Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 13840 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

oe_

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 160
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #75 : Nisan 26, 2019, 12:45:48 ÖÖ »
Siz hıza göre zaman ve mekanın göreli olmadığını, Newton fiziğinin geçerli olduğunu mu düşünüyorsunuz?

zgnrsn

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 229
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #76 : Nisan 26, 2019, 11:46:01 ÖÖ »
Siz hıza göre zaman ve mekanın göreli olmadığını, Newton fiziğinin geçerli olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Güzel soru.

Tam olarak değil. Çünkü, ışık hızının sonlu sınırlı olmasından kaynaklanan görsel algı yanılmaları da var. Bir defa uzak cisimlerin geçmişteki hallerini görebiliyoruz. Zaten bir zaman bozulması var. Ayrıca gördüğümüz o cisim eşzamanda  başka bir konumda. Teori iddiasından ayrı olarak uzunluk boyutu değişmediği halde (rijit çubuk) ya da saat sabit tempoda çalıştığı halde görsel olarak boyut ya da tempo değişimi algılanabilir. Nitekim, bu görsel algıda zaman temposu hızlanması da söz konusu (yaklaşan araçtaki saat temposu hızlanıyor gibi görünür). Özel görelilik (SR) teorisinde sadece zaman yavaşlaması iddiası vardır. Doğal görsel hata (NVE) ile SR çıkarımlarını karıştırmamak lâzım.

Özel görelilik teorisinde, ışığın kaynağından uzaklaşma hızı, daima c dir -tam bağıllık- ön kabulünden çıkarımlar yapılır: Tam bağıllık: Bir araç hızını yolu iterek edinir; yola kuvvet uygular. Yol, olmazsa olmazdır; katkısı vardır ve süreklidir. Bu aracın hızı için "yola bağıl" tanımlaması yapılır. Aynı yol üzerinde giden iki araç (A, B) söz konusu olduğunda A nın B ye göre hızı ise "itibari göreli" olarak tanımlanır; bu araçlar hızları için birbirinden katkı almazlar.

1-Teoride ışık aktörü "ışık" olarak işleniyor; oysa bilimsel tutum "tanımlanmış foton" (örneğin numaralandırılmış foton) olarak ele almayı gerektirir. Bir defa kafa karışıklığına neden olan denek seçimini halletmeliyiz.
2- Bir foton salındığında hızını boşluk ortamındaki elektromagnetik çevrim sayesinde edinir (Maxwell tanımı). Yani kaynak fotona hiç kuvvet uygulamaz; foton da -hareketi için- kaynağa bir kuvvet uygulamaz. Ayrıca foton salınma anından sonra kaynak fotonu takip etmek zorunda da değildir (Futbolda oyuncu pas verdikten sonra, yeni pozisyonuna gider; artık top ile bu oyuncu arasındaki mesafenin -yalnızca- top hızıyla hesap edileceğini iddia edemeyiz. Fakat teori (SR) foton salındıktan sonraki izleyen anlarda da ara mesafenin c hızıyla değiştiğini iddia ediyor. Bu iddianın argümanı ışık hızı ölçümü. Ölçtüğümüz her hızı, ilk çerçeveye bağıl saymak, mekanikten yani yerellikten gelen alışkanlığımız; yani fazla yüzeysel bakış. Bu yüzeysel tutumla futbolda da zaman ve mekan bozulması olması gerekir.
3- SR teorisi kaynak ve ışığı izole ediyor; evrendeki diğer oluşumlardan soyutluyor ve bu sayede ışığın salınma noktasını, kaynağın varlığı ile işaretliyor. Oysa kaynak ve ışık/foton hareket ilişkileri ortak bir referans çerçeveye göre analiz edildiğinde (futbolda zemin ortak çerçevedir) olayın akışı oluşumu netleşiyor, akıl karışıklığı çözümleniyor.
4- Türkçede bağıllık ve görelilik sözcükleri var. Batı dillerinde ise yalnızca "relativity". Dil kısıtlamalarının düşünceye yön verdiğini bu noktada algılayabiliyoruz. Yabancı akademisyenlerle iletişimimde bu noktada sorunlar yaşıyorum. Onlar ve Einstein bizdeki "bağıl" açılımında (araba-yol ilişkisi gibi) anlıyorlar kaynak-foton ilişkisini (Doğa gerçeğinde fırlatma anından sonraki zaman için  kaynak-foton ilişkisi, oyuncu-top ilişkisindeki gibidir ). Bizde "göreli", "itibari göreli" gibi tanımlar da var. Aynı yol üzerinde giden iki aracın birbirlerine göre olan hızı "itibari göreli" dir. Işık ile kaynağı arasındaki hareket ilişkisi de "itibari göreli" dir. Ortak referans çerçevesi de uzay boşluğudur.

 Özel görelilik teorisi, flojiston teorisi ile benzerlik gösterir. Flojiston, Stahl'ın yanma olayına getirdiği ilk tanımdır. Buna göre, cisimdeki flojiston maddesi yanıyor deniliyordu; hatta hidrojen tanımlandığında "işte flojiston" denildi. Fakat metal tozlarının yakılmasında ağırlık artışı saptanınca bu teori çöktü ve Stahl, flojistonun negatif ağırlıkta olduğunu ileri sürdü. Lavoisier oksijeni ve oksidasyonu tanımlayınca olay saydamlaştı.

Işık kinematiği 7- 8 vazgeçilemez faktörle analiz edilmelidir. Bunlardan yalnızca ikisi dikkate alınarak analiz yapıldığında Özel görelilik teorisi gibi şaşırtıcı çıkarımları olan hipotezler üretilir. Olay bundan ibarettir. Oksidasyon ihmal edilince flojiston teorisi, görelilik/bağıllık çeşitleri ihmal edilince özel görelilik teorisi üretilmiş oluyor.

Netice olarak evet, saatin temposu hızla değişmez. Hızından dolayı uzunluklar kısalmaz. Bu bir inanç değil; argümanlar ortada ve açıkça paylaşılıyor.

Işık ya da enerji aklımızla oyun oynamıştır.

Bütün bu derin analizlere ihtiyaç duymadan kozmolojik analiz yapmak mümkündür. Kestirme yöntem şu:

SR teorisi ışık hızının her çerçeveye göre 'c' değerinde olduğunu kabul ediyor. O halde doğada mümkün olan en dış çerçeveyi "uzay boşluğu" nu ortak çerçeve olarak atayalım. Işığın hızı zaten 'c'; kaynağın ya da gözlemcinin hızı da  yerel 'v' yerine 'Vu' (Kaynağın dünyaya göre hızına, dünyanın güneş etrafındaki hızı, galaksizimizin hızı ve diğer birbiriyle bağlantılı oluşumların hızlarının vektörel toplamı olan bileşke hız) kullanılarak kağıt üzerinde analiz mümkündür. Evet bu koşullarla Galilean görelilik ya da Newton fiziği rahatça kullanılabilir (İtibari görelilikte hız üst limiti 2c alınacaktır). Fayda da temin ediliyor.
« Son Düzenleme: Nisan 27, 2019, 08:07:50 ÖS Gönderen: zgnrsn »