Gönderen Konu: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?  (Okunma sayısı 7251 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nonprobability

  • Ziyaretçi
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #30 : Şubat 06, 2018, 05:46:42 ÖS »
Evet, doğrudur "ezoterik okuma"* herkesin harcı değil. Fakat, çoğunluk konunun çok da yabancısı değil, "oruç" etkinliğinin izinden, içgüdülerin/nefsin yönetilmesinden "çelebi insan" modeli açılımlarına geçilebilirdi.

*   Kavrama yetkinliği

Ezoterizm bilinmeden dünyadaki hiçbir öğreti doğru şekli ile anlaşılamaz. Mitoloji, dinler, tabletler, yazıtlar, semboller ancak Ezoterizm ile açıklanabilir. Ülkemizde maalesef bu konuya yeterli ilgi olmadığı gibi, araştırma yapmak isteyenlerin de önü kesiliyor. Televizyona çıkıp farklı bir görüş sunmaya kalkarsanız ya sosyal medyada linç kampanyasına maruz kalırsınız ya da iş çevreniz tarafından dışlanır, alaya alınırsınız. Bu sebeple her konuşmacı çok dikkatli cümleler kurup, konu hakkında hiçbir fikri olmayan ancak saldırma konusunda profesyonel tiplerden uzak durmaya çalışıyor hatta çok iyi bildikleri halde televizyona çıkmak istemeyen araştırmacılar da var, çünkü başlarına ne geleceğinin farkındalar.

Mevlana'nın, Mesnevi'de kullandığı "eşek metaforu" nefsinin kölesi insanı temsil eder fakat bu konuyu kime, nasıl anlatacaksınız? Facebook ya da sözlük okuması dışında Kur'an'ı bile eline alıp okumamış bir kitleye, iki cümle kurmaya kalkarsanız, cahilce size saldırmaya başlarlar.
Nasreddin Hoca da bir Tasavvuf ehlidir, peki bu ülkede kaç kişi bunu bilir? Hemen hemen hiç kimse. Nasreddin Hoca'nın kullandığı metaforlar yanında Mevlana'nın yazdıkları çok hafif kalır. Onların bilinç düzeyi ile okuma yapılamadığı için de, hep yanlış anlaşılmışlardır.

Televizyonlarda bu konuları tartışmak cesaret ister, konuk evine gittiğinde ya mail yolu ile ya da sosyal medyadan mutlaka birilerinin saldırısına uğrayacaktır. Bu saydığım nedenlerden ötürü konuya ilgi duyan kişilerin, kendi özel çabaları ile araştırma yapmalarını daha sağlıklı buluyorum.

Nasreddin Hoca'nın metaforlu anlatımlarını yazmak uygun düşmez ancak başka bir konu anlatımını aktarayım.

Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
-"Sen kimsin?"
"Hiç" demiş hoca, "Hiç kimseyim." Sonra hoca dönüp sormuş:
-"Peki sen kimsin?"
"Mutasarrıf" demiş adam, kibir içinde.
-"Sonra ne olacaksın?" demiş hoca.
"Herhalde vali olurum." diye cevaplamış adam. Hoca tekrar sormuş.
-"Daha sonra?"
-"Vezir olacağım."
-"Daha sonra ne olacaksın?" demiş hoca.
-"Bir ihtimal sadrazam olabilirim."
-"Peki ondan sonra?"
-Artık başka makam kalmadığı için adam duraksamış ve "Hiç" demiş.
Hoca da gülümseyerek,
"Bak gördün mü, daha ne kabarıyorsun be adam! Bak, ben senin yıllar sonra geleceğin makamdayım, "Hiçlik" makamında..."

-Alıntı-
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2018, 06:09:41 ÖS Gönderen: Nonprobability »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #31 : Şubat 07, 2018, 11:26:09 ÖÖ »
Milyarder işadamı Bill Gates, Steven Pinker'ın "Enlightenment Now" (Aydınlanma, Şimdi!) isimli yeni eserini en sevdiği kitap olarak nitelendirerek herkesin okuması gerektiğini belirtti.

https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/bill-gates-en-sevdigi-kitabi-acikladi,-xcdXB518Eqf7dhHzUP3Xg/QT-KU2lNN0SJO4JcneDcNw

Bu kitaptaki aydınlanma, Mevlânâ öğretisine gönderme yapıyor mu acaba?

Nonprobability

  • Ziyaretçi
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #32 : Şubat 07, 2018, 04:02:04 ÖS »
Milyarder işadamı Bill Gates, Steven Pinker'ın "Enlightenment Now" (Aydınlanma, Şimdi!) isimli yeni eserini en sevdiği kitap olarak nitelendirerek herkesin okuması gerektiğini belirtti.

https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/bill-gates-en-sevdigi-kitabi-acikladi,-xcdXB518Eqf7dhHzUP3Xg/QT-KU2lNN0SJO4JcneDcNw

Bu kitaptaki aydınlanma, Mevlânâ öğretisine gönderme yapıyor mu acaba?

Henüz çıkmamış bir kitap hakkında yorum yapmam doğru olmaz fakat verdiğiniz link üzerinden şunları söyleyebilirim;

Mevlana'nın bahsettiği sade yaşam ve paylaşım bu şekilde değil elbette yani villalarda otur, son model arabaları kullan fakat gelirinin bir kısmını da hayır kurumlarına bağışla ki, vicdanın rahat etsin...Böyle bir paylaşımdan bahsetmiyor. Günümüz insanın asla anlayamayacağı kadar sıradan bir yaşamdan bahsediyor ki, bu hiç kolay değildir. İnsanlar bu konuları idrak edecek kadar olgun bir kafa yapısına sahip değiller, nitekim başka bir sitede birileri "Ferrari'sini Satan Bilge" kitabı ve okuyanlarla dalga geçmiş, başka birileri de alkış tutmuş. İşte günümüzün gerçeği bu; idrak kapasitesi düşük sahte insanlar ve sahte yaşamlar...

Aydınlanma yolunda paranın fazlası ağır yükler getirir, o paranın çok büyük bir bölümünün hayır işlerine harcanması ve bağış yapan kişinin de çok sade yaşaması gerekir.

"Herkes kendi cinsiyle uzlaşmış, kendi cinsiyle kaynaşmıştır." Divan-ı Kebir / c.III / 1116
Bu anlatımda da açıkça görüldüğü üzere insanlar kendi idrak seviyesine denk insanları anlar ve onlara yakınlık duyarlar, üst seviyeden konuşanları anlamak ve onların yaşam tarzını içselleştirmek bazı insanlar için imkansızdır, alay ederler kendilerince ama bilmezler ki onlardan daha komik duruma düşen de yoktur.

Aydınlanma yolunda ilk kural farklılıkları saygı ile kucaklamayı öğrenmek, kendine benzemeyeni de sevebilmektir. Paylaşımda sınır olmadığı gibi menfaat ilişkilerinden uzak durmak gerekir.
« Son Düzenleme: Şubat 07, 2018, 04:03:22 ÖS Gönderen: Nonprobability »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: Yeni bir barbarlık çağı içindeyiz
« Yanıtla #33 : Nisan 24, 2018, 12:23:52 ÖS »
Yeni bir barbarlık çağı içindeyiz??????

Eğer manşetleri takip ederseniz, 21. yüzyıldaki dünya geneli kaos, öfke/nefret ve irrasyonelliğe batıyor gibi görünüyor.

Akli yeteneklerimiz, yararları yanında artık çok daha fazla zarar da içeriyor olabilir mi?

Timeless

  • Ziyaretçi
Ynt: Yeni bir barbarlık çağı içindeyiz
« Yanıtla #34 : Nisan 25, 2018, 10:25:42 ÖÖ »
Yeni bir barbarlık çağı içindeyiz??????

Eğer manşetleri takip ederseniz, 21. yüzyıldaki dünya geneli kaos, öfke/nefret ve irrasyonelliğe batıyor gibi görünüyor.

Akli yeteneklerimiz, yararları yanında artık çok daha fazla zarar da içeriyor olabilir mi?

Akıl bazı durumlarda zarar getirebilir, hackerlar çok zeki insanlardır fakat zekalarını faydalı işlere kullanmayı sevmezler daha doğrusu doğru olanı yapmak onlara zevk vermez.

Dünya'da insan aklının ya da bilimin asla kabul etmeyeceği bazı gerçekler var ve bu durumu görmezden gelmeye çalışmak, var olan gerçeği ortadan kaldırmadığı için insanın kendini kandırmasından başka işe yaramıyor. Böyle olunca da bilgi kirliliği yaşanmaya başladı, kim doğru söylüyor kim uyduruyor belli değil.
Bilimsel metodolojiye göre bir bilginin bilimsel olabilmesi için nesnel olması gerekiyor ve bu şekilde değerlendirilemeyenler de öznel, dogmatik kabul edilip, dışlanıyor. Kendi adıma bilimsel olarak ifade edilemeyecek bazı gerçekleri biliyor ama susmak zorunda kalıyorum çünkü dini ya da metafizik konuları kapsıyor. Bu durumda bilim bana göre sınırlayıcı bir kaos yaratıyor fakat şu ayrımın da çok iyi farkındayım; şayet bilime yansıtmaya çalışırsam da çok yanlış yapmış olurum. Kısacası bazı durumlarda susmak gerekiyor.

Öfke ve nefret ise beni bile çoğu zaman esir almaya başladı çünkü yaşananlara karşı tahammülsüzlük hissedip, kendimi kontrol etmekte zorlandığım anlar oluyor. İnsanların uğraştığı anlamsız ve boş işler sebebi ile sakin olamıyorum ama biliyorum ki, herkesin kendi yaşamı bu gerçeği kabul etmek zorundayım...Her ne kadar bazılarının yaptığı yanlışlar domino gibi hepimizi etkilese de elimizden bir şey gelmiyor.

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 42
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #35 : Mayıs 04, 2018, 02:20:00 ÖS »
humanizma yaşadığımız bu problemlerin çözümü değil, aksine belki de en temel  sebebi... gerek felsefe, gerekse dinler tarihinde temelde aynı şeyi savunulduğunu görürüz: beden kötü, ruh/akıl iyidir. bedenini hor gör (çilecilik), ruhun refaha kavuşsun. çileciler/mistikler, bütün öfkelerini  kendi bedenlerine ve benliklerine yönlendiren "ham/beşeri benlik"lerdir. temel olarak yaşamdan memnuniyetsizlik duyarlar ve bu memnuniyetsizliği "mümkün olduğunca az hayat sayesinde yaşam" formülü ile ortadan kaldırmak için umutsuz bir çaba sergilerler. daha az ye, uyu, yaşamın temeli olan faaliyetlerden kendini geri çek, bedenini hor gör; istemeyi bırak böylece kurtulacaksın. arzu senin düşmanındır, onu bu düyada ortadan kaldırırsan "mutlak doyuma" ulaşacaksın. buradaki mesajı sanırım herkes görüyordur : "mutlak doyum için geçici doyumdan vaz geç, kavuşma gecesinde son gülen sen olacaksın" bunun adına tevazu , erenlik , kamillik vs. deniyor.

insan ve insanın varoluş biçimlerinin yüceltilmesine, kısacası her türlü hümanizmaya karşı çıkmak gerekiyor. yeryüzünün paraziti olan bu düşünce biçimi tam da bir yer yüzü asalağı olan ademoğluna yaraşmaktadır. istenildiği kadar allanıp pullansın, varoluşçuluktan klasik materyalizme, new age mistisizminden islami tasavvufa, platonculuktan hıristiyan gnostizmine, modern ideolojilerden liberalizme ve hatta sosyalizme dek humanizma;  asalak bir varoluş kipi olan insanın resmi ideolojisidir. sorun:   "bir tanrısal baş yapıt ya da evrimsel zirve olarak insanı" yücelten, öte dünyacı ya da seküler versiyonları ile hümanizma ve onun  varoluş kipi insan.

küresel çözüm için öneriler:
1- modern biyoloji  ve kozmoloji kitleye ulaşmalı (hümanizma ile bilimsel mücadele )
2- felsefi özne probleminin kitleye ulaştırılması ve içselleştirilmesi. aidiyetin yeniden tanımlanması ve kitlesel alımlanması sağlanabilmeli. (hümanizma ile felsefi mücadele)
3- lacancı psikanaliz kitleselleşmeli ve yaygınlaşmalı : "cinsel ilişki yoktur", "büyük öteki yoktur" vb. (anlam sorunu ile psikolojik mücadele. hem BİR fantazmı ve çilecilik ile hem de post modern hedonizm ile  psikanaliz sayesinde kitle bazında da  mücadele edilebilir.  )
4- küresel kapitalizm ve liberal kimlik politikası ortadan kalkmalı. ( "siyasal" mücadele)

2. öneri için ek: http://www.forumfelsefe.org/index.php?topic=5.msg11#msg11

Okumak insanı değiştirmiyor Sn.Samsanın kişiliğine bir şey diyemem ama fikirleri felaket
Belkide Sn.Samsa aramızda insanlara en yardımcı olan en iyimiz ama savunduğu fikirler yanlış anlaşılmaya musait
Öte dünyacı veya sekuler humanizm insanlar arasında antlaşmanın en basit yöntemidir
Bir zamanlar sosyalist bir ağabey vardı dilencilere para vermezdi sosyalizm gelsin herkes doyacak derdi ama adam aç bu gece ac bunu idrak edemezdi sonra ac kalınca kendisi anlamıştır sanırım dilenenlerin halini çünkü hayatda ona oyunlar oynadı işte bu örnekler çoğaltılabilir demem o ki insan sevmenin nesi kötü...
Saygılarımla....

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 266
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #36 : Mayıs 13, 2018, 10:17:03 ÖS »
felsefi bağlamda hümanizm "insan severlik" değildir. felsefi olarak hümanizm kısaca, insanın bu dünyada yüksek bir değer kaynağı olarak kabul edilmesidir ve böylece o bir kimlik sahibi olur. benim burada yaptığım ise "seküler" tınıları olan bu felsefi tanımı genişleterek, aslında hümanizmanın modern seküler karakterinin kadim uhrevi insanmerkezcilikler(dinler tarihince bolca örneği görülür) ile aynı yönelimlere sahip olduğunu dile getirmekten ibarettir.  böylece humanizma homo sapiens adı verilen bir organizmanın kimliklenme ideolojilerinin hepsine verilen isimdir.

albertinkaranfili

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 42
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #37 : Mayıs 14, 2018, 03:06:33 ÖS »
felsefi bağlamda hümanizm "insan severlik" değildir. felsefi olarak hümanizm kısaca, insanın bu dünyada yüksek bir değer kaynağı olarak kabul edilmesidir ve böylece o bir kimlik sahibi olur. benim burada yaptığım ise "seküler" tınıları olan bu felsefi tanımı genişleterek, aslında hümanizmanın modern seküler karakterinin kadim uhrevi insanmerkezcilikler(dinler tarihince bolca örneği görülür) ile aynı yönelimlere sahip olduğunu dile getirmekten ibarettir.  böylece humanizma homo sapiens adı verilen bir organizmanın kimliklenme ideolojilerinin hepsine verilen isimdir.

Evet biliyorum felsefe mezunu olmasamda okumaya gayret gösteriyorum,benim anlamadığım itirazınız yani bırakın insan bu dünyada kendini Tanrı zannetsin,veya Tanrının baş yardımcısı eğer kimseye zarar vermiyorsa bunun neresi kötü,bırakın narsizminde uyusun,uyandırmayın ama asıl sorun şu ne yaparsak yapalım ne olursak olalım eğer vicdanımızla ilişki kurmuyorsak ve iyi rolunu oynamıyorsak kendimizi iyi diye tanımlamıyorsak,pratiğimizi bu yönde geliştirmiyorsak( tabi bunları kimseye zarar vermeden yapmalı)
asıl sorun bu -
bu yüzden ilke sahibi olmalıyız derim ve pratiğimizi ona göre uyarlamalıyız iyiye göre...
Sıfır şiddet
savaş karşıtlığı
tolerans gösterme hukumranlık kurmama
kul hakkı yememe
ahlaklılık gibi....

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #38 : Aralık 07, 2018, 05:27:08 ÖS »
Mevlâna  anma etkinlikleri 7-17 aralık günleri arasında yapılır.

Cep telefonları için 5G, sanayi için 4.0 söylemlerinin moda olduğu bu dönem gibi acaba "Homosapiens  2.0" yani "evrensel benlik" in trend olduğu bir dönem de olabilecek mi?
« Son Düzenleme: Aralık 07, 2018, 05:27:36 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: MEVLÂNÂ Sokrates
« Yanıtla #39 : Şubat 15, 2019, 10:50:24 ÖÖ »
Sokrates (MÖ 470 -399)  https://dusunbil.com/sokratesin-hayati/

Bu makalede, Sokrates öğretilerinin ana ekseninin, "nasıl iyi ve erdemli insan olunacağı" üzerine olduğu belirtiliyor.

Yargılanma nedenleri için mevcut kutsallar yerine başka kutsallıklar önerdiği ve gençleri yozlaştırdığı (*) ifade edilmiş.

(*) "Çıkar yerine hakikati aramayı öncelediği" denilmek isteniyor.


Tahmin edilebileceği gibi günümüzde de bireyler tek tek "kendi işine gelenin doğru olduğu" kanaatindedir. Eski dönemlerin "normal" i bu idi; ya da şimdikine göre bu anlayış daha tartışmasız konumda idi. Elbette çatışmaların özü de budur.

Erdemli olmak bu normalin dışında kalıyordu ve "suçlama argümanı" olabiliyordu. Bugünlerde erdemli olmak yargılanma nedeni olmuyor (İnsanlık bir miktar yol almış).

Hakikatı aramak konusunda aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

burake

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 34
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #40 : Şubat 15, 2019, 02:16:35 ÖS »
Mevlana'yı ben anlamadım. Anlamak da istemiyorum. Her ne kadar beni çok etkilese de. Ben kendimi anlamak istiyorum. Aslında o da bunu istiyor olmalı. Diğer bütün mistikler, ermişler vs. gibi. Onların bize kendi kendimize giden yolda ilham vermek istediklerini düşünüyorum. Bizim kendimizi keşfetmemizi, anlamamızı çok istediklerini. Kendilerini bizden farklı bir yere koymuyorlar. Kendilerine yücelikler atfedenlere herkesin bir olduğundan, herkeste aynı şeylerin olduğundan  bahsediyorlar. Zaten kendimi anladığım an Mevlana'yla aramızda o kadar da aşılamayacak farklar kalmayacak olmalı. Kendimi anladığım an onu da gerçekten anlıyor olacağım muhtemelen. Ve işte hayat bunun için akıp gidiyor belki de. Anlamak, keşfetmek, öğrenmek, deneyimlemek arzusu yüzünden. Kendimizi ve -belki de ancak bu yolla- diğer şeyleri ve evreni.

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 160
Ynt: MEVLÂNÂ yı kim anlamış?
« Yanıtla #41 : Şubat 18, 2019, 10:56:27 ÖS »
Belki de Mevlana'yı anlarken kendini anlayacaksın.
Kendini anlamak gökten zembille mi inecek?
Herşey bir araç değil mi kendini anlamak için.