Gönderen Konu: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum  (Okunma sayısı 27567 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #150 : Ekim 16, 2020, 11:04:30 ÖS »
Ama bunun biriken bir etki olduğu açıklanmış. Kısa bir zaman aralığı için 0.012 cm olabilir.

Ama biriken etki günde 8-10 km ediyor imiş.


zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #151 : Ekim 17, 2020, 12:42:10 ÖÖ »
Ama bunun biriken bir etki olduğu açıklanmış. Kısa bir zaman aralığı için 0.012 cm olabilir.

Ama biriken etki günde 8-10 km ediyor imiş.

Kaynağınızın kurtarıcı akla uydurmasını kutlamak gerek.

Sorgulayıcı irdeleyici olalım: Ben GPS den hizmet almak istediğimde anında cevap alıyorum; bir gün beklemiyorum ki.

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #152 : Ekim 17, 2020, 01:01:28 ÖÖ »
Bir gün beklemiyorsunuz da, bunun bekleme sürenizle alakası da yok. Sürekli ufak düzeltmeler yapılmazsa 1 günde 10 km, 2 günde 20 km hata oluşuyor. Zaten düzeltmeyi siz hizmet istediğiniz an yapmıyorlar, sürekli yapıyorlar.

Bu tüm kaynaklarda böyle, sizin verdiğiniz kaynakta da. Siz hesap yaparken kullandığınız diğer verileri de aynı kaynaktan elde ediyorsunuz. Bu durumda kaynağın bazı verilerine güvenip, bazılarına güvenmiyorsunuz.


zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #153 : Ekim 17, 2020, 12:25:00 ÖS »
Bir gün beklemiyorsunuz da, bunun bekleme sürenizle alakası da yok. Sürekli ufak düzeltmeler yapılmazsa 1 günde 10 km, 2 günde 20 km hata oluşuyor. Zaten düzeltmeyi siz hizmet istediğiniz an yapmıyorlar, sürekli yapıyorlar.

Bu tüm kaynaklarda böyle, sizin verdiğiniz kaynakta da. Siz hesap yaparken kullandığınız diğer verileri de aynı kaynaktan elde ediyorsunuz. Bu durumda kaynağın bazı verilerine güvenip, bazılarına güvenmiyorsunuz.

İşte budur. Felsefi analizlerde de bu inceliği göstermeliyiz; yani, bütüncül, tüm etkenleri dikkate alan mikroskopik/makroskopik bakış. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.

Şimdi bu elimizdeki GPS düzeltmesi işleminde bu yöntemi uygulayalım:

1- Benim önceki 0.012 cm düzeltme ihtiyacı "SR den en fazla ne kadar düzeltme gelebilir?" e yönelik bir kaba hesaptı. Atom saatinin içinde bulunduğu uydunun hızı 14 000 km /saat = ~4 km /saniye olduğuna göre Lorentz zaman genleşmesi:

t' = t /  (1- v2/c2)1/2 = 1/0.99999999999999999999

Olarak elde edilir (9 lar hesap maknesinin aldığı kadar devam ediyor). Yani özel görelilik teorisinin gerektirdiği düzeltme 0.012 cm den daha küçük.

2-Mikrodalga ışının dünya uydu arasında 2 x 20 000 km gidip gelmesi sırasındaki yer değiştirmesi (0 enleminde en yüksek olmak üzere) 532 metredir. Bir işlem için 532 metre; günlük (1/ 0.133) x 24 x 3600 x 532 metre. Diğer taraftan uydudaki atomik saatin temposu, dünyadakine göre -kütleçekim azalması nedeniyle- dikkate almayı gerektirecek kadar hızlanır (manyetik alan ve sıcaklık değişimleri de atomik saatin hassaslığını bozan etkenlerdir).

Bu tabloda GPS sağlayıcının izin verilen hata payı 71,5 cm. dir. GPS sağlayıcı anlık düzeltmelerini öyle yapmalı ki +/- 71,5 cm içinde kalabilsin.

Bilmem anlaşılıyor mu? Netice olarak izin verilen hata payı 0.012 cm den küçük hale geldiğinde ancak SR düzeltmesi işlevsel olabilecektir.

SR için şovenist yaklaşımda olanlar bu açıklamayı kabul etmekte* zorlanabilirler (zordur da) ve demagoji etiketlemesiyle aşmayı tercih edebilirler. Ruhsal/zihinsel olarak nasıl rahat edeceklerse tercih onların; kimse darılmaz.

* İdrak etmek için anahtar bilgi, düzeltmenin sürekli yapılmasıdır (birikmesine izin verilmiyor).
« Son Düzenleme: Ekim 17, 2020, 12:28:46 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #154 : Ekim 17, 2020, 12:44:16 ÖS »
Tamamen yanlış bir mantıktan yola çıkıyorsunuz. Bozulma/sapma olayı siz talepte bulunduğunuz zamanlarda gerçekleşmiyor sadece. Sürekli oluyor (çünkü özel ve genel görelilik (hız ve çekim) dolayısı ile orada/uyduda sürekli olarak şartlar buradakinden farklı. Bu yüzden de sürekli düzeltilmek zorunda.

İkinci yanlış nokta. GPS çalışma mantığı ile ilgili. Bir olayın/konunun işleyişinin yeterince içinde değilseniz, yapacağınız hesaplar doğru yöne götürmek yerine yanıltıcı olabilir.

Öncelikle siz/cihazınız "benim konumum ne" gibi bir talep göndermiyor uydulara. Zaten çoğu cihazın böyle uyduya sinyal gönderecek bir gücü yok. Olan şey şu, en az 24 uydu (olması lazım) dünyayı çevreleyerek sürekli dönüyorlar ve sürekli sinyal yolluyorlar (kendi konumları ve hassas zaman bilgisi). Dünyadaki GPS cihazları ise sadece alıcı. En az 3 uydudan gelen veriler ile bir üçgenleştirme işlemi yaparak kendi konumlarını hesaplıyorlar.

GPS hata payını neden kafaya taktığınızı da anlamadım. Bu elinizdeki cihazın kısıtı veya sunulan protokolle de ilgili olabilir. Hatırlıyorum bir projede daha hassas GPS verisine ulaşılabileceğine (1 cm hassasiyetinde) ama özel izin/ücret karşılığı olduğu vs gibi birşey hatırlıyorum.

Öte yandan son iletinizdeki mantığı da çok anlamadım zaten. Birikince 8-10 km hata oluşuyor deniyor. Siz birikmesine izin verilmiyor diyorsunuz. Verilmeyecek tabii ki, neden verilsin ki, günün bazı zamanlarında daha sapmış veri yollansın diye mi? Bunun alınan verinin hassasiyeti ile doğrudan bağlantısı yok (çünkü dediğim gibi, o alan cihaza, protokole vs bağlı olabilir. Hatta düzeltme yapıldığı halde ulaşılabilen max. hassasiyet olsa bile farketmez. Düzeltme yapılmasa idi hergün aşırı şekilde sapma birikecekti. Konunun alakası yok. Biri biriken etki, biri anlık verinin hassasiyeti, ikisi komple farklı şeyler). Başka bir yaklaşım şekli de olamaz, tabii ki birikmesine izin verilmeyecek.


« Son Düzenleme: Ekim 17, 2020, 01:02:34 ÖS Gönderen: oe_ »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #155 : Ekim 18, 2020, 11:12:50 ÖÖ »


Öte yandan son iletinizdeki mantığı da çok anlamadım zaten. Birikince 8-10 km hata oluşuyor deniyor. Siz birikmesine izin verilmiyor diyorsunuz. Verilmeyecek tabii ki, neden verilsin ki, günün bazı zamanlarında daha sapmış veri yollansın diye mi? Bunun alınan verinin hassasiyeti ile doğrudan bağlantısı yok (çünkü dediğim gibi, o alan cihaza, protokole vs bağlı olabilir. Hatta düzeltme yapıldığı halde ulaşılabilen max. hassasiyet olsa bile farketmez. Düzeltme yapılmasa idi hergün aşırı şekilde sapma birikecekti. Konunun alakası yok. Biri biriken etki, biri anlık verinin hassasiyeti, ikisi komple farklı şeyler). Başka bir yaklaşım şekli de olamaz, tabii ki birikmesine izin verilmeyecek.

Özel görelilik teorisi ile  ilgilenenlerin büyük çoğunluğu, "ışık hızından büyük hız olamaz" yargısı sebebiyle iki objenin ara mesafesinin c den büyük hızla değişmesini/artmasını nedenselliğe aykırı bulurlar ve reddederler. Akıl yürütmeleri, bu objelerden birinde yer alan bir gözlemcinin diğerini göremeyeceği sanısına dayanır*. İnsani bilişsel yeteneklerimizde akan zaman faktörünü dikkate almak zordur; düşünceyi forse etmek gerekir. Ya da kağıt kalem alıp an be an nedenselliği test etmek gerekir.

GPS olayında izin verilen hata payına yönelik sürekli düzeltmeler, SR mantığıyla uydunun hızından ileri geleceği iddia edilen zaman bozulması oranı için ayrıca düzeltme yapmaya gerek bırakmaz. GPS, hedefin koordinatlarını 71 cm tolerans ile sağladığında 0.012 cm SR düzeltmesi bu toleransın içinde yer alır. Bunu anlamak zor olabilir; ancak yukarıdaki  paragrafta izah edilen yaygın zorluk kadar zor değil. Mühendislik uygulamaları yapanlar için daha kolay. Ölçme tekniği derslerinde "anlamlılık derecesi" olarak adlandırılan son bir dokunuş vardır; ona benziyor. Siz de zihninizde bu konuda bir dosya açarsanız, bilgi akışı içinde benzer bir değerlendirmeye rastlayabilirsiniz.

* Gözüne gelen fotonun eski bir zamanda salındığını hesaba katmaz ya da katamaz. Dört boyutlu düşünme zordur.

Her neyse, SR yi desteklediği iddia edilen üç ciddi olayı irdeledik. 1- Muon ömrü deneyinde kıyas materyali olan laboratuvar muonunun hızını sıfır kabul ederek hata/manüplasyon yapıldığını net olarak ortaya çıkardık. 2- Halefe -Keating deneyindeki yorumun gerçekle ilgisinin olmadığını işaret ettik. 3- GPS düzeltmelerinde SR nin gerektirdiği bir düzeltmenin neticeye etkisinin olmadığını hesap eşliğinde izah etmeye çalıştık.

Aslında tüm bunlara hiç gerek yok. Bu başlığı izleyenler çağın büyük bilim ayıbına tanıklık etmek isterlerse sadece görelilik/bağıllık çeşitlerine odaklanmaları yeterlidir. Özel görelilik teorisi bağıllık çeşitlerini dikkate almamış ve hangisinin ışığın hareketine uyduğunu ayırt etmemiştir. Arabanın bağıl hızı için yolun katkısı olmazsa olmazdır. Teori ışığın hareketi için
 de -aynı mantıkla- kaynağının katkısını olmazsa olmaz addederek analiz yapmıştır. Işık/foton, salınma sonrası hareketi/hızı için kaynağına ihtiyaç duymaz; foton ile kaynağı arasında doğrudan bağıllık ilişkisi yoktur.
« Son Düzenleme: Ekim 18, 2020, 11:19:42 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #156 : Ekim 18, 2020, 01:23:37 ÖS »
Henüz 3 olayı incelemiş sayılmayız. Birbirine karışmaması için tek tek ele alıyorum.

Sizin 0.012 cm'lik hesabınızın konuyla hiç ilgisi olmadığını anlatmıştım. Böyle kısa bir bozulma süresi ile ilgili bir hesap konuyla alakasız. Uydu sürekli yukarıda ve sürekli yüksek bir hızda. Yani sadece uyduya sinyal gönderme ve geri alma süresi boyunca varolan bir bozulma türü zaten yok. Tümüyle konu dışı.

Yani elimizde 0.012 cm gibi bir sonuç/hesap yok. Elimizdeki rakamlar günde 8-10 km sapma birikmesi ve 70 cm ölçüm hassasiyeti.

Öte yandan biriken etki ile ölçüm hassasiyetinin farklı kavramlar olduğunu size bir örnekle açıklayayım. Biriken etki ölçülebilir, hesaplanabilir bir etki türü. Ölçüm hassasiyeti ise elemine edemediğimiz, rastgele faktörler, yani bir seferinde az çıkar, bir seferinde çok, birinde pozitif, birinde negatif.

Örnek şu. Siz 10m uzaktan ağaçtaki bir hedefi vurmak isterseniz, atışlarınız mükemmel olamayacağı için hedefi tam vuramayacaksınız. İşte bu sizin vuruş hassasiyetiniz. Diyelim ki 70 cm'e kadar sapma oluşuyor atışlarınızda ortalama. Şimdi senaryoya bir de araç ekleyelim, siz hareketli aracın içinden atış yapmaya çalışın ağaca doğru. Araç oldukça yavaş hareket ediyor olsun. Ama günde 10 km gidiyor belli bir yöne. Aracın etkisi sizin hassasiyetiniz ile bağımsız. Sapmaları düzeltmek burada; ağacı tekrar, aracın hizasına taşımak anlamına geliyor ki, bu yapılmazsa zaten ağacı vuramazsınız. Ağaç 10 günde 100 km geride kalır.

Uyduda da çeşitli sebeplerle mükemmel ölçüm alınamaz (konum veya zaman bilgisinin de hassasiyetinin sınırları var, mutlak/tam/kesin ölçme diye birşey yok). Ama bunun günde 10 km'lik hesaplanabilir sapma ile pek alakası yok.

Zaten şöyle düşünürseniz anlarsınız. Sizin mantığınıza göre görelilik geçersiz, dolayısı ile görelilik dolayısı ile sürekli düzeltme yapmak da gereksiz. O zaman sizin kurduğunuz GPS sisteminde bir ayda 300 km sapma oluşacak ve zaten kullanılabilir bir sistem olmayacak. Buradan anlayabilirsiniz ki iddialarınız ve akıl yürütmeniz yanlış.


zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #157 : Ekim 18, 2020, 05:03:30 ÖS »


  Sizin mantığınıza göre görelilik geçersiz, dolayısı ile görelilik dolayısı ile sürekli düzeltme yapmak da gereksiz. O zaman sizin kurduğunuz GPS sisteminde bir ayda 300 km sapma oluşacak ve zaten kullanılabilir bir sistem olmayacak. Buradan anlayabilirsiniz ki iddialarınız ve akıl yürütmeniz yanlış.

Evet, benim görüşüme göre SR geçersizdir* ve GPS de SR sebebiyle düzeltme gereksizdir.

Soyut matematik benzeri bir düşünme zorluğu olduğunu önceden belirtmiştim.

Atomik saatlerde senkronizasyon sorunu vardır. Evet virgülden sonra çok haneli zaman tespiti yaparlar ve ışık hızının yüksekliği sebebiyle atomik saat kullanmak gerekiyor. Fakat işte hesaplamaya katılan uydu kombinesindeki saatlerin sürekli senkronizasyonu SR den ileri geleceği iddia edilen (Daha önce de belirttiğim gibi 0.012 cm kaba hesapla maksimum değerdir; Lorentz dönüşümü ile çok daha küçük olan) düzeltme bu ardışık senkronizasyonlarda arada kaynıyor; birikme olmuyor. Eğer saatlerin diğer sebeplerle senkronizasyon ihtiyacı olmasaydı sizin birikme hipoteziniz geçerli olabilirdi.

Quartz yazan pilli kol saatleri ya da evlerde kullandığımız elektronik ya da pilli sessiz çalışan saatler de atomik saat sayılırlar. Bunlar yüksek rakımlı sehirlerde veya sıcak iklimlerde hep ileri giderler. Soğuk kıyılarda geri kalırlar. Lut gölü kıyısında geri kalırlar. (Bazı merdivenaltı ürünlerde frekans bölme işlemi hassas olmayacağından konu dışıdır.)

* Özel görelilik teorisi postula kökeninde kusurludur. Genelde özel göreliliğe karşı çıkan bilimsel çalışmalar özel göreliliğin türevi olan noktasal bir kusurunu ele alarak analiz yapmışlar ve ileri matematik çözümlere boğulmuşlardır ve akademisyenler dahi anlamakta zorlanabilirler. Benim LCS yöntemi SR nin postula düzeyindeki hatasını ortaya koymuştur. Bu hatanın anlaşılması çok çaba gerektirmez. Kendinize izin verebilirseniz çağın bilim ayıbına birinci elden tanıklık edebilirsiniz.

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #158 : Ekim 18, 2020, 06:41:38 ÖS »
Hafele-Keating olayında da doğu uçağı ile batı uçağı farklı çıkıyor. Ki birisi zaman hızlanması diğeri yavaşlaması gösteriyor.

Bu tip deneylerde atom saatinin neye ne kadar duyarlı olduğu belirlenmeden deney yapılmaz zaten. Mesela çekimden kaynaklı görelilik etkisini de, siz çekimden kaynaklı saatin yanlış çalışması olarak yorumluyorsunuz anladığım kadarıyla. Yani zaman ve tüm süreçler hızlanıp/yavaşlamıyor, saat yanlış çalışıyor. Ki ikisi ayırtedilemez durumda.

GPS olayında da saatlerin ayrı bir senkronizasyonu olması biraz zor. Çünkü saat saatliğini yapamaz o zaman. Ki zaten görelilik dahilinde neye göre nasıl senkronize edeceksiniz, her yer ve hızda zaman farklı akarken. Ki sürekli uygulanan düzeltme sonucu, veri hassasiyetinin aynı düzeyde kalması, düzeltme miktarının doğru olduğunun en büyük ispatı. Yoksa sapma giderek artardı.

Yani bu deneyler sizi, sandığınızın aksine desteklemiyorlar. Aslında bakarsanız, benim verdiğim örneğin daha güçlü olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü devasa enerjiler gereken devasa bir hızlandırıcı, doğrusal enerji artışına doğrusal hızlanan bir parçacık için tümüyle gereksiz. Bunun için bir sebep ortaya koyamadığınıza göre (ölçüm hatası vs) bu daha güçlü bir iddia imiş.

Ama açıkçası bunlarla ikna olabileceğinizi sanmıyorum. Çünkü daha temelde halledilmesi gereken birşey var gibi.

Hayatınızın bir noktasında 'gizem'e inanmanın yanlış olduğu sonucuna varmışsınız ve bir daha ardınıza bakmamışsınız. Ki hiçbir gizemi olmayan bir evren, 'deterministik ve ölü' bir evren olurdu, sizin aşkınlık ve aşk yüceltmelerinizin de imkansız olduğu bir yer olurdu.

Oysa, görelilik kuantum fiziğinden daha gizemli değil. Veya küçüçük bir maddenin nasıl o kadar fazla enerjiye dönüştüğünden daha gizemli değil.

Öyleyse bence ayrıntıyı bırakıp köke inelim. Ayrıntı üzerinden ikna edilebilir görünmüyorsunuz. Her ayrıntıya içinizden zorlayıcı bir güdü ile 'bir hata, bir yanlış anlama etiketi' yapıştırmayı tercih ediyorsunuz. Çünkü evrenin fantastik bir yer olmasını kabul edemiyorsunuz aslında. Ki bu teoriler fantastik midir, o da ayrıca tartışılır. Dünyayı düz gören insanın da, yuvarlak olmasını aklı almıyordu. Ona göre bu fantastik birşeydi. Hatta hala var, dünya aslında düzdür diyenler.

Yani 'olay' bu konuları/şeyleri daha iyi incelemede yatmıyor, sizin kendinizi daha kök analizlere tabii tutmanızda yatıyor gibi gözüküyor.



zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #159 : Ekim 19, 2020, 02:29:29 ÖS »


Ama açıkçası bunlarla ikna olabileceğinizi sanmıyorum. Çünkü daha temelde halledilmesi gereken birşey var gibi.

 

Doğrudur. Özel görelilik teorisinin kökündeki/temelindeki yanlışlığı keşfettiğimden bu yana teorinin türev çıkarımlarındaki ve onaylayıcı çalışmalardaki hataları kolayca görebiliyorum.

Bunu siz de yapabilirsiniz; diğer izleyenler de yapabilir: Fotonun kaynağı ile olan hareket ilişkisi yol araba ilişkisindeki gibi doğrudan bağıllık anlamında değildir (teori doğrudan bağıllık iddiasındadır); kaynak foton ilişkisi, oyuncu top ilişkisindeki gibidir, yani oyuncu topu fırlattıktan sonra topdan bağımsız doğrultularda gidebilir ve ara mesafe  topun hızı +/- oyuncunun hızı olan bileşke hız değeri ile değişir. Bir kağıt kalem alıp bu anlatımı çizerek içselleştirebilirsiniz.

Teori aleyhine en etkili argüman budur. Burada paylaşılmış; tezgaha konmuştur ve insani bilişsel kapsama kapasitesi içindedir.
« Son Düzenleme: Ekim 19, 2020, 04:01:18 ÖS Gönderen: zgnrsn-R »

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #160 : Ekim 19, 2020, 05:02:01 ÖS »
Bence de bunu çözmeliyiz, gerisi ayrıntı.

Öncelikle şöyle birşey söylemeliyim. CRT katod tüpleri elektronları hızlandırıyor. Işık hızının %20-30'una kadar getiriyormuş. Sizin hızlandırıcıda hızlandırılan ve ışık hızının %99.9999 küsuruna kadar getirilen proton, elektronun kütle olarak 1800 katı. Ve bu iş için devasa enerji gerekiyor. Eğer eşit enerjiye eşit hızlansa idi, bu gerekmezdi. Bu bir sonuç. İtiraz edilebilecek birşey değil. Ölçme hatası, çekim hatası vs olamayacak kadar büyük bir fark bu. Şimdi normalde bu sonucu gören bir zihnin, düşüncemde bir yerlerde hata olmalı diye geriye sarması gerekiyor. Çünkü artık acaba şundan mı bundan mı, denemeyecek kadar büyük bir fark sözkonusu. Saniyenin milyonda biri, cm'nin milyonda biri gibi bir fark değil, gözardı edilemeyecek bir fark. Demek ki bir yerde sorun var.

Newton fiziği ile bu sonuç çıkamaz. Sizin Newton-Einstein melezi fiziğiniz (ışık hızını sabit kabul ettiğiniz için iki taraftan da birşeyleri alıyor) bu sonucu üretiyor. Ama normal hayatta böyle bir sonuç yok.

---

Şimdi geri dönelim. Görelilik fiziği fotonu yol-araba ilişkisindeki gibi bağıl almıyor. Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor. Yani futbolcu-top ilişkisindeki gibi ele alıyor. Top da bir kere ayrılınca futbolcudan etkilenmez.

Burada bazı ilginç sonuçlar çıkıyor, zıt yönde iki fotonun durumu gibi. Bunları konuşmak olayın daha kökü ile ilgilenmemizi sağlar. Ama olayın bir de psikolojik kökü var. Fantastik veya gizemli/bilinmeyenli bir dünyayı kabul edememekten kaynaklanan karşı çıkmayı bir kenara bırakmamız gerekli. O bizi ilerletmiyor. Gizemli veya gizemsiz, olanı olduğu gibi kabul edebilmeliyiz.


« Son Düzenleme: Ekim 20, 2020, 08:19:39 ÖÖ Gönderen: oe_ »

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #161 : Ekim 19, 2020, 07:34:38 ÖS »


Şimdi geri dönelim. Görelilik fiziği fotonu yol-araba ilişkisindeki gibi bağıl almıyor. Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor. Yani futbocu-top ilişkisindeki gibi ele alıyor. Top da bir kere ayrılınca futbolcudan etkilenmez.

 

Doğruya doğru. Hemen kayıt altına alayım dedim. Buradan devam edeceğiz.

İsterseniz bir kez daha düşünün. Özel görelilik teorisinin kaynak-foton ilişkisini araba yol ilişkisi gibi dikkate aldığı benim için çok açık.

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #162 : Ekim 19, 2020, 09:18:02 ÖS »
Yazdım zaten. "Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor"
İtirazınız varsa açıklamanız gerekli.

zgnrsn-R

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 143
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #163 : Ekim 20, 2020, 12:07:53 ÖS »
Yazdım zaten. "Tam tersi fotonun hızı, ayrıldığı kaynağın hızından bağımsızdır, ondan etkilenmez diyor"
İtirazınız varsa açıklamanız gerekli.

Özel görelilik teorisi postulalarından biri ışık hızının sabit olduğu diğeri sabit ve doğrusal hareket eden bir objenin/cismin eylemsiz çerçeve muamelesi göreceğidir (Foton, sabit ve doğrusal hareket eden kaynağından c sabit hızıyla uzaklaşır deniyor). Kaynağı nereye giderse gitsin foton ile arasındaki mesafe c hızıyla artacaktır iddiasıdır*. Bununla yetinilmiyor; aynı fotonun diğer ardışık dış referans çerçevelerden**  de c hızıyla uzaklaşacağı  esas alınıyor (kaynak tren içindeyse, aynı foton perondan, güneşten, galaksi merkezinden…. Uzay boşluğundaki noktalardan da aynı c  hızıyla uzaklaşır kanaati üzerinden Lorentz dönüşümleri inşa ediliyor).

* Bu noktada güçlü bir argümanı var: "Ölçtüm" diyor. Gerçekten bu argüman, çoğu -hatta, neredeyse tüm- insanlar için geçerli olagelmiştir. Neyi ölçtüğünü düşünmeye sorgulamaya gerek duymuyor; çünkü mekanikte hangi hızı ölçse kendi ortamına bağıl hızı ölçtüğünü deneyimlemiş yerel/kadim postula haline  getirmiş durumda; otomatik olarak bağıl olduğuna hükmediyor.

** Daha dış çerçevelerde de ölçtüğümde gene  c  değerini bulacağım; çünkü fizik yasaları evrenin her yerinde aynıdır diyor. Burada doğru olan evrenin her yerinde uzay boşluğuna göre olan ışık hızının ölçülebildiğidir. SR, ışığın her çerçeveden c hızıyla uzaklaştığı yanılgısında; bilişsel kusurun ayırdına varmak çok zor değil.

Not: Işık hızı ölçümü gidiş dönüş çift izlekli ve sürekli foton akımı olan deney ve düzenek ile gerçekleştirilir. Bu düzenek foton ile kaynak arasındaki mesafenin değişim hızını değil, fotonun en dış çerçeveye (uzay boşluğuna göre olan) hızını ölçebilmektedir. Her doğrultuda aynı değerin bulunması bu yargının güçlü bir kanıtıdır.  Tek yönlü ve tek foton paketi ile yapılan ölçümler c değerini vermemektedir.
« Son Düzenleme: Ekim 21, 2020, 11:29:52 ÖÖ Gönderen: zgnrsn-R »

oe_

  • Sr. Member
  • ****
  • İleti: 282
Ynt: Özel görelilik teorisi konusunda final sunum
« Yanıtla #164 : Ekim 21, 2020, 02:52:47 ÖS »
Peki. Siz böyle söyleyince tekrar düşünmeye başlıyorum. İnceleyelim.

Şimdi 1. tren duruyor olsun.
Yanındaki 2. tren saatte 50 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.
Yanındaki 3. tren de saatte 100 km hızla doğuya (sağa) gidiyor olsun.

Eğer sizin söylediğiniz şekilde olsa idi, 1. trenden sağa doğru tutulan ışığın hızı c iken, 2. trendeki sağa doğru tutulan ışık c+50, 3. trendeki ise c+100 ölçülmesi gerekmez miydi?

Burada herbir tren kendi gönderdiği ışığın hızını c olarak ölçüyor. Ancak herbir tren diğer trenlerin ışıklarının hızlarını ölçerse gene c olarak ölçüyor. Hesaplar buradan doğuyor (göreli zaman yavaşlaması vs).

Yani aslında ışığın trenin hızından etkilenmemesi açısından futbolcu-top örneğine benziyorlar. Çünkü top futbolcunun hızından etkilenmiyor. Aslında bu örnek de yanlış, çünkü top futbolcunun ona vurduğu andaki hızından etkilenir. Futbolcu tüm cüssesiyle vuruyor, yani duran adam topu aynı hıza çıkarmak istiyorsa daha güçlü vurmalı koşan adamdan. Neyse.

Ancak bu noktadan sonra işler karışıyor. Çünkü o noktadan sonra herbir hesap ve gözlem için "şu trene göre" sözünü eklemezsek, sonuç yanıltıcı olur. Örneğin diyorsunuz ki; "Kaynağı nereye giderse gitsin foton ile arasındaki mesafe c hızıyla artacaktır, iddiasıdır". Bunu kim, hangi gözlemci, hangi tren söylüyor? Mesafe c ile artacak, ama kime göre? Çünkü hız göreli, zaman göreli olduğu gibi, mesafe de göreli. Herbir cümlenin/hesabın başına "şu trene/kaynağa/fotona göre" gibi bir ibare koymazsak "sanki mesafe hepsi için artıyor azalıyor" gibi olur, o zaman da saçma bir sonuçla karşılaştığımızı düşünürüz, çünkü tüm bu 'farklı' mesafelerin hepsinin aynı anda doğru olamayacağı sonucuna varırız. Oysa herbir referansa göre mesafenin yorumu da (tıpkı zaman, kütle, hız vs gibi) değişmektedir.

Belki o tren örneği üzerinden gidebiliriz, daha fazla analiz etmek için.