Gönderen Konu: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine  (Okunma sayısı 2577 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« : Nisan 20, 2017, 10:16:23 ÖS »
1. evren, güç istencidir:
güç istenci, gücü istemek değildir, güç peşinde koşma değildir. güç kendisine sahip olunacak bir şey değildir. heideggerin söylediği gibi güç zaten istemdir. yani, güç  zaten her zaman "öteki üzerine" uygulanmaktadır. dolayısıyla, "gücün iradesi" ya da "güç istemi" demek bile yersizdir. güç demek zaten istem demektir. çünkü kuvvet bir mevcudiyet  ya da "kendinde şey" değildir, kuvvet oluştur. kuvvet bir başka kuvvet ile ilişki halinde olmaktır. 

1.1 kuvvet atomik değildir.

hiçbir kuvvet, bölünemez bir tıkız bütünlük olarak tasavvur edilemez. kuvvet, doğası gereği mevcudiyet metafiziğine direnç gösterir ve her zaman bir içkinlik ontolojisi  ve bir "aşkın tözün" imkansızlığı  ile beraber ortaya çıkar.

1.2. kuvvet, bir yerde değildir. uzay/yer/mekan yoktur.
uzam, kuvvetin üzerinde bulunduğu bir mekan değildir; kuvvetlerinin birbirine etkisinden ibarettir. uzam, bir güç uzamıdır ve gücün yayılmasıdır.güç ilişkilerindeki dinamik bir türeyişe verilen fazladan bir isimdir.

1.2.1 madde var değildir.
dünya  güç istenci ise, güç  de istenç ise madde kuvvetin bir kipidir.  (e =mc^2)

1.3 içkin oluş
evrenin güç istenci olduğunu söylemek, evrenin sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde olduğunu söylemektir. evrenden değişmeden kalan tek sabite bile var değildir.

1.3.1  özne bir kurgudur.
a)  "kuvvet" ve "kuvveti isteyen bir özne" şeklinde iki olgu söz konusu değildir. fiil ve fail  birbirinden ayrı değildirler. fail, fiile sonradan bir kurgu olarak eklenir.  (yine , "gücü isteyen bir istenç" var değildir, güç doğal olarak bir istençtir)
a.1.güç istenci, istencin istenç üzerindeki etkisini ifade eder. bir istenç madde üzerinde etkide bulunuyor değildir. (iyinin kötünün ötesinde /36)

b) bir özneden bahsettiğimizde bir kuvvetin hükmü altına alınmış çeşitli kuvvetlerin organizasyonundan bahsetmekteyizdir.  "özne" bu bağlamda bölünmüştür. öznenin özü "nesnededir"

c) bir öznenin bir şey istediğini söylediğimizde,aslında  öznede bir kuvvetin bir başkasına buyurmasından bahsetmekteyizdir.

1.3.2 özne, kartezyen bir töz değildir.
özne kendi kendisini performatif olarak var kılar. ("ben", diyerek)  özne böylece boş bir kavramdır, ancak kendi kendisini kurma edimidir. edimden önce özne var değildir. özne, eylemin kendisidir, yaptığıdır.

1.3.3 ecce homo-kişi nasıl kendisi olur*?
öznenin kendini ortaya koyması bir tür lacancı apres coup ile mümkün olur, ancak bu apres coup döngünün tamamlandığı ve bengi dönüşün onaylandığı anda gerçekleşecektir. (doğum yıl dönümünde yani kapalı bir döngüde ve böylece başlangıç ve sonun birleştiği  keyfi bir noktada, yaşamının sonsuz kez geri dönmesine dair onay anında kendine kendi yaşamını anlatarak..) psikanaliz aslında, bengi dönüşe analistin yerleşmesidir, böylece analist/semptom sürekli geri döner.
(*Bu kusursuz gün –herşey olgunlaşmakta, yalnız üzüm değil altın rengini alan–, bir güneş ışını vurdu yaşamımın üstüne:Geriye baktım, ileriye baktım, hiç bu denli çok,bu denli iyi şeyler görmemiştim bir seferde. Boşuna gömmemişim bugün kırk dördüncü yaşımı;gömemildim,çünkü onun içinde yaşayan şey kurtuldu, ölümsüz oldu. “Tüm değerleri yenileyiş”in ilk kitabı;Zerdüşt’ünTürküleri;PutlarınBatışı,çekiçle felsefe yapma denemem, –hepsi de bu yılın, hem de son çeyreğininarmağanları! Nasıl minnet duymazdım yaşamımın bütününe? İşte böyle kendime yaşamımı anlatıyorum / nietzsche)

1.3.4 nesne bir kurgudur.
kuvvet, ancak bir başka kuvvet ile iletişir:  nesne ile özne bir madalyonun iki yüzü gibidirler.

(sürecek)
« Son Düzenleme: Mayıs 17, 2017, 04:35:29 ÖS Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine Çeşitlemeler
« Yanıtla #1 : Nisan 22, 2017, 09:19:49 ÖÖ »
 2.  güç istenci bir yorumlama faaliyetidir.
bir kuvvet her zaman başka kuvvetler ile iletişim halindedir. böylelikle kuvvet kendisini diğerine tatbik eder. her tatbik etme, kuvvetlerin birbirbirine karşı bir değerlendirmesini içerir. her değerlendirme de bir yorumlamadır.

2.1 güç istenci asimetrik ve içkin ilkedir.
 güç istencinde her kuvvet kendisini "yaymaktadır." kuvvetin kendisini ortaya koyma faaliyeti, yani onun egemenlik kurma ya da itaat etmesi içsel bir değerlendirmeyi ortaya çıkarır. güç istenci, bu bağlamda her zaman bir yorumlama ve değerlendirme faaliyetir. yani,  güç istenci aynı zamanda sonsuz bir ölçme eylemi ile belirir.
güç istenci kuvvetin kuvvetle ilişkisidir ve böylece asimetrik bir içkinlik düzleminin ifadesidir. yani, bir kuvvet diğer tüm kuvvetleri mutlak bir şekilde kendisine katarak asimile edemez, simetri oluşturamaz. "kendinde şey" bu bağlamda güç istenci tarafından imkan dışı kılınır.  hem kendinde şey hem de güç istencinden aynı anda bahsedemezsiniz. zira, "kendinde şey" var olsa idi zaten ondan bahsedecek, "onu yorumlacayak" bir "dışsal kuvvet" türetmeniz gerekirdi. bu da  güçler dinamiğini ve asimetriyi onaylamak demektir.

2.2. "canlı" ya da  "cansız" organizyonlarda işleyen güç istencidir.
güç istenci sadece "inorganik" dünyaya ilişkin değildir, aynı zamanda "yaşamın" değerlendirici mekanizmasıdır.
Her şeyden önce, canlı, kuvvetini üzerinden atmak, boşaltmak ister. Yaşamın kendisi, güç istemi- : Kendini korumak onun dolaylı ve sık rastlanır sonuçlarından biridir.( iyinin kötünün ötesinde -13)
“Güçistenci kendini sadece direnişlerde ortaya koyar; bundan dolayı da kendine direneni arar—bir protoplazma sahte bacağını uzatıp çevresini yoklamasına neden olan bu temel eğilimdir.” (güç istenci- 656)

 
2.3  dil bir yorumlama faaliyetidir.
gramerin ortaya çıkardığı özne ve nesne üzerinden  insan güç istencini ortaya koyar. insan, oluşu yorumlar, formüle eder, tercüme eder. (newton fiziği: madde çeker ya da iter vs.)

2.3.1
insanın oluşu tercüme etmesi ifadesi şunu anlatır: duyu ve akıl, insan ; çeşitli güç konfigürasyonları ilişkisinden ibarettir.(güç istenci yorumlar)

2.3.2
dünya açıklaması olarak klasik  bilimsel faaliyet, aslında algılarımızın doğası üzerine kurulu bir hesaplanabilir dünya inşaa etmektedir. İnşaa etmek ve açıklamak eş anlamlı değildir.

2.4  "yanılsama" "gerçeği" kurar.
güç istenci, hakikatin çarpıtılması ve böylece  gerçekten yanılsamanın bir sapma olarak doğmasına dair fikri yok eder. "yanılsama" her zaman "gerçeğe" dahildir, onun koşuludur.

2.4.1 "Tükettik artık gerçek dünyayı: Hangi dünya kaldı? Yoksa görünen mi? Oysa değil! Gerçek dünya ile bu görüneni de tükettik artık! " nietzsche/ putların alacakaranlığı
güç istenci böylece yeni bir düşünme tarzını çağırır. bu kuantum fiziğine benzerlik ile dile getirilebilir:  her ölçüm -yani güç istenci- dünyanın doğasını değiştirmenin, gerçeği deforme etmenin çok ötesinde bizzat onun yaratılmasıdır.

2.4.2  ve 1.2.
kuvvetler arasında kuvvetlerin üzerinde hareket ettiği, dinamiği önceleyen bir uzam yoktur.  beden, çeşitli güç konfigürasyonları ilişkisinden ibarettir ve gözün algıladığı mesafe yani bedenin kendisini dünyadan azade kılması, yerel güç dinamiğini tek taraflı bir tözselleştirme ile yüceltmesi  olarak ortaya çıkar. a priori/verili uzam  böylece güç istencinin tepkisel/mekanikçi bir yorumudur.
(sürecek)
 
« Son Düzenleme: Nisan 22, 2017, 10:42:38 ÖÖ Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine Çeşitlemeler
« Yanıtla #2 : Mayıs 05, 2017, 04:57:09 ÖS »
 2.4.2  güç istenci; bir varlık ,bir oluş değil pathostur. (güç istenci - 635)
kuvvetin kuvvetin ilişkisi duyumsanmaktadır. kuvvetin içsel niteliği onun bir başka kuvvet ile duyumsanıyor olması, ya da onun bir başkasını duyumsuyor olmasıdır. böylece, güç istenci kuvvetlerin differansiyal prensibidir.

2.5 (ve 2.2.)    organik/inorganik dünyaya dair ayrım bir önyargıdır (güç istenci - 582/ 655)
güç istenci, organik / inorganik diktonomisini sorunlaştırır. organik ve inorganik dünya; pathos olarak güç istencinin işlemesidirler.

2.5.1 
organizma, hükmeden  ve hükmedilen kuvvetlerin ilişkisinden ibarettir. böylece beden; organik, inorganik, kimyasal, fiziksel, politik olabilir.

2.5.2.
Hükmeden kuvvet aktif; hükmedilen kuvvet tepkseldir.

2.5.2.1
bir organizma böylece aktif ve tepkisel kuvvetlerin ilişkisidir. hükmeden kuvvet ve hükmedilen kuvveti ortadan kaldırmaz. hükmetmek ve itaat etmek güç istencinin iki türüdür. yani, itaat etmek de hükmetmek gibi bir kuvvet belirtisidir,zira hükmetmek için tepkisel kuvvetin "mutlak asimilasyonunun" gerçekleşmemiş olması  gerekir.

2.5.2.2.
aktif kuvvetlerin hükmetmesi; onların yaratıcılığı,biçimlendiriciliği, hareket ettiriciliği ile ilgilidir.tepkisel kuvvetlerin itaat etmesi; onların uyum sağlaması, kendini koruması, pragmatizmi ve mekanizmi ile ilgilidir. tepkisel kuvvetler aktif kuvvetlere uyum sağlar, onlardan kendilerini korur, onlardan faydalanır ve onlar tarafından hareket ettirilirler.
böylece nietzscheye göre bazı tepkisel dünya "açıklamaları" şunlardır :
uyum sağlama(klasik darvinizm), kendini koruma(spinoza), fayda sağlama(pragmatizm), hareket (klasik mekanizm/newtonculuk)

2.5.2.3
bu "dünya açıklamalarında" eksik olan şey güç istencidir, yani içsel ve oluşumsal prensiptir. değilse, tüm süreç tepkisel kuvvetlerin ilişkisine dönüşmektedir. dolayısıyla bu açıklamalar dünyanın tepkisel yorumlarıdırlar.

2.6. 
"organik dünya" bir güç istenci konfigürasyonudur.

2.6.1 
insan, bir güç istenci konfigürasyonudur ve aktif ve tepkisel kuvvetlerin ilişkisidir.

2.6.2.
aktif ve tepkisel kuvvetler farklı yönelimler doğurur.  psişişik süreçler temelde aktif kuvvetlerin tepkiselleşmesi veya tepkisel kuvvetlerin aktifleşmesini ifade eder.

2.6.2.1
bir kuvvetin aktif olduğunu söylemek kuvvetlerin aktif oluşunu ifade eder, tepkisel kuvvetlerin itaat edişini ifade eder. böylece söz konusu olan her zaman güç istencidir, kuvvetlerin iliişkisidir: olumlu güç istenci, farkı olumlar.

2.6.2.2 
bir kuvvetin tepkisel olduğunu söylemek kuvvetlerin tepkisel oluşunu ifade eder, tepkisel kuvvetlerin itaat etmeyi bırakmasını, kuvvetin yapabileceğimden ayrılmasını ( öznenin oluşumu böyle tahayyül edilir) ve temsile dönüştürülmesini ve son olarak da kuvvetin kendisine karşı dönmesini ifade eder. böylece söz konusu olan her zaman güç istencidir, kuvvetlerin iliişkisidir : olumsuz güç istenci, farkı olumsuzlar.

2.6.2.3
kuvvetin aktif veya tepkisel olması onun niteliğidir. kuvvetin niceliğindeki artış ve azalma bir kuvveti aktif ya da tepkisel yapmaz. 

2.6.3.1
kuvvetin niteliği "güç istencinde" oluşumsal olarak belirlenir. kuvvetin niteliğini "güç istenci" yorumlar ve değerlendirir. bu soykütüğüdür. farkı olumlayan, yapabileceklerinden ayrılmamış, yaratıcı kuvvetler  soylu(efendi); farkı yadsıyan,  yapabileceğinden ayrılmış, değerleri taşıyan kuvvetler adidir(köle).

2.6.3.1.1
kuvvetlerin nicelik farkı, ancak indirgenemez bir nicelik farkına gönderme yapması; farkı indirgenemez bir fiziksel diferans olarak muhafaza etmesi bakımından dikkate değerdir. değilse, nicelik farkı olumsuz güç istencinin kuvveti tartma tarzından ibarettir, soyutlanmış güçlerin matematiksel değerlendirmesidir ve özdeşlik fikrini muhafaza eder.

2.6.3.2   
yapabileceğinden ayrılmış kuvvet olduğu kadarıyla bilinç ve ratio(akıl) tepkisel bir kuvvetin ifadesidir.

(devam edecek)

 
« Son Düzenleme: Mayıs 13, 2017, 08:02:23 ÖÖ Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« Yanıtla #3 : Mayıs 19, 2017, 11:00:08 ÖÖ »
 2.6.3.2.1 ve 2.6.2
aktif kuvvetler tepkisel kuvvetler tarafından yapabileceğinden ayrılır yani tepkiselleştirilir. "eylem" ile "eylemin öznesi" ayrılır ve böylece "istenç"(irade") tepkisel bir şekide kavranır. (bknz: ahlakın soykütüğündeki meşhur kartal ve kuzu bahsi)
ancak söz konusu tepkisel kavrayış, insanın entelektüel faaliyetinin kalbinde bulunur.yani, insan faaliyetinin tamamı("düşünme"  "eylem", "hareket"...) söz konusu kurgu ile temellendirilmektedir. öyleyse, insan temelde bir tepkiselleşmenin ürünüdür.  ("eylemi gerçekleştiren bir özne var, düşünen bir ben var, özne ve nesne var ise uzay var, uzay var ise hareket ve zaman var, zaman var ise başlangıç var, başlangıç var ise son var, son var ise  bunları mümkün kılan sonsuzluk(mutlak, tanrı) var vb)

2.6.3.3.
"insan", tepkiselleşmenin ürünü ise, insan aslında aktif kuvvetlerin tepkiselleşmesidir, tepkisel hale gelmenin diğer adıdır. insanlık, tepkisel oluştur.

2.6.3.4
tepkisel kuvvetler birleşerek, niceliklerini arttırak aktif bir kuvvet oluşturmazlar (güçlerin niceliklerindeki fark güçlerin soykütüksel değerini belirlemez ) aksine tepkisel kuvvetler, aktif kuvvetleri aktıf olmaktan çıkararak, tepkiselleştirerek üstünlük kazanırlar.  (hınç, vicdan azabı, çileci ideal / ahlakın soykütüğü )

2.6.3.5.
üstünlük kazanan tepkisel kuvvetler , son kertede kendilerine karşı dönerler. 

2.6.3.5.1
kendi üzerine dönen düşünce ("düşünüyorum öyleyse varım"/descartes ) böylece "aklın kendi içkin eleştirisine" (kant'ın kritik felsefesi)  dönüşür. kantta bu eleştiri "ahlakın kendisine" alan açmak için bir araç haline gelir.
öyleyse, aklın öz eleştirisi gibi ahlakın öz eleştirisi gerekmektedir : soykütük

2.6.3.5.2
hakikatçilik en sonunda kendi değerini sorgular  : "niçin hakikatçiyiz?"*

*iyinin ve kötünün ötesinde - felsefecilerin önyargıları üzerine
(devam edecek)
 
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2017, 11:33:26 ÖS Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« Yanıtla #4 : Mayıs 26, 2017, 10:59:25 ÖS »
 2.6.4.
nihilizm , tepkisel kuvvetlerin üstünlük kazanmasını ifade eder.

2.6.4.1
öncelikle nihilizm, en yüksek değer olarak öte dünyanın belirlenmesidir;  bu dünyanın değerini öte dünyada bulunmasıdır yani  öte dünya adına bu dünyanın "değersizeştirilmesidir", "anlamsızlaşmasıdır". yani, sokratestir, tüm platonculuktur. bu dünyanın ikincil kılınmasıdır. bu dünya öte dünyaya göre anlamsızdır : ibrahimi dinler...
böylece bu dünyada çekilen acı  öte dünyadaki kurtuluş ile müjdelenir ve kutsanır : burada asketizm kendini haklı kılmak içindir. ızdırap mukaddestir.  "şehitlik makamı" ve "kendini feda etme" ahlakı vs. buraya aittir. bu dünya, öte dünya tarafından yargılanır. bu dünya, kökensel olarak öte dünya karşısında, hakikat karşısında suçludur. yanılsama, hakikatteki bozulmadır; dekadans da böylece ontolojik bir saflığın/bozulmamışlığın dejenere olmasından ibarettir.

2.6.4.2
nihilizm, en yüksek değerlerin kendilerini değerden yoksun kılmasıdır. böylece bir kez daha bu dünya değersiz kılınır ancak bu kez daha tehlikeli bir şekilde, yani ikincil değerini de kaybederek. her şey eşit derecede "değersiz"/"anlamsız" olur : budizm , belki bir yönüyle mistisizm, new age ve diğer bütünlük fantazileri...
bu dünya tek dünyadır ve yapabileceğimiz tek şey "onun sebep olduğu acıyı" en aza indirmektir : hareket etme, isteme, "varlığını" minimize et. asketizm acıyı azaltma yöntemidir ve  nefs terbiyesi içindir. hiçbir şey arzulamaz isen yoksunluğun verdiği acıdan kaçınmış olursun:  pasif nihilizm
(sürecek)

 
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2017, 11:02:22 ÖS Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« Yanıtla #5 : Mayıs 28, 2017, 10:16:49 ÖS »
 2.6.4.3
yine de hiçbir şeyi istememek de bir istencin ifadesidir :nihilizm en sonunda hiçliğin kendisini ister, "hiçlik istenci" olur. (ahlakın soykütüğü - çileci ideal üzerine)
("anoreksik, hiçbir şey yemediğinde hiçliğin kendisini yemektedir.."/lacan )

nihilizmin  özeti:  önce ortaya "duyu ötesi" ("gerçek") dünya icat edilir, böylece "duyulur dünya"(bu dünya) değer yitimine uğramaktadır. (hınç insanı/ ressentiment sorunu/sokrates) sonra, duyu ötesi dünya kendini değersizleştirir (ateizm, tanrının ölümü, ampirizm/materyalizm,pozitivizm vs.), öte dünyanın kendini değersizleştirmesi ile yaşam değer yitimine uğrar ve uyuşur (çilecilik/budizm/pesimizm/demokrasi/sosyalizm vb)
 (sürecek)
« Son Düzenleme: Mayıs 28, 2017, 10:18:31 ÖS Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« Yanıtla #6 : Haziran 04, 2017, 04:16:30 ÖS »
 2.7
 güç istenci, oluş olan varlığın "içeriden" bir değerlendirmesidir. * yine, "değerlendiren kim?"  sorusunun cevabı güç istencidir
dolayısıyla  güç istenci ,  "oluşa dışarıdan bakan" bir gözün oluşun güç istenci olduğunu söylemesi  ile değil,  oluş olan gözün değerlendirmesi/yorumlaması ile mümkündür. varlık oluştur ve her halükarda yorumlanan/yorumlayandır.
*gerçeklik, proteinsel, akışkan ve ele avuca sığmaz doğasından yola çıkarak değil, kendi içinden tanımlanmış olacağından; bu gerçekliğin belirgin adı "güç isteci" olur. / nietzsche

2.7.1 
 oluş , "mutlağa/varlığa" karşı suçlu değildir.  "öte dünya/mutlak", " bu dünyayı" değerlendiremez ya da yargılayamaz.

2.7.1.1.
 sokrates/platonculuk, sokratesin  halk diline dönüşmüş hali olan ibrahimi dinler,  klasik bilim, demoktasi hatta sosyalizm  ötedünyacılık versiyonlarıdır.

2.7.1.2 
 "oluştan duyulan ızdırtap" oluşa karşı bir argüman olamaz. ızdırabın dünya yorumları hastalanmış bir tasavvurun ifadesidir; dekadanstır. acı çekmek haklı kılmaz.

2.7.1.2
 ızdırap ve neşe ancak olumsuz ve olumlu güç istencinin ifadesidirler. olumsuz güç istenci kendi farkından ızdırap duyarak onu yadsır ; olumlu güç istenci kendi farkından neşe duyar ve farkını olumlar.

2.7.1.2.1.
"acının keyfe karşı üstünlüğü  ya da karşıtı (hedonizm) : bu iki doktrin daha şimdiden nihilizmin yol işaretleridir. " -güç istenci 35

2.7.1.2.2.
ızdırap  yorumlarken farkı (oluşu) yadsıyarak eşitler : matematik, soyutlama,  demokratik eşitlik, rasyonal düşünce, tanrının karşısında eşitlik, bilimsel faaliyet vb.

2.7.1.2.3.
dekadans ayıplanmamalıdır , zira çöküş yaşamın gelişmesi için gereklidir. bu minvalde, dekadans kendisi ile mücadele edilmesi gereken bir şey değildir.  mesele dekadansı tamamen yok etmek değil, onun sağlıklı parçalara bulaşıcılığını ortadan kaldırmaktır. -  güç istenci 40/41

2.7.1.2.4. ve 2.6.3.3.
insan, bir tepkisel oluşun sonucudur demek; dekadansın varsayılan nedenlerinin, aslında dekadansın sonucu olduğunu söylemektir. insan;  dejenere olmaz; dejenerasyonun kendisine insan denir.   - güç istenci 43

2.7.2
"mutlak", "nihai amaç", "salt varlık" mümkün olsaydı, ona zaten ulaşılmış olurdu. oluşun ortadan kalkmamaktaki ısrarı "mutlak", "nihai amaç", "salt varlık"ın ancak bir beklentinin hakikat olarak kutsanması şeklinde mümkün olduğunu gösterir.

2.7.2.1
"mutlak", "nihai amaç", "salt varlık" mümkün olsaydı, ona ulaşmak için ayrıca bir süreç de gerekmezdi. zira, "mutlak" mevcut olsaydı zaten "oluş", "başlamamış" olurdu.

2.7.2.2
oluş varsa,  başlamamıştır("mutlak varlıktan" çıkmamıştır) ve sona ermeyecektir("mutlak varlık" haline gelmeyecektir): yani oluşun varlığı bengi dönüştür.böylece bengi dönüş, öncelikle kendisinde oluşun "suç"  ve "yanılsama" olarak türediği merci olan "mutlağın" imkansızlığına dairdir.
 (sürecek)
« Son Düzenleme: Haziran 04, 2017, 04:17:41 ÖS Gönderen: samsa »

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 285
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« Yanıtla #7 : Haziran 26, 2017, 01:08:28 ÖS »
2.7.2.3 ve 2.1 tanrı anlayışını muhafaza etmenin tek yolu: tanrıyı bir itici  güç olarak değil, en yüksek düzeyde bir aşama olarak -bir dönem olarak - güç istencin evriminde gerek gelecekteki evrimlerin, gerekse önceki evrimlerin açıklanabileceği bir nokta olarak kabul etmek olacakır.
mekanikçi açıdan baktığımızda, oluşun tamamının enerjisi sabit kalır, ekonomik açıdan baktığımızda doruk noktaya yükselir ve tekrar ebedi devridaime  geri düşer(...)
dünyanın istikrarlı bir oluşa çaba sarfetmediği kanıtlanan tek şeydir. sonuç olarak doruk noktalarımıza dair koşulları, bir denge koşulu haline gelmeyecek şekilde tasarlamalıyız (...) / güç istenci - 639


dolayısıyla,  güç istenci asimetrik ve içkin ilkedir ve güç istenci ebedi olarak tekerrür etmektedir. çünkü, güç istenci, dengeye ulaşamaz ve böylece son ve başlangıcı imkansız hale getirir.  böylece tanrı, ölmüştür. güç istenci ve bengi dönüş tanrının ölümüdür.ancak  tanrının ölümünün ise iki biçimi vardır : dyoysos ve hıristiyan.

hıristiyan,tanrının ölümü ile  yaşam/oluş suçlanır, günahlarından arındırılması gereken bir mucrim olarak kavranır. böylece yaşam  kefaretini ödemek için daha çok acı ile doldurulur (oruç, iğdiş, kendini sakatlama yani çilecilik olarak) ta ki bitkin düşüp ve hissizleşene kadar : hıristiyan tanrısı bunun için ağır ve derindir, çileci bir tanrıdır.

tıpkı isa gibi dyonysos da işkenceden geçirilip öldürülür ve yeninden doğar  ancak onun ölümü isanın ölümü gibi insanın suçlarının kefaretine, yaşamın aklanmasına, bu dünyanın öte dünya karşısındaki kökensel suçuna, oluşun yargılanıp mahkum edildiği  bir varlık mahkemesine dönüşmez. dyonysos da isa gibi işkence ile ölür. ancak yine de oluşu bir mücrim olarak kavramaz, yaşam onun için haklı çıkarılması ve arındırılması gereken bir şey değildir. yaşam/oluş masumdur.  dyonysos bunun için hafif ve yüzeyseldir; dans eden bir tanrıdır. dyonysos oluşu sevinçle olumlar.

2.7.2.4  oluşa varlık karakterini zorla kabul ettirmek - en yüksek güç istenci budur  / güç istenci 617

dolayıysla,  bengi dönüş en yüksek güç istencidir:  başlamamış ve de bitmeyecek olanın varlığı, yani oluşun varlığı bengi dönüştür.  yani, geri dönen oluştur/güç istencidir;  oluş bengi dönüşte varlık kazanır, başka bir ifade ile söylersek bengi dönüş kuvvetlerin "ontolojik" ilişkisidir.

2.7.2.4.1
oluş nihai maksatlara başvurmadan açıklanmalıdır. oluş her an savunulmuş gibi görünmelidir (ya da değerlendirilemez görülmelidir ki bu da aynı kapıya çıkar.) ne şimdiki zaman kesinlikle geleceğe başvurularak açıklanmaldır, ne de geçmiş zaman şimdiki zamana başvurularak (...) güç istenci 708

bengi dönüş , kuvvetlerin "ontolojik" ilişkisidir: kuvvetler filanca "anda" "ilişkiye girerler". peki, filanca "an" ne zamandır?  "şimdi", ne zamandır?  şimdi sorusu, bizi oluşu düşünmeye itmektedir, zira "şimdi" dediğimiz anda o "geçmiştedir" ve onu "gelecekte" geçmişe dönerek ("hatırlayarak") düşünürüz. dolayısıyla, şimdi ontolojik olarak geçmişte ve gelecekte var olur. oluş, böylelikle geçmiş ve geleceğin şimdisine dairdir ;  şimdinin diğer zamanlardan yalıtılamamasıdır. böylece güç istenci olumsaldır; bütüne saygının yitirilmesi, tanrının ölümü dolayısıyla ratlantısaldır. kendisini önceden düzenleyen bir plan yoktur, zira söz konusu planı uygulayacak bir önsel kuvvet mevcut değildir. bunun içindir ki, oluş solup gitmez, tükenmez; çünkü oluş bir "şeyi" amaçlamamaktadır.
   
2.7.2.4.2
bir  "evrensel ruhun", "total bilincin" şimdiyi düşündüğünü varsayalım. ezeli ve ebedi bir mutlak, şimdiyi düşündüğünde yine "şimdinin" dışına taşacaktır,zira onun şimdiyi düşünmesi kendini düşünmesidir ve kendisi de ezeli ve ebedidir, geçmişte ve gelecektedir. peki zamandan ve mekandan münezzeh tanrı olan mutlak , şimdiyi ya da kendini nasıl düşünür?

o kendini düşündüğünde, kendi kendini "nesne" kılar ve böylece bölünür. kendini düşünen bir "evrensel ruh" bunun için "mutlak" değildir. bunun için tanrılar ölürler, tanrının ölümü bir zorunluluktur. çarmıhta isa yakarır :

“Eli, Eli, lema şevaktani?” yani, “Tanrım(baba), Tanrım(baba), beni neden terk ettin?”. (Matta 27:46)


burada  mutlak dağılmıştır, oğul babadan ayrılmıştır, tanrı kendi kendisini terk etmiştir.tanrı, kendisini insan için feda etmiş, oluşu bağışlanması gereken bir suç olarak ortaya koymuş ve yaşamı da günah olarak kurmuştur.
(sürecek)
« Son Düzenleme: Haziran 29, 2017, 09:52:48 ÖÖ Gönderen: samsa »

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 140
Ynt: Nietzscheci Güç İstenci Üzerine
« Yanıtla #8 : Temmuz 20, 2017, 02:46:57 ÖÖ »
çook hoş ve "sıkı-esaslı" bir okuma olmuş, sağol okuduğun ve okuttugun için...