Gönderen Konu: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?  (Okunma sayısı 4621 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« : Ağustos 21, 2016, 03:51:28 ÖS »
Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?

Bir süre yabancı (batılı) forumlarda da takılmıştım. Oralarda edindiğim kanaatimi paylaşayım: Forum baş yöneticisinin vizyonuna sığmayan konularda dışlanma tavrı ile karşılaşırsınız. Örneğin, yasaklı (banned) olursunuz; ya da bir özel bölüme (strange claims) atılırsınız. Yönetici, moderatör ya da forum sahibinin vizyonu (tahammül sınırı) büyük bir engeldir.  Yapılacak paylaşımların içeriği, yetkilinin vizyonu ile sınırlıdır.

Benzer olarak, bir popüler bilim ya da kültürel dergilerde paylaşım yapmak istediğinizde de hiç aklınız gelmeyecek muamelelerle karşılaşabilirsiniz. Argümanlarınızı akıl ve mantığa (bilim disiplinine) uygun olarak sıralasanız/sergileseniz, kolay anlaşılır anlatım özeni uygulasanız dahi, editör/moderatör kendi kişisel öz muhakemesi ile irdelemediği  sürece beklentileriniz karşılıksız kalır. Editör en fazla "uzman" sandığı bir kişiye danışır. O da titri olup ta özünde bilim adamı değil ise, riske girmemek  için idareten ya da ezber/olumsuz bir şeyler söyleyip işin içinden çıkar; topu taca atmış olur. Fikir jimnastiğine engel olur. Siz yazar olarak retoriği (vitrin söylemi) referans alarak sentezlemelerinizin değerli görüleceği kanaatinde iken, negatif bir tutumla karşılaşabilirsiniz.  Evet gelişmiş batı toplumlarında editörlerin bazı kırmızı çizgileri olduğunu (otosansür) algılıyoruz; elbette derginin genel çizgisi ve imajını sürdürme görevini de yadsıyamayız. Fakat -işte- temel ilkeler ve retorik de havada kalmış oluyor.

Yeni fikirlerin/sentezlemelerin paylaşımı önünde böyle uygunsuz engellemeler mevcut. Buradan moderatör ya da editör görevinde olanlar kurmay kalitesinde olmalıdırlar. Ne yazık ki dünya çapında bu noktada ayırd edici algılama ve bilinç oluşmuş değil; öylesine sürüp gidiyor; yetkililer keyfi uygulamaları için meydanı boş buluyorlar vicdani bir yükümlülük de hissediyorlar mı acaba? Emin değilim. 

Kuşkusuz bu sonuç tablonun asıl nedeni, muhatap kitlenin talepleri. Cahillik düzeylerinin bileşkesi ya da ortalama değeri belirleyici oluyor gibi.

katılır mısınız?

samsa

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 351
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #1 : Ağustos 23, 2016, 12:55:32 ÖS »
bu konuya thomas kuhn 'un "paradigma"sı ya da foucault'nun "episteme"si üzerinden bakmak işlevsel olabilir. kuhn bilimsel bilginin  devrimsel bir şekilde değiştiğini söylemişti. devrim de bir biimsel paradigmanın yerini başkasının alması idi. yani kuhn deyim yerindeyse bilimsel süreci "birbirini destekleyen ve ilerleyen bilimsel bilgi" yerine "birbirlerini alaşağı eden paradigmalar ve bilimsel devrimler" şelinde  tahayyül ediyor. dolayısıyla, bilim kesintilerle işleyen bir süreçti. paradigmalar ise böylece neredeyse birbirlerini saf dışı bırakmak için savaşmak durumundadırlar.


foucault ise bilimin belli bir dönemde neyi düşünüp neyi düşünemeyeceğini  "episeme"nin belirlediğini ifade eder. "episteme"böylece bir bilimsel konu ile ilgili  bilimciye bir bakış açısı verir ve bilim insanın o perspektifin dışına çıkmasına izin yoktur. bu pek kişisel bir mesele de değildir. yani, "episteme" filanca bilim insanının bağnazlığı ya da açık fikirliliği sorunu  değildir. "episteme" belli bir tarihsel dönemdeki bilgi sistemidir. hangi bilginin kabul edilebilir neyin edilemez olduğunu gösteren ve belirleyen dizgedir.


dolayısıyla, dünyada olanın  tam da bilimsel iklim olduğunu söylememeli miyiz, diye içimden geçiyor. 
« Son Düzenleme: Ağustos 23, 2016, 12:56:12 ÖS Gönderen: samsa »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #2 : Ağustos 25, 2016, 05:01:35 ÖS »


 ..."episteme"böylece bir bilimsel konu ile ilgili  bilimciye bir bakış açısı verir ve bilim insanın o perspektifin dışına çıkmasına izin yoktur. bu pek kişisel bir mesele de değildir. yani, "episteme" filanca bilim insanının bağnazlığı ya da açık fikirliliği sorunu  değildir. "episteme" belli bir tarihsel dönemdeki bilgi sistemidir. hangi bilginin kabul edilebilir neyin edilemez olduğunu gösteren ve belirleyen dizgedir....


 

Elbette bunlar genel  doğrular. Yeni sentezlemeler, mevcut bilgi birikiminin uzantısı olmak durumundadır. Yeni sentezlemelerin hayat örsünden geçerek yerleşik bilgi halini alması aşaması için gerekli olan süreci yaşamak gerekiyor.

Bu sürece izin veren bir ortam ya da anlayış konusunda sıkıntılar olabiliyor. Bu dış çerçeve tanımını yapma ihtiyacını niye duyuyorum?

Örneğin, 10 yıl önce güzel işleyen bilim ve felsefe forumları, birer birer kapandı. Katılımlar azaldı. Bu sonucun nedenlerini güncel siyaset ve ekonomik krizlerin sosyolojik yansımaları ile ilişkilendirmek mümkün ise de  tarihsel açıdan baktığımızda hayat mücadelesi içinde savrulan nüfus ile nesnel/çağdaş anlayışta olanların paradigmaları arasındaki makas açıldıkça birincil paradigma mensuplarında gerilim birikimi artıyor, tolere edilemez duruma geliniyor ve bir de ego yükselmesi eşlik ederse, tepkiler dışavurum eşiğine geliyor ve bilim/felsefe iklimi "kış" koşullarına dönüşebiliyor.

Montaigne denemelerini gece saatlerinde yazıp gizlermiş ve ancak yaşı epeyce ilerlediğinde bir kısmını yayınlamış. Montaigne, kaleme aldığı görüşlerinin bazılarını rahatsız edeceğinin bilincinde idi; kanaatindeyim. Güncelde dünya klasikleri arasında sürekli tavsiye edilen "Denemeler" kitabının geçmişinde böyle bir durum var. Toplumun genelinin kaldıramayacağı, bazıların hiç işine gelmeyeceği görüş ve düşünceler. Dünya tarihinde, -mesela geçenlerde bir belgeselde izlemiştim- Çin'de bir imparator tüm bilim kitaplarını yaktırmış; kitapları sakladığı ortaya çıkan bilim adamlarını toplu olarak katletmiş; benzer olarak okumuşlara karşı çeşitli isyanlar/savaşlar yaşandığını biliyoruz.

Dünya şu anda yeni bir barbarlık çağına girmiş durumda; bilim -hadi- teknolojik yararları sebebiyle bir miktar kurtarıyor da; felsefenin pek şansı yok gibi duruyor. Felsefe ekibi forumunda astroloji konusundaki açılım ve olumsuzlamalarımın aldığı tepkileri hatırlıyorum. Elbette, nesnelliğe henüz ulaşamamış, fakat kabile büyücülüğü döneminden oldukça ileride  bir genel ortalama var.
Zaten belirleyici kriter olan ortalama öğrenim yılı düzeyi dünya genelinde düşük (5-8 yıl gibi).

Bana göre dünyada bilim ve felsefe iklimi topallıyor; eskide kalan olumlanma söylemleri/retoriği de iyice azaldı. Ülkemizdeki durum, 50-60 senedir pek parlak olmadı kanaatindeyim. Beni, Konya'da filizlenen "Enerjetizm Okulu" çok şaşırtmıştı.


http://arastirmax.com/system/files/dergiler/195525/makaleler/1/1/arastirmax-konya-enerjetizm-felsefe-okulu.pdf

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #3 : Ağustos 27, 2016, 01:40:12 ÖS »
Özet  (EMEL KOÇ)

Enerjetizm, XIX y.y.’daki bilimsel gelişmelerin felsefeye yansımasıyla ortaya çıkan ve Alman filozofu ve kimyacısı W.Ostwaldtarafından savunulan bir akımdır. Türkiye’de enerjetizm Cumhuriyetin ilk yıllarında Naci Fikret Baştak ile Namdar Rahmi Karatay’ın girişimleriyle Konya’daki Yeni Fikir dergisi çevresinde şekillenmiştir. Bu iki düşünür, görüşlerinde bir okul anlayışı içerisinde tam bir birlik göstermişlerdir. Onların Konya Enerjetizm Felsefe Okulu olarak adlandırılan görüşleri, Ostwald’ın Mutlak Enerjetizm anlayışına dayanmıştır. Gerçeğin bütün ögelerinin, madde kadar ruhun da enerjiden ibaret olduğu düşüncesinibenimseyen Enerjetizm Okulu düşünürleri, canlı âlem ile cansız âlem arasında mahiyet ya da işleyiş farkıgörmemişlerdir. Onlar insanın fizyolojik ve psikolojik tüm yönlerinin enerjinin çeşitli hallerine indirgenebileceğini belirterek, bilinç adı verilen ayrı bir realite kabul etmemiş, bilinci, beyinde enerji birikmesi ve harcanması ile izah etmişlerdir.
« Son Düzenleme: Nisan 22, 2017, 02:09:24 ÖS Gönderen: zgnrsn »

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #4 : Nisan 22, 2017, 02:26:58 ÖS »
Bu haftaki "Herkese bilim teknoloji" (sayı 56) dergisinde 22 nisan (bugün) dünyanın 500 yerinde  "BİLİM İÇİN YÜRÜYÜŞ" düzenlendiği yazıyor.

Buna neden gerek duyulduğu da şöyle paylaşılıyor: Trampın bilimsel verilere yalan demesi.

Bu sözü hangi bilimsel veri için dediğini bilmiyorum; böyle bir haberle karşılaşmamıştım. Hristiyanlıkta bilim karşıtlığının daha keskin olduğunu belgesellerden öğreniyoruz. Böyle bir geldiden hareketle mi bu söz söylendi bilmiyorum.

Akıl ve bilim, hayatımızı kolaylaştıran, sağlığımızı koruyan, konforumuzu artıran araçlardır. Fakat işte bazı bilgiler de bizleri irrite edebiliyor. Dünyanın küresel olması ve boşlukta asılı durması da beni irrite ediyordu; belki hâlâ da... Ruhsal tablom kaldıramıyordu; yere göğe bağlı, her şeyde denge ve tutarlılık arayan kalıplanmışlık ile çelişiyordu. Bu tür gerçeklikleri özümsemekte isteksiz davranmamız insani bir tutum elbette; ruhsal ergonomimizi, huzuru öncelememiz kişisel tercihimiz olsa da yönetici konumunda olanların bu dışlamayı dile getirmesi, vizyon fakiri kitlelere popülizm yapması içinde bulunduğumuz yeni barbarlık çağının ateşine benzin atmak gibi.

Bilimde sezgiden bilgiye giden yol hırpalayıcı olabiliyor ve bilim de bu yüzden katı değildir; güncellenmeye açıktır. Hatalarına rağmen yararları üzerinden olumlanması idareci sorumluluğundadır kanaatindeyim. Gerçeği öğrenmek için daha etkili bir yöntem olmadığına göre...


HADDİNİ BİL BİLİM !!!!!!  >:( ;) :D 8) :o ::) :P :-X :-[ :-\ :-* :'( :) ;)



Yoksa, bilgi çağından sonra; tepki olarak bilimi reddetme çağı mı olacak?

 
« Son Düzenleme: Nisan 23, 2017, 05:13:50 ÖS Gönderen: zgnrsn »

wallpaper

  • Ziyaretçi
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #5 : Nisan 23, 2017, 08:11:41 ÖS »
Dünyada böyle ise ülkemizin haline şaşırmamak gerekiyor. Forum yöneticileri çoğunlukla ülkemizde de ego tatmini peşindeler ve genel olarak bilgi birikimi çok az insanlardan oluşuyor. Ömründe yöneticilik yapmamış birisi sosyal medyada CEO kesilmeye kalkarsa ortaya komik görüntüler çıkar.

zgnrsn

  • Ziyaretçi
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #6 : Temmuz 01, 2018, 10:00:04 ÖS »
Bugünkü bir gazetede Harvard yöneticisi Mark Elliot ile söyleşi var.

Dünyanın bu abi ülkesindeki bilişsel iklim hakkında şöyle söylemiş: " Antientellektüalizm ülkemiz kadar eskidir; gelir ve gider; alışığız...Biz entellektüeller kendimizi hep güvercin yuvasında gibi hissettik."

Bu ifadeden okumuşların toplumun dışında kaldığını mı anlayacağız?

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 378
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #7 : Temmuz 04, 2018, 10:30:25 ÖS »
Çan eğrisi varolduğu sürece (ki olasılıkla hep varolacak) en ileri %3-5'lik kitle hep böyle hissedecek, hangi toplumda olursa olsun.

Benim merak ettiğim, bu %3-5 kitle üzerinden bir toplum kurulsa, bu toplumun da gene %3-5'lik kesimi kendisini öyle hissedecek mi? Yoksa belli alt limitlerin yeteri kadar üstüne çıkıldığında artık birbirini kucaklayan bir zihinsel iklim mi mevcuttur acaba?
« Son Düzenleme: Temmuz 06, 2018, 09:28:52 ÖS Gönderen: oe_ »

Mirage

  • Ziyaretçi
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #8 : Temmuz 31, 2018, 02:08:55 ÖS »
Dünya genelinde daha esnek davranışlar sergileniyor ancak ülkemizde çok dar bakış açıları mevcut ve eğitimle de hiç alakası yok yani kendini nitelik anlamında geliştirememiş insanların ego savaşına yenik düşülüyor.

Felsefeci ya da bilim insanlarının yaptığı tartışma programlarında çoğu zaman taraflar birbirine ağır konuşuyor, şarlatanlıkla suçluyor ya da yayını terk ediyorlar. Sosyal medya ya da telefon aracılığı ile katılan konukların da geri kalan bir yanı yok, kavgacı bir üslupla bağlanıyorlar ve ortamı germek için ne gerekiyorsa söylemeden o yayın asla bitmiyor.

İlk zamanlar bu tarz tartışmaların reyting uğruna planlandığını ve ona göre konuklar seçildiğini düşünürdüm fakat sosyal medyayı takip ettikçe gördüm ki, bizim insanlarımızın tahammül sorunu var ve araştırmadan reddetmeyi marifet kabul ediyorlar. Kendi doğruları dışında görüş sunmaya imkan yok, oysa ki insanlar düşündüklerini söylese, yaptıkları araştırmaları alaya alınmadan rahatça sunabilse ve halkın da anlayabileceği şekilde karşılıklı tartışılıp, güzellikle sonuca bağlansa olmaz mı? Olmaz, çünkü bizim bilim insanlarımız ve felsefecilerin bazıları çok özel insanlardır; asla bildikleri dışında görüş dinleyemezler, zamanları çok değerlidir.

Forum sitelerinde ise katılımcı kitlenin derdi bilgisini sınamak ya da yeni şeyler öğrenmek değil, kavgaya ve hakaret etmeye geliyorlar. Yönetici üye yasaklasa 'Niye yasakladın?', yasaklamasa 'Adam mı tutuyorsun, ne iş?' derler, kısacası bu kavga hiç bitmez.

Felsefecilerin ve bilim insanlarının olduğu platformlarda insan çok nezih tartışma ortamları bekliyor çünkü bu insanların problem odaklı değil, çözüm odaklı oldukları varsayılıyor ve bilgi düzeylerinden faydalanılmak isteniyor. Sorunlara farklı açılardan bakıp, beyin jimnastiği yapacaklarını umarken, egosal savaşlarını görünce şaşkınlıktan insanların dili tutuluyor. Birbirlerine katlanamayan ve aşağılamak için yer arayan bu insanlar halka farklı ne sunabilir ki?

Ego konusunda kendilerine öz eleştiri yapmadıkça ve ortada olan bir sorunu daha fazla büyütmeye değil çözmeye odaklanmadıkça, ne felsefe ne de bilim konusunda arzu edilen fayda sağlanamaz.
« Son Düzenleme: Temmuz 31, 2018, 02:17:15 ÖS Gönderen: Mirage »

zgnrsn-R

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 325
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #9 : Temmuz 15, 2021, 08:11:48 ÖS »
Her yeni doğan bilgi ve bilgi işleme açısından SIFIR km.dedir.

Bu kişi daha sonra olanakları ölçüsünde bir miktar öğrenim görüyor. Bu "bir miktar" ne kadardır?

https://tr.wikipedia.org/wiki/E%C4%9Fitim_Endeksi


Türkiye ortalaması 7.9 yıl imiş (188 ülke arasında 92 inci sırada)

Dünya ortalaması en düşük ve en yüksek doğrudan 1.4 (Burkina faso)  13.4 (isviçre) :  Yani ortalama 7.4 yıl

Elbette nüfusa bağlı ağırlıklı ortalama yapmak gerekir: Çin  7.6 yıl ;   Hindistan  6.9 yıl yani ağırlıklı ortalama da benzer mertebede.

Kuşkusuz bu rakamlar verimlilik ya da kalite barındırmaz.

Yüksek öğrenim görmüşlerin oranı Avrupa' da % 35 Abd 'de % 40, Rusya' da % 51 gibi

7 yıl okumuş bir dünya insanı, tutarlı bir dünya görüşü edinebilir mi? Bilim ve felsefeye -hadi sıcak bakmayı bir tarafa bırakalım; saygılı olabilir mi?


Bir süre önce Felsefe profesörü Teoman Duralı'nın Tv söyleşisi videosuna rastladım; Tahminen 25- 30 yıl önceye aitti. Anladığım kadarıyla "evrim" konusu işlenmiş ve misafir izleyicilerin sorularına geçilmiş bir kısa bölümdü video. Bir genç dinleyici inançları sebebiyle irrite olmuş ve hocaya sert bir şeyler söyledi. T.D. hoca "ben buraya ifade vermeye gelmedim" dedi. Genç söylemini daha sertleştirdi. T.D. Hoca "Siz bu konuda bilimin bakışını öğrenmek için değil, vaaz dinlemek için gelmişsiniz " gibi cevap verdi. Videonun adını "Laf Anlatmanın İmkansız Olduğunun Anlaşıldığı An" adını koymuşlar.

Hocanın cevapları ilk anda isabetli gibi gelirse de işlevsel değil. Çünkü soru yönelten kişi kendinden emin.  Böylesi bir noktada fikrin iflas etmesi ve şiddetin devreye girmesi olası.

Çoğu bilgi ya da sezgiler benzer şekilde çoğu insanları irrite edebilir. Programı düzenleyenin hedefi rating olduğunda bu tür krizlerin yaşanması ve yönetilememesi olasıdır. Oysa, böyle hassas konularda izleyici almamak bir sağduyu gereği olabilir. Diğer taraftan Profesör de  bilimin kanıtladığı ya da işaret ettiği bazı sezgilerin doğrudan reddedilmesinin "Allahın iradesini, takdirini, gücünü hafife almak anlamına geleceğini" ifade etmesi gerekirdi. Papa bile UFO lar ve evrim konusunda benzer bir ifade ile bilim karşısında uzlaşmacı yeni pozisyon almıştı.

"İnsanüstü bilgiler felsefeyi besler" diyoruz da  aralarında yakınlarımızın da  bulunabileceği bazı türdeşlerimizin paradigmaları, bazı insanüstü bilgilerle/sezgilerle başedebilecek mi?

Bu ortalama öğrenim düzeyi ile kriz çıkmaması olanaksız gibi. Öğrenim protokollerinde bu tür konular nasıl işlenebilecek?

Bu önemli. Bilim ve Felsefe gibi yüksek alanlar ancak yetkin olanlar arasında tartışma konusu yapılabilir kanaatindeyim. Uluorta herkesle paylaşılmaz; insanların ruhsal çerçevelerini zedelemeye hakkımız yok.

 "Evren ve hayat gerçekleri sizi irrite ediyorsa, bilim ve felsefeden uzak durun" diyebilir miyiz?

Ortalama 7 yıl öğrenim gören ortalama dünya insanına bilim ve felsefe lüks gibi duruyor.
« Son Düzenleme: Temmuz 17, 2021, 11:01:44 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.

zgnrsn-R

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 325
Ynt: Dünyada felsefe ve bilim iklimi var mı?
« Yanıtla #10 : Eylül 17, 2021, 11:36:09 ÖÖ »
TRT 2 deki "felsefe söyleşileri" programını eleştirmek gereği duydum. Çoğu bölümler tarih ağırlıklıydı. Nihayet Platon'a gelebildik. En son adabı muaşeret ile felsefeden gene uzaklaştık. Neredeyse felsefeden başka  her şeyden bahsediliyor. Evet, evrendeki her şey felsefenin konusudur bunda kuşkum yok ama ana eksen öncelikli. Hani ölüm doğum gibi hayat gerçekleri karşısında teğet geçtiğimiz; bir uğrayıp hayat cangılına geri döndüğümüz düşünsel alan.

Oysa, tıpkı bilim belgesellerinde ya da popüler bilim dergilerinde/programlarında olduğu gibi popüler anlatım eşliğinde felsefenin ana ekseni işlenmeliydi. Bu nedir? Örnek, bizim burada işlediğimiz konular. Ya da sayın "anlamak" ın şematik özetlemeleri daha etkili.

İnsan denilen organizmanın evren ve hayattaki yeri, "her şey niye böyledir?" sorusu insan zihninde belirdikten sonra buna yanıtların irdelenmesi yani daha bilgi çağı insanına yönelik sunumlar ortaya konulmalı. Değişik tv programlarında hala dört element üzerinden söylemler yapılması ne kadar etkili ise klasik felsefe söylemleri de o kadar... bence.

Daha sonra düşündüm de bu programı ben yapsaydım; ne diyecektim? Netameli bir konu. Linç etmek için pusuda bekleyenler vardır. Bilim ve felsefe konularında futbol yorumu gibi konuşulamaz; ki bu konularda bir miktar yol almamışlar irrite olabilirler. Bunlar yakınlarımız da olabilir.
« Son Düzenleme: Eylül 17, 2021, 06:38:08 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »
Kendi öz muhakemesini kullanmayanların hedefi/akıbeti, olgu/olayı çözümlemek yerine "kandırılmak" olabilir.