bunu durduracak güç nedir peki ?
Bunu tartısmaya acmak isterim cevap veren varsa bana yazsın...
Benim cevabım saf sevgi ve iyilik anlayışımız mesela eşimiz bizi aldattı,aşk herşeyi affeder mi? Ondan ayrılmalımıyız yoksa boyun mu bükmeliyiz işte bu bizim tercihimizdir bizi insan yapan olgu bu kararda gizlidir,eşi aldatınca öldürende var boşananda veya affedende bence burda iyi tarafımızı dinlemeliyiz ve en buyuk tepkimiz boşanmak olmalıdır...

Akıldaki sevgi ise tatsız ve tutsuz bir şeydir ve bizi yine yanıltabilir,mesela insanları sevdiğimizi söylüyoruz insanların kardesliğini anlatıyoruz bu akıldaki sevgidir ama iş paylaşmaya gelince bir türlü paylaşamıyoruz veya  yani teröristleride mi sevmeliyiz onlarda insan
o yüzden akıldaki sevgi yanıltabilir asıl iş yapan edim duygulardır ve bunlar nedensizde olabilir akıl sadece yol almak içindir..