Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 34595 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:SR nin Gizli postulası
« Yanıtla #180 : Kasım 03, 2020, 12:47:48 ÖS »
Özel Görelilik Teorisinin GİZLİ POSTULASI

115 yıl öncesinin bilim insanları ölçülen ışık hızını doğrudan fotonun kaynağından uzaklaşma hızı olarak tanımlamışlar. O dönemde eter paradigması etkindi ve ölçümden önce beklenti c +/- v değeriydi; fakat daima c değeri elde edilince, "ışık, kaynağından c hızı ile uzaklaşır" kanaatine  vardılar. Ölçtüğüm her hız, ilk çerçeveye göre bağıl hızdır önkabulü teorinin gizli postulasıdır; -herkesin malûmu olduğu kanaatiyle olsa gerek- açıkça bahsedilmez ve herkes "nasıl ki görmekteyim, güneş dünya etrafında dönüyor; üzerinde ayrıca derin düşünmeme gerek yok" altbeyinsel kalıp ile yüzeysel bir kanaati /damgalanmayı dikkate alır. Elbette bu tutum YERELLİK uzantısıdır.

Işık hızı ölçümünün yalnızca uzay boşluğuna göre olan bağıl hızı ölçebildiğini akıl edemediler. Oysa böyle bir seçenek mevcut ve ölçüm düzeneğinin gidiş dönüş çift izlekli oluşu -LCS yöntemine göre- analiz edildiğinde yalnızca uzay boşluğuna göre olan ışık hızının ölçülebildiği ortaya çıkmaktadır. Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

« Son Düzenleme: Kasım 06, 2020, 06:28:26 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 309
Ynt:SR nin Gizli postulası
« Yanıtla #181 : Kasım 06, 2020, 12:59:36 ÖS »
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:SR nin Gizli postulası
« Yanıtla #182 : Kasım 06, 2020, 06:10:31 ÖS »
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

1- Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

2- Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?

Yanıt 1:

Şu linkte geniş bir irdeleme verilmiş ve sonuç bölümü ilk paragrafında şu ifade edilmiş:
https://www.intechopen.com/books/new-approach-of-indoor-and-outdoor-localization-systems/gps-and-the-one-way-speed-of-light#B3

Measuring the speed of light has for many years been a major activity in science. Following the introduction of special relativity theory in 1905 in which light speed invariance was postulated, light speed tests assumed even greater significance. Numerous experiments have been conducted over the past century the vast majority of which appear to confirm the postulate. A careful examination by Zhang [3] however revealed that while two-way light speed constancy has been confirmed, one-way light speed constancy has not.

Türkçesi: Işık hızını ölçmek, uzun yıllardır bilimde önemli bir etkinlik olmuştur. Işık hızı değişmezliğinin varsayıldığı özel görelilik teorisinin 1905 yılında piyasaya sürülmesinin ardından, ışık hızı testleri daha da büyük önem kazandı. Geçtiğimiz yüzyılda çok sayıda deney yapıldı ve bunların büyük çoğunluğu varsayımı doğruluyor gibi görünüyor. Zhang [ 3] ancak iki yönlü ışık hızı sabitliği onaylanırken, tek yönlü ışık hızı sabitliğinin olmadığını ortaya çıkardı.

Zhang'ın kitabı linki :  (üzerine tıklayınca kitap içeriği görülebiliyor)

https://books.google.com.tr/books?hl=en&lr=&id=Of7sCgAAQBAJ&oi=fnd&pg=PR5&dq=Zhang,+Y.Z.,+Special+Relativity+and+its+Experimental+Foundations,+World+Scientific,+Singapore,+1997.&ots=zhJu7UH6TI&sig=YoXwirgafTBYTb5s9Hm5bSfjlzk&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false

Bu konuda daha geniş araştırma yaparsanız tek yönlü ışık hızı ölçümü deneycilerinin  özel görelilik teorisi koşullanması sebebiyle c değeri beklentisinde olduğunu görürsünüz. Bu beklenti karşılanamadığı için çoğu deney "başarısız" olarak yorumlanmıştır. Bir de ölçüm değeri çok kısa sürede değişmektedir.

Ayrıca" unisotropic, light speed" anahtar kelimeleri ile arama yapılabilir

Bu deneyciler, "beklentiden farklı sonuç yeni hipotez potansiyeli taşır" deneyimini özümsemiş olsalardı ve izini sürselerdi Nobel bile alabilirlerdi kanaatindeyim. Onların yerine ben teorik altyapısını ve yeni deney tasarımlarını oluşturmuştum (Türkçe versiyon)

https://vixra.org/abs/2006.0223

Yanıt 2:

sürecek...
« Son Düzenleme: Kasım 06, 2020, 07:33:15 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:SR nin Gizli postulası
« Yanıtla #183 : Kasım 07, 2020, 03:12:14 ÖS »
Nitekim, tek gidiş yönlü ışık hızı ölçümleri hep c den farklı değerler vermektedir. Bu farklı değerleri, dünyanın eksenel, yörüngesel, galaktik dönüş hareketleri  ile sebeplendirmek mümkündür.

Tek yönlü ölçümler nasıl yapılıyor? Buna ilişkin kaynak gösterebilir misiniz?

2- Işık hızı c'den farklı değer alabiliyorsa, "ışık hızı hep sabittir, kaynağın hızından bağımsızdır" postulası (sizin de kabul ettiğiniz) suya düşmüyor mu? Hem bu futbolcu-top ilişkisi değil de, kaynağına bağımlı olan diğer ilişki türünü işaret etmiş olmuyor mu?

Yanıt 2

Işık hızı sabittir ve kaynağının hızından etkilenmez. Bu evrensel bir doğrudur.

Bu doğruya eşlik eden bir doğru daha var: Tanımlı tek foton ile kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızı* ile değişir.



Bu iki önermeyi birbiriyle çelişmeyecek kalıpta mantık çerçevesinde değerlendirebilenler özel görelilik teorisi yerine geçerli olacak yeni ışık kinematiği yöntemini kavramış olurlar.


Elbette bunun için düşünceyi forse etmek, aktif öğrenme yöntemini (bizzat analiz) uygulamak, örnekleri dikkate almak gerekir. Benim en etkili örneğim, “göl yüzeyi deneyi” dir. Daha önce, şekil sunmuştum: Bu deneyde göl içine doğru uzanan bir iskele üzerindeki deneyci, ayakta dururken bir çakıl taşını serbestçe suya bıraktığında göl yüzeyinde bir halka dalga oluşur; aynı deneyci, çakıl taşını koşarken bıraksa gene bir halka dalga oluşur ve her iki halde de halka dalganın yarıçapının büyüme hızı aynıdır; deneycinin yani kaynağının hızından etkilenemez. Fakat halka dalga üzerindeki bir nokta (tek tanımlı foton benzeri) ile koşan deneyci arasındaki mesafe “halka dalga hızı +/- deneyci hızı” değeriyle değişir. Dalga genişleme hızı ve deneyci hızı birbirinden etkilenmez bağımsızdırlar. Halka dalganın hızını uygun bir düzenekle ölçerseniz, kendine has olan (ya da göl yüzeyine göre bağıl olan) hızını ölçebilirsiniz (Işık için bu değer c oluyor). Fakat deneyciye göre olan göreli hızı ölçmeye niyet edip, çıkan sonucu da bu tanımda kullanırsak, dünya üzerinde ve -oyuncu top ilişkisine de atfederek- futbol sahasında da özel görelilik çıkarımları iddia ve illüzyonu içinde kayboluruz.

Mevcut ışık hızı ölçme yöntemi (gidiş dönüş çift izlek ve sürekli foton akımı vb) ışığın kaynağına göre olan hızını değil uzay boşluğuna göre olan bağıl hızını ölçebilmektedir.

Fotonun kaynağından uzaklaşma hızını ölçmek tek yönlü ışık hızı ölçüm yöntemleri ile mümkündür. Ancak bulunacak değerin anlık olacağı dikkate alınmalı ve peryodik ölçümlerin grafiksel değerlendirilmesi (en düşük ve en yüksek değer) ile yorum kurulabileceği unutulmamalıdır.


* Vu: Kaynağın -yerel ortama göre değil- uzay boşluğuna göre olan vektörel bileşke hızıdır.

Sabrınız için teşekkür ederim.

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:Özel bağıllık teorisi
« Yanıtla #184 : Kasım 08, 2020, 11:58:28 ÖÖ »

Yanıt 2

Işık hızı sabittir ve kaynağının hızından etkilenmez. Bu evrensel bir doğrudur.

Bu doğruya eşlik eden bir doğru daha var: Tanımlı tek foton ile kaynağı arasındaki mesafe c +/- Vu hızı* ile değişir.



Bu iki önermeyi birbiriyle çelişmeyecek kalıpta mantık çerçevesinde değerlendirebilenler özel görelilik teorisi yerine geçerli olacak yeni ışık kinematiği yöntemini kavramış olurlar.


İletimi tekrar okuduğumda, iki önermeyi birlikte kabul etmenin zorluk içerdiğini teyit ettim. Kolay olsaydı Lorentz, Poincaré, Einstein ve çoğu akademisyen de farkederdi. Örneklerle açıklama gereği vardır ve göl yüzeyi deneyi bu açıklamayı başarmaktadır. Bu arada izleyenlerden göl yüzeyi deneyini içselleştirenleri kutluyorum; çağın yaşayan -üstelik ünlü ve dünya çapında tanınan- bilim ayıbına tanıklık etmiş oluyorlar; bir fizik olayını Einstein'a göre daha isabetli olarak kavradıkları için kendileri ile gurur duyabilirler.

 İlave olarak şunu da söylemeliyim: Bilidiği gibi özel görelilik teorisinin bir ön kabulü de Galilei görelilik ilkesidir (sabit hızla ve doğrusal hareket eden cisim -teori için tren ya da ışık kaynağı- eylemsiz çerçeve* gibi işleme alınabilir).

Işık kinematiği, benim tespitime göre en az sekiz ana faktör ile analiz edilmelidir; özel görelilik teorisi ise sadece iki ana faktörü dikkate almıştır ve onlardan birinin (Galilei görelilik ilkesinin) de ışık-kaynak ilişkisinde geçerli olmadığı bu göl yüzeyi deneyinde netleşmektedir: Yani deneyci sabit hızla ve doğrusal hareket ettiğinde süreç ve sonuç değişmez; lütfen inceleyiniz. Galilei görelilik ilkesi, yalnızca cisim-cisim ilişkilerinde geçerlidir. Ayrıca "ışık, kaynağının hızından ekleme almaz" yargısı ile bu ilke taban tabana zıttır.

* Teori ismindeki "özel" sözcüğü bu ilkeden / eylemsiz çerçeve şartından ileri gelir.
« Son Düzenleme: Kasım 08, 2020, 12:49:57 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:Göl yüzeyi benzetmesi
« Yanıtla #185 : Kasım 12, 2020, 12:45:22 ÖS »


Bu benzetmede

Deneyci, IŞIK KAYNAĞI nı

Halka dalga, IŞIK ı

Halka dalga üzerindeki her nokta  BİR FOTON u

Göl yüzeyi, UZAY BOŞLUĞU nu  temsil etmektedir.

Diğer bir analoji, futbol oyununda kurulabilir:

Top, FOTON u

Oyuncu, IŞIK KAYNAĞI nı

Stad zemini, UZAY BOŞLUĞU nu  temsil etmektedir.


Bu örneklerde görelilik yöntemi uygulandığında, yani uzay boşluğu yerine geçen göl yüzeyi ve stad zemini işlem dışında bırakıldığında ve dalga genişleme hızı veya top hızı, doğrudan -kaynak olarak etiketlenen- deneyci ve oyuncudan uzaklaşma hızı olarak belirlenirse dünya üzerinde de ve cisimler arasında da özel görelilik teorisinin çıkarımlarına ulaşabiliriz.

Futbol oyununda da zaman yolculuğuna maruz kalabiliriz! mi?

« Son Düzenleme: Nisan 13, 2021, 10:59:33 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt: Pasif/aktif öğrenme
« Yanıtla #186 : Kasım 23, 2020, 11:25:20 ÖÖ »
AKTİF / PASİF ÖĞRENME

Son okuduğum kitap (Bir bilim adamının romanı- Oğuz Atay) prof. Mustafa İnan'ın hayatını anlatıyor. Bu efsane bilim adamının tam bize derse gelecek iken hastalanması sebebiyle merak etmiştim. Mustafa İnan'ı diğerlerinden ayrıştıran hemen her konuda aktif öğrenme yöntemini uygulaması; yani konuları içselleştirmesi imiş. Bu sayede, sanki deneyi ya da çözümlemeyi bizzat yapmış gibi bilgiyi özümsüyormuş. Sahicilik ekseninde gelişen bu yönteme -kendi öz muhakemesini aktive etmeye- "aktif öğrenme" denir.

Peki, buna göre "pasif öğrenme" nedir? Kuşkusuz, "kulaktan dolma" diyemeyiz. Düz okuma ya da  sorgulamadan irdelemeden kabullenme denilebilir.

Şimdi Halefe-Keating deneyini (https://en.wikipedia.org/wiki/Hafele%E2%80%93Keating_experiment)   düz okuma ile öğrenirseniz, tıpkı illüzyonistlerin numaraları gibi alkışlarsınız (şekil için <Google görseller> den bakınız); basitçe, doğuya giden uçakların hızının "dünya hızı + uçak hızı" değerinde olacağı üzerinden Özel göreliliği kanıtladığını söylüyor ve bu saçmalığı bilim dünyasına sunacak kadar cahil cesareti göstermişler (Lütfen bu deneyi kendi öz muhakemenizi aktive ederek irdeleyiniz). Atmosfer dünya ile birlikte döndüğünden ve uçak hızını atmosfer ortamından sağladığından uçak dünyanın hızından ekleme almaz.

Özel görelilik teorisinin 115 yıldır irdelenmekten muaf olmasının sebebi, anlaşılma sorunları yanında düz okumakla yetinme ve genel kabul referansına itibar etme olabilir mi? Bence aynen böyle.

Diğer taraftan, azımsanmayacak sayıda teoriye karşıt bilimsel makale de var. Fakat bunlar genelde çıkarımlarındaki bir tutarsızlık üzerinde açıklamalar şeklindedir; bütüncül değildir ve ileri matematik formüller/denklemlere boğulmuşlardır. Bu bilim adamları çalışmalarını bir iki adım öteye taşıyabilseler ulaşacakları nokta, teorinin özünde yer alan en zayıf noktasını (yerel postula yanılgısını) keşfedeceklerdir.

Bu başlıkta sunulan/işlenen/paylaşılan işte budur (en kolay anlaşılabilecek özdeki hata). Lütfen kendi öz muhakemenizi aktive etmeye izin veriniz.


 

« Son Düzenleme: Kasım 23, 2020, 11:47:04 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #187 : Ocak 10, 2021, 11:32:41 ÖÖ »
Çok şey yazdık, söyledik.

Bu sentezlemelerin daha çok geleceğe kayıt niteliğinde olduğunun farkındayım.

Kuşkusuz yetkin olmayanlar ya da öz muhakemesi ile içselleştirmeyenler "birileri de itiraz ediyorlardı" notunu zihinlerinin bir köşesine kaydedeceklerdir; umarım.

Ancak, düşününce bunun yerine şu söylem daha kalıcı/etkili ve gelecekte de teslim edilecek ve işlenecek olan çıkarımdır:

Işık kinematiği en az sekiz ana faktör eşliğinde analiz edilmelidir. Özel görelilik teorisi yalnızca iki faktörü dikkate alarak analiz yapmıştı ve gizem tutkusuna sağladığı fantastik çıkarımlar rüşveti sebebiyle bilimsel paradigmayı 200 seneye yakın oyalamıştı.

Bu son söylemi Karl Popper'ın "Bilimsel Araştırmanın Mantığı" (YKB yayınları) kitabından esinlendim. Orada diyor ki; "x sayıdaki faktör eşliğinde elde edilen çıkarımlar, doğal olgularla uyuşmadığı sinyali verdiğinde bu defa 'x + 1' faktörle yeniden analiz edilmelidir".


tuana

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 7
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #188 : Ocak 15, 2021, 03:23:20 ÖÖ »
merhaba ;

daha aktif bir forumda katılım göstermek adına bir oneride bulunmak istiyorum.

www.felsefe.net 15 yıldır aktif bir forum oraya da katkınızı bekleriz...

saygılar.

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #189 : Şubat 26, 2021, 03:03:36 ÖS »
Bir prof, Halil İnalcık'ı eleştirmiş ve medyaya konu olmuş:"Dünyaca ünlü tarihçiye dil uzattı".

Benim bu başlıkta yaptığım ne?

Einstein da dünyaca ünlü. Benim dil uzatmam  kimbilir nasıl karşılanıyordur? Vah ki ne vah. Nr kadar argümanlarınızı net/şeffaf olarak sergileseniz de genel kabul referansı var ya. Bir de "Einstein'ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği" gibi bir ön yargı ile yaklaşıldığında  benim ortaya koyduğum teori kusurları nasıl anlaşılacak ki? 

Şimdi bu noktada teorinin şöhreti, kusuru algılayan kişiyi de kışkırtıyor; içinde tutamıyor. Bakın, aldatılıyorsunuz demek gerekiyor.

Neyse, genelde özel görelilik teorisine odaklanmıştım. Genel görelilik teorisini fazla incelememiştim.

Academia. edu da makale tartışması sırasında genel görelilik teorisinin, özel göreliliği desteklemek isterken aslında çürütüyor olduğunu farkettim. Bu güne kadar hiçbir paylaşımımda bahsetmediğim yeni bir konu. İngilizce makale olarak yayınladım: https://www.researchgate.net/publication/349338847

Türkçesini de hazırlayıp paylaşacağım.

Özetle: Özel görelilik teorisi yalnızca kaynağına paralel ve aynı yönde giden fotonun hareket analizini yapmıştır. Hareketli kaynak ile bu foton arasındaki mesafenin c değerindeki hız ile artacağı ön kabulünü kullanmıştır. Teoride kaynağın hareket doğrultusuna dik yönde giden fotonun izdüşüm sebebiyle etkisiz olacağı beyan edilmiş (*) diğer yönler hiç konu edilmemiştir.

Genel görelilik terorisinde ivmelenme sebebiyle foton izleğinin eğileceği ve çekimsel mercek oluşacağı öngörüsü 1919 daki güneş tutulması sırasında kanıtlanınca bu kanıtlama özel görelilik teorisinin de güçlü kanıtı olarak kabul edilegelmiştir. Ne var ki bu öngörüde kullanılan foton, kaynağın hareket doğrultusuna dik olan fotondur.

(*) Kartezyen koordinatlar doğal gerçeği gizleyebiliyor. Oysa T2 anında fotonun bulunduğu nokta ile kaynağın ulaştığı nokta atasındaki mesafe gerçektir ve bu mesafe de teori mentalitesi gereği c hızıyla artmalıdır. 

İşte yeni makalem bu çelişkileri inceleyip Galilei Görelilik ilkesi çeçevesinde teorinin kendi içinde çeliştiği ortaya konuluyor.

Asıl ilginç olan; hayrete vesile olan çoğu akademisyenlerin de bu teorileri aktif öğrenme eşliğinde (analizi bizzat yaparak) içselleştirmedikleri kulaktan dolma ya da ezber modunda genel kültür düzeyinde ele aldıklarını gösteriyor. Yoksa insanlık ve bilimsel paradigma bu kadar aciz değil.


P_zar

  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 30
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #190 : Mart 07, 2021, 06:19:41 ÖS »
Özgen bey,

Yukarıda, “Genel görelilik terorisinde ivmelenme sebebiyle foton izleğinin eğileceği ve çekimsel mercek oluşacağı öngörüsü 1919 daki güneş tutulması sırasında kanıtlanınca bu kanıtlama özel görelilik teorisinin de güçlü kanıtı olarak kabul edilegelmiştir.” demişsiniz.

Ancak,ışıktaki bu sapmanın değeri,  Albert Einstein’ın 1915 Genel Görelilik teorisi için önerilen testlerden biri değil mi?
« Son Düzenleme: Mart 07, 2021, 06:20:57 ÖS Gönderen: P_zar »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #191 : Mart 08, 2021, 10:08:45 ÖÖ »

Yukarıda, “Genel görelilik teorisinde ivmelenme sebebiyle foton izleğinin eğileceği ve çekimsel mercek oluşacağı öngörüsü 1919 daki güneş tutulması sırasında kanıtlanınca bu kanıtlama özel görelilik teorisinin de güçlü kanıtı olarak kabul edilegelmiştir.” demişsiniz.

Ancak,ışıktaki bu sapmanın değeri,  Albert Einstein’ın 1915 Genel Görelilik teorisi için önerilen testlerden biri değil mi?

Doğrudur. Genel görelilik teorisinin öngörüsü doğrulanmıştır.

Teorideki "özel" sözcüğü hareketli cismin (moving body) sabit hızla ve doğrusal hareketini temsil eder; bu özel şart eşliğinde geçerlidir. Bir cismin işlemde eylemsiz çerçeve olarak kullanılabilme şartıdır; "Galilei görelilik ilkesi" olarak anılır.

Bu özel şart teorinin ciddi bir eksikliği olduğu için Einstein bir de "genel görelilik" teorisi üretmiştir; bu defa ivmelenen cisim/ışık kaynağı için de boyut bozulması gerektiğini izah etmeye çalışmıştır.

Genel görelilik teorisi öngörüsü olan "çekimsel mercek" olgusu kanıtlanınca dolaylı olarak özel görelilik teorisini desteklediği kabul edilegelmiştir.

Ne var ki çekimsel merceğin gerçek sebebi kütle çekim kuvvetidir; ışık, elektromanyetik çevrim eşliğinde hareket ettiğinden ve bu çevrim kütle çekiminden etkilendiğinden (Schwartzchild yarıçapı) ışık izleği bükülmektedir. Genel görelilik teorisi mentalitesi ise dört boyutlu düşünemediği (*) için yanılgılıdır (T anında kaynak ile fotonu konumlarını birleştiren çizgiyi fotonun izleği kabul ediyor). Einstein, ivmelenme olmadan da -kendi akıl yürütüşünde- bu defa diyagonal izlek tespit edebilirdi. (şekil için link: şekil 1
https://www.researchgate.net/publication/349338847  )

Einstein üzülmesin; çünkü hala onun gibi -ilk yaklaşım- düşünenler çoğunlukta.

(*) Bu kanaat irrite edici gelebilir. Einstein, dört boyutlu analizin önemini kaydetmişse de kendisi -ardışık saniyeleri- süreci takip etmeyi ihmal etmiş; adeta T anında çektiği fotoğraf üzerinden analiz yapmıştır. Einstein'ın dört boyutlu düşünemediği, verdiğim linkteki 1 nolu şekilden anlaşılabilir.

« Son Düzenleme: Mart 14, 2021, 11:59:00 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt: Gelecekteki yorumlar
« Yanıtla #192 : Mart 13, 2021, 11:05:03 ÖÖ »
GELECEKTEKİ YORUMLAR

Afrika kabilesindeki adama kaç çocuğun var sorusu yöneltildiğinde yanıt olarak saymaya başlıyor " bir, iki,... çok" diyor. İkiye kadar sayıyor, sonrasına aklı basmıyor.

Ben de alışveriş listesindeki maddelerin kaçını aklımda tutabiliyoruma dikkat ediyorum. Önceleri 7 (yedi) öğeyi kağıda bakmadan hatırlayabiliyordum; şimdilerde yaştan dolayı bu sayı düşüyor.

Bilimde ve felsefede de zihinsel performans diğer pek çok etken yanında bütüncül ya da kapasiteli/çoklu bakış yeteneğine de bağlıdır. Bilim tarihine baktığımızda çoğu hipotezin iki faktörle başladığını ve sonrasında bazı negatif sinyaller eşliğinde yeni faktörlerin analize dahil edildiğini görebiliriz. Teknik bilimlerde bu anlamda "süperpoze" işlemi vardır.

Özel görelilik teorisi de iki önkabul eşliğinde geliştirilmiştir; yüz yılı aşkın süredir, insanlık bilişsel kapasitesinin üstünde kalarak irdelemelerden korunmuştur (şovenist korumanın varlığı ve etkisi de seziliyor).

Özel görelilik teorisinin kusurları şeffaf hale gelip, çoğunluğun malumu olduktan sonraki dönemde bilim tarihi kitaplarında şöyle bir yorum yer alabilir:

sürecek...

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:Bilimde büyük gaflar
« Yanıtla #193 : Mart 14, 2021, 11:54:09 ÖÖ »
BİLİM TARİHİNDE BÜYÜK GAFLAR


Aristo (M.Ö. 384-322) ve Hipokrat (M.Ö. 460-370) beynin işlevi üzerine fikir beyan etmişler; Hipokrat beynin düşünsel işlevler üstlendiği kanaatindeyken, Aristo beynin kanı soğutan bir organ olarak tanımlamıştır. Aristo’nun düşüncesi yaklaşık 2000 yıl geçerliliğini korumuştur.
Bilim tarihinde olgu ve olayları tanımlamak için ilk yaklaşımlar, disiplin eksikliği ve cognitive yetersizlik eşliğinde asıl gerçeğin uzağında oluşmuş ve alternatif açıklama gelinceye kadar o alanı işgal etmiştir. Beynin işlevi konusunda ise önceden daha isabetli bir açıklama mevcut olmasına rağmen, Aristo’nunki -siyaset destekli (Büyük İskender’in danışmanı idi) itibarı sebebiyle- öne çıkmıştır.

Zaman içinde yöntem bilimi gelişmiş; disiplin artmış ve mevcut tanımların daha ince / isabetli içerikleri elde edilmiştir. Bu zorlu ve uzun süreç, doğa olgu ve olaylarının yapısı, etkenleri ve mekanizması karşısında insan bilişsel performansının yabansılığını ve yetersizliğini göstermektedir.

Özel görelilik teorisi bu anlamda ilginç bir örnek olmuştur: Teori, uzun süre –doğanın gizleri karşısında insanlık yüksek başarısı yorumuyla- hayranlık eşliğinde gündemde kalmış, üniversitelerde fizik derslerinde okutulmuş adeta idol haline getirilmiş, popüler bilim dergilerinde bilime ilgiyi artırmak ve canlı tutmak amacıyla kullanılmıştır. Tıpkı Aristo için olduğu gibi, çoğu olumlu bulgu ve kanaat “Einstein” anılarak sunulmuştur.

Sürecek…
« Son Düzenleme: Mart 14, 2021, 11:55:10 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 226
Ynt:Gelecekteki yorum
« Yanıtla #194 : Mart 15, 2021, 11:43:45 ÖÖ »
Özel görelilik teorisi yöntem biliminin emekleme evresinde henüz yetkinleşmediği dönemde ışığın kaynağı ile hareket ilişkisini ele alarak Lorentz ve Poincaré tarafından üretilmiş; Einstein tarafından -hareketli cisimlerin elektrodinamiği adlı- bilimsel makale olarak sahiplenilmiştir. Başlangıçta ilgi görmeyen makalenin fantastik çıkarımları basında işlenmiş; insanoğlunun doğanın bir sırrını keşfedebildiği yüksek yorumu eşliğinde benimsenmiş ve şöhret edinmiş; idol haline getirilmiştir.

Teorinin günümüzde kanıksanmış olan kusurları, sadece "geçmişin sığ algı kapasitesi" olarak tanımlanıp geçiştirilemez. İnsan aklı nasıl <yanılabiliyor> un analizi yeni bilim araştırmaları için pek çok ders içermektedir.

Teorinin iki yüzüncü yılında (M.S. 2105) yöntem bilimi ilkelerine göre teorinin kusurları:

1-   Teorinin analizinde denek olarak “tanımlı tek foton” yerine “ışık” muğlak ifadesi kullanılmıştır. "Işık" sözcüğü sürekli foton akımını da içerdiğinden akıl karışıklığına neden olabiliyor. Fotona delikli plaka filtre ile doğrultu verildiği belirtilmediğinde de akıl karışıklığı yaşandığı görülmüştür.

2-   “Göreli” kavramı “bağıl” içeriğinde kullanılmış, tanım inceliğine geçilememiş; görelilik çeşitleri –akıl edilmesi kolay olmasına rağmen- irdelenmeyip foton hızının hangisine uygun olduğu saptanmamıştır. Yalnızca “İtibari göreli” kavramı bile içselleştirilebilseydi, doğa gerçeği daha isabetli tanımlanabilirdi ve heyecana neden olmazdı.

3-   Deney sonuçlarının başka hangi hipotezleri desteklediğinin irdelenmesi bilinci olmadığından ışık hızı ölçümü sonucu olan c değeri “fotonun/ışığın kaynağından uzaklaşma hızı” olarak “tam bağıl” tanımında kullanılmıştır. Oysa, özel ölçüm deneyi, yapısı sebebiyle fotonun yalnızca uzay boşluğuna göre olan evrensel hızını ölçebilmektedir.

4-   Döneminde altın standart olarak “ortak referans çerçevesi” kullanılıyor olmasına rağmen, teoride “foton/ışık ve kaynağı” tüm evrenden izole edilerek analiz yapılmış ve sonrasında süperpoze işlemi de uygulanmamıştır. İndirgemede aşırıya kaçılmış; öyle ki sadece aynı doğrultu ve yönde analiz yapılıp diğer yönlerde sağlama yapılmamıştır.

5-   Döneminde, teori ve analiz hedefinin isabetli saptanması protokolü olmadığından analiz ön kabulleri ve süreci yanlış amaca (Fitzgerald büzülüşünü doğrulamaya) uygun olarak seçilmiştir. Güncelde teorinin ilke eşliğindeki konusu “ışık kinematiği” dir. Işık kinematiği en az on ana faktör ile analiz edilmesi gerekir iken Özel Görelilik Teorisi yalnızca iki postula üzerine inşa edilmiştir (İllüzyonistlerin tekniğini andırıyor). Yanma olayına ilk tanımlama olan “Flojiston teorisi” de benzer şekilde “oksijen ve oksitlenme” faktöründen bihaber olduğundan “negatif ağırlık” gibi fantezi bir kehanet ile ad-hoc savunmasına sığınmıştı.

6-   

« Son Düzenleme: Mart 26, 2021, 07:28:46 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »