Gönderen Konu: Görelilik ve Göresizlik  (Okunma sayısı 1485 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 155
Görelilik ve Göresizlik
« : Şubat 12, 2017, 11:56:13 ÖÖ »
Görelilikle ilgili düşünürken, eninde sonunda gelinecek noktalardan biri "herşeyin göreli" oluşu. Yani sabit referans noktasının yokluğu ve herşeyin birbirine göre tanımlanışı sanırım.

Ancak bu konuda düşünürken, görelilikle ilgili ortaya konanların bizzat buna ters bir durum saptıyor olması mümkün gibi geldi.

Şöyle ki, iki uzay gemisi düşünün. Bunların içinde ikizler var. Biri duruyor. Diğeri ışık hızına yakın hızlarda geziyor ve geri geliyor. Yanyana geldiklerinde teoriye göre biri daha az yaşlanmış olacak. İkisi değil sadece biri.

Oysa göreliliğe (ve sabit referansın yokluğuna) göre düşündüğümüzde, hangi gemi ışık hızına yakın hızlarda gidiyor tespit etmek mümkün değil. Bana göre sen hızlısın, sana göre ben hızlıyım. Biri öbürüne diyebilir ki, ama ben herşeye göre hızlıyım, diğer güneş ve gezegenlere göre de. Diğeri de şöyle diyebilir, hayır benim gemim ve tüm güneş ve gezegenler, varolan herşey, senin gemine göre ters hızda idi. Yani sen ileri doğru gitmiyordun, bütün evren geriye doğru gidiyordu. Eğer öyle olsa idi, bütün evrenin daha az yaşlanması gerekecekti.

Ama sonuç o değil. Dolayısı ile aslında sabit bir referans var, 'uzayın dokusu'.

O zaman bu durumda, nesneler bir hıza sahipken, bu hızı göreli olarak diğer nesnelere göre ölçmenin bir anlamı kalmıyor. Bunu yapıyorduk, çünkü herşey hareket ediyordu, zaten hareketli bir taşıtın içindeyiz ve oldukça da hızlı (dünya). Bu yüzden bu bize kolay geliyordu.

Nesnelerin kendi gerçek hızları var ise, bunu bulmanın bir yolu olabilir. Özellikle de ışık hızının aşılmazlığı bize yardım edebilir. Bu aşılmazlık da bu durumda, "uzay dokusuna göre ışık hızı aşılamazdır", haline geliyor.
« Son Düzenleme: Şubat 12, 2017, 11:58:20 ÖÖ Gönderen: oe_ »

ferda

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 129
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #1 : Şubat 12, 2017, 02:04:17 ÖS »
Uzay dokusu, sorun da burdaki "belirsizlikte" değil mi, gündelik olarak aldığımızda, şekil/zemin, şey/uzay ayrımı yapabiliyoruz ancak, salt/mutlak olarak aldığımızda, bu ayrım kayboluyor, her-şey bir yerdedir, peki yer nerededir, uzay yer- peki yer-neresi, boşluk, boşluk dersen uzayı yok-edersin, uzay var dersen uzayı "şey-kılarsın" ve o da bir uzaya ihtiyaç duyar, uzay nerde ve ne ki?!

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #2 : Şubat 12, 2017, 03:44:48 ÖS »

1- Görelilikle ilgili düşünürken, eninde sonunda gelinecek noktalardan biri "her şeyin göreli" oluşu. Yani sabit referans noktasının yokluğu ve her şeyin birbirine göre tanımlanışı sanırım.

 

2- Oysa göreliliğe (ve sabit referansın yokluğuna) göre düşündüğümüzde, hangi gemi ışık hızına yakın hızlarda gidiyor tespit etmek mümkün değil. Bana göre sen hızlısın, sana göre ben hızlıyım. Biri öbürüne diyebilir ki, ama ben herşeye göre hızlıyım, diğer güneş ve gezegenlere göre de. Diğeri de şöyle diyebilir, hayır benim gemim ve tüm güneş ve gezegenler, varolan herşey, senin gemine göre ters hızda idi. Yani sen ileri doğru gitmiyordun, bütün evren geriye doğru gidiyordu. Eğer öyle olsa idi, bütün evrenin daha az yaşlanması gerekecekti.

3- Ama sonuç o değil. Dolayısı ile aslında sabit bir referans var, 'uzayın dokusu'.

 

1- Göreli hesap yönteminde işlem aktörlerinden birine referans rolü vererek,  hareket özellikleri diğerine yüklenerek sonuçları hesaplanabiliyor. Akabinde bu defa diğer aktöre referans rolü verdiğimizde de aynı sonuçlar elde edilmelidir. Geçerli bir yöntemdir. Fakat bu hesap tarzının karşılıklılık oluşturması işlem aktörlerinin eşdeğer olmaları şartına bağlıdır. Çünkü,  Galileo olayındaki Güneş-dünya ilişkisinden öğrendik ki bu aktörlerden kapsama kapasitesi daha büyük olanı referans olarak atandığında gerçek ya da isabetli yargı elde edilmektedir. Fen bilimlerinde bu daha net olarak beliriyor ve zihnimizin karmaşıklıkları aşılabiliyor ve sosyal bilimlerde de bu kuralı uygulayabiliyoruz. "Karga bir kuştur" dan "Bütün kuşlar kargadır" a geçemeyiz; "kuş" kodlaması tüm kuş türlerini kapsayan bir sözcüktür, "karga" ise bu türlerden birini temsil eder. Bu incelemeyi özel görelilikteki işlem aktörleri (ışık kaynağı ve ışık) için yaptığımızda; ışık kaynağının yerel ve zavallı konumda, ışığın ise evrensel özellikte olduğunu görürüz. Yani doğru olan özel görelilikte isabetli olarak referans alınması gereken bizzat "IŞIK" oluyor (Sn. oe Felsefeekibi forumunda "ışığı duruyor farzetmek" üzerine bir paylaşımınız vardı; sn. haber de katılmıştı; "ışığın referans alınması" anlamına gelen bu sezgiyi ben de kutlamıştım).

Kuşkusuz bu deneyimden felsefeye katkı olarak "DÜŞÜNSEL REFERANSLARIN YÖNETİMİ" konusunda bilinçlenmemiz gereğini çıkarmalıyız. Dünyayı referans almak yerine evrenin bütününü, insanı referans almak yerine canlıların tümünü baz alarak düşünce üretmeliyiz. "Ödül odaklı", "anlam talepli" vb. akıl yürütmelerin tuzağına düşmemeliyiz.

2- Sizi tekrar kutluyorum. "İkizler paradoksu" olarak bir çok yerde pompalanan fantezi, idrak edebilen için bu kadar çürüktür. İsaac Asimov da "Bilim Rehberi" adlı kitabında benzer bir deneyi paylaşır:  Üst üste ve birbirine paralel basık elips şeklinde iki yörünge düşünelim. Bu yörüngelerde hızlı dönen iki astronot olsun. Özel görelilik teorisinin mantığı sebebiyle İlk karşılaşmalarında birbirlerine -örneğin- "senin saatin bir saat geri kalmış" demeleri gerekir. Fakat ZAMAN FARKI OLUŞMAZ ki. İkinci karşılaşmalarında "senin saatin iki saat geri kalmış" demeleri gerekir.....(Böyle devam eder). Çünkü her iki astronotun kendini referans kılmasının önünde bir engel yok. Aslında asıl paradoks işte budur; teori bu paradoks ile çöker. İkizler de karşılaştıklarında birbirlerini aynı yaşta algılamak durumundadırlar.

3- Evet "uzayın dokusu", "uzay boşluğu" ya da "evrenin bütünü" hatta evreni/evrenleri içine alan/kapsayan en dış sistem, her şey için  en yetkili tanım makamıdır / REFERANS SİSTEMİ" dir. Ben, "Işık koordinat sistemi (LCS)" demeyi tercih ediyorum. Biliyorum, elle tutulur değil; fakat, analizlerde bir A4 kağıdı kolayca ve etkili  LCS olabiliyor.

NOT: Felsefe forumu gibi yüksek düşünsel ortamda kendimi "kutlama makamı" gibi yargılayıcı bir konuma koymuş olmak istemem; yanlış anlaşılmaktan korkarım. "Aynı/benzer görüşteyim" demek mümkün de fakat farklıyı/isabetliyi çoğunluktan ayırt etmeyi vurgulamaya yetmiyor.
« Son Düzenleme: Şubat 12, 2017, 04:01:49 ÖS Gönderen: zgnrsn »

burake

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 34
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #3 : Mart 29, 2019, 01:31:44 ÖS »
Ya zaman da göreliyse? Hızı nasıl ölçüyoruz? Belirli bir zaman diliminde alınan mesafe olarak değil mi? Ya zaman da başka yıldız sistemlerinde örneğin bizim gezegenimize göre daha hızlı veya yavaş akıyorsa? Saatte örn. 100 km'lik hız "hangi saate göre 100 km"lik hız?

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 155
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #4 : Nisan 01, 2019, 01:23:42 ÖÖ »
Zaman zaten göreli.

Aslında hız demek, uzay/zaman demek. Bu bileşenlerden oluştuğu için, uzay ve zaman, hıza göre daha asli/temel unsurlar olarak düşünülmüş hep.

Ama görelilikte, bu uzay ve zaman, hıza göre değişiyorlar. Hızlandıkça zaman yavaşlıyor, uzay kısalıyor. O zaman asıl asli unsurun hız olması gerektiği gibi bir durum ortaya çıkıyor. Yani evrenimiz uzay ve zamandan oluşmuyor, hızdan mı oluşuyor?

Bir de işin metafizik yanı var, olayı iyice karışıklaştıran. Normal evren uzay/zaman. Metafizik benzeri ise zaman/uzay. Birim uzay başına düşen zaman.

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #5 : Nisan 02, 2019, 11:48:42 ÖÖ »
Evrende sabit duran herhangi bir şey olmadığından her şey göreli olarak tanımlanmak zorunda.

Mutlaka bir kıyas materyali olacaktır. Bu kıyas materyali (referans) nasıl seçiliyor? Bu önemli ve bizi "düşünsel referansların yönetimi" konusuna götürüyor. Dünyada henüz "düşünsel referansların yönetimi" protokolü ilkeleri oluşturulmuş değil ve bunun kargaşası yaşanıyor.

"En büyük yumurta hangisi?" sorusunun yanıtı "devekuşu" yumurtasıdır (mevcut tüm yumurtalar birarada düşünüldüğünde). Fakat canlının beden büyüklüğü referans alındığında devekuşu yumurtası küçükler arasında yer alırken en küçük kuş olan "kivi" ninki en büyük yumurta olmaktadır. Hani beyin büyüklüğünün de beden büyüklüğüne göre kıyaslanması daha anlamlı olarak addedilir ya.

Diğer taraftan çocukluğumu geçirdiğim evi nostaljik ziyaretimde odaları küçük bulup şaşırmıştım. Demek ki çocuk bedenime kıyas ederek büyüklük algısı edinmişim.

Günlük hayat akışında ya da genel olarak kıyas materyalleri kendiliğinden ya da işine gelen kalıpta oluşmaktadır ve muhataplarımızca manuple edilebilir durumdadır. Beynimiz normal yaşam programında çoklu düşünme ihtiyacında olmadığından evrimsel gelişimde bilimsellik kalıbında yapılanmamıştır. Genelde işine gelenleri ya da zihni kapasitesi gereği reddedemiyeceklerini referans alma durumundadır. Tüm seçenekleri birlikte dikkate almak çoğu insan tutumu değildir.

Düşünsel referansların yönetimi tüm insani uğraşılar için önemli olduğu kadar felsefe için de olmaz sa olmazdır.


zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #6 : Nisan 02, 2019, 12:06:26 ÖS »

Zaman zaten göreli.

 

Bir trenin arka yüzeyinde büyük dijital bir saat düşünelim. Perondaki güçlü bir teleskop ile bu saati izleyebilelim. Teleskopun okülerinden kendi dijital saatimizi de (ki, trendeki ile senkronize olsun) eşzamanlı olarak görebilelim.

Tren hızla uzaklaşırken, -teleskoptan- trendeki saatin yavaş çalıştığını görürüz. Bir süre sonra tren dursa bu defa trendeki saatin geri kalmış olarak çalıştığını görürüz. Tren hızla geri gelse bu defa trendeki saatin hızlandığını görürüz; bize iyice yaklaştığında ise iki saatin aynı tempoda çalıştığını ve aynı zamanı gösterdiğini saptarız.

Bu deney süresince trendeki saatin temposu değişmemiştir. Şeytan bunun neresinde ?

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 155
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #7 : Nisan 02, 2019, 01:22:30 ÖS »
Siz olayı, trenin sesinin bize yakınlaşırken tizleşmesi (ses dalgalarının birbirine yaklaşması ve frekansının artması), uzaklaşırken baslaşması (ses dalgalarının arasının açılması dolayısı ile frekansın azalması) gibi anlatmışsınız sanırım. Doppler etkisi idi adı sanırım.

Ancak ışık üzerine olan açıklamada tren bize yaklaşırken zamanın hızlanması yok. Bildiğim kadarıyla zamanın hızlanması hiç yok. Yani nesneler sıfır hızda iken belli sabit bir zaman akış hızı var, hız ışık hızına yaklaştıkça bu hız yavaşlıyor ve ışık hızında da duruyor (ışık için zaman geçmiyor).
 
« Son Düzenleme: Nisan 02, 2019, 01:25:05 ÖS Gönderen: oe_ »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 217
Ynt: Görelilik ve Göresizlik
« Yanıtla #8 : Nisan 02, 2019, 02:45:42 ÖS »

1- Siz olayı, trenin sesinin bize yakınlaşırken tizleşmesi (ses dalgalarının birbirine yaklaşması ve frekansının artması), uzaklaşırken baslaşması (ses dalgalarının arasının açılması dolayısı ile frekansın azalması) gibi anlatmışsınız sanırım. Doppler etkisi idi adı sanırım.

2- Ancak ışık üzerine olan açıklamada tren bize yaklaşırken zamanın hızlanması yok. Bildiğim kadarıyla zamanın hızlanması hiç yok. Yani nesneler sıfır hızda iken belli sabit bir zaman akış hızı var, hız ışık hızına yaklaştıkça bu hız yavaşlıyor ve ışık hızında da duruyor (ışık için zaman geçmiyor).


1- Hayır. Benziyor gibi, ama değil. Uzay zaman karmaşasının nedeni ışık hızının sonlu sınırlı olmasıdır. Hiç bir şeyi eşzamanlı göremiyoruz. Yani uzaktaki tren hiç hareket etmese dahi perondan uzaktaki saate baktığımızda geri kaldığını görürüz. Trenin bize yaklaşma halinde üzerindeki saatin temposunun hızlandığı görülür; bu tamamen görüntüsel bir oluşumdur. Aslında trendeki saat de bizdeki saat ile aynı zamanı gösteriyor ve aynı tempoda çalışıyor.

2- Evet özel görelilik teorisinde zaman hızlanması yoktur. Çünkü kaynak ile fotonu aynı yönde analiz etmiştir. Foton + x yönünde giderken kaynağın -x yönünde gitmesi halini analiz etmemiştir. Oysa bilimsellik her yönü seçeneğinde aynı sonucun elde edilmesini gerektirir.

Einstein dik yöndeki fotonun, izdüşüm nedeniyle zaman boyut değişimine neden olmayacağını ifade etmiştir (Bu bile yetkin olanlar için soru işaretine neden olmalıdır; çünkü aynı saatin aynı anda normal ve yavaş tempoda çalışması olanaksızdır; ayrıca doğa kartezyen koordinatlara tabi değildir; yani, foton ile kaynak arasındaki mesafe esas alınmalıdır). Diğer taraftan zıt yöndeki foton için tıpkı analizi yaptığımızda (Lorentz dönüşümlerinde v yerine -v koyduğumuzda) farklı ve büyük bir zaman süresi buluruz.

t' (zıt yön) > t' (aynı yön)

Nümerik olarak deneyebilirsiniz. Çok net. Aynı saatin iki farklı zamanı göstermesi mümkün değil.
« Son Düzenleme: Nisan 02, 2019, 03:19:46 ÖS Gönderen: zgnrsn »